Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/736 E. 2022/907 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/736
- Karar No
- 2022/907
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/542 KARAR NO : 2024/1964 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21.12.2022 NUMARASI : 2019/736 E. - 2022/907 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 20.11.2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 20.11.2024 İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.12.2022 tarih 2019/736 E. - 2022/907 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, 19.11.2018 tarihinde, davalı ... şirketinin ZMMS sigortacısı, davalı ...'nın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın yaya olan müvekkiline çarparak yaralanmasına neden olduğunu, ehliyetsiz ve engelli vaziyette araç kullanan davalı davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, davacının kaza tarihinde sınıf öğretmeni olarak çalıştığını, her ay 1.100,00 TL-1.300,00 TL ek ders ücreti aldığını, davalı ... şirketine başvuru yapıldığını, ancak cevap verilmediğini iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL maddi tazminatın davalı sürücüden kaza tarihinden, davalı ... şirketinden ise temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta limiti ile sınırlı olarak müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 23.10.2020 tarihli dilekçesiyle talebin 200,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatı, 200,00 TL geçici işgöremezlik tazminatı ve 100,00 TL bakıcı giderine ilişkin olduğunu beyan etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili, davacının müvekkili şirkete usulüne uygun şekilde başvurmadığını, geçici iş göremezlik tazminatından müvekkilinin sorumlu olmadığını, davacının kaza nedeniyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, zararın ispat edilmesi gerektiğini, kusur ve zarar bakımından ATK raporu alınması gerektiğini, davacının ancak dava tarihinden itibaren faiz talep edebileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, davalı şirketin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında, poliçe teminatı dahilinde ve poliçe teminat limitiyle sınırlı olarak sorumlu olduğunu, kusur bakımından bilirkişi raporu alınması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 30.04.2021 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda dava konusu kazada davalı sürücünün %25, davacının %75 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 30.06.2020 tarihli, 2019/165 Esas ve 2020/263 Karar sayılı kararı ile davalı ...'nın beraatine karar verildiği, kararın istinaf incelemesi neticesinde kesinleştiği; ceza dosyasında alınan trafik uzmanı bilirkişi raporunda kazada davalı ...'nın kusursuz olduğu, davacının asli kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği, 16.01.2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davalı ...'nın kusursuz olduğu, davacının asli kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği; İzmir 15. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/31 Esas sayılı dosyasında alınan tarihsiz trafik uzmanı bilirkişi raporunda dava konusu kazada davalı ...'nın %25 oranında kusurlu olduğu, davacının %75 oranında kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği, 18.06.2021 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda davalı ...'nın %40 oranında kusurlu olduğu, davacının %60 oranında kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için İTÜ Karayolları Kürsüsünden oluşturulan bilirkişi heyetinden alınan 15.11.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davalı ...'nın %40, davacının %60 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği; 23.02.2022 tarihli Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi raporu ile davacının maluliyet oranının %71,5 olduğu, iyileşme süresinin 91 gün olduğu ve 45 gün bakıcı ihtiyacının bulunduğunun tespit edildiği; 06.06.2022 tarihli aktüerya hesabına ilişkin bilirkişi raporunda %60 kusur oranı indirimi yapılarak 339.638,60 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, tazminatın ZMMS poliçesinin sürekli sakatlık teminatı limiti içinde kaldığı, 45 gün bakım ihtiyacı için 1.217,70 TL bakıcı gideri hesaplandığı, tazminatın ZMMS poliçesinin sağlık gideri teminatı limiti içinde kaldığı, geçici iş göremez durumda bulunduğu 91 gün için devlet memuru olan davacının maaşlarını tam olarak aldığı, bu nedenle geçici iş göremezlik tazminatı alacağı bulunmadığı ancak ek ders ücretlerinden kaynaklı kazanç kayıplarının 1.255,20 TL olduğu, ZMMS Poliçesi Genel Şartlarının A.6.k maddesi gereği kazanç kayıplarının poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 339.638,60 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 1.217,70 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 340.856,30 TL tazminatın davalı ...Ş yönünden 04/02/2019 tarihinden, davalı ... yönünden 19/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, (sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla); 1.255,20 TL geçici iş göremezlik nedeniyle kazanç kaybı alacağının 19/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ...Ş yönünden talebin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... vekili, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre hesaplamalarda ölüm tablosu olarak TRH 2010 Yaşam Tablosunun esas alınması gerektiğini, sağlık giderleri teminatının SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, sigorta şirketinin ve ...nın sorumluluğunun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesi hükmü gereğince sona erdiğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, 30.04.2021 tarihli ATK raporunda müvekkili şirkete sigortalı araç sürücüsünün %25 oranında, 23.07.2019 tarihli kusur raporunda %25 oranında, ceza mahkemesine sunulmak üzere hazırlanan bilirkişi raporunda ise kusursuz olduğunun tespit edildiğini, kusur raporları arasında fahiş derece çelişki bulunduğunu, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosyanın ATK üst kuruluna gönderilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde davacının kaza sonrası ruhsal yönden bir travma yaşadığının belirtilmemiş olmasına rağmen hükme esas alınan 23.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda davacının travma sonrası stres bozukluğunun %70 oranında bulunduğunun belirlendiğini, travma sonrası stres bozukluğunun kaza sonucu olup olmadığı, kaza ile arasında illiyet bağının olup olmadığına ilişkin herhangi bir tespit yapılmadığını, davacının maluliyetinin Adli Tıp Üçüncü İhtisas Kurulu Tarafından 20.02.2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini, davacının söz konusu olaydan dolayı SGK'dan herhangi bir ödeme alıp almadığının tespiti gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, dosya kapsamında yer alan 30.04.2021 tarihli ATK raporunda müvekkilinin %25 oranında, 23.07.2019 tarihli ...'ın hazırladığı kusur raporunda %25 oranında, ceza mahkemesine sunulmak üzere hazırlanan bilirkişi raporunda ise kusursuz bulunduğunu, kusur raporları arasında fahiş derece çelişki bulunduğunu, dosya kapsamında gerçekleştirilen hesaplamaların hatalı olduğunu, TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınması gerektiğini, sağlık giderleri teminatının Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğunu, 23.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda davacının travma sonrası stres bozukluğunun %70, diz eklem kısıtlılığına bağlı engellilik oranının %5 olduğu ve tüm vücut kayıp oranının %71,5 olduğunun belirtildiğini, bu rapora göre davacının bedensel ve fiziksel engelinin %5 olduğu, ruhsal yönden %70 oranında engeli olduğunun tespit edildiğini, dava dilekçesinde ise davacının kaza sonrası ruhsal yönden bir travma yaşadığının belirtilmediği, sadece bedensel olarak zarara uğradığının belirtildiğini, sağlık raporunda belirtilen travma sonrası stres bozukluğunun kaza sonucu olup olmadığı, kaza ile arasında illiyet bağının olup olmadığına ilişkin herhangi bir tespit bulunmadığını, söz konusu araz ile kaza arasında illiyet bağının olup olmadığının tespitinin yapılması gerektiğini, davacının SGK'dan herhangi bir ödeme alıp almadığının tespit edilmesi gerektiğini, hükmedilen faizin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE :Dava, trafik kazası nedeniyle karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ve sürücüsünden sürekli ve geçici işgöremezlik tazminatı ile bakıcı gideri istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava konusu trafik kazası ile ilgili olarak İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/155 E. sayılı dosyasında görülen ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporunda, kazanın meydana gelmesinde davacı yayanın tam kusurlu olduğu, davalı sürücünün ise kusurunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacı ... tarafından davalı sürücü aleyhine İzmir 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/31 E. Sayılı dosyasında açılan manevi tazminat davasında, trafik bilirkişisinden alınan 23.07.2019 tarihli raporda, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %25, davacının %75 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Eldeki dosyada ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 30.04.2021 tarihli raporda davalı sürücünün %25, davacı yayanın %75 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. İlk derece mahkemesince, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla İTÜ Karayolları Kürsüsünde görevli üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan raporda, ATK Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen raporda davalı sürücünün %40, davacının %60 oranında kusurlu bulunduğu ifade edildikten sonra, davalı sürücünün olay sırasında süratli seyrettiği yönünde herhangi bir tespit olmamakla birlikte, yola gereken dikkat ve özeni göstermediği, tedbirsizliği, dikkatsizliği, trafik nizam ve kurallarına aykırı davranması nedeniyle Adli Tıp Kurumu Raporu’nda belirtilen oranlara atıf yapılmak suretiyle davalı sürücünün %40, davacının %60 oranda kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Ne var ki, ATK Trafik İhtisas Dairesinin 30.04.2021 tarihli raporunda davalı sürücünün %40 değil %25 oranında, davacının ise %60 değil %75 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş olup, İTÜ öğretim üyelerince hazırlanan raporda daha önceki raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi yerine, tamamen farklı bir oran belirlendiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince, İTÜ Karayolları Kürsüsünde görevli bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak, belirlenen kusur oranlarının maddi hataya dayanıp dayanmadığı ve kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur oranlarının ne olduğu hususunun denetime elverişli biçimde netleştirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davalıların kusur oranlarına ilişkin istinaf sebebi yerindedir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca davalıların istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.12.2022 tarih 2019/736 Esas 2022/907 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde kendilerine iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.