Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2016/7139 E. 2016/9125 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2016/7139
Karar No
2016/9125
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/714 KARAR NO : 2024/1945 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/01/2022 NUMARASI : 2020/419 Esas - 2022/67 Karar DAVANIN KONUSU : Haksız Rekabetin Tespiti Menni ve Tazminat KARAR TARİHİ : 18/11/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/11/2024 Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20/01/2022 gün ve 2020/419 Esas 2022/67 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA:Davacı vekili, davalı şirketin tek sahibi ve kurucusu ...'nın hizmet sözleşmesi ile davacı şirkette satış sonrası hizmetler şefi, yedek parça ve servis sorumlusu olarak çalışmakta iken, davacı şirketten ayrılıp kurduğu, davacı şirket ile iştigal konusu aynı olan davalı şirket üzerinden davacının ticari faaliyet alanında haksız rekabet oluşturacak şekilde çalışmalar yaptığını, davalı şirketin sahibi ve davacının eski çalışanı ...'nın davacı şirkette çalışırken işi ve görevi gereği müvekkil şirketin tüm üretim sırlarını ve müşteri portföyünü öğrendiğini, daha sonra ise davacı şirketten ayrılarak davalı şirketi kurduğunu ve müvekkili şirketin müşteri portföyündeki müşterileri ile temasa geçip onları kendisinin kurucusu ve sahibi olduğu davalı şirkete yönlendirerek bu şirket üzerinde davacı şirketin üretip sattığı yol süpürme araçlarına servis, bakım ve yedek parça hizmeti vermeye başladığını, davalı şirketin bu şekilde davacı müvekkilinin alması muhtemel işleri kaybettirerek haksız kazanç temin ettiğini belirterek, davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespit ve men'ini; fazlaya ilişkin hakları saklı kaymak kaydı ile şimdilik 10.000 TL maddi ve 50,000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsilini, davalının şirket sözleşmesinde bulunan, amaç konu kısmındaki “yol süpürme araçları” ibaresinin ticaret siciliden terkinine, davalının yol süpürme araçları alanındaki faaliyetinin yasaklanmasını ve hükmün ilanını talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili, yetki ilk itirazında bulunduklarını, davacı şirketin davaya dayanak yaptığı akitlerde, yetkili mahkemenin Karşıyaka Mahkemeleri olarak belirtildiğini, davanın 6098 sayılı TBK'nun 444. maddesinde düzenlenen işçinin rekabet yasağından kaynaklanan haksız rekabetin tespiti, meni ve maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğunu, davalı şirket yetkilisi ...'nın davacı firmada 23.06.2014-24.09.2019 tarihleri arasında çalışmış olup, iş akdinin davacı firma tarafından haksız olarak fesih edildiğini, TBK 447/2 hükmü uyarınca sözleşmenin, haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya İşverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilmesi halinde rekabet yasağının sona ereceğini, iş akdinin TBK 447/2 hükmü uyarınca haklı bir sebep olmaksızın işveren davacı tarafından feshedildiğini, davalı şirketin herhangi bir emtia, madde, hammadde ya da sair bir şey üretmediğini, bu nedenle üretim sırlarının öğrenilmesi ve kullanılmasının söz konusu olmadığını, müvekkili şirketten sadır haksız rekabete konu olabilecek ya da rekabet yasağının ihlali anlamına gelebilecek hal ve davranış veya ticari faaliyetin söz konusu olmadığını, müvekkili firmanın davacı ile herhangi bir akdi ve hukuki ilişkisinin bulunmadığını, pasif husumet itirazında da bulunduklarını belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket yetkilisi ...'nın davacı şirket bünyesinde 23/06/2014-24/09/2019 tarihleri arasında belirsiz süreli iş sözleşmesiyle teknik servis şefi olarak çalıştığı, işten ayrılış bildirgesine göre davalı şirket yetkilisi ...'nın iş akdinin davacı iş veren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshedildiği, hali hazırda davalı şirket ile arasında herhangi bir ilişki bulunmayan davalı şirketin eski çalışanı olan tanığın, davalı şirket yetkilisinin çalışanlarına davacı şirket müşterilerinin kabul edilmeyeceğini söylediğini, davalı şirketin araç üretimi yapmadığını, bilirkişi raporuna göre servis ve tamir hizmetinin mesleki bilgi, beceri ve tecrübe kapsamında verilebilecek hizmetler olduğu ve bu itibarla ticari sır kapsamında değerlendirilemeyeceği, ayrıca tarafların ticari defterleri ve müşteri portföyleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde, davalı şirketin hacmi ve müşteri/tedarikçi sayısı dikkate alındığında haksız rekabet oluşturan fiilin varlığı hakkında kesin bir kanaate varmanın mümkün olmadığının belirlendiği gerekçesiyle davacının iddialarını ispatlayamadığı, kaldı ki davacı şirket ile davalı şirket yetkilisi arasındaki iş sözleşmesinin herhangi bir haklı sebep olmaksızın, davalı şirket yetkilisinin tüm yasal hakları ödenmek suretiyle davacı şirket tarafından feshedilmesi sebebiyle haksız rekabete ilişkin yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili, eldeki davanın konusunun gizlilik sözleşmesi ve sır saklama yükümlülüğünün ihlali değil; haksız rekabetten kaynaklanan tazminat davası olduğunu, buna rağmen yerel Mahkeme kararının gerekçesinde, davalı şirketin eylemlerinin "Gizlilik Sözleşmesi" ve sır saklama yükümlülüğüne aykırılık bulunup bulunmadığına yönelik değerlendirmelerin hatalı olduğunu, ayrıca, işbu davanın ... adlı gerçek kişiye karşı değil; ...'nın yetkilisi olduğu ... A.Ş. tüzel kişisi aleyhine açıldığını, yerel Mahkemenin gerekçeli kararında sanki davanın muhatabı ... imiş gibi değerlendirme yapıldığını, davalı şirket yetkilisi ...'nın müvekkili şirkette çalışmış olmasının ancak davalı şirketin haksız rekabet eyleminde bulunduğunu gösteren kuvvetli bir karine olarak kabul edilebileceğini, gerekçeli kararda davalı şirket yetkilisi ...'nın iş akdinin sona erme sebebi ile haksız rekabet fiili arasında kurulan bağın mesnetsiz olduğunu, dolayısıyla davalı şirket yetkilisinin iş akdinin haklı sebep bildirilmeden feshedilmesinin, davalının eylemlerinin "Rekabet Yasağı Sözleşmesini" ihlal etmeyeceğini ve bilirkişi heyet raporunun sonuç kısmında "davalı şirketin hacmi müşteri/tedarikçi sayısı dikkate alındığında haksız rekabete ilişkin kesin kanaate varmanın mümkün olmadığı" görüşünü kabul etmediklerini, haksız rekabeti oluşturan eylemin tespitinde, bilirkişilerce tarafların iş hacminin bir kıstas olarak alınmasının objektiflikten uzak olduğunu, ayrıca bilirkişi heyetinin taraf adreslerine bizzat giderek tüm ticari defter ve kayıtlarını bizzat incelemede bulunması gerekirken; davalı tarafın aleyhine olabilecek ticari belgeleri sunacağı varsayımında bulunarak yerinde inceleme yapmaksızın; e-mail yoluyla iletilen belgeleri yeterli bularak rapor hazırlamasının da hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin "servis, bakım ve yedek parça hizmetleri" açısından müvekkili aleyhine haksız rekabet içeren faaliyetler gösterdiğinin dava konusu olduğunu, mahkemece üzerinde durulması gereken hususun bu olduğunu, bu yönde araştırma ve inceleme yapılması gerekirken; somut olayla bağlantısı olmayan hususlar değerlendirilerek davanın reddine karar verildiğini, itirazları doğrultusunda dosyanın, farklı bir bilirkişi heyetine tevdii ile özellikle yerinde incelemeyle rapor aldırılmasını veya aynı heyete tevdii ile yerinde inceleme suretiyle ek rapor alınmasına karar verilmesi taleplerinin gerekçe gösterilmeden reddedildiğini, dolayısıyla eksik inceleme sonucunda hüküm kurulduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. GEREKÇE : Dava, TTK'nun 54 ve 55. Maddeleri uyarınca haksız rekabetin tespit ve men'i ile maddi-manevi tazminat talebine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6102 sayılı TTK'nun 54. maddesinde belirtildiği üzere, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. Kanunda dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar başlığı altında haksız rekabet hallerinin örnek mahiyetinde belirtilmiştir. Haksız rekabetin varlığı halinde haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin men’ini talep edebileceği gibi kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini ve 6098 sayılı TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. Davacı lehine maddi tazminat olarak hakim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. Maddi tazminat talebinin kabul edilebilmesi için öncelikle davacının istediği zararı kanıtlaması gerekir. Asıl olan, davalının haksız rekabeti ile davacının aktifinde azalma olduğunun iddia ve ispat edilmesidir. Haksız rekabette davacının maddi tazminat istemine konu ettiği zararı, davalının elde ettiği kar miktarı olmayıp, davalının haksız rekabeti nedeniyle davacının elde etmekten mahrum kaldığı kar miktarıdır. Bu zarar, kural olarak tarafların ticari defterleri ve diğer kanıtlarıyla beraber bilirkişi incelemesiyle tespit edilir. Bu şekilde bir tespit yapılamaz veya davacının kazanç kaybına uğramadığı anlaşılsa bile haksız rekabetin varlığında hakim TTK'nın 56-e maddesine göre uygun miktarda bir tazminatı belirler. Maddi tazminat hesaplanırken salt dava konusu iş ve haksız rekabet yarattığı iddia olunan eylem nedeniyle davalıların elde etmesi mümkün görülen menfaatin hesaplanması gerekir. Davacının zararının, elde etmekten mahrum kaldığı kâr miktarı olduğu gözetilerek bir hesaplama yapılmalıdır. Davacının elde etmekten mahrum kaldığı gelir miktarının esas alınması doğru değildir. Zira gelir kaleminin içinde davacının işletmesel maliyetleri de yer almakta olup, kar ise elde edilen gelirden maliyet kalemlerinin düşülmesi sonucu elde edilen sonuçtur. (Yargıtay 11. HD'nin 24/11/2016 tarih ve 2016/7139 E.-2016/9125 K., 16.06.2022 tarih ve 2020/8130 E.-2022/4956 sayılı ilamı) Yine, haksız fiil niteliğinde olan haksız rekabet davalarında tazminatın dava tarihi itibariyle belirlenip hüküm altına alınması gerekir. Haksız rekabetin davadan sonra da devam ettiği gerekçesi ile zarara uğranıldığı yönündeki talep, ayrı bir davanın konusu olup, derdest davada dava tarihinden sonraki zararın belirlenip hüküm altına alınması isabetli olmayacaktır. (Yargıtay 11.HD'nin 06/04/2022 tarih ve 2021/566 E. - 2022/2878 K sayılı ilamı) Haksız rekabet eylemlerinin varlığı halinde meydana gelen zararlar çoğunlukla ekonomik geleceğin sarılsılması nedeniyle uğranılan zararlar olduğundan işin niteliği gereği zararın hemen eylemin akabinde gerçekleşmesi gerekmez. Haksız rekabetin varlığı kabul edilmesi halinde uygun bir maddi tazminata ve şartları varsa manevi tazminata karar verilmesi gerekir.(Yargıtay 11.HD'nin 19.08.2018 tarih ve 2016/14307 E. - 2018/5469 Karar sayılı ilamı) Somut olayda, davacının talebinin TTK'nun 54 ve 55. Maddeleri uyarınca haksız rekabetin tespit ve men'i ile maddi-manevi tazminat talebine ilişkin olduğu, davanın konusunun gizlilik sözleşmesi ve sır saklama yükümlülüğünün ihlalinden kaynaklı rekabet yasağı davası olmadığı, mahkemece yapılan yargılamada ise davacı şirket ile eski çalışanı olan ... arasında düzenlenen gizlilik sözleşmesi nedeniyle TBK 444 ve devamı maddeleri gereğince dava dışı ...'nın rekabet yasağına aykırı davranıp davranmadığının araştırıldığı, dava dışı ... ile davalı şirketin kişiliklerinin birbirinden ayrı olup, davanın davalı şirket tüzel kişiliğine yöneltildiği de dikkate alınmasının gerektiği, bu husus gözetilmeden düzenlenen bilirkişi raporunun da denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı, mankemece davalı şirket tarafından TTK'nun 55. Maddesi uyarınca aldatıcı hareket ve dürüstlük kurallarına aykırı şekillerde ekonomik rekabeti kötüye kullanarak haksız kazanç sağlanıp sağlanmadığı, davalı şirketin haksız rekabet teşkil eden herhangi bir eylemin söz konusu olup olmadığı, davacı yararına TTK 54 ve devamı maddeleri gereğince maddi tazminat ile TTK 58. Maddesi gereğince manevi tazminat koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmadığı, bunun yerine hatalı değerlendirme ile TBK'nun 444 ve devamı maddeleri uyarınca davacı şirketle eski çalışanı olan ... arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin ihlalinin söz konusu olup olmadığı ve dolayısıyla rekabet yasağı koşullarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırıldığı, eldeki davanın konusunun başlı başına davacı şirket ile eski çalışanı arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin ihlalinden kaynaklı tazminat davası olarak değerlendirilerek yanılgılı gerekçe ile belirtilen şekilde hüküm kurulmasının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından; dosyanın iki hesap uzmanı ile sektör bilirkişisinden oluşacak bilirkişi kuruluna tevdi ile sonuçlarının dava tarihinden sonraki döneme yansıdığını açıklanıp, somutlaştırmak suretiyle haksız rekabet oluşturan eylem tarihinden dava tarihine kadar olan dönem içerisindeki davalının haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle davacı şirketin yaklaşık kaybı belirlenerek, kaybedilen satış veya verilen hizmet yönünden davacı şirketin işletme, yönetim, nakliye ve varsa diğer giderleri de düşülerek net kârı üzerinden haksız rekabet nedeniyle davacının oluşan zararını gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli bilirkişi raporu dosyaya kazandırılıp, varsa rapora yönelik itirazlar da karşılanarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; "davalı şirketin hacmi müşteri/tedarikçi sayısı dikkate alındığında haksız rekabete ilişkin kesin kanaate varmanın mümkün olmadığı" yönünde görüş belirten, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporu doğrultusunda eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nun 353/1-a.6 maddesi uyarınca davalıların istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/01/2022 gün ve 2020/419 Esas 2022/67 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.18/11/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2016/7139, K. 2016/9125, T. 19.08.2018, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2016-7139-e-2016-9125-k-f416319c32ac