Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi 2024/851 E. 2026/893 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/851
- Karar No
- 2026/893
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/851 - Karar No:2026/893 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/851 KARAR NO : 2026/893
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/11/2023 NUMARASI : 2021/634 E-2023/793 K
ASIL DAVADA DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ...- E-TEBLİGAT DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. ...- E-TEBLİGAT Av. ...- E-TEBLİGAT
BİRLEŞEN ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2021/635 ESAS- 2022/150 KARAR SAYILI DOSYASINDA; DAVACI : VEKİLİ : Av. ...- E-TEBLİGAT DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. ...- E-TEBLİGAT Av. ...- E-TEBLİGAT
ASIL VE BİRLEŞEN DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 09/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/09/2026 Asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından asıl ve birleşen davada davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davalarında mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı asıl davada davalı vekili ile birleşen davada davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; taraflar arasında 26.07.2018 tarihli alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin alt yüklenici, davalı şirketin ise yüklenici sıfatına haiz olduğunu, sözleşme ile davalının taahhüdü altındaki ''... Mahallesi, 1. Bölge 1. Etap 966 Konut 2 Ticaret Merkezi ve 1 adet Cami İnşaatları ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi İşi''nin PVC Doğrama ve Alüminyum Doğrama İmalatı işlerinin yapımını 2.085.125,00 TL + KDV bedel karşılığı müvekkili firmanın üstlendiğini, müvekkilinin bu sözleşme ile üstlendiği taahhüdünü sözleşmeye, onaylı projeye ve teknik şartnameye uygun şekilde tamamlayarak teslim ettiğini, T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından da 05.12.2018 tarihinde geçici kabulünün yapıldığını, taraflar arasında imzalanan 26.01.2018 tarihli alt yüklenici sözleşmesinin 'Teminat' başlıklı 14.maddesinde, alt yüklenicinin hakedişlerinden %5 nakdi teminat kesintisi yapılacağı ve %6 banka teminat mektubu verileceğinin ancak banka teminat mektubu verilmemesi halinde bu %6 oranın da nakdi olarak teminat kesintisinin yapılacağının düzenlendiği, bu doğrultuda müvekkili firmanın hakedişlerinden %5 oranında 107.089,44 TL ve %6 oranında 128.507,34 TL olmak üzere toplamda %11 oranına tekabül eden 235.596,78 TL nakdi teminat kesintisi yapıldığını, aynı sözleşme hükmünün devamında %5 nakdi teminat kesintisinin idarenin yapacağı geçici kabul sonrası, %6 nakdi teminat kesintisinin ise idarenin yapacağı kesin kabul sonrası iade edilmesi gerektiğinin belirtildiğini ancak davaya konu olayda söz konusu işlerin idare tarafından geçici kabulünün yapıldığını ve bu hususun davalı borçlunun 02.07.2020 tarihli borca itiraz dilekçesiyle de ispatlandığını ancak davalı borçlunun Ankara 53. Noterliği'nin 25.07.2019 tarih ve 21742 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkili şirketin namı hesabına iş yaptırıldığını iddia ederek %5 nakdi teminat kesintisinin 40.121,10 TL tutarlı kısmını iade etmediğini, işin geçici kabulü yapıldıktan sonra ve kesin kabul aşamasındayken bu ihtarnamede, müvekkilinin yaptığı PVC ve alüminyum işlerinde daire sahiplerinin şikayetlerinin gidermediğini, tüm eksiklikler ve şikayetler giderilmeden hiçbir ödemenin yapılmayacağını, gerekli tamiratların ise müvekkilinin nam-ı hesabına yaptırılacağı ve bu nedenle teminatların tutulacağını bildirdiklerini ancak davalı yanın bu eksik ve tamirat gerektiren işlerle ilgili iddialarının gerçeği yansıtmadığını, zira, müvekkilinin işi eksiksiz ve hatasız olarak teslim ettiğini, buna rağmen söz konusu ihtarnamenin tebliğinden bir gün sonra müvekkili şirketin yetkilisi iyi niyet göstererek davalının şantiyesine gidip eksiklerin ne olduğuyla ilgili görüşmek istediğini, davalının bu görüşme isteğini iki gün sonraya ertelediğini ve iki gün sonrasında da müvekkili şirketin idari ve teknik ekibinin, davalının ilgili şantiyesine gittiğinde, içeriye alınmadıklarını ve davalının PVC ile alüminyum imalatı hususunda başka bir firmayla anlaştığını öğrendiklerini, bunun üzerine müvekkilinin Sincan 3. Noterliği'nin 30.07.2019 tarih ve 16457 yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ederek, teslim edilen işlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, işlerin nam-ı hesabına yapılmasını kabul etmediğini ve nakdi teminatların iadesini talep ettiğini, taraflar arasında imzalanan 26.01.2018 tarihli alt yüklenici sözleşmesinin 28.maddesinde ''... c)Yüklenici'nin malzemeyi veya imalatı veya işi kabul etmediğini bildiren yazılı uyarısını aldıktan sonra 15 (onbeş) gün içerisinde söz konusu tesis veya malzemenin işyerinden uzaklaştırılmasını veya yıkımını ve makul bir zaman içinde yerine yenisinin konulmasını sağlayamazsa,....Yüklenici, yukarıdaki tespitlerden birinin veya birkaçının oluşması halinde durumu Alt Yükleici'nin şantiyede belirlemiş olduğu sorumlu kişiye elden veya tebligat adresine posta yolu ile ihtarname tebliğ eder ve verilecek süre içerisinde gereğinin yapılmasını ister. Bu süre ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 10(on) günden az olamaz. Şantiye mahallinde sorumlu kişiye elden teslim edilmiş ihtarname Alt Yüklenici'ye tebliğ edilmiş sayılır. Bu süre içerisinde Alt Yüklenici, ihtarnamede yazılı hususları yerine getirmez ise Yüklenici sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmeye yetkilidir. Sözleşmenin bu şekilde feshinden dolayı işin Yüklenici tarafından tamamlattırılması sonucu meydana gelebilecek zararlara karşılık olmak üzere Alt Yüklenici'nin kesin teminatı irad kaydedilir. Geri kalan işleri Yüklenici, Alt Yüklenici'nin nam ve hesabına yaptırır. Ayrıca Yüklenici'nin sözleşmenin feshinden dolayı uğrayacağı zararları Alt Yüklenici'den yasal yollarla tazmin hakkı vardır.'' hükmünün bulunduğunu, kabul etmemekle beraber, davalı şirketin iddia ettiği gibi müvekkilinin işleri eksik veya hatalı olarak teslim etmiş olsaydı dahi, bu sözleşme hükmüne göre davalının önce bu eksikliklerin neler olduğunu açıkladığı ve düzeltilmesi için 15 gün müddet verdiği yazılı bir uyarı göndermesi gerektiğini, eksikliklerin yine de giderilmemesi halinde; durumu açıklayan ve 10 gün müddet verilen ikinci bir yazılı uyarıyı göndermiş olması ve netice itibariyle sözleşmeyi feshettikten sonra teminatları gelir olarak kaydedebileceği ve alt yüklenicinin namı hesabına kalan işler yaptırılabileceğini, işbu davaya konu olayda ise; davalı yan, müvekkilinin kusurundan kaynaklanan eksik veya hatalı işlerin neler olduğunu açıkça ve yazılı olarak müvekkiline hiç bildirmediğini ve muğlak bir ifadeyle eksikliklerin tamamlanmasını söylediğini, yine de müvekkili şirket yetkililerinin davalı yanın şantiyesine giderek, kendisinden kaynaklanmamış olsa dahi bir kusur varsa bununla ilgili bilgi almak ve gerekirse düzeltmek istediğini ancak davalının, taraflar arasındaki sözleşmeyi dahi feshetmeden ve müvekkilinin olurunu almadan çoktan başka bir yüklenici firmayla anlaşarak müvekkilin teminatlarını haksız bir şekilde tutmaya devam ettiğini, bu hususun ispatı açısından, mahkememizden davalı yanın, müvekkilinin namı hesabına iş yaptırdığını iddia ettiği dava dışı şirket ile imzalanan taşeron sözleşmesinin, bu işe ilişkin kesilen faturaların ve bütün hakediş raporlarının dosyaya celbini talep ettiklerini, kamu ihalelerinde dahi, geçici teminatların ancak yasada yazılı hallerde gelir kaydedilebiliyorken, işbu davaya konu olayda davalının sözleşmeyi feshetmeden hakkaniyete aykırı ve kötüniyetli olarak müvekkilinin teminatlarını gelir kaydetmiş olmasının hukuken kabul edilemeyeceğini, gerek davalı şirketle yapılan şifahi görüşmeler gerekse müvekkili tarafından gönderilen ihtarnameler sonucu davalının %5 ve %6 oranına tekabül eden 235.596,78 TL nakdi geçici teminatların iade edilmemiş olması sebebiyle Ankara 26. İcra Dairesi'nin 2020/5079 sayılı icra dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını ancak davalının söz konusu bu takibe konu borcun 66.968,34 TL'sini kabul etmesi ve kalanına kısmi itirazda bulunması sonucunda takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, %5 nakdi teminatın 40.121,10 TL tutarlı kısmına yönelik haksız ve kötüniyetli itirazın iptali ve duran takibin devamına karar verilmesi için kısmi dava açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, söz konusu %5 nakdi teminat kesintisinin itiraz edilen ve müvekkili şirkete iade edilmediğini kısmının 40.121,10 TL olup, işbu kısmi dava kapsamında dava değeri olarak gösterildiğini, davalının haksız ve kötüniyetli olarak iadesini yapmadığı %6 nakdi teminat kesintisi olan 128.507,34 TL bedele ve fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tuttuklarını ileri sürerek, Ankara 26. İcra Dairesi'nin 2020/5079 sayılı dosyasına davalı şirket tarafından yapılan kısmi itirazın kısmen iptaliyle takibin devamına, borçlunun %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; dava dilekçesinde belirtilen arabuluculuk tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dosyaya ibraz edilmesi gerektiğini aksi halde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2.fıkrasındaki düzenleme gereği davanın usulden reddinin gerektiğini, davayı kabul etmemekle birlikte, görev, yetki, derdestlik, husumet ve hak düşürücü süre itirazları ile zamanaşımı def'inin yapılmış sayılmasına karar verilmesini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının işbu davada hukuki yararının bulunmadığını, alacak iddia ve taleplerinin yersiz ve mesnetsiz olduğunu, davacı şirket ile davalı müvekkili şirket arasında 26.01.2018 tarihli alt yüklenici-yüklenici sözleşmesi akdedildiğini, bu kapsamda davacı şirket ile davalı müvekkili şirket arasında iş ilişkisi başladığını ancak davacı şirketin sözleşmeye konu yaptığı işler ile ilgili daire sahiplerinin şikayetleri gelmesi ve davacı şirketin şikayetleri gidermemesi üzerine müvekkili şirket tarafından Ankara 53.Noterliği'nin 25.07.2019 tarih ve 21742 yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini ancak ihtarnameye gereği gibi icabet etmemesi ve işlerdeki aksaklıkların devam etmesi üzerine sözleşmenin ilgili maddesi gereğince davacının yükümlülüğünde olan kalan işlerin davacı şirket nam ve hesabına başka alt yüklenici firmalara yaptırılarak davacı şirketin müvekkili şirket nezdindeki hak ve alacaklarından mahsup edildiğini, akabinde davacı şirket tarafından müvekkili şirkete 25.06.2020 tarih ve ASM2020000000022 sıra sayılı ve 33.909,50 TL bedelli faturanın tebliğ edildiğini ancak söz konusu faturanın davacı tarafından tek taraflı düzenlenmiş olup, müvekkili şirket tarafından davacı şirketin bu bedele ilişkin herhangi bir hakediş düzenlenmediğini, zira davacının bu bedele dair müvekkili nezdinde hiçbir hak ve alacağı olmadığını, bu nedenle davalı müvekkilinin söz konusu faturanın iadesine ilişkin davacı şirkete 30.06.2020 tarihli ihtarname gönderdiğini, davacının cari hesap kayıtlarına dayanarak alacak iddiasında bulunduğunu, davacı şirketin tek taraflı tuttuğu kayıtları dayanak olarak göstermesine muvafakat etmediklerini, davalı müvekkili şirket tarafından davacı şirkete dava konusu işin geçici kabul tutanağı düzenlenmesiyle teminat iadesi yapıldığını, söz konusu teminat iadesinde davacı şirket nam ve hesabına üçüncü kişilere yaptırılan işlerin ve masrafların tutarının da mahsup edildiğini, bu hususun müvekkili şirketin ticari defter kayıtları ve ödeme dekontları ile sabit olduğunu, ayrıca söz konusu işin kesin kabulünün halen yapılmadığını, buna göre taraflar arasındaki 26.01.2018 tarihli sözleşmenin 30.maddesinde açıkça belirtildiği üzere kesin kabul yapılmadan kesin teminatların iadesinin yapılamadığını, davacı şirketin sözleşme kapsamında eksik hakediş ödemesi yapıldığı iddiasıyla mahkemenin 2021/635 Esas sayılı dosyasında dava açttığını ancak her iki davanın da esasında aynı alacak kalemine dayandığını, dolayısıyla öncelikle işbu davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmesi aksi halde davaların birleştirilerek yürütülmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/635 Esas- 2022/150 Karar sayılı dosyasında;
Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında davacının alt yüklenici olduğu ticaret merkezi ve cami inşaatı pvc ve alüminyum doğrama konulu eser sözleşmesi düzenlendiğini, davacının üstlendiği işi yaptığını, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından geçici kabulün yapıldığı halde düzenlenen 29.209,82 TL tutarlı hakediş bedelinin davalı tarafından ödenmediğini, davalının takibe itirazında yer aldığı gibi nama ifanın sözleşe uyarınca öngörülen süre verilmeden yaptırıldığını, başlatılan icra takibinin davalının itirazı ile durduğunu ileri sürerek, davalının haksız itirazının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davacı şirket ile davalı müvekkili şirket arasında 26.01.2018 tarihli alt yüklenici-yüklenici sözleşmesi imzalandığını, bilahare işlerden kaynaklı daire sakinlerinin sözleşme kapsamı işlerden şikayet etmesi üzerine Ankara 53. Noterliği'nin 25.07.2019 tarih ve 21742 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, şikayetleri gidermemesi üzerine eksik ve kusurlu işlerin nama ifa edildiğini, bunun üzerine davacı şirket tarafından davalı müvekkili şirkete 25.06.2020 tarih ve ASM 2020000000022 sıra sayılı ve 33.950,50 TL bedelli faturanın tebliğ edildiğini, tek taraflı haksız faturaya itiraz ettiklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, 27.02.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda "... Dava konusu iş götürü bedel sözleşme olup, dosya kapsamında sözleşmenin fesih edilmediği ve işe ait geçici kabul eksikleri de giderilmek suretiyle işin teslim edildiği dava dışı ... ve idaresinin kabulündedir. Şu hâlde götürü bedel sözleşmede işin eksiksiz teslimi halinde yüklenicinin (iş bu huzurdaki davada altyüklenici) sözleşeme bedelinin tamamına hak kazandığının kabulü gereklidir. Birleşen Davada; Kesin hesap ve kesin hakdiş sonucu davacı altyüklenicinin hakediş bakımından borç/alacağının hesaplanması gereklidir. Bunun için sözleşme bedeli olan 2.085.125,00.-TL ye KDV ilave edildikten sonra bulunan 2.460.447,50.-TL tutardan KDV tevkifatı, teminat kesintileri ve diğer yasal kesintiler ile ödemler toplamının mahsubundan sonra davacının hakedişten kaynaklı borç/alacağının aşağıdaki tabloda yer aldığı üzere hesaplanması gerekir. Sadece cari kayıtlardan hareketle hakediş alacağının hesaplanması doğru olmayacaktır. Tabloda tarafımdan gerekli hesaplamalar yapılmıştır. Ancak davacıya yapılan her türlü ödemenin (çek-nakit, havale, EFT vb) toplanarak “J” satırına yazılması ve bilahare varsa hakediş alacağının K=(I-J) olarak hesaplanması gerekmektedir. Diğer yandan davacının sunmuş olduğu “Hakediş Ödemleri ve Takip Tablosu” na göre hakedişler toplamı sözleşme bedeli olan 2.085.125,00 + KDV yerine 2.141.788,71 - TL + KDV olarak yer almışsa da, davacının 56.663,71 (2.141.788,71 - 2.085.125,00) TL tutarında sözleşeme harici fazla iş yaptığına ilişkin ispat yükü davacı altyüklenicidedir. Dosya kapsamında böyle bir tespit yapmak mümkün olmamıştır. A Sözleşme Bedeli 2.085.125,00 B KDV 375.322,50 C(A+B) Toplam 2.460.447,50 KESİNTİLER D KDV TEVKİFATI, 3/10 112.596,75 E %5 TEMİNAT KARŞILIĞI 104.256,25 F %6 TEMİNAT KARŞILIĞI 125.107,50 G Diğer kesintiler (Davacı kabulünde) 51.234,55 H (D+E+F+G) Kesintiler Toplamı 393.195,05 I (C-H) Davacı Altyüklenici Hakediş Tutarı 2.067.252,45 J Ödemler Yekünü (Kesintiler Hariç Ödemler yekünü, ticari defterlerden) K Hakediş Bakiyesi ... İnşaat Yüksek Mühendisi" denildiği, bila tarihli bilirkişi heyeti 2. ek raporda ".. önceki raporlarda sunulan görüşlerinin aynen korunduğu, tarafların itirazları uygun mütalaa edilmediği, Ayrık Görüş (...); Dosya kapsamı itibarıyla davalı tarafından yapılan ödemler ve yasal kesintiler yekünü tespit edilmediği için birleşen dava açısından kesin hesap alacağı tespiti yapılamadığı, Önceki rapordaki görüşlerim aynen korunmuştur. (Bilirkişi ...)" şeklinde görüş bildirildiği, içerikleri açıklanan hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu değerlendirilen raporlardan 29.06.2022 tarihli raporun sonuç kısmında tespit edilen davacı alacağı dikkate alınarak asıl davanın kabulüne, 27.02.2023 tarihli raporun sonuç kısmında birleşen dava yönünden yapılan değerlendirmede, davacının teminat kesintilerinden kaynaklı alacağı dışında hakediş alacaklarından alacağı bulunmadığı tespit edildiği dikkate alınarak birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Birleşen davada davacı ....Şti vekili istinaf başvurusunda; dosya kapsamındaki beyanları ve özellikle dosyada mevcut bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmeden eksik inceleme sonucu verilen kararın kaldırılması ve yeniden yargılamasının yapılarak açılan haklı davaların tamamının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, mahkemece her ne kadar birleşen davanın reddine karar verilmiş ise de, bu kararın hatalı olduğunu, mahkemece hatalı bilirkişi raporlarının esas alınarak karar verilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olup, dosya içeriğinde bulunan bilirkişi ek raporunda yer alan aleyhe hususları kabul etmediklerini, raporun sonuç kısmında asıl davada "Bilirkişi heyetimiz kök rapordaki görüşlerini aynen korumuştur" denilerek %5 oranında müvekkili şirketten yapılan kesintilerin iadesi gerektiğinin, yani buna dair açılan itirazın iptali davasında haklı olunduğunun belirtildiğini, birleşen davada ise, "Davacının, teminat kesintilerinden kaynaklı alacakları dışında hak ediş alacaklarından alacağının bulunmadığı" şeklinde rapor tanzim edilmiş ise de, rapora şerh koyan bilirkişi ...'ın da belirttiği üzere, davacı alt yüklenici olan müvekkili şirketin sözleşme bedelinin tamamına hak kazandığının kabulünün gerektiğini, bilirkişi... ayrıca toplam bedelden müvekkili şirkete yapılan ödemeler ile teminat kesintileri ve diğer yasal kesintiler ile ödemeler toplamının mahsubundan sonra davacı müvekkili şirketin hakedişten kaynaklı alacağının hesaplanması gerektiğini de belirttiğini, bilirkişilerin çoğunluk görüşünde geçen birleşen davadan davacının, teminat kesintilerinden kaynaklı alacakları dışında hakediş alacaklarından alacağının bulunmadığı yönündeki tespitin hatalı olduğunu, müvekkilinin birleşen davada hakediş alacağının bulunduğunu, mahkemeye sunulan bilirkişi 2.ek raporunda yer alan aleyhe hususları kabul etmediklerini, raporun sonuç kısmında "Önceki raporlarda sunulan görüşlerimiz aynen korunmuştur" denilerek %5 oranında müvekkil şirketten yapılan kesintilerin iadesi gerektiğini yani buna dair açılan itirazın iptali davasında haklı olunduğunun belirtildiğini, birleşen davada ise "Davacının, teminat kesintilerinden kaynaklı alacakları dışında hak ediş alacaklarından alacağının bulunmadığı" şeklinde rapor tanzim edilmiş ise de, rapora şerh koyan bilirkişi ...'ın da belirttiği üzere davacı alt yüklenici olan müvekkili şirketin sözleşme bedelinin tamamına hak kazandığının kabulü gerekirken, mahkemece aksi kanaatle birleşen davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı vekili istinaf başvurusunda; mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak asıl davanın kabulüne karar verildiğini, daha evvelden sunulan dilekçelerinde detaylıca izah edildiği üzere, davacını iddialarının yersiz ve mesnetsiz olup, davacının cari hesap kayıtlarına dayanarak alacak iddiasında bulunduğunu, bu kapsamda sunulan dilekçelerde izah edilen hususların tekraren değerlendirilmesi gerektiğini, davacı şirket ile davalı müvekkili şirket arasında 26.01.2018 tarihli alt yüklenici-yüklenici sözleşmesi imzalandığını ancak davacı şirketin sözleşmeye konu yaptığı işler ile ilgili daire sahiplerinin şikayetleri gelmesi ve davacı şirketin şikayetleri gidermemesi üzerine davalı müvekkilinin Ankara 53.Noterliği'nin 25.07.2019 tarih ve 21742 yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdiğini ancak ihtarnameye gereği gibi icabet edilmemesi ve işlerdeki aksaklıkların devam etmesi üzerine sözleşmenin ilgili maddesi gereğince davacının yükümlülüğünde olan kalan işlerin davacı şirket nam ve hesabına başka alt yüklenici firmalara yaptırılarak davacı şirketin davalı müvekkili şirket nezdindeki hak ve alacaklarından mahsup edildiğini, müvekkili şirket tarafından davacı şirkete dava konusu işin geçici kabul tutanağı düzenlenmesiyle teminat iadesi yapıldığını, söz konusu teminat iadesinde davacı şirket nam ve hesabına üçüncü kişilere yaptırılan işlerin ve masrafların tutarının da mahsup edildiğini, bu hususun da müvekkili şirketin ticari defter kayıtları ve ödeme dekontları ile sabit olduğunu, ayrıca söz konusu işin kesin kabulünün halen yapılmadığını, buna göre taraflar arasındaki 26.01.2018 tarihli sözleşmenin 30.maddesinde açıkça belirtildiği üzere kesin kabul yapılmadan kesin teminatların iadesinin yapılamayacağını, bu hususunun sunulan dilekçelerde de ifade edildiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında aleyhe hususları kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacının 207.344,10 TL alacaklı olduğu, işe ait geçici kabul idare tarafından yapıldığından 107.089,44 TL teminatın iadesinin gerektiği, takibe konu 128.507,34 TL açısından davalı itirazının haklı olduğu ve işin kesin kabulü yapıldığı ispatlanamadığı şeklinde sonuç ve kanaat bildirildiğinin görüldüğünü ancak davacı şirketin sözleşmeye konu yaptığı işler ile ilgili daire sahiplerinin şikayetleri gelmesi ve davacı şirketin şikayetleri gidermemesi üzerine davalı müvekkilinin ihtarname gönderdiğini, bu kapsamda dava konusu işin kesin kabulünün iş sahibi idare tarafından yapılmamış olup, buna göre kesin teminat kesintilerinin de iade şartlarının oluşmadığını, bilirkişi raporlarında sözleşmenin 30. maddesine ve usul ile yasaya aykırı şekilde teminata dair hesaplamalar yapılması ve mahkemece açılan asıl davanın bu nedenle kabulüne karar verilmesinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, izah edildiği ve ihtarnamelerden de görüldüğü üzere ve dosya kapsamındaki raporlarda da değinildiği üzere davacının sözleşme harici fazla iş yaptığını ileri sürmekteyse de, bu iddiasını ispatlayamadığını, kaldı ki, taraflar arasındaki sözleşme şartlarına aykırı olarak iddia ve talepte bulunmasının hukuken korunmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirket tarafından davacı şirkete dava konusu işin geçici kabul tutanağı düzenlenmesiyle teminat iadesi yapıldığını, söz konusu teminat iadesinde davacı şirket nam ve hesabına üçüncü kişilere yaptırılan işlerin ve masrafların tutarının da mahsup edildiğini, bunun da müvekkilinin ticari defter kayıtları ve ödeme dekontları ile sabit olmasına rağmen dosya kapsamında değerlendirilmeye alınmadığını ve hatalı şekilde davanın kabulüne karar verildiğini, bu kapsamda mahkemenin asıl dava bakımından kabule dair verilen kararının kaldırılması gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl ve birleşen dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı asıl davada davalı vekili ile birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Gerekçeli kararın davacı ....Şti vekiline 30.03.2024 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafça 05.04.2024 tarihli istinaf dilekçesinin verilerek 05.04.2024 tarihli Sayman Mutemed Alındısının ibraz edildiği, davacı vekilince 05.04.2024 tarihli dilekçe ile istinaf harçları ve gider avansının barkod sisteminden yatırıldığını, yatırma işlemi sırasında harçlar ve gider avansının sehven davalı ......Şti adına oluşturulduğunu, harcın tarafının müvekkili şirket olarak düzeltilmesini talep ettiği, istinaf tarihi ile harcın alındığı tarih ve davacı vekilinin ibraz ettiği dilekçe birlikte değerlendirildiğinde, istinaf harçlarının davacı tarafça yatırıldığı sonucuna varılarak usul ekonomisi de dikkate alınarak dosya geri çevrilmeden taraf vekillerinin istinaf başvurularının incelemesi yapılmıştır. Asıl ve birleşen davada davacı taşeron ile davalı yüklenici arasında 26.01.2018 tarihli, davalı yüklenici ile dava dışı ... arasındaki ... mahallesi, 1.bölge 1.etap 966 konut, 2 adet ticaret merkezi ve 1 adet cami inşaatları ile alt yapı ve çevre düzenlemesi işi kapsamında yapılacak inşaatlardaki "PVC ve alüminyum doğrama işleri yapımına" ilişkin eser sözleşmesi düzenlenmiştir. Sözleşmenin incelenmesinde bedelin 2.085.125,00 TL + KDV götürü bedelli taşeron sözleşmesi, davalı ile dava dışı idare arasında yapılan sözleşmenin bu sözleşmenin eki olduğu, sözleşmenin 14.maddesinde her hakedişten %5 nakdi teminat dışında işin bitiş süresine kadar geçerli %6 banka teminat mektubu verileceği, teminat mektubunun verilmemesi halinde hakedişlerden %6 oranında kesinti yapılarak teminat hesaplarında tutulacağı, %5 nakit teminat kesintisinin geçici kabulden sonra, %6 banka teminat kesintisinin ise kesin kabul sonrası eksik ve kusurlu bir imalatın kalmadığının tespitinden sonra iade edileceğinin düzenlendiği, dosya kapsamından, geçici kabul itibar tarihinin 09.11.2018, onay tarihinin 31.12.2018 olduğu, kesin kabul işlemlerinin ise devam ettiği anlaşılmıştır. Asıl davada, davacı tarafça asıl davaya konu icra takibinde 107.089,44 TL nakdi teminat alacağının olduğu, bu miktardan 66.968,34 TL ödendiği, bakiye 40.121,10 TL yönünden itirazın iptalinin istendiği, yine aynı takipte talep konusu olan 128.507,34 TL kesin teminat kesintisine ilişkin talebinin dava konusu edilmediği ve buna ilişkin hakların saklı tutulduğunun belirtildiği, birleşen davada ise, sözleşmeye konu işe ilişkin cari hesap alacağına yönelik bakiye hakediş alacağının talep edildiği, davalı tarafça davacı hakedişlerinden yapılan ödemeler ve geçici kabulden sonra söz konusu bağımsız bölümleri kullanan 3.kişilerin şikayetleri sonucu davacı nam ve hesabına yaptırılan ve ödenen bedeller nedeniyle davacının bakiye alacağının bulunmadığı savunulmuş, mahkemece dosya üzerinden, davacı tarafın defter ve kayıtları üzerinden yapılan inceleme sonucu inşaat mühendisinin ayrık görüş vermesi nedeniyle oy çokluğuyla alınan 27.02.2023 tarihli ek 1. ve 15.07.2023 tarihli ek 2. bilirkişi raporları benimsenerek hüküm kurulmuştur. Bu açıklamalar dikkate alındığında, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında, davacı taşeron tarafından yapılan imalatlar ve düzenlenen hakedişler ve geçici kabulün onay tarihi dikkate alındığında, dava tarihi itibariyle imalatların yapılarak teslim edildiği sabit olup, ihtilaf davalının davacı tarafça yapılan imalatlara yönelik dava dışı 3.kişiler tarafından yapılan müracaat ve şikayetlere ilişkin delillerin değerlendirilmemesinden kaynaklanmakta olup, bu kapsamda taraflarca düzenlenen hakedişler, davalı ile ... arasındaki sözleşme kapsamında davaya konu imalatlara ilişkin geçici kabulün de yapıldığı değerlendirilerek, davacının yapıp teslim ettiğini ispat ettiği hakediş bedelinin belirlenmesi ve bu bedelden davalı tarafça ödendiği iddia edilen bedele yönelik taraf ticari defter ve kayıtları ve dayanak belgeler incelenerek bakiye alacağın olup olmadığının belirlenmesi, yine, davalının davacının üstlendiği imalatlara yönelik dava dışı 3.kişilere yapılan başvuru ve şikayetlere ilişkin davalı veya dava dışı iş sahibine başvurunun olup olmadığı, varsa buna ilişkin belgeler ve bu eksik ve ayıplı imalatlara ilişkin taraflar arasındaki yazışmalar da dikkate alınarak, bu eksik ve ayıplardan davacının sorumlu olup olmadığının değerlendirilmesi, sorumlu olduğunun anlaşılması halinde giderime ilişkin sunulan deliller ve bu delillerin de davaya uygunluğu denetlenecek şekilde kesin hesabın çıkartılması, birleşen davanın itirazın iptali davası olup, takibe sıkı sıkıya bağlılık ilkesi gözetilerek, kesin hesap yönünden dosyada daha önce rapor alınan bilirkişi heyetinden ek rapor alınması gerekirken, belirlenen ilkeleri kapsamayan ve eksik incelemeye dayalı oy çokluğuyla hazırlanan bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece yapılması gereken, yukarıda belirtildiği üzere, taraf delillerinin toplanmasından sonra bunların değerlendirilmesi, eksik ve ayıplı iş olup olmadığının saptanması, eksik ve ayıplı iş olduğunun saptanması durumunda bunların giderim bedellerine ilişkin delillerin de incelenip değerlendirilerek, belirtilen ilkeleri kapsar şekilde davacı ve davalı taraf ticari defterleri de incelenecek şekilde birleşen dava yönünden kesin hesabın çıkarılması yönünde bilirkişi heyetinden ek rapor alınması, alınacak ek rapora itiraz edilmesi halinde itirazları karşılayacak şekilde denetime elverişli ek rapor alınarak bir karar verilmesidir. Açıklanan nedenlerle; asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusu incelenmeksizin, birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10.11.2023 tarih ve 2021/634 Esas- 2023/793 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 5-Asıl davada davalı ......A.Ş. tarafından yatırılan 2.740,67 TL istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 6-Birleşen davada davacı ....Şti. tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 7-İstinaf talep eden taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 09/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır