İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/1 E. 2025/418 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/1
Karar No
2025/418
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/1 KARAR NO : 2025/418 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/01/2024 KARAR TARİHİ : 24/06/2025 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi. D A V A / Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın temizlik hizmetleri sağlamakta olduğunu, hizmetin sunulduğu ayın sonunda hizmet faturasını kesmekte olduğunu, uzun yıllardır hizmet sağladığı davalı tarafın borçlarını ödemeyi durdurduğunu, müvekkilnin sunduğu hizmetlere karşılık e-fatura tanzim ettiğini, söz konusu faturaların itirazsız olarak kesinleştiğini, kesinleşen faturalar tahtında müvekkilinin alacağının sabit olduğunu, kaldı ki, tarafların Ticari defterlerinin ve Ba/Bs formalarının karşılık incelenmesi ile müvekkilinin alacağı ispat olacağını, borçlunun faiz alacağına ilişkin itirazı hiçbir gerekçeye veya hukuki açıklamaya dayanmamakla asılsız olduğunu, borçluya faturaların dijital yollar ile otomatik olarak tebliğ edildiğini, kesinleşen alacağa talep edilmiş olan ticari faizin hukuka uygun olduğunu, kabulü gerektiğini belirterek, davalı tarafın ... 35 İcra Müdürlüğü ... E. Dosyasına sunduğu haksız ve hukuka aykırı itirazın iptali ile icra takibinin bütün alacak kalemleri itiraza uğramamış gibi devamına, davalı tarafın, müvekkilinin likit bir alacağına haksız ve kötü niyetli şekilde itiraz etmiş olması sebebiyle, davalı taraf aleyhine %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak müvekkili davacıya verilmesine, haksız ve kötü niyetli itiraz şekilde huzurdaki yargılamaya sebep olan davacı tarafın yargılama gideri ve karşı vekalet ücretinden sorumlu olmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. S A V U N M A / Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yan ile müvekkili şirket arasında temizlik hizmetine ilişkin olarak hizmet sözleşmesi akdedildiğini, tanzim edilen sözleşme kapsamında davacı yanın müvekkili şirketin iş yerinde temizlik hizmeti sunmayı kabul ettiğini, ancak, taraflarınca kamera kayıtları incelendiğinde ilgili saatler arasında davacı yanın görevlendirmiş olduğu işçiler tarafından iş yerinin temizliğinin yapılması gerekirken işçilerin kamera açısından çıktığı ve temizlik hizmetini yerine getirmediği tespit edildiğini, nitekim işçiler çalışma saatleri içerisinde güvenlik kamerasının görüntü aldığı kısımdan çıkıp uzunca bir süre kamera açısında gözükmemekte olduğunu, bu kapsamda, davacı yan ile şifahen görüşmeler yapıldığını, sözleşmeye aykırı davranıldığı hususu belirtilmiş ancak davacı yan buna rağmen vermemiş olduğu hizmete dair fatura tanzim ettiğini, tanzim edilen faturaya karşı müvekkili şirket tarafından iade fatura düzenlendiğini, işbu iade faturanın Mahkemeye delil dilekçesi ekinde sunulacağını, davacı yanın müvekkili şirket ile aralarında akdetmiş oldukları hizmet sözleşmesinde üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmekten imtina ettiğini savunarak, davanın reddine, davacı tarafın başlattığı icra takibinin konusu olan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, arabuluculuk süreci de dahil olmak üzere vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. G E R E K Ç E / Dava konusu uyuşmazlık; Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete karşı düzenlenen faturalardan kaynaklı cari hesap alacağının tahsili amacıyla ... 35 İcra Müdürlüğü ... esas sayılı takip dosyası ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraf delilleri toplanmış, dava konusu icra dosyası uyap kayıtları dosyamız arasına alınmış, tarafların 2023 yılına ait BA-BS formları celp edilmiş, Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Dava konusu ... 35 İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı dosyası icra takip dosyasının incelenmesinde; Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete karşı düzenlenen faturalardan kaynaklı cari hesap alacağının tahsili amacıyla, davacı alacaklı şirket tarafından davalı borçlu şirkete karşı toplamda 720.249,77 TL asıl alacak, toplam 5.236,70 işlemiş faiz olmak üzere 725.486,47 TL toplam alacak üzerinden 15/10/2023 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 21/10/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 24/10/2023 tarihinde takibe itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce SMMM bilirkişi ...'dan alınan 07/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Tarafların 2023 yılına ait Ba-Bs Form Bildirimleri incelendiğini, davacının (...) Ba formuna göre davalıdan (...) 9.000 TL’lik alım yaptığını, davacının Bs formuna göre ise davalıya 845.117,09 TL’lik satış yaptığı görüldüğünü, buna göre davalıdan net 836.117,09 TL alacak doğduğu beyan edildiğini, tutarlara KDV dahil olmadığını, davalının (...) Ba formuna göre davacıdan 1.075.420,98 TL’lik alım yapıldığını, tutara KDV dahil olmadığını, 25 Eylül 2024 Tarihli ve 32673 Sayılı Resmî Gazete'de “Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 565)” yayımlandı. Bu Tebliğ ile Eylül 2024 dönemi bildirimlerinden başlamak üzere Form Ba ve Form Bs bildirimlerinin verilmesi uygulamasına son verildiğini, ancak dava konusu olan yıl 2023 olduğundan bu düzenleme 2023 yılını kapsamamakta olduğunu, netice itibari ile tarafların B formlarına göre bir alacak-borç mutabakatı sağlanamadığını, davacı kayıtlarının incelenmesi: davacının 2023 yılı yevmiye defteri incelemesinde davalı yana 938.352,95 TL matrah ve 168.903,53 TL KDV olmak üzere toplam 1.107.256,48 TL alacak tahakkuk ettirdiğini, bu alacağın 366.846,35 TL kısmını havale yolu ile tahsil ettiği tespit edildiğini, ezcümle, yevmiye defteri kayıtlarına göre davacının 740.410,13 TL alacağı bulunmakta olduğunu, davacı kayıtlarına göre 09.10.2023 tarihi itibari ile davalıdan 720.253,73 TL alacak bulunmakta olduğunu, davalı kayıtlarının incelenmesi: davalının sunduğu 15.01.2025 tarihli cari hesap ekstresine göre; (329.01.D019) cari hesap kodu ile takip edilen davacı yanla ilgili işlemler neticesinde, yalnızca 2023 yılında toplam işlem hacmi 1.096.262,13 TL olarak hesaplandığını, bu tutarın 376.008,35 TL kısmı davalı yanca ödenmiş (9.162,00 TL iade faturası), 09.10.2023 tarihi itibari ile davacı yana 720.253,78 TL kalan borç bulunmakta olduğunu, görüleceği üzere hem davacının sunduğu cari hesap muavininde hem de davalının sunduğu cari hesap muavininde davalının davacı yana 720.253 TL borcu bulunmakta olduğunu, öte yandan; davalının faturalara itiraz ettiğine dair bir belge, yukarıda bahsedilen ödemeler haricinde bir ödeme yaptığını ispata yarar dekont, dosyaya mübrez iade faturası haricinde başka bir iade faturası görülemediğini, işin gereği gibi yapılmadığı ve eksik iş iddiaları, işin sözleşmeye uygun yapıldığı veya yapılmadığı gibi iki tarafın da iddia ettiği sözleşme hukukuna ve sektörel değerlendirmelere yönelik hususlar mali müşavir bilirkişi tarafından değerlendirilemeyeceğini, Mahkeme davacı yanın icra takip tarihi itibariyle davalı yandan alacağı olup olmadığının tespitini istediğini, icra takip tarihi 16.10.2023 olarak görüldüğünü, bu tarih itibari ile 720.253,78 TL borçlu yönünden alacak tespiti yapıldığını, son cari hareket tarihi olan 09 Ekim 2023 ile icra takip tarihi olan 16.10.2023 arasındaki ticari temerrüt faizine göre ise davacı lehine 2.313,69 TL faiz hesaplandığını, SONUÇ: -Hem davacının sunduğu cari hesap muavininde hem de davalının sunduğu cari hesap muavininde davalının davacı yana 720.253 TL borcu bulunduğunu, bu yönü ile tarafların kayıtlarının “birebir” mutabık olduğunu, -Son cari hareket tarihi olan 09 Ekim 2023 ile icra takip tarihi olan 16.10.2023 arasındaki ticari temerrüt faizine göre davacı lehine 2.313,69 TL faiz hesaplandığını, -Ana para ve faiz toplamı ile birlikte davalı tarafın davacı yana 722.566,69 TL toplam borcunun bulunduğunu, -Davalının faturalara itiraz ettiğine dair bir belge, yukarıda bahsedilen ödemeler haricinde bir ödeme yaptığını ispata yarar dekont, dosyaya mübrez iade faturası haricinde başka bir iade faturası görülemediğini, -İşin gereği gibi yapılıp yapılmadığı ve eksik iş iddiaları, işin sözleşmeye uygun yapıldığı veya yapılmadığı gibi iki tarafın da iddia ettiği -sözleşme hukukuna ve sektörel değerlendirmelere yönelik- hususların mali müşavir bilirkişi tarafından değerlendirilemeyeceği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. İddia, savunma, dosya kapsamında toplanan tüm deliller ve alınan bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Buna göre; Dava, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi kapsamında faturalardan doğan cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava konusu ... 35 İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası icra takip dosyası ile, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete karşı düzenlenen faturalardan kaynaklı cari hesap alacağının tahsili amacıyla, davacı alacaklı şirket tarafından davalı borçlu şirkete karşı toplamda 720.249,77 TL asıl alacak, toplam 5.236,70 işlemiş faiz olmak üzere 725.486,47 TL toplam alacak üzerinden 15/10/2023 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 21/10/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 24/10/2023 tarihinde takibe itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafça, dava dilekçesi ile, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete karşı düzenlenen faturalardan kaynaklı cari hesap alacağının davalı tarafça ödenmediği, faturaların kesinleştiği, bu kapsamda davalı tarafın dava konusu icra takibine vaki itirazlarının haksız olduğu ileri sürülmüştür. Davalı tarafça, cevap dilekçesi ile, davacı tarafın sözleşme kapsamında yükümlülüklerini yerine getirmediği, iade faturası düzenlendiği, davacı tarafa borcunun bulunmadığı savunulmuş, icra takibine itirazında da, alacağın zamanaşımına uğradığı, davacı tarafa borcunun bulunmadığı ileri sürülerek icra takibine itiraz edilmiştir. Öncelikli olarak, dava şartları, ilk itirazlar veya süreler yönünden değerlendirme yapılmıştır; İ.İ.K.'nın 67/1 maddesi uyarınca itirazın iptali davalarının, itirazın tebliğinden itibaren 1 sene içerisinde açılacağı, itiraz tarihi, dava tarihi dikkate alındığında eldeki davanın yasal süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Davalı tarafça, icra takibine itiraz dilekçesi ile, alacağın zamanaşımına uğradığı ileri sürülmüş ise de, dava ve takip konusu alacağın 2023 yılında düzenlenen faturalardan kaynaklı olduğu, takip ve dava tarihi itibarı ilşe TBK'nın 146. Maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla ve değerlendirilmekle, davalı tarafın zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiştir. Dava şartlarının tam olduğu, incelenecek başkaca bir ilk itiraz veya süreler yönünden itiraz olmadığından davanın esasına geçilmiştir. Dava itirazın iptali davası olup, itirazın iptali davalarında kural olarak ispat külfeti öncelikli olarak davacı alacaklı tarafa ait olup, taraflar arasındaki ilişkinin ve alacağın varlığının ispatlanması gerekmektedir. Bu ispat yerine getirildiği takdirde ispat külfeti davalı borçlu tarafa geçecek ve borcun istenebilir olmadığını, ödendiği hususlarını ispat etmesi gerekecektir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. Fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (HMK 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). TTK'nun 21/2 maddesine göre, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeri kabul etmiş sayılır. Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Somut olayda, dosya kapsamında toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporlarına göre; Tarafların ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, davacı tarafça düzenlenen dava ve takip konusu cari hesap alacağının dayanağı faturaların, davalı tarafça düzenlenen bir adet iade faturasının her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı olduğu, bu hususların, dava ve takip konusu faturaların davalı tarafça teslim alınarak kayıtlarına işlendiğini gösterdiği, davalı tarafça, bu faturalara yasal süresi içerisinde itirazda bulunulduğuna, 9.162,00 TL tutarlı iade faturası dışında faturaların davacı tarafa iade edildiğine, dair bir ispatın bulunmadığı, bu kapsamda dosya kapsamına bir delil sunulmadığı, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının örtüştüğü, her iki tarafın örtüşen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacının davalıdan 720.253,73 TL alacaklı olduğu, davacı tarafından icra takibinde tespit edilenden daha az miktarda olmak üzere 720.249,77 TL asıl alacak talep edildiği, davalının, davacı tarafından düzenlenen faturaları ticari defter ve kayıtlarına işlemekle, dava konusu faturaları ve içeriklerini kabul etmiş olduğu, davacı tarafın üzerine düşen ispat külfetini yerine getirdiği, davalı tarafın faturaların bedelini ödendiğine, istenebilir olmadığına dair bir ispatının da olmadığı anlaşılmakla ve değerlendirilmekle; Davacı tarafın, davalıdan, taleple bağlılık ilkesi de göz önünde bulundurulduğunda dava ve takip konusu faturalardan dolayı, takip tarihi itibarıyla faturalardan kaynaklı 720.249,77 TL cari hesap alacağının bulunduğu, icra takibindeki asıl alacak talebinin yerinde olduğu, temerrütün son cari hesap hareket tarihi olan 09/10/2023 tarihinde oluştuğu, bu asıl alacak için temerrüt tarihi olan 09/10/2023 tarihinden takip tarihi olan 15/10/2023 tarihine kadar TC Merkez Bankasınca belirlenen ticari işlerde uygulanacak yıllık %16,75 ve değişen oranlarda ticari temerrüt faizi uygulanmak suretiyle yapılan hesaplamalara göre 1.983,15 TL işlemiş temerrüt faizi talep edilebileceği, icra takibindeki fazlaya dair faiz talebinin yerinde olmadığı, bu kapsamda, davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla dava konusu İstanbul 35. İcra Müdürlüğünün 2023/37680 esas sayılı takip dosyası kapsamında 720.249,77 TL asıl alacak 1.983,15 TL işlemiş temerrüt faizi olmak üzere toplam 722.232,92 TL alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren TC Merkez Bankasınca belirlenen ticari işlerde uygulanacak yıllık %16,75 ve değişen oranlarda ticari temerrüt faizi talep edilebileceği sonuç ve kanaatine ulaşılarak, davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ayrıca, davacı tarafça icra inkar tazminatı talep edilmiş olmakla, davalı tarafın kabul edilen miktar yönüyle itirazında haksız bulunduğu, dava ve takip konusu alacağın fatura alacağı olduğu, likit ve belirlenebilir olduğu anlaşılmakla, hükmolunan alacağın %20'si oranında davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Bu nedenler ile aşağıdaki şekilde hüküm kurularak yargılama sonuçlandırılmıştır. H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVACI TARAFÇA AÇILAN DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; Davalı borçlunun dava konusu İstanbul 35. İcra Müdürlüğünün 2023/37680 esas sayılı takip dosyasına vaki itirazlarının, 720.249,77 TL asıl alacak 1.983,15 TL işlemiş temerrüt faizi olmak üzere toplam 722.232,92 TL alacak yönünden İPTALİNE, Takibin 722.232,92 TL toplam alacak miktarı üzerinden ve 720.249,77 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren TC Merkez Bankasınca belirlenen ticari işlerde uygulanacak yıllık %16,75 ve değişen oranlarda ticari temerrüt faizi uygulanmak suretiyle DEVAMINA, Fazlaya dair istemin REDDİNE, 2-Hükmolunan 722.232,92 TL alacağın %20'si oranında hesap ve takdir edilen 144.446,58 TL icra inkar tazminatının davalı borçludan alınarak davacı alacaklıya VERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 49.335,73-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 8.762,07-TL'nin mahsubu ile bakiye 40.573,66‬-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Davacı tarafından peşinen karşılanan 8.762,07-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı parası, 80,00 TL müzekkere ve davetiye posta masrafı, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.007,6‬0 TL yargılama masrafının davanın kabul ret oranı göz önünde bulundurularak hesaplanan 7.971,69-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, fazlasının kendisi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 112.334,94-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalı yan kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddolunan dava değeri üzerinden karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 3.253,55-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk giderinin, 3.106,01 TL'sinin davalıdan, 13,99 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 9-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/06/2025 Katip  e-imzalıdır Hakim  e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/1, K. 2025/418, T. 24.06.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-8-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-1-e-2025-418-k-68d16396da03