Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/223 E. 2020/2090 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/223
Karar No
2020/2090
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/2142 KARAR NO : 2025/576 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/01/2023 NUMARASI : 2022/205 Esas - 2023/49 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Tapu İptali ve Tescil DAVA TARİHİ : 11/10/2021 KARAR TARİHİ : 27/03/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 27/03/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; huzurdaki ilk taleplerinin Hisse Devir Protokolünün İfası zımnında zikredilen malvarlığı değerlerinin davalılar adına olan tescillerinin iptali ile bu malvarlığı değerlerinin müvekkil davacı adına tescil edilmesine ilişkin olduğunu, huzurdaki davadaki ikinci taleplerinin, şirket gelirleri ile elde edilmekle davalıların malvarlığında bulunan taşınmazların tespiti ve bu taşınmazların dava tarihindeki değerinin, müvekkili davacının ortaklıktan çıktığı dönemdeki hisse oranına tekabül eden kısmının tazminat niteliği ile müvekkili davacıya ödenmesi olduğunu, zorunlu arabuluculuk müessesesine başvurulmuşa da sonuç alınamadığını, tüm bu nedenlerle, Hisse Devir Protokolü'nün gereği olarak müvekkili davacıya teslim ve lehine tescil edilmesi gereken, Kocaeli ili, Gebze ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmazda kâin 1 (bir) adet dubleks ve 2 (iki) adet (2+1 niteliğindeki) bağımsız bölümün davalılar lehine olan tescillerinin İptali ile bu bağımsız bölümlerin müvekkili davacı adına tesciline, taleplerinin bir şekilde kabul görmemesi veya mevcut taşınmazların müvekkil davacı adına tescilinin mümkün olmaması varsayımında, mezkûr taşınmazların dava tarihindeki rayiç değerlerinin (belirsiz alacak davası niteliği ile) şimdilik 5.000,00 TL'sinin (ticarî işler İçin uygulanan faizi ile birlikte) davalılardan müteselsilen tahsil edilerek müvekkili davacıya ödenmesine, davalıların şirket gelirlerini kendilerine maletmeleri sonucu ile kendi nam ve hesaplarına iktisap ettikleri, ... İçin Kocaeli ili, Gebze ilçesi. Hacı Halil mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz (Anı Otel binası), Kocaeli ili, Gebze ilçesi, Mustafapaşa mahallesi, ... ada ... parsel sayılı numaralı bağımsız bölüm (Stad arkası, opetyanı daire), Kocaeli ili, Gebze ilçesi, Hacıhalil Mahallesi, ... ada .. parsel sayılı numaralı bağımsız bölüm, Kocaeli ili, Gebze ilçesi, ... Mahallesi, .... ada .. parsel sayılı numaralı bağı m si 2 bölüm, Kocaeli ili, Gebze ilçesi, Sultan Orhan Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz. (Ramada Otel binası) , Kocaeli ili, Gebze ilçesi, Güzeller mahallesi, ... ada .. parsel sayılı taşınmazın l/j hissesi (Çeşme market yanı), Kocaeli ili, Körfez ilçesi, Himmetli Köyü, ... parsel sayılı taşınmaz, Kocaeli ili, Dilovası ilçesi, Demirciler mahallesi, ... parsel sayılı taşınmaz, İstanbul ili, Pendik ilçesi, Kurtköy mahallesi, ... ada .. parsel sayılı taşınmazda kâin .. numaralı bağımsız bolüm, Kocaeli ili, Derince ilçesi, Geredeli mahallesi, ... parsel sayılı taşınmaz, Mahkemece yapılacak ekonomik ve sosyal durum araştırması akabinde aynı şekilde iktisap edildikleri ortaya çıkması muhtemel sair taşınmazların, Hisse Devir Protokolünün akdedildiği tarihteki müvekkili davacının hisse oranına tekabül eden kısmının, işbu davanın açıldığı tarihteki rayiç değerlerinin (belirsiz alacak davası niteliği ile) şimdilik 2.500,00 TL'sinin davalı ...'tan ve 2.500,00 TL'sinin de davalı ...'tan (ticari işler için uygulanan faiziyle birlikte) alınarak müvekkili davacıya ödenmesine, karşı vekâlet ücreti de dâhil olmak üzere her türlü yargılama giderinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının davasının dayandığı protokolde kendisine düşen yükümlülüğü yerine getirmediği, aksine davalılardan edimlerini yerine getirmediği iddiası ile alacak talep ettiği, arabulucuya başvuru tarihine bakıldığında davacın nasıl kötü niyetli olduğu açıkça ortaya çıktığını, sözleşmenin yapıldığı tarihte ittila ettiğini kabul ederek dava yoluna başvurduğu, ancak davalıların kendisinden edim talep etmemesi için zaman aşımı süresinin geçmesini beklediği, bu bir nevi kurnazlıkla hukukun arkasına dolanma işlemi olup, kötü niyetin tüm unsurlarını taşıdığını beyanla; davacının müvekkillerine yönelik açmış olduğu dayanaktan yoksun ve haksız davasının usul ve esastan reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Davanın 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-d ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın TBK'nın 36/2 m. hükmü bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini, üçüncü kişinin hilesi iddiaları bağlamında değerlendirme yapılabilmesi için, dava dışı Altıntaş Şirketi'ne açtıkları tescil talepli davanın sonucunun görülmesi/beklenmesi gerektiğini, tapu tescil talebinde ısrarcı olduklarının açık olduğunu, ne var ki feri taleplerinin bir tercih olmadığı, asıl taleplerinin (herhangi bir nedenle) kabul görmemesinin zorunlu bir sonucu olduğunu, Mahkemenin terdit mefhumunu hatalı yorumladığı (en azından somut olayda yanlış anladığı) kanaatinde olduklarını, netice olarak bir kez daha ifade etmek gerekirse, dava dışı Altıntaş Şirketi aleyhine açılan davanın huzurdaki dava açısından bekletici mesele sayılması gerekirken, mezkür davanın açılmış olmasını huzurdaki davanın reddine gerekçe yapılmasının doğru olmadığını, açıktır ki davanın usulden ve “dava şartı yokluğu” nedeniyle reddedilmişse de atıf yapılan özellikle HMK m.114/1-d hükmünün hangi gerekçe ile ret kararına dayanak tutulduğunun anlaşılamadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalılar vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/01/2023 tarih, 2022/205 Esas - 2023/49 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava tapu iptal tescil, olmazsa tazminat talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalıların kardeş oldukları, tarafların ayrıca dava dışı Altıntaş Tur. ve Oto. Tic. Ltd. Şti.’nin ve Altınlas Oto. İnş. Nak. ve Pet. Ürü. San. ve Tic. Ltd. Şti’nin ortakları oldukları, tarafların arasında anlaşmazlık çıkması üzerine, davacının “Hisse ve Varlık Devir Protokolü”nü imzalamak zorunda bırakıldığı, davalıların anılan protokol gereği davacıya devredilmesi kararlaştırılan Kocaeli İli Gebze İlçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazdaki bir adet dubleks bağımsız bölüm ile 2 adet 2+1 bağımsız bölümün davacıya devredilmediğinden bahisle anılan taşınmazların davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tescili, bu mümkün olmadığı takdirde anılan taşınmazların rayiç değerlerinin davacıya ödenmesi, ayrıca davalıların şirket yetkilisi olarak şirket gelirlerinden kendilerine haksız kazanç elde ettiklerinden tazminat talepli eldeki davayı açtığı, mahkemece şirket yetkililerinin tazminat taleplerinin bu dosyadan tefrik edildiği, eldeki davada protokole dayalı olarak açılan tapu iptal ve tescil olmazsa alacak talepli davanın ise bu dosya üzerinden devamına karar verildiği, davacı tarafından daha sonra taşınmazların kayıt maliki dava dışı Altıntaş Tur. ve Oto. Tic. Ltd. Şti. hakkında da aynı taşınmazlar yönünden tapu iptal ve tescil davası açıldığı, mahkemece eldeki davada, davalıların kayıt maliki olmaması nedeniyle asıl talebin usulden reddine, terditli talep yönünden ise, davacının kayıt malikine tapu iptal tescil davası açarak tercih hakkını tapu iptal tescil yönünde kullanarak bu talepte ısrar ettiği gerekçesiyle terditli talep yönünden ayrı bir değerlendirme yapmayarak davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı taraf istinaf yasa yoluna başvurmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Terditli dava" başlıklı 111 inci maddesinde düzenlenen biçimde terditli dava açılabilir. Terditli davalarda aynı davalıya karşı birden fazla talep, aralarında bir aslilik ferilik ilişkisi kurmak suretiyle aynı dava dilekçesinde ileri sürülebilir. Ancak bu talepler arasında hukuki bağlantının bulunması şarttır. Öte yandan, anılan Yasanın 111 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtildiği üzere Mahkemece davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, feri talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz. Terditli davalarda, davacı iki ayrı talepde bulunur, ancak bu taleplerini terditli (kademeli) olarak yapar. İlk önce, asıl talep hakkında karar verilmesini ister, yardımcı talebini ise, asıl talebin reddedilmesi ihtimali için yapar (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 05.03.2020 tarihli ve 2020/223 E., 2020/2090 K. sayılı ilamı). 6100 sayılı HMK'nın 297/2. maddesinde, mahkeme kararında taraflara yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddüt gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür. Hüküm fıkrası, kararın esası olup, açık ve infazı mümkün olmalıdır. Davanın açıldığı tarihteki duruma göre hüküm fıkrasında, asıl talep ile terditli talepler hakkında, şüphe ve tereddüt gerektirmeyecek biçimde, açık olarak karar verilmelidir. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2021/4390 esas 2022/2602 karar sayılı ilamı) Somut olayda; Davacı taraf, taraflar arasında imzalanan “Hisse ve Varlık Devir Protokolü” kapsamında davacıya devredilmesi gereken 3 adet taşınmaz yönünden tapu iptali ve tescili olmadığı takdirde taşınmazların rayiç değerinin tahsili için eldeki davayı açmıştır. 6100 sayılı yasanın 111. Maddesi düzenlemesine göre; davacı aynı davalıya karşı aralarında hukuki veya ekonomik bağlantı bulunan birden fazla talebini aralarında aslilik ve ferilik ilişkisi kurarak aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Terditli davalardaki taleplerden biri asıl taleptir; ikincisi feri taleptir. Davacı, ilk önce asıl talep hakkında karar verilmesini ister, yardımcı talebini ise asıl talebin reddedilmesi ihtimali için yapar. Mahkeme de, davacının asıl talebinin esastan reddine karar vermedikçe, feri talebi inceleyemez ve karara bağlayamaz. Davacının asli talebi olan tapu iptali ve tescili ile, bu mümkün olmadığı takdirde anılan taşınmazların rayiç değerinin davalılardan tahsili talepleri arasında 6100 sayılı yasanın 111/1.maddesi kapsamında aslilik-ferilik ilişkisinin kurulduğu, talepler arasında hukuki bağın bulunduğu anlaşılarak davanın terditli dava olduğu, asli talebin tapu iptali ve tescil, feri talebin ise alacak niteliğinde olduğu görülmektedir. Mahkemece davacının asli talebi olan tapu iptal ve tescil talebi hakkında talebin reddine karar verilmiş olup, bu durumda davacının fer’i talebi olan alacak talebi hakkında 6100 sayılı yasanın 111/2.maddesi gereği bu talep hakkında bir değerlendirme yapılarak hüküm tesis edilmesi gerekirken (Benzer yönde Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2021/4390 esas 2022/2602 karar sayılı ilamı), davacının kayıt malikine karşı açtığı dava nedeniyle tapu iptal ve tescil talebinde ısrar ettiği ve feri talebini tercih etmediğinden bahisle, 6100 sayılı yasanın 111/2. Ve 297/2. Maddelerine aykırı şekilde anılan feri talep hakkında olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapmadan karar verilmesi hatalıdır. O halde mahkemece; Hükümlerin, davayı esastan çözümleyen, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sona erdiren nihai kararlar olduğu, hüküm ile taraflar arasındaki uyuşmazlık sona ereceği ve hüküm kesinleşince artık o uyuşmazlık hakkında yeni bir dava açılamayacağı nazara alınarak; HMK'nın 297/son maddesi gereğince hüküm fıkrasının açık olması taraflara bahşedilen vazife ve haklar, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde yazılmalı, hüküm infazı kabil olmalıdır. Dava açıldığı tarihteki şartlara göre karara bağlanmalı, şarta bağlı ve terditli hüküm kurulmamalı, hüküm fıkrasında asıl taleple birlikte yardımcı talep hakkında da olumlu veya olumsuz bir karar verilmeli, (Benzer yönde Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2022/1079 esas 2022/5742 karar sayılı ilamı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 21.05.2020 tarihli ve 2018/3660 E., 2020/3890 K. sayılı ilamı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2023/1761 esas 2024/44 karar sayılı ilamı), karardan önce ise davacı tarafında asıl tapu malikine karşı açılan davanın geldiği aşama dikkate alınarak dosyanın bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı, eldeki dosya ile birleştirilip birleştirilmeyeceğinin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Anılan nedenlerle, davacının istinaf talebinin HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince kabulüne, diğer istinaf istemlerinin kaldırma nedenine göre bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ilk derece mahkemesi kararının anılan sebeplerle kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/01/2023 tarih, 2022/205 Esas - 2023/49 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) ve 355. maddesi uyarınca kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine, 5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.27/03/2025 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/223, K. 2020/2090, T. 21.05.2020, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-223-e-2020-2090-k-a951b3f86e6b