Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2014/15601 E. 2015/11180 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2014/15601
Karar No
2015/11180
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/444 KARAR NO : 2024/1482 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/11/2021 NUMARASI : 2017/982 Esas - 2021/905 Karar DAVA : Hisse Devrinin İptali ve Davacıya İadesi DAVA TARİHİ : 11/09/2017 BAM KARAR TARİHİ : 17/10/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/10/2024 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/11/2021 tarihli 2017/982 Esas ve 2021/905 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kurucusu ve ortağı olduğu ... San ve Tic AŞ'nin sicile 11/01/2008/ tarihinde tescil edilip 29/01/2008 tarihinde ilan edildiğini, bu şirketin ünvanının 15/04/2010 tarihinde ... Tic A.Ş. olarak değiştirildiğini, değişikliğin 26/04/2010 tarihinde ticari sicil gazetesinde ilan edildiğini, daha sonra aynı şirketin ünvanının 13/11/2012 tarihinde ... Tic AŞ olarak değiştirildiğini, bu işlemler sırasında müvekkilinin ortaklığının sona erdirildiğini ve temsil yetkisinin kaldırıldığını, yapılan araştırma sonucunda öğrenildiğini, bunun üzerine 19/06/2017 tarihli ... yevmiye nolu İzmir 20 Noterliği'nden gönderilen ihtarname ile müvekkilinin hisselerinin kime devredildiğini gösterir tüm belgelerin örneğinin gönderilmesinin istendiğini, ancak cevabi ihtarname ile müvekkilinin şirket ortağı olmadığını ve herhangi bir talep hakkının bulunmadığının bildirildiğini, şirketin 06/12/2012 tarihinde yapılan genel kurulunda şirket ünvanı ... Tic. A.Ş. olarak değiştirilmekle birlikte şirket ortaklık yapısının da değiştirildiğini ve bu aşamada müvekkilinin hissedar olmaktan çıkartıldığını bu olayların yaşandığı tarihte Antalya'da olması sebebiyle müvekkilinin herhangi bir hisse devir sözleşmesine ve ilmühaberine belgeye, pay defterine hisse devrine ilişkin imza atmadığını, müvekkilinin birçok şirkette yatırım ve hissesinin olması itibariyle durumdan yeni haberdar olduğunu, 6102 sayılı TTK'nın 490 maddesi uyarınca hukuki işlemle devrin ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilliyetinin devralana geçirilmesiyle yapılabileceğini, TTK 494/1 maddesine göre devir için gerekli olan onay verilmediği sürece payların mülkiyetinin ve paylara bağlı tüm hakların devredende kaldığı, müvekkilinin haberi dahi yokken tüm hisselerini devretmiş olması ve kanunda sayılan işlemlerin yapılmış olmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, tazminat ve cezai hakları saklı kalmak üzere müvekkilinin hisse devrine ilişkin belgeler üzerinde yazı ve imza incelemesi yapılmak suretiyle hukuka aykırı bir şekilde yapılan müvekkiline ait hisse devrinin iptaline ve hisselerin müvekkiline iadesine müvekkilinin menfaatinin korunması bakımından ... İht İhr AŞ'ne kayyım tayin edilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. CEVAP: Davalılar ... İht. İhr. A.Ş. ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde söz edilen Ilgın AŞ'nin 09/01/2008 tarihinde ... Ticaret Sicil Memurluğunun Merkez ... sicil numarasına tescil edildiğini, 29/01/2008 tarihinde sicil gazetesinde ilan edildiğini, ilanda şirketin yönetim kurulunun 3 yıl için seçildiği ve davacının da yönetim kurulu başkanı olduğunun görüldüğünü, ... A.Ş'nin 23/03/2010 tarihli ana sözleşme değişikliği ile ... A.Ş .olduğunu, sicil gazetesinde 26/04/2010 tarihinde tescil edildiğini yönetim kurulunun 3 yıl için seçildiği ve davacının yönetim kurulu başkan vekili olduğunun ilandan görüldüğü, ... A.Ş.'nin 13/12/2012 tarihli ana sözleşme değişikliği ile ... A.Ş. olduğunu, 29/12/2012 tarihli ticaaret sicil gazetesinde yapılan ilanda davacının şirketi temsil yetkisinin sona erdiğinin görüldüğünü, davacının iyi niyetli olmadığını, davalı ... ile aralarında süren birden fazla dava ve şikayetin söz konusu olduğunu, ...'nın kasasında eksik olduğu tespit edilen altınlar için tutulan tutanaklarda davacının yetkili olarak imzasının bulunduğununu, bu hususun şikayete konu edildiğini, İzmir CBS'nin 2015/31332 nolu dosyası ile soruşturulduğunu, davalı ...'ın bir çok davacı tarafından mağdur edildiğini, davacının İzmir 2.ATM'nin 2016/721 esas sayılı dosyası ile görülen davada ... San Tic AŞ'nin genel kurulunda alınan kararların iptalini ve kayyım atanması talebini dava konusu ettiğini, davacının kötü niyetle davacı ...'ı çalışamaz duruma getirmek istediğini, davacının kendisine 30/11/2012 tarihinde ... Bankası ... Şubesindeki .../... nolu hesaptan hissesi karşılığında yapılan 5.000,00-TL tutarındaki havaleden hiç söz etmediğini, açtığı bu dava ile şirket ortağıymış gibi hak iddia ettiğini, davacının hisse devrinin iptalini talep ederken herhangi bir belge sunmadığını, sahtelik iddiasına dayanmış ise de hangi belgede ne gibi bir sahtelik bulunduğunu açıklamadığını, bu haliyle dava konusu talebin şirket genel kurulunda alınan kararların iptali olduğunun görüldüğünü, bununla birlikte hangi tarihte yapılan genel kurulda alınan kararların iptalinin istendiğinin de dilekçelerde anlaşılamadığını, TTK 446 maddesi dikkate alındığında şirketin 13/12/2012 tarihli genel kurulunun usulüne göre toplandığını kararların usulüne göre alındığını, davacının yasada sayılan iptal sebepleri dışında bir sebebe dayanamayacağını ve iptal nedenini açıkça ortaya koyması gerektiğini, haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR: Mahkemece; "...Davacının ... Tic AŞ'nin kurucu ortağı olduğu, daha sonra bu şirketin 29/03/2010 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında ünvanının ... Tic AŞ olarak değiştirildiği şirket sermayesinin 50.000,00-TL'den 100.000,00-TL'ye çıkartıldığı, her bir hissenin 25-TL nominal değerde olmak üzere 4000 adet hisseye bölündüğü, davacı ...'nun 2.500-TL karşılığı 200/4000 paya sahip olduğu, ... Tic AŞ'nin 14/11/2012 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunda davacının hissedar olarak görülmesine rağmen 05/12/2012 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunda hissedar görülmediği, bu aradaki hisse değişimleri dikkate alındığında davacının 200/4000 nama yazılı hissesinin ...'e intikal etmiş olduğu kanaatine varıldığı, ... Tic AŞ'nin 05/12/2012 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında şirket ünvanının ... İht İhr Tic AŞ olarak değiştirildiği, hisselerin nama yazılı olduğu, bu arada hisse devirleri ve hissedar değişimi olmakla birlikte 20/07/2017 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında şirket sermayesinin 100.000TL den 600.000-TL'ye çıkartıldığı her biri 25,00-TL den 4000 adet nama yazılı ve 20.000 adet hamiline yazılı olmak üzere 24.000 hisseye bölündüğü, 20/07/2017 tarihli genel kurul toplantısındaki sermaye artışı sonrasında ...'ın (...) 40.000-TL karşılığı 1600 adet nama yazılı hisse ve 243.825-TL karşılığı 9.753 hamiline yazılı hisseye sahip olduğu, davacının ... Tic AŞ döneminde 200/4000 adet nama yazılı payını kendisi devretmediği halde devredilmiş gibi gösterildiği ileri sürülerek, hukuka aykırı şekilde yapılan hisse devrinin iptali ve hisselerin müvekkiline iadesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Devir tarihinde yürürlükte bulunan TTK 490.maddesinde "1)Kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı paylar, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilirler. 2)Hukuki işlemle devir, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir" hükmüne yer verilmiştir. Nama yazılı hisse senedinin mevcut olması veya nama yazılı hisse karşılığında ilmuhaber bastırılmış olması durumunda payın devrinin ciro ve teslim yoluyla olması gerektiği, hisse senedinin veya nama yazılı hisse karşılığında bastırılmış ilmuhaberin olmaması karşısında nama yazılı çıplak payın devrinin alacağın temliki hükümlerine göre yapılması gerekmektedir. Davalı şirketin nama yazılı hisseleri için pay senedi çıkartıldığı veya ilmuhaber bastırılıp verildiği ileri sürülmediğinden şirket muhasebecisi tanık ...'in de beyanı dikkate alındığında nama yazılı pay senedi veya ilmuhaber olmadığı, davacının payının devrinin TBK 183 ve devamı maddelerine göre alacağın temliki hükümlerine göre yapılması gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Alacağın temliki yazılı yapılmadıkça geçerli değildir. Davacının davaya konu ettiği 200/4000 nama yazılı payın ...'e devredildiğine dair alacağın temliki hükümlerine göre devir beyanı içeren yazılı bir belge sunulmuş değildir. Yargılama sırasında tüm çabalara rağmen davacı hissesinin devrine ilişkin devir beyanı ve devri gösterir ortaklar pay defteri temin edilememiştir. Davacının 200/4000 payının ...'e intikal ettiği belirlenmekle hissenin usulüne uygun devredildiğini ispat külfeti ...'e (...) aittir. Davalı ... (...) nama yazılı hissenin belirtilen şekilde usulüne uygun kendisine devredildiğini ispatlayamamıştır. ... tarafından davacıya hisse bedeli açıklamasıyla 5.000-TL gönderilmiş ise de, alacağın temliki hükümlerine uygun usulle devir sağlanmadığından bu işlem yok hükmünde olup hissenin davacıdan ...'e intikal ettiğinin kabulüne olanak yoktur. Davacının hisse devrinin yasaya aykırı olduğu hissenin iptali ile iadesi talebine ilişkin davada husumetin hissenin yasaya aykırı olarak intikal ettiği ... (...) ve hisse devrini kabul etmekle ortaklar pay defterine kaydetmek zorunda olan davalı şirkete yöneltilmesi gerekmektedir. Davacının ... İth İhr Tic AŞ'nin son ünvan değişikliği öncesi ünvanı itibariyle ... Tic AŞ'deki 100.000-TL sermaye içinde sahip olduğu 5.000,00-TL sermaye karşılığı 200/4000 nama yazılı payın ...'e (...) yasaya uygun devredildiği, davalı şirket ve ... tarafından ispatlanamadığından davalı ... (...) ve ... Şirketi aleyhindeki davanın kabulüne dair aşağıdaki kararı vermek gerekmiştir. Davalı ...'ın davacının şirketteki hissesinin intikal ettirildiği tarihten önce şirket ortağı olduğu, ...'ün ise 10/07/2015 hisse devirleri sonrasında şirket ortağı haline geldiği, 20/07/2017 tarihli genel kurul sonrası ...'ün şirket ortaklığının sürdüğü, ...'ın bu tarih ve dava tarihi itibariyle ortak olmadığı anlaşılmış, bu davalıların farklı dönemlerde şirket ortaklığının söz konusu olması itibariyle kendilerine husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığı.." gerekçesiyle "...Davalılar ... ve ... aleyhindeki davanın husumet yönünden reddine, davalılar ... İth. İhr. Tic AŞ ile ... aleyhindeki davanın kabulüne, davacının davalı ... İth. İhr. Tic AŞ'nin son ünvan değişikliği öncesi olan ünvanı itibariyle ... Tic AŞ'nin 100.000-TL sermayesi içinde sahip olduğu 5.000-TL sermaye karşılığı 200/4000 adet nama yazılı payının davalı ... adına devrine dair işlemin iptaline, bu payın ... İth. İhr. Tic AŞ'deki ... payından olmak üzere davacıya iadesine ve ortaklar pay defterine işlenmesine..." şeklinde hüküm kurulmuştur. Karara karşı, davalı ... İth. İhr. Tic. A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı ... İth. İhr. Tic. A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ... A.Ş., 09.01.2008 tarihinde ... Ticaret Sicil Memurluğuna ...-... sicil numarası ile tescil edildiğini, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 29.01.2008 tarihli ve 6987 sayılı nüshasının 539. sayfasında yapılan ilanda şirketin yönetim kurulunun üç yıl için seçildiğinin görüldüğünü, davacı da Yönetim Kurulu'nun Başkan Vekili olduğunu, ... A.Ş., 23.03.2010 tarihli ana sözleşme değişikliği ile ... A.Ş.nin olduğunu, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 26.04.2010 tarihli ve ... sayılı nüshasının 572. sayfasında yapılan ilanda şirketin yönetim kurulunun üç yıl için seçildiğinin görüldüğünü, davacı bu ilanda da Yönetim Kurulu Başkan vekili olarak görüldüğünü, ... A.Ş., 13.12.2012 tarihli ana sözleşme değişikliği ile ... A.Ş. olduğunu, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 19.12.2012 tarihli ve ... sayılı nüshasının 133. sayfasında yapılan ilanda davacının şirketi temsil yetkisinin sona erdiği görüldüğünü, Yönetim Kurulunun üç yıl süre ile seçildiği dikkate alındığında, anlatılanlar olağan sürece ilişkin olduğunu, davacı iyi niyetli olmadığını, davalı ... ile aralarında süren birden fazla dava ve şikâyet söz konusu olduğunu, ...'nın kasasında eksik olduğu tespit edilen altınlar için tutulan tutanaklarda davacının yetkili olarak imzasının bulunduğunu, bu hususun da bir şikâyete konu edildiğini ve soruşturma İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/34332 numaralı dosyası ile yürütüldüğünü, söz konusu tutanakların İzmir 33.Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/98 Esas sayılı dosyasında da mevcut olduğunu, davalı ... ve şirket, davacı tarafından bir çok kez mağdur edildiğini, davacı açtığı birçok dava gibi görülen davada da ... San. Tic. AŞ.'nin genel kurulunda alınan kararların iptalini ve yine kayyum atanması talebi ile dava konusu ettiğini, davacı kötü niyetle davalı ...'ı çalışamaz duruma getirmek istediğini, davacı kendisine 30.11.2012 tarihinde ... Bankası ... Şubesi nezdindeki 100/... numaralı hesaptan hissesi karşılığında yapılan 5.000,00.-TL tutarındaki havaleden hiç söz etmediğini, mahkemece ödemenin dikkate alınmamasının usûl ve yasaya aykırı olduğunu, kararın tanık beyanı üzerine inşa edildiği görülmekle birlikte tanık beyanlarına ilişkin açıklamaların dikkate alınmadığını, bunun ise usûl ve yasaya aykırı olduğunu, tanık ... ifadesinde, "muhasebe müdürü" olduğundan söz etmiş ise de tanığın ünvanlarını andığı şirketlere bağlı bir eleman olarak çalışmasının olmadığını, tanık, o dönemde, andığı şirketlerin muhasebesini tutan Malî Müşavir ...'nun çalışanı olduğunu, yine o dönemde, anılan şirketlerde "muhasebe müdürü" ünvanı ile çalışan personelinin olmadığını, söz konusu şirketlerin muhasebe ve finansman işleri Yönetim Kurulu üyesi davacı ... tarafından yürütülmekte olduğunu, şirketin hisse devri sırasında ticari faaliyetinin olmadığını, grup şirketlerinin kredi kullanması ile bu şirketin herhangi bir ilişkisi, kefaleti ve sorumluluğunun olmadığını, emekli olup şirketten ayrılmak isteyen ..., ... ve ... âtıl halde bulunan şirketin hisselerini almak istediklerini, devir işlemlerinin evraklarının hazırlanması ve ticaret sicil işlemlerinin hepsi başka işlemlerde olduğu gibi tanık ... tarafından yapıldığını, imzaların huzurda atıldığını, ... her zamanki gibi devir bedellerini aldıklarının teyidini aldığını ve sonra tescil işlemlerini tamamladığını, şirketi satarken unvan karışıklığı olmaması için devir işlemi yaparken yeni ortakların verdiği taahhüt sonucu, devir işleminden sonra unvan "..." olarak değiştirildiğini, şirketin tüm defterleri gibi karar defteri ve devir sözleşmeleri ... ve ... tarafından ve onların bildiği yerlerde muhafaza edilmekte olduğunu, özellikle bu açıklamanın mahkemece dikkate alınmadığını, bulunmayan evrağın davacı lehine yorumlandığını, bunun da usûl ve yasaya aykırı olduğunu, ...'nun emekli maaşından başka geliri olmayan biri olduğunu, şirketlerden de herhangi bir kâr ödemesinin yapılmadığını, bu nedenle hesaplarındaki hareketin yoğun olmayacağını ve o dönem için oldukça yüksek bir meblağ olan hisse devir bedelini de farketmemesinin olanaksız olduğunu, ...'nun devir bedelinin yattığı hesap hareketlerinin bilirkişi marifeti ile incelenmesini talep edilmiş ise de bu talep de mahkemece kabul görmediğini, eksik inceleme ile verilen kararın bu nedenle de usûl ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu işlemler, ..., ..., ... ve ...'nun bilgisi ve imzaları ile yapıldığını, ... ve ...'nun resen tanık olarak dinlenmesini talep edilmiş ise de bu kişilerin dinlenmediğini, davacının endüstri mühendisi olduğunu, yaklaşık yirmi yıl anılan şirketlerde Yönetim Kurulu Başkan vekili olarak münferit imza yetkisi ile o dönemde tüm işlemleri yaptığını, eğitim ve tecrübe sahibi olduğunu, işlemler bittikten beş yıl sonra bu iddialar ile davalar açmasının kötü niyetli olduğunu, ... o dönemde başta ... Yönetim Kurulu üyesi ve Meclis Üyesi, ... Üniversitesi mütevelli heyet üyesi olmak üzere kamusal alanda bir çok görev ve sorumluluğu olduğu için şirketlerle ilgili tüm işlemleri başkan vekili olarak ... tarafından yapılmakta olduğunu, açıklanan nedenlerle kararın icrasının geri bırakılmasına, taleplerin kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yüklenmesine kararının kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, A.Ş. hisse devrinin iptali ve hisselerin davacıya iadesi davasıdır. Mahkemece; davalılar ... ve ... aleyhindeki davanın husumet yönünden reddine, davalılar ... İth. İhr. Tic. A.Ş ile ... aleyhindeki davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı ... İth. İhr. Tic. A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Eldeki davada davacı taraf, davalı şirketteki hissesini devretmediğini, herhangi bir hisse devir sözleşmesine, ilmühaberine, pay defterine hisse devri ile ilgili imza atmadığını, devre ilişkin belgeler var ise imza incelemesi yapılması gerektiğini, 13/12/2012 tarihinde ticaret sicil müdürlüğünde yapılan tescil işlemi ile davalı şirketin ünvan değişikliği yaparak şu andaki ticaret ünvanını aldığını, o tarihe kadar değişmeyen Yönetim Kurulu üyelerinin tamamının istifa ettiğini, davalı şirketin bordrolu çalışanı olan ...'in şirkete %20 payla ortak haline geldiğini ve tek başına Yönetim Kurulu Başkanı olarak tescil edildiğini, yine şirketin bu tarihten itibaren ortaklık yapısının tamamen değiştiğini, kendisinin ortaklığının da bu şekilde sona erdirildiğini ileri sürmüş, davalı şirket ise davacının iyi niyetli olmadığını, davalı ortak olan ... ile aralarında birden fazla dava ve şikayet bulunduğunu, davacının ... A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanı iken şirketin kasasında eksik çıkan altınlara ilişkin tutanakta imzası olduğunu ve bu konuda hakkında kamu davası açıldığını, hisse devir bedeli olan 5.000,00 TL'nin davacının ... Bankası A.Ş.'deki banka hesabına yatırıldığını, davacının isteğinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davacı tarafça, davalı şirketteki hisselerini devretmediği, devre ilişkin bir belge var ise belge altındaki imzanın kendisine ait olmadığı şeklindeki iddianın ileri sürülüş biçimi itibariyle eldeki davada ispat külfeti davalı tarafa ait bulunmaktadır. 6102 sayılı Kanun'un 490 ıncı maddesi, anonim şirketlerde nama yazılı payların devrini düzenlemekte olup nama yazılı paylar, kanunda veya esas sözleşmede aksi yazılı olmadıkça herhangi bir sınırlamaya bağlı olmadan devredilebilir. Nitekim maddenin ikinci fıkrasında nama yazılı hisse senetlerinin ciro yoluyla devredileceğinin öngörülmüş olması, alacağın temliki yoluyla devrine engel değildir. Bu nedenle esas sözleşmede devir şekli hakkında herhangi bir hüküm yoksa nama yazılı hisse senetleri, 6098 sayılı Kanun'un 183 üncü ve devamı hükümlerine göre alacağın temliki yoluyla da devredilebilir. Özetle nama yazılı senetlerin alacağın temliki yoluyla devrinde devredenin beyanı, mahiyeti itibariyle alacağı temlik edenin beyanıyla aynı olup 6102 sayılı Kanun'un 647 nci maddesinin ikinci hükmünden anlaşılacağı üzere, beyanın nereye yazıldığının önemi yoktur. Senedi devreden şahıs, devir beyanını bu senet üzerine yazılabileceği gibi, başka bir kağıt üzerine de yazabilir. Ortaklığa karşı ancak pay defterinde kayıtlı bulunan kimse ortak sıfatını haizdir. Pay devri, ortaklığa karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.10.2015 Tarihli 2014/15601 E. 2015/11180 K. sayılı ilamı). Pay defteri ise, 6102 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ticari defterlerden olup, pay defterinin tutulması, açılış ve kapanış onayları ile saklanması bakımından anlam taşır, yoksa pay defterinin özel olma karakterini etkilemez ve pay defterine yapılan kayıtlara kurucu nitelik kazandırmaz (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, 3.Baskı, s.2569). Anonim şirketler için önemli bir kavram olan “pay”, üç anlamda kullanılır. Bunlardan ilki esas sermayenin bir parçasını ifade etmesidir. Esas sermayenin pay sayısına bölünmesi sonucu oluşan ve nominal (itibari) değeri olan her bir birim birer payı oluşturur. Pay sayısının ve nominal değerinin esas sözleşmede gösterilmesi zorunludur. Bir diğer anlamıyla pay; pay sahipliği konumunu yani ortaklık sıfatını ifade eder. Ortaklık sıfatından kaynaklanan hak ve borçlar paya bağlıdır. Pay elde edilirken ortaklık sıfatı da kazanılmış olur. Payın devredilmesi halinde ortaklık sıfatı ve buna bağlı hak ve borçlar da devredilmiş olur. Üçüncü anlamıyla pay; bir kıymetli evrak niteliğindeki pay senetlerini (hisse senetlerini) ifade eder. Hamiline düzenlenmiş paylar hariç olmak üzere, payın bir senede bağlanması zorunluluğu yoktur. Senede bağlanmamış paylar “çıplak pay” olarak adlandırılmıştır (Fatih Bilgili, Şirketler Hukuku, 2.basım, 2012, s.240,241 ). Dava konusu hisselerin davacı tarafça devredildiğinin savunulduğu tarihte davalı şirketin henüz pay senetlerini veya pay senetleri yerine geçecek ilmuhaberleri bastırmadığı ve hak sahiplerine teslim etmediği tespit edilmiştir. Diğer yandan, anonim şirket tarafından henüz pay senedi ihraç edilmemiş olması ve ilmühaber dahi çıkarılmaması, anonim şirkette pay devrine engel teşkil etmeyecektir. Anonim ortaklığın çıplak paylarının devri konusunda Türk Ticaret Kanunu'nda bir hüküm bulunmamakla birlikte, payın devredilebilirliği ilkesi uyarınca, çıplak payın da senede bağlanmış paylar gibi serbestçe devredilebileceği, bu devrin 6098 sayılı Kanun'un 183 üncü maddesine göre alacağın temliki hükümleri çerçevesinde olacağı kabul edilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.11.2014 Tarih 2014/11-801 E. 2014/891 K. sayılı ilamı). Alacağın temliki tasarrufi bir işlem olduğu için, bununla çıplak pay devralana geçmektedir. Şekil olarak bedeli tam ödenmiş çıplak payın devri, payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi ile söz konusu olacaktır. (bknz Yargıtay 11. HD'nin 21/02/2024 tarihli, 2022/4698 esas, 2024/1327 karar sayılı emsal kararı) Somut olayda, davacının ... Barkası A.Ş. nezdindeki hesabına 30/11/2012 tarihinde "hisse devir bedeli " açıklaması ile davalı ... tarafından 5.000,00 TL gönderilmiş ise de; devir bedelinin tam olarak ödenmiş olması davacıya ait çıplak payın davalı ...'e devri için yeterli olmayıp, çıplak payın devrinin ancak payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi ile söz konusu olacağı, dosya kapsamında davacıya ait davalı şirketteki çıplak payın davalı ...'e devredildiğine ilişkin yazılı bir temlik beyanının bulunmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 183 üncü maddesine göre alacağın temliğinin yazılı şekilde yapılmasının öngörüldüğü, yazılı şeklin geçerlilik şekli olduğu, dolayısıyla davacıya ait çıplak payın devrini gösteren yazılı bir temlik belgesi bulunmadığından davalı ...'e yapılan pay devrinin geçersiz olduğu, HMK'nun 201. Maddesi uyarınca çıplak payın devredildiğinin yazılı delille kanıtlanması zorunlu olup, davalı şirketin bu hususta tanık dinletme isteği yerinde olmadığından mahkemece davalı tanıklarının dinlenmemesinin usule aykırı olmadığı, pay devrine ilişkin devir sözleşmesinin ve pay devri defterinin davacı ve dava dışı ... tarafından muhafaza edildiği savunmasının kanıtlanamadığı anlaşılmıştır. Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına ve HMK.'nun 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmamasına göre davalı şirket vekilinin istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı ... İth. İhr. Tic. A.Ş. vekilinin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/11/2021 tarihli 2017/982 Esas ve 2021/905 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 1.268,44-TL istinaf karar harcından peşin alınan 317,10-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 951,34-TL'nin davalı ... İth. İhr. Tic. A.Ş.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı ... İth. İhr. Tic. A.Ş. tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/10/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2014/15601, K. 2015/11180, T. 12.11.2014, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2014-15601-e-2015-11180-k-f4a8e8c8d4b8