Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2015/292 E. 2021/534 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2015/292
- Karar No
- 2021/534
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2021/1965 KARAR NO:2025/170 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:05/07/2021 NUMARASI:2015/292 E. - 2021/534 K. DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Kredi ve ticari kredi kartı sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı şirket arasında akdedilen kredi ilişkisine istinaden müvekkili bankaca davalıya kredi kullandırıldığını, davalı ...'ın şirket yetkilisi olup, imzalamış olduğu kefaletname uyarınca borçtan sorumlu olduğunu, kredi borcunun yasal sürede ödenmediğini, hesabın kat'ı ile verilen sürede borcun ödenmemesi üzerine giriştikleri icra takibine davalıların haksız yere itiraz ettiğini iddia ederek; itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin şirketteki ortaklık payını daha önce devrettiğini, davalı şirketle bir ilgisinin kalmadığını, müvekkilinin bir kefaletname imzalamadığını ve taraflar arasında da hukuken geçerli bir kefaletname bulunmadığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Diğer davalı şirkete tebligat yasası hükümlerine uygun şekilde dava dilekçesi ve duruşma günü bildirildiği halde, davalı yan duruşmaya gelmememiş, cevap ve delil bildirmemiş ve bu nedenle davacının iddialarını reddetmiş kabul edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce görülüp karara bağlanan davanın, kredi sözleşmesinden kaynaklandığı iddia olunan bakiye alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin olduğu, bu bağlamda tüm delillerin toplandığı, davacı tarafça ... sayılı sayılı icra dosyası üzerinden davalı-borçlular aleyhine, borcun sebebi olarak, İhtarname, Kredi Üyelik Sözleşmesi ve Hesap Özeti gösterilmek suretiyle, toplam 23.976,32-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalılara tebliği üzerine davalıları süresinde asıl alacağa, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiği, alacaklı vekilinin yasal süresi içerisinde itirazın iptaline ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava ettiği, mahkememizce bilirkişi incelemesine ilişkin ara karar kurulduğu, bilirkişi tarafından 04/04/2019 tarihli ön raporun düzenlenerek mahkememiz ibraz edildiği, ön raporun incelenmesinde, bilirkişi tarafından birtakım bilgi ve belgelerin eksiksiz olarak İbraz edilmesi halinde kısmen hazırlamış kök raporun tamamlanacağının bildirildiği, bu kapsamda, mahkememizin 03/02/2020 tarihli celsesinin 1 nolu ara kararı ile; "Davacı vekiline ön raporda tespit edilen ve tamamlanması talep edilen belgeleri sunmak ve ön rapordaki eksikliklere ilişkin beyanda bulunmak üzere iki haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde eksiklikler giderilmediği takdirde bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ve mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtarına (ihtarın duruşma zaptının tebliğinden itibaren yapılmış sayılmasına) karar verildiği, duruşma zaptının davacı vekiline, davacı vekilinin 05/10/2020 tarihli celsedeki "03/02/2020 tarihli duruşma zaptı tarafımıza tebliğ edilmiştir" şeklideki açık beyanından da anlaşılacağı üzere tebliğ edildiği, ancak davacı vekili tarafından verilen kesin süreye rağmen bilirkişi ön raporunda belirtilen eksik bilgi ve belgelerin tamamlanmadığı, ayrıca 25/01/2021 tarihli celsede hazır bulunan, davacı temlik alan vekili tarafından her ne kadar; "Taraf sıfatı değiştiği için daha önce taraf olan tarafa verilen kesin süre müvekkili şirket yönünden kesin değildir, sayın mahkemece tarafımıza yeniden süre verilmesini talep ediyoruz" şeklinde talep de bulunulmuş ise de; aynı celsede, "Davacı temlik alan vekilinin bilirkişi ön raporunun tebliği ve bilirkişi ön raporunda belirtilen alacak kalemlerini içeren kredi sözleşmelerinin bankadan celbine ilişkin istemlerinin bu hususa ilişkin olarak temlik eden davacı yana mahkememizce daha önce verilen süreler mahiyeti gereği yeniden süre verilmeyeceği anlaşıldığından REDDİNE" şeklinde ara karar kurulduğu, sonrasında da dosyanın ön raporu tanzim eden bilirkişiye tevdi edildiği ve bilirkişi tarafından da iş bu kerre, 09/02/2021 tarihli raporun tanzim edilerek mahkememize sunulduğu, raporun incelenmesinde de; Ön Raporda 5 madde halinde talep edilmiş olan bilgi ve belgelerin eksiksiz olarak ibraz edilmediği ve davacı banka tarafından alacağın, hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belgelendirmediği bu nedenle de davacı banka tarafından yapılmış olan İtirazın İptali talebinin yerinde olmadığı şeklinde tespit ve kanaate ulaşıldığı, bilirkişi raporunun incelenmesinde de, raporun hukuki yönleri ayrık olmak üzere, yapılan teknik inceleme ve tespitler bakımından ayrıntılı ve gerekçeli olduğunun anlaşıldığı ve raporunun hükme esas alınmasına karar verildiği, bu haliyle yapılan değerlendirmede de ispat yükü kendisinde olan davacının, alacağını ispat edecek nitelikte bilgi ve belge sunmadığı anlaşıldığından... " gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, temlik alan davacı vekili vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Temlik alan davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından ön raporda tespit edilen belgeleri sunmak ve eksiklikleri gidermek üzere kesin süre verildiğini, taraflarına tebliğ edildiğini, ancak davacı temlik eden vekili tarafından verilen kesin süreye rağmen eksik bilgi ve belgelerin tamamlanmadığı ve şirket vekili tarafından her ne kadar sürenin kesin olmadığı belirtilmiş ise de daha önce verilen süreler nedeni ile kesin süre verilmeyeceği belirterek davanın reddedildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde delillerin sıralandığını, takibe konu sözleşmelerin belirtildiğini, 09.02.2016 tarihli celsede 2 nolu ara karar uyarınca dayanak tüm belge asıllarının 19.02.2016 tarihinde mahkemeye sunulduğunu, 25.03.2016 tarihli celsede dosyanın bilirkişiye tevdine karar verildiğini, mahkemenin davayı aydınlatma görevi kapsamında tarafların gösterdikleri delilleri toplamak görevi olması sebebiyle verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerinde inceleme yetkisi verilmiş olmasına rağmen rapor düzenlenmesi için gerekli olan bir takım evrakların sunulmasının talep edildiğini, dava konusu alacağın temlik edilmesi nedeni ile temlik alan şirkete ihbarı talep edilmiş ise de talebin değerlendirilmeyerek kesin sürenin muhatabının artık karşı taraf sıfatı kalmamasına karşı davacı temlik eden banka kılındığını, sonuç olarak temlik eden tarafından kesin süre içerisinde evrakların sunulmamasından ötürü müvekkili şirkete bu konuda süre verilmeyerek gösterilen deliller toplanmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, HMK 31.maddesi gereğince mahkemenin davayı aydınlatma görevinin olduğunu, alacağı temlik alan müvekkili şirkete duruşma tutanağının tebliğ edilmesi dolayısıyla ara kararın gereğinin müvekkili şirketten beklenmesi gerekir iken taraf sıfatı kalmayan temlik eden bankaya duruşma gününün tebliğ edilmesi ve ara karar gereğinin temlik eden bankaca yerine getirilmediğinden ve temlik alan müvekkili şirketçede yerine getirilmesine imkan tanınmamasının hukuka aykırı olduğunu, yerinde inceleme yetkisi verilen bilirkişinin yerinde inceleme yaparak rapor tesis etmesi gerekir iken yerinde incelemeden imtina ederek eksik evrakların olduğunu ileri sürmek suretiyle rapor tanzim etmemesi ve mahkeme tarafından eksik ve hatalı incelemeye dayalı rapora göre hüküm tesis etmesinin kabul edilemeyeceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, temel bankacılık hizmetleri sözleşmesi ve üye iş yeri sözleşmesi kapsamında, bankaca ödenmek zorunda kalındığı iddia edilen bedelin tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, üye işyeri sözleşmesi, kredi ilişkisinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Uyuşmazlık, davacı temlik alan şirkete temlik veren banka haricinde yeniden delillerin ibrazı için süre verilip verilemeyeceği, mahkeme incelemesinin ve bilirkişi raporu ile rapor sonucunda verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, temlik veren ... AŞ'nin ... Şubesi ile davalı şirket arasında temel bankacılık hizmet sözleşmesinin mevcut olduğu, sözleşme tarihinin 29.05.2013 olduğu, ayrıca dava konusu üye iş yeri sözleşmesinin mevcut olduğu, sözleşme konusunun 3.maddede, üye iş yerinin kart sistemlerinin üyesi olan bankanın çıkarttığı, Bonus, üretici kart vb sınırlı olmamak üzere diğer kredi kartları vb banka kartları ile söz konusu sistemlere dahil tüm kartları merkez, şube ve mağazalarda satacağı mal ve hizmetler karşılığı ödeme aracı olarak kabul edeceğini taahhütle banka ile belirtilen şartlar uyarınca çalışmayı ve dilediği takdirde sözleşme sonunda seçeceği bir birden fazla kart programına dahil olarak ilgili kartı mağazalarda kullanan kart hamillerini iş bu sözleşmede belirtilen şekil ve şartlarda mil ve ödül kazandırımı uygulamalarından ve diğer olanaklardan yararlandırılacağını kabul, beyan ve taahhüt edeceği şeklinde tanımlandığı, üye iş yerinin yükümlülüklerinin 12.madde düzenlendiği, şirket yetkilisinin davalı gerçek kişi olduğu, dava dışı temlik veren ... AŞ ... Şubesi tarafından davalılara, Beyoğlu ... Noterliğinde 17.10.2014 tarihinde düzenlenen ihtarnamenin keşide edildiği, söz konusu ihtarnamede, bankanın... Şubesi ile şirket arasında üye iş yeri sözleşmesi temel bankacılık hizmetleri sözleşmesinin akdedildiği, sözleşme gereğince iş yerinde olan pos makinesinden değişik kartlar kullanılarak toplam 17.070,64 TL tutarında charge bak işlemi nedeniyle kart hamili bankasına ödemek zorunda kalındığı, üye iş yeri sözleşmesinin iş yeri sahibinin, çalışanları ya da 3.kişilerin ihmal ve/veya kötü niyetli davranışları ile yapılan sahte ve usulsüz işlemler, taklit ve tahrifat vs nedenlerle bankanın yapacağı her türlü ödemeden bizzat üye iş yerinin sorumlu olduğu, bu durumun ortaya çıkması halinde üye iş yerinin bankanın ödemek zorunda kalacağı tutarı ödemenin yapıldığı tarihten itibaren bankaya iade edileceği tarihe kadar ki faize ile birlikte üye iş yerinin sorumluluğu olduğu belirtilerek işlemiş faizle birlikte toplam 18.116,25 TL'nin bir gün içinde ödenmesi, ayrıca kullanım için verilen pos cihazının iadesi ile cihaz bedeli 250,00 USD'nin bir gün içinde ödenmesinin talep edildiği, ödemenin gerçekleştirilmemesi üzerine temlik veren ... AŞ tarafından davalılar hakkında ... sayılı dosyasında 22.693,14 TL asıl alacak, işlemiş faiz ve ferileri olmak üzere toplam 23.976,32 TL alacağın tahsili amacı ile 14.11.2014 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, takip sebebi olarak ihtarname kredi üyelik sözleşmesi ve hesap özetinin gösterilmiş olduğu, davalıların itirazı üzerine temlik veren banka tarafından İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu itirazın iptali davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır.Tarafların dosyaya delillerini ibrazı ile birlikte bilirkişi raporu alınmıştır. Davacı temlik veren banka vekili 03.02.2020 tarihli duruşmaya mazeret bildirerek katılmamıştır. Mahkemece 03.02.2020 tarihli duruşmanın 1 nolu ara kararı ile; "Davacı vekiline ön raporda tespit edilen ve tamamlanması talep edilen belgeleri sunmak ve ön rapordaki eksikliklere ilişkin beyanda bulunmak üzere iki haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde eksiklikler giderilmediği takdirde bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ve mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtarına (ihtarın duruşma zaptının tebliğindn itibaren yapılmış sayılmasına "karar verilmiştir. Ara karar temlik veren banka vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiştir. Temlik veren banka vekili 05.10.2020 tarihli duruşmada ise zapta geçen beyanı ile alacağı ... AŞ'ye temlik ettiklerini, davanın ... AŞ'ye ihbar edilmesini, UYAP kaydının silinmesini, taraf sıfatlarının kalmadığını belirtmiştir. Mahkemece aynı celsede davanın ... AŞ'ye ihbarına karar verilmiştir.... AŞ ( eski unvanı ... AŞ) vekili dosyaya ibraz etmiş olduğu 19.10.2020 tarihli dilekçesi ile davanın kendilerine 08.10.2020 tarihinde tebliğ edildiğini, şirketin devredildiğini ve birleşmenin gerçekleştirildiğini beyan ederek buna dair ilgili bilgi ve belgeleri dosya içerisine ibraz etmiştir. 25.01.2021 tarihli celsede, temlik alan davacı vekili duruşmada zapta geçen beyanında; taraf sıfatı değiştiği için daha önce taraf olan tarafa verilen kesin sürenin müvekkili şirket yönünden kesin olmadığını, mahkeme tarafından yeniden süre verilmesini talep etmiştir. Ayrıca celp olunan dosyalarla ilgili taraflarına süre verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, celsenin 2 nolu ara kararı ile davacı temlik alan vekiline bilirkişi ön raporunun tebliği ve ön raporda belirtilen kredi sözleşmelerinin bankadan celbine ilişkin istemlerinin bu hususa ilişkin olarak temlik eden davacı tarafa daha önce verilen sürelerin mahiyeti gereği yeniden süre verilemeyeceği belirtilerek talebin reddi ile dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiştir.04.04.2019 tarihli bilirkişi ön raporunda; hangi kredili mevduat hesabından (veya hesaplarından ) kaynaklandığını, hesap numarası ( IBAN ) ve mevduat hesabı ekstresinde veya mevduat hesabı ekstrelerinde ) bakiyesi de gözükecek şekilde hiçbir kuşkuya yol açmayacak şekilde davalıya bir adet mi yoksa birden fazla mı kredili mevduat hesabı kullandırıldığı bilgi ve belge ibraz edilmesi ve 2015/293 sayılı dosyaya ibraz edilmiş olan “Teminatsız Olanlar” açıklamalı hesap ekstresine 28.11.2014 tarihinde gelen 5.140.79 TL bakiyenin nereden geldiği konusunda bilgi ve belge ibraz edilmesi gerektiği belirtilmiştir.Bilirkişi ön raporunda belirtilen İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/293 Esas sayılı dosya örneği dosya içerisine celp edilmiştir. Söz konusu dosyada temlik veren davacı banka tarafından davalılar hakkında 16.03.2015 tarihinde ... sayılı dosyada başlatılan icra takibine karşı itiraz üzerine itirazın iptali davasının açıldığı, mahkemenin 05.04.2017 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne ve 5.163,59 TL asıl alacak yönünden itirazın iptaline karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca temlik veren banka tarafından davalılar hakkında İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1087 Esas, 2018/312 Karar sayılı dosyada açılan davada, 18.04.2018 tarihli karar ile her ne kadar davalı şirketin sözleşme gereğince iş yerinde olan Pos Makinesinden dökümü verilen kartlar kullanılarak işlem yapıldığı, muhatabın sözleşmede kendisine yüklenen yükümlülüklerde belirtilen kontrolleri yapmadığı ve söz konusu harcamaların gerçek kart hamili tarafından yapılmış olduğunun anlaşıldığı, muhatabın üye iş yeri satış belgelerini teslim etmediği bu nedenle bankanın charge bak işlemi nedeni ile kart hamili bankanın ödemek zorunda kaldığını iddia ederek dava açmış ise de ilgili banka kayıt ve belgelerinin dosyada bulunmadığı, ne tür bir bankacılık işlemlerinden kaynaklandığının tespit edilemediği, banka alacağının kanıtlamadığı gerekçesiyle davanın reddedildiği, söz konusu kararın istinaf edilmesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesin 12. Hukuk Dairesinin 2018/1521 Esas, 2019/1353 Karar ve 04.11.2019 tarihli kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddedilmiş olduğu görülmüştür.Ön rapor sonrasında yukarıda yer verildiği üzere temlik veren banka vekiline mahkemece ilgili bilgi ve belgelerin ibrazı için kesin süre verilmiş olmasına rağmen banka tarafından bu konuda herhangi bir açıklamada bulunulmadığı gibi bir sonraki celse tarihinde alacağın temlik edildiği belirtilerek davanın temlik edilen varlık şirketine ihbarı talep edilmiştir. 09.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda; 25.01.2021 tarihli celse ara kararı gereğince mevcut dosya kapsamında yer alan belge ve beyanlar değerlendirilmek suretiyle raporun ikmal edilmesi talimatı verildiği, bankaların, devletten aldıkları özel imtiyaz ve lisansa istinaden faaliyet gösteren birer güven kurumları olduğu ve müşterileri ile yaptıkları sözleşmelere, uyuşmazlık halinde banka kayıtlarının geçerli olacağına dair hükümler konulduğu, olağan hallerde, bir alacak davasında, mahkemenin veya bilirkişinin talebine dahi gerek bırakılmadan, alacağın mesnedinin belgelenmesi esas olduğu halde, davacı bankanın bilirkişi ön raporunda talep edilen bilgi ve belgeleri ibraz etmemesinin tevil edilemediğini, oysa, gerek chargeback gerekse KMH (Kredili Mevduat Hesabı) alacaklarının kolaylıkla belgelenebilecek hususlardan olduğunu ve bankaların var ise bu alacaklarını talep etmelerinin yasadan, (5464 sayılı yasa ) sözleşmeden ve yerleşik Yargıtay İçtihatlarından kaynaklanan hakları olduğunu, chargeback teriminin yerleşikYargıtay içtihatlarında da aynen kullanıldığını, davacı bankanın gerek chargebackler gerekse KHM alacağı konusunda hiçbir belgeleme yapmadığı, söylem şeklindeki anlatımlara istinaden bir tespit yaparak kanaate ulaşılmasının mümkün görülmediği, T.C İstanbul 13 Ticaret Mahkemesinin 2015/1087 sayılı dosyasının konusunun 4 adet chargeback işleminden kaynaklandığı ve mahkemece ilgili kayıt ve belgelerinin dava ve icra dosyası içerisinde bulunmadığı bu nedenle davacı banka alacağının bu aşamada ne tür bankacılık işleminden kaynaklandığının tespit edilemediği denilerek davanın reddine dair karar verildiğinin anlaşıldığı, 04.04.2019 tarama tarihli 4 sayfalık bilirkişi ön raporunda 5 madde halinde talep edilmiş olan bilgi ve belgelerin eksiksiz olarak ibraz edilmediği ve davacı banka alacağının hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belgelendirmediği için, takdir tamamen mahkemeye ait olmak ve hiç bir bağlayıcılığı olmamak üzere, davacı banka tarafından yapılmış olan itirazın İptali talebinin yerinde olmadığı belirtilmiştir.Davacı vekili 12.04.2021 tarihli celsede zapta geçen beyanında, raporda tespit yapılamadığını ve yeniden rapor alınmasını talep ettiklerini, eksik evrakların müvekkili şirketten temin edilmesini istemiştir.Davalı vekili, davacı vekilinin talebini kabul etmediklerini, söz konusu sözleşme ve belgelerin kesin süreye rağmen sunulmadığını ve rapora karşı beyan ve itirazda bulunmadıklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.Alacağın devri TBK'nın 183. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin1. fıkrasında, kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklının borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebileceği belirtilmiştir. TBK'nın 184. maddesinin ilk fıkrasında ise alacağın devrinin geçerliliğinin yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlı olduğuna yer verilmiştir. Devrin hükümleri aynı Kanun'un 186 vd. maddelerde düzenlenmiştir. TBK'nın 189. maddesinde, devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklarında devralana geçeceği asıl alacakla birlikte faizlerinde devredileceği belirtilmiştir.HMK'nın 125. maddede ise dava konusunun devrine yer verilmiştir. Maddenin 2. fıkrasında,"Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder. (Ek cümle:22/7/2020-7251/11 md.) Bu takdirde dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur." düzenlemesi mevcuttur.HMK'nın 90. maddede ise sürelerin belirlenmesi düzenlenmiştir. Kesin süre ise 94.maddesinde yer almaktadır. HMK'nın 94/2 fıkrada, hâkimin tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebileceği, bu taktirde hâkimin tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklayacağı ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar edeceği, kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan tarafın yeniden süre isteyebileceği bu şekilde verilecek sürenin kesin olduğu ve yeniden süre verilemeyeceği belirtilmiştir. 3.fıkrada ise kesin süre içerisinde yapılması gereken işlemi süresinde yapmayan tarafın o işlemi yapma hakkının ortadan kalacağına yer verilmiştir. HMK'nın 119. maddesinde dava dilekçesinin içeriği düzenlenmiştir. 119/1-f bendinde, iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği hususu belirtilmiştir. HMK'nın 121. maddede ise dava dilekçesinde gösterilen ve davacı elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte dilekçeye eklenerek mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar içinde bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer almasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 190. maddesinde ise ilk fıkrada ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu belirtilmiştir.Somut olayda, alacağı devir alan davacı, davaya kaldığı yerden devam edeceğinden, delil ibrazı konusunda yeniden süre verilmesi söz konusu olmayacaktır. Diğer taraftan, temlik alan tarafça dava konusu uyuşmazlıkla ilgili ve eksik olan bilgi ve belgeler temlik veren bankadan talep edilerek dosyaya ibrazı mümkün iken bu şekilde belge sunulmamıştır. Bu durumda takip konusu alacağın varlığını ispat külfeti üzerinde olan davacı tarafın iddiasını ispat etmiş olduğunun kabulü gerektiğinden, davanın reddine dair ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, temlik alan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, temlik alan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının temlik alan davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendinin üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 06.02.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.