Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/9345 E. 2025/4868 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/9345
Karar No
2025/4868
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/384 D.İş, 2023/426 K. İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 09.02.2017 tarihinde davalıya ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın, davacının yolcu konumunda olduğu araçla karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu davacının yaralanarak en az %19 oranında malul kaldığını, davalıya 16.05.2022 tarihinde yapılan başvurunun 03.07.2020 tarihinde 33.725,00 TL ödeme yapıldığı gerekçesiyle reddedildiğini, sunulan maluliyet raporunda artan maluliyet hususunun açıkça tespit edildiğini, maluliyette artışın yeni bir olgu olup yeniden başvuru yapılmasının mümkün olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 8.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 24.03.2023 tarihli dilekçesiyle talebini 296.275,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurana Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.02.2020 tarihli ve 2019/258 Esas, 2020/124 Karar sayılı kararıyla feriler hariç 12.872,51 TL sürekli ve 2.541,50 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 327,61 TL bakıcı gideri tazminatının ödendiğini, başvuranın mükerrer talepte bulunduğunu, kesin hüküm nedeniyle başvurunun usulden reddi gerektiğini, avans faizi talebinin hukuka uygun olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının mahkemede açtığı davada %2 oranında maluliyeti bulunduğu belirlenerek hüküm altına alınan tazminatın davacıya ödendiği, eldeki başvuruda artan maluliyet iddiasıyla %19'lu rapor üzerinden başvuruda bulunulduğu, artan maluliyet bulunup bulunmadığına dair bilirkişiden alınan raporda %11 oranında maluliyet bulunduğu belirtilmesine rağmen mahkemece alınmış ATK raporu ile başvurucunun sunmuş olduğu maluliyet raporu arasındaki çelişkinin, muayene bulgularının sübjektif değerlendirilmesi nedeniyle olduğunun tespit edildiği, oranlar arasındaki farkın artan maluliyete ilişkin olmadığının tespit edildiğinin belirtildiği, mahkemece alınan raporun yerindeliğinin denetimi HMK m. 114 gereği mümkün olmayıp işbu başvuruda ancak artan maluliye olup olmadığının tartışılabileceği, mahkemece alınan rapora ise ancak o dosyada itiraz edilebileceği, tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde artan maluliyet olmadığı, aradaki farkın da sübjektif değerlendirme sebebiyle heyetçe ortaya konulduğu gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile artan maluliyete ilişkin çelişkinin giderilmesi bakımından hakemlikçe dosya bilirkişiye verilerek artan maluliyet olmadığı, aradaki farkın da sübjektif değerlendirme sebebiyle olduğu heyetçe ortaya konulduğundan başvurunun reddine karar verildiği, hakem kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet oranında bir artış olduğu takdirde bu durum yeni bir olgu olup artan miktar için dava açılabilmesinin mümkün olduğu, 16.07.2019 tarihli rapordan sonra zaman içinde davacının durumunun kötüleştiğinin 04.04.2022 tarihli adli tıp raporunda %19 olarak tespit edilen oranla sabit olduğunu, hakem heyetince atanan bilirkişi heyetinin özür oranını %11 olarak tespit ettiğini, böylece maluliyetin arttığının kesinleştiğini, talebin artan maluliyet olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını, talepleri gibi karar verilmesini, aksi kanaat halinde raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla raporu düzenleyen kurumdan ek rapor alınarak maluliyet artışının açıklığa kavuşturulmasını talep ettiklerini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 09.02.2017 tarihinde davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yolcunun maluliyet artışı nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. Somut olayda; davalının yaptığı ödemeye esas alınan ve Erciyes Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından kaza tarihinde geçerli Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen raporda davacının maluliyet oranı "kemik (çoklu kot, radius, ulna) kırıkları ve sinir defisiti" nedeniyle %2 olarak belirlenmiştir. Davacının eldeki başvuruya sunduğu İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 04.04.2022 tarihli raporda ise yine kaza tarihinde geçerli Yönetmelik hükümlerine göre davacının maluliyet oranı "skar dokusu, çoklu kot kırığı, sağ dirsek ve el bileği hareket kısıtlılığı, sinir sistemi-nörojenik ağrı" nedeniyle %19 olarak belirlenmiş; bu oranın artan oran mahiyetinde olduğu belirtilmiştir. Dosya kapsamında ayrıca Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesince kas iskelet sistemi üzerinden düzenlenen ve sürekli iş göremezlik bulunmadığına ilişkin 09.03.2018 tarihli bir rapor da bulunmaktadır. Uyuşmazlık Hakem Heyetince dosya üzerinde davacının son durum raporları temin edilerek aynı yönetmelik hükümlerine göre üç adli tıp uzmanından alınan maluliyet raporunda ise nörojenik ağrı ve skar arazlarının hesaplamaya dahil edilmediği, sağ kol radius ve ulna şaf kırığı arazının kaza ile illiyeti bulunduğu, hareket kısıtlılığı nedeniyle maluliyet oranının %11 olduğu, mahkemece alınmış rapor ile başvuruda sunulan rapor arasındaki çelişkinin muayene bulgularının sübjektif değerlendirilmesi nedeniyle olduğu, oranlar arasındaki farkın artan maluliyete ilişkin olmadığı belirtilmiş; İtiraz Hakem Heyetince bu gerekçeyle davacının itirazının reddine karar verilmiştir. Ancak sağ kol radius ve ulna şaf kırığının kazayla illiyeti bulunduğunun tespit edilmesinden sonra, dosya üzerinden alınan raporda sonuç olarak %11 maluliyet oranı belirlenmesine karşın, mahkemece alınan rapor ile başvuruda sunulan rapordaki çelişkinin hangi muayene bulgularının sübjektif değerlendirilmesi nedeniyle oluştuğu, oranlar arasındaki farkın neden artan maluliyete ilişkin olmadığı konusunda bir açıklık ve belirleme bulunmamakta olup rapor denetime de elverişli olmadığı gibi başvuruda sunulan rapor ile dosya üzerinde alınan rapor arasında çelişki hakem heyetince giderilmeksizin karar verilmesi de doğru görülmemiştir. Davacıya %2 iş göremezlik oranı üzerinden tazminat ödemesi yapan davalının hukuki durumunun, kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri uyarınca alınacak yeni bir raporda, artan maluliyet ile gelişen durum olup olmadığı sorunu çözüldükten sonra değerlendirilmesi gerekir. Gelişen durumun varlığı hâlinde gelişen durum yönünden yeniden dava açılabilmesi mümkündür. Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği hâlde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Trafik kazası sonucu yaralanmalar nedeni ile ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise artık “gelişen durum” ve dolayısıyla gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler söz konusu olmaktadır. Böyle hâllerde zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş sayılamaz. Gelişen durumun söz konusu olup olmadığı her olaya özgü olarak dosyaya sunulan delillere göre belirlenir. Bu itibarla; davacıdaki yaralanmanın hangi tarihli tedaviyle tamamen iyileştiği, iyileşme sonrası aynı yaralanma nedeniyle gelişen bir durumun bulunup bulunmadığı, varsa gelişen durumun hangi tarihte sona erdiği kesin olarak belirlenmelidir. Çünkü tedavinin ne zaman sona erdiği ve sürekli iş göremezlik oranının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir hâle geldiği, gerçek zararın tespiti açısından önemlidir. İtiraz Hakem Heyetince; kaza sonrası tüm tedavi belgeleri getirtilerek davacının %2 oranında sürekli iş göremezliğini belirleyen rapor, sürekli engel durumunun olmadığına dair düzenlenen 09.03.2018 tarihli rapor, davacının dosyaya sunduğu 04.04.2022 tarihli %19 oranlı rapor, Uyuşmazlık Hakem Heyetince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu düzenlenen 22.02.2023 tarihli %11 oranlı rapor ile karşılaştırılarak ilk rapor ile sonraki raporlar arasında maluliyet oranının belirlenmesine etki eden fiziksel ve fonksiyonel arazlarda zaman içinde gelişim olup olmadığını belirlemeye elverişli, yeni bir sağlık kurulu raporu alınmalıdır. Söz konusu rapor, davacının ikametine en yakın ve arazlarla ilgili oluşturulacak farklı bir uzman doktor heyetince, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, dosyada mevcut raporları düzenleyen üniversite hastaneleri dışındaki yetkili sağlık kurulu tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak ve bizzat muayene edilerek düzenlenmelidir. Açıklanan nedenlerle; davacıdaki yaralanmanın gelişen durum olup olmadığı ve davaya konu kaza nedeniyle davacının artan maluliyetinin bulunup bulunmadığı hususlarında gerekçeli, denetime elverişli ve kaza ile illiyet bağının kurulduğu yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,24.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/9345, K. 2025/4868, T. 24.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-9345-e-2025-4868-k-12c48adcdccd