Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/5544 E. 2020/504 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/5544
Karar No
2020/504
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1118 KARAR NO : 2024/1589 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/03/2023 NUMARASI : 2021/507 Esas - 2023/156 Karar DAVACI :... - ... VEKİLİ : Av. ... - Av. ... - Av. ... DAVALILAR : 1- ... (T.C. NO:...) - ... VEKİLİ : Av. ... - ... : 2- İFLAS NEDENİYLE TASFİYE HALİNDE MATPLAS PLASTİK METAL SAN. VE TİC. A.Ş. - ... - ... DAVA : Tespit DAVA TARİHİ : 23/09/2021 KARAR TARİHİ : 07/11/2024 KR. YAZIM TARİHİ : 11/11/2024 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının borçlusu Matplas Plastik Metal Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye karşı Sakarya 2. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak icra işlemleri neticesinde borçlu olan şirketin malvarlıklarında herhangi bir aktife rastlanılmadığını, rastlanan aktifler üzerinde de başka hacizler işlemiş olduğundan borç tahsil edilemediğini, Matplas Plastik Metal Sanayi ve Ticaret A.Ş'nin kurucusu olan ...'un 31/10/2020'ye kadar Yönetim Kurulu üyesi ve başkanı olarak seçildiğini, davalı şirketin tek ortaklı olduğunu, davalı şirketin borcu ödememesi, şirkete ulaşılamaması şeklindeki haksız ve hukuka aykırı davranışlarının kötü niyetli olduğunun ikrarı niteliğinde olduğunu bu kapsamda HMK 389. Maddesi gereğince davalıların ve özellikle ...'un taşınır/taşınmaz tüm malvarlığı hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı şirketin tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak şirket yetkilisi ve şirketin tek ortağı olan davalı ...'un da Sakarya 2. İcra Müdürlüğünün 2019/5544 Esas sayılı takip dosyasındaki borçtan birlikte sorumlu tutulmalarını, icra takibinin her iki davalı açısından devamını talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu şirketin 2013 ila 2018 yılları arasında faaliyette bulunduğunu, müvekkili ...'un adı geçen şirketin işleri iyi gitmediğinde şirketi kapattığını, şirketin birden fazla borcu olmakla bir kısım alacaklıların şirket üzerine kayıtlı malvarlıklarını satarak icra kanalı ile alacaklarını tahsil edebildiklerini, müvekkilinin alacaklılardan mal kaçırmak gibi bir amacı olmadığını, bu sebeple tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için gerekli şartların oluşmadığını, açıklanan nedenlerle yasal şartları oluşmadan haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın esastan reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Davanın REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulmadığı bilirkişi raporu ile sabit olup HMK 222/4 maddesi uyarınca ticari defter kayıtların davalı taraf aleyhine delil teşkil ettiği hususu yerel mahkeme tarafından dikkate alınmamış olması sebebiyle kararın kaldırılması gerektiğini; kapanış tasdiki yaptırmayanlar ticari defterlerini kendi lehlerine delil olarak kullanamayacaklarını, ticari defterlerin mahkemelerde tacirin lehine delil olabilmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na uygun şekilde tutulmuş olması zorunlu olduğunu, davalı şirketin 2015-2016 yıllarına ilişkin tutmakla yükümlü olduğu ticari defterlerin TTK hükümlerine uygun tutulmadığı bilirkişi raporuyla sabit olup, davalı taraf bu yıllara ilişkin ticari defter ve kayıtları müvekkil şirket aleyhine delil olarak kullanamaz olup sahibi aleyhine delil teşkil edeceği, yerel mahkemenin bu durumu hiçbir şekilde dikkate almadan hüküm kurduğunu, davalı taraf ticari defter ve kayıtlarını tam ve eksiksiz olarak sunmamış ve uyuşmazlığın incelenmesine kasıtlı olarak engel olmuş, bu durumun müvekkil şirket lehine delil oluşturduğunu kabulü gerekirken eksik ve hatalı şekilde hüküm tesis edildiğini, dosyada alınan her iki bilirkişi raporunda şirketin tek pay sahibi ... ...'ün tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınarak muvazaalı işlemler yaptığı, alacaklılarını ve müvekkil şirketi zarara uğratmak maksadıyla dürüstlük kuralıyla, ticari hayatın olağan akışıyla bağdaşmayan şüpheli işlemler yapmış olduğu, şirketin teknik olarak iflasa sürüklendiği ve şirketin hileli olarak iflas ettiği ve tüzel kişilik perdesinin aranılarak şirketin tek ortağının sorumlu olduğu şeklindeki tespitlerin dikkate alınmaması ve bilirkişi raporunun aksi yönde hüküm tesis etmesi, kaldı ki yerel mahkeme bilirkişi raporunun aksi yönde karar verir iken bu durumun gerekçesini dahi ortaya koyamadığını, bilirkişinin hatalı söylemine, resmi kayıtlarla yaptığı tespitinden dolayı yerel mahkemenin gerekçesi dosya münderecatına ve tapu kayıtlarına aykırı olup davalı ... ...'ün 2014 yılından sonrada malvarlığı değerinde artış olduğu açık olduğunu, nitekim bilirkişi raporunda yapılan tespitlerle de sabit olduğu üzere davalı şirketin tek paylı sahibi olan davalı ... ...'ün yapmış olduğu şüpheli işlemlerde şirketin malvarlığını kendisine veya başkalarına menfaat sağlamak kastıyla devretmiş ve şirket alacaklılarının zarara uğramak maksadıyla işlemler yaptığı tespit edildiğni, yerel mahkemenin bilirkişi raporunda çözümü uzmanlığı ve teknik bilgi gerektiren bir konuda bilirkişi raporunun aksi yönde karar verdiğini beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılması, dosyada mevcut bilirkişi raporu doğrultusunda tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak davamızın kabulüne karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf istinaf dilekçesinde özetle, bilirkişi raporuna aykırı karar verildiğini, müvekkilin 2015 yılında gayrimenkul edindiğini, şirketin defterlerinin eksiksiz sunulmadığını, müvekkilin şirketin zararına yol açacak şekilde işlemler tesis ettiğini iddia etmiş ise de; sunulamayan ticari defterler 2013 yılı ve 2014 ilk yarısına ilişkindir ve davacı ile müvekkil 2015 yılında iş yapmış olup defter ve kayıtlarda 2015 yılı itibari ile adı geçmektedir, davacının müvekkille iş yapmadığı yıllara ilişkin defter ve kayıtların sunulmadığı gerekçesi davanın sonucunu etkilemeyeceğini yine davacı taraf, yerel mahkemenin bilirkişi raporu dışına çıkarak karar verdiğini iddia etmiş ise de; bilindiği üzere bilirkişi raporları kesin delil niteliğinde olmadığı ayrıca dava konusu dosyada şirket defterleri incelenerek bir takım tespitler ve kişisel çıkarımlar yapılmış, yerel Mahkemece dava konusu itibari ile bilirkişi raporunda belirtilen hususların tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına yeter derecede görmemesi sebebi ile davanın reddine karar verdiğini, kaldı ki raporda olumlu ve olumsuz maddi tespitler yapılarak nihai karar mahkemeye bırakılmış, bilirkişinin dava konusunu bilmesi veya buna uygun bir görüş bildirmesi mümkün olmadığından; bilirkişice yapılan tespitler tüzel kişilk perdesinin kaldırılması için yeter derecede görülmediğini, davacı tarafın alacağını diğer davalı şirketten tahsil edememesi tek başına tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına gerekçe olamayacağı, Yargıtay Kararları ışığında kötü niyet ve mal kaçırma hususları araştırıldığında da buna ilişkin somut delil bulunmadığını, kaldı ki Yargıtay Kararlarına göre de istisnai hallerde tüzel kişilik perdesinin kaldırılması kararı verilebileceğinden yerel mahkemece verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığını beyan ederek, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup davacı yanın istinaf istemlerinin reddini talep etmiştir. DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/03/2023 tarih, 2021/507 Esas - 2023/156 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Sakarya 2. İcra Müdürlüğü'nün 2019/5544 E. sayılı dosyası ile başlatılan takipte, davacının alacağını tahsil edememesi üzerine, tüzel kişilik kullanılması iddiasıyla davalı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan diğer davalı ... yönünden, tüzel kişilik perdesinin aralanarak, davalının söz konusu borçtan sorumlu tutulması gerekip gerekmediği noktasında uyuşmazlık toplanmaktadır. İlk derece Mahkemesi tarafından alınan 27/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı şirket ile davalı şirketin ticari ilişkisinin defter kayıtlarına göre 2014 yılında başladığını, (2014 mali yıl sonu kayıtlarına göre Satıcılar Hesabı 26.685,19 TL olarak görülmektedir.) dava konusu faturaların 2015 yılına ait olduğunu 2015 mali yıl sonunda ise davacının alacağının Satıcılar Hesabında 47.605,63 TL olarak kayıt edildiğini, 2018 yıl sonu bilançosu incelendiğinde ise davacı alacağının tamamının tahsil edilmiş gibi (Kasadan ödeme) kayıt yapıldığının görüldüğünü, Davalı şirketin; Devlete ödenmesi gerektiği halde ödenmeyen vergi ve diğer bir takım borçlara taksitle ödeme imkânı getirilmesi, kayıtlardaki uyuşmazlıkları barışçıl yollarla sonlandırmak, vergi incelemesine konu olabilecek işletmelerin tuttuğu ya da tutması gerektiği halde tutulmayan kayıtların fiili durumlarının gerçeğe uygun hale getirilmesini sağlamak, kayıt dışı ekonomiyi azaltıp kayıtlı ekonomiye kazandırmak olan 6736 sayılı Kanundan faydalanarak 2016 yılında 2013-2014-2015 yıllarına ilişkin 991.531,96 TL matrah ve vergi artırımında bulunduğu, Maliye Bakanlığı tarafından yayınlanmış olan genel tebliğde söz konusu silinecek tutarların doğrudan gider yazılmayarak aktifte geçici bir hesapta tutulmasına imkân verildiği halde davalı şirket tarafından, Matrah artırımından kaynaklanan kanunen kabul edilmeyen bu gideri şirketin aktifinde herhangi bir Geçici Hesaba almayarak 689 olağandışı gider ve zararlar hesabına atıldığı bu nedenle 2016 yılında 1.813.291,60 TL şirketin zarar etmesine yol açıldığı, üretimden de kar edemeyen şirketin bu zararın etkisiyle 2016 ve izleyen yıllarda sermayesini tamamıyla kaybettiği şirketin teknik olarak iflasa sürüklendiğinin görüldüğünü, davalı şirketin tüzel kişilik perdesinin aralanmasına ilişkin hukuki değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğunu rapor etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından bu raporun yeterli görülmemesi nedeniyle dosya farklı bir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Mahkemenin bu bilirkişi raporunu dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yeterli ve denetime elverişli olmaması nedeniyle hükme esas almamasında bir isabetsizlik yoktur. Dosyaya sunulan 27.12.2022 tarihli bilirkişi ...’nun raporu ise dava konusu uyuşmazlığa ilişkin aranan şartları incelediğinden Mahkemece hükme esas alınmasında bir isabetsizlik yoktur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bir kararında açıklandığı üzere; tüzel kişilik perdesinin aralanması, 6102 sayılı TTK’nın 125. maddesi gereğince tüzel kişiliği ve kendisini oluşturan kişilerin malvarlığından bağımsız bir malvarlığı olan ticaret şirketlerinin borçlarından sorumlu olmayan tüzel kişiliği oluşturan gerçek veya tüzel kişilerin, borç ve sorumluluktan kurtulabilmek amacıyla tüzel kişiliğin bir araç olarak kullanıldığı hâllerde, şirketin borç ve sorumluluklarından sorumlu olmasını ifade eder. Öğreti ve uygulamada kabul edilen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi; bazı şartların varlığı hâlinde tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan mevcut tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade etmektedir. Hemen belirtilmesi gerekir ki, öğreti ve uygulamada özellikle vurgulandığı üzere; mal varlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı, istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır (Kararın tamamı için bkz. Yargıtay HGK, 01/07/2020 tarih, 2019/11-808 K. 2020/504 K.). İlk derece mahkemesi tarafından davalının üzerine kayıtlı mal varlıkları araştırılmış ve dosya içerisine alınmıştır. Davalı ...’un mal varlığı değerlerinin tarafların ticari ilişkisinin başladığı 2014 yılından önceye ait olduğu ilgili Tapu kayıtlarından anlaşılmaktadır. Davacı tarafından istinaf konusu yapılan taşınmaz kayıtları incelendiğinde edinme sebeplerinin satış olmadığı, bir kısmının cins değişikliğine ilişkin olduğu, bir kısmının ise birleştirme işlemine konu olduğu, özetle bu işlemlerin para aktarılmasına delalet etmediğinde şüphe yoktur. 27/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda 2015 ve 2016 yıllarında şirketin iş avansı hesabında görünen ve 323.651,93 TL’nin muhtemelen davalı ortağa kullandırıldığı, yine 2018 yılı kasa hesabında görünen 669.019,12 TL’nin de muhtemelen davalı ortakta olduğunun bilirkişi tarafından görüş olarak bildirilmiş olduğu görülmektedir. Bunların dışında diğer istinaf konusu şüpheli işlemler ile şirketin zarar uğratıldığı iddia edilmektedir. Davacının istinaf sebepleri de bu işlemler üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu işlemlerin basiretli bir tacir tarafından yapılmaması gereken hatalı işlemler olduğu bilirkişi raporunda ayrıntılı anlatılmıştır. Ancak bu işlemlerin dürüstlük kurallarına aykırı yapıldığı ve davalının bir kastı bulunup bulunmadığı, hakkını kötüye kullanıp kullanmadığı irdelenmelidir. Ancak bu halde, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına yoluna gidilebilir. Eldeki uyuşmazlıkta, bilirkişi raporuna yansıyan şirket kayıtları ve bilançolar ile muhasebe işlemlerinin bir kısmının hatalı olduğu görülmekle birlikte, bu işlemlere paralel olarak davalı şirket ortağının mal varlığında bir artış olmadığı, davalı şirket ortağının taşınmazlarını borcun doğumundan önce edindiği, tapu kayıtlarındaki edinme tarihinin tapudaki kadastro yenileme tescili nedeniyle borcun doğumundan sonrası olarak göründüğü, bir kısım kredi çekilmesi, ortağa borç ödenmesi, makine ve teçhizat satışı gibi işlemlerin yukarıda Yargıtay kararında belirtilen dürüstlük kuralına aykırı davranılarak, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılması suretiyle üçüncü kişilerin zarara uğratılması kriterleri kapsamında kalmadığı, davacının bu yönde bir delilinin olmadığı, bu nedenle tüzel kişilik perdesinin aralanması koşullarının oluşmadığının kabulü gerektiği anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davacının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile kalan 247,70-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/11/2024 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/5544, K. 2020/504, T. 27.12.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-5544-e-2020-504-k-866eb0beb4cc