Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/1249 E. 2014/7665 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/1249
- Karar No
- 2014/7665
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2024/1408 KARAR NO:2024/1311 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2017/1213 KARAR NO:2019/1318 KARAR TARİHİ:24/12/2019 BİRLEŞEN DAVA MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2017/1249 BİRLEŞEN DAVA MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2017/1253 DAVA:Kooperatif Yönetim Kurulu Kararının İptali KARAR TARİHİ:16/10/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:ASIL DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...'ın, davalı ... Sigorta Kooperatifinde 1 adet paya sahip olduğunu, müvekkilinin noter ihtarnamesi ile pay artırım isteğini davalı kooperatife ilettiğini, sözleşmenin ilgili maddesi gereği pay artırım bedelinin ¼'ünü kooperatif hesabına peşin olarak havale ettiğini ancak kooperatif tarafından pay arttırım talebinin reddedildiğini, davalı ... Sigorta Kooperatifi Yönetim Kurulunun pay artırım talebini reddetmesinin açık bir şekilde kötü niyetli olduğunu, kooperatif anonim şirkete dönüştüğünde müvekkillerinin pay adedinin düşük kalmasının ve anonim şirket hisse çoğunluğunun mevcut yönetim kurulunda kalmasının hedeflendiğini, tür değişikliği süresince hazırlanan yeni anonim şirket ana sözleşmesi incelendiğinde ilk yönetim kurulu üyelerinin mevcut kooperatifin halihazırdaki üyeleri olduğunun görüleceğini, ana sözleşmede bir sınırlama olmadığı takdirde ortakların 5.000 paya kadar dilediği şekilde pay taahhüt edebileceğini, kooperatif yönetim kurulunun kendisine yapılan pay taahhüt müracaatını kabul etmemesinin yasal olarak imkan dahilinde olmadığını, yönetim kurulunun pay taahhüt talebini tür değiştiren kooperatifteki pay durumunun değişmesini istemediği için kabul etmediğini, bu hareket tarzının 1163 sayılı Kanunun 19. Maddesine aykırı ve kötü niyetli olduğunu beyan ederek, pay artırım isteğini hukuka aykırı şekilde reddeden davalı kooperatif yönetim kurulu kararının iptali ile davacı ...'ın 250 adet taahhüt etmiş olduğu artırım isteğinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. BİRLEŞEN DAVA: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1249 E. sayılı dosyasında sunulan dava dilekçesinde özetle; davacı ...'ın 1929 adet paya sahip olduğu belirtilerek, asıl dava dilekçesinde yer alan açıklamalar tekrar edilmiş ve pay artırım isteğini hukuka aykırı şekilde reddeden davalı kooperatif yönetim kurulu kararının iptali ile davacı ...'ın 125 adet taahhüt etmiş olduğu artırım isteğinin kabulüne karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. BİRLEŞEN DAVA: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1253 E. sayılı dosyasında sunulan dava dilekçesinde özetle; davacı ...'ın 879 adet paya sahip olduğu belirtilerek, asıl dava dilekçesinde yer alan açıklamalar tekrar edilmiş ve pay artırım isteğini hukuka aykırı şekilde reddeden davalı kooperatif yönetim kurulu kararının iptali ile davacı ...'ın 125 adet taahhüt etmiş olduğu artırım isteğinin kabulüne karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. CEVAP:Davalı vekili asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı sunduğu cevap dilekçelerinde özetle: Müvekkili şirketin türü ve ticari unvanının değiştiğini, 27/11/2017 tarihli genel kurulu kararıyla ticari unvanının ... A.Ş" olarak tescil edilerek 04/12/2017 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, 1163 sayılı Kanunda yönetim kurulu kararlarının iptaline dair bir hüküm yer almadığını, tek istisnasının ortaklıktan çıkarma kararları olduğunu bu nedenle işbu davanın açılamayacağını, kooperatifin anonim şirkete dönüşüm süreci içerisinde tür değişikliğinin takvime uygun şekilde tamamlanmasını sağlamak amacıyla Hazine Müsteşarlığının görüşleri çerçevesinde kooperatif ara bilançosunun olumlu çıkmasına katkıda bulunulması için ... Sigorta ortaklarına ihtiyari şekilde pay alım davetinde bulunulduğunu, bu davetin hem... Sigortanın internet sitesinde yayımlandığını ve buna ilişkin noter tespiti yaptırıldığını hem de her bir ortağa ayrı ayrı iadeli taahhütlü mektup gönderilmek suretiyle tek tek bilgilendirme sağlandığını, davacı ...'a gönderilen 25/09/2017 tarihli iadeli taahhütlü mektup örneğini ve mektubun 27/09/2017 tarihinde tebliğ edildiğini gösterir PTT çıktısını dilekçe ekinde sunduklarını, davacı ...'a gönderilen 25/09/2017 tarihli iadeli taahhütlü mektup örneğini ve mektubun 28/09/2017 tarihinde tebliğ edildiğini gösterir PTT çıktısını dilekçe ekinde sunduklarını, yine davacı ...'a gönderilen 25/09/2017 tarihli iadeli taahhütlü mektup örneğini ve mektubun gönderildiğine dair PTT çıktısını dilekçe ekinde sunduklarını, şirketin internet sayfasından yapılan duyuruda da, ortaklara tek tek gönderilen mektuplarda da, pay alımının en geç 06/10/2017 tarihine kadar yapılabileceğinin açıkça belirtildiğini, sürenin bu şekilde sınırlandırılmasının tür değişimine yönelik hazırlık ve süreçlerin sıhhati bakımından zorunlu olduğunu, zira ortaklar pay alımını tamamladıktan sonra şirketin, tür değişikliği ile ilgili gerekli başvuruyu 19/10/2017 tarihinde Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na yaptığını, başvuru eki ve belgeleri, tür değiştirme planı ve raporu ile sermayenin ve özvarlığın tespitine dair Yeminli Mali Müşavir raporunun sunulduğunu, bu bilgi ve belgeler ibraz edildikten sonra yeniden pay alımı yapılmasına izin verilmesinin tüm bilgi ve belgelerin baştan düzenlenmesi ve dolayısıyla tür değiştirme sürecinin sürekli olarak gecikmesine/tamamlanamamasına yani bir kısır döngü içerisinde sürecin akim kalmasına sebebiyet vereceğinden 06/10/2017 tarihinden sonra yapılan başvuruların 26/10/2017 tarihli YK kararı ile reddedildiğini, 06/10/2017 tarihinin ise tüm ortaklar yönünden uygulandığını yani davacılara özel bir uygulama olmadığını, davacıların 06/10/2017 tarihine kadar pay satın almak için başvuruda bulunmadıklarını, Davacı ...'ın 03/11/2017 tarihli ihtarname ile 250 adet pay almak istediğini beyan ederek talepte bulunmuş ise de başvurusu kabul edilmeyerek yatırmış olduğu 3.125,00 TL'nin 06/11/2017 tarihinde hesabına iade edildiğini ve 09/11/2017 tarihli ihtarname ile talebinin reddedildiğinin bildirildiğini, davacı ... 03/11/2017 tarihli ihtarname ile 125 adet pay almak istediğini beyan ederek talepte bulunmuş ise de başvurusu kabul edilmeyerek yatırmış olduğu 3.125,00 TL'nin 06/11/2017 tarihinde hesabına iade edildiğini ve 09/11/2017 tarihli ihtarname ile talebinin reddedildiğinin bildirildiğini, davacı ... 03/11/2017 tarihli ihtarname ile 125 adet pay almak istediğini beyan ederek talepte bulunmuş ise de başvurusu kabul edilmeyerek yatırmış olduğu 3.125,00 TL'nin 06/11/2017 tarihinde hesabına iade edildiğini ve 09/11/2017 tarihli ihtarname ile talebinin reddedildiğinin bildirildiğini,Bu durumun davacılara özgü olmayıp, 06/10/2017 tarihinden sonra yapılan başvuruların hiçbirinin kabul edilmediğini, davacıların ve davacılar ile birlikte hareket eden birtakım kişilerin Şirkete karşı hasmane tutumunu bir süredir devam ettirdiğini, işbu davanın organize şekilde hareket edilmek suretiyle, sırf tür değiştirme sürecine zarar vermek ve Şirket’in iradesini baskı altına almak için açıladığını beyanla, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece '' Dava, kooperatif yönetim kurulu kararının iptali davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalı kooperatif yönetim kurulunun davacının payının artırılması talebinin reddine ilişkin kararının usulüne uygun olup olmadığı, kooperatif yönetim kurulu kararlarına karşı dava yolunun açık olup olmadığı, genel kurula müracaat imkanının bulunup bulunmadığı olarak tespit edilmiştir.Davacı ... tarafından İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinni 2017/1253 e sayılı dosyası ile açılan davasının mahkememiz esasına kayıtlı dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir.Davacı...tarafından İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinni 2017/1249 e sayılı dosyası ile açılan davasının mahkememiz esasına kayıtlı dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir.Mahkememizce davacılardan ...'ın ihtiyati tedbir talebi 24/11/2017 tarihli ara karar ile reddedilmiştir.Tarafların dilekçelerinde bildirdikleri deliller toplanmıştır.Mahkemece 1 kooperatifler hukuku alanında uzman bilirkişi, 1 mali müşavir ve 1 sigorta hukuku bilirkişi heyetine dosya tevdi edilerek rapor aldırılmasına karar verilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından 18/09/2019 havale tarihli rapor mahkememize ibraz edilmiştir.Dosyada mevcut tüm deliller değerlendirilerek hükme esas alınan 18/09/2019 tarihli bilirkişi heyeti raporu dayanak yapılarak, davacıların ... Sigorta kooperatifinin üyesi oldukları, davalı kooperatif hazine müsteşarlığı sigortacılık genel müdürlüğünün talimatı uyarınca tür değişikliğine gittiği, davalı kooperatif yönetimi tarafından 18/09/2017 tarih ve 2017/31 sayılı kararı ile kooperatif üyelerinin 06/10/2017 tarihine kadar pay alımına davet kararı alındığı, kararın yönetim kurulu karar defterinde kayıtlı olduğu, davalı kooperatif yönetim kurulu kararının davacılardan ...'a 27/09/2017 tarihinde, ...'a 09/10/2017 tarihinde ...'a 28/09/2017 tarihinde iade taahhütlü mektup ile tebliğ edildiği, davacılardan ...'ın Üsküdar ... Noterliğinin 30/10/2017 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile ...'ın Üsküdar ... Noterliğinin 03/11/2017 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile ...Üsküdar ... Noterliğinin 03/11/2017 tarih ...yevmiye nolu ihtarnamesi ile kooperatif yönetim kurulunun bildirdiği 06/10/2017 tarihinden sonra pay arttırım talebinde bulundukları davalı kooperatif tarafından Kadıköy .... Noterliğinden ayrı ayrı gönderilen ihtarnameler ile pay arttırım taleplerinin reddedildiğinin bildirildiği, ayrıca davalı kooperatifin kurumsal internet sitesinden de duyuru yapılarak tüm ortaklar ile duyurunun paylaşıldığı, davacıların kooperatif yönetim kurulu kararından haberdar olmadıkları yönünde iddialarının bulunmadığı, davalı kooperatif yönetim kurulu kararı ve ilan şeklinin kooperatifler kanunu ve kooperatif ana sözleşmesine uygun olduğu, kooperatifin defterlerinde yapılan incelemede davacıların 06/10/2017 tarihine kadar pay alım talebinde bulunmadıkları, paylara ilişkin ödeme yapılmadığı, Kanuni istisnalar haricinde anonim şirket ve kooperatif yönetim kurulu kararlarının iptalinin istenemeyeceği, buna karşılık yokluk ve butlanının tespitinin talep edilebileceği, kooperatifler hakkında da uygulanacak TTK m. 391'e batıl olan yönetim kurulu kararlarının örnek olarak sayıldığını, davalı Kooperatif Yönetim Kurulunun 26/10/2017 tarih ve 2017/37 nolu kararının butlanı sebeplerinin somut uyuşmazlıkta oluşmadığı, davalı kooperatif yönetim kurulunda kooperatifin tür değiştirme işlemlerinin tamamlanması için 06/10/2017 tarihi ile tür değişimi kararının alınacağı olağan üstü genel kurul toplantısı arasında pay sahiplerince yapılacak yeni pay alımı tekliflerinin reddine ilişkin yönetim kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığını, davalı kooperatif'in, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu 23. Maddesine uygun şekilde, tüm ortaklarına eşit hak ve imkanlarla ihtiyari pay artırım hakkı tanıdığı, ortaklarını bu haklarından gerek web-sitesinde yapılan duyuru ile gerekse de adreslerine gönderilen iadeli taahhütlü mektup ile bilgilendirdiği, ihtiyari olarak pay artırımında bulunmak isteyen diğer pay sahiplerinin davalı kooperatifin bildirdiği 6 Ekim 2017 tarihinden önce davalı kooperatifin yapmış olduğu davete uygun başvuruda bulunduğu tespitle, davacıların ise 6 Ekim 2017 tarihniden sonra ve pay alım davetindeki şarta uymaksazın pay alım talebinde bulundukları, süreçlerinde vekil vasıtasıyla ilerlemiş oldukları ve hukuki haklarından da haber olduklarının anlaşıldığını, buna rağmen süresinde bu haklarını kullanmadıklarını, davalı kooperatifin tür değişikliği sürecinde, sermayesini ve ortaklık yapısını nihai hale getirebilmek için yeni pay alımları için tarih sınrıı kopmasında davalı kooperatif ana sözleşmesi ve mevzuat anlamında bir aykırılık bulunmadığı..." gerekçesiyle, "Davanın reddine" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl ve birleşen dosya davacıları vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerden ikisine yapılan bildirimlerin tebliğ tarihleri itibariyle kendilerine tanınan pay alımı süresi (biri sekiz diğeri ise yedi gün) oldukça kısa iken, diğer müvekkili ...'a yapılan bildirime ilişkin tebliğ tarihinin ise pay alımı için tanınan sürenin bitiş tarihinden sonra olduğunu yani pay alımı hususunda hakkını kullanmasının bir nevi engellendiğini, Pay alımı hususunda süre verilmiş olmasının Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Kurulu raporuna göre hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu ayrıca sermaye yapısını güçlendirmek amacına da ters düştüğünü, Yönetim Kurulu kararı ve işbu kararın pay sahiplerine tebliğ tarihlerinden son ödeme günü olan 06/10/2017 tarihine kadar olan son derece kısa sürenin, yeni pay alımı hakkında ortaklara konuyla alakalı gerekli değerlendirmeyi yapabilmeleri ve pay alımı için gerekli finansmanı sağlayabilmeleri yönlerinden yeterli zamanı vermediğini, Bahsi geçen Teftiş Kurulu Raporu'nun sonuç ve kanaati içeren son kısmında; "Yapılan tespitler ile yukarıda belirtilen kanun (1163 sayılı kanunun 19. maddesi) ve ana sözleşme hükmünü (kooperatif ana sözleşmesinin 6. maddesi) birlikte değerlendirdiğimizde, Hazine Müsteşarlığınca kooperatifin anonim şirkete dönüşmesinin talep edilerek kooperatifin ortak dışı işlem yapmasına izin verdiği, bu süreçte kooperatifin genel kurul toplantılarında ana sözleşme değişiklikleri yapılarak ortak olduğu dahi bilinmeyen ortakların ortaklıktan ayrılmalarının kolaylaştırıldığı, denetim tarihi itibariyle ortak sayısının kırk olduğu, tür değişikliğinin ne şekilde yapılacağı konusunda Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'ndan görüş alınarak söz konusu görüş kapsamında anonim şirketin dönüşmek için gerekli işlemlerin yapılmasına devam edildiği, kooperatifin 24.06.2016 tarihinde yapılan Genel Kurul toplantısında alınan ortak paylarının arttırılması kararına uygun olarak bu süreçte kooperatif sermayesinin artırılmasına katkıda bulunmak amacıyla mevcut ortakların tamamına yazı gönderilmesi ve kooperatifin internet sitesinde duyurulması suretiyle ihtiyari olarak ve ana sözleşmenin tanımladığı pay adedini geçmemek suretiyle ortaklardan yeni pay almalarının talep edildiği, ancak genel kurul kararında yer almamasına karşın pay alımı için 06.10.2017 tarihine kadar süre verildiği, bu çağrı neticesinde 21 ortağın toplamda 667 yeni pay aldığı, yapılan bu eylemin verilen süre haricinde 1163 sayılı kooperatifler kanunu'nun ve kooperatif ana sözleşmesi'nin ilgili hükümleriyle kooperatif genel kurulu'nca alınan kararlara aykırılık teşkil etmediği, öte yandan mevzuat hükümlerine göre kooperatiften pay almayı sınırlayan tek hususun en fazla 5000 adet pay alınmasının olduğu, kooperatifin 24.06.2016 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan ortak paylarının artırılması kararına ilişkin olarak pay alımının bir süre ile sınırlandırmanın doğru olmadığı, bu nedenle şirket nev'i değişimine ilişkin yapılacak olan genel kurul toplantısına kadar kooperatif ortaklarının 5.000 adede kadar yeni pay alabilecekleri hususunda talimat gönderilmesi gerektiği" sonuç ve kanaatine varılmıştır." denildiğini, Nev'i değiştirme ve bu doğrultuda yapılacak gerekli işlemler hususunda görüşü alınan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından konuyla ilgili yapılan inceleme sonucunda hazırlanan rapor ile mahkemece alınan Bilirkişi Raporunun gerekçesinin tamamen farklı olduğunu, Teftiş Kurulu Raporunda pay alımının süre ile sınırlandırılmasının ilgili mevzuat gereğince hukuken mümkün olmadığının açıkça ortaya koyulduğunu, Bilirkişi Raporunun kendi içinde de çelişki arz etiğini zira müvekkili ...'a yapılan bildirimin 09/10/2017 tarihinde olmasına rağmen bu hususun yok sayıldığını, dava dilekçesi ve dosya kapsamında yer alan tüm beyanlarını tekrar ettiklerini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı harç alınmasına karar verilmiş iken tek vekalet ücretine hükmedildiğini, kararın bu yönden hatalı olduğunu beyan ederek, her bir dosya yönünden müvekkili lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Asıl ve birleşen davalar, kooperatif yönetim kurulu kararının iptali ile pay alım isteğinin kabulüne karar verilmesi istemine ilişkindir.... Sigorta Kooperatifi Yönetim Kurulu'nun 18/09/2017 tarih ve 2017/31 no.lu kararı ile; Şirketin tür değişikliği sürecinin takvime uygun şekilde tamamlanmasını sağlamak amacıyla Hazine Müsteşarlığının 2016 yılı görüşü ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın sözlü tavsiyesi üzerine, dönüşüm öncesi Şirketin ara bilançosunun olumlu çıkmasına katkıda bulunmak üzere alınacak tedbir ve önlemler kapsamında, Şirketin mevcut ortaklarının Ana Sözleşmenin tanıdığı azami sınıra kadar, 6 Ekim 2017 tarihine kadar Kooperatiften pay alımına davet edilmesine karar verilmiştir. Yönetim Kurulu'nun 26/10/2017 tarih ve 2017/37 no.lu kararı ile; "Kooperatifimizin tür değişikliği ile ilgili gerekli başvuruların 20 Ekim 2017'de yapılmış olması ve başvuru eki belgeleri; tür değiştirme planı ve raporu ile sermayenin ve özvarlığın tespitine dair YMM raporu sunulmuş olması dolayısıyla, tüm dönüşüm sürecinin sıhhati ve buna bağlı bilgi ve belgelerin güncelliğinin sağlanması amacıyla; ortaklık ve pay adetlerinin aynen korunmasına ve ortaklık pay alımı bakımından daha öncesinde mevcut pay sahiplerine verilen yeni pay alma imkanının bitim tarihi olan 6 Ekim 2017'den olağanüstü genel kurul sürecinin tamamlanmasına kadar hiçbir talebin kabul edilmemesine..." karar verilmiştir. ... Sigorta Kooperatifinin internet sitesinden; "Değerli ortağımız, Kooperatifimizin Hazine Müsteşarlığı ve Gümrük Ticaret Bakanlığı'nın izinleri ile tür değişikliği yaparak anonim şirkete sönüşmesi çalışmaları sürmektedir. Bu aşamada Kooperatifimizin ara bilançosunun olumlu elde edilmesine katkıda bulunmak üzere mevcut ortaklarımızın yeni pay alarak sermayemize katkıda bulunmaları talep edilmektedir.Tamamen ihtiyari olarak ve Kooperatiften ana sözleşmenin tanımladığı azami pay adedini geçmemek suretiyle yeni pay alarak, sermayemizin artması için katkıda bulunmak ve en geç 6 Ekim 2017 tarihine kadar yeni pay almak üzere, her bir ortağın payının 100 TL pay bedeli üzerinden azami 5.000 adet paya ve 500.000 TL tutara kadar olacak şekilde başvurularak, paranın Kooperatifimizin ...no.lu IBAN hesabına yatırıldığına dair dekontun Kooperatifimizin 0216...no'lu faksına iletilmesini rica ederiz" şeklinde duyuru yapılmış ve bu duyuruya ilişkin Kadıköy .... Noterliği'nin 21/09/2017 tarih ve ... yevmiye no.lu tespit işlemi yaptırılmıştır. Ayrıca yukarıda yer alan duyuru ile aynı içeriğe sahip 25/09/2017 tarihli her bir davacı adına ayrı ayrı olacak şekilde düzenlenen mektupların PTT yoluyla davacılara gönderildiği tespit edilmiştir.Davacılar tarafından 06/10/2017 tarihine kadar pay alımına yönelik bir işlem yapılmadığı ihtilafsızdır. Ancak davacılar bu tarihten sonra noterlik kanalıyla gönderdikleri ihtarnameler ile pay alım talebinde bulunmuşlardır. Bu kapsamda;-Davacı ... tarafından, Kooperatife keşide edilen Üsküdar .... Noterliği'nin 30/10/2017 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile; 1 pay taahhüdü ile ortak olduğu kooperatifteki pay adedinin 250 paya çıkartılmasını talep ettiği, buna ilişkin pay bedelinin 1/4'ünün kooperatif hesabına yatırdığı belirtilmiştir. -Birleşen davacı ... tarafından, Kooperatife keşide edilen Üsküdar .... Noterliği'nin 03/11/2017 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile; 879 pay taahhüdü ile ortak olduğu kooperatifteki pay adedinin 1004 paya çıkartılmasını talep ettiğini, buna ilişkin pay bedelinin 1/4'ünün kooperatif hesabına yatırdığını belirtilmiştir. -Birleşen davacı ... tarafından, Kooperatife keşide edilen Üsküdar.... Noterliği'nin 03/11/2017 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile; 1929 pay taahhüdü ile ortak olduğu kooperatifteki pay adedinin 2054 paya çıkartılmasını talep ettiğini, buna ilişkin pay bedelinin 1/4'ünün kooperatif hesabına yatırdığını belirtilmiştir. Kooperatif tarafından Kadıköy ... Noterliğinden davacı ...'a keşide edilen 31/10/2017 tarih ve ... yevmiye no.lu, Kadıköy ... Noterliğinden davacı ...'a keşide edilen 09/11/2017 tarih ve ... yevmiye no.lu ve Kadıköy .... Noterliğinden davacı ...'a keşide edilen 09/11/2017 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnameler ile cevap verilmiştir. Kooperatif tarafından gönderilen ihtarnamelerde; "...Anonim Şirkete dönüşüm sürecinde olan ... Sigorta'nın, tür değişikliği sürecinin takvime uygun şekilde tamamlanması sağlamak amacıyla Hazine Müsteşarlığı'nın ve Gümrük Ticaret Bakanlığı'nın görüşleri çerçevesinde, kooperatif ara bilançosunun olumlu çıkmasına katkıda bulunulması için ...Sigorta ortaklarına ihtiyari şekilde pay alım davetinde bulunulmuştur. Ancak ilgili davette mevcut ortaklara en geç 6 Ekim 2017 tarihine kadar süre verilmiştir. Bu sürenin önemi ve kesinliği önümüzdeki tür değişimine yönelik hazırlık ve süreçlerin sıhhati bakımındandır. Bu tarih sonrası yeni pay alım talebinin kabul edilmemesi Kooperatif yönetim kurulunca karar altına alınmıştır. Ancak Muhatap 6 Ekim 2017 tarihine kadar pay satın almak için başvuruda bulunmamıştır, bu nedenle artık bu tarihten sonra pay alımı mümkün değildir. Ayrıca, Muhatap'ın payının arttırılması için kooperatifimiz hesabına yatırdığı bir para söz konusu olmadığı gibi yatırılması halinde derhal kendisine iade edilecektir..." şeklinde cevap verilmiştir. Davacıların ortağı olduğu ... Sigorta Kooperatifi 27/11/2017 tarihli genel kurulu kararı ile tür değiştirerek anonim şirkete dönüşmüş ve ... A.Ş. unvanıyla sicile kaydedilerek 12/12/2017 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmiştir. Bilirkişi raporu;Mahkemece Ticaret Hukuku ABD Öğretim Üyesi Dr. ..., ...ve Sigorta ABD Öğretim Üyesi Doç. Dr. ... ve Mali Müşavir ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan raporda; "Kooperatifi Yönetim Kurulunun 26/10/2017 tarih ve 2017/37 nolu Kararı TTK m. 391 bağlamında irdelersek, hükmün 1c fıkrasındaki “Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren” kararlar batıl olacağından, yönetim kararının bu nitelikle olup olmadığının tartışılması gerekmektedir. Söz konusu kararda, pay sahiplerinin yeni pay alma hakkı mutlak olarak ortadan kaldırılmamakta veya ihlal ya da kısıtlayıp güçleştirmemektedir. Sadece tür değişimi sürecinin sağlıklı bir şekilde yürütülüp sonuçlandırılması için “mevcut pay sahiplerine verilen yeni pay alma imkânının bitim tarihi olan 6 Ekim 2017'den olağanüstü genel kurul sürecinin tamamlanmasına kadar” yapılacak gecikmiş pay alım tekliflerinin kabul cdilmeyeceği belirtilmiştir. Yönetim kurulunun pay alım teklifini belli bir süre ile sınırlayarak bu sürenin sona ermesinden olağanüstü genel kurul toplantısı yapılıncaya kadar yapılacak talepleri reddedeceğini belirtmesi, tür değişimi işlemlerini tamamlama amaçlı olduğundan, söz konusu kararın hukuka aykırı olduğu ve butlan yaptırıma tabi tutulması gerektiği söylenemez. Ayrıca tür değişikli kapsamında pay sahiplerinin mağdur olması veya istememeleri halinde, buna engel olma ve uğradıkları zararları telafi ettirme imkanı TTK m. 191-193'de özel olarak düzenlenmiştir...1163 sayılı Kanunun 19.maddesinin 2.fıkrasında; "Bir ortaklık payının değeri 100 Türk lirasıdır. Kooperatife giren ortaklar en çok 5 000 pay taahhüt edebilirler. Kooperatifler üst kuruluşuna iştirak edenler ise en az 50 pay taahhüt ederler. Ortaklık payının değeri Cumhurbaşkanı Kararı ile artırılabilir." şeklinde düzenlenmiş olup; bu madde Kooperatifte bir ortağın taahhüt edebileceği en çok pay miktarını göstermektedir.Kooperatif'in o dönemki Ana Sözleşmesi Paylar Başlıklı 8. Maddesi "Bir ortaklık payının değeri 100. (yüz) TL'dir Ortaklar en çok 5.000 pay taahhüt edebilirler. Ancak her ortağın en az 1 (bir) pay taahhüt etmesi zorunludur..." şeklinde düzenlenmiş olup; Ana Sözleşmedeki düzenlemenin de Kooperatifler Kanunu ile paralel olduğu anlaşılmaktadır.Her ne kadar ne Kooperatif ana sözleşmesinde ve Kanunda, ortakların pay alımı ile ilgili pay adedi dışında bir süre sınırlaması olmasa da, Davalı Kooperatif'in delil dilekçesi ekinde sunduğu belgeler incelendiğinde dava konusu işlemlerin olduğu tarihte Hazine Müsteşarlığının da yönlendirmesiyle tür değişikliği sürecinde olduğu anlaşılmaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, Davalı Kooperatifin tür değişikliği yaparak ... Şirket'e dönüşmek için ana sözleşmede yapılacak değişiklikle ilgili Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü'nden izin aldığı, gerçekten de 27 Kasım 2017 tarihinden yapılan Olağan Üstü Genel Kurul Toplantısında aldığı kararla tür değişikliği yaparak yeni unvanının ... AŞ olduğu görülmektedir.Dosyadaki mevcut belgelerden ve çağrı ilan içeriğinden bunun tür değişimi süresinde Şirketin sermaye açığını kapatmak amacıyla, ortaklara tanınan ihtiyari bir hak olduğu anlaşılmaktadır Davalı tarafın delil dilekçesinde sunduğu tebligat takip çıktılarına göre de bu yazıların, davacılardan ...'a 27.09.2017 tarihinde, ...'a 28.09.2017 tarihinde, ...'a 09.10.2017 tarihinde teslim edildiği anlaşılmaktadır.Davalı Kooperatifin davacılara gönderdiği yazı içeriği kapsamında çağrı Şirketin Kurumsal internet sitesinden de duyuru yapılmak suretiyle tüm ortaklarla paylaşılmış ve yine dosyadaki delillerden tespit edilebildiği üzere bu duyuru ve ilan da Kadıköy .... Noterliği tarafından ... yevmiye no ile 21.09.2017 tarihinde tespit edilmiştir.Nitekim Davacı taraflardan hiç birinin bu bildirimi almadığına, çağrıdan ve tarih sınırlamasından haberi olmadığına dair bir iddiası da bulunmamaktadır.Tüm bu davet, ilan ve duyurularda sermayenin artışına katkıda bulunmak isteyen ortaklara en geç 6 Ekim 2017 tarihine kadar sermaye ödemesinin duyurularda belirtilen adet ve tutarda yapılmasının gerektiği bildirilmiştir.Pay alım davet şartlarının şu şekilde bildirildiği tespit edilmiştir:-Tamamen ihtiyari olarak sermayenin artmasına katkıda bulunmak amacıyla en geç 6 Ekim 2017 tarihine kadar yeni pay alınması,- Yeni pay alacak her bir ortağın payının 100 TL pay bedeli ve azami 5.000 adet paya ve 500.00 TL tutara kadar olacak şekilde başvuru yapması.İlan içeriği ortaklara ihtiyari bir katılım daveti niteliğinde olup, davette belirtilen alınacak pay bedeli ve tutarı da 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile Kooperatifin dönemki Ana Sözleşmesi'ne de uygundur.Davalı Kooperatifin ortaklarına ihtiyari olarak 6 Ekim 2017 tarihine kadar pay artırım talebinde bulunabileceğini bildirmesi sonucunda bir takım ortakların belirtilen tarihe kadar ve belirtilen oranlarda pay alımında bulunduğu, Davacıların ise süresinde pay alım çağrısına karşılık vermedikleri anlaşılmıştır....'ın, TC Üsküdar ... Noterliği'nin 30 Ekim 2017 Tarih ve ... ve yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, ...'ın TC Üsküdar .... Noterliği'nin 03 Kasım 2017 Tarih ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, ...'ın TC Üsküdar .... Noterliği'nin 03 Kasım 2017 Tarih ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı Kooperatifin bildirdiği son tarih olan 6 Ekim 2017 tarihinden sonra pay artırım talebinde bulundukları ve yeni pay taahhütlerinin 1/4'ünü Kooperatifin hesabına yatırdıklarını beyan ettikleri tespit edilmiştir. Ancak yapılan 1/4 oranındaki ödemenin kapalı hesaba yapılmış olması nedeniyle, davacıların hesaplarına banka tarafından iadeli edildiği gerek tarafların beyanı gerekse de dosyada bulunan iadeye ilişkin sunulan dekontlardan anlaşılmıştır,Anılan ihtarnamelerin içeriğinden; davacıların hem pay alım davetine süresinde cevap vermediği hem de süresinden sonra yaptığı pay alım talebinde çağrıda belirtilenin aksine, payın bedelinin tamamını değil nedense 1/4'ü oranındaki ödemesini yaptığını söylediği görülmektedir. Davacılar 6 Ekim 2017 tarihinden sonra, üstelik ödeme şartlarına aykırı bir şekilde, pay alımı çağrı ilanında yeni paya ilişkin ödemenin tamamının yapılması belirtilirken 1/4'ü oranındaki ödemeyi yaptıklarını belirterek, yeni pay alma talebinde bulunmuşlardır.Davalı Taraf'ın, Kadıköy .... Noterliği'nden davacıların her birine ayrı ayrı gönderdiği ihtarname ile, aslında davacıların pay alım taleplerini reddetmediği ancak alınan karar gereği tüm ortaklara aynı şekilde 6 Ekim 2017 tarihine kadar yeni pay alım hakkı verildiği bu nedenle ilan ve çağrılarda belirtilen banka hesabına, yine belirtilen süre içerisinde davacılardan herhangi bir ödeme gelmediğini, ödeme gelmesi halinde tarihi geçirdikten çok sonra yapılan ödemelerin iade edileceğini bildirdiği anlaşılmaktadır.Davalı Kooperatifin davacılara gönderdiği cevabi ihtarnamesinden de, tür değişikliğini yapabilmek için kooperatif ara bilançosunun olumlu çıkması için ortaklara ihtiyari pay alım davetini yaptığı açıklanmaktadır. Davalı Şirket türü itibariyle, Kooperatiften Anonim Şirkete dönüşürken TTK 332/1 uyarınca sermaye tutarının en az 50.000,00TL olması gereklidir. Kooperatif ihtiyari pay alım çağırısını da Kooperatifin bu gerekli esas sermaye tutarına ulaşabilmek ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na tür değişikliği için başvuru yaparken uygunluk alabilmek için yaptığı da anlaşılmaktadır.Tüm süreçlere bakıldığında, Davalı Kooperatil'in tür değişimi sürecine girdikten sonra, Anonim Şirkete dönebilmek için gerekli olan sermaye yeterliliğini karşılayabilmek adına ortaklarına ihtiyari pay alım daveti yaptığı, bu davete süresinde ve davetteki şartlara uygun şekilde icabet eden ortaklarının ödemesi ile tür değişikliği için gerekli olan sermaye yeterliliğini sağlayarak 19.10.2017 tarihli yazı ile tür değişikliği için Bakanlığa başvurduğu, alınan Yönetim Kurulu Kararı ile tür değişimi kararının ortakların onayına sunmak için yapılacak olağanüstü genel kurul toplantısı sürecinin tamamlanmasına kadar ortaklığın mevcut haliyle devam etmesine karar verildiği görülmektedir.Tüm dosya içeriğinden ve dosyaya celp edilen belgelerden Davalı Kooperatif'in Hazine Müsteşarlığının da talimatı ile tür değişikliği sürecinde olduğu, şirket türünün Anonim Şirkete dönüştürülebilmesi için sermaye yeterliliğini sağlaması gerektiği, bu sebeple de tüm ortaklarına yeterli süre önceden çağrıda bulunup ihtiyari olarak pay artırımına katılıp katılmayacakları sorulmuştur.1163 sayılı Kooperatifler Kanunu 23. maddesindeki "Ortaklar bu kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittirler." düzenleme gereği, Davalı Kooperatifin tüm ortaklarına aynı imkanlarla aynı süreyi vererek pay alım hakkı tanıdığı görülmektedir. Davalı Kooperatif, tüm ortakları için tanıdığı ihtiyari pay alım hakkını, 6 Ekim 2017 tarihinden makul bir süre öncesinde gerek tüm ortaklara iadeli taahhütlü mektupla gerekse de Kooperatif Kurumsal internet sitesinden duyurmuştur.Davalı Kooperatifin o dönemde tür değişikliği sürecinde olduğu göz önüne alındığında, tür değişikliği süreçlerini tamamlayabilmek için tür değişikliği kararının ortakların oylamasına sunulacağı genel kurul toplantısına kadar, ortakların pay alımının sınırlandırmasında ana sözleşme ve mevzuat anlamında bir aykırılık bulunmamaktadır. Zira böyle bir tarih sınırının konulmaması halinde, gerçekten de sürekli olarak bir ortağın yeni pay alım talebinde bulunması ve ortakları yapısı ile sermeyenin bir türlü nihai hale getirilememesi gibi bir risk olacaktır. Ortaklık yapısı ile sermayenin nihai hale getirilememesi durumunda da, o dönemde dönüşüm (tür değişikliği) sürecinde olan Davalı Kooperatifin Ticaret Bakanlığı ile Hazine Müsteşarlığına tür değişikliği için izin başvurularının bir türlü yapılamaması ve tür değişikliğinin gerçekleştirilememesine sebep olabilecektir.Huzurdaki davanın konusu Yönetim Kurulu Kararının İptali davası olup, Davalı Kooperatifin Yönetim Kurulu Kararlarında Davacıların ortaklık haklarına zarar verecek bir karar alınmadığı aksine tüm ortaklara aynı şartların sağlandığı, Yönetim Kurulu Kararında pay alım tarihinin 6 Ekim 2017'e kadar sınırlanmasının da Kooperatifin o dönemde Tür Değişikliği sürecinde olduğu göz önüne alındığında sürecin devamı için bir tarih sınırlamasının makul kabul edilebileceği, aksi halde Davacılar gibi sürekli bir ortağın pay artırım talebinde bulunması halinde yeni ortaklık yapısı ve sermayenin nihai haline gelmesinin mümkün olamayacağı, bu durumda da Kooperatifin tür değişikliği sürecini tamamlayamayacağı ve bu sürenin uzaması halinde Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü'nün yaptırımları ile karşılaşılabileceği, üstelik Davacıların süresinden sonra pay artırım taleplerinin kabul edilmesi halinde süresinde pay artırım talebinde bulunarak ödemelerini süresinde yapmış diğer ortaklar açısından, eşit işlem ilkesine aykırı davranılmış olacağı kanaatine varılmıştır.Davacı tarafların dilekçesinde pay alım taleplerini neden 6 Ekimden çok sonra ve pay bedelinin 1/4'ünü ödemek suretiyle yaptıklarına dair bir açıklama görülememiştir. Ancak Davacılar dilekçesinde yer alan, “Davalı kooperatifin yönetim kurulunun pay artırım talebinin reddinin açık bir şekilde kötü niyetli olduğu ve Kooperatif şirket Anonim Şirkete dönüştüğünde Davacının pay adedinin düşük kalmasını ve Anonim Şirket hisse çoğunluğunun mevcut yönetim kurulunda kalmasının hedeflendiği” şeklindeki iddiasının dayanağı anlaşılamamışsa da, ciddi bir iddiadır. Bu nedenle herhangi bir hak kaybına sebep olmamak ve varsa önemli bir hususun atlanmaması için inceleme sırasında bu husus Davacılar vekiline de sorulmuş ancak kendisi de bir sebep söylememiş sadece dava dilekçesinde yazdığı şekilde istedikleri zaman sermaye Payı artırımı yapıp yapamayacaklarının incelenmesini istediklerini söylemişlerdir. Ancak, Davacıların gerçekten de böyle bir şekilde kendilerinin paylarının Davalı Kooperatif nezdinde kasıtlı azaltılmak istendiğine dair bir şüphesi vardıysa, pek ala Davacıların da 6 Ekim 2017 tarihine kadar pay alımına katılabileceği açıktır. Ancak Davacılar bu haklarını kullanmamışlardır." şeklinde görüş ve kanaat sunulmuştur.İstinaf sebeplerinin incelenmesi;1163 sayılı Kooperatifler Kanununda, yönetim kurulu kararlarına ilişkin iptal davası açılması sadece Kanunun 16.maddesinde, yönetim kurulu tarafından alınan ortaklıktan çıkarılma kararlarına karşı düzenlenmiştir. Bu hal dışında ilke olarak yönetim kurulu kararlarına karşı doğrudan iptal davası açılamaz. Ancak yönetim kurulunun almış olduğu karar, bir ortağı doğrudan ilgilendirir veya onun haklarını ortadan kaldırır nitelik taşırsa ortaklıktan çıkarılma dışındaki bu tür yönetim kurulu kararları aleyhine doğrudan iptal davası açılabileceği Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir. Fakat bu durumda alınan kararın, doğrudan ortağı ilgilendiren bir karar olması gerekmektedir.Üyeye doğrudan dava açma hakkı verilen kararlar incelendiğinde; üyeye şahsi olarak zarar veren, bütün üyeleri ilgilendirmeyen, açıkça hukuka aykırı kararlardır. Ayrıca konusu imkansız veya emredici hukuk kurallarına aykırı, ahlak ve adaba aykırılık bulunan batıl nitelikteki yönetim kurulu kararlarına karşı doğrudan iptal davası açılabilir, diğer hallerde ise öncelikle yönetim kurulu kararına karşı itiraz edilmesi, itiraz üzerine genel kurulda alınacak kararın, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca dava edilmesi mümkündür. Bir ortağın yönetim kurulu kararına itirazının genel kurul gündemine alınması için yönetime yaptığını iddia ettiği başvurusu üzerine itirazı genel kurul gündemine alınmamış ve genel kurulca bir karar verilmemiş ise, davacının yönetim kurulu kararının iptali için doğrudan dava açılabileceğinin ilke olarak kabulü gerekir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2014/2243 E. 2014/7665 K., 2013/7506 E. 2014/691 K., 2012/6937 E. 2013/2091 K., 2012/6311 E. 2013/1145 K., 2011/5071 E. 2012/223 K. sayılı kararları).Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 18/01/2013 tarihli 2012/6146 E. 2013/207 K. sayılı ilamında; "...Davacı kooperatifçe, davalı birlik yönetim kurulu ile müdahil arasındaki ibralaşma protokolünün kendisinin ve davalı birliğin üyesi bulunan diğer kooperatiflerin zararına olduğu ileri sürülerek iptali istenmiştir.Kooperatifler Kanunu'nun 59/3. Maddesinde; "Yönetime veya temsile yetkili şahısların kooperatife ait görevlerini yürütmeleri esnasında meydana getirdikleri haksız fiillerden doğan zararlardan kooperatif sorumludur" hükmüne, 62/3. maddesinde ise; "Yönetim Kurulu üyeleri ve kooperatif memurları, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar" hükmüne, yine aynı Kanun'un 98. maddesinin yollamasıyla TTK 336/5. maddesinde ''idare meclisi azaları şirket namına gerek kanunun gerek esas mukavelelerinin kendilerine yüklediği sair vazifelerin kasden ve ihmal neticesi olarak yapılmamasından gerek şirkete, gerek münferit pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı müteselsilen mesuldürler'' hükmüne yer verilmiştir. BK’nın 41., 50. ve 51. madde hükümleri ile yukarıda anılan maddeler birlikte değerlendirildiğinde, yöneticilerin ve temsile yetkili şahısların zarar doğuran eyleminden dolayı, yöneticiler ve kooperatif müteselsilen sorumludurlar. Bu nedenle, ortaklığın, yöneticilere karşı sorumluluk davası açmasının yanı sıra ortakların, kooperatife karşı maddi ve manevi tazminat davası açma hakları bulunmaktadır.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11.06.1981 tarih ve 2329/298 sayılı ilamında da açıklandığı üzere ortağın şirketi dava etmesine engel bir hüküm bulunmamaktadır.1982 Anayasası'nın 36. maddesinde yer verilen "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" ibaresi, ortakların dava açma hakkının temel dayanağıdır. Kooperatif ortağı olma, kooperatife karşı dava açma hakkından vazgeçme olarak yorumlanamayacaktır. Ortak tarafından dava hakkının kullanılması, ortaklığın TTK'nın 341' nci maddesine dayalı dava açma hakkında olduğu gibi, genel kurul kararına ve davanın denetçilerin asıl ya da vekil aracılığı ile dava açmasına bağlı değildir. Ortakların dava açma hakları da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları ile ortaklığın malvarlığını azaltan veya kötüleştiren davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararıdır. Ancak, ortak TTK’nın 309. ve 340.maddeleri uyarınca dolaylı zarar dolayısıyla açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. İkinci durum ise doğrudan zarar halidir. Bu halde yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Esasen, bu zararın üçüncü kişinin gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır. TTK'nın 336/5 maddesinde anlamını bulan bu dava türünde ise ortaklar talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isteyebilirler. Öte yandan, kural olarak, yönetim kurulu kararları doğrudan dava edilemezler. İtiraz üzerine genel kurulda alınacak kararın, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca dava edilmesi mümkündür. Fakat yönetim kurulu kararlarının doğrudan ortağın kişisel haklarını etkilemesi, onun zararına sonuçlar doğurması halinde doğrudan dava konusu edilebileceği, gerek öğretide ve gerek yargısal içtihatlarda kabul edilmektedir.Somut olayda, protokolün bir tarafı yönetim kurulu olup, davacının doğrudan dava hakkına neden olan bir yönetim kurulu kararı bulunmadığı gibi, yönetim kuruluna, müdahil kooperatif ile sözleşme yapılması konusunda yetki tanıyan genel kurul kararının iptali istemiyle herhangi bir dava açılmadığı, bu genel kurul kararının kesinleştiği, genel kurul kararı iptal ettirilmeden, yönetim kurulu kararının iptalinin de esasen istenemeyeceği 08.06.2010 tarihli ibralaşma protokolünün uygulanması sonrasında bir zarar doğması durumunda davacı ortağın doğrudan ya da dolaylı zararları ile ilgili yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yöneticiler ve kooperatif aleyhine tazminat davası açma hakkının bulunduğu kuşkusuz olup, henüz protokolün uygulanmadığı ve zararın ortaya çıkmadığı bir aşamada bu davanın açılması erken olup, davanın bu gerekçe ile de reddi gerekir..." şeklinde karar verilmiştir.Asıl ve birleşen dosya davacılarının iptalini talep ettiği yönetim kurulu kararı, kooperatifin, anonim şirkete dönüşüm sürecinde, ortaklara ihtiyari pay alım hakkı veren ve bunu kooperatifin anonim şirkete dönüşüm süreci nazara alınarak belli bir süre ile kısıtlayan, tüm ortakları ilgilendiren bir karardır. Dolayısıyla iptali istenen yönetim kurulu kararı, sadece davacıların şahsını ilgilendiren bir karar olmadığı gibi somut olayda yokluk ve butlan sebeplerinin de bulunmadığı anlaşılmıştır.Zira bu süreçte, pay alımlarının hangi tarihe kadar gerçekleştirilebileceği Kooperatifin internet sitesinde ilan edilmiş ayrıca tüm ortaklara gönderilen mektup ile bildirilmiştir. Bir kısım ortaklar süresi içerisinde pay alımı gerçekleştirmiş ise de davacıların 06/10/2017 tarihinde kadar Kooperatife ulaşan bir talepleri yoktur.Davacılar ... ve ...'a iadeli taahhütlü mektuplar teslim edilmiş, ancak ...'ın adresine 28/09/2017 tarihinde ulaştırılmasına rağmen teslim edilemediği için 09/10/2017 tarihine kadar PTT'de bekletilmiş ve bekleme süresi içerisinde teslim alınmaması nedeniyle bekleme süresi sonunda 09/10/2017 tarihinde iade edilmiştir. Davacının kendisine mektup gönderilen adresin bildirdiği adres olmadığı yanlış adrese mektup gönderildiğine dair bir iddiası bulunmamaktadır. Bu durumda gerek bildirimlerin gönderilmiş olması gerekse internet sitesinde gerekli duyuruların yapılmış olması karşısında bu yöndeki itirazlar yerinde görülmemiştir.Dava 1163 sayılı yasadan kaynaklandığı için 99/2 maddesi uyarınca basit yargılama usulüne tabidir.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 317. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, basit yargılama usulünde, dava ve cevap dilekçesi dışında cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi verilemez. Bu çerçevede, taraflar dilekçeleriyle birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek, ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de, bunların bulunabilmesini sağlayacak bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadırlar (m. 318). Dilekçe sayısı, bu usulde görülecek işlerin basit olması ve kısa sürede karara bağlanmasını sağlamak amacıyla sınırlandırıldığından, birer defa dilekçe vermek durumunda olan tarafların daha dikkatli davranmaları gerekmektedir. Basit yargılama usulünde iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı, yazılı yargılama usulünden farklı olarak dava açılmasıyla ve cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar (m.319).Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 322. maddesi atfı ile basit yargılama usulünde de uygulama alanı bulan "Ön İnceleme duruşması" başlıklı 140. maddesinin 5. fıkrası; "139 uncu madde uyarınca yapılan ihtara rağmen dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan veya belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir." şeklinde düzenlenmiştir. Burada vurgulanması gereken husus özellikle 140. maddede "dilekçelerinde gösterdikleri" ibaresinin kullanılmış olmasıdır. HMK'nın 140. maddesinin gerekçesinde belirtildiği üzere taraflar, delil olarak dayandıkları belgeleri dilekçelerine ekleyerek vermek ya da başka yerden getirilecekse, bunu belirtmek zorundadırlar. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 24/02/2022 tarih 2020/(22)9-700 E. 2022/207 K.). HMK'nın 119. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi gereği davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini göstermesi, bu çerçevede tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu belirterek bildirmesi, ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de, bunların bulunabilmesini sağlayacak bilgilere dilekçelerinde yer vermeleri bir zorunluluk olup istinaf dilekçesinde belirtilen Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Kurulu Raporunun davacının delilleri arasında yer almadığı, 36 sayfadan ibaret olduğu sayfa numarasından anlaşılan söz konusu raporun sadece 26 ila 29 sayfalarının ön inceleme duruşmasından sonra sunulduğu ancak davalı tarafın bu raporun sunulmasına muvafakat etmediği anlaşılmakla yukarıda belirtilen yasal düzenlemelere göre basit yargılama usulüne tabi yargılamada davacının dava dilekçesinde bildirmediği ve sunmadığı belgeleri yasal süre geçtikten sonra sunması mümkün değildir. İddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı kapsamında, mahkemece bu belgelere itibar edilmemesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Kooperatif ortakları arasında hak ve borçlar bakımından "eşitlik ilkesi" esastır. Söz konusu ilke Kooperatifler Kanunu'nun 23.maddesinde "Ortaklar bu kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittirler." şeklinde düzenlenmiştir. Eşitlik kavramı mutlak ve nispi eşitlik olmak üzere ikiye ayrılır. Ortaklık statüsünden doğan objektif haklara sahip olma ve bunların korunmasını isteme hakkı mutlak eşitlik kapsamındaki haklara örnek gösterilebilecek iken, kooperatif ortaklığına bağlı olarak yararlanma ve maddi menfaat sağlamada ortağın eylemli katkısı ve özverisinin gözetilmesi ise nispi eşitlik ilkesi gereğidir. Bu itibarla, ortaklıktan kaynaklanan borçlarını yerine getiren bir ortağın, eşit durumda bulunduğu diğer ortaklara tanınan haklardan kendisinin de yararlandırılmasını istemeye hakkı vardır. Somut olayda, kooperatif tarafından tüm ortaklara eşit davranılmak suretiyle bir tarih belirlenmiş ve belirlenen tarihe kadar pay alımı yapan ortaklar yönünden işlem gerçekleştirilmiş olup eşitlik ilkesine aykırı bir durum söz konusu değildir. Açıklanan nedenlerle mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerindedir.Somut olayda her bir davacı tarafından ayrı ayrı dava açılmış olup, açılan davalar birleştirilmiştir. Birleştirilen davaların tahkikat safhası müşterek olmakla birlikte, birleştirme kararı verilmesi her bir davanın müstakil dava olma özelliğini ve bu bağlamda her biri hakkında ayrı ayrı hüküm tesis edilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Mahkemece her bir dava yönünden ayrı ayrı hüküm tesis edilmesi gerekirken "davanın reddine" dair karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Yine aynı gerekçelerle, her bir dava yönünden, davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmiş olması da doğru görülmemiştir.İlk derece mahkemesinin karar tarihi olan 24/12/2019 tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Seri Davalarda Ücret" başlıklı 22.maddesinde; "(1) İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda onbeş dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, ...hükmedilir.Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir." 03/10/2024 tarih ve 32681 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren yani Dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Seri Davalarda Ücret" başlıklı 22.maddesi; "(1) İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda on dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, ...hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir." şeklinde düzenlenmiştir.Asıl ve birleşen davaların seri nitelikte açılan davalar olduğu kabul edilerek, seri dava dosyalarının sayısı gözetilip karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince her biri yönünden ayrı ayrı maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi kabul edilmiştir.Ayrıca gerekçeli karar başlığında, asıl ve birleşen davalar yönünden "davacı" tarafın hatalı gösterildiği, asıl dosya davacısı "..." olmasına rağmen mahkeme kararında "..." olarak belirtildiği anlaşılmakla, bu husus Dairemiz kararında düzeltilmiştir.Açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin asıl ve birleşen davalar yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine,Davalı vekilinin asıl ve birleşen davalar yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmelidir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacılar vekilinin asıl ve birleşen davalar yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,2-Davalı vekilinin asıl ve birleşen davalar yönünden istinaf başvurusunun AYRI AYRI KABULÜ ile İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/12/2019 tarihli 2017/1213 E. 2019/1318 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA VE YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLMESİNE,a-Asıl davanın REDDİNE, b-Birleşen İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1249 E. sayılı dosyası ile açılan davanın REDDİNE, c-Birleşen İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1253 E. sayılı dosyası ile açılan davanın REDDİNE, ç-Asıl dava yönünden yargılama giderleri;-Karar tarihinde yürürlükte olan Harçlar Kanunu'na bağlı tarife uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar harcından, yatırılan 31,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 396,20 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması,-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına,-Davalı taraf vekille temsil olunduğundan, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 22.maddesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,-Yatırılan gider avansından artan kısmın taraflara karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesi tarafından iade edilmesine,d-Birleşen İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1249 E. sayılı dosyası ile açılan dava yönünden yargılama giderleri;-Karar tarihinde yürürlükte olan Harçlar Kanunu'na bağlı tarife uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar harcından, yatırılan 31,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 396,20 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması,-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına,-Davalı taraf vekille temsil olunduğundan, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 22.maddesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,-Yatırılan gider avansından artan kısmın taraflara karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesi tarafından iade edilmesine,e-Birleşen İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1253 E. sayılı dosyası ile açılan dava yönünden yargılama giderleri;-Karar tarihinde yürürlükte olan Harçlar Kanunu'na bağlı tarife uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar harcından, yatırılan 31,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 396,20 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması,-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına,-Davalı taraf vekille temsil olunduğundan, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 22.maddesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,-Yatırılan gider avansından artan kısmın taraflara karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesi tarafından iade edilmesine,3-İstinaf yargılama giderleri yönünden,a-Taraflarca asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,b-Davacılar tarafından asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı yatırılan istinaf karar harçlarının Hazineye gelir kaydınına, c-Davalı tarafından asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı yatırılan istinaf karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, ç-Davalı tarafından asıl ve birleşen dava yönünden sarfedilen 3.309,70 TL (istinaf başvuru ve karar harçları ve posta masrafı) istinaf yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,d- Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin, davacılar üzerinde bırakılmasınae-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine,f-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 16/10/2024