Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2001/1 E. 2003/1 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2001/1
Karar No
2003/1
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2020/1638 Esas KARAR NO: 2023/1394 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/01/2020 NUMARASI: 2019/194 Esas, 2020/12 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 14/12/2023 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... A.Ş. ile Hizmet ve Mekan Tahsisi Sözleşmesi yaptıklarını, bu sözleşmeye göre davalı şirkete sahne, stüdyo alanı ve teknik ekipman kiraladıklarını, toplam 15.233,67 TL alacaklarının doğduğunu, İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından icra takibi başlattıklarını, davalının icra takibine itiraz ettiğini beyan ederek davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu sözleşmeden kaynaklanan borcun davacının banka hesabına ödenmek suretiyle kapatıldığını, takipte %8 gecikme faizinin uygulanmasının dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalı tarafın ödeme iddiasının da araştırılması için 6100 sayılı HMK m. 266'ya göre her iki tarafın ticari defterlerinde mali müşavir bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılmasına karar verildiği, hazırlanan 02.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda davacı defterlerine göre 2015 yılı sonu itibariyle davacının davalıdan 15.233,67 TL alacaklı olduğu, davalı defterlerine göre de yine 2015 yılı sonu itibariyle davalının davacıya borçlu olmadığı, iki taraf ticari defterlerindeki farkın davalı tarafından davacıya yapıldığı belirtilen 15.233,67 TL tutarlı ödemenin belgeye dayanmamasından kaynaklandığının tespit edildiği, yapılan incelemeye göre taraflar arasındaki faturalar toplamının 251.106,32 TL olduğu, davacının davalıdan tahsil ettiğini belirttiği miktarın ise 235.872,65 TL olduğu, davalı tarafın 15.233,67 TL daha ödediğini belirttiği, 6100 sayılı HMK m. 222/III'e maddesine uygun olarak davacı defterlerindeki kayıtların aksinin davalı tarafından senet ya da kesin delillerle kanıtlanamadığı, davacı defterlerinin lehine delil hükmünde olduğu, ayrıca davalı tarafın 15.233,67 TL daha ödediğini 6100 sayılı HMK m. 190 ve 191'e göre ispat yükü altında olduğu, davalı tarafın 15.233,67 TL daha ödediğini kanıtlayacak yazılı bir belge ya da senedi dosyaya sunmadığı, getirtilmesini talep ettiği banka hesap dökümlerinin de davaya konu 15.233,67 TL tutarındaki miktar ile ilgili değil önceki dönemdeki diğer ödemeler ile ilgili olduğu, davacının faturaya konu alacaklarının tarafına ödenmesi için davalı tarafı temerrüde düşürdüğüne ilişkin ihtarname ya da benzeri bir bildirim yazısını dosyaya sunmadığı, bu nedenle davanın asıl alacak yönünden kısmen kabulü ile İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasına, davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 15.233,67 TL üzerinden devamına, asıl alacağın takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, asıl alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan 15.233,67 TL üzerinden %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davanın reddedilen 37.779,50 TL üzerinden %20 kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; Yerel Mahkemece delillerin takdirinde hata yapıldığını, usul ve yasaya ve hakkaniyete tamamen aykırı bir karar verildiğini, taraflar arasındaki Hizmet ve Mekan Tahsisi Sözleşmesinin 5.4. maddesinin sonunda ödemelerde gecikme olması halinde aylık %8 gecikme faizi uygulanacağının kararlaştırıldığını, Yerel Mahkemenin ise yasal faiz işletilmesine karar verdiğini, TTK.'nın 8. maddesine göre tacir olan taraflar arasında, ticari işlerde faiz oranının serbestçe kararlaştırılabileceğini, yasa hükümleri ve yerleşik Yargıtay İçtihatlarına rağmen sözleşmeyle kararlaştırılan faiz oranı yerine yasal faiz işletilmesi yönünden kararın bozulmasına karar verilmesi gerektiğini, alacağın faturaya dayalı ve likit olduğunu, faturaların davalı borçlunun da ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, sözleşmede üç gün içinde ödemesi gerektiği yazıldığı ve ödenmemesi halinde aylık %8 gecikme faizi uygulanacağı da kabul ve taahhüt edildiğini, yani vadenin tam olarak belirlendiği gibi faizin de tam olarak hesaplanabilir durumda olduğunu, tüm bunlara rağmen Yerel Mahkemece, (taraflar arasında sözleşme yokmuş gibi) TBK.'nın 117. maddesinden bahisle temerrüt ihtarı olmadığı için temerrütün takiple gerçekleştiği ve faizin de takipten itibaren hesaplanmasına karar verildiğini, Yerel Mahkemece, davacı alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesinin, hakkaniyete, hak arama özgürlüğüne ve adil yargılanma ilkelerine dahi aykırı olduğunu, faiz hesabının, taraflarca imzalanmış bulunan sözleşmenin 5. maddesine göre yapıldığını, imzaladığı sözleşmeye göre faiz hesaplaması yapan alacaklının kötüniyetli addedilmesinin hukukun temel ilkelerine aykırı olduğunu, huzurdaki davada hiç olmayan veya dayanaksız bir hakkın talep edilmediğini, bunun kötüniyetli olarak kabul edilmesinin haksız ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davalı müvekkili şirket tarafından dosyada mübrez banka dekontlarından da görüleceği üzere sözleşmeden kaynaklı ödemelerin düzenli bir şekilde kiraya veren davacı şirketin bildirmiş olduğu Banka hesabına yapıldığını, bilirkişi raporu ile davacıya 31.12.2015 tarihi itibari ile borçlarının olmadığının tespit edildiğini, davacı şirket tarafından verilmiş her türlü hizmetin karşılığının davalı şirket tarafından ödendiğini, davacı şirket tarafından hizmet sözleşmesi (Etkinlik tarihi )sona erdikten yaklaşık 1 sene sonra içeriği bile belli olmayan, davalı firma isminin elle yazılmış olduğu davalı şirket adına düzenlenmiş faturaları davalı müvekkili şirkete gönderdiğini ve ödeme yapılmasının istendiğini, söz konusu faturaların içeriğinde yer alan hizmetlerin hiçbirisinin davalı müvekkili şirket tarafından davacı şirketten alınmadığını, davacı şirketin vermedikleri hizmet bedelini istediğini, davacı tarafın defterlerinde bu miktarın yazılı olmasının kendilerine bu hizmeti sunduklarının delili olamayacağını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklı fatura ve açık hesap alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.Dosya kapsamından, davacının 15.233,67 TL asıl alacak 37.779,50-TL işlemiş faiz olmak üzere 53.013,17-TL alacağının tahsili için davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip başlattığı, davalının takibe yasal süresinde itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacıya tebliğ edilmediği, takibe itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesi için İİK 67. Maddesi gereğince yasal bir yıllık süresi içinde bu davanın açıldığı görülmektedir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, davacının sözleşme kapsamında davacıdan asıl alacak ve işlemiş faiz alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı ile takip sonrası faizin ne olması gerektiği hususlarında toplanmaktadır. Davalı, davacı tarafından verilmiş her türlü hizmetin karşılığının davacıya ödendiğini, davacı tarafından hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra fatura düzenlendiğini, kendilerinden sunulmayan bir hizmetin bedelinin talep edildiğini savunmuştur.TTK'nın 21/2 fıkrası "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmünü düzenlemektedir. Ticari işletmesi ile ilgili bir faturayı alan tacir, faturaya aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde itirazda bulunmazsa o fatura münderacatını aynen kabul etmiş sayılır.YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Somut olayda, taraflar arasında yapılan Hizmet ve Mekan Tahsisi Sözleşmesi kapsamında davacının davalıya sözleşmenin eki krokide işaretli olan mekânın sözleşmedeki koşullara uygun olarak kiralanması işini üstlendiği sabittir. Davalı, davacı tarafından verilmiş her türlü hizmetin karşılığının davacıya ödendiğini, davacı tarafından hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra fatura düzenlendiğini, kendilerinden sunulmayan bir hizmetin bedelinin talep edildiğini savunmuşsa da, davacı tarafından düzenlenen ve dava konusu yapılan faturaların herhangi bir itiraz olmadan davalıya tebliğ edildiği ve davalı ticari defterlerine kayıt edildiğinden, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğu ve faturaya konu hizmetin davacı tarafından sunulduğunun kabulü gerekir. HMK'nın 190 maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Davalı, davacı ile aralarında sözleşme ilişkisi olduğunu ve davacı tarafından verilmiş her türlü hizmetin karşılığının davacıya ödendiğini kabul ettiğine ve taraf defterlerine göre faturalar toplamının 251.106,32-TL olduğu davacının kabulünde olan tahsilat tutarının da 235.972,65-TL olduğuna göre, davalının aradaki fark olan 15.233,67-TL'yi davacıya ödeme yaptığını veya bu miktar kadar borçlu olmadığını HMK 200 vd maddesi kapsamında yasal deliller ile ispat etmesi gerekmektedir. Ne var ki davalı bu yöndeki savunmasını kanıtlamış değildir. Bu nedenle davalının bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Davacı vekili taraflar arasındaki sözleşmenin 5.4 maddesi gereğince ödemelerde gecikme olması halinde aylık % 8 gecikme faizi uygulanacağının kararlaştırıldığını, Yerel Mahkemenin ilk derece Mahkemesinin takibe kadar işlemiş faiz alacağının reddetmesini ve sözleşmeyle kararlaştırılan faiz oranı yerine takipten itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5.2 maddesinde avans bedeli ödendikten sonra geriye kalan günlük kira bedelinin etkinlik öncesinde en geç 3 iş günü içerisinde kiraya verenin banka hesabına ödeneceği, 5.4 maddesinde de mekanın kiracı tarafından iş bu sözleşmenin 4.maddesinde belirtilen tarih ve saatten önceki bir tarih ve saat itibariyle kullanılmaya başlanmak istenirse veya yine belirtilen tarih ve saatten sonra boşaltmak istenirse bunun ancak kiraya verenin yazılı onayı ile mümkün olacağı, kiracının etkinlik öncesi kullanımına izin verilmesi halinde, ilave her saat için 500 USD tutarında ödeme yapacağı, bu ödemenin yazılı onayı takiben 7 gün içinde yapılacağı, sözleşme konusu ödemelerde gecikme olması halinde aylık % 8 oranında gecikme faizi uygulanacağı düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK’nın 102. maddesinde, “Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.” hükmü düzenlenmiştir.TTK'nın faizin başlangıcı başlıklı 10.maddesine göre aksine sözleşme yoksa ticari bir borcun faizi vadenin bitiminde ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar düzenlemesi yer almaktadır. Davacı icra takibinde, faturalardan kaynaklı bakiye açık hesap alacağını talep etmiştir. Fatura içeriklerinin damga vergisi, catring bedeli, drama sahnesi kira bedeli ve teknik ekipman bedeli olduğu bilirkişi raporu içeriğinden anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 5.2 maddesinde avans bedeli ödendikten sonra günlük kira bedelinin etkinlik öncesinde en geç 3 iş günü içerisinde kiraya verenin banka hesabına yatırılacağının düzenlendiği, dava konusu açık hesap alacağı dayanağı faturalarda catring bedelinin de bulunduğu, ancak catring bedelinin sözleşme bedeli başlıklı 5. madde içerisinde yer almadığı, dava konusu açık hesap alacağı dayanağı faturalarda catring bedelinin de bulunması nedeniyle TBK'nın 102. Maddesi gereğince sözleşme gereğince yapılan ödemelerin öncelikle vadesi gelmiş alacaklara sayıldığı ve kalan bakiye açık hesap bedelinin catring bedeli olduğu değerlendirilmiş, catring bedeline yönelik de taraflar arasında kararlaştırılan belli bir vade olmadığı anlaşılmış, bu nedenle Mahkemece TBK 117 maddesine göre davacının faturaya konu alacağın ödenmesi için davalı tarafı temerrüde düşürdüğüne ilişkin ihtarname ya da benzeri bildirim bulunmadığından takip öncesi işlemiş faiz yönünden davanın kısmen reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır. Davacı vekilinin bu yönündeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davacı vekili sözleşmeyle kararlaştırılan faiz oranı yerine yasal faiz işletilmesinin yasaya aykırı olduğunu istinaf nedeni olarak ileri sürmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 8/1 maddesinde " düzenlemesi bulunmaktadır. Buna göre; taraflar tacir olduğu taktirde sözleşme ile faiz oranını serbestçe kararlaştırılabilirler. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi TBK'nun 102.maddesi gereğince vadesi gelmiş alacakların ödenmesinden sonra bakiye kalan dava konusu açık hesap alacağının catring bedeli olduğu değerlendirilerek catring bedelinin sözleşme bedeli başlıklı 5. madde içerisinde yer almadığı bu nedenle bakiye alacak yönünden sözleşme konusu ödemelerde gecikme olması halinde aylık % 8 oranında gecikme faizi uygulanacağı hükmünün de uygulama olanağının bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Ancak taraflar tacir olup, uyuşmazlık ticari iş niteliğinde olduğundan Mahkemece, hükmedilen alacağa avans faizi uygulanması gerekirken yasal faiz uygulanması doğru olmayıp bu açıdan davacının istinaf başvurusu yerinde görülmüştür. Davacı vekili, davacı alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına kararı verilmesinin hakkaniyet aykırı olduğunu ileri sürmüştür.Somut olayda, icra takibinde, takibin kötüniyetle yapıldığının kanıtlanmamasına rağmen davalı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin doğru olmamıştın. Bu nedenle İİK 67/2.maddesi gereğince yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatının reddine karar verilmesi gerekir.Açıklanan nedenler ile ilk derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ise de, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesi ve davalının koşulları oluşmayan tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davacı vekilinin karara yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353(1)b-2 m. uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne ve icra inkar tazminatına dair karar aynen korunarak, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine ve davalının tazminat isteminin reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Davacı tarafın istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen sebeplerle KISMEN KABULÜ ile, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/194 Esas, 2020/12 Karar sayılı ve 13/01/2020 tarihli kararının HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,3- a) Davanın kısmen KABULÜNE, b)İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasına, davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 15.233,67 TL üzerinden devamına, asıl alacağın takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, c)Fazlaya ilişkin istemin reddine,d)Asıl alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan 15.233,67 TL üzerinden %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,e) Davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 Sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 1.040,61 TL harçtan davacı tarafından 640,27 TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 400,34 TL karar harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,5-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvurma harcı ile 640,27 TL peşin harcın 6325 sayılı kanun madde 18/A'ya göre davalı tarafın arabuluculuk görüşmelerine katılmadığından davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,6-Davacı tarafından yapılan 111,60 TL posta gideri ve 750,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 861,60 TL yargılama giderinin 6325 sayılı kanun madde 18/A'ya göre davalı tarafın arabuluculuk görüşmelerine katılmadığından davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,8-6325 Sayılı Arabuluculuk Yasası'nın 18A/11-13. fıkrası gereğince Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,9-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 15.233,67 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa VERİLMESİNE,10-6325 sayılı kanun madde 18/A'ya göre davalı tarafın arabuluculuk görüşmelerine katılmadığı anlaşılmakla, davanın reddedilen kısmı yönünden lehine vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesine yer olmadığına, İstinaf Başvurusu Yönünden;11-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 269,85 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,12-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 269,85 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 260,15 TL harçtan mahsubu ile bakiye 9,70 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,13-Davacı tarafça yapılan 51,00 TL istinaf yargılama gideri ile peşin olarak yatırılan 148,60 TL istinaf başvuru harcı ve 54,40 TL karar harcı olmak üzere toplam 254,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,14-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.2 bendi ile aynı yasanın 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.14/12/2023

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2001/1, K. 2003/1, T. 27.06.2003, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2001-1-e-2003-1-k-1d6520067a68