Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/1050 E. 2020/610 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/1050
- Karar No
- 2020/610
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/221 KARAR NO: 2024/245 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 10/11/2020 NUMARASI: 2017/1050 E. - 2020/610 K. DAVANIN KONUSU Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01.03.2017 tarihinde davalıdan 480.000,00 TL değerinde 4 dingilli ve beton pompalı ikinci el kamyon satın aldığını, ancak aracın satıldığı anda ağır arızaları olduğunu, aracın satıldığı 18.05.2017 tarihine kadar toplamda 10 gün çalışabildiğini, satım sırasında aracın ciddi arızaları olduğunun bildirilmemesinin müvekkilinin zararına neden olduğunu, aracın 18.05.2017 tarihinde ayıplı şekliyle 180.000,00 TL’ye satabildiğini, müvekkilinin yaklaşık 90 güne sürede dava dışı ... ile yaptığı anlaşma sonucu taşıması gereken betonları taşıyamayarak ciddi zarara uğradığını, bu süre zarfında araçtan gelir elde edemediğini, aracın dört kez davalı şirketin yetkili servisinde ücetsiz onarıldığını, buna rağmen aracın çalışmadığını ileri sürerek, aracın alım satım farkı için 2.800,00 TL, mahrum kalınan kar için 200,00 TL olmak üzere toplamda 3.000,00 TL’nin 01.03.2017 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; yasanın öngördüğü ayıp ve ihbar yükümlülüğüne uygun davranılmadığını, davanın satın alma işleminden 7 ay ve aracın üçüncü kişiye satılmasından 5,5 ay sonra açıldığını, davacının TTK'nın 23. maddesinde düzenlenen gözden geçişrme ve ayıp bildirimi yükümlülüğüne uymadığını, müvekkil şirketin ikinci el araçlarda garantili satış uygulamasının bulunmadığını, ikinci el satışlarda garanti belgesi imzalanmaksızın sözleşmesinin doğrudan noterde düzenlendiğini, ücretsiz onarımların müşteri memnuniyeti kapsamında yapıldığını, aracın kullanıcısından kaynaklanan arızaların dahi ücretsiz onarılarak çok cüzi bir ücretin faturaya yansıtıldığını, dava dilekçesinde belirtilen zararların gerçeği yansıtmadığını, aracın pompa tesisatı ile birlikte satın alınmasına rağmen üçüncü kişiye sadece beton pompa üst yapı modifikasyonunun satıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davacı vekili, cevaba cevap dilekçesinde özetle; arıza üzerine ücretsiz onarım yapılabileceğinin davalı yaca bildirildiğini, ancak yapılan tüm onarımlara rağmen araçtaki arızaların giderilemediğini, TBK'nın 219.maddesine göre satılanda bulunması gereken özelliklerin bulunmaması halinde satıcının alıcıya karşı sorumlu olduğunu, satım konusunda uzman ekipleri bulunan davalının 480.000 TL gibi büyük bir bedelle ayıplı araç satmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, aracın ücretsiz onarılmasının da bu onarımların garanti kapsamında yapıldığını gösterdiğini, müvekkilinin arızanın ortaya çıkması ile davalıya başvurulması ve ücretsiz onarım alınması ile gözden geçirme ve ihbar yükümlülüğünün yerine getirildiğini belirterek, davanın kabulünü istemiştir.Davalı vekili, ikinci cevap dilekçesinde; ticari satım sözlemesinde TTK'nın 23. maddesine göre usulüne uygun bir gözden geçirme ve ayıp ihbarı yapılmadığını, tacirin temerrüdde düşürülmesi için TTK'nın 18. maddesinde belirtilen şekilde ihbar yapılması gerektiğini, ikinci el olarak satılan araç hakkında müvekkilince garanti verilmediğini, şirket politikaları gereği müşteri memnuniyet esas alınarak bir kısım onarımların karşılanmasının garanti anlamına gelmediğini, müvekkilinin ikinci el satışlarda garanti uygulamadığını, kaldı ki davacının da onarım için ücret ödemesi bulunduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Taraflar arasında gerçekleşen satıştan sonra, araç üzerinde 4 kez tamirat ve tadilat işlerinin yapıldığı, yapılan bu tamirat ve tadilat işlerinden, 3. Bom ile ilgili silindir ve kilitte yapılan tamirat ve tadilatların, toplam 4.518,48 TL’lik tutar üzerinden davacıya, diğer bütün tamirat ve tadilatların ise toplam 16.642,07 TL’ lik tutar üzerinden davalıya fatura edildiği, görülmektedir. Mevcut durumda satıştan kısa bir süre sonra, beton pompasının 'Bom' tabir edilen parçaları üzerinde sorun olduğunun anlaşıldığı ve bu sorun sebebiyle pompanın kendisinden beklenen vasıflarda çalışamadığı, bu sebeple de malın en son tamirat faturasının düzenlendiği 28.04.2017 tarihine kadar ayıplı olduğu anlaşılmaktadır. Fakat kesilen faturadan da anlaşıldığı üzere, dava konusu araç bu son ayıbın ortaya çıktığı 28.04.2017 tarihinde, davacı tarafından davalıya tadil ve tamir ettirilmiştir. Bu tamirattan sonra, satışa konu beton pompasının, 18.05.2017 tarihinde dava dışı 3. kişiye satılana kadar, eski ayıplarının doğru şekilde giderilmediği, yeniden nüksetmediği veya yeni gizli ayıplarının ortaya çıktığına dair olgusal veriler veya tamir faturası, ekspertiz raporu vb. sair bir belge, davacı tarafından dosyaya sunulamamıştır.Bu sebeple dava konusu aracın, 3. kişiye satılırken ayıplı olduğu veya halen ve fiilen ayıplı olduğu da ortaya konulamadığından, 28.04.2017 tarihinden sonra, takılan pompanın araçla uyumlu olup olmadığı, aracın yürür aksamlarını etkileyip etkilemediği, beton pompaya zarar verip vermediği gibi sebeplerle ayıplarının devam ettiği veya yeni ayıplarının var olduğu davalı tarafından ispat olunamamıştır. Ayıp bildirim yükümlülüğü bakımından da, 01.03.2017 tarihinde gerçekleşen satış sözleşmesinden sonra, 'Bom' parçalarında ortaya çıkan ayıpların, teslim sırasında açıkça belli olmayan ama inceleme ile ortaya çıkabilecek açık ayıp niteliğinde olduğu, bu bakımdan satıştan itibaren 8 gün içerisinde yani en geç 09.03.2017 tarihinde satıcıya bildirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.Dosya içerisinde bu tarihe kadar yazılı bir bildirime rastlanılmamakla beraber, yazılı bildirim bir geçerlilik değil ispat şartıdır, bu sebeple her ne kadar yazılı bir bildirim olmasa da, 11.03.2017 tarihinde 'Bom' parçalarından ortaya çıkan ayıpların tamir edilmeye başlandığı ve bedellerinin davalı tarafından ödendiği, bu sebeple bu parçadan kaynaklanan ayıpların varlığının süresi içerisinde bildirilmese dahi davalı tarafından kabul edildiği, anlaşılmaktadır.Varolduğu kabul edilen bildirimlerden sonra yapılan birden fazla tamirat ve en son 28.04.2017 tarihinde yaptırılan tamirat ve tadilattan sonra, davacının beton pompasının, 18.05.2017 tarihinde dava dışı 3. kişiye satılması sırasında var olduğunu beyan ettiği fakat tespiti yapılamayan, eski nükseden, giderilmeyen ya da yeni gizli ayıplarla ilgili ise davacı tarafından davalıya bir bildirim yapılmadığı görülmektedir. Garanti bakımından da, taraflar arasında yapılan bir sözleşme, garanti hükümlerini içeren bir madde sunulamamıştır. Dosyadan yaptırılan bilirkişi raporunda da, satış tarihi itibariyle aracın rayiç değerinin 150.000,00 TL olabileceği kabul edilmişse de, aracın en son elden çıkarıldığı tarihteki satım ile alım bedeli arasındaki farkın ve çalışmama sebebiyle elde edilemeyen gelir kaybının talep edilebilmesi için, aracın satış anında, ayıplı olduğunun tespit edilebilmesi ve bu farkın ayıptan kaynaklandığının tespiti gerektiği, dosya içerisinde böyle bir evraka rastlanılmadığından, herhangi bir zarar hesaplaması yapılamadığı, belirtilmiştir. Mevcut durumda eski ayıbın devam ettiği veya yeni bir ayıbın ortaya çıktığı tespit edilemediği..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 10.11.2020 tarihli son oturumda bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının değerlendirilerek ek rapor alınması aksi halde davanın ıslah edileceğine ilişin talebe rağmen ıslah talebinin dikkate alınmadığını ve itirazlar doğrultusunda ek rapor alınmadığını, davanın miktar yönünden artırılmasına imkan verilmeden karar verildiğini, aracın ayıplı olduğunun en başından beri bildirilmesine rağmen bu ayıbın satıcı tarafından giderilmediğini, satın alındıktan sonra ortaya çıkan ayıbın hemen davalıya bildirildiğini, bir çok kez onarılmasına rağmen arızaların giderilmediğini, davalının da ayıpları kabul ederek ücretsiz onarım yaptığını ancak ayıbın giderilemediğini, Mahkemece garanti sözleşmesi bulunmadığının kabul edilmesine rağmen, davalının ... yetkili bayisi olduğunu ve uzman ekipleri bulunduğunu, 480.000 TL fiyatla satılan bir araç için satıcının garanti vermemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, aracın bir çok kez ücretsiz onarılmasının da garanti olgusunu doğruladığını, mahkemece ıslah talebi değerlendirilmeden kesin karar verilerek uyuşmazlığın çözümsüz bırakıldığını, dava aydınlatılmadan karar verilerek müvekkilinin hakkının ortada bırakıldığını, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36. maddesinde yer alan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, kararın yasada yer alan gerekçeli karar düzenlemelerine aykırı olduğunu, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda çelişkiler ve eksiklikler bulunduğunu, raporda en son tamirin yapıldığı 28.04.2017 tarihine emtianın ayıplı olduğu, bundan sonra satışa konu beton pompasının, 18.05.2017 tarihinde satıldığı, bu tarihe kadar eski ayıpların yeniden ortaya çıktığına ilişkin bir belge bulunmadığının belirlendiğini, aracın fiilen incelenmediğinden ayıbın niteliği ile tamir sonrası ayıbın yeniden nüksettiğinin anlaşılamadığının kabul edildiğini, ayrıca 18.05.2017 tarihindeki rayiç değerinin yaklaşık 150.000,00 TL olabileceği ve aracın en son elden çıkarıldığı tarihteki satım ile alım bedeli arasındaki farkın ve çalışmama sebebiyle elde edilemeyen gelir kaybının talep edilebilmesi için, aracın satış anında, ayıplı olduğunun tespit edilmesi ve bu farkın ayıptan kaynaklandığının tespiti gerektiği, dosya içerisinde böyle bir evraka rastlanılamadığından, herhangi bir zarar hesaplaması yapılamadığı değerlendirmesinde bulunulduğunu, Rapordaki tespitlerin hatalı olduğunu ve mahkemece eksiklerin giderilmeden karar verildiğini, satın alınan aracın ayıplı olduğu ve satım tarihi olan 18.05.2017 tarihine kadar aracın ancak on gün çalışabildiğini, aracın kusurlu hali ile 180.000,00 TL'ye satabildiğini, müvekkilinin 90 güne yakın süre içinde ... ile yaptığı anlaşma sonucu taşıması gereken betonları taşıyamaması nedeniyle ciddi zarara uğradığını, bu sürede araçtan hiç bir gelir elde edilemediğini, araçta ayıp bulunduğu kabul edilip davalı tarafından ücretsiz onarıldığına göre ayıp ihbarının süresinde yapıldığının kabulü gerektiğini, müvekkilinin araçtan beklediği faydanın sağlanamadığını ve uğranılan zararın dosyadaki belgelerle tespit edilebileceğini, araçtaki gizli ayıp nedeniyle bu aracın satın alınma amacı doğrultusunda kullanılamadığının açık olduğunu, bilirkişi raporuyla tespit edilen '' bom kilidi arızalı, bom kilidi çatlak, bom kulakları yamuk, bom salması, kilidin sola kayması, bom kilidi kırılması'' şeklindeki şikayetlerin gizli ayıp niteliğinde olduğunu, ayıbın satım anında var olduğunu, üçüncü kişiye satıldıktan sonra ayıbın devam edip etmediğinin dava konusu olmadığını, mahkemece hakkaniyet ve adalet duygularının gereğine uygun bir inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiğini, yapılan yargılama ve verilen karar ile uyuşmazlığın çözülmeyerek müvekkilinin ciddi zararlarına neden olunduğunu, ek rapor ve ıslah talebinin dikkate alınmamasının adil yargılama hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, son oturumdaki bilirkişi raporuna yönelik itirazların değerlendirilerek, eksikliklerin giderilmesi ve dosyanın ek rapor alınması için bilirkişiye gönderilmesi, ıslah talebinin gözetilmesi gerekirken, yargılamanın sonlandırmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesine konu aracın ayıplı olması nedeniyle satım bedelinin indirilmesi ve ayıp nedeniyle yoksun kalınan kârın tahsilini amaçlayan bir tazminat davasıdır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, 01.03.2017 tarihinde 480.000 TL bedelle bir adet beton pompalı ikinci el kamyon satın aldığını, kamyonda gizli ayıp bulunduğunu, garanti süresi içinde aracın bir çok kez bozulduğunu ve garanti kapsamında davalı tarafından onarılmasına rağmen, araçtaki imalat hatasının giderilememesi nedeniyle aracın 18.05.2017 tarihinde 180.000 TL'ye satıldığı, alım fiyatı ile satım fiyatı arasındaki fark kadar zarara uğradığını, ayrıca aracın kullanılacağı dava dışı ... Şirketi ile yapılan sözleşme kapsamına kullanılamadığını, üç ay süre ile elde kalan aracın kullanılamaması nedeniyle de kar kaybına uğradığını ileri sürerek, alım ve satım fiyatları arasındaki fark için şimdilik 2.800 TL ile kar kaybı olarak 200 TL'nin tahsiline karar verilmesi talebi ile kısmi dava açmıştır.Davalı ise, taraflar arasında ikinci el araç satımına ilişkin sözleşme yapıldığını, aracın noterden satıldığını ve garanti verilmediğini, araçtaki arızaların müşteri memnuniyet çerçevesinde ve şirket politikası gereği onarıldığını, bir kısım onarım bedelinin davacının ödediğini, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, satın alınan aracın sadece beton pompası üst yapı modifikasyonunun 180.000 TL bedelle satıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Dosyadaki tespitlere göre, araçta meydana gelen arızaların gizli ayıp niteliğinde olduğu ve ayıpların ortaya çıkması ile derhal satıcıya bildirilerek satıcı tarafından onarıldığı anlaşılmakla ayıp ihbarının süresinde yapıldığı kabul edilmelidir. İlk derece mahkemesince de ayıp ihbarının zamanında yapıldığı kabul edilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen satım sözleşmesi ile 2008 model 4 dingilli beton pompalı araç davacı tarafından 01.03.2017 tarihli noterden düzenlenen satım sözleşmesi ile satın alınmıştır. Düzenlenen satım faturasında kamyon ve beton pompasının üst yapı modifikasyonu ayrı ayrı gösterilmiştir. Davalı tarafından aracın üçüncü kişiye satışı sırasında düzenlenen 18.05.2017 tarihli satım faturasında ise KDV dahil satım bedeli 212.500 TL olarak gösterilmiştir. Taraflar arasında satım sözleşmesi dışında ayrı bir garanti sözleşmesi imzalanmamıştır. Davalı tarafından arıza üzerine ayıp ihbarında bulunulmuş ve bir kısım arızalar davalı tarafından giderilmiştir. Arızaların giderilmesi ve davalının geniş bir teknik servis ile uzman kadrosuna sahip olması, bu satım yönünden davalıya garanti verildiği anlamına gelmemektedir. Davacı tarafından, ... Şirketine verilen hizmetlere ilişkin faturalar mahkemece getirtilmiş ve 2017 yılı Mart Mayıs aylarında 28 adet hizmet faturası düzenlendiği anlaşılmıştır. Mahkemece oluşturulan bilirkişi kurulunun sunduğu 19.06.2020 tarihli raporun incelenmesinde, 01.03.2017 tarihinde satılan aracın Bom olarak adlandırılan parçasında 11.03.2017, 30.03.2017,12.04.2017 ve 25.04.2017 tarihlerinde onarım yapıldığı, yapılan işlemlerden 12.04.2017 tarihli işleme ilişkin 4.518,48 TL bedelli faturanın davacıya, diğer üç işleme ilişkin 16.642.07 TL bedelli faturaların ise davalı adına düzenlendiği ve son tamirattan sonra aracın satıldığı 18.05.2017 tarihine kadar eski ayıpların giderilmediği veya yeniden ortaya çıktığı konusunda bir kanıt bulunmadığı, araçtaki kaybın tazmini halinde alım satım fiyat farkına göre 150.000 TL olduğu belirlenmiştir.Davacının ayıplı malın satım parasından indirim seçimlik hakkını kullandığı, seçimlik hakkını bu şekilde kullanmasının davacının yasal hakkı olduğu, ayrıca üç ay elde tutulan aracın bu sürede tam olarak kullanılmaması nedeniyle kar kaybının talep edildiği anlaşılmıştır. Davacı dava konusu aracı ikinci el olarak davalıdan satın almıştır. Taraflar arasında düzenlenen 01.03.2017 tarihli araç satım sözleşmesinde aracın mevcut şekli ile görülüp, müşteri tarafından kabul edilerek teslim alındığı anlaşılmaktadır. Bu durumda aracın mevcut hali ile incelenerek teslim alındığı görüldüğü gibi, davalının da ayrıca bir garanti taahhüdünde bulunmadığı dosya içeriğiyle anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere, aracın bir kısım tamir masraflarının davalı tarafından üstlenilmesi garanti olarak değerlendirilemez (Yargıtay 19. HD'nin 19.12.2018 tarih ve 2018/2930 Esas- 2018/6712 karar sayılı emsal ilamı).İlk derece mahkemesi, aracın son onarım tarihi olan 24.04.2017 tarihinde aracın onarılarak teslim edildiği ve bu tarihten aracın üçüncü kişiye satıldığı 18.05.2017 tarihine kadar, araçtaki arızanın tekrarladığı ve aracın arızalı olarak düşük bedelle satıldığı konusunda kanıt bulunmadığı kabul edilmiştir. Eldeki davada, araçta arıza bulunduğu sabittir. Ancak ortaya çıkan arıza davalı tarafından giderilerek araç teslim alınmıştır. Son olarak aracın tamirden teslim alınması sırasında veya sonrasında araçta bir arıza bulunduğu usulüne uygun delillerle kanıtlanmıştır. Araçta giderilmeyen arıza bulunduğu ve aracın arızalı hali ile düşük bedelle teslim edildiğini kanıtlama yükümlülüğü HMK'nın 190.ve TMK'nın 6.maddesine göre davacıya aittir. Dosyadaki belgelerden davacının bu kanıtlama yükümlülüğünü ispat etmediği anlaşılmaktadır. Aracın satın alınmasından sonra dört kez tamir edilmiş olması, aracın Bom kısmındaki arızanın devam etiğini göstermez. Son takirden sonra aracın satılmasına kadar araçta bir arıza bulunduğu kanıtlanmamıştır. Davacının üçüncü kişiye düzenlediği satım faturasının içeriğine göre araçtaki ayıp nedeniyle aracı daha düşük bedelle satıldığı kanıtlanamamıştır. Davalının müdahale imkanı bulunmayan, davacı ile üçüncü kişi arasındaki ne şekilde yürütüldüğü anlaşılmayan satım sözleşmesi ilişkisi ile düzenlenen faturadan davalının sorumlu tutulması mümkün görülmemiştir. HMK'nın 282. maddesi uyarınca hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendirir. Buna göre, bilirkişi raporları takdiri delil niteliğinde olup, somut olayda, Dairemizce de hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi raporu değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Mahkemece bilirkişi raporuna yönelik itirazlar gerekçeli kararda değerlendirilmiş olup, davacının davasını kanıtlayıp kanıtlamadığı ve son tamirden sonra araçta yeni bir arıza bulunup bulunmadığı hususunun, bilirkişi görüşüne başvurulması gereken teknik bir konu olmaması nedeniyle mahkemece ek rapor veya yeni bir bilirkişiden rapor alınmadan karar verilmesi yerindedir. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflara delillerini sunma ve hukuki dinlenilme hakkı sağlanmış, tarafların delilleri toplanarak bilirkişi raporu alınmış ve HMK'nın 297. maddesine uygun şekilde gerekçeli karar oluşturulmuştur. Hukuki dinlenilme ve adil yargılama hakkı hiç bir şekilde, yargılamanın sonsuza kadar sürmesi ve yargılamanın bir tarafının haklı çıkmasına kadar yargılamanın uzatılması anlamına gelmez. Dosya kapsamında HMK'nın 31. maddesi anlamında taraflardan açıklama istenmesini gerektirir bir durum bulunmamaktadır. HMK'nın 176 ve devamı maddelerinde düzenlenen ıslah kurumu bir taraf işlemi olup, ıslah için mahkemenin bir kararına ihtiyaç bulunmamaktadır. Davacı aracı satın aldığı ve sattığı fiyatı bildiği gibi, dava dışı şirket ile beton taşınması konusunda yaptığı sözleşmeyi ve bu sözleşmedeki birim fiyatları ile yapılacak işi bilmektedir. Bu nedenle bu taleplerin ileri sürülmesi için mahkemenin izin veya ara kararına gerek olmadığı gibi, yapılacak bir bilirkişi incelemesine de gerek bulunmamaktadır. Davanın kanıtlanmadığı durumda, değer artırımı için süre verilmesi yargılamanın yersiz uzamasına ve davacının fazladan gider yapmasına sebep olacağından usul ekonomisine de aykırıdır. Kaldı ki ilk derece mahkemesince son oturumda, davacı vekilinin ek rapor alınması talebi reddedilmiş ve sözlü yargılamaya geçilmiştir. Davacı vekili sözlü yargılama aşamasında ıslah için talepte bulunmamış ve davanın esası hakkında beyanda bulunmuştur. Mahkemelerin hangi kararlarının kanun yoluna tabi olacağı ve kesinlik sınırlarının ne şekilde belirleneceği yasada düzenlenmiş olup, kesin nitelikte olmayan bir kararın mahkemece kesin olarak nitelendirilmesi, bu kararın kesin olmasını gerektirmediği gibi, bu husus başlı başına bir istinaf nedeni de değildir. Mahkeme kararında kanun yolu gösterilmesine rağmen, düzeltme kararı ile hükmün kesin olduğu belirtilmiş ise de anılan hükmün kısmi davaya ilişkin olması ve kısmi davadaki alım satım farkının bilirkişi raporu ile 150.000 TL olarak belirlenmesi, ayrıca kar kaybı ile ilgili düzenlenen fatura içeriklerine göre hükmün kesin olmadığı değerlendirilerek istinaf incelemesi yapılmıştır. Ancak bu tespitlere göre 2024 yılı temyiz sınırları itibariyle istinaf incelemesi sonucu verilen karar kesindir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 373,20 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.15.02.2024