Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/248 E. 2020/704 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/248
- Karar No
- 2020/704
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/523 KARAR NO: 2024/454 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 03/11/2020 NUMARASI: 2018/248 E. - 2020/704 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava dışı olan ... San. ve Tic. Ltd. Şti.ile müvekkili arasında ticari ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişki nedeniyle dava dışı ... Ltd. Şti.'nin müvekkiline borcu bulunduğunu, müvekkilinin bu alacağına karşılık, dava dışı ... Ltd.Şti.'nin davalıdan olan alacağını, Bakırköy ...Noterliğinin 28.12.2017 tarih, ... yevmiye nolu temliknamesi ile devraldığını, bu temlikname ile alacağı tahsil yetkisinin müvekkiline geçtiğini, bu temliknamenin noter kanalıyla davalı şirkete 29.12.2017 tarihinde tebliğ olduğunu, davalının alacağı temlik eden dava dışı ... Ltd.Şti.'ne 165.721,71 TL borcu bulunduğunu, bu borcun bulunduğunun davalının da kabulünde olduğunu, TBK'nın189.maddesine göre alacağın devri beyanının davalıya tebliğ tarihi olan 29.12.2017 tarihi itibariyle, dava dışı ... Ltd. Şti.'ne olan borcun ödemelerinin davalı tarafından müvekkili davacıya yapılmasının zorunlu olduğunu, tebliğ tarihi itibariyle ödemelerin davacının kendisine yapılması hususunda davalı ile irtibata geçmeye çalışıldığını, telefon görüşmelerinde yetkili kişilere ulaşılamadığını, davalı şirket nezdinde çalışan kişiler tarafından, alacaklarını müvekkiline temlik etmiş olan dava dışı ... Ltd.Şti.'nin borçlusu bulunduğu İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından kendilerine 04.01.2018 tarihinde haciz ihbarnamesi tebliğ edildiği, kendilerine temliknamenin tebliğ edilmediği gerekçeleri ile ödemenin müvekkiline değil bu icra dosyasına yapılacağının telefonla şifahen davacıya söylendiğini, ancak bu icra dosyasında haciz ihbarnamesinin davalıya 04.01.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, davacının bir yükümlülüğü bulunmamasına rağmen davalıya ulaşmak adına birden fazla kere mail ortamından şirket avukatına rica ve uyarıda bulunularak, alacağın devrine ilişkin noter yazısının kendilerine tebliğ tarihinin 29.12.2017 olduğu, bahsi geçen icra dosyasından gönderilen haciz ihbarnamesinden daha önce tebliğ edildiği, bu nedenle ödemenin davacıya yapılmasının gerektiğinin bildirildiğinin, fakat davalının hiçbir şekilde davacı ile irtibata geçmediğini, müvekkili davacıya ödemesi gereken meblağı, İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına ödediğini, bu ödemelerin 11.01.2018 tarihinde 9.640,08 TL, 18.01.2018 tarihinde 1.231,20 TL, 25.01.2018 tarihinde 93.949,63 TL, 01.02.2018 tarihinde 802,60 TL, 09.02.2018 tarihinde 47.239,74 TL, 15.02.2018 tarihinde 6.427,08 TL olduğunu, davalının İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından kendilerine tebliğ edilen haciz ihbarnamesi uyarınca, dava dışı ... Ltd. Şti.'nin borçlarına istinaden ödeme yaptığını, temliknamenin tebliğ tarihinden sonra ödemelerin öncelikli olarak müvekkiline yapılması gerektiğini, ancak davalının tebliğ almış olduğu işbu temliknameyi dikkate alınmaksızın, 04.01.2018 tebliğ tarihli haciz ihbarnamesinin gönderildiği icra dosyasına ödeme yapmasının yasaya aykırı olduğunu, davalının müvekkiline yapması gereken ödemeyi, devredenin borcu nedeniyle başka bir icra dosyasına yapması sebebiyle, davalı aleyhine İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından, müvekkili ile aralarında bir cari hesap kaydı bulunmadığı gerekçesi ile borca itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu, davalının, müvekkiline alacağı devreden ... Ltd.Şti.'ile ticari ilişkisinin bulunduğunu, davalının bu şirkete cari hesaptan kaynaklı borcu bulunduğu ve bu konuda taraflar arasında mutabakat sağladığının tartışmasız olduğunu, İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan ödemenin TBK'nın 189.maddesi uyarınca davalıyı borçtan kurtarmayacağını ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; huzurdaki davanın tamamen haksız kazançlar elde etmek amacıya açıldığını, müvekkilinin dava dışı ... Ltd. Şti.ile arasında ticari ilişki olduğunu, ancak yazılı bir sözleşme bulunmadığını, muvazaalı bir işlem söz konusu olduğunu, davacının alacağını temlik aldığını söylese de bu temliknameyi kabul etmediklerini, temlikname kabul edilmemekle birlikte kabul edildiği varsayılsa dahi aynı hafta içerisinde Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile dava dışı ... şirketine ait haciz ihbarnamesinin gönderildiğini, haciz ihbarnamesi ile temliknamenin tarihlerinin arasının bu kadar yakın olmasının her basiretli tacirde olacağı gibi müvekkilinde de şüphe uyandırdığını, muvazaa iddialarının herhangi bir borcun sorumluluğundan kurtulmaya yönelik olmayıp müvekkiline tebliğ edilen haciz ihbarnamelerine istinaden iyi niyetli ve tedbirli tacirden beklenecek özenli faaliyeti ile ödemeleri bu dosyaya yapmış olması olduğunu, dosyaya yapılan ödemelerden sonra davacının istihkak talebini icra müdürlüğüne yapması gerekirken müvekkiline ilamsız icra takibi yapmasının davacının kötü niyetini gösterdiğini, temliknameyi kabul etmediklerinini, karşılıklı irade beyanlarının uygun olmadığını savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın %10'u oranında para cezasına hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Dava hukuki niteliği itibariyle, alacağın devri sözleşmesine dayalı başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda yazılı yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, bilirkişi raporu alınmış, yargılama sırasında 7251 sayılı yasanın 58. Maddesi ile değişen TTK 4/2 maddesi uyarınca davanın miktar itibari ile basit yargılama usulüne göre yürütülmesi gerektiği anlaşıldığından yargılamada basit yargılama usulüne geçilerek dava sonuçlandırılmıştır. Davacının ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz istemine ilişkin olarak tensip aşamasında talebin şartları oluşmadığı ve alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle reddine karar verilmiş, sonrasında yeniden talepte bulunulması sebebiyle aynı hususlar kapsamında talebin reddine karar verilmiştir. İcra dosyaları, temlikname, İstanbul Anadolu 12. İcra Hukuk Mahkemesi'nin dosyası 2018/474 Esas sayılı dosyası celp edilmiş, taraflarca dosyaya sunulan diğer deliller ile birlikte incelenmiştir. Bakırköy ... Noterliği'nin 28/12/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı alacağın devri sözleşmesi incelendiğinde; alacağı devredenin ... Sanayi Limited Şirketi devralanın ise ... olduğu, devre konu alacağın davalı ... A.Ş. olduğu ve devre konu alacağın 168.838,05 TL olduğu görülmüş, tebliğ şerhi incelendiğinde ise sözleşmenin davalıya 29/12/2017 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. İtirazın iptali istemine konu İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 29/01/2018 tarihli takip talebine istinaden dayanağı alacağın devri sözleşmesi ve cari hesap ekstresi olan 165.721,71 TL asıl alacak, 1.372,31 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 167.094,02 TL asıl alacağın tahsili için 29/01/2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde yapmış olduğu itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın hak düşürücü süre içeresinde açıldığı anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası içeriği incelenmesinde; alacaklısı ... San. Ve Tic. A.Ş borçluları ise ... Sanayi Limited Şirketi, ... ve ... olduğu, dosyamız davalısına gönderilen haciz ihbarnamesinin davalı yana 04/01/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı yanca anılan icra dosyasına farklı tarihlerde toplam 159.290,33 TL ödeme yapıldığı görülmüştür. Dava konusu uyuşmazlık, taraflar arasında dava dışı ... şirketinin davalıdan olan alacağını davacıya devrinin muvazaalı olup olmadığı, davalının davacıya ödeme yapmamasında muvazaaya dayanıp dayanamayacağı, alacağın devri sözleşmesinin ve İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasından gönderilen haciz ihbarnamesinin davalıya tebliğ tarihi dikkate alınarak davalının haciz ihbarnamesine ilişkin icra dosyasına yaptığı ödemeyi iyiniyetli yaptığını ileri sürmesinin davalıyı borçtan kurtulup kurtulmayacağı bu kapsamda itirazın iptali icra inkar ve kötüniyet tazminatı hüküm koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, icra dosyası içeriğine göre, davacı ile dava dışı ... Sanayi Limited Şirketi arasında Bakırköy ... Noterliği'nin 28/12/2017 tarih ... yevmiye nolu alacağın devri sözleşmesi yapıldığı ve dava dışı şirketin dosyamız davalısından olan 168.838,05 TL alacağın davacıya devrettiği, söz konusu devir sözleşmesinin davalıya 29/12/2017 tarihinde tebliğ edildiği, herhangi bir ödeme yapılmaması sebebiyle davacı tarafından davalı aleyhine iş bu dava konusu alacak dayanak gösterilmek suretiyle icra takibine başlandığı ve davalının süresi içerisinde itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, davalı tarafından dosyaya sunulan dilekçelerde dava dışı alacağı devredene söz konusu cari alacağa ve miktarına ilişkin itirazda bulunulmadığı gibi İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından gönderilen haciz ihbarnamesine de farklı tarihlerde 159.290,33 TL ödeme yaptığı, davalının savunmalarının davacı ile dava dışı ... Ltd Şti arasındaki devrin muvaazalı olduğu yönünde toplandığı, sunulan devir sözleşmesinin TBK 19 maddesi ile TBK 183. vd. maddeleri kapsamında usulüne uygun düzenlendiği, davalının muvazaa yönündeki savunmasını somutlaştırmadığı gibi sadece iddia niteliğindeki bu savunmasına dayanarak dava dışı şirketten alacağı devralan davacıya cari hesap borcuna dair ödeme yapmaktan kaçınamayacağı, devir sözleşmesi kapsamında davacının alacağı devreden şirketten alacaklı olup olmadığının da sonuca bir etkisinin bulunmadığı, TBK 183 vd. maddeleri uyarınca alacak devri yapılır yapılmaz alacağın devralana geçeceği ve artık borçlunun alacağın devrinin kendisine bildirilmesinden önce iyi niyetli yaptığı ödemeler dışında devralana ödeme yapmaksızın borcundan kurtulamayacağı, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından davalıya gönderilen haciz ihbarnamelerinin tebliğ tarihi incelendiğinde söz konusu haciz ihbarnamesinin davacı alacağının devralındığını bildirdiği tarihten yaklaşık bir hafta sonra 04/01/2018 tarihinde tebliğ edildiği, alacağın devri sözleşmesinin ihbarının daha önce yapılmış olmasına rağmen davalının haciz ihbarnamesi tebliği sonradan yapılmış icra dosyasına yapmış olduğu ödemeler kapsamında borcundan kurtulmasının söz konusu olmadığı, bu kapsamda davacının icra takibi ile davalıdan talep ettiği asıl alacak miktarınca davalıdan alacaklı olduğunun kabulü gerektiği ancak davacının alacağın devri ile birlikte alacağı devredenin devrolunan alacak miktarınca hak ve yükümlülüklerini de devraldığı dolayısıyla işlemiş faiz talep edebilmesi için davalıyı temerrüde düşürmesi gerektiği ancak takip öncesinde davalının temerrüde düşürüldüğüne dair dosyaya yansıyan bir delilin yer almaması sebebiyle davacının işlemiş faiz yönündeki istemin yerinde olmadığı, alacağın devir sözleşmesine dayalı olması sebebiyle likit olduğu ve bilinebilir olduğu dolayısıyla davacının kabul edilen alacak miktarı uyarınca icra inkar tazminatı talebinin yerinde olduğu ve takdiren %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, davacının takip başlatırken kötü niyetli olduğuna ilişkin bir delilin dosyaya yansımaması sebebiyle reddedilen miktar yönünden kötü niyet tazminatı istemin reddi gerektiği kanaatine varılarak ... " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına davalı yanca yapılan itirazın 165.721,71 TL asıl alacak miktarı yönünden iptaline, takibin kabul edilen miktar yönünden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın açılma tarihi dikkate alınmadan 03.11.2020 tarihli duruşmada yargılamanın basit yargılama usulüne göre sürdürülmesine karar verilerek neticelendirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, beyanlarının dikkate alınmadığını, mahkemece davacının dava dışı şirketten bir alacağı olup olmadığı hususunun araştırılmadığını, defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, peşinen davacının temlik edenden bir alacağı olduğu kabul edilerek yargılamanın bitirildiğini, muvazaa iddialarının yanıtsız kaldığını, mahkemece resen bilirkişi incelemesi yapılması ve hâkimin resen inceleme yetkisine dair usul kurallarının uygulanması gerekirken, haklı beyan ve itirazları karşılanmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkiline alacağın temlikinin TK'nın 12.,13.maddeleri ile Tüzüğün 17.maddesine aykırı olarak tebliğ edildiğini, anılan maddelerdeki sıra takip edilmeden yetkili kişiye tebliğ yapılmadığını, usulsüz tebligat nedeniyle müvekkilinin icra dosyasına yaptığı ödemenin de hukuka uygun olduğunu, tebligat evrakı incelendiğinde Kanun ve Yönetmelik gereği tebligat evrakına yazılması gereken, tüzel kişi temsilcisinin tebliğ sırasında iş yerinde bulunmadığı veya tebligatı bizzat alamayacak halde olduğu ve bu nedenle tebligatın kendisine yapılamadığı hususunun da evraka yazılmadığını, bu eksikliğin de tebligatı geçersiz hale getirdiğini, tebliğe bağlı hukuki sonuçların doğmayacağını, dolayısıyla geçersiz tebligat nedeniyle müvekkilinin temliki öğrendiğinin kabul ve iddia edilemeyeceğini, ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi için mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerektiğini, bu konuda kanunda hakime de davayı aydınlatma ödevi ve ön inceleme ödevi çerçevesinde bazı sorumluluklar yüklendiğini, mahkemece muvazaa iddialarının somutlaştırılamadığı belirtilmiş ise de mahkemenin kendisine düşen davayı aydınlatma yükümlülüğü ve ön inceleme ödevi nedeniyle taraflarına davayı somutlaştırmaları için bir imkan ve süre vermemiş olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile yerel mahkemece belirlenen asıl alacak ve uygulanacak faizin de hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile mahkemenin takibin devamına karar verdiği asıl alacak ve ödenen bedelin uyumsuz ve fahiş olduğunu, dava dilekçesi incelendiğinde, ödenen bedelin 159.287,33 TL olarak belirtildiği görüldüğünü, ödeme belgelerine göre asıl alacak miktarının daha az olduğunu, takibin devamına karar verilen asıl alacağın kabul edilemeyeceğini, icra dosyası ile yürütülen faizlerin müvekkili temerrüde düşürülmediğinden faiz başlangıcı, faiz oranı ve miktarlarının da fahiş olduğunu, icra inkar tazminatına hükmolunmasının da yasal dayanaktan yoksun olduğunu, kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, temlik alınan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, davacı müvekkilinin aralarında ticari ilişki bulunan dava dışı ... Ltd. Şti.'den olan alacağına karşılık adı geçen şirketin davalıdan olan 168.838,05 TL alacağını 28.12.017 tarihinde noterde düzenlenen sözleşme ile temlik aldığını, alacağın ödenmemesi üzerine 29.01.2018 tarihinde İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 165.721,71 TL asıl alacak ve 1.372,31 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 167.094,02 TL alacak yönünden dava konusu icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlunun takibe itirazın haksız olduğunu ve itirazın iptaline karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili, bu takibe davacı-alacaklı ile müvekkilinin cari hesap kaydı bulunmadığı, bu sebeple ilgili ödeme emrine ilişkin alacak tutarına itiraz ettiklerini, müvekkili ile dava dışı ... Ltd. Şti.ile ticari ilişki olduğunu, ancak temliknameyi kabul etmediklerini, muvazaalı bir işlem söz konusu olduğunu, temlikname tarihinden itibaren aynı hafta içerisinde Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile dava dışı ... şirketinin alacaklılarınca haciz ihbarnamesinin gönderildiğini, haciz ihbarnamesi ile temliknamenin tarihlerinin arasının bu kadar yakın olmasının muvazaanın varlığını gösterdiğini, bu dosyaya müvekkilince yapılan ödemenin iyi niyetli olduğunu savunmuştur. Mahkemece, davacının dava dışı ... şirketinden takip konusu alacağı temlik aldığı, bu temliknamenin davalıya tebliğinden bir hafta sonra haciz ihbarnamelerine binaen yaptığı ödeme ile borcundan kurtulmasının mümkün olmadığı, davalının alacağın varlığına ve miktarına da bir itirazı bulunmadığı, takipten önce temerrüt bulunmadığı gerekçesiyle davanın asıl alacak yönünden kabulüne karar verilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki usul kanunlarında yapılan değişiklikler, davada o tarihe kadar tamamlanmış olan usul işlemlerini etkilememek kaydıyla, derhal uygulanır. Öğretide bu ilke "geçmişe etkili olmama", "kazanılmış ve beklenen hakları etkilememe" veya "derhal uygulanma" ilkesi olarak adlandırılmaktadır. Bu kavramlar, usul değişikliklerinin derdest davalara da uygulanacağı, ancak, tamamlanmış işlemleri etkilemeyeceği ilkesini vurgulamaktadır (Ali Cem BUDAK/ Varol KARAASLAN, Medenî Usul Hukuku, Ankara 2017, s.13). Bu ilke uyarınca bir dava, dava konusu olan olayın meydana geldiği değil, davanın açıldığı tarihteki usul hükümlerine tabidir. Yargılama başladıktan sonra usul hükümlerinde değişiklik olursa, o noktadan itibaren kural olarak yeni (değişen) usul hükümleri uygulanır. Bu ilke, yukarıda değinilen derhal uygulanırlık ilkesi olup, bu ilkenin istisnası ise kanun değişikliği anına kadar tamamlanmış usul işlemleridir. Yani, kanun değişikliğinden önce tamamlanmış olan usul işlemleri veya yargılama kesitleri geçerliliğini koruyacak, yeni kanun tamamlanmış usul işlemlerine ve yargılama kesitlerine uygulanmayacaktır. Yani, tamamlanmış usul işlemleri, usul kanunundaki değişiklikten etkilenmeyecektir (Hakan PEKCANITEZ/ Muhammet ÖZEKES/ Mine AKKAN/ Hülya TAŞ KORKMAZ, (Pekcanıtez), Medenî Usûl Hukuku- Pekcanıtez Usûl, C:I, 15. Basım, İstanbul 2017, s.46-48). Usul kanunlarında yapılan değişikliklerin tamamlanmış usul işlemlerini etkilemeyeceği ilkesi, mülga 1086 sayılı HUMK'nun 578. maddesinde "İşbu kanun müktesep hakları ihlal etmemek şartiyle makabline şamildir." şeklinde; 6100 sayılı HMK'nın 448. maddesinde ise, "Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır." şeklinde ifade edilmiştir. Bu açıklamalara göre somut olayda, davalı vekili 03.11.2020 tarihli duruşmada yargılamanın basit yargılama usulüne göre sürdürülmesine karar verilerek neticelendirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de, ilk derece mahkemesince 03.11.2020 tarihli duruşmada, 7251 sayılı yasanın 58.maddesi ile değişen TTK'nın 4/2 maddesi uyarınca davanın miktar itibari ile basit yargılama usulüne göre yürütülmesi yönünde verdiği ara karar yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca usul ve yasaya uygun olup bu yöndeki istinaf sebeplerinin reddi ile esasa ilişkin diğer istinaf sebeplerinin incelenmesine geçilmiştir. Alacağın devri ( temliki) TBK'nın 183 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup kanun veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızası aranmaksızın alacağını üçüncü kişiye devredebilir. Alacağın devrinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Somut olayda, davacı, dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin davalıdan olan alacağını, Bakırköy ...Noterliğinin 28.12.2017 tarih, ... yevmiye nolu temliknamesi ile devralmış olup bu temlikname noter kanalıyla davalıya 29.12.2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı vekili her ne kadar temlikname tebliğinin usulsüz olduğunu ileri sürmüş ise de noterden gelen evrakların incelenmesinde, tebliğ mazbatasında tüzel kişinin temsilcisi tebliğ anında adresinde bulunmaması iş takibinde olması sebebiyle daimi işçi ...'e 29.12.2017 tarihinde tebligatın yapıldığı anlaşılmakta olup yapılan tebligatın TK hükümlerine uygun yapıldığı görülmektedir. TBK'nın 186.maddesine göre borçlu, alacağın devredildiği, devreden veya devralan tarafından kendisine bildirilmemişse, önceki alacaklıya; alacak birkaç kez devredilmişse, son devralan yerine önceki devralanlardan birine iyiniyetle ifada bulunarak borcundan kurtulur. Somut olayda, davacının dava dışı ... şirketinden alacağı devraldığı hususu davalıya 29.12.2017 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiştir. Bu nedenle, temlikin davalıya bildirilmesine rağmen, bu bildirim tarihinden sonra davalı tarafından dava dışı ... şirketinin borçlu olduğu bir başka icra dosyasına (İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası) İİK'nın 89. maddesi uyarınca gönderilen haciz ihbarnamesi sonucu yapılan ödeme TBK'nın 186.maddesi hükmü uyarınca davalıyı davacıya karşı ödeme yapmak yükümlülüğünden kurtarmayacaktır. Davalı vekili, temlik tarihinden sonra bir hafta içinde başka icra dosyasından haciz ihbarnamesinin gönderilmesinin, davacı ile dava dışı şirket arasında muvazaalı bir işlem bulunduğunu gösterdiğini ve bu konuda mahkemece eksik inceleme yapıldığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Temlik tarihinden sonra bir hafta içinde başka icra dosyasından haciz ihbarnamesinin gönderilmesi tek başına muvazaa olduğunu göstermeyeceği gibi davalı vekili de muvazaa iddiasına ilişkin herhangi bir delil sunmamıştır. Somut olayda hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında maddi ve hukuki açıdan belirsiz veya çelişkili bir husus da bulunmadığından hakimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği yönündeki istinaf sebebi yerinde değildir. Davalı vekili bilirkişi incelemesi ile defter ve kayıtların incelenmesinin yapılmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Somut olayda, davalı taraf icra takibine davacı-alacaklı ile cari hesap kaydı bulunmadığı, bu sebeple ilgili ödeme emrine ilişkin alacak tutarına itiraz ettiklerini belirtmiş, yargılama sırasında sunulan cevap dilekçesi ve ikinci cevap dilekçesinde alacağın varlığına ve miktarına yönelik bir itiraz ileri sürmemiş, bu konuda bilirkişi raporu alınması yönünde bir talebi de olmamıştır. HMK'nın 357/1 maddesinde yer verildiği üzere ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf aşamasında dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz. Bu sebeple davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Mahkemece, davacının davalıyı takipten önce temerrüte düşürmemesi sebebiyle takipte işlemiş faiz talebinin reddi ile asıl alacak yönünden davanın kabulüne karar verildiğinden ve ayrıca takipte işleyecek faiz olarak avans faizinin talep edilmiş olmasının da tarafların tacir ve dava konusunun da ticari işlerine ilişkin olduğu nazara alındığında yerinde olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin faize ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacının temlik sözleşmesine ve takibe konu alacağı İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca likit alacak olup, haksız itiraz nedeniyle kabul edilen asıl alacak tutarı üzerinden davacı lehine inkar tazminatına karar verilmesi isabetli olup, aksi yöndeki davalı istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı vekili kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiş ise de, somut olayda davanın asıl alacak yönünden kısmen kabulüne temerrüt olmadığından işlemiş faiz yönünden reddine karar verilmiş olup kötüniyet tazminatı şartları oluşmadığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMH'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, İlk Derece Mahkemesince verilen istinafa konu karar usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 8.490,05 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.21.03.2024 KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre karar kesindir.