Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/624 E. 2019/6137 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/624
- Karar No
- 2019/6137
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2021/1679 KARAR NO:2024/1741 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:21/06/2021 NUMARASI:2020/456 Esas - 2021/547 Karar DAVA:İtirazın İptali İSTİNAF KARAR TARİHİ:28/11/2024 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı ... Sigorta A.Ş. vekili verdiği dava dilekçesinde, dava dışı ... A.Ş.'ye ait ilaç türü emtiayı sigortaladıklarını, söz konusu emtianın davalılar .... Şti.,.... Şti. ve ... Şubesi tarafından taşındığını, emtianın İstanbul'dan Malezya'ya Katar aktarmalı olarak uçakla giderken ambalaj hasarı ve ıslanma meydana gelmesi nedeniyle hasar gördüğünü, kendi sigortalıları olan dava dışı şirkete hasarlanan emtianın sigorta tazminatı olarak 7.114,75 USD tazminat ödediklerini, yaptıkları sigorta tazminatı ödemesi nedeniyle 6102 sayılı TTK m. 1472'ye göre kendi sigortalılarına halef olduklarını, hasardan taşımayı yapan davalı şirketlerin Montreal Konvansiyonu hükümlerine göre müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, sigorta tazminatının taraflarına ödenmesi için davalı şirketler aleyhinde ... sayılı dosyasından icra takibi başlattıklarını, davalı şirketin icra takibine itiraz etmesi nedeniyle de icra inkâr tazminatı talepli itirazın iptali davası açtıklarını belirtmiştir. CEVAP:Davalı .... Şti., vekili verdiği cevap dilekçesinde, davanın hem müvekkillerine hem de ...'a izafeten açıldığını, ...'ın aynı zamanda davalı olarak da gösterildiğini, müvekkil şirketin aynı zamanda ... Şubesinin acentesi olduğunu, 6102 sayılı TTK m. 40/II'ye göre merkezi Türkiye dışında olan ticari işletmelerin yerli ticari işletmeler gibi tescil edileceğinin düzenlendiği, 6100 sayılı HMK m. 14/I'e göre de şubenin işlemlerinden doğan davalarda o şubenin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olacağının düzenlendiği, bu nedenle de hem acentenin hem de acentenin müvekkilinin aynı davada davalı olarak yer alamayacağını, bu nedenle izafeten açılan dava için usulden ret kararı verilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin ise ...'ın acentesi olduğunu, taşımaya ait ... belgesi üzerindeki ibarelerden de bu durumun anlaşıldığını bu nedenle de kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, davanın esasına ilişkin olarak da dava konusu olaya ... Konvansiyonunun uygulanması gerektiğini, kendilerinin meydana gelen hasardan hukuki sorumluluklarının bulunmadığını, eğer sorumlulukları yoluna gidilecekse de konvansiyon hükümlerine göre bu sorumluluk miktarının en fazla ... ile sınırlı olduğunu, hasar gören emtianın zarar hesabı yapılırken kutuların ıslanmış olmasının yarattığı ağırlık farkının dikkate alınmadığını, kutuların ıslanması nedeniyle ağırlığının 17 kg arttığını, tazminat hesabı yapılırken bu durumun dikkate alınması gerektiğini, taşıyıcının sorumlu tutulabilmesi için 14 gün içinde taşıyıcıya hasar ihbarının yapılması gerektiğini ancak böyle bir ihbarın yapılmadığını, sigorta tazminatına esas alınan ekspertiz raporunda navlun ve sigorta bedeli dahil olarak hesaplandığını, bu hesaplamanın doğru olmadığını, zararın meydana gelmesinde paketleme hatası olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili verdiği cevap dilekçesinde, müvekkil şirketin dava konusu emtiayı taşıdığını ve hasarsız ve eksiksiz olarak alıcısına teslim ettiğini, meydana gelen hasarın taşıma esnasında mı yoksa yükleme boşaltma esnasında mı meydana geldiğinin belli olmadığını, dava konusu olaya ... Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, 6102 sayılı TTK m. 900'e göre en geç 14 gün içinde hasarın taraflarına bildirilmesi gerekirken bu bildirimin yapılmadığını, bu nedenle de davacının dava açma hakkını kaybettiğini, taşıyıcının sorumluluğunun sınırlı sorumluluk olduğunu ve özel çekme hakkı ile sınırlı olduğunu, bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... Davalı .... Şti., ...'ın acentesi olduğunu, taşımaya ait ... belgesi üzerindeki ibarelerden de bu durumun anlaşıldığını bu nedenle de kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini belirterek husumet itirazında bulunmuştur. Davalı .... Şti. Davaya konu taşımacılık sözleşmesini ...'ın acentesi olarak yapmıştır. 6102 sayılı TTK m. 105/I ve II'ye göre; "Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir." Bu nedenle davalı ... Şti. yaptığı sözleşmeler sebebiyle aleyhine açılacak davalarda taraf ehliyetine sahip olup husumet itirazının reddine karar verilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1472'ye göre; "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir."Davacı sigorta şirketi kendi sigortalısına yaptığı ödemenin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1472'inci maddesine göre halefiyet yoluyla tarafına ödenmesine karar verilmesini talep etmektedir. Bu maddeye göre davacı taraf öncelikle kendi sigortalısına yaptığı ödemeleri ispatlamalıdır. Davacı sigorta şirketi sigortalamış olduğu emtianın taşıma esnasında zarar görmesi üzerine kendi sigortalısına sigorta tazminatı ödediğini dosyaya sunduğu ödeme makbuzları ile ispatlamaktadır. Davacı sigorta şirketi yapmış olduğu ödemelerle kendi sigortalısına halef olmuş ve yapmış olduğu ödemeyi meydana gelen hasardan sorumlu olan şirketten isteme hakkına sahip olmuştur. Dosyaya sunulan sigorta poliçesinin incelenmesi sonucunda davacı tarafın kendi sigortalısı ile aralarında yapılmış geçerli bir sigorta poliçesi olduğu da görülmektedir.Sigorta şirketinin kendi sigortalısının haklarına halef olabilmesi için gerçekleşen zarardan dolayı kendi sigortalısının sorumlulara karşı tazminat davası açma hakkına da sahip olması gerekmektedir. Bu sebeple davalı şirketlerin 6098 sayılı TBK m. 49'a göre öncelikle kusur sorumluluğunun doğmuş olması gerekmektedir.Davacı sigorta şirketinin ödediği sigorta tazminatını hasar sorumlularından halefiyet yoluyla isteyebilmesi için ödediği tazminat miktarının meydana gelen hasar miktarı ile uyumlu olması gerekmektedir. Bu nedenle 6100 sayılı HMK m. 266'ya göre dava konusu olayda zarar gören emtiada meydana gelen zarar miktarının ne kadar olduğunun tespiti için dosya zarar gören emtianın ilaç olması nedeniyle eczacı, sigorta ve taşımacılık uzmanı bilirkişilerden oluşan heyete verilmiştir. Bilirkişi heyetinden; malların hasar görmesinde davalılardan hangisinin ne oranda kusurlu olduğunun tespiti, malların zarar görmesinde paketleme ve ambalajlama hatası bulunup bulunmadığının tespiti, zarar gören malların sovtaj değeri bulunup bulunmadığının tespiti, zarar gören... 625 mg 15 film tablet ilacın 49 koli ve 2450 kutusunun zarar gördüğü Malezya ve Türkiye piyasalarındaki rayiç değerinin tespiti, zarar gören clamovid 625 mg 15 film tablet ilacın 49 koli ve 2450 kutusunun zarar gördüğü Malezya ve Türkiye piyasalarındaki rayiç değerinin tespiti yapılırken navlun ve sigorta bedellerinin düşülmesi konusundaki davalı itirazlarının dikkate alınmasının istenilmesi, hasar gören malların ... ve ... Konvansiyonlarına göre ayrı ayrı ... değerinin hesaplanması ve hasar gören malların ... değerleri hesaplanırken malların ıslanmaları nedeniyle ağırlıklarının artmış olmaları konusundaki davalı taraf iddialarının dikkate alınması istenilmiştir. Hazırlanan 08.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda incelemenin ... Konvansiyonu hükümlerine göre yapıldığı, birinci davalının akdi üçüncü davalının ise fiili taşıyıcı olarak taşıma sürecine girdiği, konvansiyonun 22/III maddesine göre özel çekme hakkının güncel bedelinin 19 .../kg olduğu, göndericinin olası bir ıslaklığa karşı kolileri streçlediği, taşınan ürünün ilaç olduğu ve ambalajlanmasının ihracatçı firma tarafından uygun yapıldığı, yer hizmeti veren firmanın 49 koliyi ıslak ve hasarlı olarak teslim aldığına ilişkin tutanak düzenlemiş olmasının hasarın hava yolu ile taşıma esnasında meydana geldiğini gösterdiği, kolilerin ıslanmış olmaları nedeniyle 122 kg olan ağırlığın 139 kg olduğu ve 17 kg artış meydana geldiği, hasar tarihine göre 122 kg ağırlığa göre hasarlı emtianın 19 .../kg hesabına göre değerinin 2.318,00... olduğu, bunun da 3.206,48 USD yaptığı, ilaçlar nemlendiği için artık kullanılması mümkün olmadığından sovtaj değerinin bulunmadığı, taşınan emtianın ... fatura değerinin 406 koli 43.036,00 USD olduğu, hasarlanan toplam 49 kolinin ise 5.194,00 USD olduğu, bu miktarın ... hesabına göre bulunan tazminat miktarının üzerinde olduğu, davalıların zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları tespit edilmiştir. ... Konvansiyonu m. 18'e göre taşıyıcı, taşınan emtiaya zarar gelmesi durumunda bu zararın hava yoluyla taşıma anında gerçekleşmesi esnasında meydana gelmiş olması durumunda sorumludur. Dava konusu olayda Türkiye'den Malezya'ya gönderilen yükün Katar'da aktarma yapılırken yer görevlileri tarafından ıslak olduğu ve hasarlı olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla yer görevlilerinin tespiti öncesinde yükün henüz uçaktan indirilmiş olması nedeniyle hasarın hava yolu ile taşınırken gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalıların her ikisi de meydana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu durumdadırlar. Konvansiyonun aynı maddesi taşıyıcıya sorumluluktan kurtuluş kanıtı getirme olanağı getirmiş ve bu durumları sınırlı olarak saymıştır. Buna göre kargonun kendisinden kalitesinden ya da kötülüğünden, paketlemenin taşıyıcının çalışanı ya da acentesi dışında birisi tarafından kusurlu olarak yapılmasından, kamu otoritesi faaliyetinden ya da savaş ya da silahlı çatışma durumundan kaynaklanması durumunda taşıyıcı sorumluluktan kurtulacaktır. Ancak davalılar dosyaya bu durumlardan birinin varlığını kanıtlayan delil sunmamıştır. Davalıların ikinci itirazı ise zarardan taşıyıcının sorumlu tutulabilmesi için 14 gün içinde taşıyıcıya hasar ihbarının yapılması gerektiği ancak böyle bir ihbar yapılmadığı için kendilerine dava açılamayacağını ve zarardan da sorumlu tutulamayacakları yönündedir. ... Konvansiyonu m. 31'e göre hasar ihbarının yük taşımalarında 14 gün içinde yapılması zorunluluğu bulunmaktadır. Dosya içerisinde davacı sigorta şirketinin ihbar yazısı bulunmakla birlikte sigorta tazminatı ödediği kendi sigortalısının ihbar yazısı bulunmamaktadır. Dolayısıyla 14 günlük ihbar süresi yerine getirilmiş değildir. Ancak taşıma belgesi üzerine yükün hasarlandığı yazılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi aşağıya alıntıladığımız kararında 14 günlük ihbar süresinin uygulamasını açık şekilde göstermiştir. "Somut uyuşmazlıkta, hasarın meydana geldiği tarih itibariyle... Sözleşmesi'nin 1955 ... ve 4 sayılı ... Protokolü ile tadil edilmiş hükümlerinin uygulanması gerekli olup bu sözleşmenin 26. maddesinde "bagajın veya eşyanın, teslim almaya yetkili kişi tarafından itirazda bulunulmaksızın kabulünün, bunların taşıma belgesine uygun olarak ve iyi durumda teslim edildiği hususunda, aksi sabit oluncaya kadar geçerli delil sayılacağı, hasar halinde, teslim almaya yetkili kişinin, hasarın öğrenilmesinden sonra derhal ve teslim alınışlarından itibaren bagaj için en geç yedi gün ve yük için en geç on dört gün içinde taşıyıcıya ihbarda bulunmak zorunda olduğu, gecikme halinde, bagajın veya yükün kendisine teslime hazır bulundurduğu tarihten itibaren en geç yirmi bir gün içinde ihbarda bulunulacağı, her ihbarın, yukarıda belirtilen süreler içinde, ayrı bir yazılı bildirim olarak gönderilmesi veya taşıma belgesi üzerine yazılmak suretiyle yapılmasının gerektiği, belirtilen süreler içinde ihbarda bulunulmaması halinde, hileli davranması hali dışında, taşıyıcı aleyhine dava açılamayacağı" düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu düzenleme karşısında, ihbar sürelerine uyulmaması halinde, yalnızca taşıyıcı lehine bir karine söz konusu olmayıp, taşıyıcının sorumluluğu da sona ermektedir. (..., Hava Taşıma Sözleşmesi, İstanbul 1987, s. 211, ..., Uluslararası Hava Taşımalarında Taşıyıcının Sorumluluğu, 2012, s.134-135). Ancak, taşıyıcının herhangi bir suretle hasarı öğrenmesi halinde ihbarın süresinde yapılmadığını ileri sürmesi TMK'nın 2. maddesi uyarınca iyiniyet kurallarıyla bağdaşmayacağından bu durumda hasar nedeniyle ihbar şartı aranmamalıdır. Dosya içerisinde yer alan ve davalı şirket yetkilisi olduğu iddia edilen kişi ile yapılan mail yazışmalarında, yapılan aktarma sırasında taşınan mallara ilişkin hasar ve zayi olgusunun bilindiği iddia olunmuştur. Bu durumda, mahkemece taşıyanın hasarın varlığından haberdar olup olmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, davacı vekilinin bu yöndeki temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerektirmiştir."Davalı .... Şti. delil olarak @ posta yazışmalarını cevap dilekçesinde belirtmesine karşın bu yazışmaları dosyaya sunmamıştır. Yargıtay 14 günlük ihbar süresi içinde taşıyıcıya ihbar yapılmamış olsa bile eğer hasar durumu taşıma belgesinin üstünde gösterilmişse ya da taşıyıcı başka şekilde örneğin @ posta yazışmaları ile taşınan malın zarar gördüğünü davalı taşıyıcı öğrenmişse artık taşıcının ihbarın süresinde yapılmadığı itirazında bulunmasının 4721 sayılı TMK m. 2'ye göre iyiniyet kurallarına aykırı olacağına karar vermiştir. Ancak bu durum taşınan yükün hasarsız olarak teslim alınması durumunda geçerlidir. Dava konusu olayda ise taşıma belgesinin üzerine taşınan yükün hasarlandığı kaydı düşülmüştür. Dolayısıyla her iki davalıda taşınan yükün hasarlandığından haberdar olup davacının sigortalısının ihbar yükümlülüğü yerine gelmiştir. Bu gerekçelerle her iki davalı şirketin de hazırlanan 08.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen tazminat miktarından sorumlu olduğu kabul edilerek 3.206,48 USD asıl alacak miktarı üzerinden aşağıdaki gibi davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmuştur. Davacının sigortalısı ile davalı arasında 6102 sayılı TTK hükümlerine göre ticari taşımacılık ilişkisi bulunduğundan ve davacı da kendi sigortalısının haklarına halef olduğundan davacının devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı talebinin kabulüne karar verilmiştir. Davacının talep ettiği tazminat miktarı yargılama sonucu belirli hale gelecek nitelikte olduğundan likit olmadığı kabul edilerek icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Davacının talep edebileceği miktardan daha fazla icra takibi başlatmasında ağır kusurunun ya da kötüniyetinin varlığı kanıtlanmadığından davalı .... Şti.'nin kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair davanın kısmen kabulü ile İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasına, davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 3.206,48 USD üzerinden aynı koşullarla devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine, davalıların kötüniyet tazminatı taleplerinin ayrı ayrı reddine," karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı ... Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava dışı ... tarafından Malezya'da bulunan alıcı için düzenlemiş olduğu mübrez satış faturası incelendiğinde toplam mal bedelinin 43.016 USD olduğunu, bu bağlamda Yargıtay 11.HD'nin 2018/624 E. 2019/6137 K. Nolu kararı göz önüne alındığında, dava dışı ... şirketinin iddia olunan hasar sebebiyle işbu satış bedelini tam tahsil edemeyerek oluşmuş zarar mevcudiyetinin kanıtlanması gerektiğini, davacının aktif husumet ehliyetinin varlığının tespiti için Ticaret Sicil Gazetesi sorgusu ile İstanbul'da mukim olduğu sabit olan dava dışı ... şirketinin ticari defterlerinin mahkeme tarafından mali müşavir bilirkişilerce incelemeye tabii tutulması gerekliliği beyan ve talep edilmesine rağmen, bu amaçlı bir bilirkişi incelemesi yapılmaksızın davanın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırılık oluşturduğunu, dava konusu olan yüklerde oluşmuş hasarın temel ve tek sebebi, dava dışı sigortalının yükümlülüğünde olan paketleme ve ambalajlama işlemlerinin usulüne uygun şekilde yerine getirilmemesi olduğunu, diğer bir ifade ile yüke ait paketleme ve ambalajlamada dava dışı gönderici kaynaklı zaafiyet bulunduğunu, dosyada mübrez fotoğraflar incelendiğinde hasarlanmış kutuların hiç bir koruyuculuk vasfı olmayan basit şeffaf folyo ile ambalajlandığının görüldüğünü, Türkiye - Malezya arası üstelik aktarmalı olduğu ... ile sabit olan (Bkz. ... Bölümü) ve taşıyıcı vasıta olan uçağın havadayken dış ısısının -55 ile -64 derece arasında olduğu göz önüne alındığında ilgili yükün böylesine bir yolculuğa yalnızca kutu ve şeffaf folyodan oluşan basit bir paketleme ve ambalajlama ile gönderilmesi açık bir tedbir ve basiret yoksunluğu olarak tartışılmasız kabul edilmesi gerektiğini, 22 Ekim 1999 tarih ve 48196 sayılı T.C Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü'nce yayınlanan "İlâçlar Ve Ecza Deposunda Bulundurulan Ürünler İle İlgili İyi Dağıtım Ve Muhafaza Uygulamaları Kılavuzu" VIII. Müşteriye Gönderme (sevkiyat) Bölümü altındaki md. 21 incelediğinde, Bakanlığın ilaç tipindeki emtia nakliyesinin sıcağa, soğuğa, neme ve mikroorganizma zararlılarına karşı önlem alınarak yapılması gerektiğini bildirdiğini, bu bağlamda dava konusu taşımada olduğu gibi basit bir paketleme ve ambalajlamanın böylesine bir koruma sağlamaya muktedir olmadığını kabul etmek gerektiğini, dava konusu olan yükün neme karşı koruma sağlamamayacak nitelikle olması ve en nihayetinde yükün ambalaj ve paketlemesi müvekkil şirketçe yapılmadığından MK md. 18/2-b uyarınca hasardan ve hasardan doğan tazmin sorumluluğunun bulunmadığını beyanla İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/489 Esas ve 2021/547 Karar sayılı usul ve aykırı kararının bozularak yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. Vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu emtiaya ilişkin hasar ihbarının yasal süresi içerisinde yapılmadığı yönündeki iddialarının dikkate alınmadığını, ... Konvansiyonu'nun 31. Maddesinde açıkça ayıbın fark edilmesiyle birlikte derhal, en geç ise 14 gün içerisinde taşıyıcıya ihbarda/şikayette bulunulması düzenlenmiş olup, sözleşmede açıkça ayıp ihbarının nasıl ve hangi süre içerisinde yapılacağının belirtildiğini, Mahkemece ayıp ihbarı olmasa dahi taşıma belgesinde söz konusu hasarlar belirtilmişse böyle bir düzenleme dahi yer almaksızın hukuka aykırı şekilde Konvansiyonun ilgili 31. Maddesinin yorumlanarak ayıp ihbarına gerek bulunmayacağı yönünde hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluktan kurtuluş karinesi gerçekleştiği halde mahkeme tarafından aksi yönde hüküm tesis edildiğini, söz konusu emtianın taşıma işlemlerinde müvekkil şirket tarafından basiretli bir tacir olarak üzerine düşen tüm yükümlülüklerin yerine getirildiğini, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde heyet tarafından söz konusu emtiaların ambalajlarının satıcı tarafından yeterince iyi yapılıp yapılmadığı gözetilmeksizin rapor tanzim edilerek müvekkili şirket aleyhine düzenleme yapıldığını, mahkeme tarafından rapora itirazları değerlendirilmeksizin ve ek rapor alınmasına karar verilmeksizin tahkikat aşamasına geçilerek davanın kabulüne karar verildiğini, Sağlık Bakanlığı'nın 25.04.2017 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan Beşeri Tıbbi Ürünlerin Ambalaj Bilgileri, Kullanma Talimatı Ve Takibi Yönetmeliği doğrultusunda hareket edilmesi gerektiğini ancak davacı tarafın söz konusu yükümlülüklerini yerine getirmediğini, dosya kapsamında iddia edilen hasarın taşıma esnasında oluştuğuna dair herhangi bir somut delil mevcut olmadığını, Mahkemece gerekçeli karara esas teşkil eden hasar raporunun ürünün tesliminden çok sonra tanzim edildiğini, bu sebeple söz konusu hasarın hangi aşamada ve hangi zamanda gerçekleştiği tam olarak belirlenemeden söz konusu kararın tanzim edilmesinin yerinde olmadığını, ayrıca söz konusu fazla yükün ölçüm cihazının arızalı olması sebebiyle ortaya çıkmış olmasının da kuvvetle muhtemel olduğunu beyanla İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/489 Esas ve 2021/547 Karar sayılı usul ve aykırı kararının bozularak yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde;müvekkilinin, TTK madde 1472 kapsamında aktif husumet ehliyeti ve davalılara rücu hakkı bulunduğunu, bilirkişilerin ... hesaplaması ve ilk derece mahkemesinin hasarlanan emtiaya ilişkin olarak bilirkişilerin mesnetsiz beyanlarını dikkate almasının hatalı olduğunu, bu hususa açıkça itiraz ettiklerini, hasarlanan emtianın 139 kg olduğunu, ... hesaplamasında dikkate alınması gereken miktarın 139 kg olduğunu ve hüküm tarihindeki ... kurunun dikkate alınması gerektiğini, bilirkişiler tarafından yapılan farazi bir hesaplamanın taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, taleplerinin tümüyle kabulü gerektiğini, bilirkişilerin hesaplamayı hasar tarihindeki ... kuruna göre gerçekleştirdiğini, bu hususun taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, havayolu eşya taşımalarına ilişkin konvansiyonun ilgili maddelerinde de belirtildiği üzere; zarara sebep olan olayın hava taşıması esnasında meydana gelmiş ise taşıyıcının zarardan sorumlu olacağı, taşıyıcının sorumluluğunun yalnız fiili taşımayı değil, emtianın taşıyıcı koruması altında olduğu süreci de kapsadığını, hasara ilişkin tutanağın davalıların bizzat kendi hakimiyetinde ve tespiti ile oluşturulduğunu, davalının hasar bildirimi yapılmadığı ve hasarın taşıma esnasında meydana gelip gelmediğinin tespit edilemediği yönündeki itirazlarının sırf bu nedenle dahi yerinde olmadığını, hasar tespit tarihinin 15.05.2019 olup, hasara ilişkin bildirim-tazminat başvuru talebi davalının iddia ettiği 14 günlük süre içerisinde 28.05.2019 tarihinde gerçekleştirildiğini, 5684 sayılı Sİgortacılık Kanunu'nun "sigorta Eksperleri” başlıklı 22. maddesinin 17. fıkrasında eksperler tarafından düzenlenen raporların delil niteliğinde olduğu hüküm altına alındığını, bu nedenle ekspertiz raporunda hasarın taşıma sırasında meydana geldiği tespitleri dikkate alınarak taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin alacak miktarı nın ... sayılı dosyasında belirtildiği üzere 7.141,75 USD olduğunu ancak İşbu davada 19 ... üzerinden yapılan hesaplama ile 139 kg x 19 SDR = 2.641... üzerinden kısmi dava olarak ikame edildiğini, emtialarda meydana gelen hasar ve eksiklik davalı hakimiyetinde iken meydana gelmiş olduğu, bu durumun paketlemeden kaynaklı olmadığı zararın (hasar ve eksiklik) muhteviyatından anlaşıldığını, uzman eksperlerce ambalaj tipinin karton koli şeklinde olduğu ve nakliyeye uygun ambalajlandığı tespitleri yapıldığını, karton koli içinde ayrıca kutularında bulunan ilaçların etrafının da sarılarak ambalajlandığını ,ambalajın nakliyeye, emtianın cinsine uygun olduğunu, itirazın iptali davasına konu tazminat alacağının, ekspertiz raporunun tazminat hesaplamalarından ve dosyaya sunulan delillerden de anlaşılacağı üzere gerçek, miktarı belli olan likit bir alacak olduğunu, tazminat miktarı belirlenebilir olduğundan, alacağın likit olmadığından bahsedilemeyeceğini, davalı borçlunun borca haksız bir şekilde itiraz etmesinin, icra inkar tazminatının amacına uygun talep edildiğini gösterdiğini beyanla İlk derece mahkemesinin kısmen kabul, kısmen red kararının bozularak davanın tam kabulüne, müvekkilinin davalılardan olan 3.746,73 USD alacağına ilişkin ... sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamına, dava dışı sigortalıya ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek kamu banka USD faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan % 20 den az olmayan oranda icra inkar tazminatı ve yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca karşı taraf vekalet ücretinin adlarına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:Dava, havayolu taşıması nedeniyle taşımaya konu emtianın hasarlanması nedeniyle uğranılan zararı sigortalısına tazmin eden sigortacının ödediği bedelin rücuen tahsili istemine ilişkin icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, tarafların husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, hasar ihbarının yapılıp yapılmadığı, davalıların hasar nedeniyle sorumlu olup olmadıkları, hasardan sorumlu iseler sorumluluk sınırı ve davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilip hükmedilemeyeceği noktasındadır.İstanbul'dan Doha aktarmalı olarak Malezya'ya yapılacak olan dava konusu taşımaya ilişkin ... numaralı konişmentoda, gönderici sigortalı ... A.Ş., alıcı ... , taşıyıcı ...'in acentesi olarak .... Şti (eski ünvanı .... Şti ) yer almaktadır.Davacı sigorta şirketi ile dava dışı gönderici .... A.Ş arasında ... numaralı "nakliyat abonman sigorta poliçesi" imzalanmış olup, sadece abonman sözleşmesinin bulunması, belirli bir taşımaya ilişkin kazadan önce bildirim ve bu bildirim sonucu düzenlenen spesifik poliçe olmadıkça taşınan malın sigorta örtüsü altında olduğunu göstermez ve sigortacı da böyle bir rizikodan sorumlu olmaz. Ancak somut olayda davaya konu taşıma ile ilgili ziya ve hasarlar, 10.05.2019 tarihli ... numaralı münferit sigorta poliçesi ile ayrıca teminat altına alınmıştır.Taşımaya konu emtianın hasarlanmasına ilişkin 15.05.2019 tarihinde Malezya hava limanında yer hizmetleri görevi yapan ... isimli firma tarafından ilaç emtiasının taşındığı 139 kg ağırlığındaki 49 adet kolinin ıslak ve dağınık şekilde olup, dış ambalajının yırtık olduğuna dair tutanak tutulmuştur. Hasar ihbarı yapılmasından sonra yaptırılan ekspertiz incelemesinde, meydana gelen hasarın Türkiye'den havayoluyla Malezya'ya yapılan sevkiyat sırasında muhtemelen yapılan aktarmalar ve tahliyeler esnasında emtianın sert kaba elleçlenmesi, yağmur suyuna maruz kalması sonucu oluştuğunun ve hasarın teminat dahilinde olduğunun rapor edilmesi üzerine davacı sigorta şirketi tarafından 09.07.2019 tarihli banka dekontu ile 7.141,75 USD sigortalı hesabına ödenmiş ve buna ilişkin ibraname ile her türlü talep ve dava hakkı davacı sigorta şirketine temlik ve devredilmiştir.Davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçluları aleyhine ... sayılı takip dosyasında "sigortalı ... A.Ş.'ye ait ilaç cinsi emtiaların borçluların sorumluluğunda ... sefer sayılı uçuşları nedeniyle uğramış olduğu zarar sebebiyle sigortalıya ödenen tazminatın rücu talebi" sebebine dayanılarak 7.141,75 USD'nin tahsili istemiyle 05.09.2019 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı taraf, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca 3.746,73 USD alacağa ilişkin itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı tarafça diğer savunmaların yanı sıra husumet itirazında bulunulmuştur.Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1472. maddesi uyarınca; sigortacının, sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Sigortacı; ancak, sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır.Taşımaya konu ithalata ilişkin satıcı ... A.Ş. tarafından, alıcıya 09.05.2019 tarihli fatura 43.036 USD bedelli olarak düzenlenmiş olup, fatura ayrıntısında satışın ... yani sigorta ve navlun hariç olarak yapıldığı, buna göre bedelin 40.954 USD olduğuna ve ödeme şeklinin mal mukabili olduğuna yer verilmiş; gümrük beyannamesinde ithalata konu emtianın teslim şekli ... teslim, ödeme şekli ise mal mukabili ödeme olarak belirtilmiştir... teslim şeklinde, mallar nakliye aracına uygun şekilde yükletildikten ve taşımada oluşabilecek hasarlar için emtia alıcı adına sigorta ettirilip ücreti ödendikten sonra aynı satış konusu mallar üzerinde satıcının artık bir menfaati kalmayacağından ilke olarak taşıma sırasında oluşacak hasarlardan dolayı satıcının talep hakkı bulunmamaktadır.Mal mukabili satımda, satılan malın teslim yerine ulaşması ve malın alıcısına teslim edilmesinden sonra satım bedeli ödenmektedir. Bu tür bir satışta, satıcının eşya üzerindeki menfaati teslime kadar devam edeceğinden taşıma sırasında hasar meydana gelmesi halinde de sorumlulara müracaat hakkı bulunmaktadır.Görüldüğü üzere mal mukabili ödemelerde mal teslimi ile ürün bedeli ödeneceğinden taşıma sırasındaki risk ihracatçı üzerindedir. Somut olayda, malların ... satış yöntemi ile teslimi benimsenmiş olmakla birlikte, ödeme noktasında taraflar genel kuraldan ayrılarak ödemenin mal mukabilinde yapılmasını kararlaştırmışlardır. Dava dışı alıcı, 28.05.2019 tarihli dava dışı sigortalı .... A.Ş.'ye gönderdiği e postada hasarlı 49 koli emtianın 6.492,50 USD tutarında olduğunu, konunun incelenmesi ve en kısa sürede olumlu bir yanıt beklediklerini bildirmiştir.Bu halde davacının sigortalısının hasar bedelini taşıyıcıdan isteme hakkı bulunup, buna ilişkin her türlü hak, dava ve alacağı davacıya temlik etmiş olduğundan davacının, alacağı temlik alan sıfatıyla göndericinin taşıyıcıya karşı sahip olduğu hakları davalılara karşı ileri sürmesine herhangi bir engel bulunmayıp, davacı aktif husumet ehliyetini haizdir.Somut olayda davalı .... Şti, ... isimli yabancı şirketin Türkiye'deki acentesi olup, davaya konu taşımanın fiilen davalı.... Şti tarafından yapıldığına ilişkin dosyada herhangi bir iddia ve ispat yoktur. Dava konusu taşımaya ilişkin olarak düzenlenen ... davalı... Şti (eski ünvanı .... Şti ) 'nin acente olarak yer alması bu davalıya taşıyan sıfatını kazandırmaz. Davalı .... Şti, kestiği navlun faturasında dahi acente olarak imzaladığı konşimentoya atıfta bulunmuştur. Taşımayı fiilen yerine getiren ... olup, TTK'nın 105/2. maddesine göre davalı ... Şti aleyhine asaleten dava açılamayacağı, davalı ...'e izafeten ... Şti hakkında açılan davanın da tefrikine karar verildiği anlaşılmakla davalı ... Şti'ne husumet yöneltilemez. Taraf sıfatının resen gözetilerek akdi ve fiili taşıyıcı sıfatı bulunmayan davalı... Şti yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.Davalı ... Merkezi Katar Türkiye İstanbul Şubesi yönünden yapılan değerlendirmede; dava konusu taşıma havayolu taşımacılığına ilişkin olup, Türkiye bakımından 26.03.2011 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 28.05.1999 tarihli Havayolu İle Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralları Birleştirilmesine Dair ... Sözleşmesi'nin 1. Maddesine göre sözleşmeye taraf devletler arasındaki taşımalarda ... Sözleşmesi uygulanır. Davaya konu taşımanın yapıldığı Malezya anılan sözleşmeye taraf olup, uyuşmazlığa 1999 tarihli ... Sözleşmesi uygulanacaktır... Sözleşmesi'nin 18/2. maddesine göre, kargo taşımacılığında, taşıyıcı, kargonun tahrip olması, kaybolması, kargoya zarar gelmesi durumlarında uğranmış hasara karşı sadece olayın hava yoluyla taşıma esnasında meydana gelmiş olması durumunda sorumludur.Sözleşmenin 22/3. Maddesine göre ise, kargo taşımacılığında, kontrol edilmiş kargonun taşıyıcının sorumluluğuna verildiği anda gönderen kargonun ulaşacağı yerde teslimi ile ilgili özel bir fayda beyanında bulunmadığı ve durumun gerektirmesi halinde ilave bir ödeme yapmadığı müddetçe, taşıyıcının kargonun tahrip olması, kaybolması ya da kargoya hasar gelmesi halinde her kilogram için sorumluğu (28.12.2019 tarihine kadar) 19 Özel Çekme Hakkı (...) ile sınırlıdır. Diğer durumda, ödenecek toplamın, gönderenin varıştaki teslimatta sağlayacağı gerçek faydadan fazla olduğunu ispatlamadığı müddetçe, taşıyıcı beyan edilen toplamı aşmayan bir miktar ödemekle sorumlu olacaktır. ... Sözleşmesi'nin 31/1. Maddesinde, kontrol edilmiş bagaj ya da kargoyu teslim almaya yetkili şahıs tarafından şikayetsiz olarak alınmasının bagaj ve kargonun iyi koşullarda ve sırasıyla madde 3'ün 2. paragrafında ve madde 4'ün 2. paragrafın anılan taşıma dökümanına ya da farklı yöntemlerin içerdiği kayıtlara uygun olduklarına dair kesin olmayan karine teşkil edeceği; 31/2. maddesinde ise, hasar durumunda teslim almaya yetkili şahıs tarafından hasarın fark edilmesinden sonra derhal ve kargo halinde alınan tarihten itibaren 14 gün içinde taşıyıcıya şikayette bulunulması gerektiği, aksi halde Sözleşmenin 31/4. Maddesine göre taşıyıcının kötüniyetli olması dışında taşıyıcı aleyhine bir dava açılamayacağı düzenlenmiştir. Sözleşmenin 31/3. Maddesi uyarınca da, şikayetin(ihbarın) yazılı ve sözü edilen süreler içinde yapılması gereklidir. Elbetteki burada düzenlenen yazılılık şartı bir geçerlilik şartı olmayıp ispat şartıdır.Hava yolu ile yapılan kargo taşımasında , emtianın hasarlı olduğuna dair 14 günlük süre içinde davalıya bir ihbarda bulunulması zorunlu ise de taşıyıcının herhangi bir suretle hasarı öğrenmesi halinde ihbarın süresinde yapılmadığını ileri sürmesi TMK'nın 2. maddesi uyarınca iyiniyet kurallarıyla bağdaşmayacağından bu durumda hasar nedeniyle ihbar şartı aranmamalıdır(Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 19/09/2018 tarihli 2016/14162 E., 2018/5436 K. sayılı emsal kararı).Somut olayda davaya konu taşımaya ilişkin Malezya hava limanında yer hizmetleri firması tarafından 15.05.2019 tarihinde 49 kolinin ıslak ve ambalajlarının yırtık olması nedeniyle tutulan hasar tutanağının varlığı ihtilafsız bulunmakla davalı fiili taşıyıcının hasarın oluşumundan haberdar olmadığından söz edilemez. Bu durumda, davalının hasarın varlığından haberdar olması nedeniyle ayrıca bir hasar ihbarına gerek olmadığının kabulü gerekeceğinden davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeni istemi görülmemiştir.Davalı emtianın ambalaj yetersizliği nedeniyle hasarlandığına ilişkin savunma ileri sürmüş ise de dosya kapsamında hükme esas alınan eczacı bilirkişinin de yer aldığı bilirkişi raporunda emtiadaki hasarın ambalaj yetersizliğinden kaynaklandığı yönünde bir değerlendirme olmadığı gibi ... yönetmeliğinde belirli bir ambalajlama şekli olmadığından taşımaya konu ilaç emtiasının prospektüs bilgisinde yer aldığı şekilde dışarıdan ambalaj içeriği görülecek şekilde usulüne uygun olarak yapıldığı, emtianın ambalajlama şeklini gösteren fotoğraflar incelendiğinde göndericinin olası bir ıslaklığa karşı tedbir mahiyetinde kolileri streçlemiş olduğu belirtilmiştir. Yine Malezya hava limanının yerhizmetleri firmasınca düzenlendiği anlaşılan tutanakta, emtiadaki hasarın ambalaj yetersizliğinden ve yetersiz paketlemeden kaynaklandığından söz edilmediği anlaşılmakta olup, bu yönde somut bir delil de mevcut değildir.Dosya kapsamına göre davalı fiili taşıyıcı tarafından taşınan emtianın, varma yerine götürüldüğü ve alıcısına teslim edilmeden taşıyıcı uhdesindeyken ıslanma sebebiyle zarar gördüğü sabit olup, bu hususta ekspertiz raporu ve karara esas alınan bilirkişi raporu birbirini doğrular niteliktedir. Bu nedenle davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf istemleri yerinde görülmemiştir... Sözleşmesine göre taşıyıcının sorumluluğu, kural olarak sınırlı sorumluluktur. Somut olayda taşıma belgelerinde "özel bir fayda"beyanına rastlanılmamış olup, davalı taşıyıcının sınırlı sorumluluk esaslarını kaldıran başkaca bir durum da iddia ve ispat edilemediğine göre hasarlanan emtia nedeniyle davalının sorumluluğu sınırlı sorumluluk esaslarına göre tespit edilmelidir. ... Sözleşmesinin 22/4 maddesine göre, kargonun bir parçasının ya da içindeki malzemelerden herhangi birinin tahrip olması, kaybolması ya da gecikmesi durumunda, taşıyıcının sorumluluğunun sınırlı olduğu miktarın belirlenmesinde dikkate alınacak ağırlık, sadece ilgili paket ya da paketlerin ağırlığı olacaktır. Somut olayda, dava dışı sigortalı şirket tarafından gönderilen 1011 kg ağırlığındaki 20.300 adet ilaç, 406 koli ile taşınmış, yer hizmetleri firmasınca düzenlenen tutanak ile dava dışı alıcının hasara ilişkin e-posta yazışmasında 49 kolinin hasarlı olduğu belirtilmiştir. Bu durumda davalının sorumluluğunun da hasarlı 49 koliye göre belirlenmesi gerekir.Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda hasarlı 49 kolinin ıslanmış haliyle ağırlığının 139 kg olduğu ,packing listten hesaplanan ve ıslak olmayan 49 kolinin ağırlığının 122 kg olduğu belirtilmiş olup, denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bilirkişi raporu doğrultusunda taşıyıcının sorumluluğu 2.318 ... (122x19 SDR) ile sınırlıdır. Her ne kadar ... Sözleşmesinin 23/1. maddesine göre tazminat hesabında karar tarihindeki SDR kurunun esas alınması gerekli ise de Dairemiz karar tarihi itibariyle ... kuru dikkate alındığında istinaf edenin sıfatına göre mahkemece hasar tarihindeki ... kuruna göre yapılan hesaplama hükme esas alınarak 2.318 ... karşılığı 3.206,48 USD üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Eldeki uyuşmazlıkta davalılar aleyhine rücuen açılan dava, hasarlı olarak teslim edilen mal bedelinin tahsiline yönelik olup, hükmedilen miktarın tazminat niteliği ve tazminat miktarının belirlenmesinin yargılamayı gerektirmesi nedeniyle icra takibine konu alacak likit (belirlenebilir) değildir.Dolayısıyla icra inkar tazminatına hükmedilme şartları oluşmamıştır. Bu nedenle Mahkemece davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davacının ve davalı ... Şubesi'nin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının reddine; davalı ...Şti vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce yeniden karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur . HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekili ve davalı ... Şubesi vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, Davalı ...Şti vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davalı ...Şti yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, 2-Davalı ... Şubesi yönünden davanın kısmen KABULÜ İLE İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasına, davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 3.206,48 USD üzerinden aynı koşullarla devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Asıl alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine,4-Davalıların kötüniyet tazminatı taleplerinin ayrı ayrı reddine,5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 1.613,48 TL nispi karar harcının peşin alınan 266,20 TL harçtan mahsubu ile eksik 1.347,28 TL harcın davalı ... Şubesi'nden alınarak hazineye irad kaydına,6-Arabuluculuk görüşmelerinde arabulucu olarak atanan ...'e 1.320,00 TL ödeme yapılmasına karar verildiği, ödemenin suçüstü ödeneğinden ödendiği anlaşıldığından 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı hukuk uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A-13'a göre davadaki red ve kabul oranına göre hesaplanan 1.129,66 TL'nin davalı ... Şubesi'nden, 190,34 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-Davacı tarafından yargılama esnasında yapılan toplam 2.542,40 TL ( 2.250,00 TL BK ücreti, 238,00TL tebliğler ve posta, 54,40 TL başvurma harcı ) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre takdiren hesaplanan 2.175,78 TL'nin davalı ...Şubesi'nden alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına 8-Ayrıca davacı tarafından dava açılırken yatırılan toplam 266,20 TL peşin harcın davalı ..Şubesi'nden alınarak davacıya verilmesine,9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 4.139,93 TL vekalet ücretinin davalı .... Şubesi'nden alınarak davacıya verilmesine,10-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 3.979,64 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Şubesi'ne verilmesine,11-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 27.473,53 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...Şti 'ne verilmesine,12-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının hüküm kesin olduğundan ilgili tarafa iadesine, 13-İstinaf yargılamasına ilişkin olarak; a-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,b-İstinaf aşamasında davacı tarafça yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına c-Davalı ....Şti vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, d-Davalı...Şti tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı olan 162,10 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, e-Davalı ... Şubesi'nden tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 406,82 TL harcın, alınması gerekli olan 1.613,48 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.206,66 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,f-Davalı ... Şubesi tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi28/11/2024