Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/1127 E. 2024/426 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/1127
- Karar No
- 2024/426
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/26 KARAR NO: 2025/424 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/06/2024 NUMARASI: 2017/1127 Esas - 2024/426 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı şirkete ait ... ve ... plakalı araçların davacı tarafından davalıya borcu sebebiyle İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasından haczedildiğini, bu iki aracın davalının talebi üzerine 24.01.2017 günü muhafaza altına alındığını, davacının başvurusu sonucu araçların teslimine karar verildiğini, ancak araçların teslim alınması için 03.05.2017 günü Alibeyköy cep otogarı yanındaki İsparka ait park yerine gidildiğinde davalının denetimi altındaki araçların hasarlı olduğunun, davacının denetim ve kontrol görevini yapmadığının tespit edildiğini, davacı şirketin zararının tespitinin istendiğini, araçların her ne kadar davalı şirket çalışanı ...a bırakılmışsa da davalıya ait bir otoparkta tutulduğunu, 6 ay süreyle kış şartlarında açıkta bırakılan aracın mekanik açıdan zarar gördüğünü, araçlardaki hasarların bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, suç duyurusunda bulunulduğunu, olay yeri inceleme raporunda araçlardaki hasarların belirlendiğini, sonraki dönemde araçların nakliyesi için 6000 TL harcadıklarını, Bursa 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/75 D.İş. sayılı dosyasıyla hasarın 116.807,27 TL olarak tespit edildiğini, ancak araçların açıkta ve soğukta kalmış olmaları sebebiyle oluşan mekanik hasarın ortaya konulmadığını, bu konuda ayrıca bir inceleme yapılması gerektiğini, zarardan davalının sorumlu olduğunu belirtmiş ve şimdilik 20.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş olup talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 116.807,27 TL'ye yükseltmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Davanın reddinin gerektiğini, davacının iddia ettiği gibi ... plakalı araçta meydana gelen hasardan davalıların sorumlu olmadığını, icra dosyasından anlaşılacağı üzere aracın zaten hasarlı olduğunu, davacının iddia ettiği hasarların zaten araçta mevcut olduğunu, araç otoparka geldiğinde frenlerinin çalışmaması sebebiyle bariyere çarptığını ve araçta bir kısım hasarların oluştuğunu, aracın 6 ay süreyle hasar gördüğünün ileri sürüldüğünü ancak aracın zaten mekanik arızalı olduğunu, araçların davacı tarafından otoparka çekildiğini, davalının bu yönde bir talebinin olmadığını, otoparkın açık otopark olduğunun belli olduğunu, borcu zamanında ödemeyen davacının zarara kendisinin sebep olduğunu, davanın reddinin gerektiğini, tespit dosyasındaki hasar tespitini kabul etmediklerini, aracın üzerinde yaklaşık 68 adet haciz olduğunu, bu hususa dikkat edilmesi gerektiğini belirtmiş ve davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "... Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede; Davacıya ait araçların 24/01/2017 tarihli haciz tutanağını ile muhafaza altına alınarak davalı ...'a yediemin olarak teslim edildiği ve diğer davalıya ait otoparka çekilerek muhafaza edildiği, araçların davalıların sorumluluğu altında iken kimliği belirsiz kişilerce araçlara zarar verildiğinin ve hasara uğradığının dosya kasamındaki gerek polis tutanakları gerekse araçların yedimemine teslimi esnasında tutulan ve teslim alındıktan sonraki süreçte aldırılan tespit ve bilirkişi raporu ile sabit bulunduğu, mahkememiz dosyasında alınan karşılaştırmalı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli 01/02/2023 tarihli bilirkişi heyet raporu ile davacının araçlarında meydana gelen zararın 101.140,76-TL olduğunun anlaşıldığı, davacı vekili dava dilekçesinde her he kadar araçların açıkta ve soğukta kalmış olması sebebi ile mekanik zarar oluştuğunu da iddia etmiş ise de yargılama sırasında mahkememizce bu hususta davacıya zararın açıklanması için verilen süreye rağmen açıklayıcı bir beyan dilekçesi sunulmadığı, 19/12/2023 tarihli beyan dilekçesi ile de ek bir araştırma yapılmaksızın karar verilmesinin talep edildiği, bu sebeplerle dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun yeterli bulunduğu, buna göre davacıya ait araçların 101.140,76-TL zarara uğradığı, davaya konu araçların dava ...'a yediemin olarak bırakılmış olduğu ve davalının yediemin sorumluluğu altında iken zarara uğradığı, yediemin olarak davalının, satış tarihine kadar aracı muhafaza etmek, teslim amacı dışında kullanmamak ve tespit edilen satış tarihinde de belirlenen mahalde aracı hazır etmek yükümlülüğünde olduğu, açıklanan sebeplerle davalı ...'ın yükümlülüğünde iken araçlarda zarar meydana geldiğinden davalının meydana gelen zararı karşılaması gerektiği, diğer davalı İspark yönünden yapılan değerlendirmede ise araçların davalıya ait otoparkta iken zarara uğradığı, otopark işletmecisi olan davalının işletmesine ait otoparka bırakılan taşınırı güvenli bir mahalde muhafaza etme yükümlülüğü altında olduğu ancak davalının sorumluluğu altında bulunan aracın korunmasına ilişkin sorumluluğu yerine getirmekte kusurlu davrandığı bu hali ile doğan zarardan diğer davalı ile birlikte müşterek ve müteselsilen sorumluğunun bulunduğu anlaşılmakla davanın 01/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen tutar üzerinden kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş, davacı vekili mahkememiz kısa kararından sonra her ne kadar mahkememizce kabulüne karar verilen tazminatın kısa kararda davalılardan ödenmesine şeklinde yazılmış kısmının, gerekçeli kararda davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline şeklinde yazılmasını talep etmiş ise de, mahkemenin gerekçeli kararı ile kısa kararı arasında farklılık olamayacağından kısa kararda değişiklik yapılmamış ve bu talep ek karar ile değerlendirilmek üzere; Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, 101.140,76 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, ..." karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen ek karar ile; "...Davacı vekilinin 10/06/2024 tarihli tavzih talebinin KABULÜ ile; mahkememiz 2017/1127 E. 2024/426 K. Sayılı 07/06/2024 tarihli kararının 1 no.lu bendinin " Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, 101.140,76 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE," şeklinde TAVZİHİNE,..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalılar vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; Cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, davacının davasını ispat edemediğini, müvekkillerinin davacıya karşı herhangi bir haksız eylemi veya kusurunun bulunmadığını, dava konusu araçlarda bulunan hasarların bir kısmı muhafaza öncesinde mevcut iken bir kısmının da araçlar otoparka çekilirken meydana geldiğini, araçlar davacı şirket çalışanları tarafından otoparka çekilmiş olup aracın frenlerinin çalışmaması sebebiyle aracın bariyerlere çarptığını ve araçta bir kısım hasarlar meydana geldiğini, taşıtların anahtarlarının müvekkili şirket veya çalışanlarına teslim edilmediğinden müvekkillerinin araçlara ilişkin tedbir alma imkanı bulunmadığını, tavzih kararının hatalı olduğunu, beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava yedieminliği suistimalden ve diğer davalının otoparkına bırakılan araçta meydana gelen zarar sebebiyle sorumluluğuna ilişkindir. TBK.m.49 gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Dosyada mevcut delil durumuna göre, davacı şirkete ait ... ve ... plakalı araçların davacının davalı şirkete olan borcu sebebiyle haczedildiği, davalı şirketin talebi ile muhafaza altına alınan bu araçların davalı şirkete ait otoparka çekildiği ve davalı şirket çalışanı olan diğer davalıya bırakıldığı, araçların davalıların uhdesinde iken dış hasara uğradığı,04.05.2017 tarihli haciz tutanağı ile 13.09.2017 tarihli bilirkişi raporundaki hasarlar aynı olup buna göre araçların bilirkişi raporuyla belirlenen dış hasarlarının haczedildiği 24.01.2017 tarihinde mevcut olmadığı, buna göre davalıların %100 kusurlu olduğu, zararın belirlenmesinde uzman bilirkişi değerlendirmesinin gerektiği, İlk Derece Mahkemesince alanında uzman bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunun dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü ve denetime elverişli olduğu, raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı,İlk Derece Mahkemesince verilen tavzih kararının usul ve yasaya uygun olduğu,davalılara yüklenen borçların genişletilmesi sonucunu doğurmadığı anlaşıldığından davalılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1127 Esas 2024/426 Karar sayılı 07/06/2024 günlü kararına yönelik davalılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.908,92 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 1.727,23 TL'nin mahsubuyla bakiye 5.181,69 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2025