Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2016/1100 E. 2018/949 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2016/1100
Karar No
2018/949
Karar Tarihi
Konu
Alacak

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/838 KARAR NO: 2024/666 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/09/2018 NUMARASI: 2016/1100 E. - 2018/949 K. DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 12.12.2014 tarihli fatura ile satın aldığı ... C seri numaralı ... marka dizüstü bilgisayarın 15.12.2014 tarihinde teslim edildiğini, teslim sırasında bilgisayarın ekranınında bir adet ölü piksel bulunduğunun gördüğünü, üründeki hatanın yetkili servise bildirildiğini ve ürünün teslim edildiğini, ancak iade süresi içerisinde servisçe, iade için bir adet ölü pikselin yeterli olmadığı, ancak üç adet ölü piksel oluştuğu takdirde iadenin söz konusu olabileceğinin bildirilerek ürünün müvekkiline geri verildiğini, satılan üründe ayıp bulunduğunun servisçe de doğrulandığını, 18.12.2014 tarihinde İstanbul 1. Tüketici Mahkemesinin 2014/2234 Esas sayılı dosyası ile ayıplı malın bedelinin iadesinin talep edildiğini, mahkemece verilen görevsizlik kararının süresinde müvekkiline gönderilmemesi nedeniyle davanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilemediğini ileri sürerek, ürün için ödenen 5.340,37 TL’nin dava tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap diekçesi özetle; ürünün doğrudan müvekkilince satılmadığını ve ürünün faturasının müvekkilinde olmadığını, müvekkilinin ... marka ürünlerin ithalatçısı olduğunu, satım sözleşmesinin tarafı olmayan müvekkilinin husumet ehliyeti bulunmadığını, satıcının ayıba karşı sorumlu olduğunu, bedel iadesi ve ayıp oranında indirimden ithalatçının sorumlu olduğuna ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığını, müvekkilinin edimini yerine getirdiğini, ayıbın iki günlük ihbar süresinde bildirilmediğini savunarak, davanın reddi istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının davaya konu bilgisayarı ticari amaçla ve yazılım çalışmalarında kullanmak üzere satın aldığı, bu kapsamda davacının kullanacağı bilgisayarı vasat bir tüketicinin kullandığı bilgisayardan daha kaliteli ve hata marjının az olması gerektiği, alınan bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmelerinde bu yönde olduğu..." gerekçesiyle, davanın kabulüne, taraflar arasındaki sözleşmenin iptali ile 5.340,37 TL'nin dava tarihinden itiraben işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davaya konu bilgisayarın davalıya iadesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin satım konusu ürünün üreticisi, satıcısı veya yetkili servisçisi olmaması nedeniyle davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, faturaya göre ürünün .... AŞ tarafından satıldığını, servis hizmetlerinin de ... AŞ tarafından verildiğini, müvekkilinin dava dilekçesinde belirtildiği gibi bir ... şirketi olmadığını, müvekkilinin bir dönem ... marka bilgisayarları ithal etmiş olmakla birlikte hiç bir şekilde ... şirketini temsil etmediğini, müvekkilinin ... marka ürünlerin tek yetkili satıcısı olmadığını, bu ürünün müvekkilince ithal edildiğine ilişkin kanıt bulunmadığını, müvekkil ile ilgisi olmayan ve/ veya müvekkil şirket ile ilgisi davacı tarafça ispatlanamayan üründeki ayıp iddiasının satıcıya veya üreticiye yöneltilmesi gerekirken, müvekkiline yöneltilmesinin hatalı olduğunu, Müvekkilince satılmayan ve ithal edildiği kanıtlanmayan üründeki ayıptan müvekkilinin sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin ithalatçı olduğuna ilişkin kanıt sunulmadığını, kaldı ki müvekkilinin ürünün ithalatçısı olması halinde dahi ayıptan sorumlu tutulamayacağını, TBK'nın 227. maddesindeki seçimlik haklardan olan bedel iadesinden ithalatçının sorumlu tutulmadığını, satım sözlemesinin tarafı olmayan müvekkilinin sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, bu nedenle bu davalarda satıcıya gidilmesi ve ithalatçıya da rücu yoluyla gidilmesinin TBK ve 6502 sayılı Kanun'un 11. maddesindeki düzenlemeye uygun olduğunu, Dava dışı yetkili servisin yaptığı inceleme sonucunda bir adet ölü piksel tespit edildiğini ve donanımsal bir arızaya rastlanmadığını, ISO standartları gereğince, tek piksel hatasının cihazdan elde edilecek faydayı ve işlevselliği etkilemediği sebebiyle ürün 25.12.2014 tarihinde servisten çıkarıldığını, belli sayının altında kalan ölü piksellerin ayıp oluşturmadığını, Üründe ayıp bulunmamakla birlikte davacının süresinde ayıp ihbarında da bulunmadığını, ürünün 12.12.2014 tarihinde satın alınmasına karşın basit gözden geçirme ile fark edilebilecek olan ayıbın fatura tarihinden itibaren üç gün geçtikten sonra bildirilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, ayıbın süresinde ihbar edilmemesi nedeniyle ürünün olduğu şekilde kabul edildiğinin TTK'nın 23. maddesinde kabul edildiğini, sadece davacının beyanları ile düzenlenen raporla karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafından tercih edilen seçimlik hakkın hakkaniyet ile bağdaşmadığını, iade edilmeyen cihaz için faiz uygulanamayacağını, cihazın iade edilmeden faiz talebinin sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını, davacının bu tarihe kadar ürünü kullandığını, TBK'nın 227.maddesine göre sözleşmeden dönmenin sözleşmedeki edim dengesine uygun olmaması halinde mahkemece başka bir seçimlik hakkın kullanılmasına karar verilebileceğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözlemesi kapsamında teslim edilen ürünün ayıplı olması nedeniyle ürün bedelinin iadesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacının .... olarak faaliyet gösterdiği ve dava konusu edilen bir adet ... 70 ürünü 4.525,74 TL bedelle dava dışı satıcı ... AŞ'den satın aldığı, aynı fatura içinde dava konusu üründen iki adet bulunduğu gibi, başka ürünlerde satın alındığı, 12.12.2014 tarihli faturada fiili sevk tarihinin 15.12.2014 olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Davacı aynı talebe ilişkin olarak daha önce İstanbul 1. Tüketici Mahkemesinin 2014/2234 Esas sayılı dosyasında 18.12.2014 tarihinde dava açmıştır. Mahkemece görevsizlik kararı verilmiş ve karar taraflara tebliğ edilerek 29.02.2016 tarihinde kesinleşmiştir. Süresinde gönderme talep edilmemesine rağmen dosyanın gönderildiği İstanbul 1.ATM'nin 2016/705 Esas sayılı dosyası ile dosyanın esası kapatılarak, açılmamış sayılma kararı verilmek üzere dosyanın tüketici mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İstanbul 1. Tüketici mahkemesinin 06.10.2016 tarihli kararı ile süresinde görevli mahkemeye gönderme talebinde bulunulmaması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Süresinde gönderme talebinde bulunulmaması nedeniyle davacı tarafından 07.11.2016 tarihinde eldeki dava açılmıştır.Davalının satıcı olmadığı açıktır. Tüketici mahkemesi dosyasında bulunan garanti belgesinde, davalı şirketin ithalatçı olarak yer aldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin, davalı şirketin ithalatçı olmadığına ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, satım konusu ürün incelenmiş ve üründe ölü piksel bulunması nedeniyle imalattan kaynaklanan ayıp bulunduğu, davacının ürünü teslim aldıktan sonra 19.12.2014 tarihinde yetkili servise başvurduğu, ancak bir adet ölü pikselin ayıp için yeterli görülmeyerek ürünün davacıya iade edildiği belirlenmiştir. Davacı, ürünü profesyonel baskı işlerinde kullanmak üzere satın almış olup, bilirkişi raporundaki görsel ve fiziki tespitlere göre üründe imalattan kaynaklanan ayıp bulunduğu sabittir. Üründe ayıp bulunması halinde satıcı ile birlikte ürünün imalatçısı ve ithalatçısı alıcıya karşı sorumludur. TTK'nın 23. maddesi ile TBK'nın 227.maddesinde ithalatçının sorumluluğunu kısıtlayan veya kaldıran bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle ürünün ithalatçısı olan davalının sorumlu tutulması yerindedir. Yapılan bilirkişi incelemesi hüküm vermek için yeterli olup, ürün incelenerek düzenlenmiştir. Raporun görsellerle desteklenmesi ve bilimsel tespitler içermesi karşısında sadece davacı beyanları ile düzenlendiği savunması yerinde değildir. Tacirler arası satım sözleşmelerinde TTK’nın 23. maddesi ile bu madde yollamasıyla TBK’nın satış sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır. Dava konusu bilgisayarın ekranında ölü piksel olarak tanımlanan açık ayıp bulunduğu anlaşılmıştır. Faturaya göre ürünün fiili sevk tarihi 15.12.2014 tür. Ancak ürünün teslim tarihi tam olarak açıklanmamıştır. Davacının teslim sonrasında 19.12.2014 tarihinde davalı ... AŞ'ye başvurarak ürünü teslim ettiği dosyadaki servis formundan anlaşılmaktadır. Ayrıca bu tarihten önce 18.12.2014 tarihinde tüketici mahkemesinde iade davası açılmıştır. Bu durumda davacının TTK'nın 23. maddesinde düzenlenen süre içinde ayıp ihbarında bulunduğunun kabulü gerekir. Teslim ile servis başvuru tarihleri dikkate alındığında, alıcının ihbarında gecikmeden veya dürüstlük kuralına aykırı davranışından söz edilemez. Aksine, açık şekilde imalattan kaynaklanan ayıbı bulunan ürünün satılması ve ayıbın giderilmemesi nedeniyle imalatçı, ithalatçı ve satıcının kusurlu olduğu kabul edilmelidir. TBK'nın 227. maddesinde alıcının seçimlik hakları düzenlenmiştir. Satıcının, satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde ,alıcının, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılananın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabileceği, ayrıca alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu, alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde durumun bunu haklı göstermesi halinde hakimin satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebileceği, satılanın değerindeki eksikliğin satış bedeline çok yakın ise alıcının ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabileceği belirtilmiştir. Dönmenin sonuçları ise aynı Yasa'nın 229. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin 2. fıkrasında, satılanın tamamen zaptında olduğu gibi yargılama giderleri ile yapılan giderlerin ödenmesini, 3. fıkrada, ayıplı maldan doğrudan zararının giderilmesini isteyebileceği ile birlikte satıcının kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlü olduğuna yer verilmiştir. Somut olayda, davacı tarafça, üretimden kaynaklanan ayıbı bulunan ürün bedelinin tahsili talep edilmiştir. Alınan bilirkişi raporu ile ayıbın tespit edildiği ve davacının ürünü kullandığı yer itibariyle ayıcın ciddi olduğu belirlenmiştir. TTK’nın ticari satışlara ilişkin 23. ve TBK'nın 231. maddesi uyarınca ticari satışlarda da ayıplı mal satışından kaynaklanan uyuşmazlıklarda zamanaşımı süresi iki yıldır. TBK'nın 225/1. maddesi gereği; ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Davacı tarafça makinenin teslim tarihinden sonra süresinde ayıp ihbarında bulunulduğu ve ayıplı ürünün alınarak bedelinin iadesinin istenildiği, ancak davacının talebi kabul etmediği gibi ayıbı gidermediği, üründe bulunan ayıbın iadeyi gerektirmeyecek derecede hafif olduğu belirtilerek, davacının ayıplı ürünü kabule zorlandığı anlaşılmıştır. Bu nedenle mahkemece, TTK'nın 227. maddesine göre ürünün kullanıldığı yer de dikkate alındığında, üründen beklenen amacın gerçeklemeyecek olması nedeniyle sözleşmeden dönme ve ürün bedelinin iadesi ile birlikte ürünün de iadesine karar verilmesi yerinde olup, davalı vekilinin aşağıda belirtilen dışındaki tüm istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak, mahkemece birlikte ifa kararı verilmesine rağmen, ürünün henüz davacının elinde bulunmasına rağmen dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi yerinde değildir. Bu durumda, ürünün davacıda kalmasına ve davacının ürünü kullanmasına rağmen, davalının infaz sırasında kullanılmış ürünü iade alarak, daha önceki tarihte faiz ödemesine neden olacağından, taraflar arasındaki edim dengesi bozulacak ve davacı sebepsiz zenginleşeceğinden bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca hükmün bu yönden düzeltilmesine karar vermek gerekmiştir. Ayrıca, hükmün infazında ortaya çıkacak tereddütleri gidermek amacıyla hüküm kısmı, birlikte ifa kuralına göre re'sen yeniden düzenlenmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; 1- Ayıp nedeniyle satımın feshi ve satım bedelinin iadesi talebinin kabulü ile taraflar arasındaki satış sözleşmesinin feshine, 12.12.2014 tarih, ... sıra numaralı faturaya konu bir adet ... Model ... Seri nolu, 16 GB diz üstü bilgisayarın mevcut haliye davalıya iadesine, 2-KDV dâhil satım bedeli olan 5.340,37 TL'nin, satıma konu makinenin mevcut hâliyle davalı satıcıya teslim edileceği tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2.maddesi uyarınca avans esasına göre hesaplanacak faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, edimlerin birlikte ifasına,3-Alınması gerekli 364,80 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 29,20 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 335,60 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.gereğince 2.180,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan 58,40 TL ilk gider, 600,00 TL bilirkişi ücreti, 137,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 795,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davalı tarafından sarf edilen 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı gideri, 37,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 199,10 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,7-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 25.04.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2016/1100, K. 2018/949, T. 25.04.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2016-1100-e-2018-949-k-f7509ce1d229