Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2003/13038 E. 2003/15214 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2003/13038
- Karar No
- 2003/15214
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1494 KARAR NO: 2025/355 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2014/313 KARAR NO: 2019/1187 DAVA TARİHİ: 07/04/2009 KARAR TARİHİ: 17/12/2019 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 26/03/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili iflas masasının, davalılardan masa alacağı olmasına rağmen, davalılar tarafından bu borcun ödenmemesi nedeniyle İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçildiğini, Borçlar Kanunu'nun 73/1. Maddesinde, borç bir miktar paradan ibaret ise tediye alacaklının verme zamanında mukim bulunduğu yerde vukubulur dendiğini, müvekkili iflas masanının alacağının bir para alacağı olduğunu, bu borcun müvekkilinin ikametgahında ödenmesi gerektiğini, icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatıldığını, icra takibine yönelik yetki itirazlarının reddinin gerektiğini, Davalıların borçlarının olmadığına dair itirazlarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, takip konusu alacağın, iflas masası alacağı olduğunu, davalılar tarafından bahsi geçen ek ödeme-borç ödenmediğinden, masa vekili olarak davalı-lar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların, icra takibi yapılmasına rağmen bugüne kadar hisselerine düşen masa alacaklarını ödemediklerini, müflis kooperatifin Ana Sözleşmesinin 61.maddesinde her ortağın kendisine düşen binayı kesin maliyet bedeli üzerinden kabul edeceğinin belirtildiğini, yine 63.maddesinde ise, ortağın sermayesi ile yatırdığı paranın toplamının kesin maliyet bedelinden indirilerek, geri kalanın genel kurulca taksitlerle ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bahsi geçen maddelerde ortakların ek ödeme ile yükümlü tutulduğunu, bu itibarla Kooperatifler Yasasının 31. maddesinin uygulanmasının gerektiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşmiş kararlarına göre ortaklardan ek ödemeyi ancak kooperatifin veya iflas dairesinin talep edebileceğini, takip konusu alacağın inşaat maliyetine ait ek ödemeye ilişkin ilam ile kesinleşmiş bir masa alacağı olduğunu, bu nedenle davalıların borcun esasına ve talep edilebilirliğine yönelik itirazlarının herhangi bir hukuki dayanağının olmadığını, Faiz oranına itirazın da haksız ve kötü niyetli olduğunu, takip talebinde borçlu olarak gösterilen kişilerin, T.C. İstanbul Valiliği Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğünün, İflas Masasına kooperatif üye isim ve adreslerinin sorulduğu yazıya vermiş olduğu cevabi yazıda zikredilen Kooperatif üye listesine istinaden yer aldıklarını, resmi yazıya göre hazirun olarak yer alan kooperatif üyeleri olduklarını,Açıklanan nedenlerle, müvekkili iflas masasının davalılardan toplam 170.484,36 TL alacaklı olduğunu, bu alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların itirazlarının haksız ve kötüniyetli olduğunu beyan ederek, itirazın iptaline karar verilmesini ve takip konusu alacak likit olduğundan dolayı davalılar aleyhine alacağın asgari %40'ı oranından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu gayrımenkulün Serik İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile satışa çıkartıldığını ve müvekkili tarafından 19/12/2002 tarihinde satış yoluyla edinildiğini, kooperatifin müvekkilini 26/06/2005 tarihinde yapılacak 2003-2004 yılı olağan genel kurul toplantısına çağırdığını, bunun üzerine müvekkilinin Serik ... Noterliği, 07/06/2005 tarih ve ... sayılı ihtarnamesi ile kooperatif üyesi olmadığını ve toplantıya katılmayacağını belirttiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı İflas Masası vekilinin toplam 46 kişi aleyhine İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... e. sayılı dosyası üzerinden icra takibi yapıldığını, huzurdaki davanın bir evveliyatının mevcut olduğunu, yaptıkları araştırmalar neticesinde, hak iddiasında bulunan ... tarafından Müflis Kooperatif aleyhine icra takibi yapıldığını, daha sonra bu takibin yargılama konusu olduğunu, ... tarafından İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde iflas davası açıldığını, davanın iflas kararı ile neticelendiğini, İflas dosyasında henüz bir iflas idaresinin oluşturulmadığının anlaşıldığını, bu nedenle davacının, huzurdaki dava yönünden taraf sıfatı bulunmadığını, mahkemenin huzurdaki ihtilaf yönünden yetkili olmadığını, müvekkillerden bir kısmının 1994 yılında ferdileşmeye geçen kooperatiften bu tarihten çok sonraları daire aldıklarını, hatta bir kısmının ikinci üçüncü el şahıslardan satın aldıklarını, bir kısım müvekkilin kooperatife hiç üye olmadığını, sadece taşınmaz alıcısı konumunda olduğunu, bu nedenlerle davacının öncelikle taraf sıfatı bulunmadığını, Kooperatifler Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri uyarınca, kooperatif tüzel kişiliği dışında, üyelere karşı hak ve alacak talebi ileri sürülebilmesi için bazı yasal koşullar gerektiğini, Yargıtay Kararlarına göre; Kooperatif üyelerinin sorumluluğu koydukları sermaye payları ile sınırlı olduğundan, fazlaya ilişkin miktarlar için kooperatif üyesine gidilebilmesinin mümkün olmadığını, Genel Kurul tarafından ve anasözleşmeye uygun olarak alınan kararlar dışında üyelere ek ödeme yüklenemeyeceğini, Kooperatifin üyesi bulunmayan yalnızca bağımsız bir bölüm satın alan kişilerden alacak talep edilebilmesinin mümkün olmayacağını, talep edilen alacağa, faizine ve faiz oranına itiraz ettiklerini, olayda temerrüt durumu olmadığından B.K. 101 usulüne göre temerrüde düşürülmeleri söz konusu olmadığından, temerrüt faizi işletilerek talep edilebilmesinin hukuka açıkça aykırı olduğunu, alacaklı ...'nun bir kısım kooperatif yöneticileri ile birlikte hareket ederdek, suni bir alacak yaratarak, üyelerden haksız menfaat sağlamaya çalıştığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; söz konusu müflis kooperatifle hiçbir ilişkisi olmadığını, herhangi bir borcunun bulunmadığını, tapu kayıtlarının incelenmesinde görüleceği üzere 08/03/2004 tarihinde kooperatif üyelerinden ... isimli şahıstan yine bu şahsa ait olan gayrimenkulu satın aldığını ve yine aynı kişiye 18/09/2006 yılında sattığını, gayrimenkule sahip olduğu süre zarfında, kooperatif tarafından telep edilen tüm aidatları da kendilerine ödediğini, makbuzların mevcut olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davaya konu takibi ve davanın tarafına neden yöneltildiğini anlayamadığını, zira davacı kooperatife hiçbir zaman üye olmadığı gibi hiçbir şekilde de daire almadığını, kooperatifte bulunması muhtemel tek kaydının arkadaşı olup yurtdışında ikamet eden ...'ın davacı kooperatifin yapmış olduğu dairelerden kooperatife üye olmadan haricen tapu devri yoluyla almış olduğu dairenin elektrik ve su aboneliklerini vekalete istinaden yapması olduğunu, bunun haricinde kooperatifle ve yapılmış dairelerle hiçbir ilgi ve bağlantısının bulunmadığını, dolayısıyla hiçbir şekilde davayla ve borçla bir ilgisinin bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkisizlik kararı verilerek dosyanın ilgili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, her bir davalı için ayrı takip yapılması ve ayrı ayrı itirazın iptali davası açılması gerektiğini, aynı dosyada takip yapılması ve dava açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; kooperatifin kurucularından olmadığını, üçüncü el olarak satın aldığını, kooperetifin borcu olduğunu haricen duyduğunu, Serik ... Noterliğinden ihtar gönderidiğini borcu kabul etmediğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; "...Dava, kooperatif alacağının tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar ve kötüniyet tazminatı istemine ilişkindir. Dosyaya getirtilen İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... e. sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine 32.217,47-TL asıl alacak, 99.141,82-TL işlemiş faiz ve 36.125,93-TL asıl alacak olmak üzere toplam 170.484,36-TL alacağın tahsili amacıyla 10/06/2008 tarihinde 1 örnek nolu ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğ edildiği, davalı borçluların borca itiraz ettiği, itirazın ve davanın süresinde olduğu görülmüştür. Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller, İstanbul Ticaret Sicil'den gelen kooperatif kayıtları, müflis kooperatifin İflas Müdürlüğünde bulunan kayıtları, tüm dosya kapsamına göre, öncelikle davalıların kooperatif üyesi olup olmadıklarının tespiti ile (bu yönde savunmada bulunan davalılar olduğundan) Kooperatif Sözleşmesi Hükümleri, Kooperatifler Kanununun 29, 30, 31. maddeleri ve diğer ilgili hükümler nazara alınarak ve kooperatifin iflasına dayanak olan nedenler de gözetilerek, müflis kooperatifin davalılardan alacağı olup olmadığı, varsa miktarının tespiti için gerekçeli ve denetime olanaklı olacak şekilde inceleme yaptırılarak rapor alınmasına karar verildiği, Emekli Banka Müdürü SMMM Bilirkişi ..., Kooperatif Bilirkişisi ... ve Kooperatif Bilirkişisi ... tarafından sunulan 07/04/2014 tarihli bilirkişi raporunda; Davalı kooperatifin ana sözleşmesinde, kooperatif anasözleşmesinde ek ödeme yükümünün düzenlenmemiş olduğu, Genel Kurul kararlarında bütçe açığını (bilanço) kapatmak amacıyla herhangi bir ek ödeme yükümlülüğüne ilişkin bir kararında alındığı tespit edilemediğinden, ek ödeme talebinin Kooperatifler Kanunu ve ana sözleşmeye aykırı olduğu, Davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nin davacı ... Yapı Kooperatifinin ortağı olmaması nedeni ile her ne ad altında olursa olsun, kooperatif veya iflas masasına karşı borçlu olamayacağı, icra takibine yaptıkları itirazın haklı ve geçerli olduğu, Davacının kooperatif ana sözleşmesinin 21. maddesine istinaden "kooperatifin amacı gereği yapılması gereken ödemelerin" talep edildiğinin kabulü halinde ise; kooperatif ortaklarının borçlu olduğu davacı tarafından belgeleriyle ispat edilmeden, alacak-borç belgeleri dosya içerine konulmadan, denetime elverişli ve hukuka uygun hesaplama yapılmasının olanaklı olmadığı kanaati bildirilmiştir. Taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı itirazları nazara alınarak, bilirkişilerden taraf iddia ve savunmaları, dosyaya ibraz edilen deliller, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi dosyası içerisinde bulunan, mahkememize gelen kooperatif kayıt ve belgeleri, daha önce dosyaya sunulan bilirkişi raporu, itiraz ve beyan dilekçelerinin irdelendiği rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verildiği, Öğretim Üyesi Bilirkişi Doç. Dr. ..., Öğretim Üyesi Bilirkişi Doç. Dr. ... ve SMM Bilirkişi ... tarafından sunulan 25/09/2018 tarihli 2. Bilirkişi raporunda; Alacaklı ile borçlular arasında ek ödemeye ilişkin alacağın doğması için kanunen aranan şartlar gerçekleşmediği için davalılar ile ek ödeme yükümlülüğünü doğuran borç ilişkisi kurulmamış olduğu, Davalılar ile Kooperatif arasında borç ilişkisinin varlığını gösteren bir kayda rastlanmadığı kanaati sebebiyle Ana Sözleşmenin 21. Maddesinin de şartlarının gerçekleşmediği, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... isimli davalıların Kooperatif üyesi oldukları, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Ve ... hakkında sermaye taahhüdü veya başkaca ortak olduklarını, aidat ödediklerini gösteren herhangi bir kayda rastlanmadığı için zımni ortak sayılamayacakları kanaati bildirilmiştir. Dosya kapsamı ile uyumlu bulunarak hükme esas alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Dava konusu uyuşmazlık kooperatif tarafından ek ödeme kapsamında talep edilen alacağa ilişkin olup, Davacı, Ana Sözleşme’nin 61, 63. maddeleri çerçevesinde Kooperatif Kanunu’nun 31. maddesine dayanarak ek ödeme talep etmiştir. Ek ödeme yükümlülüğü, kooperatifin faaliyetlerini sürdürebilmesi, tüzel kişiliğin korunması ve bilanço açıklarının kapatılması için ana sözleşmelerle getirilebilir. Ana sözleşmelerinde ek ödeme yükümlülüğü bulunan ortakların bunu kooperatife ödemesi gerekir. Ek ödeme yükümlülüğünde, bilanço açıklarını kapatmak için ortağın belirli bir miktarda veya iş hacmiyle ya da sermaye paylarıyla orantılı bir şekilde sınırlı ya da sınırlı olarak sorumlu tutulması söz konusudur. Ortakların ek ödeme yükümlülüğünün ihdası için alınacak kararlarda tüm ortakların onayı gerekir (KK md.52/1). Ek ödeme yükümlülüğünün, bilanço açıklarını kapatmak amacıyla getirilmesi ve bu hususun ana sözleşmede düzenlenmesi gerekir. Ek ödeme yükümlülüğünün dayanağı olarak gösterilen Kooperatif Ana Sözleşmesi’nin 61-63 maddeleri (İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 10.07.2013 tarih ve 93592 sayılı Yazısının ekinde sunulan Ana Sözleşme), Kooperatif Kanunu’nun 31.maddesi çerçevesinde ek ödeme yükümlülüğünün dayanağı niteliğinde olmadığı, Ayrıca davacı tarafından, ek ödeme yükümlülüğünün miktarı ve tahsili konularına ilişkin genel kurul tarafından ek ödeme yükümlülüğüne ilişkin herhangi bir kararın alınmamış olduğu, alacaklı ile borçlular arasında ek ödemeye ilişkin alacağın doğması için kanunen aranan şartlar gerçekleşmediği için ek ödeme yükümlülüğünü doğuran borç ilişkisi kurulmamış ve alacak doğmamış olduğu anlaşılmıştır. İstanbul ... İcra dairesi ... E. Sayılı dosyası ile alacaklı ... tarafından yapılan yapı ve inşaat masraflarının kooperatifçe ödenmemesi üzerine toplam 170.484,34 TL alacağın borçlulardan kooperatif hisseleri oranında tahsili amacıyla başlatılmış olup Ana sözleşmenin 21. Maddesi uyarınca Kooperatifin üçüncü kişiye olan borcunun doğrudan ortaklardan tahsil edilebilmesi için genel kurulun bu konuda karar alması ve bu durumun ticari belgelerle desteklenmesi şart olup davalılar ile Kooperatif arasında bu anlamda borç ilişkisinin varlığını gösteren bir kaydın olmaması sebebiyle Ana Sözleşmenin 21. Maddesinin de şartlarının gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır. Kooperatife ait Ana sözleşmenin 10. maddesinde ortak olmanın nitelik ve şartları açıklanmış, ortaklığa kabul kenar başlıklı 11. maddede, ortak olmak isteyenlerin yazılı olarak yönetim kuruluna başvuracakları, ortaklığa kabulün yönetim kurulunun kararı ile gerçekleşeceği, kabul veya ret kararının on beş gün içinde yazı ile bildirileceği, kararın kendisine bildirildiği tarihten itibaren bir ay içinde sermaye taahhüdünün diğer ortaklarca ödenmiş taksidi ile diğer ortakların her birinin o tarihe kadar ödemiş oldukları paralara eşit meblağı bir defada ödemesi gerektiği, yedek üye yapılamayacağı; ölüm halinse ise 16.maddeye göre ferdi münasebete geçilmesinden önce ölen ortağın kanuni mirasçılarının üç ay içinde temsilci tayin ederek kooperatife bildirmeleri halinde ortaklığın kanuni mirasçıları lehine devam edeceği, aksi halde ölen ortağın hak ve borçlarının 15.maddeye göre tasfiye edileceği; Ortaklığın devri kenar başlıklı 17.maddede ise, ortaklığın yazılı olarak yönetim kuruluna bildirilmesi halinde devredilebileceği yönetim kurulunun bu şekilde devralan kişiyi ortaklığa kabulden kaçınamayacağı, devir halinde eski ortağın hak ve borçlarının yeni ortağa geçeceği vu bu devir sebebiyle ayrıca kooperatife ödemede bulunmalarının istenemeyeceği düzenlenmiştir. Ana Sözleşmenin 20/2 maddesinde de kooperatife giren her ortağın girişinden önce doğmuş olan kooperatif borçlarından dolayı diğer ortaklar gibi sorumlu olduğu; bu çerçevede tüm ortakların kooperatif borçlarına karşı, taahhüt ettiği pay tutarı kadar sorumlu olduğu (20/1) düzenlenmiştir. Uygulamada zımni ortaklık kavramı ile ifade edilen, ortaklığın devri suretiyle ortaklık sıfatının değiştirilmesi için aranan prosedürün izlenmemesi halinde yazılı olarak ortaklığa kabul edilmek için başvurulduğu halde karar alınmamış veya alınmış karar ilgiliye tebliğ edilmemiş olsa da kooperatif ile bu şahıs arasında normal ortaklar gibi hukuki ilişki başlamışsa zımni ortaklığın oluştuğu kabul edilmektedir. Bu kapsamda davalıların kooperatif üyeliklerinin incelenmesi ile Davalılardan, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nun Hazirun Cetvellerinde isim ve imzalarının bulunduğu, davalı ...'in ise son olarak 17.05.2000 tarihli genel kurul toplantısında isim ve imzasının bulunduğu, bunun dışındaki diğer davalıların hazirun cetvellerinde isim ve imzalarının bulunmadığı, ... ada, ... nolu parselin tüm bağımsız bölümleriyle tapu kayıtlarının incelenmesi neticesinde; davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nin 19.04.1994 tarih ve ... yevmiye no ile gayrimnekulü Tahsis yolu ile edindiği, diğer davalılar adına kayıtlı gayrımenkuller bulunduğu ancak, bu davalıların gayrimenkulleri edinme sebebi olarak Tahsi s değil satış yolu ile edindiği, Davalılardan ...'ın, ...'ın, ...'nın, ...'in, ...'nin, ...'ın, ...'in, ...'in, ...'nin kooperatif ortağı olduğu,Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nin davacı kooperatifin ortağı olmadığı, ortağı olmaması nedeni ile kooperatif veya iflas masasına karşı borçlu olamayacağı ve pasif husumet bulunmadığından davanın bu davalılar yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Kooperatife ait 2004 yılı ticari defterler üzerinde yapılan incelemelerde, 01.01.2014-31.12.2014 tarih aralığında ortaklardan herhangi bir alacağın bulunmadığı, 31.12.2014 itibarıyla 170 numaralı “yıllara yaygın inşaat ve onarım maliyetleri” hesabında 17.846,27 TL bakiyenin bulunduğu, buradan, inşaat maliyetlerinin tamamlanmadığı, inşaatın devam ettiğinin anlaşıldığı, 336 numaralı “diğer çeşitli borçlar” hesabında ise 31.12.2004 itibarıyla kooperatifin ...’ya 15.630,55 TL tutarında borcunun bulunduğu, kooperatif üyesi olan davalıların herhangi bir borcunun bulunmadığı anlaşılmıştır. Anılan durum karşısına Alacaklı ile borçlular arasında ek ödemeye ilişkin alacağın doğması için kanunen aranan şartlar gerçekleşmediği için davalılar ile ek ödeme yükümlülüğünü doğuran borç ilişkisi kurulmamış olduğu; Davalılar ile Kooperatif arasında borç ilişkisinin varlığını gösteren bir kayda rastlanmadığı Ana Sözleşmenin 21. Maddesinin de şartlarının gerçekleşmediği anlaşılmakla davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir." İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; 1994 yılında yapılan inşaat sözleşmesi ile ... kooperatifinin üyeleri için yaptırdığı konutları yaparak bitiren yüklenici ...'nun imalat bedellerini alamadığını, bu nedenle kooperatif hakkında takip başlatarak itirazın iptali davası açtığını, kooperatif ferdiyete geçtiğinden mal varlığı bulunamadığını, kooperatif yönetiminin de üyelerin evini yapan yüklenicinin parasının ödenmesi için ödeme talebine havi genel kurul ve ek ödeme kararı almadıklarını, ilama rağmen borç ödenmediği için kooperatifin iflasının talep edildiğini ve mahkemece iflasa kararı verildiğini, ardından imalat bedelinin hisseleri oranında ödenmesi için takip başlatıldığını, karara itiraz edilmesi üzerine duran takibin devamı için eldeki itirazın iptali davasının açıldığını, Mahkemece yargılama aşamasında bilirkişi raporu alındığını, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda kooperatif üyesinin evini yapan ve cebinden imalat bedelini veren yüklenicinin imalat bedelini üyelerden alamayacağı belirtilerek, kooperatif yönetimi tarafından üyelerin ev yapım bedeline dair bir gündem ve karar almadığından üyelere bu şekilde çekilen kıyakla evlerinin yapım bedelinin müteahhide yüklenmesine yani bir anlamda zorunlu olarak bağışlanmasına dair karar verildiğini, Oysa yüklenici harcadığı parayı kooperatif üyelerinin dairelerini yapmak için kullandığından, bunun üyelerden tahsilinin gerektiğini, Yargıtay 12 HD 2003/13038 E. 2003/15214 K., l998/12222 E. 1998/13079 K. sayılı kararlarında aynen "Koop. yasası 28 m. Ana sözleşmede aksine hüküm yok ise kooperatif alacaklarına karşı yalnız mameleki ile sorumludur. HGK 17.09.1997 gün 1997/11-44 E, 1997/649 K sayılı kararında < >" denildiğini, İtiraz eden kooperatif üyelerinin mensup olduğu kooperatif ana sözleşmesinin 61.maddesinde Her ortağın kendisine düşen binayı kesin maliyet bedeli üzerinden kabul edeceği, yine 63 maddesinde ortağın sermayesi ile (10.000 TL eski para) yatırdığı paranın toplamı kesin maliyet bedelinden indirilerek geri kalan tutarın genel kurulda kararlaştırılacak taksitlerde ödeneceğinin belirtildiğini, bahsi geçen maddelerle kooperatif ortaklarının ek ödeme ile yükümlü tutulduklarını, Kooperatif yasasının 31.maddesinde ise bu ödemeyi kooperatif veya iflas idaresinin talep edeceğinin düzenlendiğini, Kooperatif üyelerinin şu anda oturmakta olduğu konutları yapan müvekkilinin imalat bedelini mal sahibi üyelere hibe etmek gibi bir niyeti olmadığını, sözleşmesiz inşaat yapanın dahi faydalı ve zaruri imalat bedellerini talep etmesine borçlar hukuku cevaz verirken yüklenicinin cebinden 22 yıl önce çıkan para ile yapılan inşaat bedelini alamayacağına dair kararın hakkaniyete aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava; müflis kooperatifin iflas masası tarafından kooperatif üyeleri olduğu iddia edilen davalılar hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile; davacı tarafından davalıların dahil olduğu 46 borçlu aleyhine; 32.217,47 TL asıl alacak, 99.141,82 TL işlemiş faiz (30/05/2008 tarihine kadar) + 36.125,93 TL asıl alacak 170.484,36 TL toplam alacağın, her bir kooperatif üyesinin hissesine düşen 3.788,54 TL'nin takip tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 2.maddesinin 1.fıkrasında belirtilen TCMB'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranı üzerinden hesaplanacak yıllık %29 ve değişen oranlarda temerrüt faizi ile birlikte tahsili istemiyle 10/06/2008 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebinde borcun sebebinin "... için alacaklı Hamdi Uslu tarafından yapılan yapı ve inşaat masrafları" olarak belirtildiği, ödeme emrinin davalılara tebliği üzerinde davalılar tarafından süresi içerisinde borca ve takibe itiraz edildiği, davanın İİK'nın 67.maddesi uyarınca hak düşürücü sürede açıldığı tespit edilmiştir. Dava dışı Hamdi Uslu tarafından, davalı müflis kooperatif hakkında inşaat masraflarının ödenmediği iddiasıyla Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2000/164 E. sayılı dosyası ile kısmi dava açıldığı, bu davada alınan bilirkişi raporunda tespit edilen bakiye alacağın tahsili için Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibine girişildiği, takibe itiraz edilmesi üzerine Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2003/318 E. sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/318 E. 2003/787 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile asıl alacak yönünden takibin devamına, faize yönelik fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verildiği, ilama bağlanan bu borcun ödenmemesi üzerine ... tarafından İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde İİK 177/4 uyarınca iflas istemiyle dava açıldığı, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/231 E. 2006/376 K. sayılı kararı ile kooperatifin 30/05/2006 tarihinde iflasına karar verildiği, karar temyiz edilmediğinden 12/09/2006 tarihinde kesinleştiği, tasfiyenin İstanbul ... İflas Dairesi'nin ... İflas sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğü anlaşılmıştır. İstanbul ... İflas Dairesi'nin ... İflas sayılı dosyasında kooperatifin 3 alacaklısının bulunduğu, bunların SGK, ... ve ... olduğu, iflas dairesince tasfiyenin basit usulde yapılmasına karar verildiği, 08/06/2007 tarihli alacaklılar toplantısında masa tarafından takip edilecek davalarda Av....'in (aynı zamanda alacaklı ...'nun vekili) vekil olarak yetkilendirilmesine karar verildiği, dosyaya konu icra takibinin ise iflas müdürlüğünün 07/11/2007 tarihinde Av....'e verdiği yetki belgesine istinaden başlatıldığı ve eldeki davanın açıldığı tespit edilmiştir. Eldeki takip ve dava, ek ödeme yükümlülüğü çerçevesinde kooperatif ortaklarından, kooperatife olan borcun tahsili talebine ilişkindir.1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun "Kooperatifin Sorumluluğu" başlıklı 28.maddesinde; "Anasözleşmede aksine hüküm olmadıkça kooperatif, alacaklılarına karşı yalnız mamelekiyle sorumludur." "Sınırsız Sorumluluk" başlıklı 29.maddesinde; "Anasözleşme, kooperatifin varlığı borçlarını karşılamaya yetmediği hallerde, ortaklarının da şahsan ve sınırsız olarak sorumlu tutulacaklarını hüküm altına alabilir. Bu takdirde alacaklılar kooperatifin iflası veya diğer sebeplerle dağılması halinde alacaklarını tamamen sağlıyamazlarsa, kooperatifin borçlarından dolayı, kooperatif ortakları zincirleme ve bütün varlıklariyle sorumlu olurlar." "Sınırlı Sorumluluk" başlıklı 30.maddesinde; "Anasözleşmeye, kooperatif borçları için her ortağın kendi payından fazla olarak şahsan ve belirli bir miktara kadar kooperatiften sonra sorumlu olacakları hususunda bir hüküm konabilir. Ortakların tek başına sorumlu olacakları miktar kooperatifteki paylarının tutarı ile orantılı olarak da gösterilebilir. İflasın sonuna kadar bu sorumluluk iflas idaresi tarafından ileri sürülür.""Ek Ödeme Yüklemi" başlıklı 31.maddesinde "Anasözleşme, ortakları ek ödemelerle yükümlendirebilir. Ancak, ek ödemelerin yalnız bilanço açıklarını kapatmada kullanılması şarttır. Ek ödeme yükleme sınırsız olabileceği gibi belirli miktarlarla veya iş hacmi ile veya paylarla orantılı olarak sınırlandırılabilir. Kooperatifin iflası halinde ek ödemeleri isteme hakkı iflas idaresinindir." hükümü gereği, ek ödeme yükümlülüğü ancak ana sözleşmede yer alması ve bilanço açıklarının kapatılması koşuluyla mümkündür. "İflas Halinde Usul" başlıklı 33. maddesinde ise; "Ortakları şahsen sorumlu bulunan veya ek ödemelerle yükümlü olan bir kooperatifin iflası halinde, iflas idaresi sıra cetvelini düzenlemekle beraber ortaklardan her birinin payına düşen borcun ödenmesini kendilerinden ister. Tahsil olunamıyan meblağlar diğer ortaklar arasında bölüşülür. Aktif bakiyesi pay cetvellerinin kesin olarak tespiti üzerine geri verilir. Ortakların birbirlerine rücu hakları saklıdır. Ortakların geçici olarak tespit olunan borçlarıyla pay cetveli aleyhine İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre itiraz hakları vardır." düzenlemesine yer verilmiştir.Kooperatiflerde ortakların ek ödeme yükümlülüğü ana sözleşmeye bu konuda konulacak hükümle mümkündür. Ek ödeme yükümlülüğü bulunan bir kooperatif ortağı, kooperatife karşı sorumlu olacaktır. Ana sözleşmeye ek ödeme yükümlülüğü konulmak suretiyle kooperatif tüzel kişiliğinin korunması ve faaliyetini sürdürmesi amaçlanır. Ek ödemeler ancak bilanço açıklarının kapatılmasında kullanılabilir. Bir başka değişle kooperatif bilançosu açık vermiyorsa ana sözleşmede ek ödeme yükümlülüğü benimsenmiş olsa bile ek yükümlülük nedeniyle ortaktan tahsilat yapılamaz. (Kooperatifler Hukuku, Mahmut Coşkun, sayfa 575)Ortaklara ek ödeme için müracaat edilebilmesi için;1. Ana sözleşmede ek yükümlülükle ilgili açık hüküm bulunmalıdır. Ana sözleşmede bir hüküm yoksa, sonradan ek ödeme yükümlülüğü getirebilmek için ana sözleşme değişikliği gerekir. (KK m. 34). Ana sözleşmede ek ödeme yükümlülüğü değişikliği yapılabilmesi için kooperatife kayıtlı tüm ortakların 3/4'ünün olumlu oy kullanması şarttır. (m. 52/1)2. Kooperatifin bilançosu açık vermeli ve ek ödemeler de sadece bu açıkların kapatılması için istenmelidir. Bilanço açığı yoksa, ana sözleşmede bu konuda hüküm var diye ortaklardan ek ödeme istenemez. Bilanço açığından maksat; menfi gelir - gider farkıdır. (KK m.38). Ek ödemenin talep edilebilmesi için bilanço açığının kapatılması tek neden ise de; bu kuralın istisnası KK'nın 33. maddesine göre, iflas alacaklılarının, ödenemeyen alacaklarının ödenebilmesi için iflas idaresi ek ödeme ile yükümlü ortaklardan, sorumlu oldukları ek ödemeleri talep edebilir. (Mahmut Coşkun, sayfa 575)Kooperatifler Kanunu'nun 33. maddesinde, iflasına karar verilmiş bir kooperatifte, ortakları şahsen sorumlu olduğu veya ek ödemelerle yükümlü olduğu meblağların iflas idaresince nasıl tahsil edileceğine dair İcra ve İflas Kanunu hükümlerinden ayrı, özel bir düzenleme yapılmıştır. Bu maddeye göre; Kooperatifin iflası halinde, iflas idaresi, bir yandan sıra cetvelini düzenlerken öte yandan ortakları sınırlı veya sınırsız şahsen sorumlu olan ya da ek ödemelerle yükümlü tutulan ortakların her birinin payına düşen borcun ödenmesini kendilerinden talep eder. İflas idaresinin ortaklardan isteyeceği bu miktar, her ortağın sorumlu olduğu miktar ile sınırlıdır. Eğer ortaklar, şahsen ve sınırsız olarak sorumlu iseler ve kooperatifin malvarlığı da borçlarını ödemeye yetmiyorsa, iflas idaresi kalan kısım için ortaklara müracaat edip, kooperatifin borcuna yetecek miktarı hangi ortakta bulursa ondan tahsil edebilecektir. Bu durumda ortakların birbirlerine rücu hakları saklıdır. (KKm. 29, 33/2) (Mahmut Coşkun, sayfa 583)Ortakları şahsen ve sınırlı sorumlu olan bir kooperatifte ise, iflas idaresi kooperatifin ödenmeyen borçları için, sadece ortağın sorumlu oldugu miktarın ödenmesini isteyebilir (KK m. 30). Eğer ortağın sorumlu olduu miktar yalnızca sermaye payı ile sınırlı ve bu sermaye payı da ortak tarafından tamamen ödenmiş ise, iflas idaresinin ortaktan ödeme talebinde bulunması mümkün olamayacaktır. İflas eden kooperatifin ortakları ek ödeme ile yükümlü ise, alacaklıların ödenmeyen alacaklarının ödenebilmesi için iflas idaresinin -KK'nın 31. maddesinde belirlenen ek ödemenin amacına aykırı da olsa- ek ödemeleri isteme hakkı bulunmaktadır. Maddenin 33/2. fikrasının ilk cümlesinde "tahsil olunamayan meblağların diğer ortaklar arasında bölüşüleceği..." belirtilmiştir. Bu hüküm, ortakları şahsen, sınırsız ve bütün mal varlıklarıyla sorumlu (KK m. 29) olan kooperatiflerde uygulanabilir. Bu ihtimalde de ortakların birbirlerine rücu hakları saklıdır. Ortakları sınırlı sorumlu olan veya ek ödemelerle yükümlü bulunan kooperatiflerde ise, tahsil olunamayan meblağların diğer ortaklardan tahsil edilmesi, onlar arasında bölüşülmesi, ancak ana sözleşmedeki sınır dahilinde mümkündür. (Mahmut Coşkun, sayfa 584) ... Konut Yapı Kooperatifinin ana sözleşmesi incelendiğinde; "Ortakların Şahsi Sorumlulukları" başlıklı 20.maddesinde "Her ortak, kooperatifin borçlarına karşı, taahhüt ettiği pay tutarı kadar sorumludur." hükmü ile sınırlı bir sorumluluk öngörülmüştür. Bu nedenle ortaklar ancak taahhüt ettikleri payları oranında sorumludurlar. Sermaye payı ortak tarafından tamamen ödenmiş ise, iflas idaresinin ortaktan ödeme talebinde bulunması, KK 33/2.maddesinin uygulanması mümkün olamayacaktır. Bu nedenle ortakların sorumlu olduğunun kabulü halinde dahi her bir ortağın sorumlu olduğu miktar uyarınca ayrı ayrı talepte bulunulması gündeme gelecektir.1086 sayılı HUMK'un 43. ve 44.maddelerinde "ihtiyari dava arkadaşlığı" düzenlenmiştir.HUMK'un 43.maddesinde; "Birden ziyade kimseler aşağıdaki hallerde birlikte dava ikame edebilecekleri gibi birlikte aleyhlerine de dava ikame olunabilir: 1-Müddeiler veya müddeaaleyhler arasında müddeabih olan hak veya borcun iştirak halinde bulunması veyahut müşterek bir muamele ile hepsinin lehine bir hak taahhüt edilmiş olması veya kendilerinin bu suretle taahhüt altına girmeleri, 2-Davanın, her biri hakkında aynı sebepten neşet etmesi." HUMK'un 44.maddesinde; "Müctemian müddei veya müddeaaleyh olanlar birlikte hareket ederler. Ancak bunlardan biri hususi bir iddia veya müdafaa vasıtasına malik ise onu ayrıca kullanabilir. Birlikte hareket edenler herhalde davaya bakan mahkemenin, dairei kazası dahilinde müşterek bir ikametgah göstermeğe mecburdurlar." Yine 6100 sayılı HMK'nın 57. maddesinde; "Birden çok kişi, aşağıdaki hâllerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir:a) Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması.b) Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri.c) Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması", HMK'nın 58. maddesinde ise; "İhtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket eder." hükümlerine yer verilmiştir. Bu hükümlerin olayda mevcut olması halinde, davacı tarafından birden fazla kişi hakkında ayrı ayrı dava açılabileceği gibi birlikte de dava açılabilir ve böyle bir durumda davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı doğar. Medeni usul hukukumuzdaki dava arkadaşlığında (HMK m.57 vd) olduğu gibi icra takiplerinde de bazı hallerde takip arkadaşlığı mümkündür; yani alacaklı veya borçlu tarafta birden fazla kişi bulunabilir. (Prof.Dr.Baki Kuru, Av.Burak Aydın, İcra Ve İflas Hukuku, 6. Baskı, s.73) Takip arkadaşlığından kasıt, icra takibinin aktif (alacaklı) veya pasif (borçlu) tarafında ya da her iki tarafında, birden fazla kişinin alacaklı yahut borçlu olarak yer almış olması halidir. Eğer, bir takipte alacaklı olarak birden fazla şahıs bulunuyor ise aktif takip arkadaşlığı, borçlu birden fazla ise pasif takip arkadaşlığı söz konusu olur (Timuçin Muşul, İcra ve İflas Hukuku, s.159) Bazı hallerde, alacaklı tarafından birden fazla borçluya karşı aynı takip talebi ile icra takibi yapılabilir. Bu durumda borçlular arasında takip arkadaşlığı oluşur. Borçlular arasındaki takip arkadaşlığı zorunlu takip arkadaşlığı ve ihtiyari takip arkadaşlığı olarak ikiye ayrılır. 1-Borçlular arasındaki zorunlu takip arkadaşlığı; alacaklının bazı hallerde tüm borçlular hakkında birlikte takip başlatması gerektiği durumlarda gündeme gelir. Örneğin kira sözleşmesinde birden fazla kiracının olması halinde, kiraya vere tarafından başlatılacak olan ilamsız tahliye takibinin kiracıların tümüne karşı birlikte yapması zorunludur. 2-Borçlular arasında ihtiyari takip arkadaşlığı; alacaklı, müşterek borçluların (mesela müteselsil borçluların) her birine karşı ayrı ayrı takip yapabilir. Fakat alacaklı, müşterek borçluları ayrı ayrı takip etmeyerek, müşterek borçluların hepsine (veya içlerinden bazılarına) karşı birlikte (bir tek takip talebi ile) takip de yapabilir. Bu halde müşterek borçlular arasında ihtiyari takip arkadaşlığı doğar. Borçlular arasında ihtiyari takip arkadaşlığında bir tek takip talebi doldurulur ve bir dosya açılır. Bu takip talebinde, her bir borçlunun adı, soyadı ve adreslerinin ve her müşterek borçluya düşen borç miktarının açık bir şekilde gösterilmesi gerekir ve her müşterek borçluya ayrı ayrı ödeme emri gönderilir (m.61,II) (Prof.Dr.Baki Kuru, Av.Burak Aydın, İcra Ve İflas Hukuku s.74). Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 15/04/2014 tarihli 2013/8713 E. 2014/2961 K. sayılı kararında; "...Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; geçerli ve usulüne uygun bir takip bulunmasının itirazın iptali davasının ön şartı olduğu, davacı kooperatif, davalı kooperatiften ihraç edilen ortakların iadesi gereken alacaklarını geçerli olarak temlik almış olmakla birlikte, temlik aldığı her bir ortak alacağının tahsili için ayrı bir takip yapması gerekirken, durumları birbirinden farklı olan ve aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayan tüm ortakların alacaklarını birleştirerek tek bir icra takibi ile talepte bulunduğundan, ortada geçerli ve usulüne uygun bir takip bulunmadığı ve dava şartının oluşmadığı, bu nedenle davalı takibe itirazında haklı olmakla birlikte, davacının takipte kötüniyetli olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Medeni usul hukukunda olduğu gibi icra hukukunda da alacaklı ve borçlu tarafta birden fazla kişinin yer alması, yani takip arkadaşlığı mümkündür. Ancak, takip arkadaşlığı dava arkadaşlığına nazaran daha sınırlı hallerde söz konusu olur. Birden fazla alacaklının alacağı aynı sebepten doğsa bile borçluya karşı ayrı ayrı takip yapmaları gerekir. İhtiyari dava arkadaşlığının nedeni usul ekonomisidir. İcra hukukunda buna takip ekonomisi denebilir. İhtiyari dava arkadaşlığının olduğu hallerde ihtiyari bir takip arkadaşlığı takip ekonomisine uygun düşmeyecektir. Örneğin, ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan borçlulara karşı birlikte takip yapılması halinde her borçlu farklı şekilde takibe karşı koyabilecek ve bu takipleri birlikte yürütmek mümkün olmayacaktır. Keza birden fazla alacaklının birlikte takip yapması halinde, borçlunun her alacaklıya karşı ayrı itirazı söz konusu olabilir. Bu itirazların her biri ayrı sebeplere göre incelenip sonuca bağlanacağından, takiplerin birlikte yürütülmesinin hiçbir anlamı olmayacak, diğer anlatımla takip ekonomisinden söz edilemeyecektir. İcra hukukunda ihtiyari takip arkadaşlığının olumlu yönleri bulunmamaktadır. Çünkü, her bir takip arkadaşı diğerinden bağımsız hareket edebildiğinden her birinin takibe itirazı ve takibin daha sonraki aşaması birbirinden bağımsız yürüyecek ve çoğu kez ortak bir işlem olmayacaktır.(Pekcanıtez, Hakan/ Atalay, Oğuz/ Özkan Sungurtekin, Meral/ Özekes, Muhammet, İcra ve İflas Hukuku, 11. Baskı, Ankara, 2013, sf.163-164; Kuru/ Baki, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara, 2013, sf.167) Bu açıklamalara ve dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca, mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Bu durumda mahkemece, karar tarihinde yürürlükte olan HMK'nın 114/2. madde hükmü uyarınca dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle, davanın anılan 115/2. madde hükmü uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekirken, usulüne uygun bir takip yapılmadığından dava şartı oluşmadığı hükmün gerekçe kısmında kabul edilmiş olmasına rağmen davanın usulden reddine karar verilmemesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilmesi suretiyle hükmün onanması..." yönünde karar verilmiştir. Yine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 06/11/2014 tarihli 2014/1337 E. 2014/7035 K. sayılı kararında da aynı hususlara işaret edilmiştir. Somut dosya kapsamı ve takip dosyası incelendiğinde; dava, ek ödeme yükümlülüğü iddiasıyla açılmıştır. Ancak ... Konut Yapı Kooperatifinin ana sözleşmesine göre ortakların sorumluğu sermaye payları ile sınırlıdır. Bu durumda ise ortaklar arasında zorunlu yada ihtiyari takip arkadaşlığı bulunmamaktadır. Çünkü müşterek bir borçluluk hali söz konusu değildir. Davalılar arasında müşterek borçluluk hali bulunmadığından, davacı tarafından her bir ortak yönünden alacak tutarı ve faiz miktarı belirtilmek suretiyle ayrı ayrı icra takibi başlatılması gerekirken, toplam borç tutarı üzerinden davalılar hakkında birlikte icra takibi başlatılmış olunması karşısında, mahkemece usulüne uygun bir takip yapılmadığından itirazın iptali davası yönünden dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, esasa girilerek yukarıda yazılı olduğu şekilde hüküm tesis edilmesi hatalıdır. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca kabulüne karar verilerek, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmiş, istinaf isteminin kabul sebebi nazara alınarak istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 355.maddesi uyarınca KABULÜ ile İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/313 E. 2019/1187 K. sayılı 17/12/2019 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLEREK, a-Davanın, 6100 sayılı HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden, a-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcının, davacı tarafından peşin yatırılan 1.449,20 TL harçtan mahsubu ile bakiye 833,80 TL'nin istemi halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c-Davalılar tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, ç-Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekille temsil olunduğundan, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2 ve 7/2.maddeleri gereğince 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, d-Yatırılan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 4-İstinaf yargılama giderleri yönünden, a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davacı tarafça yatırılan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 561,00 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, c-Davacı tarafından sarfedilen istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, ç-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine, d-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, e-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 26/03/2025