Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2011/10027 E. 2011/11050 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2011/10027
Karar No
2011/11050
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/923 KARAR NO: 2024/1366 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 15.12.2020 NUMARASI: 2016/603 Esas - 2020/872 Karar DAVA: Menfi Tespit Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı bankaca, müvekkili aleyhine, îstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyasıyla kambiyo senetlerine dayalı icra takibinin başlatıldığını, takibin dayanağı olan, 19.08.2011 düzenleme tarihli, 04.03.2016 vadeli 123.000 TL bedelli bonoda, ...'un asıl borçlu, müvekkilinin de müşterek borçlu müteselsil kefil olarak göründüğünü, ancak bu senedin bankacılık işlemi kapsamında düzenlenmiş teminat senedi olduğunu, kambiyo senedi vasfını taşımadığından takibin iptalinin gerektiğini, söz konusu bononun asıl borçlu ...'un davalı banka nezdinde imzalamış olduğu 19.08.2011 tarihli 250.000 TL limitli ticari genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini, bahsi geçen bono üzerinde yazılı 123.000 TL'nın kayıtsız şartsız ödenmesine dair borç ikrarının bulunmadığını, ... antetli kağıt üzerine matbu şekilde hazırlanmış bir senedin söz konusu olduğunu, bahsi geçen bonoya dayanılarak kambiyo senetlerine dayalı icra takibinin yapılmasının Türk Ticaret Kanunu ve İcra ve İflas Kanunu'na aykırı olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 671. maddesine göre, belirli bir bedelin ödenmesi hususunda kayıtsız ve şartsız havaleyi içermeyen senetlerin kambiyo senedi hükmünde olmadığını, huzurdaki kambiyo senedinin kredi sözleşmesinin imzalanması aşamasında vade ve miktar kısmının boş olarak alındığını, düzenleme tarihinin ise genel kredi sözleşmesinin imza tarihi ile aynı olduğunu, müvekkilinin bonoda görünen ve davalı bankanın ... numaralı müşterisi olan ... ile imzalanan ... sayılı genel kredi sözleşmesine kefil olduğunu ve bu senedm kredi sözleşmesinin teminatı niteliğinde olmak üzere kredi sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olarak düzenlendiğini, gerek müvekkilinin gerekse asıl borçlunun bahsedilen tarihte 123.000 TL miktarında bir borcunun da olmadığını, davalı bankanın kefalete ilişkin hükümleri işletmek yerine kambiyo senedine dayalı takibe başvurmasının kötü niyetini açıkça ortaya koyduğunu, davalı bankanın haksız ve kötü niyetli olarak teminat senedine, dayanaktan yoksun şekilde 123.000 TL yazarak takibe koymasının takibin iptalini gerektirdiğini, diğer yandan asıl borçlunun 19.08.2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında davalı bankaya olan borcunun 123.000 TL olmadığını, sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerin büyük kısmının ödendiğini, aynı şekilde kullandırılan kredilerin bir kısmının kıymetli evrak ile temin edildiğini, banka kayıtlarında, asıl borçlu tarafından bankaya sunulan üçüncü kişilere ait kıymetli evrakların hepsinin ödendiğini, bankanın, asıl borçlunun sözleşme kapsamında olmayan borçlarını ve hatta sözleşme kapsamında olmakla birlikte ödenerek kapatılmış kredi işlemlerini de tekrar borç göstererek asıl borçlu ve müvekkilinden tahsil etmeye çalışarak açıkça kötü niyetli davranmakta olduğunu, söz konusu alacak miktarının asıl borçlu bakımından sabit olmadığını, davalı bankanın alacağı olan miktarı ispati ay amam işken asıl borçluyu ve buna bağlı olarak davacı müvekkilini senet miktarından sorumlu tutmasının kabul edilemez olduğunu, dolayısıyla öncelikle müvekkilinin sorumlu olduğu asıl borcun tespitinin gerektiğini, ayrıca davalı banka tarafından yürütülen temerrüt faizinin hukuka aykırı olduğunu, kefil olan müvekkilinin ancak kendi temerrüdünden sorumlu olduğunu, müvekkiline genel kredi sözleşmesi kapsamında herhangi bir hesap kat ihtarı gönderilmediğinden müvekkilinin temerrüde düşmediğini, bankanın kötü niyetli olarak asıl borçlunun banka nezdindekı durumunu ve sözleşme kapsamındaki borç miktarını müvekkiline bildirme gereği dahi duymayarak dava konusu icra takibini açtığını, takip talebinde 251,13 TL işlemiş reeskont faizinin belirtildiğini, vade ve miktar kısmı boş olarak sözleşme kapsamında verilen senede 04.03.2016 tarihini vade olarak davalı bankanın yazdığının aşikar olduğunu, davalı bankanın kefil olan müvekkilini temerrüde düşürmediği gibi tamamen kendisinin karar verdiği bu vadeden de ayrıca faiz işletmesinin açıkça kötü niyetli olduğunu iddia ederek, dava sonuna kadar İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra takibinin müvekkili yönünden durdurulmasına ve müvekkilinin davalı bankaya 123.000 TL borcu olmadığının tespit edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı tarafından tanzim edilen senedin TTK mucibinde teminat senedi olmadığını, davacı tarafın tanzim ederek müvekkiline teslim ettiği borcun ifası amacıyla tanzim edilmiş bir borç senedi olduğunu, davacının müvekkilinden aldıkları kredi borçlarını gen ödemedikleri için kendilerince tanzim edilen borç senedi ile müvekkili bankanın riskinin tasfiyesi için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından icra takibinin başlatıldığını, davacı ile müvekkili arasında akdedilen 19.08.2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi'nin 2.5. maddesi uyarınca alman bir senet olduğunu, borç senedinin iptalinin hukuken mümkün olmadığını savunarak, davanın reddi ile müvekkili banka tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından borçlular aleyhine başlatılan takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, icra dosyası içeriği ve yargılama sırasında bilirkişilerden alınan denetime elverişli rapor içeriğine göre, davalı banka ile dava dışı ...-... arasında 19/08/2011 tarihinde davacı ...'un müteselsil kefaleti bulunduğu 250.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalı bankanın imzalanan sözleşme gereğince dava dışı şahsa bir kısım bankacılık hizmetleri sunularak kredi kullandırdığı, ayrıca söz konusu kredi sözleşmesi kapsamında davalının avalist olduğu dava dışı ... tarafından tanzim edilen 04/03/2016 vade 19/08/2011 düzenleme tarihli 123.000,00 bedelli bononun alındığı, davacı taraf söz konusu senedin teminat amacıyla verildiğini iddia etmiş ise de; söz konusu senedin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için neyin teminatı olarak verildiğinin senedin üzerine açıkça yazılması gerektiği, sözleşmede böyle bir hususun düzenlenmediği gibi senedin üzerinde de böyle bir kaydın yer almadığı ancak genel kredi sözleşmesinin tutarı ve tarihi ile senedin tutarı ve düzenleme tarihi, bonodaki lehtarın genel kredi sözleşmesinin düzenleyen davalı banka olması ve genel kredi sözleşmesini imzalayan banka ve kefillerin aynı oluşları gözetildiğinde dava ve takibe konu bononun kredinin geri ödenmesi için alındığının sabit olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporları kapsamında dava dışı şahsa kullandırılan nakdi ve gayrinakdi kredilerden dolayı davalının takip tarihi itibariyle 112.512,45 TL alacağının bulunduğu ve davacının sözleşmede yer alan hükümler ve kurulan kefalet sözlemesi kapsamında takip tarihi itibariyle davalının sözleşmeden doğan alacak miktarı kadar borçtan sorumlu olduğu kanaatine varılarak; davanın kısmen kabulü ile İ.A ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında yapılan takipten ötürü davacının 112.512,45 TL borçlu bulunduğu görülmekle davacıdan fazla talep edilen 11.107,68 TL yönünden davacının davalıya borçlu olmadığı..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile İ.A ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında yapılan takipten ötürü davacının 112.512,45 TL borçlu bulunduğu görülmekle davacıdan fazla talep edilen 11.107,68 TL yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı alacağı devreden bankanın bir güven kurumu olması ve davacıdan olan alacağına ilişkin hesabı da banka olarak aldığı imtiyaz ve üstlendiği sorumluluğa göre yapması gerektiği değerlendirilerek icra takibinde haksız ve kötüniyetli davrandığının kabulü ile kabul edilen dava miktarı üzerinden ve takdiren % 20 oranında hesap edilen 2.221,50 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Alacağı temlik alan davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ... A.Ş.’nin davaya konu alacakları Alacak Temlik Sözleşmesi uyarınca ... A.Ş.’ye devir ve temlik edildiğini, ... A.Ş. 25.06.2020 tarihli Olağanüstü Genel Kurul kararı ile ... A.Ş. ile “... A.Ş.” hükmi çatısı altında birleştiğini, Müvekkili şirketin Bankacılık Kanunu’na göre kurulmuş bir varlık yönetim şirketi olduğundan Bankacılık Kanunu’nun 143/5 maddesi uyarınca 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’na göre ödenecek damga vergisinden ve 492 sayılı harçlar kanununa göre ödenecek harçlardan muaf olduğunu, Her ne kadar mahkeme tarafından davalı alacağı devreden bankanın bir güven kurumu olması ve davacıdan olan alacağına ilişkin hesabı da banka olarak aldığı imtiyaz ve üstlendiği sorumluluğa göre yapması gerektiği değerlendirilerek icra takibinde haksız ve kötüniyetli davrandığının kabul edilerek aleyhlerine kötü niyet tazminatına hükmedilmişse de söz konusu kararın yerinde olmadığını, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK.)`nun 72 maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı bulunduğunu, anılan maddenin 5. fıkrası aynen; “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde kırkından aşağı olamaz.” hükmünü içerdiğini, madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşulların; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olması olduğunu, (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s. 334,335) Gerçekten de, davalı alacaklının tazminata mahkûm edilebilmesinin en önemli şartı “borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetle” yapılmış olması gerektiğini, burada, tazminata hükmedilebilmesi için yalnızca haksız bir takip olması yeterli olmayıp, aynı zamanda alacaklının bunu kötü niyetle yaptığının da ispatlanması gerektiğini, Müvekkili şirketin temlik alan sıfatına haiz olup takip ve işlem yapmakta kötüniyeti bulunmadığını, ayrıca müvekkili şirketin temlik alan sıfatına haiz olduğunu, bu sebeple müvekkili şirketin takip ve işlem yapmakta kötüniyetli bulunmadığını, Yargıtay 13. HD. 5.7.2011 Tarihli, 2011/10027 E., 2011/11050 K. sayılı kararı, Yargıtay 19. H.D, Esas No:2015/4675, Karar No:2015/14542, K. Tarihi:11.11.2015 kararının ve Yargıtay 3. HD. 10.11.2020 T. E: 7747, K: 6341 kararlarının da bu yönde olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇEDava, İİK'nın 72/3 maddesi uyarınca, davacının takibe konu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti istemin ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısman kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile kabul edilen tutar yönünden davalının takipte kötü niyetli olması nedeniyle aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmiş, davalı davalı bankadan alacağı sonrasında temlik alana davalı varlık şirketi vekili tarafından aleyhlerine hükmedilen kötü niyet tazminatı yönünden karar istinaf edilmiştir. İlk derce mahkemesince, davalı bankadan temlik alan varlık yönetim şirketi aleyhine, devreden bankanın güven kurumu olduğu ve davacıdan var olan alacağına ilişkin hesabı da banka olarak aldığı imtiyaz ve üstlendiği sorumluluğa göre yapması gerektiği gerekçesiyle davanın kabul edilen tutarı üzerinden davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmiştir. Her ne kadar ilk derece mahkemesince, davacı yararına İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak takip yapıldığı gerekçesiyle kötü niyet tazminatına hükmedilmiş ise de; temlik alan davalı ... AŞ iş bu dava konusu alacağı takipten sonra davalı bankadan temlik almıştır. Buna göre davacı hakkında takip yapan davalı varlık yönetim şirketi değildir. Ayrıca, salt fazla talebin reddine karar verilmiş olması, temlik eden davalının icra takibine girişmekte kötü niyetli olduğunu kabule de yeterli değildir. Salt bankanın güven kurumu olmasından ve alacağı fazla hesaplamasından hareketle kötü niyetli olduğu sonucuna varılamaz. Somut olayda takip yapan bankanın kötü niyetli olarak fazla talepte bulunduğuna dair somut bir olgu da mevcut değildir. O hâlde, İİK'nın 72/5. maddesi hükmü uyarınca davalı varlık yönetim şirketi davacı hakkında icra takibini yapmadığına göre, onun aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda, İİK'nın 72/5. maddesinde düzenlenen koşullar oluşmadığı hâlde davacı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiş, davalı varlık yönetim şirketi vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmüştür. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kötü niyet tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kötü niyet tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında yapılan takipten ötürü davacının 112.512,45 TL borçlu bulunduğu görülmekle davacıdan fazla talep edilen 11.107,68 TL yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Yasal koşulları oluşmadığından, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 3-Karar harcı 758,00 TL'nin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.100,00 TL'den mahsubu ile artan 1.341,23 TL harcın, talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından tarafından yapılan 787,20 TL ilk masraf, 227,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 800,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.814,20 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 163,83 TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan 1.050,00 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 955,18 TL sinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 11.107,68 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 18.001,99 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,8-Taraflarca yatırılan ve sarf edilmeyen gider avans bakileyerinin HMK'nın 333. maddesi uyarınca, yatıran tarafa itarafa iadesine,9- İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden: a-Davalı tarafından yatırılmış olan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşi karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince, temlik alan davalıya iadesine, b-Davalı tarafından sarf edilen 162,10 TL istinaf başvuru harcı ile 50,00 TL istinaf posta gideri olmak üzere toplam 212,10 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak, temlik alan davalıya verilmesine,10-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,11-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 03.10.2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2011/10027, K. 2011/11050, T. 03.10.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2011-10027-e-2011-11050-k-6dcf2794f994