Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2018/14926 E. 2021/1090 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2018/14926
Karar No
2021/1090
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2021/2124 KARAR NO : 2025/1012 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/05/2021 NUMARASI : 2018/955 Esas 2021/429 Karar DAVA : MENFİ TESPİT KARAR TARİHİ : 15/05/2025 KARAR YAZIM TARİHİ 15/05/2025 İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/955 Esas ve 2021/429 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirketin çit ve benzeri malzemelerin alıp satma konusunda anlaştıklarını, anlaşma uyarınca davacı şirketin davalıya 8.600,00 TL bedelli 28.08.2018 tarih .... 73067777647 hesap numaralı 0035831 seri numaralı çeki teslim ettiklerini, davalı şirket tarafından davacı şirkete teslim edilmesi gereken malzemelerin dava tarihi itibari ile teslim edilmediğinin, malzemelerin tesliminin yapılmadığından, verilen çekin bedelsiz kaldığını, müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitini talep ettiklerini, öncelikle davalı şirkete 27.07.2018 çek verildiğini, davalı şirket tarafından malzemelerin teslim edilmemiş olması sebebi ile çek tarihi 28.08.2018 olarak değiştirildiğini, davalı şirketin bu hususu kabul ettiğini, müvekkili aleyhine icra takibi başlatılması ve müvekkilinin zarara uğraması tehlikesinin büyük olduğunu, bu nedenlerle öncelikle teminatsız olarak, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde teminat karşılığında tedbir konulmasına, yapılacak yargılama neticesinde davanın kabulü ile davaya konu edilen 8.600,00 TL bedelli 28.08.2018 tarihli ... 7306777647 hesap numaralı 0035831 seri nolu çekten dolayı müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile alt işveren arasında yapılan sözleşme ek1 olarak sunulduğunu, yapılan bu sözleşmeye göre malların davacının alt işvereni olan ... İmalat adlı şahıs firma yetkilisi olan ... a teslim edildiğini, alım satım akdinin taraflarının müvekkili şirket ile davacı şirket olduğunu, davacı şirket firmasının malların teslimini kendi aralarındaki sözleşmeye binaen ... a yapılmasını istediklerini, müvekkilinin, davacı müşterisinin isteği doğrultusunda istenen kişiye tesliminin yapıldığını, müvekkilinin malları teslim ettiğini, borç karşılığı verilen ve dava konusu olan çekin cari hesap borcuna mahsuben verilmiş olan bir çek olduğunu, bakiye cari hesap için izmir 4. İcra müdürlüğünün 2018/14926 E. Sayılı dosyası ile icra takibi açıldığını ve takibin kesinleştiğini, bu takibe davacı tarafın herhangi bir itirazının bulunmadığını, açılan davanın ve çekle ilgili olarak tedbir kararı talep edilmesinin amacının açılabilecek olan karşılıksız çek davasında bir mahkumiyet ile karşılaşmamak olduğunun anlaşıldığını, bu nedenlerle davacının davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmişlerdir. DELİLLER VE GEREKÇE: İcra Dosyası: İzmir 4. İcra Müdürlüğü' nün 2018/14926 Esas Sayılı dosyası ile davalı alacaklı ...ve.... A.Ş 'nin davacı borçlu .... Ltd Şti aleyhine 1.199,90 TL toplam alacak üzerinden takip başlattığı, ödeme emrinin davacı borçluya usulüne uygun tebliğ edildiği, davacı borçlu tarafından itiraz edilmediği anlaşılmıştır. Bilirkişi raporu: İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/58 Talimatı üzerinden alınan 01/11/2019 tarihli rapora göre; Davalının fiziki olarak tuttuğu 2017 ile 2018 yıllarına ait envanter defterlerinin noter açılış onayları ile elektronik ortamda tuttuğu 2017 ile 2018 yıllarına ait yevmiye defterleri ve büyük defterlerin açılış ve kapanış onaylarının yerine geçen edefter beratlarının zamanınde ve usulüne uygun olarak yaptırıldığı, davalının ticari defter kayıtlarına göre; davalı şirket tarafından davacı şirkete düzenlenen 22.06.2018 tarih ve 357674 sayılı 1.109,20 TL ve 26.06.2018 tarih ve 357709 sayılı 8.690,70 TL tutarındaki faturalar olmak üzere toplam 9.799,90 TL faturanın 120 alıcılar hesabına borç ve dava konusu 8.600,00 TL tutarındaki çekin ödeme şeklinde 120 alıcılar hesabına alacak kaydedildiği, ancak bu çekin karşılığı yok açıklaması ile 16.10.2018 tarihinde 120 alıcılar hesabından 128 şüpheli alacaklar hesabına aktarıldığı, böylece 31.12.2018 tarihi itibari ile davalının davacıdan 9.799,90 TL alacaklı olduğu, bu alacağın 8.600,00 TL lik kısmının ödenmeyen dava konusu çekten kaynaklandığı, 22.06.2018 tarih ve 357674 sayılı 1.109,20 TL Tutarındaki fatura ve 26.06.2018 tarih ve 357709 sayılı 8.690,70 TL tutarındaki faturaya ilişkin sevk irsaliyelerinde teslim alan kısmında ... ismi ve imzası bulunduğu, davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde davacı ...şti ile dava dışı ... arasında 08.06.2018 tarihli sınır tel çit sistemleri sözleşmesinin yer aldığı, görülmekle birlikte söz konusu sözleşmede yapılacak işin cinsi ve miktarları ile sevk irsaliyelerinde bulunan malın cinsi ve miktarları arasında ilişki kurulması ve işin fiilen yapılıp yapılmadığı konusu teknik bir incelemeyi gerektirdiğinden bilirkişiliğimizin uzmanlık alanı dışında kalan bu konuda herhangi bir inceleme değerlendirme yapılmadığı bildirilmiştir. Bilirkişi raporu: Mahkememizce aldırılan 14/07/2020 tarihli rapora göre; Davacı .... Ltd. Şti. nin 2018 Yılı yevmiye defterinin açılış ibraz onaylarının yasal süresi içerisinden yapıldığı (şirketin tesçil tarihi 22.01.2018) yine 2018 yılı yevmiye defterinin kapanış ibraz onayının yapılmadığı, 2018 yılı kebir ve envanter defterlerinin ibraz edilmediği, 27.07.2018 vadeli çek ile dava konusu 28.08.2018 vadeli 8.600,00 TL bedelli 8457 seri numaralı çeklerin davacı şirketin 2018 yılı yevmiye defterinde kaydının bulunmadığı, yine davalı .... ve ....A.Ş. ne ait ve dava dışı.... sistemleri imalat ... a ait herhangi bir cari hesabın bulunmadığı, mahkeme dosyasında bulunan ve davalı şirket tarafından davacı şirkete düzenlenen 22.06.2018 tarih 357674 seri nolu 1.109,20 TL kdv dahil tutarlı fatura ile 26.06.2018 tarih 357709 seri nolu 8.690,70 TL kdv dahil tutarlı faturaların davacı şirketin 2018 yılı yevmiye defterinde bulunmadığı, davacı ve davalı şirketlerin ticari defterlerinin birbirini doğrulamadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Dava; Kambiyo senedinin bedelsizliğinden kaynaklanan menfi tespit davasıdır. Davacının, davalıdan çit ve benzeri malzemelerin alıp satma konusunda anlaşma karşılığı davalıya teslim edilen 8.600,00 TL bedelli 28.08.2018 tarih ... 73067777647 hesap numaralı 0035831 seri numaralı çekin davalı şirket tarafından davacı şirkete teslim edilmesi gereken malzemelerin teslim edilmemesi nedeniyle bedelsiz kaldığı, davalı şirket tarafından malzemelerin teslim edilmemiş olması sebebi ile çek tarihi 28.08.2018 olarak değiştirildiğinin davalının kabulünde olduğu, Davalının, davacı ile yapılan sözleşme gereği malların davacının alt işvereni olan .... Sistemleri İmalat adlı şahıs firma yetkilisi olan ... a teslim edildiğini, davacı müşterisinin isteği doğrultusunda istenen kişiye tesliminin yapıldığını, dava konusu çekin cari hesap borcuna mahsuben verilmiş olan bir çek olduğununu savunmuş davanın reddini talep etmiştir. Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davalı defterleri üzerinde yapılan incelemede bilirkişi ... tarafından 01.11.2019 tarihi bilirkişi raporda; Davalının fiziki olarak tuttuğu 2017 ile 2018 yıllarına ait envanter defterlerinin noter açılış onayları ile elektronik ortamda tuttuğu 2017 ile 2018 yıllarına ait yevmiye defterleri ve büyük defterlerin açılış ve kapanış onaylarının yerine geçen edefter beratlarının zamanınde ve usulüne uygun olarak yaptırıldığı, davalının ticari defter kayıtlarına göre; davalı şirket tarafından davacı şirkete düzenlenen 22.06.2018 tarih ve 357674 sayılı 1.109,20 TL ve 26.06.2018 tarih ve 357709 sayılı 8.690,70 TL tutarındaki faturalar olmak üzere toplam 9.799,90 TL faturanın 120 alıcılar hesabına borç ve dava konusu 8.600,00 TL tutarındaki çekin ödeme şeklinde 120 alıcılar hesabına alacak kaydedildiği, ancak bu çekin karşılığı yok açıklaması ile 16.10.2018 tarihinde 120 alıcılar hesabından 128 şüpheli alacaklar hesabına aktarıldığı, böylece 31.12.2018 tarihi itibari ile davalının davacıdan 9.799,90 TL alacaklı olduğu, bu alacağın 8.600,00 TL lik kısmının ödenmeyen dava konusu çekten kaynaklandığı, 22.06.2018 tarih ve 357674 sayılı 1.109,20 TL Tutarındaki fatura ve 26.06.2018 tarih ve 357709 sayılı 8.690,70 TL tutarındaki faturaya ilişkin sevk irsaliyelerinde teslim alan kısmında ... ismi ve imzası bulunduğu, davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde davacı ...ltd şti ile dava dışı ... arasında 08.06.2018 tarihli sınır tel çit sistemleri sözleşmesinin yer aldığı, görülmekle birlikte söz konusu sözleşmede yapılacak işin cinsi ve miktarları ile sevk irsaliyelerinde bulunan malın cinsi ve miktarları arasında ilişki kurulması ve işin fiilen yapılıp yapılmadığı konusu teknik bir incelemeyi gerektirdiğinden değerlendirme yapılmadığı, Davacı ... Şti. Nin 2018 Yılı yevmiye defterinin açılış ibraz onaylarının yasal süresi içerisinden yapıldığı (şirketin tesçil tarihi 22.01.2018) yine 2018 yılı yevmiye defterinin kapanış ibraz onayının yapılmadığı, 2018 yılı kebir ve envanter defterlerinin ibraz edilmediği , 27.07.2018 vadeli çek ile Dava konusu 28.08.2018 vadeli 8.600,00 TL bedelli 8457 seri numaralı çeklerin davacı şirketin 2018 yılı yevmiye defterinde kaydının bulunmadığı,(davacı şirket tarafından mahkeme dosyasına sunulan çek verildi bordroları davacı ticari defterlerinde mevcut değil) yine davalı... ve .... A.Ş. ne ait ve dava dışı... ...sistemleri imalat ... a ait herhangi bir cari hesabın bulunmadığı, davalı şirket tarafından davacı şirkete düzenlenen 22.06.2018 tarih 357674 seri nolu 1.109,20 TL kdv dahil tutarlı fatura ile 26.06.2018 tarih 357709 seri nolu 8.690,70 TL kdv dahil tutarlı faturaların davacı şirketin 2018 yılı yevmiye defterinde bulunmadığı. Davacı ve davalı şirketlerin ticari defterlerinin birbirini doğrulamadığı anlaşılmıştır. Menfi tespit davalarında ispat yükümlülüğü kural olarak davalı alacaklıya düşer. Ancak imzası ikrar edilmiş bono alacağın varlığını ispatlayan kesin delil niteliğinde olup bu kez borçlunun borcunun bulunmadığını, usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerekir. Bono, ödeme vaadi niteliğinde kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir. Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir, ispat külfeti davacı taraftadır. Davacının 2018 yılı yevmiye defterinin kapanış ibraz onayının yapılmadığı, 2018 yılı kebir ve envanter defterlerinin ibraz edilmediği bu nedenle delil niteliğinde olmadığı, 27.07.2018 vadeli çek ile Dava konusu 28.08.2018 vadeli 8.600,00 TL bedelli 8457 seri numaralı çeklerin davacı şirketin 2018 yılı yevmiye defterinde kaydının bulunmadığı,(davacı şirket tarafından mahkeme dosyasına sunulan çek verildi bordroları davacı ticari defterlerinde mevcut değil) yine davalı ...AŞ. ne ait ve dava dışı .... sistemleri imalat ... a ait herhangi bir cari hesabın bulunmadığı, davalı şirket tarafından davacı şirkete düzenlenen 22.06.2018 tarih 357674 seri nolu 1.109,20 TL kdv dahil tutarlı fatura ile 26.06.2018 tarih 357709 seri nolu 8.690,70 TL kdv dahil tutarlı faturaların davacı şirketin 2018 yılı yevmiyedefterinde bulunmadığı anlaşıldığından, 04/02/2021 tarihli celsede davacı vekili dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığından bu delili hatırlatılmış. Davacı vekili yemin deliline başvurmayacaklarını beyan ettiğinden ispat yükü kendisinde olan davacının davasını ispat edemediği..." gerekçesi ile; Davacının davasının REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirketin, çit ve benzeri malzemelerin alım satıma konusunda anlaştığını ve bu anlaşma uyarınca davacı müvekkili şirketin, davalıya 8.600,00-TL bedelli, 28.08.2018 tarihli, ..., 7306777647 hesap numaralı, 0035831 seri numaralı çek teslim etmesine rağmen davalı şirket tarafından müvekkili şirkete teslim edilmesi gereken malzemelerin teslim edilmediğini, davalının malzemeleri teslim ettiği savunmasını ispat edemediğini, müvekkili şirket tarafından verilen çekin bedelsiz kaldığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, ...malzemeleri için verilen avans çekin, malzemelerin verilmemesi ve bedelsiz kalması nedenine dayalı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. ''...Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelere ve “ispat yükü”ne ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir. Çek, 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. 6102 sayılı TTK’nın 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir ve 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, Ali /Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s. 221). Çek, 6102 sayılı TTK’da tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, Kanun’un öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna., Ergun/ Göç Gürbüz, Diğdem:Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s. 268). Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, belli şekil şartlarını içermesi ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisi biçiminde olması gerekir. Çek düzenleyen, muhataba belirli bir bedeli lehtara ödeme, lehtara da tahsil yetkisi veren bir kambiyo senedidir. Çek bir ödeme aracıdır. Ancak poliçe ve bonodaki gibi kredi işlevine haiz değildir. Ticari hayatta yaygın olarak ileri tarihli çek düzenlenerek çekin kredi veya teminat aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu kullanım şeklinin dahi çekin ödeme aracı olma özelliğini ortadan kaldıramayacağı unutulmamalıdır. Çek muhatap banka tarafından görüldüğünde meşru hamil olan kişiye nakden ödenir. Davanın açıldığı tarihte ve yargılama sırasında yürürlükte bulunan HMK’nın “Tarafın belgeyi ibraz etmemesi” başlıklı 220. maddesi; (1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.” Hükmünü içermektedir. “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ise; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir. 7251 sayılı Kanun’un 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 64/1. maddesinde, her tacirin, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanun’a göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorunda olduğu düzenlenmiş, aynı Kanun’un 64/3. maddesinde de, tacirlerin tuttuğu yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defterinin açılış onaylarının, kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlanmadan önce yapılacağı, yevmiye defterinin kapanış onayının ise, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar yaptırılması gerektiği belirtilmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; davacı tarafından, davalının teslim edeceği 14400 adet çoraba karşılık on iki adet çekin davalıya avans olarak verildiği, ancak çorapların teslim edilmemesi nedeniyle beş adet çekin iade edildiği, dört adet çekin ise iade edilmediği, ödenen üç adet çek bedelinin de geri verilmediği, çorapların teslim edilmemesi nedeniyle çeklerin bedelsiz kaldığı ileri sürülmüş; davalı tarafça ise, dava konusu çeklerin bir malın sipariş avansı olarak verilmediği, davacının çeklerin avans olarak verildiği iddiasının yazılı belge ile ispatlanması gerektiği savunulmuştur. Davacı tarafından davalıya gönderilen 26.11.2012 tarihli ihtarnamede, taraflar arasında alım satım sözleşmesi gereğince teslimi gereken 14400 adet çorabın teslim edilmediği, çorap bedeli olarak toplam 93.500TL bedelli on iki adet çekin verildiği, çorapların teslim edilmediği gibi çeklerin de iade edilmediği belirtilerek sözleşme konusu çorapların ihtarın tebliğinden itibaren 7 gün içinde teslimi, olmadığı takdirde keşide edilen çeklerin iadesi ihtar edilmiştir. Davalı tarafından davacıya gönderilen cevabi ihtarnamede ise, söz konusu çeklerin sipariş avansı olarak verilmediği ve ödemeye ilişkin olduğu belirtilerek davacı tarafından gönderilen ihtarname içeriğine itiraz edilmiştir. Dosya içerisinde yer alan ve tarafların imzasını taşıyan tarihsiz teslim belgesinde ise, davacı tarafından gönderilen 26.11.2012 tarihli ihtarnameye konu olan on iki adet çekin beş adedinin davacıya iade edildiği belirtilmiştir. Davacının defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 02.10.2013 tarihli bilirkişi raporunda, davacının resmî kayıtlarının “işletme defteri” şeklinde olduğu, işletme defterine alınan mallar, emtia, belge ile yapılan masrafların gider olarak, yapılan satışların da gelir olarak kaydedildiği, işletme defterinin tek taraflı kayıt sistemine göre tutulduğu, ödemelerin ve tahsilatların deftere işlenmediği, bu nedenle davacının davalıya verdiği çeklerle ilgili kayda rastlanmadığı, davacının 2011-2012-2013 yılı defterlerinde davalıdan herhangi bir mal alımına rastlanmadığı belirtilmiş, mahkemece, davalıya verilen kesin süreye rağmen davalının ticari defterleri ibraz edilmemiştir. Bilindiği gibi, kural olarak çek bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilmektedir. Çekin ödeme dışında başka bir amaçla (örneğin avans olarak) verildiğini iddiasının davacı tarafça (HMK’nın 200. maddesi gözetilerek) ispatlanması gerekmektedir. Somut olayda, taraflar arasında imzalanan teslim belgesi ile beş adet çekin davacıya iade edilmesinin, davalının diğer yedi adet çekin avans olarak verildiğini kabul ettiği anlamına gelmemektedir. Menfi tespit ve istirdat talebine konu çeklerin ticari defterlere kaydedilmesi zorunluluğu bulunmadığı gibi, davacının defter ve kayıtları “işletme defteri” şeklinde olup, 6102 sayılı TTK’nın 64. maddesinde belirtilen defterler tutulmadığından somut olaya HMK’nın 220/3. maddesinin uygulanması da mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece verilen kesin süreye rağmen davalının ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemesi nedeniyle HMK’nın 220/3. maddesi uyarınca davacının beyanlarına itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmesi yerinde değildir...'' (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.11.2021 tarih ve 2017/(19)11-1662 Esas 2021/1357 Karar sayılı İlamı) Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/05/2021 tarih ve 2018/955 Esas 2021/429 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 615,40.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2018/14926, K. 2021/1090, T. 15.05.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2018-14926-e-2021-1090-k-801a2e0c28b9