Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/879 E. 2021/23 K. – Haksız Rekabetin
Konu: Haksız Rekabetin Tespiti Ve Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/879
- Karar No
- 2021/23
- Karar Tarihi
- Konu
- Haksız Rekabetin Tespiti Ve Tazminat
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/679 KARAR NO: 2024/531 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/01/2021 NUMARASI: 2018/879 E. - 2021/23 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Rekabet ve Rekabet Yasağından Kaynaklanan) Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti ve tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ... 1997 yılından beri müvekkili şirkette ihracat müdürü ve satış departmanına bağlı ihracat iş geliştirme müdürü olarak çalıştığını, davalının bu süre içinde müvekkilinin mevcut müşterilerini tanıdığını, müvekkilinin operasyonel ve fiyat ihtiyaçlarına vakıf olduğunu, davalının bilinçli bir şekilde, iş akdinin feshi için çaba harcayarak iş yerindeki çalışma ortamını bozduğunu, müvekkilinin uzlaşmacı tutumuna rağmen işten ayrılmak istediğinden iş yeri ile olan bağının 24.07.2018 tarihinde sona erdiğini, davalının iş yerindeki konumu ve çalışma süresi dikkate alındığında, müvekkili şirketin bütün ticari sırlarına vakıf olduğunu, müşterileri iyi tanıdığını, fiyatlar, çalışma ve ihale tekliflerini gibi konuları bizzat yürüten ve tespit eden yönetici konumunda çalışması nedeniyle tüm bu hususlara vakıf olduğunu, davalının işten ayrılmasından kısa bir süre sonra davalı şirkette üst düzey yönetici olarak çalışmaya başladığının müşterilerden öğrenildiğini, davalıların, müvekkili şirketin müşterilerini, davalı şirkete kazandırmak için ayartmaya çalıştıklarını, davalı işçinin rekabet yasağına ilişkin 12.07.2016 tarihli taahhütnameye aykırı davrandığını, davalı şirketin de müvekkilinin çalışanı olan davalı işçiyi ayartarak, yeni iş ve müşteri bulmaya çalıştığını, davalı şirketin eylemlerinin TTK'nın 54. maddesine göre haksız rekabet oluşturduğunu, TTK'nın 55/1.b maddesine göre, üçüncü kişilerin çalışanların ve yardımcılarının yükümlülüklerine aykırı davranmasını sağlayarak çıkar sağlamanın ve işçilerin, vekillerin ve diğer yardımcıların, işverenlerinin iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmenin haksız rekabet olarak düzenlendiğini, davalı işçinin rekabet etmeme taahhüdüne aykırı hareket etmesi nedeniyle tazminat dışında ayrıca cezai şarttan da sorumlu olduğunu, 12.07.2016 tarihli taahhütnamenin 11. maddesi gereğince davalının ayrıldıktan sonra, iki yıl süre ile şirketin iştigal konusu olan kara ve hava nakliyesi hususunda belirlenen bölgede başkasının yanında çalışamayacağını, davalı işçinin ayrıca taahhütnamenin 11,12,13,14, 16 ve 17. maddelerini ihlal ettiğini, davalının taahhütnamenin ticari sırların korunmasına ilişkin 1,2,3 ve 9 nolu maddelerini ihlal ederek iş ve müşteri kazandığını, be eylemlerin imzalanan rekabet yasağı sözleşmesine aykırı olduğunu, taahhüdün ortak hükümler başlıklı 19. maddesine göre sözleşmenin ihlali durumunda 25 brüt maaşı kadar cezai şart ödenmesinin gerektiğini, şirket çalışanını işten ayrılmaya teşvik eden davalı şirketin de haksız fiil kapsamında sorumlu olduğunu, davalı içinin iş yerindeki konumu, çalışma süresi, eğitimi ve rekabet etmememe taahhüdü karşısında davalının imzaladığı sözleşmenin sonuçlarını bilebilecek durumda olduğunu ileri sürerek, 12.07.2016 tarihli rekabet yasağı ve sır saklama taahhütlerine aykırı eylemler nedeniyle 50.000 TL cezai şartın ve müvekkilinin müşterilerinin ayartılması ve haksız rekabet nedeniyle uğranılan maddi zararların tespiti, haksız rekabetin önlenmesi ve şimdilik 40.000,00 TL maddi tazminat ve 10.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, savunmasında özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığı, işçi ile işveren uyuşmazlığında arabuluculuğun zorunlu olduğunu, müvekkilinin 1997 yılında davalı şirkette çalışmaya başladığını, 2014 yılında emekli olduğu ve yeniden başladığı çalışmasının 24.07.2018 tarihinde davacı tarafından sonlandırıldığını, müvekkilinin fesih sonrası davalı şirkette çalışmaya başladığını, rekabet yasağına aykırı davranılması için TTK'nın 447/2. maddesi uyarınca iş akdinin işçi tarafından haksız şekilde veya işverence haklı nedenle feshi gerektiğini, oysa iş akdinin davacı tarafından kıdem tazminatı ödenerek feshedilmesi nedeniyle rekabet yasağı sözleşmesinin sona erdiğini, sözleşmenin 1. maddesi ile 5 yıl süreyle şirkette edindiği bilgi ve birikimleri bizzat ya da dolaylı yolla 3. kişi ve kuruluşlar aracılığıyla kullanılmayacağı belirlendikten sonra, 11. maddesinde şirketin iştigal ve faaliyet alanında, çalışmanın yasaklandığını, maddedeki düzenlemenin çalışma özgürlüğünü ortadan kaldıracak nitelikte olduğunu, müvekkilince, davacıya ait hiçbir ticari sırın ifşa edilmediği ve kullanılmadığını, davacının zararı bulunmadığını, müvekkilinin, davacı şirketin sır sayılabilecek bir bilgisine sahip olmadığını, haksız rekabet yapıldığına ilişkin somut bir kanıt sunulmadığını, yalnızca aynı iş kolunda çalışmanın haksız rekabet anlamına gelmediğini, talep edilen cezanın fahiş olduğunu, bu sözleşmelerde işçi aleyhine konulan tek taraflı cezanın geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Limited Şirketi vekili, savunmasında özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkili şirketin haksız rekabet oluşturacak bir eyleminin bulunmadığını, davacının ileri sürdüğü TTK'nın 55/b-2 ve 3 maddelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın yersiz olduğunu, iş akdinin devamı sırasında davacının çalışanına yarar sağlanarak haksız rekabette bulunulmadığını, yasada rekabetin değil rekabetin kötüye kullanılmasının cezalandırıldığını, davacının çalışanları aracılığıyla iş sırlarının ele geçirilmeye çalışılmadığını ve davacının ele geçirilecek bir iş sırının bulunmadığını, davacının ticari sır olarak adlandırdığı müşteri bilgilerinin sır niteliğinde olmadığını, taşımacılık sektöründeki tüm firmaların potansiyel müşteri olduklarını ve bunlarla ilgili bilgilerin sıradan bir internet araştırmasıyla ulaşılabileceğini, davacı ile davalı şirketin iş yaptığı başkaca şirketlerin hizmetlerinin incelenmesi durumunda, verdikleri hizmetin ticari sır gerektirmeyecek nitelikte olduğunun anlaşılacağını, taşımacılık sektöründe çalışan kişilerin iş akitlerinin sona ermesinden sonra aynı alanda çalışmalarının zorunlu olduğunu, müvekkilinin haksız rekabet oluşturan eylemlerinin usulüne uygun delillerle kanıtlanması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Bilirkişiden alınan raporda, davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitinin belirlenebilmesi ve hukuki bir niteleme yapabilmek için yeterli teknik ve mali veri tespit olmadığından bu konuda değerlendirme yapmaya olanak bulunmadığı tespit edilmiş olup Mahkememizin 24/02/2020 tarihli duruşmasında davacının bilirkişi raporuna beyan ve itirazları göz önüne alınarak bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan ek rapor 10/09/2020 tarihinde mahkememize sunulmuş, ek raporda; geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesinin koşulları; Yazılılık, İşçinin fiil ehliyetine sahip olması, İşverenin Korunmaya Değer Haklı Bir Menfaatinin Varlığı, Üretim Sırlan veya İşverenin İşleri Hakkında Bilgi Edinme Olanağı Müşteri Çevresi Hakkında Bilgi Edinme Olanağı, Önemli bir zarar verebilme ihtimalinin bulunması, İşçinin Ekonomik Geleceğinin Tehlikeye Düşürülmemesi 'dir. Yasağın yer,zaman, işlerin türü bakımından sınırlı olması, uygun olmayan ve çalışma hürriyetini kısıtlar nitelikte olmamasıdır. Öngörülen rekabet yasağı bakımından 6098 sayılı TBK'nin 445. maddesi uygulama alanı bulacaktır. ‘... Somut olayda, taraflar arasındaki is sözleşmesinde 5 yıllık rekabet yasağı süresi İstanbul ili için geçerli olmak üzere öngörülmüş, işin türü bakımından ise kısıtlama yapılmamıştır. TBK'nin 445/1 fıkrasında bu tür sözleşmeler bakımından yer, zaman ve işin türü bakımından sınırlama öngörüldüğü sibi, aynı maddenin ikinci fıkrasında da mahkemece asın nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir. Bu durumda, mahkemece taraflar arasındaki rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün TBK'nin 445/2. maddesi çerçevesinde değerlendirilip, tartışılarak bir sonuca eidilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/1461 E., 2019/8220 K.) Bu karar dikkate alındığında, akdedilen rekabet yasağı sözleşmesinin ülke ve firmalar bakımından geniş tutulmuştur. Rekabet yasağı daha sınırlı düzenlenmelidir, aksi halde hakimin takdirinde sınırlanacaktır. Somut olayda işçi bakımından getirilen kısıtlamada, birçok firma adı sayılmış olmakla birlikte ... Şirketi bu firmalar arasında yer almamaktadır. ‘Burada sayılı şirketler ile sınırlı olmamak kaydıyla’ ibaresi bir belirsizlik yaratmaktadır. Aynı zamanda aynı iş kolu olarak davalının taşımacılık alanında çalışmasının yasaklanması da çalışma özgürlüğünü ihlal eder nitelikte geniş bir kısıtlamadır. İşverenin işçinin bir takım ticari sırlara haiz olmasının sonucu olarak işverenin haklı menfaati ile, Anayasa’nın 48. Maddesinde korunan işçinin çalışma ve sözleşme özgürlüğü arasında denge kurulması gerekmektedir. Yargıtayın işverenin zararının ispatı bakımından bir kararı mevcuttur. Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, yasanın, somut bir zararı ispatlama zorunluluğu aramamış olmasıdır. Önemli olan hizmet akdinin sona erdiği tarihte işçinin elde ettiği bilgileri kullanarak, işverene önemli bir zarar vermesinin ihtimal dahilinde görülebilip görülemeyeceğidir. Gerçi taraflar arasındaki uyuşmazlık, kural olarak hizmet akdinin sona ermesinden uzunca bir süre sonra ortaya çıkacaktır. Fakat o zamana kadar hiçbir zararın meydana gelmemiş olması, yasağın geçerliliği bakımından herhangi bir önem taşımamaktadır. Zararın hangi hallerde önemli sayılabileceğini önceden belirlenmiş genel bir ölçüye göre tespit etmek, hiç şüphesiz ki mümkün değildir, bu konuda yargıç, her olayın özelliğine göre bir sonuca varmak durumundadır. ( Yargıtay 9.Hukuk Dairesi 28.03.2013) Rekabet yasağı sözleşmesi, işverenin yarannın kalmaması, işverenin iş sözleşmesini haklı neden olmaksızın feshetmesi, işçinin sözleşmeyi haklı sebeple feshetmesi halinde ortadan kalkar. Somut olayda buna ilişkin tarafların iddialan birbirini doğrular nitelikte değildir. Bunu aydınlatır nitelikte bir delil sunulmamıştır. Kolayca ulaşılabilen veriler ticari sır niteliğinde değildir. Lojistik sektöründeki kapasite, ulaşım ağı vb. bilgileri ticari sır niteliğinde değildir. Öğretide müşteri, bir işyeri ile az veya çok bir süre ile ilişki kurarak orada üretilen mal ve hizmetleri muntazam bir biçimde almakta olan gerçek yahut tüzel kişi olarak tanımlanır. Müşteri çevresi hususuna gelindiğinde, müşteri çevresine hâkim olma; işçinin müşterilerle kişisel ilişki içinde olması veya müşterilerin ihtiyaçları, kendine has özellikleri ve talepleri gibi hususlarda bilgi sahibi olması ile sağlanabilmektedir. Aynı zamanda bu müşteriler hakkında bilgiyi kendi adına ekonomik menfaat elde edebilecek şekilde kullanma olanağına sahip olması anlaşılmaktadır.Kural olarak ceza koşulu uyarınca ceza talep eden alacaklı, kusurlu borçludan ayrıca tazminat isteyemeyecektir. Zarar cezai şart miktarını aşıyor ise açık madde hükmü gereğince aşan kısım tazmin ettirilebilecektir. Ancak bu durumda TBK m. 180/2 uyannca işveren işçinin kusurunu ispat etmek zorundadır. İşçinin kusuru bulunmaması halinde işçi cezai şartı aşan zaran tazmin etmekle yükümlü tutulamayacaktır. Davalı ... şirketinin, ...’i ayartmak suretiyle davacı şirketin müşteri çevresi ve ticari sırlarına hakim olmaya çalışarak TTK’da düzenlenen haksız rekabet teşkil eden davranışlarda bulunduğu beyan edilse de, buna ilişkin bir delilin dosyaya sunulmadiği tespit edilmiştir. Mahkememizce dosya arasına alınan Taraflar arasındaki Ticari Sır Bilgi Saklama ve Rekabet Yasağı Taahhütnamesi, bilirkişi raporu ve tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; Taraflar arasında akdedilen rekabet yasağı sözleşmesi firma ve il bakımından geniş kısıtlamalar içerdiği, Taşıma alanında müşteri çevresi ticari sır niteliğini haiz olmadığı, Tek taraflı olarak işçi aleyhine getirilen cezai şart içtihatlar dikkate alındığında geçerli olmayacağı, rekabet yasağı sözleşmesi mevcut haliyle geçerli dahi sayılsa ... şirketinin sayılan firmalar arasında yer almaması sebebiyle yasağa aykırılık teşkil etmeyeceği hususları anlaşıldığından davacının maddi, manevi alacak taleplerinin..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme gerekçesinin aksine rekabet yasağı sözleşmesinin yer bakımından Kanuna uygun olduğunu, taahhütnamede yer bakımından yapılan sınırlandırmanın makul olduğunu, davalının ekonomik geleceğinin mahvına sebebiyet vermediğini, kaldı ki TBK'nın 445/2. maddesinde hakime rekabet yasağını sınırlandırma yetkisi tanındığını, mahkemece bu hususun değerlendirilmediğini, TBK'nın 445/2. maddesi uyarınca sözleşmenin değerlendirilmeden geçersiz kabul edilemeyeceğini, Taahhütnamenin, işin kapsamı bakımından kanuna uygun olduğunu, kararda, aynı iş kolu olarak, davalının taşımacılık alanında çalışmasının yasaklanmasının çalışma özgürlüğünü ihlal eder nitelikte geniş bir kısıtlama olduğunun belirtilmesine karşın, rekabet yasağı sözleşmesinin tek başına bu nedenle geçersiz hale gelmeyeceğini, müvekkilinin bu taahhütnameyi oluştururken kendi faaliyet alanıyla ilgili bir sınırlandırma yapması ve bu kapsamda rakip firmaları yasak kapsamına almasının doğal olduğunu, mahkemece bu hükmün de TBK'nın 445. maddesi uyarınca sınırlandırılabileceğini, buna rağmen anılan hükmün değerlendirilmeden Yargıtay kararlarına aykırı şekilde sözleşmenin geçersiz olduğunun kabul edildiğini, cezai şart koşulunun, davalının çalışma özgürlüğünü ihlal etmediğini, sıradan bir gerekçe ile ceza koşulunun geçersiz sayılmasının kanunun düzenlemesine aykırı olduğunu, mahkemece fahiş olan cezanın indirilebileceğini, yerleşmiş Yargıtay kararları uyarınca TBK'nın 442/2 maddesi gereğince, işverenin somut bir zarara uğramasının gerekmediğini, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak, işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunmasının yeterli olduğunu, bu nedenle mahkemece işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunup bulunmadığı hususunda bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiğini,Davalının elde ettiği bilgilerinin ticari sır niteliğinde olmadığına ilişkin kabul ve gerekçenin hatalı olduğunu, davalının çalıştığı pozisyon itibariyle müvekkili şirketin müşteri sırlarına ve ticari sırrına erişebileceğini, bilirkişilerin taşıma ve lojistik alanında uzmanlığı bulunmadığını, uyuşmazlığın teorik olarak yorumlandığını, bu nedenle uzman bilirkişiden rapor alınarak karar verilmesi gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle; her iki davalı bakımından TTK'nın 56. maddesi uyarınca haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve tazminat ve hizmet sözleşmesindeki rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava dilekçesinde, davacı ile davalı ... arasındaki hizmet sözleşmesinin 1997 yılında kurulduğu, davalının uzun süre şirketin üst düzey yöneticisi olarak çalışması nedeniyle, şirketin müşteri çevresi ve ticari sırlarına vakıf olduğu, davalının iş ortamını bozarak sözleşmeyi sona erdirmeye çalıştığı, müvekkilinin çabasının yetersiz kalması nedeniyle 24.07.2018 tarihinde iş sözleşmesinin sona erdirildiği, ancak davalı işçinin, davalı şirkette üst düzey yönetici pozisyonunda çalışmaya başladığı, davalı şirketin, müvekkilinin işçisini ayarttığını, müvekkilinin iş sırlarını ve müşteri çevresini ele geçirerek TTK'nın 55/1.b maddesinde düzenlenen rekabeti bozacak fiilleri gerçekleştirdiği, davalı işçinin ise taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesine aykırı şekilde rakip şirkette çalışarak sözleşmeyi ihlal ettiği ve 25 brüt ücret cezai şart ödemesi gerektiği, davalı şirketin diğer davalıyı ayartması nedeniyle cezai şarttan da sorumlu olduğu ileri sürülmüştür. Davada hem TTK'nın haksız rekabete ilişkin 54 vd maddelerine göre haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve tazminat talep edilmiş; hem de davacı ile davalı ... arasındaki TBK'nın 44 vd maddelerinde düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan kaynaklı cezai şartın her iki davalıdan tahsili talep edilmiştir.Dava dilekçesinde, davalı şirketin, davacının çalışanını ayarttığı ve işçinin uzun yıllar şirkette sahip olduğu üst düzey yönetici kimliğini kullanarak elde ettiği ticari sırları ve müşteri çevresini davalı şirket lehine kullandığından TTK'nın 54 vd maddelerine göre haksız rekabet oluştuğu belirtilmiş ve özellikle TTK'nın 55/1.b maddesindeki rekabete aykırı eylemlerin işlendiği ileri sürülmüştür. Davalı işçinin, davacı şirkette uzun süre çalıştıktan sonra iş akdinin davacı şirketçe kıdem tazminatı ödenmek suretiyle fesih edilmesinden sonra, davalı şirkette çalışmaya başlaması başlı başına bir haksız rekabet nedeni değildir. TTK'nın 54 vd maddelerinde tacirler arasındaki rekabet yasaklanmamış, rekabeti bozucu haller sıralanarak bu hallerin veya benzerlerinin yapılmasının haksız rekabet olduğu kabul edilmiştir. TTK'nın 55/1.b maddesinde; sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek özellikle; müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek, üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, hak etmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak, işçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek haksız rekabet halleri olarak sayılmıştır. Davacı, HMK'nın 190 ve TMK'nın 6.maddesine göre usulüne uygun delillerle davalı şirketin, davalı çalışanını ayartarak iş akdini sona erdirmeye sevk ettiği ve davacı şirketin iç sırlarını ve müşteri çevresini ele geçirerek kendi ticari faaliyeti için kullandığını kanıtlaması gerekmektedir.Dava dilekçesinde, davalı şirketin, davalı işçiyi ayartarak iş akdinin sonlandırıldığı, iş akdinin sonlanmasından sonra, davalı işçinin rekabet yasağı sözleşmesine aykırı şekilde davalı şirkette çalışmaya başladığı ve ayrılan işçinin davacı şirketteki konumundan faydalanılarak elde edilen davacı sırlarını, müşteri portföyünü, ihale ve pazarlama birimlerini dürüst rekabete aykırı şekilde kullanılarak davacının zarara uğratıldığı belirtilerek haksız rekabetin tahsisi ile maddi ve manevi tazminatın yanı sıra rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan kaynaklanan cezai şartın tahsili talep edilmiştir. Mahkemece iki ayrı talep bulunmasına rağmen haksız rekabet yönünden hiç bir inceleme yapılmamıştır. Dosyada bilirkişi raporunun herhangi bir mali incelemeyi içermeyen tamamen hukuki değerlendirme ile hazırlanmıştır. Oysa haksız rekabetin tespiti için, gerekirse davacıdan HMK'nın 31.maddesine göre açıklama alınarak somut olarak davacının hangi müşterisinin ayartıldığı veya hangi ticari sırrının kullanıldığı sorularak her iki tarafın ticari defterleri üzerinde bu iddianın araştırılması için konusunda mali müşavir bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılmalıdır. Ayrıca rekabet yasağına ilişkin talep bulunduğundan, bu talepten davalıların ayrı ayrı sorumlu olduğu belirtildiğinden her biri yönünden ayrı ayrı sorumluluk nedenleri değerlendirilmeli ve işçiye ödenen ücretlere ilişkin özlük dosyası getirtilmelidir. Tüm deliller toplandıktan sonra haksız rekabet bulunup bulunmadığı ile davalı işçinin rekabet yasağına aykırı davranıp davranılmadığı değerlendirilmelidir. Mahkemece belirtilen şekilde bir inceleme yapılmaksızın soyut olarak rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Mahkemece yapılan soyut değerlendirmeler bir kısmı, güncel Yargıtay kararlarına da uygun değildir. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2021/11-447 Esas ve 2023/179 Karar sayılı ilamı)Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesince işin esasına ilişkin deliller toplanıp değerlendirilmediğinden karar verilmiş olması nedeniyle, işin esasına dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.