Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/186 E. 2021/893 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/186
- Karar No
- 2021/893
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/691 Esas KARAR NO:2024/1620 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI:2019/186 Esas - 2021/893 Karar TARİH:30/11/2021 DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:17/10/2024 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... A.Ş, tarafından davalı ..., AŞ.'ye yapılan satıma ilişkin 09.07.2019 tarihli, ... seri nolu, 107.000,00 TL tutarında fatura düzenlendiğini, iş bu faturaya ilişkin olarak davalı şirket tarafından 50.000,00 TL tutarında ödeme yapıldığını, bakiye 57.000,00 TL borcun süresinde ödenmediğini ve ödeneceği vaadiyle müvekkilinin oyalandığını, ancak müvekkilinin iyi niyetinin suistimal edildiğini anlayınca 08.08.2019 tarihinde ... sayılı dosyası ile davalı aleyhine ilamsız takip başlatıldığını, icra takibine karşı davalı tarafından borca itiraz edilerek takibin durduğunu, davalı şirketle arabuluculuk görüşmeleri yapıldığını ve görüşmelerin sonucunda uzlaşılamadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, davalının yapmış olduğu kötüniyetli haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili süresinden sonra vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın teslim ettiği tüm ürünlerin ayıplı çıktığını, asıl amacı için kullanılamadığını, son kullanıcı tarafından tüm ürünlerin iade edildiğini, ayıpların ilk incelemede anlaşılmadığını, son kullanıcıya teslim edildikten sonra ortaya çıktığını, ayıplar, ortaya çıkar çıkmaz whatsaap mesajlarıyla karşı tarafa bildirildiğini, karşı tarafla sözleşmenin de whatsaap mesajlarıyla kurulduğunu, yerinde bilirkişi incelemesi yapılarak ürünlerdeki ayıpların tespitini ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 30/11/2021 tarih ve 2019/186 Esas - 2021/893 Karar sayılı kararında;"Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. Maddesine göre açılmış itirazın iptali davasıdır.Mahkememizce dava dilekçesi, cevap dilekçesi, İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyası, taraflarca dosyaya sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre, taraflar arasında ticari alım satıma dair dair ticari ilişki mevcut olduğu, davacı tarafça alacağına ilişkin ...sayılı dosyası ile icra takibi başlattığı, davalı tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.Dosyada davalı tarafça, tanık dinletme talebinde bulunulmuş, davanın mahiyeti, HMK 200 ve devamı maddeleri uyarınca davanın tanıkla ispat sınırının çok üzerinde olması, davacı tarafın tanık dinletmeye açıkça muvafakat etmemesi sebepleriyle tanık dinlenmesi mümkün olmamıştır.Yine dosyada davalı tarafça, ayıplı olduğu iddia edilen mallar yönünden keşif yapılması talep edilmiş ve ayrıca bu hususa ilişkin mahkememiz yargılaması devam ederken İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/369 D.İş sayılı dosyasında yaptırılan delil tespiti dosyaya ibraz edilmiş, tarafların basiretli tacir olmanın gereği gibi davranmak zorunda olmaları da nazara alınarak, davadan önce ayıp ihbarına ilişkin yasal usul (noter kanalı yahut iadeli taahhütlü mektup) ve sürelere (TTK madde 23'te belirtilen süreler) uyulmadan yapılan ayıp ihbarına itibar edilemeyeceği, karşı tarafın da bu hususa açıkça muvafakat etmemesi sebebiyle, keşif yapılmasının dosyaya bir yenilik katmayacağı anlaşıldığından talebinin reddine karar vermek gerekmiş, sunulan delil tespitine de itibar edilmemiştir.Dosya, defter inceleme günü belirlenerek ve gerekli ihtaratlar yapılarak mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş; her ne kadar davacı tarafın şirket merkezi Menemen/İzmir ise de, davacı vekili tarafından, defterlerin USB formatında sunulabileceği beyan edilmiş, defter inceleme gün ve saatinde davacı yanın defterlerini hazır bulundurduğu, davalı yanın defter ibraz etmediği, bu hali ile HMK 222.madde uyarınca defter ibrazından kaçınmış sayılması gerektiği nazara alınarak, 22.03.2021 havale tarihli rapora göre dosyadaki bilgi, belge, fatura ve ibraz edilen ticari defterler ışığında, davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve lehine delil teşkil ettiği, davalı yana ait BA formuna göre, 2019 dönemine ait BA formunun 3.sırasında 1 adet fatura bedeli olarak (kdv hariç) 90.678,00 TL olarak beyan edildiği, takip konusu bakiye alacağa dayanak 1 adet faturanın, davalı tarafından BA formunda beyan edildiği, bu haliyle taraflar arasında ticari ilişkinin kurulduğunun kabulü gerekeceği, taraflar arasında dava konusu ürünlerin teslim edilip edilmediği hususu uyuşmazlık konusu olmadığından mal/hizmetin eksiksiz teslim edildiği, TTK.'nın 23/1c maddesi gereğince malın ayıplı olduğu açıkça belli ise alıcının iki gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, açıkça belli değil ise malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğu TBK.'nın 223. maddesinde, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde satılanı kabul etmiş sayılacağının düzenlendiği, dava konusu uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklı olduğu, eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenicinin her türlü sorumluluktan kurtulduğu ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğunun devam ettiği, iş sahibinin, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmişse eseri kabul etmiş sayıldığı, sonuç olarak 09/07/2019 tarihli, 814 sıra nolu 107.000,00 TL bedelli fatura karşılığı, davalı tarafından 09/07/2019 tarihinde 50.000,00 TL ödeme yapıldığı, davalının, takip tarihi itibariyle fatura bakiye borcunun 57.000,00 TL olduğu rapor edilmiş olup, bilirkişi raporunun bu yönleriyle gerekçeli, denetime elverişli ve hükme esas alınabilir nitelikte bulunduğu, 3095 sayılı yasaya göre taraflar arasındaki faaliyetin ticari iş sayılması ve avans faizi talep edilebilmesinin mümkün olduğu tespitiyle beraber davanın kabulü ile ... sayılı takip dosyasında asıl alacak 57.000,00 TL üzerinden takibin devamına karar vermek gerekmiştir.Öte yandan davacı tarafça davalıdan icra inkar tazminat talebinde bulunulmuş olup 57.000,00 TL asıl alacağın likid olması karşısında 2004 sayılı İİK'da yer alan İcra İnkar Tazminatının yasal koşulları oluştuğundan talebin kabulüne karar vermek gerekmiştir.Son olarak belirtmek gerekir ki, bilirkişi raporu dosyaya sunulduktan sonra davacı tarafça ihtiyati haciz talebinde bulunulmuş, Mahkememizin 24/03/2021 tarihli ihtiyati haciz talebine ilişkin değişik iş kararı gereğince %20 teminat mukabilinde ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiş, davalı vekili tarafından 12.10.2021 tarihli beyan dilekçesi ile ihtiyati hacze ilişkin ara karardan rücu edilmesi talep edilmiş ve talep 30.11.2021 tarihli duruşmada değerlendirilmiş olup, ileri sürülen sebeplerin yasada belirtilen ihtiyati hacze itiraza ilişkin sınırlı itiraz sebepleri dışında genel mahiyette itirazlara yönelik olması, İİK. Madde 265/1 düzenlemesinde sınırlı olarak belirtilen itiraz sebepleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde itirazların yerinde olmadığı sonucuna varıldığından yerinde görülmeyen itirazın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "gerekçesi ile, '' Davanın kabulü ile, davalının ... sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, asıl alacak 57.000,00 TL üzerinden takibin devamına, alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %19,5 oranında ve değişen oranlarda ticari faiz uygulanmasına, İİK 67/2. maddesi gereğince 57.000,00 TL asıl alacak üzerinden %20 oranında belirlenen 11.400,00 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, yasal şartlar oluşmadığından davalı vekilinin ihtiyati haciz kararına itirazının reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... A.Ş, tarafından davalı ..., AŞ.'ye yapılan satıma ilişkin 09.07.2019 tarihli, ... seri nolu, 107.000,00 TL tutarında fatura düzenlendiğini, iş bu faturaya ilişkin olarak davalı şirket tarafından 50.000,00 TL tutarında ödeme yapıldığını, bakiye 57.000,00 TL borcun süresinde ödenmediğini ve ödeneceği vaadiyle müvekkilinin oyalandığını, ancak müvekkilinin iyi niyetinin suistimal edildiğini anlayınca 08.08.2019 tarihinde .... sayılı dosyası ile davalı aleyhine ilamsız takip başlatıldığını, icra takibine karşı davalı tarafından borca itiraz edilerek takibin durduğunu, davalı şirketle arabuluculuk görüşmeleri yapıldığını ve görüşmelerin sonucunda uzlaşılamadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, davalının yapmış olduğu kötüniyetli haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiğini, davacı tarafından müvekkiline teslim edilen malların gizli ayıplı olduğunu, bu sebeple müvekkilinin ödeme yapmadığını, davacı tarafın teslim ettiği tüm ürünlerin ayıplı çıktığını, asıl amacı için kullanılamadığını, son kullanıcı tarafından tüm ürünlerin iade edildiğini, ayıpların ilk incelemede anlaşılmadığını, son kullanıcıya teslim edildikten sonra ortaya çıktığını, ayıplar, ortaya çıkar çıkmaz whatsaap mesajlarıyla karşı tarafa bildirildiğini, karşı tarafla sözleşmenin de whatsaap mesajlarıyla kurulduğunu, yerinde bilirkişi incelemesi yapılarak ürünlerdeki ayıpların tespitini ile davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini, mahkeme tarafından keşif taleplerinin reddedildiğini, Adil Yargılanma Hakkı ve Delil gösterme haklarının ellerinden alındığını, mahkeme tarafından yapılan haksız ve hukuksuz uygulamalar neticesinde davalı tarafça delil tespiti amacıyla İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/369 Değişik İş Dosyası ile delil tespiti yapıldığını, bilirkişi raporunda (ek:1) mevcut hali ile söz konusu ürünlerin ayıplı ve kullanıma elverişli olmaması nedeni ile tespit isteyenin elektrik motoru ve su jetinden istenilen verimin alınmasına mani olduğunu, bu kapsamda söz konusu tirübin takımlarının pervanelerinin gizli ayıplı mal olarak değerlendirilmesi gerektiğini, türbin mili üzerindeki kama yataklarında kaplin sıyırması bulunduğunu, bu nedenle sistemin sağlıklı çalışmasının mümkün olmadığını, söz konusu ayıbın üretimden kaynaklı olduğunu, bu ürünlerinin tespitinin yapıldığını, mahkeme tarafından işbu bilirkişi raporunun dikkate alınmadığını ve gerekçeli kararında davadan önce ayıp ihbarına ilişkin yasal usul (noter kanalı yahut iadeli taahhütlü mektup) ve sürelere (TTK madde 23'te belirtilen süreler) uyulmadan yapıldığını, ayıp ihbarına itibar edilemeyeceğinden bahisle ek rapor taleplerinin de reddedildiğini, davaya konu malların gizli ayıplı olduğunu, hiçbir süre dikkate alınmadan davada konu edilmesi gerektiğini, bu sebeplerle istinaf incelemesi sonucu kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, İleri sürerek; Yukarıda İstanbul Anadolu 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/186 e. 2021/893 k. sayılı dosyasında arz ve izah olunan ve re’sen dikkate alınacak gerekçelerle; İstinaf başvurularının kabulü ile İstanbul Anadolu 13.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 30/11/2021 tarih ve 2019/186 E. 2021/893 K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; dava ve takip dayanağı faturaya konu ürünün davacı tarafından davalıya satılıp teslim edilmesine rağmen bakiye fatura bedelinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, dava ve takip dayanağı faturaya konu ürünün davacı tarafından davalıya satılıp teslim edilmesine rağmen bakiye fatura bedelinin ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, icra takibine itiraz dilekçesinde fatura konusu ürünün ayıplı olduğunu, ayının whatsapp aracılığı ile davacı alacaklıya bildirildiğini, ancak ayıbın giderilmediğini ileri sürmüş, yargılama aşamasında süresinden sonra verilen cevap dilekçesinde fatura konusu ürünün ayıplı olduğunu ve ayıbın müşteriye teslimden sonra ortaya çıktığını ve ürünün iade edildiğini ileri sürmüştür. Taraflar arasında faturaya konu ürünün davacı tarafından davalıya teslimi ve fatura bedelinin 50.000,00 TL lik kısmının davalı tarafından ödendiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki istinafa da gelen temel ihtilaf; dava ve icra takibi dayanağı faturaya konu ürünün ayıplı olup olmadığı, ayıplı olması halinde ayıbın üretimden kaynaklı mı yoksa kullanımdan kaynaklı mı ayıp olduğu, ayıplı olması halinde davalının davacıya borçlu olduğu miktar hususlarındadır. Mahkemece, davalının ayıp ihbarını TTK'nın 18/3 maddesinde öngörülen şekilde yapmadığı ve TTK'nın 23/1-c maddesinde öngörülen ayıp ihbar sürelerine uymadığı gerekçesi ile davalının dava konusu ürünün ayıplı olduğu yönündeki savunmasına itibar etmemiştir. Davalı vekili tarafından her ne kadar süresinde cevap dilekçesi verilmemiş ise de, icra takibine itiraz dilekçesinde faturaya konu ürünün ayıplı olduğunun ileri sürülmesi sebebiyle ayıp savunmasının irdelenmesi gerekmektedir. TTK'nın 18/3 maddesine göre tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılacağının hüküm altına alındığı, söz konusu maddede ayıp ihbarının öngörülen şekillerde yapılacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Buna durumda dava değerine göre ayıp ihbarında bulunulduğu hususu yazılı ve kesin deliller ile ispat edilebilecektir. Bununla birlikte, ayıp ihbarı niteliği itibariyle satın alınan maldaki ayıbın varlığını satıcıya bildirmeye yönelik bir tasavvur açıklaması olduğundan, bildirim yükümlülüğüne uyulmadığını davacı satıcı ileri sürmelidir. Satıcı tarafından, davalının yasal süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığına yönelik bir savunma ileri sürülmedikçe bu husus, mahkemece re’sen dikkate alınıp değerlendirilemez. Davalı borçlu tarafından icra takibine itiraz dilekçesinde faturaya konu ürünün ayıplı olduğu ileri sürülmesine rağmen, davacı tarafından dava dilekçesinde ayıp ihbarında bulunulmadığı ve ayıp ihbarının süresinde yapılmadığına ilişkin bir iddia ileri sürülmemesine, davalı tarafından iki kere ayıp savunmasının incelenmesine ve keşif kararı verilmesine ilişkin beyan dilekçelerinden sonra da dahi bu yönde bir iddia ileri sürülmemesine ve mali müşavir bilirkişisi raporu sunulduktan sonra yargılamanın dört ve altıncı celsesinde ileri sürülmesine rağmen Mahkemece süresinde ayıp ihbarının yapılmadığı ve şekil şartlarına uyulmadığı gerekçesi ile ayıp savunmasının üzerinde durulmaması usul ve yasaya uygun olmamıştır.Kaldı ki TTK'nın 23/1-c maddesine göre, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda,Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanacağının, TBK'nın 223/2 maddesine göre Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağının hüküm altına alındığı, Mahkemece davalı vekili tarafından defalarca talep edilmesine rağmen ve delil tespiti dosyasında düzenlenen raporda ayıbın gizli ayıplı olduğu belirtilmesine rağmen, ayıplı olduğu ileri sürülen ürünler üzerinde uzman bilirkişi marifeti ile inceleme yaptırılmak ve ayıbın niteliği belirlenerek TTK'nın 23/1-c, TBK 223/2, 225 maddelerinin hangisinin uygulanacağının tartışılması gerekirken doğrudan TTK'nın 23/1-c maddesinin olaya uygulanarak karar verilmesi isabetli olmamıştır. Ayrıca taraflar arasında faturaya konu ürüne ilişkin satım sözleşmesi akdedilmesine ve Mahkemece de bu yönde tespit yapılmasına rağmen, taraflar arasındaki ilişkiyi eser sözleşmesi olarak niteleyen ve bu nitelemeye rağmen TBK ve TTK'nın satış sözleşmesi hükümlerine atıfta bulunan mali müşavir bilirkişi raporunun da hükme esas alınabilir olduğuna karar verilmesi yerinde olmamıştır. Bu durumda Mahkemece yapılacak iş; faturaya konu ürün üzerinde uzman bilirkişi marifeti ile keşif bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle ürünün ayıplı olup olmadığı, ayıplı olması halinde ayıbın üretimden mi kullanımdan mı kaynaklı ayıplı olduğu, ayıp sebebiyle davalının zararı ve davacının alacaklı olduğu miktarının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesidir. Açıklanan nedenlerle; davalının istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.11/10/2024 KESİN HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2021 tarih ve 2019/186 Esas- 2021/893 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-İİK'nın 36/5 .maddesi uyarınca yatırılan teminatın, yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.