Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi 2020/2381 E. 2024/49 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/2381
Karar No
2024/49
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2020/2381 KARAR NO: 2024/49 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2018/523 KARAR NO: 2020/530 KARAR TARİHİ: 15/10/2020 DAVA: İtirazın İptali (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 17/01/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... numaralı poliçe ile AAA sertifikası ile davacı şirket tarafından sağlık güvencesine alınan sigortalı ...'nun 04.07.2014 tarihinde el ve ayaklarda uyuşma, yüzünde çarpılma hissi yakınması ile muhtelif tarihlerde tedavi gördüğü ve 145.310,63 TL tedavi giderlerinin 27/08/2015 tarihinde ödendiğini, sistem kayıtlarında yapılan sorgulamada sigortalıya aynı teminatları sağlayan davalı şirket bünyesinde sigorta poliçesi düzenlendiğinin tespit edildiğini, Genel Şartların 12. Md. gereğince 02/05/2016 tarihinde rücu talep edildiğini ancak ödeme yapılmadığını, TTK 1466/1. Md. gereğince sigortacıların teminatları oranında paylaşım yapılması gerektiği için ödenen tedavi giderinin %50 oranına isabet eden miktarın davalı ... şirketinden tahsili için 09/06/2017 tarihinde Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek haksız itirazın iptaline karar verilmesini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı sigortalı ...'nun kendi şirketleri nezdinde de ... numaralı özel Sağlık Sigortası ile sigortalı olduğunu, olayda çifte sigorta bulunduğunu, TTK 1467. Md. de belirtilen istisnalar (a) md. de belirtilen sigorta şirketlerinin onayı bulunmadığından müşterek sigorta hükümlerinin uygulanamayacağını, bu nedenle davacının rücu hakkı olmadığını, müşterek sigorta olduğunun kabulü halinde ise poliçede TTK 1466/2. Md. belirtilen Müteselsil sorumluluk esası kabul edilmediğinden davacının rücu hakkı olmadığını, sorumluluk esasının kabul edilmesi halinde ise müvekkili şirket tarafından düzenlenen poliçe şartları, poliçe limiti ve katılım paylarının dikkate alınması gerektiğini, sigortalının birden çok poliçesi olması halinde kendi menfaatine olan poliçeden yana iradesini kullanmak istemesine rağmen sigortalının bilgi ve rızası dışında poliçesindeki hasarsızlığı bozacak ve sigortalı menfaatlerine aykırı olarak rücu hakkının kullanılması sigortalının serbest iradesini ve tüketici haklarını zedeleyeceğini, düzenlenen poliçede yatarak tedavi teminatının 32.000 TL ile sınırlı olarak verildiğini, söz konusu tedavi giderinin ancak bu limit dahilinde karşılanabileceğini, icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir, İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''...Davacı ile dava dışı sigortalı ... arasında tedavi giderlerine ilişkin teminat sağlayan sağlık sigorta poliçesi imzalandığı, davalı ile dava dışı sigortalının arasında da tedavi giderlerine ilişkin, aynı dönemi kapsayan sağlık sigortası poliçesi imzalandığı, dava dışı sigortalısının muhtelif tarihlerde gördüğü tedavi giderlerine yönelik, davacı ... şirketince bir takım ödemeler yapıldığı, Sağlık Sigortası Genel Şartları uyarınca, davacı tarafça davalı ... şirketine rücu edildiği, fakat ödeme yapılmadığı gerekçesiyle davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibine girişildiği, davalı tarafça itiraz edilmesi üzerine, mahkememizde dava açıldığı, davacı ile dava dışı sigortalı arasında 01/05/2014-01/05/2015 vadeli, 01/05/2015-01/05/2016 vadeli Grup Sağlık Poliçesi'nin imzalandığı, aynı şekilde davalı ile dava dışı sigortalı arasında 01/05/2015-2016 vadeli, 120.000,00 TL limitli Özel Sağlık Poliçesi'nin imzalandığı, her iki poliçenin vadesi içinde kaldığı, Sağlık Poliçeleri ile ilgili olarak TTK 1514'ncü maddesinde sigortalının sağlığı, hastalık sigortaları ile meblağ sigortaları şeklinde düzenlenen sağlık sigortalarında bir veya birkaç sigortacı tarafından çeşitli bedellerle sigorta ettirilebileceği hususunun düzenlendiği, yani çifte sigortaya cevap verildiği, Sağlık Poliçeleri Genel Şartlarının 12. Maddesinde yer alan "tedavi masraflarının birden fazla sigorta tarafından temin edilmiş olması halinde, bu masraflar sigortacılar arasında teminatları oranında paylaşılır.", hükmü gereğince, davalının savunmasının aksine, poliçelerin aynı dönemde düzenlenmesi şartı aranmadığı, önemli olanın riziko tarihi olduğu anlaşılmıştır. Dava dışı sigortalının tedavi gördüğü ... Hastanesi'nin anlaşmalı hastaneler arasında yer aldığı, davalı şirket tarafından verilen teminatın yatarak tedavi ve limitli olarak verilmiş olduğu, rizikoların gerçekleşme tarih aralıkları ile taraflarca sunulan iki ayrı döneme ait sağlık poliçelerinin vadeleri denetlendiğinde, yatış yapıldığı tarihlerin, poliçelerin vadelerinde olduğunun görüldüğü, davalı tarafından 05/01/2014-2015 vade tarihli, Özel Sağlık Sigortası Poliçesi yapıldığı, davacının talebine konu edilen, 04/07/2014-11/07/2014 tarihleri arasındaki yatışla ilgili 68.748,55 TL tedavi gideri için 1/2 oranına isabet eden miktarının 34.274,27 TL olduğu, limitinin 32.000,00 TL olması sebebi ile 32.000,00 TL ile sınırlı sorumluluktan bahsedilebileceği, 05/01/2015-2016 tarihleri arasını kapsayan Sigorta Poliçesinin ise 120.000,00 TL azami teminatla tesis edildiği, bu poliçe dönemine giren, 11/06/2015-14/06/2015 tarihleri arasındaki yatış ile ilgili yapılan harcamaların 76.310,08 TL olduğu, 1/2 oranına isabet eden 38.155,04 TL olduğu, poliçe teminat sınırı içerisinde kaldığı, davalı şirkete gönderilen ihtarnamenin 03/05/2015 tarihinde tebliğ edildiği, takip tarihi itibari ile 7.160,01 TL faiz işlediği, davacının talep edebileceği miktarın takip tarihi itibari ile 77.441,05 TL olduğu, davalının savunmasının aksine, aynı şahıs ile ilgili olarak, ayrı sigorta şirketleri tarafından, müşterek poliçe düzenlenebileceği, TTK 1514'üncü maddenin sağlık poliçelerinde müşterek poliçeye cevap verdiği, sağlık poliçesi genel şartlarının 12. Maddesi gereğince sigorta şirketlerinin düzenledikleri, poliçe teminatı özel şartlar çerçevesinde birbirlerine rücu hakkının bulunduğu kanaatine varıldığından, davanın kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı İcra takibine davalı-borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile, 70.281,04 TL asıl alacak 7.160,01 TL temerrüt faizi olmak üzere toplam 77.441,05 TL üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte devamına, Fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak yargılamayı gerektirdiğinden şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine..." karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu sağlık poliçelerinin tedavi giderlerini kapsayan mal/tazminat esaslı teminat sağlayan poliçeler olduğunu, raporda sadece meblağ sigortası mahiyetindeki hayat sigortalarına hasren yapılan değerlendirmeler ile kanaat sonucuna ulaşılmış bulunduğundan hükme elverişli olmadığı gibi itirazlarının da değerlendirilmediğini, müşterek sigorta durumundan söz edilebilmesi için sigortanın aynı sürede başlaması gerektiğini, dava konusu poliçeler bakımından bu şartın gerçekleşmediğini, her iki poliçenin aynı zamanda ve süre içerisinde başlamadığı açık olduğundan somut olayda müşterek sigortadan söz edilemeyeceğini, hesaplanan tazminat tutarı bakımından fatura tutarlarının uygulanan tedavi ile uyumlu olup olmadığı, davacı şirketin teminatları kapsamında kalıp kalmadığının denetlenmediğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, dava dışı sigortalının tedavisi için davacı ... şirketi tarafından ödenen masrafların, tedaviye konu dönemin davacı ve davalı ... şirketleri tarafından ayrı ayrı düzenlenen poliçelerle teminat altına alındığı, bu nedenle tedavi masraflarından her iki şirketin eşit oranda sorumlu oldukları iddiasıyla, yapılan tedavi masrafının %50'lik kısmının tahsili için davalı şirket hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında; davacı tarafından 72.655,32 TL rücu alacağı ve 8.381,24 TL takip öncesi faiz olmak üzere toplam 81.036,56 TL üzerinden 09/06/2017 tarihinde takip başlatılmıştır. Ödeme emrinin 15/06/2017 tarihinde tebliği üzerine, davalı tarafından 19/06/2017 tarihinde takibe itiraz edilmiş ve eldeki dava İİK'nın 67.maddesi uyarınca yasal sürede açılmıştır. Mahkemece sigorta uzmanı ve doktor bilirkişilerden oluşan, bilirkişi heyetinden alınan raporda; dava dışı sigortalı ... ile ilgili olarak davacı ... AŞ tarafından ... Aş Grup Sağlık Poliçesi" kapsamında düzenlenen AAA sertifikası ile 01/05/2014-2015 vadeli olarak anlaşmalı hastanelerde %100 teminatlı limitsiz olarak yatarak tedavi teminatı verildiği, davalı ... Sigorta AŞ tarafından düzenlenen poliçe ile 05/01/2014-2015 vadeli olarak anlaşmalı anlaşmasız ayrımı yapılmaksızın 32.000,00 TL limitle %100 teminat verildiği, davacı tarafindan davaya konu edilen 3 adet faturaya konu tedavilerden sadece 04/07/2014-11/07/2014 tarihleri arasındaki yatışla ilgili yapılan 68.748,55 TL tedavi giderinin sunulan poliçe vadesinde kaldığı, 11/06/2015-14/06/2015 tarihleri arasında gördüğü yatarak tedavi ile 02/10/2015 tarihinde ayakta tedavi harcamasının sunulan poliçe vadesinde bulunmadığı, davacının 01/05/2015-2016 vadeli poliçeyi sunması ve ... Hastanesinin anlaşmalı kurum statüsünde olduğunu kanıtlaması ayrıca sunduğu "Tazminat ödeme emirleri" ne konu ödemeleri ilgili hastaneye yaptığına ilişkin dekontları sunması gerektiği, davacı husumeti yönünden bu eksikliklerin tamamlanmasının zorunlu olduğu, davaya konu edilen faturalara konu harcamaların incelenen hasta dosyası ile uyumlu ve illiyetli olduğunun tespit edildiği, davalı ... AŞ'nin düzenlediği ... numaralı Özel Sağlık Sigortası Poliçesi ile 05/01/2014-2015 vadeleri arasında anlaşmalı anlaşmasız ayrımı yapmaksızın yatarak tedavi için 32.000,00 TL limitle %100 teminat verildiği, davaya konu edilen 3 adet faturadan sadece 04/07/2014-11/07/2014 tarihleri arasındaki yatışla ilgili yapılan 68.748,55 TL tedavi giderinden poliçe limiti olan 32.000,00 TL ile davalının sorumlu tutulabileceği, diğer 2 fatura konusu harcamanın 05/01/2015-2016 vadelerini kapsayan poliçe var ise sunulması kaydıyla değerlendirilebileceği, 6762 sayılı TTK'da sağlık sigortaları ile ilgili bir düzenleme bulunmadığı, sağlık poliçelerinin Sağlık Sigortası Genel Şartları uyarınca düzenlendiği ve genel şartların dikkate alındığı, 6102 sayılı TTK'da ise sağlık poliçeleri ile ilgili düzenlemeye yer verildiği, TTK 1514. Md.de "Sigortalının sağlığı, hastalık sigortaları ile meblağ sigortası şeklinde düzenlenen sağlık sigortalarında bir veya birkaç sigortacı tarafından, çeşitli bedellerle sigorta ettirilebilir." düzenlemesi ile müşterek sigortaya sağlık poliçeleri yönünden yasal düzenleme getirildiği, Sağlık Poliçesi Genel Şartları 12. Md. de yer alan hükmün aynı zamanda yasa maddesi ile düzenlendiği, Sağlık Poliçesi Genel Şartları 12. Maddesinde "Tedavi masraflarının birden fazla sigortacı tarafından temin edilmiş olunması halinde, bu masraflar sigortacılar arasında teminatları oranında paylaşılır." açıklamasının yer aldığı, davalı tarafın atıfta bulunduğu ve savunma dayanağı olarak belirttiği TTK 1466 ve 1467. Md. düzenlemelerin ise TTK'nın "Mal Sigortaları" bölümünde yer aldığı ve sağlık poliçelerinden kaynaklanan ihtilaflar yönünden bağlayıcılığı bulunmadığı, davaya konu alacağın dayanağı olan poliçelerin Kanunun "Can Sigortaları" başlığı altında yer alan hastalık ve sağlık poliçelerine özgü TTK 1511 ve devamında yer verildiği, davalı ... A.Ş'ne yöneltilen davada, aktif dava ehliyetinin poliçe genel şartlarının 12. Md. de yer alan açık düzenlemeye dayandığı, aynı şahısla ilgili olarak ayrı sigorta şirketleri tarafından müşterek poliçe düzenlenebileceği, TTK 1514. Md. nin sağlık poliçelerinde müşterek poliçeye cevaz verdiği, Sağlık Poliçesi Genel Şartları 12. Md. gereğince sigorta şirketlerinin birbirine düzenledikleri poliçe teminatı özel şartları çerçevesinde rücu hakkı bulunduğu, dosyaya sunulan poliçeler ve vadeleri çerçevesinde davacı ... AŞ'nin davalı ... AŞ aleyhine başlatılan takip dolayısıyla 32.000,00 TL asıl alacak, 3.369,33 TL işlemiş avans faizi olmak üzere toplam 35.369,33 TL talep edilebileceği hususlarında görüş bildirilmiştir.Kök rapordan sonra dosyaya davacı tarafından düzenlenen 01/05/2015-2016 vadeli grup sağlık poliçesi sertifikası ve davalı tarafından düzenlenen 05/01/2015-2016 vadeli ... no.lu yurtiçi anlaşmalı ve yurtiçi anlaşma harici yatarak tedavi limiti 120.000,00 TL olan özel sağlık sigorta poliçesi sunulmuştur.Taraf beyan ve itirazları doğrultusunda bilirkişilerden ek rapor alınmış olup bilirkişiler raporunda özetle; kök rapordaki görüşlerini tekrar ederek, davalının 04/07/2014-11/07/2014 tarihleri arasındaki yatışla ilgili yapılan 68.748,55 TL tedavi giderinden poliçe limiti olan 32.000,00 TL, 11/06/2015-14/06/2015 tarihleri arası yatışla ilgili yapılan 76.310,08 TL harcamanın 1/2 oranına isabet eden 38.155,04 TL, 02/10/2015 tarihli %20 muafiyetli olarak ödenen 252,00 TL ayakta tedavi giderinin de 1/2 kısmı 126,00 TL olmak üzere toplam asıl alacak miktarının 70.281,04 TL'sinden sorumlu olduğu, davalı ... şirketine gönderilen ihtarname 03/05/2016 tarihinde tebliğ edildiğinden, takip tarihine kadar işlemiş faizin 7.160,01 TL olarak hesaplandığı, davacının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı ilamsız icra takip dosyasında toplam 77.441,05 TL talepte bulunabileceğini mütalaa etmişlerdir.TTK'nın "Sağlık Sigortası Teminatları" başlıklı 1513.maddesinde; "(1) Sağlık sigortası ile sigortacı; a) Hastalık sonucu gerekli hâle gelen ilaç dâhil, her türlü tıbbi bakım, gebelik ve doğum, hastalıkların erken tanısına yönelik, ayaktaki incelemeler de içinde olmak üzere, sözleşmede kararlaştırılan giderleri, b) Tedavinin tıbben yatarak yapılmasının gerekli olduğu durumlarda günlük hastane giderleri ...için teminat verir."TTK'nın "Hastalık Ve Sağlık Sigortasına Uygulanacak Diğer Hükümler" başlıklı 1519.maddesinin 2.bendinde "Sigortalının uğradığı hastalık, ilaç ve tedavi giderleri için harcama yapılması gibi gerçek zararların sigortacı tarafından karşılanması öngörülen sağlık sigortalarında ise, genel hükümler dışında, zarar sigortalarına ilişkin hükümler ile 1500 ilâ 1502 nci madde hükümleri sağlık sigortası hakkında da uygulanır." hükümleri yer almaktadır. Dava konusu tedavi giderleri sağlık sigortası teminatları kapsamındadır. Bu teminatlar gerçek zararın karşılanmasına yönelik olduğundan, zarar sigortasına ilişkin hükümlerin uygulanacağı düzenlenmiştir. "Birden Çok Sigorta" TTK'nın 1465 vd maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nın "Kural" başlıklı 1465.maddesinde; "(1) Aynı menfaatin, aynı rizikolara karşı, aynı süre için, birden çok sigortacıya, aynı veya farklı tarihlerde sigorta ettirilmesi hâlinde sigorta ettirene sigorta bedelinden daha fazlası ödenmez. (2) Birden çok sigortada, sigorta ettiren, sigortacılardan herbirine hem rizikonun gerçekleştiğini hem de aynı menfaat için yapılan diğer sigortaları bildirir. Bu hükme aykırılık hâlinde 1446 ncı madde hükmü uygulanır."TTK'nın "Müşterek Sigorta" başlıklı 1466.maddesinde; "(1) Bir menfaat birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda, aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmişse, yapılan birden çok sigorta sözleşmesinin hepsi, ancak sigorta olunan menfaatin değerine kadar geçerli sayılır. Bu takdirde sigortacılardan her biri, sigorta bedellerinin toplamına göre, sigorta ettiği bedel oranında sorumlu olur. (2) Sözleşmelere göre sigortacılar müteselsilen sorumlu oldukları takdirde, sigortalı, uğradığı zarardan fazla bir para isteyemeyeceği gibi, sigortacılardan her biri yalnız kendi sözleşmesine göre ödemekle yükümlü olduğu bedele kadar sorumlu olur. Bu hâlde ödemede bulunan sigortacının diğer sigortacılara karşı haiz olduğu rücu hakkı, sigortacıların sigortalıya sözleşme hükümlerine göre ödemek zorunda oldukları bedeller oranındadır."TTK'nın "Çifte Sigorta" başlıklı 1467.maddesinde; "(1) Değerinin tamamı sigorta olunan bir menfaat, sonradan aynı veya farklı kişiler tarafından, aynı rizikolara karşı, aynı süreler için sigorta ettirilemez; sigorta ettirilmişse, sigorta ancak aşağıdaki hâl ve şartlarda geçerli sayılır:a) Sonraki ve önceki sigortacılar onay verirlerse; bu takdirde, sigorta sözleşmeleri aynı zamanda yapılmış sayılarak riziko gerçekleştiğinde sigorta bedeli, 1466 ncı maddede gösterilen oranda sigortacılar tarafından ödenir.b) Sigorta ettiren, önceki sigortadan doğan haklarını ikinci sigortacıya devir veya o haklardan feragat etmişse; bu takdirde, devir veya feragatin ikinci sigorta poliçesine yazılması şarttır; yazılmazsa ikinci sigorta sözleşmesi geçersiz sayılır.c) Sonraki sigortacının, ancak önceki sigortacının ödemediği tazminattan sorumluluğu şart kılınmış ise; bu hâlde önceden yapılmış olan sigortanın ikinci sigorta poliçesine yazılması gerekir; yazılmazsa, ikinci sigorta sözleşmesi geçersiz sayılır." hükümlerine yer verilmiştir.TTK'nın müşterek sigorta hükümleri incelendiğinde; dava konusu olayda olduğu gibi sigortacıların birlikte hareket etmiş olmamaları halinde de müşterek sigorta hükümlerinin uygulanacağı anlaşılmaktadır. ''...Sigortacılar birbirinden habersiz olarak aynı riziko için sigorta teminatı sağlamış ve bu teminatların toplamı, sigorta bedelini aşıyor olabilir. Uygulamada sigortacıların ''aynı zamanda'' (aynı tarihte) birbirinden habersiz sigorta teminatı sağlamaları pek karşılaşabilecek bir durum değildir (en azından gayet ender görülecektir). Buna karşılık, iki farklı sigortacının aynı rizikoyu değişik tarihlerde yaptıkları sigorta sözleşmeleri ile temin ettikleri ve rizikonun her iki sigortacının da sorumlu olacağı şekilde gerçekleştiği haller sanıldığından daha sık gerçekleşebilir... Ancak bu gibi bir hal,*İlk (önceki tarihli) sigortanın tam değer üzerinden yapıldığı veya aşkın sigorta oluşturduğu durumlarda çifte sigortaya yol açar ve ikinci sigorta geçersiz sayılır,*İlk sigortanın eksik sigorta niteliğini taşıdığı durumlarda ise;**İkinci sigorta çıkar değerinin geri kalanını tam olarak temin etmekte ise kısmi sigorta yan yana sigorta) söz konusu olur. **İkinci sigortanın çıkar değerinin geri kalanından fazlasını temin etmesi olasılığın Türk hukukunda tartışmaya açıktır. (Bu olasılıkta ya TTK 1465 (1) uyarınca ikisi de geçerli sayılacak ve müşterek sigortanın -aynı zamanda sigorta yaptırılmış olmamasına karşın- bu hali de kapsadığı kabul edilerek TTK 1466 (1) hükmü uygulanacak veya ikinci sigorta yalnızca kısmen -çıkar değerinin tamamının temin edildiği noktaya kadar- geçerli tutularak kısmi sigortaya ilişkin TTK 1468 uyarınca işlem yapılacak ve ikinci sigortanın çıkar değerinin tamamının temin edilmesini sağlayan ilk bölümünün üzerindeki bölüme aşkın sigorta sebebiyle hiç bir hüküm ve sonuç bağlanmayacaktır)." (Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Altıncı Kitap Sigorta Hukuku, Cilt:II, S:192, 193) "TTK 1466 (1) anlamında bir müşterek sigortadan söz edebilmek için -rizikonun ''aynı'' olması,-sürenin ''aynı'' olması ve -zamanın ''aynı'' olması gerekir. Sürenin aynı olmasından maksat, riziko gerçekleştiği anda, birden çok sigorta oluşturan bütün sigorta sözleşmelerinden her birinin sağladığı korumanın sürmekte oluşudur (bütün sözleşmelerde aynı uzunlukta bir sürenin mesela 1 yıl - kararlaştırılmış olması gerekli değildir). Sözleşmelerden birinde -mesela ilk prim ödenmediği için- sigortacının sorumluluğu henüz başlamamışsa, o sigorta birden fazla sigorta uygulamasında devre dışı sayılmalıdır. Diğer bir anlatışla burada sigortacının üstlenmiş olduğu maddi süre olarak adlandırılan süre esas alınmalıdır.Zamanın aynı olması ise, sigorta sözleşmelerinin aynı zamanda yapılmış olmasına anlatıyor olsa gerektir. TTK 1465(1) ''aynı tarihte'' (veya farklı tarihlerde) yapılmış sigortalardan söz ederken, müşterek sigortaya ilişkin TTK 1465(1) ve çifte sigortaya ilişkin TTK 1467 (a)'da farklı bir sözcük kullanılmış ve (tarih yerine) zaman denmiştir. Kanımızca ''aynı zamanda'' deyimini ''sigortacıların birlikte hareket ediyor olmalarını'' belirten bir deyim olarak anlamakta mümkündür. (ve daha doğru olur.)" (Samim Ünan, S:194) Bilirkişi raporunda, talep yönünden müşterek sigorta hükümlerinin uygulanacağı görüşüne yer verilmiş, mahkemece aynı gerekçeyle dava kabul edilmiş ise de davaya konu somut olayda, davacı ve davalı ... şirketi ile dava dışı sigortalı arasında düzenlenen sağlık poliçelerinin aynı anda, aynı zamanda, kısacası aynı gün düzenlenmediği, farklı zamanlarda düzenlendiği, bu nedenle TTK 1466 madde kapsamında müşterek sigortanın mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Sigortalının tercih hakkını kullanarak, sağlık tedavi harcamalarında davacı ... şirketini seçtiği ve seçim yapma hakkının da bulunduğu, yukarıda belirtildiği üzere müşterek sigorta kabul edilmesi için rizikonun aynı olmasının yanında, sürenin ve zamanında aynı olması gerektiği, uyuşmazlık konusu olayda ise TTK 1466 madde kapsamında aranan şartların gerçekleşmediği ve işbu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiği açık olup mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm tesis edilmesi hatalı olduğundan davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek, Dairemizce davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,1-Davalı vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/523 E. 2020/530 K. Sayılı 15/10/2020 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,a Davanın REDDİNE,2-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden,a-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 978,72 TL harçtan mahsubu ile arta kalan 551,12 TL harcın istemi halinde davacı tarafa iadesine,b-Davacı tarafından sarfedilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,c-Davalı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,ç-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,3-İstinaf İncelemesi Yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 1.322,50 TL'den mahsubu ile bakiye 894,90 harcın talep halinde davalı tarafa iadesine,c-Davalı tarafından toplamda sarf edilen 627,00 TL (istinaf harç ve posta masrafı) istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,ç-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine,d-İstinaf yargılaması duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına,e-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.17/01/2024

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, E. 2020/2381, K. 2024/49, T. 17.01.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-45-hukuk-dairesi-2020-2381-e-2024-49-k-29574ab56523