Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/426 E. 1985/21 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/426
- Karar No
- 1985/21
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/462 KARAR NO : 2024/905 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/12/2022 NUMARASI : 2021/966 Esas - 2022/998 Karar DAVACI : MAPFRE SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : SİSTEM VİNÇ ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVA TÜRÜ : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) DAVA TARİHİ : 30/12/2021 KARAR TARİHİ : 30/05/2024 KR. YAZIM TARİHİ : 31/05/2024 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı sigorta şirketi nezdinde sigortalı davalı Sistem Vinç A.Ş.'nin maliki olduğu, dava dışı ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın neden olduğu, ölümlü kazada ödenen destekten yoksun kalma tazminatını davalıya Trafik Genel Şartlar B.4.f maddesi gereğince rücu etmek amacıyla Gebze 4. İcra Müdürlüğü'nün 2019/40609 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlunun işbu takibe haksız ve mesnetsiz itiraz etmesi üzerine icra takibinin durduğunu, taraflarınca uyuşmazlığın sulh yoluyla çözülebilmesi amacıyla arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, ne yazık ki bu süreçte anlaşma sağlanamadığını, davalı Sistem Vinç A.Ş. adına tescilli ... plakalı aracın, davacı sigortalı şirketi nezdinde 15.11.2017 - 14.11.2018 tarihleri arasında ... poliçe numaralı "Motorlu Kara Taşıtları Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi" poliçesi ile sigortalı olduğunu, 17.03.2018 günü saat 15.30 sıralarında Ankara ili Sincan ilçesi Ahievran Mahallesinde dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile Ayaş Yolu Bulvarını takiben Fatih Köprüsü istikametine seyri sırasında OSB ışıklı kavşağına geldiğinde trafik ışıklarının kendi yönüne yeşil yandığı esnada kavşağı geçiş yaparken, müvekkili sigorta şirketi nezdinde sigortalı dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki, davalıya ait ... plaka sayılı kamyonet ile Organize Sanayi Bulvarından gelip kırmızı ışıkta geçtiği sırada, ... plaka sayılı araç sürücüsünün ani olarak bu araca çarpmamak için sağa direksiyon manevrası yaptığında aracın hakimiyetini kaybederek aracın sağ yan kısmı ile kaldırım üzerinde beklemekte olan müteveffa yaya ...'e çarparak ölümlü maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, olay günü kaza anından hemen sonra davacı sigorta şirketi nezdinde sigortalı aracın dava dışı sürücüsü ...'ın olay yerini terk etmesi sebebiyle yokluğunda tutulan Kaza Tespit Tutanağında; "Sürücülerin ve tanıkların beyanından (...) Kazaya sebep olduğu iddia edilen ... plaka sayılı araç olay yerini terk edip kaçtığı şeklinde iddia edilmektedir." söz konusu kaza neticesinde Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2018/9958 numaralı soruşturma kapsamında yapılan incelemelerde, tanık beyanlarında ve bilirkişi raporunda da belirttikleri olayın gerçekleşme biçiminin sabit olduğunu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 2018/9958 sayılı soruşturma dosyasına sunulan bilirkişi raporunda; "Sürücü ..., OSB Bulvarı üzerinden ilerleyerek kavşak sistemine girişi sırasında hızını azaltarak, ışıklı sistemin talimatlarına göre hareket etmek zorundadır. Sürücü bu kurallara uygun davranmayarak kavşak içerine girmiştir. Yeşil ışıktan geçmeye çalışan araca ilk geçiş hakkını vermemiştir. Sürücü kırmızı ışıktan geçmek suretiyle kural ihlali yapmıştır. Sürücü ..., 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 84/A maddesinde belirtilen; Kırmızı ışıklı trafik işaretlerinden veya yetkili memurun dur işaretlerinden geçme, kuralını ihlal ettiğinden dolayı ASLİ KUSURLU olduğu" şeklinde tespit edildiğini, bilgi sahibi dava dışı ...'ın polis merkezinde alınan ifadesinde, "Aracı sağa kırınca aracın hakimiyetini kaybettim ve ilk önce yolun kenarında bulunan çöpe sonra da direğe çarptı. Ben araçtan çıkamadım. Arkadaşıma ve çevrede bulunan vatandaşlara kaçan aracın plakasını almaları yönünde bağırdım." bilgi sahibi dava dışı ...'ün polis merkezinde alınan ifadesinde, "...kaza olan yere doğru yöneldim. Vatandaşlar plakayı alın diye bağırdıklarını duydum. Bunun üzerine beyaz renkli doblo tarzı üzerinde sistem yazan ... plakasını aldım." bilgi sahibi dava dışı ...'un polis merkezinde alınan ifadesinde, "Yaralıya yardım etmek için aşağı indim. ... plakalı araç Törekent istikametine olay yerinden kaçtı." meydana gelen trafik kazası sonrası dava dışı 3. kişi yaya ...'in vefat ettiğini, müteveffanın destekleri tarafından davacı şirkete yapılan başvuru neticesinde yapılan hesaplamalar doğrultusunda Müteveffanın annesi ...'e 107.400,45 TL, müteveffanın babası ...'e 89.910,39 TL olmak üzere, toplamda 197.310,83 TL, 19.11.2018 tarihinde destekten yoksun kalma tazminatı ödemeleri yapıldığını, müvekkili sigorta şirketi nezdinde sigortalı aracın dava dışı sürücüsü ...'ın kaza sonrasında olay yerini terk ettiğini, nitekim bu hususun Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yapılan soruşturma kapsamındaki tanık beyanlarından ve yetkili memurlarca tanzim edilen kaza tespit tutanağından açıkça gözüktüğünü, haksız fiilden doğan zararlarda faiz sorumluluğunun başlangıç tarihi her ne kadar haksız fiilin meydana geldiği tarih olsa da müvekkili sigorta şirketinin zararının, ödemeyi yaptığı tarihte doğduğundan, iş bu davada ödeme tarihinden itibaren avans faizi talep edildiğini, açıklanan nedenler ve yargıtay içtihatları doğrultusunda faiz başlangıç tarihinin davacı şirketin ödeme yaptığı 19.11.2018 tarihi olması gerektiğini ve faiz türünün avans faizi olması gerektiğini, açıklanan nedenlerle (fazlaya ve munzam zarara ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla) haklı davanın kabulü ile dava dışı 3. kişiye ödenen ödenen 197.310,83 TL'nin 19.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline ve davacı şirkete ödenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; haksız ve kötüniyetli davanın reddi gerektiğini, dava dilekçesinin bir takım kanuni zorunlulukları barındırmayan usule ve yasaya aykırı bir dava dilekçesi olduğunu, zira davacı tarafın delillerinin şu ana kadar taraflarına tebliğ edilmemesi nedeni ile davacı tarafın varsa dava dosyasına sunduğu delillerin HMK gereği kaynaklanan yasal zorunluluk gereği delillerin taraflarına tebliğine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin ağır taşımacılık işi yapan bir firma olduğunu, Türkiye'de faaliyet gösteren kiriş taşıma, kiriş yerleştirme, rüzgar enerjisi santrallerini parçalarını taşıyan, kuran ve işleten Gebze'de kurulu bir firma olduğunu, bu tür taşımaların proje taşımları olup Ulaştırma Bakanlığı nezdinde Karayolları Genel Müdürlüğü'nden Özel Yük Taşıma İzin Belgesi alındığını, bu izin belgesinde araçların özellikleri- gün ve saati -yükün ağırlığı ve özellikleri eşlik edecek eskortlar vd. hususlar yer aldığını, hem 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 109 hem 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 1420 hen poliçe genel şartları C.9, gereği bu tür tüm taleplerin 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğunun açık ve net olduğunu, olayın 17/03/2018 tarihinde vuku bulduğunu, davacı sigortacının zarar görene 19/11/2018 tarihinde ödeme yaptığı gözönüne alındığında huzurdaki davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketin olay günü konvoy halinde 4 çekici tır ve 3 eskort araç ile kiriş taşıma işi yaptığını, davacıya sigortalı, şirkete ait ... plakalı şirket sürücüsü ada-dönel kavşakta kendilerine yeşil ışık yanmış geçişini tamamladığını, sürücünün kazayı görmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla eskort aracın, diğer ağır vasıtalara öncülük yaptığını, kirişlerin taşınması işinde yol güzergahı, geçeceği yerler saatler vs her şeyin planlı olduğunu, kazadan haberi olmayan sürücünün polislerce arandığını, gittiğini ve ifadesini verdiğini, kasti olarak olay yerini terk etmediğini, olay sonrasında tutulan trafik kazası tespit tutanağını kabul etmediklerini, söz konusu tutanağın geçersiz olup olayı aydınlatmaktan uzak olduğunu, gıyapta tutulan tutanağa açıkça itiraz ettiklerini, olayda, ... plakalı araç sürücüsünün tam ve asli kusurlu olduğunu, hem dönel kavşağa geldiğinde hem konvoy halinde ağır yük taşıyan araçları görmesine rağmen aşırı hızını azaltmadığını, acele ettiğini, beklemek istemediğini, yerin, meskun mahal olduğunu, yerde dönel kavşak olduğunu, neticede aşırı hız nedeniyle kontrolünü kaybettiğini ve kaldırımdaki vatandaşa çarptığını ve onun ölümüne sebep olduğunu, görüldüğü üzere davacıya sigortalı aracın, kazaya karışmadığını, davacı tarafın avans faiz talep ettiğini, istenilen faizin fahiş olduğunu, davacı tarafın bu kadar yüksek bir faiz oranı talep etme hakkı bulunmadığını, haksız fiil nedeniyle uygulanacak faizin, yasal faiz olduğunu, faize ve faiz oranına itiraz ettiklerini, yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla kazazedenin ailesine ödenen tazminatın, fazlaca olup denetimden geçmediğini, talep edilen bedele de itiraz ettiklerini, açıklanan nedenlerle ve resen nazara alınacak sebeplerle, davalı şirketin tüm yasal hakları ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; zamanaşımı definin kabul edilerek davanın öncelikle zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesini, davacının dürüstlük kuralına aykırı davranması, haksız ve kötüniyetli oluşu, olayda davalı şirketin kusurunun bulunmaması, müvekkili şirketin taşımacılıkta gerekli özeni göstermesi, tazminattan sorumlu olmadığı ve yukarıdaki diğer savunmaları dikkate alınarak; davanın esastan reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın KABULÜNE, 197.310,83.-TL'nin ödeme tarihi olan 19/11/2018 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece hukuka ve hakkaniyete aykırı eksik inceleme neticesinde davanın kabulüne dair karar verdiğini, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, itirazları doğrultusunda sigorta hukukçusu uzmanından ve taşıma hukukundan anlayan bir heyetten yeni bir rapor alınmasını talep edilmesine rağmen yerel mahkemece haklı taleplerinin reddedildiğini, rücu davasının şartları oluşmadığını, zamanaşımının dolduğu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dava dosyasında alınan bilirkişi raporu Yargıtay içtihatlarına uygun olup, bu sebeple de davalının, raporun hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve rapora riayet edilmesinin hatalı olduğu iddiası mesnetsiz olup itibar edilmemesi gerektiğini, davalının yalnızca davayı uzatıp sürüncemede bırakmak amacıyla öne sürülmüş iddialarının itibar görmeyip reddedilmesi gerektiğini beyan ile; davalı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/12/2022 Tarih - 2021/966 Esas - 2022/998 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: DAVA; ZMMS poliçesinden kaynaklı rücuan tazminat istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davalı Sistem Vinç A.Ş.'nin maliki olduğu ... plakalı aracın davacı tarafından 15.11.2017 - 14.11.2018 tarihleri arasında ... poliçe numaralı ZMMS poliçesi ile sigortalandığı, 17.03.2018 günü saat 15.30 sıralarında Ankara ili Sincan ilçesi Ahievran Mahallesinde meydana gelen kazada dava dışı ... plaka sayılı araç sürücüsünün kaldırım üzerinde beklemekte olan müteveffa yaya ...'e çarparak ölümüne neden olduğu, Müteveffanın annesi ...'e 107.400,45 TL, müteveffanın babası ...'e 89.910,39-TL olmak üzere, toplamda 197.310,83 TL, 19.11.2018 tarihinde destekten yoksun kalma tazminatı ödemeleri yapıldığı, davacının eldeki dava ile; dava dışı sürücü ...'un yönetimindeki ... plaka sayılı aracın Ayaş Yolu Bulvarını takiben Fatih Köprüsü istikametine seyri sırasında OSB ışıklı kavşağına geldiğinde trafik ışıklarının kendi yönüne yeşil yandığı esnada kavşağı geçiş yaparken, davalının işleteni, dava dışı ...'ın sürücüsü olduğu sigortalı ... plaka sayılı aracın Organize Sanayi Bulvarından gelip kırmızı ışıkta geçtiği, dava dışı araç sürücünün sigortalı araca çarpmamak için manevra yaptığı ve yolun sağında kaldırımda bekleyen ...'in ölümüne neden olduğu, davalı araç sürücünün kusurlu olduğu ve olay yerini terk ettiği gerekçesi ile ödenen 197.310,83 TL destekten yoksun kalma tazminatının 19.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini istediği, davalının; 2918 sayılı KTK'nın 109., 6102 sayılı TTK'nın 1420., ZMMS Genel Şartları'nın C.9 maddeleri gereğince tüm taleplerin 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, olayın 17/03/2018 tarihinde meydana gelmesi, davacının zarar görene 19/11/2018 tarihinde ödeme yapması gözönüne alındığında davanın zamanaşımının dolduğunu, ... plakalı araç sürücüsünün ada-dönel kavşakta kendilerine yeşil ışık yanarken geçişini tamamladığını, sürücünün kazayı görmediğini, olay sonrasında tutulan trafik kazası tespit tutanağını kabul etmediğini, olayda ... plakalı araç sürücüsünün tam ve asli kusurlu olduğunu, davacı tarafın avans faiz talebinin fahiş olduğunu, haksız fiil nedeniyle uygulanacak faizin yasal faiz olduğunu, talep edilen bedele itiraz ettiklerini belirterek davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince deliller toplanıp bilirkişi raporu alındıktan sonra davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı ve rizikonun teminat dışı olup olmadığı ile varsa davacının isteyebileceği tazminat miktarının ne kadar olduğu noktasındadır. 1-Zamanaşımına ilişkin istinaf isteminin incelenmesinde; 2918 sayılı KTK'nın 109/4. maddesi uyarınca; motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. 6098 sayılı TBK'nın zamanaşımının kesilmesi sebeplerini düzenleyen 154. maddesi; "Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir: 1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse. 2. Alacaklı, dava veya def'i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa." şeklindedir. 6098 sayılı TBK'nun 157-(2) maddesine göre; "Zamanaşımı, icra takibiyle kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar." Eldeki uyuşmazlıkta davacı 19.11.2018 tarihinde ödeme yapmış olmakla rücu hakkı yönünden zamanaşımı bu tarihte başlamıştır. Davacı tarafından 22/01/2019 tarihinde Ankara 11. İcra Müdürlüğü'nün 2019/1020 Esas sayılı dosyasında icra takibinin davalı araç maliki ve dava dışı araç sürücüsü ... hakkında 197.310,83.-TL asıl alacak, 6.746,41 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 204.057,24TL alacağın tahsili için genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinin başlatıldığı, yetkisizlikle dosyanın Gebze 4. İcra Müdürlüğü'nün 2019/40609 sırasına kaydının yapıldığı, davacı tarafça en son 18/06/2021 tarihinde haciz konulması talebinde bulunulduğu, eldeki davanın ise 30/12/2021 tarihinde açıldığı ve açıklanan süreç içerisinde her seferinde yeniden başlayan iki yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle dolmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Diğer yandan, davanın itirazın iptali davası olarak açılmamış olmasının da anılan hükümler dikkate alındığında zamanaşımının kesilmesine etkisi bulunmamaktadır. 2-Esasa yönelik istinaf istemlerinin incelenmesinde; Davacı rücu sebebi olarak Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B-4-f bendinde düzenlenen olay yerini terke dayanmıştır. Sigortacının rücu hakkı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 95-(2) maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddede; "Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesinde sigorta ettirene rücu halleri düzenlenmiş olup, buna göre; ".... -Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halleri" rücu sebebi olarak kabul edilmiştir. Bu düzenlemeye göre, sigortalı araç sürücüsünün olay yerini ancak bedeni hasara neden olan trafik kazalarında ve tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği gibi zorunlu nedenlerle terk edebilir. Bunun dışında olay yerinin terk edilmesi mümkün değildir. Olay yerini belirtildiği şekilde terk eden sürücünün de haklı nedene dayandığını ispat etmesi gerekir. Diğer yandan sürücü, olay yerini terk ettikten sonra kazaya ilişkin gerekli belgelerin toplanması için hemen kolluğa ya da sağlık kuruluşuna müracaat etmelidir. Davalı, cevap dilekçesinde, sürücünün kazaya neden olmadığını belirterek olay yerinde ayrıldığını ve kaza tespit tutanağının yokluğunda tutulduğunu kabul etmektedir. Olay yerini terkin kazaya neden olmadığı savunması dışında yukarıda açıklanan haklı nedenlerden hiç birine dayanmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu nedenle kural olarak davacının rücu koşullarının oluştuğu görülmektedir. Davalı kazanın oluş şekline, kusura ve tazminat miktarına itiraz etmektedir. Bu aşamada ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesine etkisinin üzerinde durulması gerekmektedir. 6098 sayılı TBK’nın 74. maddesinde; “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz” hükmü yer almaktadır. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hâkiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.1.975 tarihli, 1971/T-406 E. ve 1975/1 K; 23.1.1985 tarihli, 1983/10-372 E. ve 1985/21 K.; 27.04.2011 tarihli, 2011/17-50 E. ve 2011/231 K.; 03.04.2013 tarihli, 2012/19-873 E.,2013/433 K. sayılı kararları). Bu açıklamalara göre, hukuk hakiminin fiilin hukuka aykırılığının tespiti yönünden ceza mahkemesi kararı ile bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Davaya konu kaza nedeniyle; Ankara Batı 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 21.02.2019 tarih, 2018/426 E., 2018/483 K., sayılı kararı ile sürücü ...'ın asli kusurlu, sürücü ...'un tali kusurlu olduğu, yaya ...'in ise kusursuz olduğu kabulü ile sanıkların kusurları oranında cezalandırılmasına karar verildiği, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. CD.'nin 23.12.2021 tarih, 2021/630 E., 2021/3244 K., sayılı ilamı ile sürücü ...'ın kırmızı ışıkta geçmesi nedeniyle hakkında bilinçli taksire ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiğinin belirtilerek yerel mahkeme kararı kaldırılarak yeniden hüküm verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davalı ve bir kısım tanıklar dava dışı sürücü ...'ın kırmızı ışıkta geçmediği ve kazaya neden olmadığını belirtmiş iseler de ceza mahkemesince sürücünün kırmızı ışıkta geçtiği ve kazaya neden olduğu kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmesi nedeniyle bu hususların maddi vakıa olarak kesinleştiği anılan hükümler nedeniyle hukuk hakimince maddi vakıanın ceza mahkemesince belirlenen şekilde olduğunun kabul edilmesinin zorunlu olduğu anlaşılmıştır. Kusura yönelik yapılan incelemede; gerek ceza mahkemesinde alınan ATK raporunda sürücü ...'ın asli kusurlu olduğunun belirlenmesi gerekse ilk derece mahkemesince alınan 10/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda; ... plaka sayılı araç sürücüsü dava dışı ...'ın dava konusu kazada %70 oranında, ... plaka sayılı araç sürücüsü dava dışı ...'un dava konusu kazada %30 oranında kusurlu olduğu, yaya ...'in dava konusu kazada kusursuz olduğunun belirlenmesi ve bu belirlemelerin tarafların kaza anındaki davranışları ile KTK hükümlerine uygun belirlenmesi nedeni ile kusura yönelik istinaf isteminin de reddi gerekmiştir. Tazminat miktarına yönelik istinaf incelemesinde; Kaza tarihi itibariyle destekten yoksun kalma tazminatında TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınması gerektiği, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunun bu kapsamda hazırlandığı ve davacının hak sahiplerine ödemesi gerekenden daha fazla ödeme yapmadığı, rücu talep edilen miktarın rücu sınırları içinde kaldığı anlaşılmakla bu yöndeki istinaf isteminin de reddi gerekmiştir. Faiz türüne ilişkin istinaf isteminde; 6102 Sayılı TTK'nın 8/1 ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddelerine göre, ticari işlerde temerrüt faiz oranı TCMB'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranıdır. Eldeki uyuşmazlıkta tarafların her ikisi de tacir olup, poliçe her iki taraf için 6102 sayılı TTK'nın 3. maddesi uyarınca ticari iş niteliğindedir. Uyuşmazlığın ticari işten kaynaklanması nedeniyle davacı, 3095 sayılı Kanun’un 2/2 maddesi uyarınca temerrüt halinde avans faizi isteminde bulunabilir. Bu nedenle davalının faizin türüne ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Tüm bu açıklamalara göre; davalıya ait sigortalı araç sürücünün kırmızı ışıkta geçerek trafik kazasına kusuruyla neden olduğu, araç sürücünün olay yerini terk etmesinin yukarıda açıklanan haklı nedenlerden hiç birine dayanmadığı, ilk derece mahkemesince belirlenen kusur, tazminat miktarı ve faizin türünün usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin tüm istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir. 3-Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 13.478,30-TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 3.370,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 10.108,30-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı taraf üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davalıya iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/05/2024 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Katip ... ¸e-imzalıdır. * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*