Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2013/18638 E. 2014/7694 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2013/18638
Karar No
2014/7694
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1076 - 2024/1604 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1076 KARAR NO : 2024/1604 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) TARİHİ : 08/03/2023 NUMARASI : 2021/542 Esas - 2023/209 Karar DAVACI :CHAIN LOJİSTİK HİZMETLERİ LTD. ŞTİ. ... VEKİLLERİ : Av. ... DAVALI : VİG METAL SANAYİ VE TİCARET A.Ş. ... VEKİLLERİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Deniz Taşımacılığı Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 09/02/2021 KARAR TARİHİ :07/11/2024 KR. YAZIM TARİHİ :13/11/2024 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin deniz nakil vasıtaları ile yük ve eşya taşıma işi ile iştigal eden uluslararası pazarda önemli bir konuma sahip ve lojistik sektöründe çok iyi bilinen bir şirket olduğunu, davalı şirketin ise müvekkili şirketin müşterisi konumunda olduğunu, taraflar arasında mutabık kalınan hususlar dahilinde ... ana konşimento,... ara konşimento, ... ana konşimento ... ara konşimento, ... ana konşimento, ... ara konşimento, ... ana konşimento, ... ara konşimentolar tahtında 4 farklı taşıma gerçekleştirildiğini ve konteyner içindeki davalıya ait emtiaların Gemlik Limanı’ndan Savannah ve New York Limanları’na alıcısına teslim edilmek üzere taşındığını, müvekkili şirketin deniz taşımalarını organize ettiğinden Türk Ticaret Kanunu madde 917 kapsamında taşıma işleri organizatörü olup, taşımayı bilfiil kendi araçları ile yapmadığını, işbu taşıma nezdinde akdi taşıyan sıfatı ile hareket ettiğini, müvekkili şirketin tüm sorumluklarını yerine getirerek anlaşmaya uygun olarak taşıma işlemini organize ettiğini, emtiaların Gemlik/Bursa limanından gemilere yüklenerek, konşimentolar tahtında varış limanları olan Savannah ve New York Limanları’na taşındığını ve yüklerin boşaltım işlemlerinin gerçekleştirildiğini, müvekkili şirketin akdi taşıyan sıfatını haiz olup gönderici/davalı firmaya navlun faturası keserek taşıma işinin gerçekleşmesi için sözleşmesel olarak anlaşılan taraf olduğunu, davalı şirketin ise işbu taşımalar nezdinde TTK madde 1200 gereğince taşıtan sıfatını haiz bulunduğunu, müvekkili şirketin ... fatura numaralı 7 adet fatura düzenlediğini, işbu faturalara konu alacağından bakiye 15.463,59-USD'nin davalı tarafça ödenmediğini, davalı aleyhine işbu borçların ödenmesi amacıyla, İstanbul Anadolu 14. İcra Müdürlüğü’nün 2020/23051 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, kendisine tebliğ edilen ödeme emrine 24.11.2020 tarihinde haksız olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyanla itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında kurulan taşıma anlaşması kapsamında davacı şirketin, müvekkili şirketin ABD’de bulunan müşterisi American Construction Metals firmasına satmış olduğu 50.334,08 USD bedelindeki alüminyum ruloyu taşıma işini üstlendiğini, müvekkili şirket ile davacı şirketin emtiaların Gemlik Limanı’ndan gemiye yüklenerek New York Limanı’na deniz yoluyla taşınması, New York Limanı’ndan Chicago/ABD terminaline ise tren taşıması şeklinde yapılmasının kararlaştırdığını ve taşıma ücretinin de bu anlaşma uyarınca belirlendiğini, söz konusu emtiaların davacı şirket sorumluluğunda müvekkili şirketten 14.06.2019 tarihli ve ... numaralı konşimento ile teslim alındığını, ... numaralı konteynerlere yüklenerek MSC ORNELLA isimli gemiye Gemlik Limanı’ndan yüklendiğini, 26.06.2019 tarihinde emtiaların İspanya’da gemiden boşaltılarak, 01.07.2019 tarihinde MSC BILBAO isimli gemiye yüklendiğini ve 09.07.2019 tarihinde New York'ta bulunan gemiden tahliye edildiğini, bu aşamada, davacı şirket yetkilisi tarafından müvekkili şirkete 03.07.2019 tarihinde gönderilen mail ile emtiaların ağırlıklarından dolayı taahhüt edildiğinin aksine, son taşımanın trenle Chicago’ya yapılamayacağını, bunun yerine konteynerleri New York limanından kendi depolarına çekerek tahliye edeceklerini ve teslimatın yapılmasının istendiği Alıcı Firma’nın Vorteq Coil, Oconomowoc/Wisconsin adresine kadar yerel sevkiyat araçlarıyla yükleri karayolu ile taşıyacaklarını bildirdiklerini, davacı şirket tarafından müvekkili şirkete sadece emtiaların karayolu sevkiyatının gerçekleştirileceğinin bildirilmiş olup, taşımada kullanılacak araçların sahip olduğu nitelik ve korumaya ilişkin herhangi bir bilgi verilmediğini, Karayoluyla gerçekleştirilecek son taşıma için davacı şirketin müvekkili şirkete ilave navlun faturası düzenlediğini, emtiaların 18 Temmuz 2019 tarihinde alıcı firmanın bildirdiği adrese teslimi sırasında, alıcı firma yetkilileri tarafından ... numaralı konteynerde bulunan toplam 5.925 kg yükün ıslanmadan kaynaklı hasarlandığının tespit edildiğini ve konşimento üzerine İngilizce “18.07.2019, varışta ıslak yük” şeklinde hasar notu düşüldüğünü, alıcı firmanın müvekkili şirketi söz konusu hasardan haberdar etmesi akabinde, 19 Temmuz 2019 tarihinde, davacı şirkete göndermiş olduğu mailde, emtiaların bir kısmının ıslanma nedeniyle hasarlandığını ve kullanılamaz hale geldiğini, net hasar miktarının hesaplanmasının beklendiğinin bildirildiğini, bağımsız bir sigorta ekspertiz kuruluşu olan Aktif Ekspertiz Hizmetleri Ltd. Şti.’nin yetkili uzmanı tarafından ekspertiz incelemesi yapıldığını, Eksper raporunda hasar bedeline ilişkin yapılan açıklamalarda ise, emtialarda meydana gelen toplam hasar bedelinin 16.283,35-USD olduğunu, alıcı firmanın yapmış olduğu 4.067,49-USD tutarındaki ithalat masrafları da dahil edildiğinde hasar bedelinin 20.350,84-USD olduğunu, buna karşılık toplam hasar bedelinden, alıcı firma tarafından müvekkili şirkete teklif edilen 4.887,25-USD tutarındaki sovtaj/hurda fiyatı düşüldüğünde, alıcı firmanın hasarlı ürün teslimi nedeniyle nihai tutardan kesinti yaptığı bedelin 15,463,59-USD olduğunun belirtildiğini, eksper raporunda da belirtildiği üzere, taşıma sırasında hasarlanan emtialar nedeniyle oluşan 15,463,59-USD tutarındaki hasar bedelinin alıcı firma tarafından müvekkili şirkete ödenmediğini, müvekkili şirket tarafından alıcı firmanın ödemesini yapmadığı 15.463,59-USD tutarındaki hasar bedelinin TL karşılığı olan 88.883,17-TL bedelli "Malzeme Islanmasından Dolayı Yansıtma Faturası" açıklamasıyla düzenlenen faturanın davacı şirkete tebliğ edildiğini ve davacı şirketin faturaya karşı süresi içinde itirazda bulunmayarak bu yolla fatura içeriğini kabul ettiğini, davada, müvekkili şirketin merkezi yerleşim yeri olan Gebze Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davanın öncelikle usul bakımından reddi gerektiğini beyanla; haksız ve mesnetsiz davasının reddi ile davacının %20’sinden az olmamak üzere hesaplanacak olan kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Davanın REDDİNE, Davacının icra inkar tazminatına yönelik talebinin reddine, Davalının kötüniyet tazminatına yönelik talebinin reddine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin gerekçeli kararının usuli yönden ve esasa yönelik hukuka aykırılıklar bulunduğunu, işbu karar Türk Ticaret Kanunu gerekliliklerini karşılamadığı gibi deniz ticaret ve taşıma hukukunun ruhuna aykırı olmakla kararın bozulması ile itirazları doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini zira; yerel mahkemenin kararında davaya konu taşımanın cıf teslim şekline uygun yapıldığı belirtilmiş ancak cıf teslim şeklinin niteliği davaya uygulanmadığını, yerel mahkeme yargılaması esnasında tüm itirazları dikkate alınmayarak hatalı bir karar verildiğini, cıf teslim şeklinin özellikleri işbu davaya uygulandığı ve müvekkil bu karar neticesinde navlun hakkından mahrum edildiğini ayrıca davalı taraf işbu davaya kadar hiçbir zaman takas/mahsup hakkını kullandığını dile getirmemiş, davalının tüm iddiaları TTK madde 1188 uyarınca hak düşürücü süreye maruz kaldığını, ihbar süresi içerisinde taşıyana hasarı ihbar etmeyen ve 1 yıllık süresi içerisinde taşıyana karşı hiçbir yasal başvuru hakkını kullanmayan davalı tarafın takas/mahsup talebi kabul edilerek müvekkil navlun alacağından mahrum bırakıldığını, yine yargılamada esas alınan bilirkişi raporunda belirtilenin aksine new york limanı'ndan chıcago'ya yapılan karayolu taşıması davalı ile mutabık kalınarak yapılmış, bu nedenle müvekkilin kusuru bulunmadığını, yerel mahkeme işbu davayı tahlil ederken; Türk Ticaret Kanunu Hükümlerini doğru analiz edememiş, dosya kapsamında eksik inceleme yaptığını, beyan ederek, istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yerel mahkemece dosya kapsamında eksiksiz bir inceleme yapılmış, hukuka ve hakkaniyete uygun bir karar verildiğini, davacı şirketin müvekkil şirketten hiçbir navlun alacağı bulunmadığından hukuka uygun yerel mahkeme kararının yasa ve içtihatlar gereği onanmasına karar verilmesi gerektiğini zira; davaya konu taşıma türü, davacı şirket’in iddiasının aksine deniz taşıması değil karma (multimodal) taşıma olup bilirkişi heyet kök ve ek raporlarında, davacı şirketin karma taşıma işi sırasındaki pervasızca hareketleri nedeniyle, müvekkil şirketin emtialarının ıslanarak hasarlanmasından %100 sorumlu ve kusurlu olduğu tespit edildiğini, yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda, müvekkil şirketin taşıyıcı davacı şirkete karşı cıf taşımadan kaynaklı hasar tazminatı talebinde bulunmaya dair hakkı ve hukuki menfaati bulunduğunu, Yargıtay, ilk ve ikinci derece mahkemelerinin CIF kaydıyla yapılan satışlara ilişkin sabit ve yerleşik uygulaması doğrultusunda; müvekkil şirketin uyuşmazlığa konu emtianın bedelini tamamen alıcı firma’dan tahsil edememiş olmaması nedeniyle, müvekkil şirketin emtia üzerindeki yarar ve hasara ilişkin menfaati devam etmektedir ve müvekkil şirketin hasar sebebiyle oluşan hasarı doğrudan taşıyıcı davacı şirketten talep etme hakkı bulunduğunu (Yargıtay 11. HD., 2013/18638 E., 2014/7694 K. sayılı ve 18.4.2014 tarihli karar), davacı şirketin müvekkil şirketin süresi içerisinde hasar ihbarında bulunmadığı yönündeki itirazı haksız ve gerçeğe aykırıdır zira müvekkil şirket, davacı şirket’e hasar tarihinden tam bir gün sonra bildirimde bulunduğunu, taşımaya konu hasarlı emtialarda bağımsız ekspertiz kuruluşu tarafından yerinde yapılan inceleme sonucunda detaylı ve teknik gerçeklere uygun bir eksper raporu hazırlandığı, davacı şirketin eksper raporunun hükme esas alınmamasına yönelik itirazlarına itibar edilmemesi gerektiğini, müvekkil şirket tarafından emtialarda meydana gelen hasar bedeli ile davacı şirketin navlun alacağı arasında yapılan takas/mahsup işlemi hukuka uygun olup tarafların birbirine karşı hiçbir borç/alacak bakiyesi bulunmadığını, beyan ederek, yerel mahkeme kararının onanması, davacı yanın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) 08/03/2023 tarih, 2021/542 Esas - 2023/209 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı şirketin ... fatura numaralı 7 adet faturaya ilişkin bakiye kalan alacak olduğunu iddia ettiği 15.463,59-USD'nin tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 14. İcra Müdürlüğü’nün 2020/23051 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığı, davalının kendisine tebliğ edilen ödeme emrine 24.11.2020 tarihinde itiraz ettiği, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ettiği, davalının ise borçlu olmadığını savunduğu görülmektedir. Davalı şirketin ABD’de bulunan dava dışı American Constructıon Metals firmasına alüminyum bobin emtiası sattığı, söz konusu ürünlerin ... ve ... nolu konteynıra konularak davalı nakliyeci sorumluluğunda “MSC ORNELLA” isimli gemiye Gemlik Limanı'ndan yüklendiği, ürünlerin 26.06.2019 tarihinde İspanya’da gemiden tahliye edilerek 01.07.2019 tarihinde “MSC BILBAO” isimli gemiye yüklendiği, 09.07.2019 tarihinde New York'ta bulunan gemiden tahliye edildiği ve yerel sevkiyat için araçlara yüklendiği, 18 Temmuz 2019'da Oconomowoc, Wisconsin’deki alıcı firmaya teslim edildiği, ancak söz konusu emtiaların alıcı firmaya tahliyesi sırasında ıslanmadan kaynaklı hasarlandığı tespit edilerek konşimento üzerine “18.07.2019 varışta ıslak yük” şeklinde hasar notu düşüldüğü anlaşılmaktadır. Ayrıca alıcı firma tarafından hasarlı emtia bedelinin ödenmediği, Sigorta şirketi tarafından da, emtianın açık kamyon ile taşınması nedeniyle teminatın ödenmediği anlaşılmıştır. 31.01.2022 tarihli davacıya ait defterlerin incelenmesine ilişkin bilirkişi raporu, 29.12.2021 tarihli davalıya ait ticari defterlerin incelenmesine ilişkin bilirkişi raporu incelendiğinde, tarafların ticari defterlerinin usulüne göre tutulduğu ve taraflar lehine delil olarak kullanılabileceği, davacının ticari defterlerine göre davacı taraf ile davalı taraf arasındaki ticari ilişkinin 120.01.661 Nolu- Viz Metal San. ve Tic. A.Ş. cari hesabında açık hesap olarak takip edildiği, davacı tarafından davalı tarafa 17.06.2019-11.12.2019 tarihleri arasında düzenlenmiş olan toplam 7 adet 242.356,86 TL (41.74461-USD) tutarındaki faturalar karşılığında davalı tarafın borçlandırıldığı, davalı tarafından ödeme yapılmakla beraber, davalı şirket defter kayıtlarında 07.12.20219 tarihli 15.463,59-USD karşılığı 88.883,17-TL kestiği hasar bedeli faturasının bulunduğu ve bu bedelin davalıya ödenmediği, bunun üzerine davacı tarafından yansıtma faturasının düzenlendiği, davalı şirketin defter kayıtlarına 11.12.2019 tarihli 89.668,72-TL davacı tarafın kestiği yansıtma faturası işlenmediği anlaşılmaktadır. Davacı şirketin bütün faturaları BA/BS olarak bildirdiği, davalının yansıtma faturasını BA da bildirmediği görülmüştür. Bu durumda hasardan kimin sorumlu olduğunun çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Türk Ticaret Kanuna(TTK) m. 1200 gereği, navlun borçlusu taşıtandır. Davacı tarafından taşımanın gerçekleştirildiği, bu nedenle navluna hak kazandığı, davalı tarafından taşıyanın yüke gereği gibi göstermesi gereken özen görevini yerine getirmediğinden oluşan hasarın miktarı kadar eksik ödenmesi gerektiğini savunmaktadır. Taraflar arasındaki taşıma CIF (Cost, Insurance and Freight) teslim olacak şekilde yapıldığı görülmektedir. Uluslararası ticarette INCOTERM (Yeknesak Kurallar) tabiri olan CIF (CostInsuranceFreight) satış, taşıma ve sigorta bedeli ödenmiş olarak yapılan satış ve teslim şeklini ifade etmekte olup, mallar nakliye aracına uygun şekilde yükletildikten ve taşımada oluşabilecek hasarlar için emtia alıcı adına sigorta ettirilip ücreti ödendikten sonra satış konusu mallar üzerinde satıcının artık bir menfaati kalmayacağından taşıma sırasında oluşacak hasarlardan dolayı satıcının talep hakkının bulunmadığının kabulü ilke olarak doğrudur (Yargıtay 11.HD. 07.12.2023 T.,2022/5282 E., 2023/7153 K.). Davacı tarafından iddia olarak taraflar arasındaki taşımanın CIF satış şeklinde yapılması nedeniyle davalının navlundan sorumlu olduğuna ve davalının kesinti yapmakta haksız olduğuna dayanılmaktadır. TTK. m. 856/2'ye göre Taşıma senedi düzenlenmemiş olsa bile, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradeleri ile taşıma sözleşmesi kurulur. Eşyanın taşıyıcıya teslimi, taşıma sözleşmesinin varlığına karinedir. Taraflar arasında yükün alıcıya denizyolu ve karayolu ile taşınması konusunda mutabık kalındığı mail yazışmalarından anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasında karayolu taşımacılığına ilişkin de sözleşme olduğu, bu durumda taraflar arasındaki taşımanın karma taşıma şeklinde gerçekleştirildiğinin kabulü gerekir. İlk Derece Mahkemesi taraflar arasındaki taşımanın karma taşıma olduğu kabul edilmiştir. TTK. m. 902'de değişik tür araçlarla taşıma; " (1) Bu Kitabın Birinci ve İkinci Kısım hükümleri, aşağıdaki şartların tamamının bir arada varlığı hâlinde, değişik tür araçlar ile taşıma sözleşmelerine de uygulanır: a) Eşyanın taşınması bütünlük gösteren bir taşıma sözleşmesine dayanıyorsa. b) Bu sözleşme bağlamında taşıma değişik türde araçlarla yapılacaksa. c) Taraflar, her bir türdeki araç için ayrı sözleşme yapmış olsalardı, söz konususözleşmelerin en az ikisi farklı hükümlere bağlı tutulacak idiyse. d) Aşağıdaki hükümlerle, uygulanması gerekli milletlerarası sözleşmelerde aksi yolda bir düzenleme yoksa." şeklinde düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK'nın Değişik tür ve araçlarla taşımada bildirim ve zamanaşımını düzenleyen 904. maddesi; "(1) Zararın bildirimine ilişkin olarak, zarar yerinin bilinip bilinmemesi veya sonradan belli olmasına bakılmaksızın, 889 uncu madde hükmü uygulanır. Taşımanın son kısmı için ayrı bir taşıma sözleşmesi yapılmış olsaydı, o sözleşmeye uygulanacak hükümlere uygun bir bildirimde bulunulması halinde de, zararın bildirimi için öngörülmüş olan şekil ve süreye uyulduğu kabul edilir. (2) Zıyaa, hasara veya teslimdeki gecikmeye dayanan istemin bağlı olduğu zamanaşımının başlangıcı için teslim tarihinin esas alındığı durumlarda, bu tarih eşyanın gönderilene teslimi tarihidir. İstem hakkı, zarar yerinin belli olması halinde de en erken 855 inci madde uyarınca zamanaşımına uğrar." Eldeki uyuşmazlıkta, taraflar arasındaki taşıma karma nitelikte olduğundan ve son taşıma karayolu ile yapıldığından anılan hüküm uyarınca bildirim ve zamanaşımına yönünden aynı Kanun'un 855. Maddesi uygulanacaktır. Davalının taraf olduğu satış CİF Chicago Port terminal teslim şeklinde yapılmış olduğu, yük treninin maksimum yük sınırını aştığından, davacı tarafından karayolu ile taşımanın yapıldığı, ilk önce denizyolu ve demiryolu şeklinde planlanan taşımanın, daha sonra denizyolu ve karayolu ile yapılmasına karar verildiği bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin taraflar arasında yapılan taşımanın karma taşıma şeklinde gerçekleştiği şeklindeki kabulü Dairemizce de uygun bulunmuştur. TTK. m. 875/1'e göre Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. TTK. m. 876/1'e göre Zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur. TTK. m. 878'de özel haller düzenlenmiştir. (1) Zıya, hasar veya teslimdeki gecikme, aşağıdaki hâllerden birine bağlanabiliyorsa taşıyıcı sorumluluktan kurtulur: a) Sözleşme veya teamüle uygun olarak üstü açık bir aracın kullanılmış olması yahut güverteye yükleme yapılması. b) Gönderen tarafından yapılan yetersiz ambalajlama. c) Eşyanın gönderen veya gönderilen tarafından işleme tabi tutulması, yüklenmesi veya boşaltılması. d) Eşyanın; özellikle kırılma, paslanma, bozulma, kuruma, sızma, olağan fire yoluyla kolayca zarar görmesine yol açan doğal niteliği. e) Taşınacak paketlerin gönderen tarafından yetersiz etiketlenmesi. f) Canlı hayvan taşıması. g) 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile diğer kanun ve düzenlemelerde yer alan hükümlerin taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasını haklı gösterdiği hâller. (2) Herhangi bir zararın hâl ve şartlara göre birinci fıkrada öngörülen bir sebebe bağlanmasının muhtemel bulunduğu durumlarda, o zararın bu sebepten ileri geldiği varsayılır. Birinci fıkranın (a) bendinde öngörülen olağanüstü zıya veya hasar hâlinde bu karine geçerli olmaz. (3) Zıya, hasar veya gecikme, gönderenin eşyanın taşınmasına ilişkin özel talimatlarına taşıyıcının uymamasından ileri gelmişse, taşıyıcı birinci fıkranın (a) bendine dayanarak sorumluluktan kurtulamaz. (4) Taşıyıcı, sözleşme uyarınca eşyayı sıcağa, soğuğa, ısı değişikliklerine, neme, sarsıntılara ya da benzer etkilere karşı özel olarak koruma yükümlülüğü altında ise, birinci fıkranın (d) bendine ancak, hâl ve şartlara göre, özellikle de gerekli donanımın seçimi, bakımı ve kullanımına ilişkin kendisine düşen tüm önlemleri almış ve özel talimatlara uygun davranmış bulunması hâlinde dayanabilir. (5) Taşıyıcı birinci fıkranın (f) bendine ancak hâl ve şartlara göre kendisine düşen tüm önlemleri almış ve özel talimatlara uygun davranmış bulunması hâlinde dayanabilir." TTK. m. 879'a göre Taşıyıcı; Kendi adamlarının, Taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin, görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. Davacı şirketin ABD’de bulunan dava dışı American Constructıon Metals firmasına alüminyum bobin emtiasının naklini trenyolu ile gerçekleştirememesi nedeniyle, karayolu ile taşımayı gerçekleştirdiği, bu sırada seçilen aracın taşınan emtianın nakline uygun olmadığı, aracın açık kasa olduğu ve üstünün örtüldüğü, ancak alınan eksper raporuna göre emtianın yağmur suyu alması nedeniyle hasarlandığı, bu durumda davacının basiretli bir tacir gibi davranması gerekip, emtiaya uygun araç seçimini denetlemesi gerektiği, ayrıca taşıyıcı olarak da özen yükümlülüğünün bulunduğu, bu durumda hasarın meydana gelmesinde davalının kusurunun bulunduğu, takip konusu yükün hasarlanması nedeniyle davalının kestiği 07.12.20219 tarihli 15.463,59-USD karşılığı 88.883,17-TL hasar bedeli faturasının yerinde olduğu, bu nedenle takip konusu alacaktan sorumlu olmadığı, davalı şirketin defter kayıtlarına 11.12.2019 tarihli 89.668,72-TL davacı tarafın kestiği yansıtma faturasının işlememesinin de yerinde olduğu, davacının takip talebinde cari hesap alacağına dayandığı, davalı taşıtanın zarar gördüğünü ispatlaması halinde CMR Konvansiyonu'nun 23 üncü maddesinde düzenlenen şartlar dahilinde takas hakkını kullanabileceği (Yargıtay 11.HD. 03.05.2023 T., 2021/8988 E., 2023/2681 K.) TBK. 139 gereğince takas/mahsup hükümlerinin uygulanabileceği, olayın tutanak ve bilirkişi raporlarına yansıyış şekline göre hasarın emtianın üstü açık taşınması ve yağmurda ıslanması nedeni ile meydana geldiği, bu durumda taşımanın pervasız taşıma sayılması gerektiği, yansıtma faturasının 6102 sayılı TTK'nın 855/5. maddesinde belirlenen 3 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan düzenlendiği ve cevap süresi içerisinde de takas definin ileri sürüldüğü, bu durumda davalının takas hakkını usulüne uygun kullandığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesinin davanın reddine karar vermesinde bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davacının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile kalan 247,70-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/11/2024 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2013/18638, K. 2014/7694, T. 03.05.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2013-18638-e-2014-7694-k-68711194ca51