Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/2236 E. 2024/57 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/2236
- Karar No
- 2024/57
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/2236
KARAR NO: 2024/57
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 28/01/2020
NUMARASI: 2019/698 E.-2020/35 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/01/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ile ortak olarak inşaat yapmak için Sapanca Noterliğinden düzenlemiş bulundukları 03/04/2014 tarih ve ... sayılı kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince ilk inşaat malzemesinin parasını davalının vereceği, bunun karşılığı olarak, ileride ödenmek üzere davalıya her birisi 10.000 TL'den olmak üzere 3 adet toplam olarak 30.000 TL'lik açık vadeli ve tanzim tarihi olmayan senetleri verdiğini, bu senetlerin karşılığı olarak yapılmış bulunan Sakarya ili Sapanca ilçesi ... mah. ... mevkiinde bulunan ve tapunun ... ada,... parselde yapılmış bulunan binadaki ...blok zemin kattaki 1 nolu dairede bulunan hissesinin tamamını, 26.11.2014 tarihinde ..., davalı ...’a tapudan devir ederek dava konusu senetleri ödediğini ancak, müvekkili ...'ın senetlerin iadesini talep ettiğinde, davalının bugün yarın vereceğim diyerek oyalama yoluna gittiğini, daha sonra da gerek tanzim tarihlerini ve gerekse vadelerini sonradan yazarak, İstanbul Anadolu ...İcra Müd. ... esas sayısı ile tahsil için işleme koyduğunu, davalının burada kötü niyetli olduğundan ve müvekkilinin de bu senetlerden dolayı borcu bulunmadığından, toplam olarak 30.000 TL'lik borçlarının olmadığının tespitini, ayrıca bu senetler icraya konulduğundan, icra dosyasındaki borcun tamamını feri leri ile birlikte icra veznesine kati ve süresiz banka teminat mektubu ile depo ettiklerinden dosyaya yatmış bulunan dosya alacağının alacaklıya ödenmemesi açısından gerekli teminat karşılığının dava sonucuna kadar, icra veznesinde ki paranın alacaklıya ödenmemesi için tedbir konularak durdurulmasını ve daha sonrada takip konusu senetlerin iptalini, davalının dava konusu olan 30.000 TL'nin % 20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacının dayanak yaptığı İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas dosyası incelendiğinde görüleceği üzere davacı borçlunun icra memurunun tanzim ettiği ödeme emirlerine şikayetlerinin bulunduğunu, her defasında taraflarından yeni bir işlem yapılarak senetleri işleme koymaya çalıştıklarını, bu arada davacı borçlu şikayetleri dolayısıyla aleyhlerine verilen ödeme emirlerinin iptali kararları dolayısıyla en son İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/361 Değişik İş kararına dayalı olarak ihtiyati haciz kararı ile işlem yapılarak esas icra takibine geçildiğini takibin kesinleştiğini, bilahare davacı borçlu hakkında adına kayıtlı banka hesap ve tapu kayıtlarına haciz uygulanmakla davacı yan bu defa yine söz konusu hacizleri kaldırmak zorunda kaldığından kötü niyetle işbu davayı açtığını, davacının iddalarını kabul etmediklerini, dava konusu edilen senetlerin yapılan inşaatlarla bir ilgisi bulunmadığını, davacının yaptığı işlemlerle müvekkilinin yıpratıldığını, davacıyı kalkındırırken kendisinin mağdur edildiğini, davacının 11.12.2015 tarihinde sıkıntıları dolayısıyla müvekkilinden 2016 yılının Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında ödemek şartıyla borç olarak 30.000 TL talep ettiğinden senet tanzimleri yaparak müvekkiline 3 adet senet verdiğini, karşılığında müvekkili tarafından davacıya nakit ödeme yapıldığını, davacının halen gerçek dışı beyanlarla mahkemeyi yanıltığını beyan ile haksız davanın reddini ve %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Davacı taraf ilgili bono bedellerinin müvekkili tarafından ,Sakarya İli Sapanca İlçesi ... Mah. ... mevkiinde bulunan tapunun ... ada,... parselde yapılmış bulunan b blok zemin kattaki 1 nolu dairede bulunan hisselerinin davalıya devri ile ödendiğini dile getirmiştir. Davalı vekili ise cevap dilekçesi ile davacı tarafın iddiasını kabul etmeyerek bonoların davacının 2015 senesinde müvekkilinden aldığı borçlara karşılık aldığını savunmuştur.Davacı vekilinin bonoların açık kambiyo senedi olarak düzenlendiği iddiası doğrultusunda dosya incelenmiştir.Açık kambiyo senedi düzenlendiği iddiasında olan taraf hem doldurma anlaşmasının varlığını hem de açık kambiyo senedinin taraflar arasındaki bu anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu ispat etmesi gerekmektedir. Senede karşı senetle ispat kuralı gereğince senedin açık kambiyo senedi olduğunu iddia eden davacı, iddiasını yazılı delille kanıtlamakla mükelleftir.Ancak davacı tarafından sunulan sözleşme incelendiğinde bonoların sözleşme çerçevesinde verileceğine ilişkin bir ibarenin bulunmadığı anlaşılmış olup davacının senedin sözleşmeye karşılık açık kambiyo senedi olarak verildiği iddiasını kanıtlayamadığı tespit edilmiştir.Taraflarca itiraza uğramayan bono fotokopiler incelendiğinde düzenleme tarihlerinin 11/12/2015 ,vade tarihlerinin ise 01/05/2016,01/06/2016,01/07/2016 olduğu anlaşılmıştır.Davacı tarafın senetlerin açık kambiyo senedi olarak sözleşmeye binaen verildiğini kanıtlayamaması,senetlerin düzenleme tarihlerinin davacının iddasının aksine sözleşme tarihinden 1 sene ileride olması gözetildiğinde davacının iddialarını ispatlayamadığı tespit edilmiştir.24/09/2019 tarihli duruşmada davacı vekiline yemin delili hatırlatılmış,davacı vekili yemin metni hazırlanması için süre talep etmiş ancak kendisine verilen kesin süre içerisinde yemin metnini sunmamıştır.Davacının menfi tespit davasının alacaklı lehine sonuçlanması nedeniyle İ.İ.K'nın 72/4.maddesi uyarınca yüzde 20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -davayı İstanbul Anadolu 8.Asliye Hukuk Mahkemesinde 01.05.2017 tarihinde menfi tespit davası olarak açtıklarını, ancak mahkemenin görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğuna karar vererek; dosyayı Asliye Ticaret Mahkemesine gönderdiğini, görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, -Sapanca Noterliğinden düzenlenmiş bulunan 03/04/2014 tarih ve yevmiye ... sayılı, Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı inşaat sözleşmesi ile yüklenici sıfatı yüklenerek; inşaat yapılması için toprak sahipleri ile yapılan, Sakarya İli, Sapanca İlçesi, ... Mahalle Mevkii ... parselde kayıtlı bulunan arsada inşaat yapılması işinin üslenilmesi nedeni ile tarafların bu inşaatı ortak olarak yaptıklarından, kendilerine düşen dairelerin taraflar arasında eşit şekilde paylaştırılmasının dikkate alınmaması nedeni ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, dava konusu senetlerin karşılığı olarak, Sakarya İli Sapanca İlçesi ... Mah. ... Mevkiinde bulunan ve tapunun ... ADA, ... Parselde yapılmış bulunan binadaki ... Blok ... kattaki ... nolu dairede bulunan hissisinin tamamını 26.11.2014 tarihinde ...'ın, davalı ...’a tapudan devir ettiğini, dava konusu senetlerin kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile ilgili olarak verildiğini, davalının tapudaki devir ile birlikte senet bedellerini almış olmasına rağmen vade ve tanzim tarihi boş olarak almış olduğu senetleri müvekkiline iade etmediğini, mükerrer tahsil amacı ile kötüniyetli olarak takibe koyduğunu, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas numara ile takibe konulmuş bulunan senetlerde vade olmamasına rağmen, daha sonra davalı tarafça senetlere vade konularak işleme konulduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu,
-huzurdaki menfi tespit davasında, İstanbul Anadolu ...icra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına 23/05/2017 tarihinde depo ettikleri 39.640,08.TL.sı için İstanbul Anadolu 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin vermiş olduğu tedbir kararı yine aynı mahkeme tarafından kaldırılarak, dosyada ki paranın, 27/10/2017 tarihinde davalının banka hesabına ödenmiş bulunması nedeni ile davalarının ...72/6 gereği kendiliğinden istirdat davasına dönüşmüş olduğu göz önünde bulundurulmadan, menfi tespit davası olarak davaya devam edilip hüküm kurulduğunu, bu nedenlerle davalarının istirdat davası olarak devamına, icra dosyasına yatan 39.640,08TL.sının, ödeme tarihi olan 23/05/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, ayrıca, %20 den az olamamak üzere kötüniyet tazminata hükmedilmesine ve davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla girişilen takipten kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin olmakla, 6102 sayılı TTK 4 maddesi gereğince TTK dan kaynaklanan uyuşmazlık niteliği taşımaktadır. Dava aynı kanunun 4.maddesi gereğince mutlak ticari dava niteliği taşıdığından uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu, senedin kambiyo senedi taşıyıp taşımadığı hususunun asliye ticaret mahkemesince tartışılması gerektiği, bu itibarla göreve yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakden" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borcun nedeni "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılaca, bunun sonucu olarak da, iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin ta'lili denmektedir. Bu anlamda ta'lili senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir.Somut olayda; davaya konu lehtarı davalı, keşidecesi davacı olan düzenleme tarihlerinin 11/12/2015, vade tarihlerinin ise 01/05/2016,01/06/2016,01/07/2016 olduğu her biri 10.000 TL bedelli bono kayıtsız borç ikrarı içermektedir. Senetten kaynaklanan kambiyo hukukundan doğan kambiyo ilişkisine dayalı olarak alacaklının bir istemde bulunması durumunda, borçluya istemi yerine getirmekten kaçınma hakkı veren itiraz ve defiler sınırlıdır. Kambiyo senetlerindeki mücerretlik ilkesi gereği senede ilişkin iddiaların senetle aynı nitelikteki delillerle davacı yanca ispatlanması gerekmekle, tapudan devir ettiğini, dava konusu senetlerin kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile ilgili olarak verildiğini, davalının tapudaki devir ile birlikte senet bedellerini almış olmasına rağmen vade ve tanzim tarihi boş olarak almış olduğu senetleri iade etmediğini, yazılı olarak ispatlaması gerektiğinden, dosyaya sunulan delillere göre davacının iddialarını ispatlayamadığı, satışın yapılmış olmasının tek başına bonoların satıya yönelik düzenlendiğini göstermeyeceği, satışta bonolara atıf yapılmadığı anlaşılmakla, davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu, istirdat ve menfi tespite ilişkin uygulanacak usullerin aynı olduğu, istirdat isteminin davanın kabulüne kararı verilmesi halinde uygulanacağı ancak davanın reddine karar verildiği, davacı vekilinin istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/01/2020 tarih ve 2019/698 E, 2020/35 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/01/2024