Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2014/660 E. 2015/144 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2014/660
- Karar No
- 2015/144
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/585 KARAR NO: 2025/966 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI: 2024/532 Esas- 2024/1286 Karar KARAR TARİHİ: 19/12/2024 DAVA: Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı) DAVA TARİHİ: 04/06/2024 KARAR TARİHİ: 23/05/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm taraflar vekilleri istinaf edilmiş olmakla Dairemizce HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti: Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu İstanbul İli, Başakşehir İlçesi, ... Mahallesinde arsa nitelikli 12.766,00 m2’lik ... ada ... parsel sayılı taşınmazın tapu müdürlüğünün 29.12.2006 tarih ve ... yevmiye nolu işlemiyle ... Yapı Kooperatifi adına tescil edildiğini, dava dışı Tasfiye Halinde ... Sanayi ve Ticaret A.Ş., Tasfiye Halinde ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi ve Tasfiye Halinde ... Sanayi Ticaret A.Ş., ... Bankası A.Ş.’ne başvuru yapıp kredi talebinde bulunulduğunu, kullanılacak kredinin teminatı olarak ... adına tescil ettirildiğini, ... ada ... sayılı parselin teminat gösterildiğini, Küçükçekmece İcra Müdürlüğü’nün ... Talimat sayılı dosyası üzerinden satış işlemlerine başlanıldığını, dava konusu ... ada ... sayılı parseldeki 31/100 paya yönelik olarak Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/660 Esas ve 2015/144 Karar sayılı dosyası üzerinden 13.10.2011 tarihinde davacı Tasfiye Halinde ... Kooperatifi tarafından ... aleyhine tapu iptali ve tescil davası açıldığını, İstanbul İli, Başakşehir İlçesi, ... Mahallesinde yer alan ... ada ... parsel sayılı sayılı taşınmazdaki davalı ... Ltd. adına tescil ettirilmiş 31/100 oranındaki payın, iktisap edildiği 30.10.2020 tarihinden önce Küçükçekmece ... İcra Dairesi’nin ... Talimat sayılı takip dosyası üzerinden yapılan cebri ihale sonucunda müvekkili ... A.Ş. tarafından iyi niyetli olarak 13.08.2020 tarihinde satın alınıp, 4721 sayılı TMK’nın 705/2 ve 1023 maddeleri gereğince ihale tarihi itibariyle ve davalı ... Ltd. ve malik-i evveli ... Kooperatifi’nden önce mülkiyetinin kazanılmış olduğunu ileri sürerek, 4721 sayılı TMK’nın 1024 ve 1025 maddelerine dayalı olarak tapu kaydının iptali ile davacı ... A.Ş. adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 31/100 kısmının Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/660 E. 2015/144 K. sayılı ilamının 07.05.2019 tarihinde kesinleşmesi üzerine ... Yapı Kooperatifi adına tescil olunduğunu, müvekkilin taşınmazı bu kooperatiften satın aldığını, hakkının dayanağının 07.05.2019 tarihinde kesinleşen mahkeme ilamına dayandığını, hak sahipliğinin, hak devraldığı ... Kooperatifinin hak sahipliğine dayalı ve 07.05.2019 tarihi olduğunu, davacının 13.08.2020 tarihli ihale tarihinden çok öncesi olduğunu, kendini iyiniyetli gören davacının, müvekkili ve hak devraldığı Kooperatifi nasıl olup ta kötüniyetli kabul edildiğinin anlaşılamadığını, müvekkili ve hak devraldığı koopertifin mülkiyetinin mahkeme ilamına dayandığını, mülkiyetin kazanılmasının davacıdan çok önce olduğunu belirtip, davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; somut olay değerlendirildiğinde, Mahkememiz dosyasındaki davacı ve davalı arasında mülkiyet uyuşmazlığının bulunmadığı, yolsuz tescilin de söz konusu olmadığı, bu sebeple yolsuz tescile dayanarak tapu iptal ve tescil talep edilemeyeceği, davacının cebri icra sonucunda ihale yolu ile kazandığı mülkiyetin davacının tapu idaresine başvurusu ve icra dairesince davacı lehine tescil yapılması talepli olarak tapu idaresine yazı yazılmasına rağmen tapu tarafından gerekli idari işlemin tesis edilmemesinden ve davacı ile icra dairesinin tescil talebinin tapu idaresi tarafından reddinden kaynaklandığı, yukarıda detaylıca açıklandığı ve davacı ile davalının mülkiyeti kazanma süreçleri gözetildiğinde taraflar arasında mülkiyet ihtilafı ve uyuşmazlığının bulunmaması, yine davacı ya da davalı lehine ya da aleyhine bir yolsuz tescilin bulunmaması sebebiyle 4721 sayılı Kanun'un taşınmaz mülkiyetine ilişkin hükümleri doğrultusunda Mahkememizce çözümünün ve uyuşmazlığın giderilmesinin mümkün olmadığı, nitekim davacının ve icra dairesinin tescil talebine rağmen tescil işleminin tapu idaresi tarafından yerine getirilmemesi hususunda da ilgili idari işlemin iptaline yönelik olarak adli yargıda inceleme yapılamayacağı anlaşıldığı şeklinde gerekçesiyle, "1-Davanın Usulden REDDİNE, 2-Tedbirin karar kesinleşinceye kadar DEVAMINA, '' karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: 1-Davacı vekili süresinde vermiş olduğu istinaf başvuru dilekçesi ile, iddialarını yineleyerek, davanın usulden reddine ilişkin kararının, usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle 4721 sayılı TMK’nın 716/2, 1023, 1024 ve 1/27 maddeleri gereğince kaldırılmasına, yargılamanın Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmasına karar verilmesi talep etmiştir. 2-Davalı vekili süresinde vermiş olduğu istinaf başvuru dilekçesi ile; davanın esastan reddine karar verilmesi, esastan reddedilen dava nedeniyle dava değeri üzerinden vekalet ücreti takdiri gerektiğini belirterek mahkeme kararının ortadan kaldırılması, davanın esastan reddine karar verilmesi ve esastan red doğrultusunda vekalet ücreti belirlenmesini talep etmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:Dava; yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, davanın usulden reddine karar verilmiştir.Karar, davacı vekili tarafından usulü nedenlerle, davalı vekili tarafından esasa ve vekalet ücretine yönelik istinaf edilmiştir. 6100 HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır. Belirtilmelidir ki; görev hususu kamu düzeniyle ilgili bulunduğundan, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi zorunlu bir usul kuralıdır. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b, 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince, yargı yolu ve görev dava şartlarından olup mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırmalıdır.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 2. maddesinde idari dava türleri ve idari yargı yetkisi açıkça düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı açılan tam yargı davaları ve idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan anlaşmazlıklara ilişkin davalar idari yargının yetki sınırı içerisindeki idari davalar olarak gösterilmiştir.Somut olayda, dosya içeriğine ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre, eldeki davanın yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı olarak açıldığı görülmektedir. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 705 inci maddesi; “Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.” hükmünü, 1022/1 maddesi ise; “Aynî haklar, kütüğe tescil ile doğar; sıralarını ve tarihlerini tescile göre alır.” hükmünü düzenlenmiştir.Belirtilen yasal düzenlemeler uyarınca, ayni haklar tapu siciline tescil ile doğar ve tescilin hukuki netice doğurabilmesi için de geçerli bir hukuki sebebinin bulunması zorunludur. Bu hususun tapunun illilik prensibinden kaynaklandığı açıktır. Öyleyse, oluşan sicilin hukuken geçerli bir sebebi bulunmadığı takdirde, tescilin yolsuz tescil niteliğini taşıyacağı ve sicilin iptali gerekeceğinde kuşku yoktur. Yolsuz tescil sebebiyle oluşan tescilin iptali için açılan davada tescilin yolsuz olup olmadığına bakmakla görevli mahkemelerin genel mahkemeler olduğundan kuşku yoktur. O halde, iş bu davaya adli yargı yerinde bakılması gerektiği açıktır. Zira, idari işleme karşı değil tescilin yolsuz olduğundan bahisle eldeki davanın açıldığı sabittir.Adli yargı yerinde göreve ilişkin düzenlemelere gelince; 6100 sayılı HMK'nın 1. Maddesi uyarınca mahkemelerin görevi ancak kanunla belirlenir. Asliye hukuk mahkemelerinin görevi HMK'nın 2. maddesinde belirlenmiş olup 2/1 maddesine göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalarda aksine bir hüküm bulunmadıkça asliye hukuk mahkemeleri görevli olup 2/(2) maddesine göre de bu kanun ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Başka bir deyişle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre asliye hukuk mahkemeleri genel görevli mahkemedir.Buna göre, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil talebine ilişkin olarak açılan davada, iddianın ileri sürülüş biçiminden ve içeriğinden davanın yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı olduğu davaya bakmaya adli yargı yerinde asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır. Hal böyle olunca, eldeki davada idare işlemin iptali istenilmediğine, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı olarak tapu iptal ve tescil istemiyle eldeki dava açıldığına göre, davanın niteliğine göre nispi ya da mutlak nitelikteki bir ticari dava söz konusu olmadığından, davada görevli mahkeme, asliye ticaret mahkemesi değil, genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinin olduğu gözetilerek, İlk Derece Mahkemesince, davaya bakmaya görevli olmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, iş bu davaya sebep olan işlemin de idarî işlem olması nedeniyle, dava konusu uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, görev hususu kamu düzeni ile ilgili olup re'sen gözetilmesi gereken usul kuralı olduğundan, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1).a.3 maddesi gereğince kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, iş bu davaya bakma görevinin adli yargı yerinde genel görevli asliye hukuk mahkemesi olması nedeniyle yeniden görev hususunda bir karar verilmek üzere dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verilmesi anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1).a.3 maddesi gereğince kabulüne,2-Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/12/2024 Tarih, 2024/532 Esas -2024/1286 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, yukarıda açıklanan gerekçeler gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dava dosyasının mahkemesine gönderilmesine,3-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istem halinde İlk Derece Mahkemesince davacıya iadesine, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istem halinde İlk Derece Mahkemesince davalıya iadesine, 5-Taraflarca yapılan istinaf giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 353/(1).a maddesi gereğince kesin olarak 23/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.