Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/2642 E. 2018/8096 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/2642
- Karar No
- 2018/8096
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/530 KARAR NO: 2024/1058 KARAR TARİHİ: 11/07/2024 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/01/2021 NUMARASI: 2018/709 Esas - 2021/18 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/07/2024 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilİ ...-... şahıs firması olup esas alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, anılan icra takip dosyasından ödeme enirinin davalı-borçlu tarafa usulüne uygun tebliğini takiben borca itiraz edildiğini, müvekkil ile davalı yan arasında mal alım-satımına ilişkin ticari ilişki bulunmaktadır ve bu ilişki neticesinde müvekkili, davalı şirkete birtakım mallar sattığını, bu satım sonucunda müvekkili 01/06/2017 tarihli, 109.593,57 TL bedelli, 013067, 013068, 013070, 013071 sıra numaralı dört adet fatura düzenlendiğini, söz konusu faturalar, davalı tarafa ... gönderi kodlu kargo vasıtasıyla, 13.06.2017 tarihinde teslim edildiğini, davalı taraf faturalar ve içeriklerine ilişkin herhangi bir itirazda bulunmamış, söz konusu tutarın 40,000,00 TL'lik kısmı 11.08.2017 tarihinde '... nolu fatura bedeli' açıklaması ile davalı tarafından banka havalesi yoluyla müvekkile ödendiğini, müvekkil söz konusu ticari ilişkide üzerine düşen tüm edimleri yerine getirmiş, söz konusu mallar tedarikçi firma olan ... Tic. ve Sanayi Ltd. Şti. şirketi tarafından sevk irsaliyeleri düzenlenerek, davalı şirketin istekleri doğrultusunda belirlediği adreslere teslim edildiğini, alış ve satış faturalarında sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı mahiyette belge düzenlenmediğini ve kullanmadığını tespit için düzenlenen karşıt inceleme tutanağını müvekkile imzalaması için göndermiş ancak söz konusu evrak müvekkil tarafından ödemelerini alamadığı için imzalanmadığını belirterek, itirazın iptaline,iptaline, takibin devamına, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 01/06/2017 tarihinde müvekkiline fatura edilen ve teslim edilen ürünler için ödeme yapıldığını, müvekkiline fatura edilen ürünler tam olarak teslim edilmediğini, firma fatura edilen malzemelerin tamamını almadığını, teslim aldığı ürünler için müvekkili firmanın ödeme yaptığını, tamamının teslimini beklemiş ancak teslim edilmediğini, faturalara itiraz edilmemiş olması satışın tamamlandığı anlamına gelmediğini, davacının fatura deliline dayanabilmesi için, faturada yazılı malı davalıya teslim etmesi gerektiğini, bu teslimin borç doğurucu sözleşmesel hukuki bir ilişki sonucu olduğunu, faturanın da bu ilişki sonucu düzenlenmiş olduğunu genel ispat kurallarına göre (yemin teklifi dahil) kanıtlaması gerektiğini belirterek davanın reddini, %20 den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Tüm dosya kapsamı, dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli asıl ve ek bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacı ve davalı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulup sahipleri lehine delil niteliğinde olduğu, icra takibine konu alacak tutarının, her iki tarafın ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu bu haliyle davacı tarafın ispat yükümlülüğünü yerine getirdiği sonucuna varılmakla bilirkişi raporunda tespit edilen alacak tutarı, işlemiş faizi ve tacir olan taraflar arasında talep edilebilecek faiz oranı üzerinden icra takibinin devamıyla birlikte, likit bir alacağa kötüniyetle itiraz edildiğinden, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıya fatura içeriğinin teslim edilmediğini, 01.06.2017 tarihinde davalı şirkete fatura edilen ve teslim edilen ürünler için ödeme yapıldığını, davalı şirkete fatura edilen ürünlerin tam olarak teslim edilmediğini, davalı firmanın fatura edilen malzemelerin tamamını alamadığını, teslim aldığı ürünler için davalı firmanın ödeme yaptığını, tamamının teslimini beklemiş ancak teslim edilmediğini, faturalara itiraz edilmemiş olması satışın tamamlandığı anlamına gelmediğini, davalının alım satım ilişkisini kabul etmediğini bu nedenle davacının fatura deliline dayanabilmesi için, faturada yazılı malı davalıya teslim ettiğini, bu teslimin borç doğurucu sözleşmesel hukuki bir ilişki sonucu olduğunu, faturanın da bu ilişki sonucu düzenlenmiş olduğunu genel ispat kurallarına göre ( yemin teklifi dahil ) kanıtlaması gerektiğini, çünkü tebliğ edilen faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemiş olması hali, faturada yazılı malın alıcıya teslim edildiğini göstermeyeceğini, bu sadece malın fiyat ve adedi yönünden içeriğini kabul anlamına geleceğini, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, irsaliyelerin incelenmediğini, davalının kötü niyetli olarak yıllar sonra takip başlattığını, davacının davasının reddedilerek %20’den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesi gerektiğini, davacının kardeşinin davalı firmayı dolandırdığını, bu sebeple davacı alacağının olmadığını da bildiğinden bu dava ile ne yazık ki şansını denemiş olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: Davalının faturalar ve içeriklerine ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığını, söz konusu tutarın 40,000,00 TL’lik kısmını 11.08.2017 tarihinde '013070 nolu fatura bedeli' açıklaması ile davalı tarafından banka havalesi yoluyla davacıya ödemiş ancak 69,593,57 TL’lik fatura bedelleri ise yapılan tüm uyarılara rağmen müvekkile ödenmediğini, davalı şirketin o tarihlerde çalışanı ve davacının kardeşi olan ... tarafından gönderilen ve de davalı şirketin sahibi ve yetkilisi olan ...'ın da bulunduğu 14.05.2017 tarihli e-mail'de davacının fiyat teklifinin kabul edildiği, bu fiyatlar üzerinden fatura düzenlenebileceği, teslim yerlerinin kendisine bildirileceği ve ödeme tarihleri belirtildiğini, davalının iddiasının aksine; davacı tarafından davalıya fatura edilen tüm ürünlerin davalının gösterdiği kişi ve firmanın yine davalı tarafından gösterilen adreslerine teslim edildiğini, ürünlerin teslim edilmediğinin ispatının davalıya ait olduğunu, TBK'nın 146. maddesine göre her alacak on yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, taraflarınca icra takibi zamanaşımı süresi dolmadan başlatıldığını, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, faturaya konu malların teslim edilip edilmediği noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "01/06/2017 tarihli 109.593,57 TL tutarında fatura bedeli bakiyesi" sebebine dayalı olarak 69.593,57 TL asıl alacağın 4.591,75 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 15/02/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 69.593,57 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, davacının takibe konu faturaları davalının kayıtlarında yer almakta olup, takip tarihi itibariyle davacıya 69.593,57 TL borçlu görünmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır(Yargıtay 11. HD'nin 19/12/2018 tarih ve 2017/2642 E. - 2018/8096 K. Sayılı kararı). Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder(Yargıtay 19. HD'nin 09/11/2016 tarih ve 2016/3391 Esas - 2016/14472 Karar sayılı ilam). Bu durumda davalı davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir. Böyle bir ispat ise dosya kapsamı itibariyle mevcut değildir. Bu nedenle ilik derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı vekilince, davacının kardeşi ...'ın, müvekkili firmayı dolandırdığını, fatura edilen malzemelerin müvekkilinin zilyetliğine geçirememiş olduğundan alacağı bulunmadığını ve iki kardeşin oyununa gelen müvekkilinin sorumlu olmadığını ileri sürmüştür. HMK'nın 357/1. maddesi gereğince, istinaf aşamasında bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz. Bu nedenle davalının ilk derece mahkemesinde ileri sürmediği bu savunmasının istinaf aşamasında değerlendirilmesi mümkün değildir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.266,9 TL harcın, alınması gerekli olan 5.067,59 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.800,69 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karardan sonda davacı yan gider avansından karşılanan 23,50 TL posta giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 11/07/2024