İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/142 E. 2025/715 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/142
- Karar No
- 2025/715
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/142 Esas KARAR NO:2025/715 DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:24/02/2025 KARAR TARİHİ:21/10/2025 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, bu ilişki sebebi ile davacının davalı şirketten para alacağı olduğunu, bir kısmının ödendiğini, bakiye alacak için şifai görüşmelerin sonuçsuz kalması üzerine ... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının takibe itiraz ederek durmasına sebebiyet verdiğini beyan ederek itirazın iptali ile takibin devamı ve alacağın % 20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair karar verilmesini talep etmiştir. Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış olup davalı tarafından süresi içerisinde dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği anlaşılmakla HMK M.128 hükmü uyarınca davalının dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştır. Mahkememizce yapılan kontrolde ; İşbu davanın 25.02.2025 tarihinde açılmakla ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esasına kaydının yapıldığı, mahkemesince dosya üzerinden verilen gönderme kararı akabinde dosyanın mahkememizin işbu esasına kaydının yapıldığı, dava dilekçesinin davalı tarafa 10.03.2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalının davaya cevap dilekçesi sunmadığı görülmekle HMK m.128 hükmü uyarınca davalının dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, cari hesap alacağından kaynaklı davalı aleyhine başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı aleyhine tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedellerinin tahsili amacıyla 188.224,40 TL üzerinden başlatılan ... İcra Dairesinin 2024/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalının yapmış olduğu itiraz akabinde yapılan 50.000,00 TL'lik harici ödemelerin asıl alacaktan mahsubu ile davalının itirazının 138.224,40 TL üzerinden devamına ve alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebi ile işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya 18/08/2024 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın ise 25/02/2025 tarihinde açılmış olduğu, bu hali ile davanın süresinde açılmış olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır. Yargılama esnasında tarafların karşılıklı tacir olmaları sebebi ile öncelikle defterlerinin incelenmesi gerektiğinden mahkememizin ön inceleme celsesinde taraflara usulüne uygun ihtaratı içerir şekilde uyuşmazlık konusu alacağın incelenebilmesi amacıyla tarafların 2024- 2025 yıllarına ait ticari defterlerini sunmak üzere verilen kesin süre içerisinde davalı tarafın mahkememize herhangi bir ticari defter, belge ibraz etmediği gibi mahkememizce verilmiş olan kesin süre içerisinde defterlerin yerinde incelenmesi talebinde de bulunmamış olduğu görülmekle işbu hali ile HMK m.222 hükmü uyarınca davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış olduğu kanaatine varılmakla yargılama esnasında davacı tarafın ibraz etmiş olduğu ticari defterler ve taraflara ait celp edilen BA- BS formları karşılaştırmalı olarak incelenmek sureti ile 1 mali müşavir bilirkişisi ve 1 icra hukuku alanında nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişisinden rapor alınmış olup mahkememize ibraz edilen raporda özetle; Davacı şirketin, 2024 Yılı Ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği, Duruşma tutanağının davalı şirkete 20.05.2025 tarihinde tebliğ edildiği ancak davalı şirket ticari defterlerinin verilen kes re içerisinde mahkemeye sunulmadığı gibi yerinde inceleme talebinde de bulunulmadığından davalı şirketin ticari defterlerinin incelenemediği, Davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davacı şirketin davalı şirkete 2024 yılında 303.224,40.-TL tutarında 8 adet fatura düzenlediği, davalı şirketin ise aynı dönemde davacı şirkete 115.000,00.-TL ödeme yaptığı, bu ticari iş ve işlemler neticesinde ödeme emri tarihinden itibaren, davacı şirketin davalı şirketten 188.224,40.-TL cari hesap alacağın olduğu tespit edilmiştir. Cari hesaba konu edilen ve davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen tüm faturaların Mal tedarik içerikli e- ticari fatura olduğu, cari hesaba konu edilen bu faturaların 2024 yılında 8 adet KDV dahil 303.224,40.-TL olduğu, e-ticari faturaların Gelir İdaresi Başkanlığı e-fatura portalı üzerinden davalı şirkete tebliğ edildiği ve davacı şirket ticari defterleri ile uyumlu olduğu, Bilindiği üzere e- ticari faturaların; fatura düzenlenen kişi/kurum tarafından TTK 21/2 hükmü kapsamında e-fatura portalı üzerinden 8 gün inde iptal/kabul etmeme hakkının bulunduğu, iptal etme hakkı kullanıldığında bu faturaların; fatura düzenlenen kurum/kişinin ba formuna yansımayacağı gibi faturayı düzenleyen kurum/kişinin de bs formuna yansımayacağı, Yüce Mahkemeniz tarafından vergi dairesinden celp edilen davalı şirket Ba-bs formlarında; davacı şirket tarafından düzenlenen tüm faturaların itiraza uğramadan davalı şirkete ait ba formunda davacı şirkete ait bs formunda yer alması sebebiyle, davacı şirketin cari hesaba konu ettiği faturaların davalı şirkete usulüne uygun bir şekilde tebliğ edildiği ve kesinleştiğinin kabul edilmesi gerektiği, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü, 04.03.2025 Tarih, ... Sayılı yazısına ekli davalı şirket karşılaştırmalı Ba/Bs formuna göre; 2024 Yılında davalı şirketin, davacı şirketten 8 belge karşılığı KDV hariç 252.687,00.-TL tutarında (KDV dahil 303.224,40.-TL) mal/hizmet alımı bildiriminde bulunduğu, tespit edilmiştir. İcra takibi 23.07.2024 tarihinde açılmış olup, davalı / borçlu tarafından; 26.07.2024 tarihinde 20.000,00-TL. 02.08.2024 tarihinde 30.000,00-TL olmak üzere toplam 50.000,00-TL.haricen ödeme yapılmıştır. İcra takibinin yapıldığı 23.07.2024 tarihi itibarıyla davacı / alacaklının 188.224,40-TL alacağı olduğu, icra takibinden sonra yapılan 50.000,00-TL harici ödemenin asıl alacaktan mahsubu neticesinde, dava tarihi olan 25.02.2025 tarihi itibarıyla davacı / alacaklının 138.224,40-TL asıl alacağının bulunduğu tespit edilmiştir. Şeklinde kanaat bildirildiği görülmüştür. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir (Bknz. ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2020/297 Esas, 2020/327 Karar Sayılı, 04/06/2020 Tarihli İlamı). Benzer mahiyette bulunan Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. ... Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. ... bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." şeklindeki ilamı bir bütün olarak incelendiğinde davacı tarafından düzenlenmiş olan tüm faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından vergi dairesine usulüne uygun şekilde bildirildiği görülmüş olup bu hali ile ispat yükünün davalının üzerine geçmiş olduğu anlaşılmış olup davalının aksini ispatlayamadığı kanaatine varılmakla davacının icra takip tarihi itibari ile davalıdan 188.224,40-TL alacağı olduğu kanaatine varılmıştır. Kural olarak icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması halinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Yani, takipten sonra, ancak davadan önce yapılmış olan ödemeler yönünden dava açılmasında, davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır.(HGK'nın 19.10.2011 gün ve 2011/532-640 E.K. Sayılı ilamı). Bu itibarla somut olayda davalı tarafından icra takibinden sonra ancak dava açılmadan önce yapılan asıl alacak ödemeleri (50.000,00 TL) mahsup edilmek suretiyle davanın açılmış olduğu anlaşılmakla bu husus kararda belirtilmiş olup Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2020/(19)11-445 Esas, 2022/1077 Karar Sayılı, 29.06.2022 Tarihli ilamı da göz önünde bulundurularak davacının kısmi itirazın iptali davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmekle icra dosyasında asıl alacak tutarı olan (mahkememizce kabulüne karar verilen) 138.224,40 TL 'nin %20'si oranında olan 27.644,88 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının DAVASININ KABULÜ ile; davalının ... İcra Dairesinin 2024/... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın dava tarihi itibariyle 138.224,40-TL asıl alacak üzerinden İPTALİ ile; takibin kaldığı yerden devamına, -Davacının icra takip tarihi itibari ile davalıdan 188.224,40-TL asıl alacaklı olduğunun; takipten sonra yapmış olduğu 26.07.2024 tarihinde 20.000,00-TL ve 02.08.2024 tarihinde 30.000,00-TL olmak üzere toplam 50.000,00-TL haricen asıl alacak ödemesinin infaz aşamasında icra müdürlüğünce kapak hesabında dikkate alınmasına, 2-Davalının haksız itirazları nedeniyle mahkememizce kabulüne karar verilen asıl alacak tutarı olan 138.224,40 TL 'nin %20'si oranında olan 27.644,88 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli olan 9.442,11-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 2.360,53-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 7.081,58-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 3.063,43-TL (başvurma, vekalet harcı ve peşin harç) davetiye, posta gideri: 670,00-TL, bilirkişi ücreti: 10.000,00-TL olmak üzere toplam: 13.733,43-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.600,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/10/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır