Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/556 E. 2024/182 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/556
Karar No
2024/182
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/2234 KARAR NO : 2024/2049 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/03/2024 NUMARASI : 2022/556 E. - 2024/182 K. DAVACI VEKİLİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : Maddi Tazminat Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08/03/2024 Tarih ve 2022/556 Esas - 2024/182 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili Şirketin hastane bilgi yönetim sistemi alanında faaliyet gösterdiğini, davalı ile müvekkili arasında imzalanan iş sözleşmesinin 11. maddesinde gizlilik kurallarının, 12. maddesinde ise rekabet etmeme hükmünün bulunduğunu, bu maddeye göre davalı işçinin, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren iki yıl boyunca müvekkili ile rekabet etmemeyi taahhüt ettiğini, davalının, müvekkili Şirkette 16.03.2019 ile 11.10.2019 tarihleri arasında yazılım destek departmanında çalıştığını, 11.10.2019 tarihinde istifa ederek işinden ayrılan davalının, bu tarihten yaklaşık bir ay sonra müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren bir şirkette çalışmaya başladığını, davalının bu eyleminin rekabet yasağının ihlali niteliğinde bulunduğunu ileri sürerek, şimdilik 1.000,00 TL tazminatın, 11.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin davacı şirketin özel sırlarına hakim olma imkanı bulunmayan, özel bilgi gerektirmeyen bir statüde çalıştığını, sözleşmenin rekabet yasağı maddesinin iş sözleşmesi kapsamına uygun olmadığını ve bu nedenle geçerli bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, birbirleri ile uyumlu hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu sonucuna varılan bilirkişi heyeti kök ve ek raporu ile bu durumu destekler davalı tanıklarının beyanları dikkate alındığında, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, ilk derece mahkemesinin, kararın gerekçesinde belirttiği hususların hatalı olduğunu ve somut olaya uygun bulunmadığını, yanlış ve eksik değerlendirmelere dayalı olarak hüküm kurulduğunu, TBK'nın 442. maddesinde öngörülen "hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlıyor olması şartının" somut olayda gerçekleştiğini, bu maddede, şartların arasında "veya" bağlacına yer verildiği için, öngörülen şartların birinin gerçekleşmesinin yeterli olduğunu, kaldı ki bu davada tüm şartların gerçekleştiğini, TTK'nın 55/1-d maddesinin, tacirler arasında geçerli bir düzenleme olduğunu, dolayısıyla mahkemenin bu gerekçesinin, somut olaya uygulanma ihtimali bulunmadığını, davalı işçinin iş sözleşmesinde, dava konusu ihlale ilişkin cezai şart belirlendiğini ve davalının da iş akdini imzalayarak, rekabet yasağına ilişkin şartları ve yaptırımları kabul ettiğini, davalının müvekkili nezdindeki çalışması kapsamında edindiği tecrübenin ve aldığı eğitimin, rakip bir şirkete rekabet yasağına aykırı yarar sağlayabileceğini ve rekabet yasağının kanunlarımızda da düzenlendiğini, hatta bu yasağa uymayan firmaların Rekabet Kurumu tarafından düzenli olarak denetlendiğini ve firmalara cezai işlem uygulandığını, davalının eylemlerinin Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanununda yasaklandığını, Türk Borçlar Kanununun 444. maddesinde düzenlenen şartların oluştuğunu, davalı tarafından rekabet yasağının ihlal edildiğini, rekabet yasağının meydana gelmesi için zarar ihtimalinin yeterli bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, rekabet yasağına aykırılık ve haksız rekabet nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. TTK'nın 5/A maddesine göre, bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartıdır. İşbu dava, söz konusu yasanın yürürlüğe girdiği 01.01.2019'dan sonra 16.08.2021 tarihinde açılmıştır. Yine 6102 sayılı TTK 4/1. maddesi uyarınca her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile 6102 sayılı TTK 4/1-a bendi gereği tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri, ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Somut uyuşmazlıkta, davanın niteliği itibariyle TTK'nın haksız rekabet hükümleri ile TBK'nın 444. maddesi kapsamına girdiği, bu kapsamdaki davaların 6102 sayılı TTK'nun 4/1-a ve c maddesinin açık hükmü karşısında tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari davalardan olduğu, davacının talebinin de tazminat istemine ilişkin bulunduğu gözetildiğinde, işbu davanın da zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olduğu açıktır. Bu durumda 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi uyarınca davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. Dava şartı medeni usul hukukuna ait bir kurumdur. Bunun amacı bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek; böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır. Dava şartları dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan şartlardır. Buna davanın dinlenebilmesi şartları da denir. Mahkeme dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit ederse davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hâkim tarafından re'sen gözetilir. 6100 sayılı HMK’nun 114/1. maddesinde, dava şartları açıkça sayılmış ve yine HMK'nın 114/2. maddesinde diğer kanunlarda sayılan dava şartlarına da atıfta bulunulmuştur. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinde düzenlenen dava şartı arabuluculuk, yargılama sırasında tamamlanabilir bir dava şartı değildir. Buna göre dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması da davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır. Somut uyuşmazlıkta da davacı tarafça arabulucuya başvurulmadan işbu davanın açıldığının, ilk derece mahkemesinin 09.12.2022 tarihli oturumda davacıya, zorunlu arabuluculuğa ilişkin son tutanak aslını sunması için 1 haftalık kesin süre verildiğinin, davacının ise bu tarihte arabulucuya başvurduğunun ve arabuluculuk sürecinin, 17.01.2023 tarihinde anlaşmama ile sona erdiğinin anlaşılması nedeniyle mahkemece 6102 sayılı TTK'nun 5/A. maddesi ile 6325 sayılı kanunun 18/A. maddesi uyarınca, 6100 sayılı HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden karar vermek gerekirken, işin esasına yönelik olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Yargıtayın emsal uygulaması da bu yöndedir (Yargıtay 11. HD.'nin 15.09.2022 tarih ve 2021/1480 E.- 2022/5897 K., 21.11.2022 tarih ve 2021/4438 E.- 2022/8135 K., 21.06.2023 tarih ve 2022/999 E.- 2023/3969 K., 05.07.2023 tarih ve 2021/8511 E.- 2023/4136 K., 13.09.2023 tarih ve 2022/2611 E.- 2023/4942 K., 19.09.2023 tarih ve 2022/1529 E.- 2023/5106 K., 17.10.2023 tarih ve 2022/2421 E.- 2023/5898 K.). Hatta davacı tarafça arabulucuya başvurulmadan davanın açıldığının anlaşılması durumunda, davacıya 6325 SK'nın 18/A maddesi uyarınca kesin süre verilmesine de gerek yoktur. (Yargıtay 11. HD.'nin 07.11.2022 tarih ve 2021/4036 E.- 2022/7834 K.) Yukarıda açıklanan gerekçelerle mahkemece, 6100 sayılı HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden karar verilmesi gerekirken, işin esasına yönelik olarak yazılı şekilde hüküm tesisi, HMK'nın 353/1-a-4 maddesinde belirtilen diğer dava şartlarına aykırılık teşkil ettiğinden, Dairemizce HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince işin esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş, kararın niteliğine göre, davacı vekilinin diğer istinaf itirazının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08/03/2024 Tarih ve 2022/556 Esas - 2024/182 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA, 4-Davacı tarafça istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/12/2024 tarihinde HMK 353/1-a-4 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/12/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/556, K. 2024/182, T. 07.11.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-556-e-2024-182-k-69a553d5d661