Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/552 E. 2018/364 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/552
- Karar No
- 2018/364
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2021/1064 KARAR NO:2024/1479 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:13/10/2020 NUMARASI:2020/106 Esas - 2020/588 Karar BİRLEŞEN İSTANBUL 18. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2018/552 E. 2018/364 K. SAYILI DOSYASI DAVA:Alacak (Saklama Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/10/2024 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin otopark olarak faaliyette bulunan işletmesine ... Bankasına ait “...” ve “...” plakalı iki aracın 2001 tarihinde giriş yaptığını, ancak sonrasında bu iki araçla hiç ilgilenilmediğini ve günümüze kadar bu durumun bu şekilde süre geldiğini, 2006 senesinde “...” plakalı araç için dava açıldığını ve 2007 senesinde T.C Fatih 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin ... numaralı verdiği kararla davanın lehlerine sonuçlanıp alacak hakkının kesinleştiğini, “...” plakalı araç için ise yine 2006 senesinde icra takibi başlatıldığını, borçlunun itiraz etmesi üzerine Fatih 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/1134 esas numarasıyla itirazın iptali davası açtıklarını, bu davanın da lehine sonuçlanıp alacak hakkının kesinleştiğini, kesinleşen alacaklarına istinaden tasfiye halindeki ... Bankasının kendilerine hiçbir ödeme yapmadığını ve kendileriyle defalarca irtibat kurmalarına rağmen cevap olarak yaklaşık 15 yıldır devam eden tasfiyenin halen daha sonlandırılamadığını ve bu yüzden sıra cetveline kayıtlı olmalarına rağmen alacaklarını ödeyemediklerini belirttiklerini, 2007 senesinde bu iki araçla ilgili verilen kararlar sonrasında otopark ücretinin günümüze kadar işlediğini, dava konusu alacağa istinaden olan otopark ücretlerinin 2007-2017 yılları arasında toplam 28.158,00-TL olduğunu, bu ücretin yalnızca tek araç için geçerli olduğunu, söz konusu davada davalı tarafa ait iki araç mevzu bahis olduğundan 28.158x2=56.316,00-TL toplam alacağının söz konusu olduğunu, ... İlköğretim Okulu otoparkına 16 sene önce giriş yapan bu iki aracın hala aynı şekilde aynı noktada sabit olarak durduklarını ve hurda sayılacak derecede harap vaziyette olduklarını, belirli sayıda araç park etme kapasitesi olan söz konusu otopark işletmesinde bu iki araç yer işgal ettiğinden müvekkilinin kazanç sağlamasına engel olduğu gibi hak kaybına da neden olduğunu, davalı tarafın derhal bu iki aracı otoparktan çıkartmaları gerektiğini belirterek, davanın kabulü ile Tasfiye halindeki ... Bankasına ait ... İlköğretim Okulu Otoparkında bulunan “...” ve “...” plakalı araçların taraflarınca derhal kaldırılmasını, otopark ücreti alacağı olan 56.316,00-TL ve fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere uygulanacak yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsil edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, sözü edilen araçların İcra Müdürlüğünce haczedildiği ve davacıya ait otoparka bırakıldığından söz edilmiş olmasına rağmen davacıya icraca yediemin sıfatıyla teslim edildiğine dair yediemin teslim tutanağı bulunmadığı gibi taraflar arasında da yazılı bir sözleşme bulunmadığını, 6762 sayılı Mülga Türk Ticaret Kanunun 20. ve 22. Maddeleri, 818 sayılı kanunun 476. Ve 482 ve 2918 sayılı kanuna 5335 sayılı kanuna eklenen 14. Maddelerin kendisine tanın haklan bu zamana kadar kullanmayıp, 16 yıl sonra müvekkil Bankaya dava açmasının hakkaniyete aykırı bulunduğunu, yediemin sözleşmesinin varlığı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; Adalet Bakanlığına ait Depo ve Garajlarda Muhafaza edilen mahcuz mallar İçin alınacak Ücret tarifesi hakkında Tebliğin 4. Maddesi gereğince; "Muhafaza müddeti hitamında 3 üncü madde uyarınca hesap edilecek ücret, mahcuz malın satışa esas alınacak değerinin yüzde otuzunu geçemeyeceğini, ancak mahcuz malın takdir edilen değeri sekiz bin yüz liranın üstünde ise seki bin yüz liranın üzerindeki meblağ için hesap edilecek ücret, aşan miktarın yüzde on beşini geçemez." Hükmüne amir olduğunu, mahkemenin bu hususu göz önünde bulundurması gerektiğini, bu nedenlerde haksız ve mesnetsiz aleyhlerine açılan davanın öncelikle zamanaşımına uğramış olmasına olması açısından ve esas yönlerinden reddini; harç, masraf ve ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmişlerdir. davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; otopark olarak faaliyette bulunan davacının işletmesinde ... Bankasına ait ... ve ... plakalı iki aracın 2001 tarihinden 31/07/2018 tarihine kadar kaldığını, 2006 senesinde ... plakalı araç için dava açıldığını ve 2007 senesinde Fatih 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/245 numaralı verdiği kararla davanın lehine sonuçlandırılarak alacak haklarının kesinleştiğini, tasfiye halindeki ... Bankasının taraflarına hiçbir ödeme yapmadığını, sıra cetveline kayıtlı olmasına rağmen alacaklarının ödenmediğini, otopark ücreti alacakları olan 7.478,00-TL'nin fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsil edilmesine, İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/283 esas sayılı dosyası ile bu davanın birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ... A.Ş. Hukuk Müşavirliği tarafından dosyaya sunulan 28.03.2016 tarih 974 sayılı yazıları efende İstanbul İli Avrupa yakası Açık otoparklar aylık Abonman ücretleri bulunmaktadır. Davacı tarafından otopark ücret alacağı için faturalar sunmakta beraber, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın, Kağıthane bölgesinde, Kağıthane Bölgesinde otopark bulunmaması halinde en yakın ilçe veya Sosyal ekonomik yapısı benzer ilçelerde bulunan açık otoparkları için belirlenen aylık (Abonman) açık otopark ücretleri hesaplama yapılacaktır. 2 Adet araç için yıllık otopark ücret hesaplaması: Dava tarihi itibariyle 27.720,00 TL alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı/Alacaklı taraf, Birleşen 18. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/552 Esas sayılı dosyada, Dava konusu araçların sahibi banka tarafından 31.07.2018 tarihinde alındığını, 2017 Haziran-2018 Temmuz arası 14 aylık otopark ücret alacağı bulunduğuna bu tutarın kendisine ödenmesini talep etmektedir. Dosyanın incelenmesinde, Davalı/Alacaklı tarafın, Mahkemenizin 2017/283 Esas sayılı dosyadan 2007-2017 yılları arasında 11 yıl otopark ücret talep etmesi nedeniyle, Kök raporda 2007 içinde tam yıl yani 12 ay için hesaplama yapılmıştır. Bu nedenle, Birleşen 18. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018//552 Esas sayılı dosya üzerinden, Mükerrerliği önlemek için sadece 2018 yılı Ocak-Temmuz arası 7 ay için otopark ücreti hesaplaması yapılacaktır.Tüm bu nedenlerle İş bu davanın kısmen kabulü ile 27.720,00-TL nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, Dosyamız ile birleşen İstanbul 18 Asliye Hukuk mahkemesinin 2018/552 E sayılı dosyasının kısmen kabulü ile 2.072,00-TL nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, " karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin, asıl davada ve birleşen davada maddi gerçeklere, usul ve yasaya aykırı isabetsiz kararlar verdiğini, husumet itirazları dikkate alınmadan müvekkil banka aleyhine karar verildiğini, davacı tarafın taleplerinin zamanaşımına uğradığını, Borçlar Kanunu uyarınca alacak talepleri (10) on yıllık genel zamanaşımı süresine, kira bedelleri, ana para faizleri ve ücret ödemeleri gibi diğer dönemsel edimlerin ise (5) beş yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davacının davasının zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı basiretli tacir gibi davranmadığını, yıllardır araçların otoparkında durmasına izin verdiğini hiçbir başvuruda bulunmadığını ve (16) onaltı yıl bekledikten sonra haksız kazanç elde etmek maksadı ile dava açtığını, hurdaya dönüşmüş araçlar nedeni ile araç bedellerinden kat kat fazla otopark ücreti talep eden davacıya karşı yapmış oldukları hakkaniyet indirimi taleplerinin ilk derece mahkemesi tarafından dikkate alınmadığını, maddi gerçeklere aykırı olarak düzenlenen ve fahiş rakamlar belirleyen bilirkişi raporlarına karşı yapmış oldukları itirazlarının ilk derece mahkemesince dikkate alınmadan davacının haksız ve mesnetsiz taleplerinin kabulüne karar verildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava ve birleşen dava; saklama sözleşmesinden kaynaklı ücret alacağına ilişkindir.Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.İstinaf konusu uyuşmazlık temelde alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, davalının saklananın maliki olmamasının davaya etkisi noktalarında toplanmaktadır.Dosya kapsamından; saklamaya konu araçlardan; ... Plakalı aracın ... A.Ş. Adına , ... Plaka nolu aracın .... Şirketi adına kayıtlı olduğu, araçların ... Bankası ... Şubesi adına rehinli oldukları, borcun ödenmemesi nedeniyle söz konusu araçların rehin sahibi ... Bankası ... Şubesinin yedine geçtiği, ... Plakalı aracın 09.05.2001 tarihinde, ... Plaka nolu aracın 10.01.2001 tarihinde, davacı tarafın işlettiği otoparka; icra dairesinden kaynaklı yediemin sıfatıyla değil, otopark işletmecisine davalıların yetkilileri tarafından teslim edildiği ve araçların dava tarihinde halen adı geçen otoparka bulundukları, davacı Otopark işletmecisi ile ... Bankası ... şubesi arasında ücreti belirleyen herhangi bir ücret sözleşmesi yapılmadığı anlaşılmaktadır.Saklama (vedia) sözleşmeleri, dava tarihi itibariyle olaya uygulanacak olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 561 ilâ 580. maddeleri arasında düzenlenmiş olup aynı başlık altında yine saklama sözleşmesinin temel özelliklerini içeren fakat kendine has bazı özellikleri olan güvenilir kişiye bırakma, ardiyeciye bırakma, konaklama yeri, garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlere bırakma gibi özel olarak düzenlenmiş ve muhafaza borcu doğuran sözleşmeler bulunmaktadır.Saklama (vedia) sözleşmesinin tanımı TBK’nın 561/1. maddesinde; “Saklama sözleşmesi, saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Saklama sözleşmesinin konusu taşınır bir mal olup bu mal misli bir mal olabileceği gibi misli olmayan bir mal da olabilir. Buna göre saklama sözleşmesi; saklayanın saklatan tarafından verilen taşınırı kabul ve onu güvenli bir mahalde muhafaza etme yükümlülüğü altında olduğu ve sözleşmede ayrıca kararlaştırılmadığı takdirde saklayanın herhangi bir ücret talep edemeyeceği sürekli bir sözleşmedir. Ücret saklama sözleşmesinin zorunlu ögesi değildir. Kararlaştırılmış olması yada işin niteliği gereği saklayanın bir ücret ödemeyi beklemesinin haklı kılan durumlarda kararlaştırılan yada ödenmesi adet olan ücreti saklayana ödemek zorundadır. (TBK 561/2) (prf. Dr. Murat Aydoğdu Dr, ... Türk borçlar hukuk özel borç ilişkileri Adalet Yayınevi 4. Baskı sayfa 812) Saklama sözleşmesi, eksik iki tarafa borç yükleyen sözleşme niteliğindedir. Saklayanın esas borcu taşınırı emin bir yerde muhafaza etmek ve saklatanın talebi hâlinde veya belirlenen vadede bunu saklatana geri vermektir. Saklatan ise sadece sözleşmede açıkça ücret kararlaştırılmış olması veya hâl ve şartların saklatanın ücret ödemesini gerekli kılması hâli dışında hiçbir borç altına girmemektedir. Sadece saklayanın sözleşmeyle üstlendiği borçların yerine getirilmesiyle bağlantılı giderler ile muhafaza edilen taşınırın saklayana verdiği zararları gidermek zorundadır. Bu nedenle saklama sözleşmesi, sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olmadıkça veya hâl ve şartlar gerekli kılmadıkça ivazsız bir sözleşmedir.Saklatanın sözleşme konusu taşınırın maliki olması şart değildir. Zira saklama sözleşmesinin saklananın mülkiyetiyle bir ilgisi bulunmamaktadır. Eş söyleyişle saklama sözleşmesini yapmak malike hasredilmiş bir hak olmayıp malik olmayan kimse de geçerli olarak saklama sözleşmesi yapabilir ve yasal istisnai hâller saklı kalmak üzere, saklananın yalnız kendisine geri verilmesini, başka bir kimseye geri verilmemesini isteme hususunda hak sahibidir. Bu nedenle saklatan, saklanan taşınırın maliki olmadığından bahisle taşınırı iadeyi reddedemeyeceği gibi saklayan da saklatanın, malik olmadığını ileri sürerek taşınırın saklatana iadesinden kaçınamaz (Uygur, Turgut: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, C. II, Ankara 2012, s. 2535). ( Emsal Yargıtay Hukuk Genel kurulunun 2018/11-953 E. 2021/1410 k. Sayılı ilamı)Saklama sözleşmelerinden kaynaklana ücret istemleri TBK 146 maddesi gereği (818 sayılı BK 125) 10 yıllık zamanaşımına tabidir. (emsal Yargıtay 17 Hd. 2012/5436 E. 2012/5756 K. Sayılı ilamı) Ancak ücretin kararlaştırılmış olması yada işin niteliği gereği saklayanın bir ücret ödemeyi beklemesinin haklı kılan durumlarda ücretin dönemsel olarak ödenmesinin kararlaştırılması halinde TBK 147 maddesi gereği 5 yıllık zamanaşımı uygulanması söz konusu olacaktır.Ücret borcunun zamaşımının başlangıcı ise TBK 149 maddesi gereği alacağın muaccel olduğu tarihten başlar.Saklama sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı ve vadesinin belirlenmediği durumlarda ücret alacağının ne zaman muaccel olacağı sorunu ile karşılaşılmaktadır. TBK 90. Maddesine göre ifa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç doğumu zamanıda muaccel olur. Eldeki uyuşmazlıkta ücret borcunun doğumu zamanını belirlemek gerekmektedir. Taraflar araksında ücretin miktarı ve ödeme tarihi belirlenmemiştir. Davacıya saklama için bırakılan araçların geri alınacağı tarih ve sözleşmenin bitim tarihi de belirsizdir. Saklama sözleşmesi saklayan yönünden sürekli borç ilişkisi doğuran ani edimli olmayan bir borçtur. Bu durumda ücretin sözleşme sonunda yada TBK 564 maddesi gereği saklatanın talebi üzerine geri verme borcunun doğduğu anda ücretin istenebileceğinin kabulü gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta davacı taraf davalıdan olan ücret alacağına ilişkin önceden açıp lehine sonuçlanan 2 ayrı dava ile 2006 yılına kadar olan ücretlerini hüküm altına alındığı, 2007 ve devamı yıllar için saklama sözleşmesinin devam ettiği anlaşılmakla ücretin henüz istenebilir hale gelmediği, bu durumda zamanaşmının dava tarihi itibariyle geçmediği anlaşılmakla davacını bu yönlere ilişen istinaf istemi yerinde değildir. İsviçre federal mahkemesi bir kararında saklama sözleşmesi için iade borcunun sözleşmenin sona ermesiyle muaccel olacağı gerekçesiyle zamanaşımının başlangıcın sözleşmenin sona ermesi olarak belirlemiştir. (Prf.dr.Kemal Oğuzman, Prf. Dr. Turgut öz Borçlar Hukuku Genel hükümler vedat kitapçılık 17. Baskı cilt 1 sayfa 626) Saklatanın sözleşme konusu taşınırın maliki olması şart olmadığından,davalının rehin hakkı sahibi olarak davacının işlettiği otoparka teslim ettiği araçların saklama ücreti yönünden saklatan sıfatı ile husumet yöneltilebileceğinden davalının aracın maliki olmamaları nedeniyle davada , husumetlerinin bulunmadığı yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Somut olayda Davalı tarafça rehin hakkı sahibi olduğu 2 adet aracın davacının işlettiği otoparka saklama sözleşmesi ile bırakılmış ve ücret de kararlaştırılmamıştır.Ancak davacının yaptığı işin ticari bir iş olması nedeniyle uygun bir ücret isteme hakkının bulunduğu ve otoparka ücret ödenmesinin adet olduğu gözetildiğinde mahkemece daha önce aynı ilişkiye dayalı olarak hüküm altına alınan önceki tarihli ücretler ve güncel emsal ücretler esas alınarak yasa ve hakkaniyete uygun olarak belirlenen ücret esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmakla bilirkişi raporunun maddi gerçeklere uymadığı ve fahiş olduğu yönündeki istinaf sebepleri yerininde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 508,77 TL harcın, alınması gerekli olan 1.893,55 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.384,78 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.17/10/2024