Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2010/396 E. 2010/371 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2010/396
- Karar No
- 2010/371
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/84 Esas KARAR NO: 2024/1169 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2014/1683 Esas - 2021/989 Karar TARİHİ: 29/09/2021 ESAS DAVA ( İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2014/1683 ESAS SAYILI DOSYASI) DAVA: Tazminat BİRLEŞEN DAVA ( İSTANBUL ANADOLU 9.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2017/329 ESAS SAYILI DOSYASI DAVA: Tazminat KARAR TARİHİ: 04/07/2024 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:ESAS DAVADA Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı yan ...'nin yönetim kurulu toplantılarına katılmayarak müvekkili şirkete karşı yükümlülük ve sorumluluklarını yerine getirmediğini, davalının, sektörel iş ve işlemlerle ilgili mesaisini eşi ... adına kurduğu ... isimli şirket için harcadığını, şirketin karar alma süreçlerinde rol almadığını, iş bu iradenin şirketin işlemlerini kilitlediğini, davalının müvekkili şirketin yeterli iş deneyim belgesine sahip olmaması, belirli bir hacmin üzerindeki ihalelere bu sebeple katılamaması ve davalının eşinin mimar olması dolayısıyla eşi adına kurulan şirket üstünden, müvekkili şirketin verdiği banka teminat mektupları ve şirketin itibarını ortaya koyması ile ihalelere girmeye başladığını fakat bir süre sonra davalının eşinin adına olan şirket üzerinden tek başına ihalelere girip müvekkili şirkete hiçbir surette haber vermeden davacı şirketi adeta saf dışı ederek işler almaya başladığını, böylece davalının tamamen eşi adına kurduğu şirketin işleri ile meşgul olurken davacı şirkette ortak ve YK üyesi olarak yerine getirmesi gereken tüm vazifeleri ihlal ettiğini, davalının eşi adına kurduğu şirket için işler yaparken aynı zamanda müvekkili şirketin ekipmanlarını ve çalışanlarını da eşi ile kurduğu şirkette, davacı şirketin ve diğer YK üyelerinin bilgisi ve izm olmadan kullanarak sadakat ve özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini, örneğin delil listesinde sunulan ... ihale numaralı ... İnşaatı Yapım İhalesine davalının eşi ...'nin davacı şirket çalışanı ... ile birlikte girdiğini, ...'ın davacı şirketin çalışanı olduğu halde davalı, çalışanı üzerindeki nüfuzunu kullanarak ve eşinin şirketi üzerinden bu ihaleye katıldığını, yine aynı şekilde Karatay Belediyesi tarafından açılan 2012/90107 kayıt numaralı ... Mah. ... inşaatı işi ihalesinde davalının hem davacı şirketin malzemelerini kullandığını, hem de yukarıdaki paragrafta bahsi geçen ...'ı şantiye şefi olarak gösterdiğini, yukarıda sayılan sebepler çerçevesinde davacı şirketin son 2 yıllık bilançoları izlendiğinde büyük bir düşüşün gözlendiğini ve buna ek olarak mali açıdan sıkıntılı bir durumun gündeme gelmesi sebebiyle de ödemelerin aksadığını, böylelikle davalının, davacı şirket menfaatleri doğrultusunda değil, eşi adına kurduğu şirketin menfaatleri doğrultusunda hareket ederek sadakat ve özen yükümlülüğünü açıkça ihlal ettiğini, ayrıca TTK m.396'da düzenlenen rekabet yasağının da davalı tarafından ihlal edildiğini, müvekkili şirketin iştigal konusuna giren alanlarda, müvekkili şirketin aleyhine olacak şekilde iş ve işlem yapıldığını, rekabet yasağının kaldırıldığına ilişkin olarak ne esas sözleşmede bir hüküm ne de bu yönde bir genel kurul karan olduğunu, davalının şirketten aldığı bilgiler ile davacının girdiği ihalelere eşinin adı ile girmesinin rekabet yasağına açıkça aykırılık teşkil ettiğini, Karatay Belediye Başkanlığı'nın ... ihale kayıt numaralı ... Salonu inşaatı yapım işine eşi üzerinden girmiş olduğunu, bu ihalede ekte sunulan 08.08.2014 tarihli ihale komisyonu kararında da görüleceği üzere, davalı ile ihaleye katılan ...'nin evli olması ve davalının, davacının YK başkanvekili olması, ayrıca davacı adına teklif mektubunu imzalayan ... davacı şirket yetkilisi ... ve davalı ... tarafından vekil tayin edilmiş olması, son olarak ... adına teklif mektubunu imzalamış olması nedeniyle davacı ve davalının eşinin şirketinin ihale dışı kaldığını, bu sebeplerle haksız rekabet yasağına aykırı davrandığını iddia ederek davalıya noter kanalı ile ihtarname keşide edildiğini, bu ve benzer haksız rekabet niteliğindeki eylemlerine devam etmemesinin ihtar edildiğini, buna rağmen davalının bu tür haksız rekabet niteliğindeki iş ve işlemlerine devam ettiğini ve müvekkili şirketin işlerinden kasıtlı olarak el çekerek ve müvekkili şirketin karar alma mekanizmasını kasti olarak kilitleyerek kendisine hukuka aykırı olarak çıkar elde ettiğinin artık son olarak yukarıda anılan 07.08.2014 tarihli ihale ile şirketin diğer ortakları ve YK üyeleri tarafından kesin olarak öğrenilmiş olduğunu beyanla müvekkili şirketin ortağı ve eski YK üyesi olan davalının sadakat ve özen yükümlülüğünü ihlali nedeniyle müvekkili şirketin uğramış olduğu zarara, rekabet yasağına ilişkin 10,000 TL maddi tazminatın fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla ve işleyecek en yüksek ticari avans faizi ile müvekkili şirkete verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Anonim Şirket yönetim kurulu üyelerine sorımluluk davası açılabilmesinin ön şartı olan GK kararı alma hususunun yerine getirilmediğini, davaya konu ihalelerden birisi olan ... İhalesinin 14.l1.2013 tarihli olduğunu, bu ihaleye girenlerin ise davacının çalışanı ... ile müvekkilinin eşi ... olduğunu, davacı çalışanı ...'ın ... Firmasının sahibi olduğunu, Konya'da davacı ile ... Yapının aynı büroyu paylaşmaları sebebiyle ihaleyi aynı tarihte ıttıla ettiklerinin kabulü gerekeceğini, davacının bu ihaleden haberdar olmamasının mümkün olmadığını, davanın sebeplerinden biri olarak bu ihaleyi göstermiş olmakla ıttıla ettikleri tarih itibari ile TTK m.396/3 uyarınca 3 aylık dava açma süresinin geçmiş olduğunu ve işbu sebeple zamanaşımı dolayısıyla davanın reddinin gerektiğini, davacının YK üyeleri açısından zımnen rekabet yasağını kaldırdığını, ... isimli müteahhidin davacının eski YK üyesi olduğunu, buna rağmen davacının o dönem kendi şirketi ... İnşaat ile ihalelere giren ve adı geçen kişiye karşı herhangi bir hukuki girişimde bulunmayarak zımnen rekabete muvafakat gösterdiğini, yine aynı şekilde davalının eşi ile müşterek ihaleye giren ...'ın Konya'da davalı ile müşterek bürosu olduğunu, kendi yanında çalışan bir kişiye bile aynı iştigal alanında şirket açma hatta rakip olarak ihalelere girme hususunda icazet verirken müvekkilini haksız rekabet ile suçlamasının adil olmadığını, dava dilekçesinde adı geçen ihaleler ile ilgili olarak da; bu ihalelerin teknik şartnamelerinde ihaleye ancak B grubu yeterlilik belgesine sahip inşaat firmaları ile inşaat mühendisi veya mimar diploması olan kişilerin girebileceğini, davacı firmanın .. grubu yeterlilik belgesi olduğundan bu ihalelere teklif sunamayacaklarını, müvekkilinin eşinin diplomasını ya da yeterlilik belgesini davacıya kullandırtmak zorunda olmadığı gibi bu hususta aralarında bir anlaşmanın da bulunmadığını, müvekkilinin şirketteki varlığı veya yokluğunun davacının ihalelere katılmasına engel olmadığını, davacının 2013'ten beri yeterlilik belgesine uygun ihaleler olmasına rağmen Konya'daki ihalelere yönetim kararı ve tercihleri nedeniyle katılmadığını, müvekkilinin eşinin firmasının da katıldığı ihalelerde uygun fiyat veremediği için iş alamadığını, bunun işin doğası gereği olduğunu, müvekkilinin eşinin diplomasını davacı firma için daha önce kullandırttığını ancak bunun eşinin tercihi olduğunu, istemezse kullandırmak zorunda olmadığını, davacı firmanın yeterliliği olmadığı için zaten ortada bir rekabetin de olmayacağını, müvekkilinin eşinin kendi firmasını kurduğu için yeterlilik belgesini davacıya kullandırtmak istemediğini, kimsenin de onu buna zorlayamayacağmı, bunun en doğal hakkı olduğunu, davacının müvekkilinin yıllar önoe verdiği vekaleti kullanarak ... Düğün Salonu inşaatı yapım işi için teklif verildiğini, müvekkilinin davacının beyanında da kabul ettiği üzere 2 yıldır şirkete uğramamasına rağmen kendisinin haberi ve onayı olmadan bu teklifin hazırlandığını, yine aynı ihaleyi alamadığını, bu bahisle davacının herhangi bir zararının bulunmadığım, müvekkilinin eşinin girdiği diğer ihalelere davacı firmanın yeterliliği olmadığından zaten giremediğini, müvekkilinin 21.07.2014 tarihinde davacı firmanın YK üyeliğinden ayrıldığını, ... ihalesinin 07.08.2014 tarihinde yapıldığını, bu tarihte davalı YK üyesi olmadığından herhangi bir sorumluluğunun da olmadığım, davacının iddia ettiği gibi şirketin YK'sını kilitlemesinin söz konusu olamayacağım zira yönetimin 4 kişiden oluştuğunu ve çift imza esası olduğundan diğer üyelerin istediği kararı çıkarabileceklerini beyanla öncelikle davanın zamanaşımı yönünden reddine, bu kabul edilmezse davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVADA Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalılardan ... davacı şirketin ortağı olduğunu, uzun süreden beri davalı ...'in şirkete gelmediğini ve yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalının şirkret ortağı olmasına rağmen bağımsız olarak ticari işler yürütmeye ve davacıya zarar verme kastı ile davacının katıldığı ihalelere eşi olan diğer davalı ... üzerinden teklifler sunmaya başladığını, davalı ...'nin mesleğinin mimarlık olduğunu, davacı şirketin faaliyet alanını genişletebilmek ve kazanç elde edebilmek amacıyla ihalelerinin türlerini genişletmeye karar verdiğini, bu doğrultuda davalı ...'nin mimarlık diplomasının Kamu İhale Kanunu hükümleri ile öngörülen pilot ortaklık kapsamında kullanılmasının kararlaştırıldığını, bu biçimde ihalelere davalı ... ile pilot ortak veya alt taşeron olarak davacının katılacağının öngörüldüğünü, buna rağmen davalıların davacı şirketi saf dışı bırakarak birlikte hareket etmek suretiyle eylemleri haksız rekabet teşkil edecek şekilde davacının icazetini almaksızın zarar verme kastı ile ihalelere katılarak teklif sunmaya başladıklarını, davalı ... adına ... firmasının 13/11/2012 tarihinde kurularak tescil edildiğini, davalı ... 'nin diğer davalı ...'e ihaleler ile ilgili işlemleri yürütmesi için vekaletname verdiğini, davalıların davacının Konya bölgesindeki ticari itibarından faydalanarak faaliyet yürüttüklerini, davalıların faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil ettiği ve bu nedenle davacının zarara uğradığını, ayrıca davacının ticari itibarının olanaksız biçimde zedelendiği beyanla davalıların eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu eylemlerin men-i ve ref'ine, verilecek hükmün ilanına, 10.000 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesi ile; davanın zamanaşımına uğradığını, taleplerin İstanbul Anadoul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1683 Esas sayılı dosyası ile derdestlik teşkil ettiğini, bu nedenle davanın reddini, aksi halde davaların birleştirilmesini talep ettiklerini, dava açılabilmesinin ön şartı olan genel kurul kararının bulunmadığını, şirketin yönetim kurulu üyeli açısından zımmen rekabet yasağını kaldırdığını, davalı müvekkili ...'nin yönetim kurulundaki görevinin 21/07/2014 tarihinde sonlandırıldığını, davacı ile davalı ... arasında bir pilot sözleşme olmadığını, davacı tarafın davalı ile aynı ihalelere girmesi için gerekli yeterliliğe sahip olmadığını, davacının bahsettiği ihalelere girmek için gerekli olan B tipi yeterlilik belgesinin bulunmadığını, bu sebeple taraflar arasında bir rekabet bulunmadığını ve haksız rekabetin de olamayacağını, davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını beyan ederek davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle, olmadığı takdide derdestlik nedeniyle reddine karar verilmesini, olmadığı takdire İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1683 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini ve esastan reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 29/09/2021 tarih ve 2014/1683 Esas - 2021/989 Karar sayılı kararında;"... ESAS DAVA YÖNÜNDEN; Esas davada davacı şirket vekilince, davalının şirketlerinde yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, ancak bu görevin gereği olan özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, bu kapsamda mazeretsiz olarak yönetim kurulu toplantılarına ve karar süreçlerine katılmadığı, şirketin karar alma mekanizmasını kilitlediği, davacı şirket menfaatleri doğrultusunda değil, eşi adına kurduğu şirketin menfaatine hareket ettiğinden bahisle şimdilik 10.000 TL maddi tazminatın tahsili talep olunmuştur. Esas davada bundan başka, davalının yöneticinin rekabet yasağı kuralını ihlal ettiği, bu kapsamda davacı şirket ile aynı iştigal sahasına konu ihalelere, davalının eşinin şahıs şirketi aracılığıyla teklif verdiği, esasen davalı ...'in, eşi (birleşen dosya davalısı) ... adına kayıtlı şahıs şirketinde, davalının eşi nam ve hesabına işlemler yaptığı, bu yolla davacı şirketi zararlandırdığı ileri sürülmüştür. Özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle tazmin talebi yönünden; özen ve bağlılık yükümlülüğü başlığı altında 369. maddesinde; "(1) Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar. (2) 203 ilâ 205 inci madde hükümleri saklıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Anılan yükümlülüğün ihlali yönünden ise; TTK’nun 553/1. maddesinde “Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar” hükmü getirilmiştir. Yine TTK’nun 555/1. maddesinde “Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler” düzenlemesi getirilmiştir. TTK’nun anılan bu 553.maddesi gereğince, davalının özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırılık iddiası yönünden sorumluluğunun doğması için, hem davalının kusurunun, hem kusurlu eylemden kaynaklı zararın, hem de bu ikisi arasındaki illiyet bağının davacı tarafça ispatı gerekecektir.Bu kapsamda davalının yönetim kurulu toplantılarına bir süredir katılmadığı hususu davalının da kabulünde olup, keyfiyetin davacı şirkete ne suretle zarar verdiği, davalının toplantılara katılmaması ile var ise davacı şirketin ne suretle zarara uğradığı, ayrıca illiyet bağına ilişkin koşullar, ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafça usulünce ispat olunamamış olmakla bu talep yönünden davanın sübut bulmadığından reddine dair karar vermek gerekmiştir. Davalının rekabet yasağı ihlali nedeniyle tazmin talebi yönünden; rekabet yasağı başlığı altında 396. maddesinde; "(1) Yönetim kurulu üyelerinden biri, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremez. Bu hükme aykırı harekette bulunan yönetim kurulu üyelerinden şirket tazminat istemekte veya tazminat yerine yapılan işlemi şirket adına yapılmış saymakta ve üçüncü kişiler hesabına yapılan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete ait olduğunu dava etmekte serbesttir.(2) Bu haklardan birinin seçilmesi birinci fıkra hükmüne aykırı harekette bulunan üyenin dışındaki üyelere aittir. (3) Bu haklar, söz konusu ticari işlemlerin yapıldığını veya yönetim kurulu üyesinin diğer bir şirkete girdiğini, diğer üyelerin öğrendikleri tarihten itibaren üç ay ve her hâlde bunların gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçince zamanaşımına uğrar.(4)Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarıyla ilgili hükümler saklıdır." düzenlemesi getirilmiştir.Davalıya atfedilen husus, eşi ... şahıs şirketi adına hareket ederek, imzalar atarak, davacı şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi yaparak davacı şirket ile rekabet ettiği, bu suretle davacı şirketi zararlandırdığı hususudur. Esasen dosyaya sunulan ve celp edilen kayıtlar ile, özellikle Kamu İhale Kurulunun 17/09/2014 tarihli kararının tetkikinde, başvuran birleşen dosya davalısı ... itirazında, firması adına teklifleri vekaleten ...'nin imzaladığından bahsettiği, başlı başına bu keyfiyetin dahi, TTK'nun 396. maddesinde tarif edildiği şekilde bir rekabet yasağı teşkil ettiği kanaati hasıl olmuştur. Buna karşın davalı tarafça süresi içinde zaman aşımı defi ileri sürüldüğü dikkate alınmıştır. Bu noktada rekabet yasağı ihlalinin, davacı tarafça ne zaman öğrenildiği önem arz etmektedir. Davacı vekilince dava dilekçesinde 2. sayfada keyfiyete ve davacı şirket ile davalının eşi/birleşen dosya davalısı ... arasındaki ilişkiye kısaca değinilmiş, davalı ...'in en başta, davacı şirketin yeterli iş deneyim belgesine sahip olmaması nedeniyle belli bir hacmin üstündeki ihalelere katılamaması nedeniyle ve aynı zamanda eşi olan ... mimar olması nedeniyle eşi adına kurduğu şirket üzerinden, davacının verdiği banka teminat mektupları ve davacı şirketin kendi itibarını ortaya koyması ile ihalelere girmeye başladığı ifade edilmiştir. Bu anlatımdan, davacı şirketin, davalının eşine ait şahıs şirketindeki durumuna, davacı şirketin başından beri vâkıf olduğu Mahkememizce değerlendirilmiştir. Nitekim davacı vekilince sunulan 21/01/2015 havale tarihli dilekçede olduğu gibi 09/02/2015 tarihli ek beyanda da bu keyfiyet ifade edilmiştir. Anılan ek beyanda davacı vekilince, davacı şirketin ihalelere girdiği, ihalelere girerken davalının eşinin diplomasından faydalanarak zaman içinde yeterlilik belgesi almayı hedeflediği, bunun için de tüm güvenilirliğini ve kredibilitesini davalının şirketine sağladığı ifade edilmiştir. Esasen davalının bir şirketi olmadığı bilinmekle, davacı tarafça anlatılanın, davalının eşine ait şirket olduğu, davalının bu şahıs şirketindeki pozisyonunun başından beri davacı tarafça bilindiği kanaati, davacı vekilinin bu beyanlarıyla güçlenmiştir. Davacı vekilince sunulan 22/12/2016 tarihli beyan dilekçesinde, davalının eşinin mimarlar odasına kayıt masraflarının dahi davacı şirketçe karşılandığı beyan edilmiş, yine davacı vekilince sunulan 22/11/2016 tarihli beyan dilekçesi ile; davalının eşi ile davacı şirket arasında KİK kapsamında öngörülen bir usul olan pilot ortaklık avantajından yararlanarak şirketin iş deneyimini arttırmak üzere sözlü olarak sözleşme yapıldığı, davacının, davalının eşi adı ile faaliyet gösteren firmada üstlenmiş olduğu faaliyetlerin tümüne, taraflar arasındaki sözleşme doğrultusunda, bizzat Balenin bu faaliyetlerde pilot ortak olarak yer alacağı hususunda duyduğu güven ile yaklaştığı, davalının ise davacının, sözleşme hükümlerine uyulacağına dair duyduğu haklı güveni sıiistimal ettiği ifade edilmiş olmakla, davacı şirketin en başından beri, davalının, eşinin şahıs şirketindeki durumunu bildiği kanaati hasıl olmuştur.TTK'nun 396/3. maddesinde ifade edildiği üzere; TTK'nun 396/1. maddesinden kaynaklı hakların, söz konusu ticari işlemlerin yapıldığını veya yönetim kurulu üyesinin diğer bir şirkete girdiğini, diğer üyelerin öğrendikleri tarihten itibaren üç ay zamanaşımına uğrayacağı, davalının, eşinin şahıs şirketindeki pozisyonunun en başından beri davacı şirketin bilgisi dahilinde olduğu, 3 aylık zaman aşımı süresinin dolduğu kanaatiyle rekabet yasağından kaynaklı tazminat isteminin de reddine dair karar vermek gerekmiştir. BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;Birleşen davada, davacı vekilince davalıların haksız rekabet niteliğindeki eylemlerinden bahisle, haksız rekabetin tespiti, eylemlerin men'i ve ref'i ile hükmün ilanı ve yanı sıra şimdilik 10.000 TL maddi tazminat ile davacının ticari itibarının ve kişilik haklarının zedelendiğinden bahisle 10.000 TL manevi tazmninata hükmedilmesi talep olunmuştur.Esasen davalı ... yönünden haksız rekabet isnadı ile birleşen davada ileri sürülen hususların bir çoğunun bizzatihi rekabete ilişkin isnatlar olduğu, esas davaya ilaveten 2016 yılına ilişkin bir ihalenin dava konusu edildiği, bununla birlikte davalı ...'e atfedilen eylemlerin, esas davada tarif edilen rekabet yasağına aykırılık teşkil eden eylemler olduğu, bunların esas davada yöneticinin rekabet yasağını ihlal çerçevesinde nitelenmiş iken bu sefer birleşen davada haksız rekabet nitelemesi ile anlatıldığı belirlenmiş, kısmen derdestlik dava şartına aykırılık bulunduğu belirlenmiş, 2016 yılına ilişkin ihale ile ilgili iddialar ilk defa bu davada talep olunmakla ve istemin haksız rekabet nedeniyle tespit, men ve tazmin istemine ilişkin olmakla dava şartından davanın reddine dair karar verilmemiştir. Davalı ... yönünden ileri sürülen hususların birçoğunun rekabet yasağına aykırılık kapsamında esas davada ileri sürüldüğü, birleşen davada ilaveten ileri sürülen Uluyayla Köprüsü ihalesi iddiası yönünden ileri sürülen husuların, 2014 yılında müdürlük yetkisi son bulan davalı ... yönünden rekabet yasğı kapsamında değerlendirilemeyeceği Mahkememizce gözetilmiştir. Buna karşın anılan ihale ile ilgili davalının hangi eylemi ile haksız rekabet içinde bulunduğu davacı tarafça usulünce ispat olunmadığı gibi, anılan ihale yönünden ihaleye teklif sunulması iddiasına dayanılmş, bunun haksız rekabet teşkil ettiği ileri sürülmüş ise de TTK'nun. 54/1. maddesinde tanımlanan "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması"amacına aykırı bir eylem tarif edilmediği gibi aynı maddenin ikinci fıkrasında; "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." şeklinde yer verilen anlatım kapsamında da bir iddia ve ispat vasıtası sunulmadığı, haksız rekabete ilişkin şartların davalı ... yönünden oluşmadığı kanaatine varılmıştır.Davalı ... yönünden de haksız rekabet ve unsurlarına ilişkin olarak yukarıdaki açıklamalar cari olmak üzere, esasen ana davada da birçok kez ifade edildiği üzere, davalı ... ile davacı şirket arasında KİK kapsamında öngörülen bir usul olan pilot ortaklık avantajından yararlanarak şirketin iş deneyimini arttırmak üzere sözlü olarak sözleşme yapıldığının ileri sürüldüğü, davalı ...'nin bu sözleşme ve teamül gereği, davacı şirkete zarar verecek haksız rekabet niteliğinde olacak eylemlerden kaçınması gerektiği halde doğrudan davacının katıldığı ihalelere katılarak ve aynı ilde özellikle davacı ile karıştırılma ihtimaline sebebiyet vererek ve kasıtlı olarak faaiyet gösterdiği ileri sürülmüş ise de esasen bu davalıya da atfedilen eylemin de, bizzatihi rekabet etmiş olması olduğu, haksız rekabete ilişkin ispat vasıtası sunulmadığı kanaatiyle bu davalı yönünden de maddi tazminat isteminin reddine dair karar vermek gerekmiştir. Birleşen davaya konu manevi tazminat istemi yönünden ise, davalılar tarafından, davacının şahıs varlığının ne suretle saldırıya uğratıldığı, ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafça yöntemince ispat olunamamış olmakla, manevi tazminat isteminin koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır." gerekçesi ile, "1-a) Esas davaya konu rekabet yasağı ihlali nedeniyle tazminat isteminin zamanaşımı nedeniyle reddine, b) Esas davaya konu özen ve sadakat yükümlülüğünün ihlali nedeniyle tazminat isteminin sübut bulmadığından reddine, 2-Birleşen dava yönüden; a) Haksız rekabetin tespiti, men ve refi ile maddi tazminat isteminin reddine, b) Manevi tazminat isteminin reddine," karar verilmiş ve verilen karara karşı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl ve birleşen davada davacı vekili asıl ve birleşen davaya yönelik olarak sunduğu istinaf dilekçesi ile; Esas Dava Yönünden; Yerel mahkemece verilen hükmün usule ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalıya atfedilen hususun, eşi ... şahıs şirketi adına hareket ederek, imzalar atarak, davacı şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi yaparak davacı şirket ile rekabet ettiği, bu suretle davacı şirketi zararlandırdığı hususu olduğunu, Yerel mahkemenin gerekçeli kararında zamanaşımı nedeni ile davanın reddine karar verildiğini, Yerel mahkemenin davanın esasına yönelik davalıların rekabet yasağına aykırılık teşkil eden davranışlarda bulunduğunu tespit ettiğini, bu sebeple dilekçe içeriğinde Yerel mahkemenin zamanaşımı ile ilgili hatalı değerlendirme yapmış olduğunun, esasen davanın süresi içerisinde açıldığının açıklanacağını;Zamanaşımına Yönelik Beyanları; Yerel mahkemenin öğrenme tarihini hatalı yorumladığını, durumun anlatılmasından ibaret olan cümlelerin o tarihte haksız rekabetin öğrenildiği anlamına gelmeyeceğini, öğrenme şekli ve öğrenme tarihinin aşamalar boyunca açıkça beyan edildiğini, Yerel mahkemenin; "davacı şirketin ihalelere girdiği, ihalelere girerken davalının eşinin diplomasından faydalanarak zaman içinde yeterlilik belgesi almayı hedeflediği, bunun için de tüm güvenilirliğini ve kredibilitesini davalının şirketine sağladığı ifade edilmiştir. Esasen davalının bir şirketi olmadığı bilinmekle, davacı tarafça anlatılanın, davalının eşine ait şirket olduğu, davalının bu şahıs şirketindeki pozisyonunun başından beri davacı tarafça bilindiği kanaati, davacı vekilinin bu beyanlarıyla güçlenmiştir.'' şeklindeki gerekçesi ile müvekkilin davalının rekabet yasağına aykırı hareket ettiğini öğrenme tarihine yönelik nasıl bir kanaat oluşturduğunu anlayamadıklarını, davalı ...'nin haksız rekabet yasağına aykırı işlemleri ve müvekkili tarafından öğrenilme tarih ve şeklini yeniden açıklama zarureti duyduklarını;Müvekkilinin yönetim kurulu üyesi davalı ve eşi ile yaptığı anlaşma neticesinde her ikisinin de müvekkili şirket menfaatine iş ve işlemler yapacağına duyduğu güven ile hareket ettiğini, müvekkilinin şirket dışından bir mühendis veya mimar istihdam etmek için arayışa girdiğini, davalının bu süreçte bu iş için kendi eşini önerdiğini, bu öneri doğrultusunda çalışılmaya başlandığını ancak davalının, müvekkili şirketteki YK üyeliğinin getirdiği yükümlülükleri ihlal ederken bir taraftan da eşinin şirketine yoğunlaştığını, bütün mesaisini eşinin şirketine harcadığını, bu durumun ilerleyen süreçte tamamen kendisi ve eşinin şirket menfaatlerine uyan iş ve işlemleri yapmasına neden olduğunu, bu sürecin müvekkili şirket ve diğer ortaklar tarafından o esnada anlaşılamadığını, müvekkili şirketin YK üyesi olarak müvekkili şirketin menfaatlerini gözeteceği hususunda yapılan anlaşmaların zamanla göz ardı edilerek davalı ve eşinin bireysel menfaatlerinin ağırlığını gösterdiğini;14.11.2013 tarihli ... ihalesine ... ile davalının eşi birlikte girdiklerinden müvekkilinin ihaleden haberdar olduğu bu tarih itibariyle zamanaşımı süresinin işlediğinin kabulünün hatalı olduğunu, müvekkilinin bu hukuka aykırı davranışları ve bu işlemin TTK'nın 396. maddesinde belirlenen işlemlerden biri olduğunu bu tarihte değil 07.08.2014 tarihinde anladığını, 04.08.2014 tarihinde ... ihale kayıt numaralı ... İnşaatı ihalesine davalı ve eşinin teklif sunduğunu müvekkilinin aynı ihaleye 07.08.2014 tarihinde teklif sunduğunda öğrendiğini, bu tarihe kadar müvekkilinin hem şirket ortağı olması hem de aralarında varılan mutabakat gereği davalının müvekkili menfaatlerine aykırı hareket edebileceğini düşünmediğini, davanın süresinde açılmış olup dosyaya sunulu bilirkişi raporundaki; "Davacının rekabet yasağına ve dolayısıyla hukuka aykırılığı, birlikte girilen ihaleler sırasında değil de daha sonradan 07.08.2014 tarihinde öğrendiği ve zamanaşımı süresinin haksız fiilin işlendiği son tarihten itibaren hesaplanması gerektiği kabul edildiğinde davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı sonucu ortaya çıkacaktır." tespitin davanın süresi içerisinde açıldığına ilişkin tüm beyanlarını doğruladığını, davanın 07.11.2014 tarihinde 3 aylık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığını; Müvekkilinin, 2012 Kerimdede İlkokulu (Konya) ihalesinde müvekkili şirketle birlikte hareket ettiklerini düşünürken 1,5 yıl süren işin sonunda davalıların müvekkili şirketle kazançlarını paylaşmadıklarını ve iş süresince müvekkili şirketin eleman, teçhisat, itibar ve adını kullandıklarını, 2013'deki Selçuklu 60 Ünite Ağız ve Diş Sağlığı ihalesinin de aynı şekilde olduğunu, son olarak 2014'deki ... ihalesinde ihaleye girdiğinde davalıların da ihalede olduğunu öğrendiğini, bunun üzerine müvekkili şirketin ihtar çektiğini ve dava açtığını, idarenin haksız rekabet uyarınca her iki firmayı da ihaleden çıkardığını, davalının rekabet yasağına aykırı hareketlerinde temadi olduğunu, davalının rekabet yasağına aykırı olarak diğer davalı ile girmiş olduğu ihale tarihleri ve gerçekleştirdiği işlemlerin açıklandığını, davalının rekabet yasağına aykırı davranışlarının temadi ettiğinden zamanaşımı sürecinin Yerel mahkemenin tayin ettiği tarihte zaten başlamadığını, haksız rekabet davalarının 1 ve 3 yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olduğunu, davaya hakkı olan tarafın, bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her halde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, hukuka aykırılığın temadi ettiği durumlarda zamanaşımının işlemeyeceğini, dosya kapsamında mübrez olan Prof. Dr. ... tarafından verilen mütaalada da bu hususun açıkça belirtildiğini; Davalı tarafın süresi içerisinde zamanaşımı itirazında bulunmadığını, esasen davanın zamanaşımına uğramadığı açıksa da, davalı tarafça dava dilekçesine yönelik zamanaşımı itirazının süresinde sunulmadığını, davalının yönetim kurulu toplantılarına katılmayarak şirketin karar alma mekanizmasını kasten kilitlediğini, Yerel mahkemenin esas davaya ilişkin bir başka hatalı değerlendirmesinin; "davalının yönetim kurulu toplantılarına bir süredir katılmadığı hususu davalının da kabulünde olup, keyfiyetin davacı şirkete ne suretle zarar verdiği, davalının toplantılara katılmaması ile var ise davacı şirketin ne suretle zarara uğradığı, ayrıca illiyet bağına ilişkin koşullar, ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafça usulünce ispat olunamamış olmakla bu talep yönünden davanın sübut bulmadığından reddine dair karar vermek gerekmiştir." şeklinde olduğunu; Davalı eski yönetim kurulu üyesi olan ... TTK 553'te öngörülen "Kurucuların, Yönetim Kurulu Üyelerinin, Yöneticilerin Ve Tasfiye Memurlarının Sorumluluğu" kenar başlıklı düzenlemede yer alan yönetim kurulunun görevini ihlal ettiğinin açık bir şekilde ortaya koyulduğunu, davalının yönetim kurulu toplantılarına katılmayarak müvekkili şirkete karşı olan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiğini, her bir yönetim kurulu üyesinin, yönetim hakkı kapsamındaki tüm faaliyetleri icra etmek, özellikle yönetim kurulu toplantılarına katılmak, önerilerde bulunmak, müzakerelere iştirak etmekle yükümlü olduğunu, yönetim kurulu üyesi ile şirket arasındaki ilişki vekalet ilişkisine dayanmakla birlikte yönetim kurulu üyesinin görevini yerine getirirken tedbirli bir yöneticinin gerektirdiği özeni göstermek zorunda olduğunu ancak müvekkili şirketin kurulduğu yıldan bu yana 10 yılı aşkın süredir yönetim kurulu üyeliği görevini ifa eden davalı ...'nin tüm dosya kapsamında sabit bulunan tanık anlatımları ve özellikle davalı ...'nin 20.08.2014 tarihli itiraz dilekçesinde ileri sürülen hususlarla sabit olduğu üzere, 2013 yılından bu yana müvekkili şirkete uğramamakta olup yönetime katılmadığını, bütün mesaisini diğer davalı ... adına kurduğu İstanbul Ticaret Odası'na ... sicil numarası ile kayıtlı "... İnşaat ve Ticaret ..." isimli şahıs şirketi için harcadığını, 30.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda davalı ...'nin yönetim kurulu toplantılarına katılmaması, hatta şirkete dahi uğramamasının çalışanlar üzerinde özellikle de ... üzerinde müvekkili şirkette yönetici olmasının sağladığı nüfuzu kullanmak suretiyle davalı eşine ait şirkette çalıştırıldığı hususları sabit olmasına rağmen davalının yönetim kurulu toplantılarına katılmadığının somut olarak değerlendirilemediğine ilişkin tespitin kabul edilmesinin olanaklı olmadığını, davalı ...'nin de dosyaya sunduğu dilekçesinde bu hususu açıkça kabul ettiğini, davalı ...'nin müvekkili şirket yönetim kurulu toplantılarına katılmayarak bütün mesaisini diğer davalı eşi üzerine kurmuş olduğu şirket için harcadığının dosya kapsamı ile sabit olduğunu; Müvekkili şirketin idare ve temsili düzenleyen esas sözleşmesinin 13. maddesi; "Şirketin idaresi ve dışarıya karşı temsil yönetim kuruluna aittir. Şirket tarafından verilecek tüm belgelerin ve akdolunacak sözleşmelerin muteber olması için şirketi temsil ve ilzam edebilmesi, borç altına sokacak her türlü işlemlerin yapılabilmesi için, gayrimenkul alım-satımı, ipotek almak ve vermek, ana sözleşme değişikliği, başka şirketlerle ortaklık, bankalardan kredi tesisi için yönetim kurulu üyelerinin tamamının şirket kaşesi üzerine atacakları imzaları gerekli ve yeterlidir. Bunlar dışına kalan diğer tüm iş işlemlerde yönetim kurulu üyelerinin herhangi ikisinin şirket kaşesi üzerine atacakları müşterek imzaları ile şirket temsil ve ilzam edilir." şeklinde olup müvekkili şirketin yönetim kurulu üyelerinin oy birliği ile hareket etmeleri gerektiğinin kabul edildiğini, yönetim kurulu üyesi olan davalı ...'nin yönetim kurulu toplantılarına katılmamış olması nedeniyle müvekkili şirketin karar alma sürecinin kilitlenmiş olduğunun açık olduğunu; Davalının yönetim kurulu toplantılarına katılmaması karar alma mekanizmasını iptal edip şirketi kilitleyecek pozisyonda iken Yerel mahkemenin davalının yönetim kuruluna katılmaması sebebi ile uğranılan zararın ispat edilemediği şeklindeki gerekçesinin abesle iştigal olduğunu, dosyada mübrez olan, müvekkili şirketin 2013, 2014 ve 2015 yılı yıllık bilonçolarından da görüleceği üzere müvekkili şirketin büyük bir düşüş içine girmiş olması ayrıca davalının yönetim kurulu toplantılarına katılamayarak müvekkili şirketin yönetimini sekteye uğratmış olması nedeniyle ödemeler yapamadığının ve bu nedenle faiz ödemek zorunda kaldığının açık olduğunu, dosya içerisinde müvekkilinin zarara uğradığının somut belgelerle ispat olunduğunu, davalının yönetim kurulu görevlerini ifa etmezken hala müvekkili şirketin sağladığı imkanlardan haksız şekilde faydalanarak sorumluluğunun doğduğunun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, davalı ...'nin müvekkili şirkette yürütmüş olduğu yönetim kurulu üyeliğine ilişkin görevini ağır bir şekilde ihlal etmiş olmasına rağmen telefon faturalarının müvekkili şirket tarafından ödendiğini ve davalı eşinin şirketine ait işleri yürütürken müvekkili şirkete ait aracı kullandığını; Davalının yönetim kurulu görevlerini yerine getirmemesi sebebi ile oluşan zarar çok daha büyük olsa da bilirkişi heyeti tarafından bir kısım zararların ve davalının sorumlulu olduğunun belirtildiğini, bu zarara ilişkin hesap yapıldığını, dosya içeriğinde davalının yönetim kurulu üye görevlerini yerine getirmediği halde sorumlu olduğu tutarın açıkça belirtildiğini, buna yönelik hesaplama yapılmışken Yerel mahkemenin bu hususu dikkate almadan hüküm kurmasının usule aykırı olduğunu;Birleşen Dava Yönünden; esas davaya yönelik istinaf dilekçesinin içeriğini tekrarla, davalının eşi adına iş yaparken ... adını kullanması ve aslında yapılan bu işlerin ... Makinanın işleri olduğu izlenimi yaratmasının kamu ihalelerini düzenleyen kurumlar kadar, davalının eşinin firması üzerinden iş yaptığı çeşitli firmaların da ... Şirketini ... ile doğrudan ilişkili görmelerine neden olduğunu, örnek olarak dosyaya sunulan bir adet demir firmasının ve bir adet alüminyum firmasının faturalarının davalı ... ile birlikte müvekkili şirkete de düzenlenmesi, davalı ... Şirketine demir satmış bir firmanın hesap bakiyesine ilişkin cari hesap dökümünü müvekkiline göndermesi gibi durumların davalıların müvekkilinin gücünden ve ününden yararlandığını açıkça ortaya koyduğunu, demir ve alüminyum satım işleri ile iştigal eden firmaların tacir oldukları düşünüldüğünde davalı tarafın faaliyetlerini ne denli, müvekkilinin faaliyetleri ile karıştırılmaya müsait olacak şekilde yürüttüğünü açıkça ortaya koyduğunu; Bir başka örneğin ise, ... Düğün Salonu ihalesinde davalı ...'nin yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiği tarihten sonra hala yönetim kurulu başkan vekili olarak hareket ederek görevlendirme yapmış olduğunun görüldüğünü, müvekkili şirketin ... ihale kayıt numaralı ... Düğün Salonu ihalesine; "ilgili isteklilerden ... Tic. A.Ş'nin yönetim kurulu başkan vekili olan ... ile diğer istekli olan gerçek kişi ...'nin birbiriyle evli olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca ... nın sunmuş olduğu teklif mektubunu imzalayan ...'in şirketin yönetim kurulu başkan vekilleri olan ... ve ... müşterek imzalarıyla şirket adına vekil tayin edildiği anlaşılmaktadır. Diğer istekli olan gerçek kişi ...'nin sunmuş olduğu teklif mektubunu ise kendisinin vekil tayin ettiği ... yönetim kurulu başkan vekili ... yani eşi imzalamıştır." şeklindeki gerekçe ile alınmadığını; Gerekçeden de görüleceği üzere davalı ... ilgili tarihte her ne kadar yönetim kurulu üyeliği sona ermişse de müvekkili şirketin yönetim kurulu başkan vekili olarak hareket etmekte olup şirket içerisinde görevlendirme yaptığını, dolayısıyla davalının kağıt üzerinde yönetim kurulu üyeliği sona ermişse de halen yönetim kurulu üyesi olarak hareket ettiğinin net bir şekilde ortada olduğunu, haksız rekabete ilişkin olarak getirilen düzenlemelerin amacının tüm katılımcıların menfaatine bozulmamış bir rekabet ortamı sağlamak olduğunu, bunun tüm katılımcıların rekabet ortamına güven duydukları, aktörlerin dürüstlük kuralına uygun davrandıkları bir anlayışı gerekli kılacağını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2010/396 E. 2010/371 K. ve 07.07.2010 tarihli kararında bir kimsenin emeği ile meydana getirdiği bir durumun bir başkasınca sömürülmesinin haksız rekabet teşkil edeceğinin açıklandığını, bir an için somut olay kapsamında TTK m. 55'te sayılan haksız rekabet hallerinin oluşmadığı düşünülse dahi; müvekkili şirketin Konya bölgesinde bu zamana kadar yapmış olduğu işler nedeniyle ulaşmış olduğu tanılabilirlik ve güvenilirlik, davalı tarafın, Konya'da daha önce herhangi bir faaliyette bulunmadığı hususu, davalı tarafın almış olduğu ihalede müvekkili şirketle hizmet ilişkisi bulunan ...'ın şantiye şefi olarak çalıştırılması, davalının aldığı ihalede müvekkiline ait malzemelerin kullanıldığı ve bu durumun tanık anlatımları ile sabit olduğu, birçok firmanın müvekkili ile iş yaptığını sanmak suretiyle davalı şirketin yapmış olduğu işlemler nedeniyle müvekkili şirkete fatura gönderilmesi hususları bir arada düşünüldüğünde, davalı tarafın yürütmüş olduğu faaliyetin TTK m.54 kapsamında dürüstlük kuralı ile bağdaşmayan ve bozulmamış rekabet ortamına zarar verici nitelikte olduğunun açık olduğunu; Davalı ...'nin 10 yılı aşkın süredir müvekkili şirketin kurucu ortağı hem de şirketin kurulduğu yıldan beri yönetim kurulu üyesi olduğunu, belirli dönemlerde yönetim kurulu başkanlığı faaliyetini de yürüttüğünü, davalı ...'nin müvekkili şirkette yürüttüğü faaliyet nedeniyle müvekkili şirketin ismi ile özdeşleşecek biçimde piyasada tanınır hale geldiğini, daha sonrasında davalı ...'nin eşi üzerine kurmuş olduğu şirkette diğer davalı ... tarafından şirketi kurdukları andan itibaren verilen vekaletname ile aktif olarak faaliyet yürüttüğünü, davalı ...'nin ...'nin şahıs şirketine ilişkin tüm ihale evraklarını tek yetkili olarak imzaladığını, bu durumun ... Düğün Salonu ihalesine müvekkili şirketin girememesine neden olduğunu, davalı ... tarafından ihale evraklarının davalı ... tarafından imzalatılmasının sebebinin de müvekkili şirkette yönetim kurulu başkanlığı yapan davalının müvekkili şirketle özdeşleşmiş, Konya piyasasında bilinen bir kişi olduğu ve bu durumdan faydalanılmak istenildiği olduğunu; Bu kapsamda davalıların birlikte yürütmüş oldukları faaliyetler esnasında müvekkili şirketin ticaret unvanı, markası, müşteri portfoyü ve piyasadaki bilinirliğinden müvekkilinin rızası olmaksızın faydalanılmakta olup müvekkilinin ticari itibarına da zarar verildiğini, davalıların, müvekkili şirketle olan ilişkilerinden önce Konya'da hiçbir ticari faaliyette bulunmadıklarını, bu nedenle ancak müvekkili şirketin itibarından yararlanarak ticari faaliyete başlayabildiklerini ve bu faaliyetlerini sürdürebildiklerini, nitekim müvekkilinin itibarından ve tanınmışlığından faydalanmanın davalılar bakımından haksız rekabet teşkil ettiğinin açık olduğunu, dosya kapsamı incelendiğinde davalı ...'nin işleri ile müvekkilinin işleri arasında ciddi bir iç içeliğin söz konusu olduğu, buna karşılık davalı ...'nin diploması ile iş yapma konusunda iradesinin yönetim kurulu kararı oluşturulduğu ve akabinde şirketle aynı diploma ile rekabete girişilmesinin açıkça dürüstlük kuralına aykırılık oluşturduğunu, sonuç olarak; davalı ...'nin şirket adına usulsüz işlemler gerçekleştirdiği, şirketi gerçeğe uygun olmayan borçların altına soktuğu, bu eylemlerin özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiği, davacının bu eylemlerinin açıkça haksız rekabet teşkil edeceği ve aynı zamanda davalı eşinin diploması ile iş yapma konusunda iradesi yönetim kurulu kararı ile oluşturulmuşken akabinde aynı diploma ile rekabete girişilmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı ve haksız rekabet teşkil ettiği, davalı ...'nin yönetim kurulu üyesi olduğu şirketin yönetim işlerine katılmadığı, yükümlülüklerinden olan yönetim yükümünü ihlal ettiği ve bu eylemler nedeniyle müvekkili şirketin zarara uğradığı, davalı ...'nin şirket envanterindeki malzemeleri şahsi ilişkileri için kullandığı, müvekkili şirket çalışanı ...'ın işgücü ve teknik destek olarak şahsi ilişkilerde kullanıldığı ve bu nedenle müvekkili şirketin zarara uğradığı, davalının yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde, şirketle aynı faaliyet alanında davalı ...'ye ait şirket hesabına işlemler yaptığı ve bu nedenle müvekkili şirketin zarara uğradığı, davalı ...'nin rekabet yasağına ilişkin eylemlerinin devam etmesi nedeniyle zamanaşımı süresinin işlememesi ayrıca zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı tarihte ... Düğün Salonu ihalesinde müvekkili şirketin teklif vermesiyle öğrendiğinin açık olduğunu;Konya gibi bir coğrafi bölgede müvekkili ...A.Ş'de beraber çalışan İstanbul’da ofisi bulunan ...'nin bir anda kendi şirketi yararına Konya’da ihalelere katılmasının tamamen haksız rekabet hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, davalıların müvekkili şirketle ilişkilerinden önce Konya'da hiçbir ticari faaliyette bulunmadıklarını, bu nedenle davalı tarafın müvekkili şirketin bu bölgedeki itibarından yararlanmak suretiyle ihalelere girdiğinin, yönetim kurulu üyesi olan davalı ...'nin bu konumundan yararlanarak davalı eşi şirketine menfaat sağladığı dolayısıyla, müvekkili şirketin bu durumdan zarar gördüğünün ve bu zararın da yıllık bilançolara yansıdığının açık olduğunu;Davalıların, müvekkilinin çalışanlarını, ticari sırlarını ve diğer tüm diğer kaynaklarını müvekkilinin rızası olmaksızın kullanarak müvekkili ile karıştırılmaya sebebiyet verecek şekilde faaliyet yürüttüğünü ve müvekkilinin Konya bölgesinde sahip olduğu ticari itibarından yararlanmak suretiyle haksız olarak ticari kazanç elde ettiğini beyanla; Yerel mahkemece esas ve birleşen davalar yönünden verilen kararın istinaf incelemesi ile kaldırılmasını, esas ve birleşen davaların kabulünü, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yüklenmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl dava, davalı yönetim kurulu üyesinin yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle TTK'nın 553. maddesi uyarınca davacı şirkete verdiği zararların tazmini ve davacı şirket ile haksız rekabet ederek rekabet etmeme yükümlülüğünü ihlal ettiğinden bahisle TTK'nın 396. maddesi uyarınca oluşan zararın tespiti ile tazmini talebine, birleşen dava, davalıların davacı şirket ile TTK'nın 54 vd maddeleri uyarınca haksız rekabet ettiklerinin tespiti, haksız rekabetin men'i ve maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.Asıl davada davacı taraf, davalının şirketin eski yönetim kurulu üyesi olduğunu, görevi sona ermeden önce yönetim kurulu toplantılarına katılmadığını, yönetim kurulunun karar alabilmesini engellediğini, şirketi işlevsiz hale getirdiğini, önceleri şirketin bir kısım ihalelere girebilmesi için gerekli olan belgeye sahip olmaması sebebiyle bu belgeyi sağlaması açısından davalının eşi üzerinden ihalelere girdiğini, bir süre sonra davalının davacı şirketi devreden çıkararak tamamen eşi adına kurduğu şirket adına faaliyette bulunmaya başladığını, ihalelere girdiğini, davacı şirket ile rekabet ettiğini, davacı şirketin elemanları ile araçlarını eşinin şirketi için kullandığını iddia ederek açıklanan eylemler nedeniyle şirketin uğradığı zararların tazminini talep etmiş, davalı taraf, davacının rekabet yasağının ihlalinden doğan tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını, davacının zımni olarak rekabet izni verdiğini, davacı ile eşi arasında herhangi bir anlaşma yapılmadığını, davacının, eşinin girdiği ihalelere yeterli belgesi olmaması sebebiyle zaten giremeyeceğini, yönetim kuruluna katılmamasının şirketin ihalelere girmesine ve karar almasına engel teşkil etmediğini beyan ederek davanın reddini savunmuş, birleşen davada davacı taraf, davalıların Konya ilinde davacının tanınırlığını, itibarını kullanarak ihalelere girdiklerini, davacının ihale kaybetmesine neden olduklarını, davacının eleman ve araçlarını haksız şekilde kullandıklarını iddia ederek davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespiti, meni ile maddi ve manevi zararların tazminini talep etmiş, davalılar, davacının kendilerinden farklı ihalelere de girdiğini, davacının, davalı ... ile aynı belgeye sahip olmaması nedeniyle aynı ihalelere zaten giremeyeceğini, haksız rekabetin söz konusu olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile asıl davada, rekabet yasağını ihlalden kaynaklanan tazminat talebinin zamanaşımı sebebiyle, diğer talepler ile birleşen davanın ise esastan reddine karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; asıl davadaki rekabet yasağının ihlalinden kaynaklanan tazminat talebinin zamanaşımına uğramadığı, davalının, davacı şirketi devre dışı bırakarak, birleşen davada davalı olan eşine ait şahıs şirketi üzerinden ihalelere girdiğinin ... Düğün Salonu İnşaatı ihalesine sunulan 07.08.2014 tarihli teklif ile öğrenildiği, davalının rekabet yasağına aykırı eylemleri devam ettiğinden zamanaşımının da işlemeye başlamayacağı, davalının süresi içerisinde zamanaşımı itirazında bulunmadığı, davalının yönetim kurulu toplantılarına katılamaması sebebiyle davacı şirketin karar alamadığı, davalının tamamen eşine ait şirketin çıkarları için çalışması sebebiyle davacı şirketin ihaleleri kazanamadığı, zarara uğradığı, birleşen davada, davalıların Konya ilinde davacı şirketin tanınırlığı ve itibarını kullanarak ihalelere girdikleri ve bu ihaleleri kazandıkları, ihalelere davacı adına giriyormuş gibi bir izlenim yarattıkları, davacının ticari itibarından, araçları ve elemanlarından haksız şekilde faydalandıkları, bu nedenle davacı şirketin bir ihaleyi de kaybettiği ve haksız rekabetin sabit olduğuna ilişkindir. Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, tanıkları dinlenmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve 4 ayrı rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın 282. maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı tarafça ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan dava, cevaba cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiş, Mahkemece gerekçeli kararda her bir iddia sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır. TTK'nın 553. maddesi uyarınca; şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Yönetim kurulu üyeleri yönünden getirilen hukuki sorumluluk bir kusur sorumluluğudur. Açılan tazminat davasında, davalı yönetim kurulu üyesinin kusurlu işlem veya eylemi nedeniyle şirketin zarara uğradığını ispat yükü davayı açan şirket veya şirket ortağındadır. Bu noktada dava dilekçesi ile hangi işlem ve eylemler nedeniyle şirketin zarara uğradığının somutlaştırılması ve Mahkemece bu somut vakıalar üzerinde inceleme ve değerlendirme yapılması gerekir. TTK'nın 396. maddesi uyarınca; yönetim kurulu üyelerinden biri, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremez. Bu hükme aykırı harekette bulunan yönetim kurulu üyelerinden şirket tazminat istemekte veya tazminat yerine yapılan işlemi şirket adına yapılmış saymakta ve üçüncü kişiler hesabına yapılan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete ait olduğunu dava etmekte serbesttir. Somut olayda asıl davada; davacı taraf yönetim kurulu üyesi olan davalının, yönetim kurulu toplantılarına katılmadığını ve bu sebeple karar alınamadığını, davacı şirketin kilitlendiğini iddia etmekle birlikte, yönetim kurulunun hangi tarihli yönetim kurulu toplantısına davalının davet edildiği halde katılmadığını, bu sebeple hangi konuda karar alınamadığını ve alınamayan karar nedeniyle nasıl bir zarara uğranıldığını somutlaştırmamış ve bu konuda herhangi bir delil sunmamıştır. Davacı tarafın dava ve aşamalarda sunduğu tüm dilekçelerde ve davacı şirket yetkilisinin duruşmada alınan beyanında, davacı tarafın, davalının mimar olan eşi birleşen davada davalı ...'nin diplomasından faydalanarak ihalelere girme ve yeterlilik belgesi alma kararı aldığı, davalının, birleşen davada davalı eşi adına kurduğu şirket üzerinden ihalelere katıldığı, bu ihalelere davacının da katıldığı ve ihalelerin kazanılamadığı ancak bir süre sonra davalının, eşi adına kurduğu şirket üzerinden tek başına ihalelere katıldığı ve davacıyı devreden çıkardığı, yalnızca eşi adına kurulan şirket için çalıştığı, bu şekilde rekabet yasağına aykırı davrandığı iddia edilmiştir. Bu beyanlar doğrultusunda davacı şirket ile birleşen davada davalı ... arasında ihalelere birlikte katılma konusunda anlaşma sağlandığına dair bir delil sunulmadığı gibi, birleşen davada davalı ... kendi adına tescilli şahıs şirketi üzerinden ihalelere katılmış olup, davalının bu şirket adına işlem yaptığına dair somut bir delil de sunulmamıştır. Aksinin kabulü halinde ise, davacı şirket en başından davalının eşi adına şirket kurulduğunu ve şirketin ihalelere katıldığını, davalının ise bu şirket adına iş ve işlemler yaptığını bilmektedir. Bu nedenle Mahkemece davacının rekabet yasağının ihlalinden doğan tazminat talebinin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi isabetlidir. Davacının bu noktada esasen ileri sürdüğü iddia, kendisi, yönetim kurulu üyesi olan davalı ve birleşen davada davalı ... arasında varlığı iddia edilen anlaşmaya aykırı davranılarak, birleşen davada davalıya ait şahıs şirketinin, yani her iki davada davalıların birlikte hareket ederek davacı şirketten bağımsız ve habersiz olarak ihalelere girmiş olmasıdır. Bu iddia ise rekabet yasağının ihlali değil, sözleşmeye aykırılık iddiasıdır. Davacı taraf bu iddiasını, taraflar arasında bu şekilde bir anlaşma yapıldığını ve davalıların bu anlaşmaya aykırı davrandıklarını ispat edememiştir. Bu minvalde davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.Birleşen davada, asıl davaya yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde sunulan gerekçeler geçerli olmak üzere, davalı ... şahıs şirketinin kendi adına kamu ihalelerine katılmasının davacı ile haksız rekabet teşkil eden bir eylem olmadığı, davalı tarafın, davacının adını, tanınırlığı kullanılarak ihalelere katıldığı, davacının eleman ve araçlarını rızası dışında kullandığı, ihale kurumları nezdinde davacı adına işlem yapılıyormuş izlenimi yarattığı, davacının ihaleleri almasına engel olduğu, bu şekilde TTK'nın 55. maddesi uyarınca davacı ile haksız rekabet ettiği iddiasının ise ispat edilemediği, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.Sonucu itibariyle; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl ve birleşen davalarda davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından asıl ve birleşen davada yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından asıl ve birleşen davada alınması gereken toplam 855,20 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 118,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 736,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 04/07/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.