Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2014/16 E. 2014/75 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2014/16
Karar No
2014/75
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1814 KARAR NO : 2022/670 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARI VEREN MAHKEME : İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ( Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla ) TARİHİ : 17/06/2021 DOSYA NUMARASI : 2020/301 Esas - 2021/279 Karar DAVA:Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 20/04/2022 İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, uluslararası taşımada taşıyan acentesi olduğunu, acentelik ilişkisi taşıyanla kendi arasında olup; elde edeceği kazanç, gelir veya komisyon gibi unsurların müvekkili- taşıyan ile arasındaki anlaşmaya dayandığını, davacı müvekkilin, Çin menşeli Shandong Hanyu firmasından 07.11.2019 tarihli 22.400 USD bedelli ... makinası ve ... firmasından 18.07.2019 tarihli 32.800 USD bedelli “Buhar Jeneratörü” satın aldığını, ithalata konu emtiaların ... numaralı konişmentoda görüleceği üzere XİNGANG (Çin) Limanından, 969917308 numaralı konişmentoda görüleceği üzere Maersk firması tarafından deniz yolu ile taşındığını ve Türkiye’de yerleşik acente olarak da davalı firma ...nin, ifa yardımcısı – doğrudan temsilci olarak yer aldığını, dava konusu taşımaya ilişkin uyuşmazlıkta Konşimento üzerine düşülen ‘’ ..." kaydı ile malların teslim edileceğine ilişkin anlaşma yapıldığını, navlun bedeli ve sigortayı da içeren faturalar düzenlendiğini ve navlun ücretinin taşıyıcıya, taşıma başlamadan ödendiğini veya varma yerinde gönderilenden açıkça talep edilmeyeceğinin bildirildiğini, ancak davalı firma tarafından fatura içeriği ücret ödenmediği müddetçe malın teslim edilmeyeceğinin bildirildiğini ve müvekkili tarafından bu bedellerin, zilyetlik hak ve yetkisinin haksız ve kötüye kullanımı suretiyle, daha yüksek maliyete katlanmak istemeyen ve malın beklemesi-gecikmesinden zararı engellemek isteyen müvekkili tarafından teslim almak zorunluluğundan dolayı ve ihtirazi kayıtla ödenmek zorunda kalındığını, ithalata konu emtialar İstanbul Ambarlı Limanı’na vardığında davalı firma tarafından müvekkiline varış bildirimi yapıldığını, varış bildiriminde emtiaların tesliminin “... Geçici Depolama” dan yapılacağı ancak davalı firmadan ‘’Free Out’ gibi haksız şekilde faturalandırılan ücretlerin emtiaların tesliminden önce, peşin olarak ödenmesi gerektiğinin ifade edildiğini, dava konusu eşya ile ilgili ... olarak CY/CY esasına göre navlun kurulduğundan ve ayrıca navlun sözleşmesi dava dışı satıcı tarafından kurulmuş olduğundan, müvekkilinin navlun sözleşmesinde gönderilen sıfatına sahip olduğunu, davalı tarafından fatura konusu edilmiş bedelin, taşıyanın varma limanında eşyanın ilgilisine teslim borcu kapsamında yapması gereken masraflardan olduğunu, gönderilenin navlun ve diğer alacaklardan sorumlu tutulması için bu hususun konişmentoda kararlaştırılmış olması gerektiğini, dava konusu konişmentoda bu yönde bir kayıt yer almadığından gönderilenin bu alacaklardan sorumlu tutulamayacağını belirterek, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibin devamına, borçlunun borca itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş; yargılama sırasında ibraz ettiği ıslah dilekçesi ile, davayı alacak davası olarak ıslah ederek, ... husumet yöneltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının konşimentodaki "Gönderilen" sıfatına istinaden, TTK 1237/1 uyarınca konşimento hamili ile taşıyan arasındaki ilişkilerde konşimentonun esas tutulduğunu, taşıma tahtında çıkacak uyuşmazlıkların Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, bu nedenle milletlerarası yetki itirazlarının bulunduğunu belirterek, konşimentoda bulunan milletlerarası yetki şartı uyarınca davanın yetki yönünden reddine ve her halükarda davanın esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 17/06/2021 tarih ve 2020/301 Esas - 2021/279 Karar sayılı kararı ile; "...Eldeki dosyada somut uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, (Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin, 22/06/2020 tarihli, 2019/3799 Esas ve 2020/3051 Karar sayılı ilamına karşılık taşıma akdine davalının Türkiye acentesinin aracılık ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığından) deniz taşımasından yani akdi ilişkinden kaynaklandığı, konişmentonun 26. maddesinde düzenlenen yetki klozunun gönderilen sıfatını haiz davacıyı bağladığı, konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. " gerekçeleri ile; " 1-Davalının milletlerarası yetki itirazının kabulü ile mahkememizin yetkisizliği nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalının Türkiye acentesinin taşıma işine dahil olduğunu, davalının kendisini daha iyi savunabileceği Türk mahkemeleri yerine Londra mahkemelerinin yetkili olduğu yönündeki savunmasının açıkça TMK m.2 hükmüne aykırı ve kötü niyetli olduğunu, mahkemece eksik inceleme ve delillerin değerlendirilmesi tam yapılmadan hüküm kurulduğunu, Davalı acentesinin Türk menşeli ... A.Ş. olup; eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesi'ne girmesinden önce elektronik yolla verilen ve taşıt aracı ile eşyaya ilişkin genel bilgilerin yer aldığı özet beyanın; ekteki belgelerden görüleceği üzere Türk şirketi olan davalı acentesi tarafından verildiğini, mal varış limanına getirildikten sonra, malın tesliminin kanunda öngörüldüğü şekilde konşimento ibrazı ile taşıyan davalı tarafından kabul edilmediğini ve mutlak surette "ordino - yük teslim belgesi" adı verilen belgenin ibrazının istendiğini, bu belgenin de taşıyan tarafından Türkiye acentesi olan ... A.Ş. tarafından düzenlendiğini, dosya ekinde davalı acentesi ... A.Ş. tarafından düzenlenmiş olan dava konusu iki ayrı taşımaya ilişkin iki ayrı " yük teslim talimat formu"nun sunulduğunu, Yine ekte sunulan yazışmalardan da anlaşılacağı üzere mal varış limanına geldikten sonra boşaltma işlemleri ve organizasyonunun, tamamen davalı taşıyanır acentesi olan Türkiye merkezli ... A.Ş. organizasyonu ile gerçekleştiğini, Mahkemece müvekkilinin gönderilen sıfatı ile konşimentoya malın teslimi için imza atarak konşimentonun tarafı haline geldiği hükmünün esasen hukuken yanlış sonuçlara vardıracak bir tespit olduğunu, malın teslimi safhasında bir yanda davalı taşıyan acentesi ... A.Ş. diğer yanda malın teslim almak zorunluluğu karşısında konşimentoya imza atmak zorunda kalan müvekkilinin bulunduğunu, konşimentoya imza ile malın tesliminin işin doğasından kaynaklanan bir zorunluluk olduğunu, burada imza atılmasının, sadece yükü tesellüm amaçlı olduğunu, konşimento imzası ile gönderilenin, mevzuatta da belirtildiği üzere taşıyıcı ve taşıtan arasında düzenlenmiş ve tarafları taşıtan ve taşıyan olan konşimentonun tarafı olmasının beklenemeyeceğini, müvekkilinin imzasının taşıma sürecini sonlandırmak için olup, müvekkilin sözleşmeye katılma iradesi bulunmadığını, Dava konusu taşımalarda müvekkilinin taşıtan sıfatına haiz olmayıp, gönderilen - alıcı konumunda olduğunu, konşimentonun müvekkili açısından üçüncü kişi lehine düzenlenmiş bir sözleşme belgesi vasfında olduğunu, bu noktada hukuki nitelendirmeyi ve tarafların sıfatlarını doğru nitelendirmenin hukuken doğru sonuca ulaşmayı sağlayacağını, müvekkilinin sözleşmeye katılmadığını, sözleşme gereği malı teslim aldığını, malı teslim alma iradesinin imza ile teyidinin, konşimento hükümlerini kabul ettiği anlamına gelmeyeceğini, Mahkemece bir yandan konşimentoya imza atarak konşimentonun tarafı haline geldikleri şeklinde hüküm kurulmakta iken, aynı şekilde boşaltma organizasyonu gerçekleştiren ve ayrıca yük teslim talimat formunu düzenleyen ve özet beyan veren Türk şirketi olan davalı acentesi ... A.Ş.' nin olaya dahlini değerlendirmemenin eksik inceleme olduğunu, davalının kendisini Türk mahkemelerinde daha iyi savunma imkanı bulabilecek iken kötü niyetli bu itirazlarının dikkate alınmasının hükmü sakatladığını ve taraflar arasında adil olmayan bir değerlendirmeye yol açtığını, eğer konşimento imzası ile davacı olarak konşimentonun tarafı haline geldikleri iddia olunuyor ise, davalı acentesinin de özet beyan vererek, yük teslim formunu düzenleyip, imzalayıp, kendilerine teslim ederek taşımada akdi ilişkiye katılmış oldukları ve sözleşmenin öğesi haline geldiğinin kabul edilmesi gerektiğini, Davalı şirketin Türkiye'de yerleşik adresi ve vergi numarası mevcut olup bankacılık işlemlerini de Türkiye' de gerçekleştirdiğini, davalının tüm ticari ve bankacılık faaliyetini Türkiye' de yürütürken, ihtilaflarda kendisini daha iyi savunma imkanı bulabileceği - ki gerek davalının gerek acentesinin vekillerinin aynı olduğunu - Türk mahkemelerinin yetkisiz olduğunu ileri sürmesinin kötü niyetli olduğunu, Hukukumuzda sözleşmenin nisbiliği ilkesinin hakim olduğunu, buna göre borç ilişkisinin sadece sözleşmenin taraflarını (alacaklı ile borçluyu) bağladığını, üçüncü kişileri etkilemediğini, Konşimentonun taşıyan tarafından düzenlenen ve taşıtanın veya yükletenin imzalayabildiği kıymetli evrak niteliğinde bir belge olduğunu, özellikle somut olayda gönderilenin (müvekkili) konişmento tanziminde bir irade ortaya koymasının söz konusu olmadığını, konşimentonun arka tarafında yer alan milletler arası yetki sözleşmeleri/ kayıtlarının sözleşmenin nisbiliği ilkesi gereği taşıtan ve taşıyanı bağladığını, gönderileni veya konşimento kendisine ciro edilen 3. Kişileri bağlamadığını, bu halde müvekkilinin konşimentoda yer alan milletler arası yetki kayıtları ile bağlı olmadığını, Müvekkilinin, malın gönderileni - alıcısı sıfatı ile konşimentoda bulunması gereken zorunlu kayıtları ve TTK m. 1229 hükmünde sayılanlar dışında hükümler bakımından açıkça kabul etmediği ve sözleşmesel taahhüt altında olmadığı sürece bağlı olmayacağını, nitekim yetki ve hukuk seçimi gibi hükümlerin bu türden olduğunu, Her ne kadar konşimentoda yer alan kayıtlar müvekkili bakımından bağlayıcı olmasa da zaten somut olayda konişmentoda yer alan milletlerarası yetkiye ilişkin kayıtların “genel işlem koşulu” niteliğinde düzenlemeler olduğunu, TBK m. 21 hükmü uyarınca da bu koşulların yazılmamış sayılacağı hükme bağlanmakla, TBK m. 22 hükmü uyarınca da sözleşmenin yazılmamış sayılan genel işlem koşulları dışındaki hükümlerinin geçerliliğini koruyacağını, bahsedilen hükümlerin emredici nitelikte hükümler olup kamu düzeninden olduğunu, bu yönde İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/16 E. - 2014/75 K. sayılı ve 15/5/2014 tarihli kararının emsal teşkil ettiğini, Boşaltma ücretinden kimin sorumlu olduğuna dair uyuşmazlıkta, özet beyan veren, boşaltma orginizasyonunu ve malın teslimini fiilen gerçekleştiren, yük teslim talimat formunu düzenleyen, imzalayan ve kendilerine teslim edenin davalının Türkiye acentesinin ... A.Ş. olduğunu, konşimentoyu taşıtan ve taşıyanın düzenlediğini, taşıtan sıfatına müvekkilinin haiz olmadığını, konşimentonun üçüncü kişi lehine düzenlenmiş bir sözleşme olduğunu ve müvekkilinin bu taşıma ilişkisinde konşimento tahtında lehine düzenlenen üçüncü kişi vasfında olduğunu, malı teslim almak zorunluluğundan kaynaklı son aşamada konşimentoya atılmak zorunda kalınan imzanın, müvekkilini konşimentonun tarafı haline getirmeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte şayet konşimentoya imza atarak konşimentonun tarafı haline geldikleri ve konşimentodaki yetki şartına tabi olduklarına hükmediliyorsa, o halde boşaltma organizasyonu fiilen tatbik eden ve yük teslim talimat formunu düzenleyip imzalayan ve kendilerine teslim eden, özet beyan düzenleyen davalı acentesi Türkiye merkezli bir firma olduğundan davalının kendisini Türk mahkemelerde daha iyi savunabileceğinin kabul edilmesi ve davalının işbu davayı Londra'ya taşımak isteğinin kötü niyetli olduğunun kabulü gerektiğini, Ayrıca, genel işlem koşulu sayılan ve üstelik müvekkilinin tarafı olmadığı konşimentoda yer alan yetki kayıtlarının yazılmamış sayılması gerektiğini, bir anlık bu kayıtların geçerli olacağı düşünülse bile bu sefer sözleşmenin nisbiliği ilkesi gereğince söz konusu kayıtların müvekkilini bağlamadığının kabulünün gerektiğini ve her halükarda davalının milletlerarası yetki itirazının reddedilmesi gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, dosyanın esas yargılaması için yerel mahkemeye iadesi yönünde karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, davacının davalı tarafından deniz yolu ile taşınan emtiasının kendisine teslimi sırasında haksız olarak tahsil edildiği iddia edilen Free Out(Yükün gemiden çıkartılması) ücretinin istirdatı istemine ilişkindir. Mahkemece, davalının milletlerarası yetki itirazının kabulü ile yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı istinafa başvurmuştur. Mahkemece de belirtildiği üzere, dava konusu taşımanın Çin Qingdao Limanından Türkiye Gebze Limanına davalı taşıyan ... ya ait ... numaralı konşimento tahtında yapıldığı, taşımaya ilişkin düzenlenen konişmentonun ... A/S adına yabancı acentesi tarafından imzalandığı, davacının gönderilen, davalının taşıyan sıfatını haiz olup, ...'nin Danimarka'da kurulu yabancı bir şirket olduğu, taşıyıcı şirket ile geminin yabancı olması ve emtiaların Çin - Türkiye taşımasının ifa edilmesi nedeniyle uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, konişmentonun 26. maddesindeki yetki klozu ile taşıma sözleşmesinin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklara İngiliz Hukukunun uygulanacağı, yetkili mahkemenin ise Londra'da İngiliz Yüksek Adalet Mahkemeleri olduğunun kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. 5718 sayılı MÖHUK'un "Yetki anlaşması ve sınırları" başlıklı 47. maddesi hükmü ile Türk mahkemelerinin yer itibariyle yetki kurallarının münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, tarafların, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan bir uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesini kararlaştırmalarının Türk Hukuku bakımında da geçerli olacağı düzenlenmiştir. Yabancı devlet mahkemesine yetki tanıyan anlaşmanın Türk hukuku bakımından hukuki değer taşıması için öncelikle yazılı ve taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan bir uyuşmazlığa ilişkin olmalıdır. İkinci olarak söz konusu uyuşmazlık yönünden münhasır bir mahkeme tayin edilmemiş olmalıdır. Üçüncü olarak ise yetki anlaşması "uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda" olmalıdır. Diğer yandan yetki anlaşmasıyla yetkilendirilen yabancı devlet mahkemesinin HMK'nın 17 ve 18. maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak "belirli" olması şartı MÖHUK'un 47. maddesi yönünden de aranmalıdır. Seçilen mahkemenin belirli olduğunun kabulü için yetkili kılınan mahkeme ismen zikredilmiş olmalıdır.Taşıyan ile gönderilen (konişmentonun meşru hamili) arasındaki ilişkide konişmento esas alınır (TTK.m.1237/1). Dolayısıyla konişmento hamili gönderilenin eşyayı teslim alma hakkının kapsam ve koşulları, navlun sözleşmesinden bağımsız olarak konişmentoya göre belirlenir. Gönderilen konşimentoyu ciro ile alıp, bunu ibrazla yükü teslim almada kullandığı anda, konşimentonun şartları ile de bağlanmış olur ve yetki şartının taşıyanla yükleten arasında kararlaştırılmış olduğunu, kendisinin 3 ncü şahıs durumunda bulunduğunu ve bu nedenle konşimentoda kararlaştırılan yetki şartı ile bağlı tutulamayacağını iddia edemez. (Emsal: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12/01/2017 tarih ve 2015/12971 Esas, 2017/240 Karar)Yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere, davalı taşıyan ile gönderilen (konişmentonun meşru hamili) davacı arasındaki ilişkide konişmentonun esas alınması gerektiği, TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirin Türkiye'deki acenteleri aracılığıyla yapılan bir sözleşmenin sözkonusu olmadığı, davalı ... A/S'nin, merkezi Danimarka'da bulunan uluslararası yabancı firma olması nedeniyle uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, dava konusunun Türk Mahkemelerinin münhasır yetkili olduğu bir konuya ilişkin bulunmadığı ve konişmentoya yetki ve uygulanacak hukuka ilişkin konulan yazılı şartın geçerli ve bağlayıcı olduğu, kural olarak genel işlem koşulları içeren sözleşmeler düzenlenmesinin, yasal sınırlar içinde hukuken mümkün olduğu, ancak, TBK'nın 25.maddesine göre, genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamayacağı, yetki şartına ilişkin bu hüküm tacir olan davacının kolayca anlayabileceği bir içerikte olup, uyuşmazlık halinde mahkemenin yetkisinin düzenlenmesine ilişkin konulan hüküm, dürüstlük kuralına aykırı bir düzenleme sayılamayacağı, ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan 162,10.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 80,70 TL istinaf karar harcının, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 140,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 59,3 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/04/2022 tarihinde HMK' nın 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2014/16, K. 2014/75, T. 18.07.2019, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2014-16-e-2014-75-k-ba641bf2900b