Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/197 E. 2021/870 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/197
Karar No
2021/870
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/498 KARAR NO: 2025/706 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/12/2021 NUMARASI: 2020/197 E. - 2021/870 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ve davacı şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacının davalıya 1 adet CNC torna makinası ve makine ekipmanları satıp teslim ederek 30/06/2016 tarihli, 216.000,00TL bedelli fatura kestiğini, davalının kısmi ödemeler yaptığını, ancak kalan miktar olan 146.000,00TL'ninödemesinin gerçekleştirilmediğini, bu nedenle davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile faturadan kaynaklı kalan miktar olan 146.300,00 TL için icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davalının ikametinin Beykozda olduğunu, Beykoz Mahkemelerinin yetkili olduğunu, yetkili yerde başlatılmış bir icra takibi bulunmadığından işbu dosyanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, davalının ... Bankası Dudullu Sanayi şubesine bağlı banka hesabına oğlu ... tarafından 31/05/2016 tarihinde saat 10:46 da 100.000 TL, 01/06/2016 tarihinde saat 10:19 da 65.000 TL gönderildiğini, davalının, davacı şirketin yetkilisi olan ...ın talebi üzerine 01/06/2016 tarihinde saat 11:29'da 165.000 TL parayı ... Bankası Dudullu şubesinden çektiğini, 150.000 TL parayı ...'a elden nakit olarak verdiğini, davacı şirket yekilisi...'ın ise 150.000 TL'yi elden nakit olarak aldıktan yarım saat sonra müvekkili davalı ile birlikte ... Bankası Dudullu Sanayi şubesine giderek parayı ...'ın şahsi hesabına veya davacı şirket hesabına yatırdığını, bu noktada davacı şirket sahibi ... ın parayı hangi hesaba yatırdığının ... Bankası kayıtlarından araştırılması gerektiğini, devam eden süreçte ise müvekkil davalının, davacının da kabul ettiği 04/06/2016 tarihli 30.000 TL, 15/06/2019 tarihli 30.000 TL ve 20/06/2016 tarihli 9.700 TL'lik ödemeler yaptığını, bu ödemelerin davacının hesabına, müvekkilinin oğlu olan ... tarafından gönderildiğini, ardından davacının 30/06/2016 tarihinde 216.000 TL'lik fatura düzenlediğini, davacının bu duruma herhangi bir itirazı bulunmadığını, davalı müvekkilinin oğlu ...'ın bir kısım ödemeleri davacının hesabına gönderdiğini, bir kısım ödemeyi ise müvekkilinin hesabına gönderdiğini, davalının da toplamda 150.000 TL'lik kısmı banka hesabından çekip, davalıya teslim ettiğini, davalının da aynı gün müvekkili ile birlikte bankaya giderek kendi banka hesabına yatırdığını, ancak davacının işbu davada elden nakit olarak almış olduğu parayı inkar ederek alacaklı olduğunu iddia ettiğini, davacı tarafın müvekkili davalıdan herhangi bir alacağı bulunmadığını, davalının, davacı tarafa toplamda 219.700 TL ödeme yaptığını, ancak davacı tarafın müvekkiline 216.000 TL tutarında fatura kestiğini, davalının bu durumu ticari teamüller gereği sorun etmediğini, ikili ilişkilerinde dile getirmediğini, ancak müvekkilinin bu tutumuna ve yapmış olduğu ödemelere karşılık davacının 146.300 TL alacağı olduğunu iddia etmesinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, Banka kayıtları araştırıldığında haklılığının ispat olunacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davalı şirket ve müvekkili firma arasında ticari iş ilişkisi bulunduğu ve bu iş ilişkisi kapsamında müvekkili firma davalı firmaya 1 adet CNC torna makinası ve makine ekipmanları teslim ederek 30.06.2016 tarihli 216.000,00-TL bedelli fatura kestiğini, davalı firma kısmi ödemeler yaptığını, ancak kalan miktar olan 146.000,00-TL’nin ödemesini gerçekleştirmediğini, bu nedenle davalı firma aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ... esas sayılı dosya ile başlattığını, 30.06.2016 tarihli ... seri numaralı 216.000,00-TL bedelli faturadan kaynaklı kalan miktar olan 146.300,00-TL için başlatılmış olunan ilamsız icra takibi ile gönderilen ödeme emrine itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini,itirazın iptalini talep etmiştir.Davalı vekili Müvekkilinin ... Bankası Dudullu Sanayi Şubesine bağlı banka hesabına oğlu ... tarafından 31.05.2016 tarihinde saat 10:46’da 100.000,00TL, ve 01.06.2016 tarihinde saat 10:19 da 65.000,00-TL gönderildiği, müvekkili, davacı şirket yetkilisi olan ...'ın talebi üzerine 01.06.2016 tarihinde saat 11:29’da 165.000,00-TL parayı ... Bankası Dudullu Şubesinden çektiği ve 150.000,00-TL parayı ...'a elden nakit olarak verdiği, davacı şirket yetkilisi ... ise 150.000,00-TL’yi elden nakit olarak aldıktan yarım saat sonra müvekkili ile birlikte ... Dudullu Sanayi şubesine giderek parayı ... 'ın şahsi hesabına veya davacı şirket hesabına yatırdığı, davacı işbu davada elden nakit olarak almış olduğu parayı inkar ederek alacaklı olduğunu iddia ettiği, davacı tarafın müvekkilinden herhangi bir alacağı bulunmadığı, müvekkili, davacı tarafa toplamda 219.700,00-TL ödeme yaptığı, ancak davacı taraf müvekkiline 216.000,00-TL tutarında fatura kestiği, müvekkili bu durumu ticari teamüller gereği sorun etmediği ve ikili ilişkilerinde dile getirmediği, ancak müvekkilinin bu tutumuna ve yapmış olduğu ödemelere karşılık davacının 146.300,00-TL alacağı olduğu iddia etmesi haksız ve kötü niyetli olduğu, banka kayıtları araştırıldığında haklılığı ispat olunacağını belirterek; yukarıda izah olunan nedenlerle, kötü niyetle açılan işbu davanın reddini talep etmiştir. Taraflara ait ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ve davacının ticari defterlerinin zorunlu olan noter kapanış onaylarının yapılmamış olduğu bu duruma göre ticari defter ve kayıtların HMK 222 maddesine göre davacı lehine delil kuvveti bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı vekili talebi doğrultusunda ... bankası ... Sanayi Sitesi Şubesine ve ... bankası İmes Sanayi Sitesi Şubesine müzekkere yazılmış ve cevapları incelenmiştir. Gelen müzekkere cevaplarına göre davalının iş bankası hesabından 01/06/2016 tarih saat 11.29 da 165.000 TL nakit para çekimi yapıldığı , davacı ... Sanayi Ve tic.ltd.şti hesabına şirket yetkilisi ... tarafından 01.06.2016 tarih saat 12:03 te 159.800 TL havale yapıldığı görülmektedir. Davalının dava dilekçesinde yer alan iddialar müzekkere cevaplarıyla ispat edilmiş, davacının davalıdan olan alacağını ispat edemediği anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davalının kötüniyet tazminat talebi bulunmadığından bu hususta bir değerlendirme yapılmamıştır." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme ilamının maddi gerçeklikten uzak, usul, esas ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, davacının davada ispat yükümlülüğünün yerinde ve tam olarak yerine getirildiğini, sundukları, yazılı delil niteliğine haiz ticari defterlere karşı davalının hiçbir yazılı delil sunamadığını, davacının takibe konu faturalara yönelik alacaklı olduğu alınan 11/08/2021 tarihli bilirkişi raporunda açık net olarak tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit edildiğini, ancak her nasılsa yerinde ve zamanında ibraz etmiş oldukları yazılı delil niteliğine haiz usulüne uygun olan delil kuvvetine haiz ticari defterleri ile ispat yükümlülüğünü yerinde ve tam olarak yerine getirmelerine rağmen anlam veremedikleri bir şekilde ve hukuken ve teknik açıdan hiçbir izahı olamayacak şekilde gerçeklikten uzak şekilde haksız ve hukuka aykırı olarak, somut dayanak sunamayan hatta delil kuvveti olmayan davalı yasal defterlerine rağmen davalının haklı bulunduğunu, mahkemece taraflarının karıştırıldığını, gerekçeli kararında anlam veremedikleri şekilde sehven ''Taraflara ait ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ve davacının ticari defterlerinin zorunlu olan noter kapanış onaylarının yapılmamış olduğu bu duruma göre ticari defter ve kayıtların HMK 222 maddesine göre davacı lehine delil kuvveti bulunmadığı anlaşılmaktadır.'' gibi gerçeğe aykırı bir tespitte bulunulduğunu, zira bu hususun bilirkişi raporunda açıkça ortaya konulduğunu, hukuki delil niteliğine haiz ticari defterlerin taraflarına ait olduğunu, aksine davalının ticari defterlerinin hukuli delil niteliğine haiz olmadığını, mahkemenin vergi dairesi gibi bir görev üstlendiğini, şirket yetkilisinden şirkete neden para geldiğini dahası bu gelen paranın sanki başka izahı yokmuşcasına sadece ve sadece davalı tarafından sözde gönderilmiş olunan paranın şirkete iadesi anlamına geleceği gibi zorlama afaki ve gerçek üstü bir yorumla somut ve gerçek olarak hukuken ortaya koydukları açık olan haklılıklarının davalı değil mahkemece bertaraf edildiğini, davalının davaya konu faturaya, içeriğine, miktarına ya da fatura konusu ürünün teslime ilişkin hiçbir itirazda bulunmadığını, dava konusu fatura içeriğinde yer alan ürünün davalı tarafa eksiksiz ve sorunsuz bir şekilde teslim edildiğini, davaya konu ne faturaya ilişkin ve ne de ürün teslimiyle alakalı olarak davalının hiçbir itirazda bulunmadığını, davalı tarafından davaya konu fatura içeriğinde belirtilen makinenin teslim edildiğinin gerek sevk irsaliyesinde belirtilen imzalardan gerekse davalı firma ile yapılan görüşmelerle açıkça ortaya konduğunu, faturaya alıcı tarafından yasal süresi içinde itiraz edilmemesinin malın teslim edildiğine ilişkin karine oluşturduğunu, davalının imzasını içeren sevk irsaliyesi de göz önüne alındığında müvekkili tarafından edimin eksiksiz ve ayıpsız yerine getirildiğinin ortada olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin bakiye fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı davalıya torna makinesi satıp teslim ettiğini, bu sebeple düzenlediği 216.000 TL bedelli faturanın bakiye 146.300,00 TL'sinin ödenmediğini ileri sürerek takip başlatmış, itiraz üzerine eldeki davayı açmış; davalı ise davacıya 219.700 TL ödeme yaptığını, borcu bulunmadığını savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 216.000,00 TL asıl alacak, 6.462,25 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 222.462,52 TL alacak yönünden 12.10.2016 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 30/06/2016 tanzim ve 30/06/2016 vade tarihli faturaya dayalı alacağın gösterildiği, ödeme emrinin 29.11.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 02.12.2019 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine, Beykoz icra dairelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı vekili Beykoz icra dairelerinin yetkili olduğunu itirazında ileri sürmüş ise de; ticaret sicil kayıtlarına göre gerçek kişi tacir olan davalı ... Makina-...'ın sicil kayıtlarında göre faaliyet merkezinin Ümraniye/İstanbul olduğu, mahkemece de tespit edildiği üzere İİK'nın 50 ve HMK'nın 6. maddesi uyarınca icra dairesinin yetkili olduğu anlaşılmıştır. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu; TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, taraflarca torna makinesi satım ilişkisinin ve malın davalıya teslimin kabul edildiği, bu konuda bir ihtilaf bulunmadığı, nitekim davalının, davacı yanca düzenlenen faturayı BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, alınan 11.08.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının üç adet banka ödemesinin (67.900 TL) de davacı defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu şekilde davacı taraf malın teslimi olgusunu ve fatura bedeli olan 216.000 TL alacaklı olduğunu ispatlamış olup bu durumda davalı, fatura bedelini ödediğini yazılı delille ispatlamakla yükümlüdür. Davacı taraf dava dilekçesinde, icra dosyasına, bilirkişi ve tanık deliline dayamış; davalı taraf ise cevap dilekçesinde delil olarak banka dekontlarına dayanmıştır. Davalı yanca sunulan üç ayrı banka dekontuna göre davalının oğlu tarafından davacı şirkete 14/06/2016 tarihinde 30.000 TL, 15.0/06/2016 tarihinde 30.000 TL ve 20/06/2016 tarihinde 9.700 TL olmak üzere toplam 69.700 TL ödeme yapıldığı sabit olup uyuşmalık bulunmamaktadır. Buna göre fatura bedelinden bakiye 146.300 TL kaldığı görülmektedir. Davalı taraf, kendisine ait ... Bankası Dudullu Sanayi şubesindeki hesabından 01/06/2016 tarihinde 165.000,00 TL çektiğini, davalı şirketin yetkilisi ...'ın talebi üzerine çektiği bu miktarı ona elden teslim ettiğini, aynı gün yaklaşık yarım saat sonra davacı yetkilisinin bu miktarı alarak kendisinin veya davacı şirketin hesabına ödediğini, hangi hesaba yatırıldığının bankadan sorulması gerektiğini, bu şekilde borcu kalmadığını savunmuştur. Her ne kadar mahkemece gelen banka kayıtlarına göre davalının bankadan çektiği bedeli davacı şirket yetkilisine elden verdiği, onun da bu meblağı davacı şirkete banka kanalı ile ödediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacı şirket yetkilisi ... tarafından yine davacı şirket hesabına ödenen 159.800 TL'nin davalı ödemesi olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Zira davalı, senetle ispat kuralı uyarınca davacı şirketin alacağına ilişkin olarak şirket yetkilisine elden ödediğini iddia ettiği bedelin davacı şirketin alacağı için verildiğine dair yazılı bir belge ile ödeme savunmasını ispat edememiştir. Bir diğer deyişle, davacı şirket yetkilisince davalının bankadan para çektiği aynı gün davacı şirket hesabına ödeme yapması bu paranın davacı şirket alacağı için davalıdan alındığı anlamına gelmemektedir. Davalı tarafın, yemin deliline de dayanmadığı nazara alındığında, ödeme savunmasını ispat edemediği ve dava değeri olarak belirttiği bakiye 146.300,00 TL davacıya borçlu olduğu anlaşıldığından, bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu nedenle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, Dairemizce davanın kabulüne dair yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekmiştir. İİK'nın 67/2. maddesine göre itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. Dava konusu alacak faturadan kaynaklanan bakiye alacak olması sebebiyle likit niteliktedir ve dava dilekçesinde de talep edildiğinden davacı lehine %20 oranında icra inkâr tazminatına da hükmedilmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın İİK'nın 67/1 maddesi uyarınca kabulü ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız icra takibine davalı tarafından yöneltilen itirazın iptaline, 146.300,00 TL asıl alacağın icra takip tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca avans esasına göre hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte tahsili için takibin devamına, 2-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca takdiren % 20 oranında belirlenen 29.260,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 3-Kabul edilen miktar üzerinden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 9.993,75 TL karar ve ilam harcından, 2.498,44 TL peşin yatırılan harcın mahsubu ile bakiye 7.495,31 TL karar ve ilam harcının tahsili ile alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, ş bu karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça harcanan 900,00 TL bilirkişi ücreti, 54,40 TL başvuru harcı, 2.498,44 TL peşin harç, 82,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 3.534,84 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin, 6831 sayılı Kanuna göre davanın açılmasına sebebiyet veren davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 7-Davalının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyelerinin, yatıran taraflara yatırana iadesine, 9-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden: a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davacı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 63,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 225,10 TL kanun yolu giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 11-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.30.04.2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/197, K. 2021/870, T. 30.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-197-e-2021-870-k-6458d04194e2