İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/621 E. 2025/380 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/621
Karar No
2025/380
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/621 Esas KARAR NO : 2025/380 DAVA : Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/07/2024 KARAR TARİHİ : 17/04/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/05/2025 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin davalıdan alacağı tekstil ürünlerinin teminatını teşkil etmek üzere davalıya 50.000-USD bedelli bonoyu imzalayıp teminat olarak verdiğini, davalının aradaki anlaşmaya aykırı olarak hiç mal teslim etmemesine rağmen teminat olarak elinde bulunan senede dayanarak müvekkil aleyhine haksız ve kötü niyetle yasal takip başlattığını, bu amaçla davalının Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D.İş ve ... K. İle 04/10/2018 tarihinde ihtiyati haciz kararı aldığını, ihtiyati haciz kararının Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile uygulandığını, müvekkile ait çok sayıda gayrimenkul ve aracını ihtiyaten haczettirdiğini, ayrıca müdürlüğün talimatıyla İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün .... T. Sayılı dosyası ile 08/10/2018 günü müvekkile ait iş yerlerine ve işlettiği otele ihtiyati hacze gelinerek müşterilerin önünde mal kaldırma tehdidinde bulunulması üzerine mal kaldırılmasını önlemek için komşusu döviz büfesinden dolar borçlandığını, dosya borcunu tüm ferileri ile birlikte 107.115,00-TL olarak 08/10/2018 günü bütün itiraz ve dava hakları saklı kalmak üzere talimat dosyasına ödemek zorunda kaldığını, müvekkil tarafından davalı aleyhine Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas dosyası ile açtığı menfi tespit davasıyla borçlu bulunmadığını ve aleyhindeki icra takibinin iptaliyle birlikte tedbiren icra veznesine yatırdığı paranın alacaklıya ödenmemesine karar verilmesini talep ettiğini, Mahkemece icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine tedbiren karar verilerek yapılan yargılama neticesinde davanın kabulü ile davacının senet ve icra takibinden dolayı borçlu bulunmadığının tespiti ile senet ve Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün dosyasındaki takibin iptaline, İcra İflas Kanunu 72/5 maddesi gereğince dava konusu alacağın %20'si olan 15.057,13TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine 29/09/2020 tarihinde karar verildiğini, bu karara karşı davalının istinafa başvurduğunu, İstanbul BAM .... HD .... esas ... karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunu 09/02/2024 tarihinde esastan reddine karar verildiğini, böylece davalının takipte haksız ve kötü niyetli olduğunun yargı kararı ile sabit olduğunu ve kararın kesinleştiğini, müvekkilinin bu haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını ve mal varlığında eksilme meydana geldiğini, bu nedenle uğranılan zararların giderilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı usulüne uygun meşruhatlı davetiyeye rağmen davaya cevap vermemiştir. DELİLLER : Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi, Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü, İstanbul .... İcra Müdürlüğü yazı cevapları, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava haksız haciz sebebiyle zarara uğradığı iddiası ile davacı tarafından açılan maddi-manevi tazminatı istemine ilişkindir. Mahkememiz dosyasının 03/07/2024 tarihinde Bakırköy .... asliye ticaret mahkemesinde açıldığı, 04/07/2024 tarihinde .... karar numarası ile karara çıkarılarak, "Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle, HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE," karar verilerek mahkememize gönderildiği, mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilmiştir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişi 14/03/2025 tarihli raporunda; Davacı, kendisine yapılan ihtiyati haciz nedeniyle 08.10.2018 günü 107.715,00 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, bu ödeme için o gün 17.500,00 USD borç aldığını ve zarara uğradığını iddia etmektedir. İcra dosyasının incelenmesinde 16.10.2018 tarihinde 107.715,00 TL borç tahsilatı yapıldığı görülmüştür. Davacının sunmuş olduğu 16.10.2018 tarihli ... ve ... arasında akdedilen sözleşmeye göre davacı 17.500,00 USD borç aldığı anlaşılmaktadır. Davacı 107.715,00 TL'yi 11.03.2024 tarihinde geri aldığını beyan etmektedir. Davacının açmış olduğu menfi tespit davasının görüldüğü Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasının 09.02.2024 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. Davacı yan, paranın değer kaybı dışında bir kısım başka zararlarının da olduğunu dava dilekçesinin (2.a) maddesinde açıklamışsa da bunlara yönelik somut deliller sunulmamıştır. Ayrıca dilekçenin bütünlüğünde ödediği paranın genel olarak değer kaybı ve dolar karşısındaki değer kaybının belirtilmiş olması karşısında, davacının aldığını iddia ettiği borç nedeniyle USD karşısında ve paranın genel olarak değer kaybı nedeniyle tazminat istediği değerlendirmesi ile hesaplama yapılacaktır. Davacı yan ödemeyi 08.10.2018 tarihinde yaptığını beyan etmektedir. İstanbul .... İcra Dairesi .... Talimat Dosyasında kayıtlı 08.10.2018 tarihli haciz tutanağının incelenmesinde, davacının 08.10.2018 tarihinde ödeme yaptığı, ödemenin icra kasasına alındığı görülmüştür. Bu itibarla, ödeme tarihi 08.10.2018 olarak dikkate alınacaktır. Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasının 09.02.2024 tarihinde kesinleşmesinden sonra davacı vekili tarafından icra dosyasına talepte bulunulduğu, 21.02.2024 tarihli müdürlük kararı ile kesinleşme şerhinin istendiği ve 11.03.2024 tarihli müdürlük kararı ile talebin kabul edilerek borç tahsilatının davacı vekiline iadesine karar verilmiştir. Görüleceği üzere menfi tespit davasının kesinleşmesinden sonra geçen süreçte talep ve icra müdürlük kararı ve işlemleri için süre geçmiş olup buradaki geçirilen süreden davalının sorumlu olamayacağı değerlendirmesi ile ödeme tarihinden menfi tespit davasının kabul kararının kesinleştiği 09.02.2024 tarihine kadarki süreç hesaplamada dikkate alınacaktır. Davacı talebi doğrultusunda, takdir ve karar mahkemenize ait olmak üzere, USD ve denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesaplamalar alternatifli olarak yapılmıştır. USD hesaplaması için TCMB efektif satış kuru dikkate alınmış, denkleştirici adalet ilkesi hesaplaması için de TCMB, ÜFE, TÜFE, altın, asgari ücret kat sayıları hesaplamaya dahil edilmiştir. Eğer USD kuru dikkate alınırsa 08.10.2018 tarihindeki 107.715,00 TL, 09.02.2024 tarihindeki 535.819,25 TL'ye karşılık gelecektir. (535.819,25 - 107.715,00)=428.104,25 TL zarar hesap edilmekte olup mahkemesince hükmedilen 15.057,13 TL kötüniyet tazminatının da mahsubu ile (428.104,25 - 15.057,13) = 413.047,12 TL zarar hesaplanmıştır. Eğer denkleştirici adalet hesabı dikkate alınırsa 08.10.2018 tarihindeki 107.715,00 TL, 09.02.2024 tarihindeki 715.604,10 TL'ye karşılık gelecektir. (715.604,10 - 107.715,00) = 607.889,10 TL zarar hesap edilmekte olup mahkemesince hükmedilen 15.057,13 TL niyet tazminatının da mahsubu ile (607.889,10 - 15.057,13) =592.831,97 TL zarar hesaplanmıştır. SONUÇ: Davacı talebi doğrultusunda, takdir ve karar mahkemenize ait olmak üzere, USD ve denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesaplamaların alternatifli olarak yapıldığı, Hesaplamada ödeme tarihi 08.10.2018 ve kesinleşme tarihi 09.02.2024'ün dikkate alındığı, USD'ye göre hesaplamada 413.047,12 TL, denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplamada 592.831,97 TL hesaplandığı, Salt ihtiyati haciz nedeniyle davacının dolar, euro, altın vb. yatırım araçları üzerinden zarar talebinde bulunup bulunamayacağı, ilgili zarar talebinin munzam zarar müessesini oluşturup oluşturmadığı ve böyle ise somut olarak bunun kanıtlanması gerekliliği hususlarında takdirin mahkemenize ait olduğunu bildirmiştir. Davacılar vekilinin 07/02/2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde 60.000 TL olan maddi zarar talep kısmının 377.160.00 TL artırılarak toplam 437.160.00 TL maddi zarar talebini ıslah ettiklerini bildirmiştir. Yargıtay ... HD.nin 06/12/2018 gün, ... Esas, .... Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere ''... Haciz işleminin borçlu olmadığını bildiği kişi veya borçluya ait olmadığını bildiği eşyaya yönelik yapılması durumunda haksız haciz söz konusu olur...'' Haksız ihtiyatî haciz koyduran tarafın (tazminat davalısının) ödemekle yükümlü olduğu zarar, ihtiyatî haciz kararının icra edildiği tarih ile ihtiyatî haczin kalktığı tarih arasındaki dönemde meydana gelmiş olan zarardır. 2004 sayılı İİK’nın 259/1. maddesinde, ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Haksız ihtiyati hacizden alacaklının tazminata mahkum edilebilmesi için; borçlunun malları için ihtiyati haciz kararı alınmış ve bu karar yerine getirilmiş olmalı, ihtiyati haciz koydurmuş olan alacaklı, haksız çıkmış olmalı, borçlu (veya üçüncü kişi) malları üzerine ihtiyati haciz konulmuş olmasından bir zarar görmüş olmalı ve zarar ile haksız ihtiyati haciz arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Burada davalı/alacaklının kusurlu olması şart değildir. Yani ihtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. Buna karşılık, haksız ihtiyati haciz koyduran alacaklının kusursuz sorumluluğu sadece maddi tazminat bakımından olup, manevi tazminat yönünden TBK’nın 49. maddesindeki koşulların oluşması gerekir. Bu maddeye dayalı sorumluluk ise kusura dayalıdır. Bu itibarla, alacaklının kötüniyetli veya iyiniyetli olup olmadığı da sonuca etkili olup, ağır olmasa da kusurlu olması da gerekmektedir. (Bkz. Prof. B. Kuru, İcra ve İflas Hukuku, Ankara, 1993, Cilt 3, Sh.2583 v.d). Haksız yere bir kimsenin mallarının haczettirilmesi, o kimsenin ticari itibarına saldırı teşkil eden ve TBK'nın 49. maddesi gereğince manevi tazminat ile sorumlu tutulmayı gerektiren bir davranıştır. Maddi tazminata yönelik istem yönünden; Yukarıda da açıklandığı üzere, haksız ihtiyati haciz nedeniyle uğuranılan maddi zararların giderilmesi davalarında, maddi zararla haksız haciz arasında illiyet bağı bulunmak koşuluyla ihtiyati haciz koyduranın kusursuz sorumluluğu vardır. Dosya incelendiğinde, davacı taraf kendisine yapılan ihtiyati haciz nedeniyle 08.10.2018 günü 107.715,00 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, bu ödeme için o gün 17.500,00 USD borç aldığını ve bu sebepten zarara uğradığını iddia ettiği, davacı 17.500,00 USD borç aldığı 16.10.2018 tarihli .... ile yapılan sözleşmeyi dosyaya ibraz ettiği, davacı tarafından takibe konu bono sebebiyle ödediği bedeli tahsil ettiği, bunun dışında karşılanamayan bir aşkın zararı bulunduğuna dair iddiasının ise somut delillerle ispat edilemediği, davacı tarafından dosya borcunu ödemek için USD borç almasının kendi tercihi olduğu ve bu zarardan davalının sorumlu tutulamayacağı kaldı ki USD olarak borç alındığının davacı tarafından somut olarak ispat edilemediği, davacı tarafından sunulan ve her zaman tanzim edilecek adi yazılı sözleşmenin bu hususu ispatlayamadığı ve başkaca maddi zararı olduğu dosya kapsamında toplanan delillerden anlaşılamadığından bu kapsamda davacı tarafın da bir ispatı bulunmadığından, davacı tarafın maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Manevi tazminata yönelik istem yönünden; Somut olayda, İİK 72. madde uyarınca açılan menfi tespit davası ile bonoya dayalı bir borcun bulunmadığının tespitine karar verilmiş, davacı taraf bunun üzerine genel hükümlere dayanarak manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Menfi tespit davasının kabul edilmiş olması, manevi tazminat talebi yönünden, başlı başına haksız haczin varlığına karine oluşturmayıp, alacaklının kötü niyetli veya ağır kusurlu olup olmadığının da her somut davanın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada aranacak kötü niyetin niteliği, İİK 72/3 maddesi uyarınca açılan menfi tespit davalarında, dava sebebiyle uğranan zararın tahsili için istenen kötü niyet tazminatında aranan nitelikten farklıdır. Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin 26/02/2015 gün, ... Esas, .... Karar sayılı ilamında da değinildiği üzere, İİK 72. maddeye göre menfi tespit davası içerisinde istenen ve somut olayımızda olduğu gibi mahkemesince reddolunan kötü niyet tazminatı, icra hukukuna özgü götürü bir tazminat niteliğindedir ve genel hükümlere dayanılarak açılan davalar yönünden engel oluşturmamaktadır. Ayrıca Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 07/02/2017 gün, ... Esas, .... Karar sayılı ilamında da menfi tespit ve kötü niyet tazminatı talepli davaların, genel hükümler ve haksız hacze dayalı tazminat davalarına maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceği kabul edilmiştir. Yukarıdaki tespit ve ilkelere göre değerlendirme yapıldığında; icra dosyası, menfi tespit dosyası, belgeler, emsal mahkeme ilamları taraf beyanlarının içeriğinden; davacının teminat maksadı ile senedi imzalayarak davalıya teslim ettiği, dolayısı ile davalının davacıya borcunun bulunmadığı açıktır. Sonuç olarak, davalı teminat amacı ile aldığı bonoyu icra takibine koyduğu, bu takip nedeniyle gayrimenkul ve aracının ihtiyaten haczedildiği, menkul mallarının haczi için işyeri adresine gelindiği gözetildiğinde, davalı şirketin kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğu kabul edilerek manevi tazminata hükmedilmiştir. Kişilik hakları saldırıya uğrayan kimse Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi hükmü uyarınca manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini isteyebilir. Hakim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken aynı Kanunun 51. maddesi uyarınca durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önünde tutmalıdır. Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi hükmüdür. Bu kapsamda manevi tazminatın miktarı belirlenirken tarafların kusur oranı, sıfatı, statüsü, sosyal ve ekonomik durumları ile eylemin işleniş biçimi ve yöntemi dikkate alınmalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenler karar gerekçesinde objektif olarak gösterilmelidir. Manevi tazminat adı altında hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek nitelikte olmalı fakat bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmediği unutulmamalıdır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Davaya konu olayda; tarafların sıfatı, sosyal ve ekonomik durumları ile yukarıdaki ilkeler nazara alındığında 40.000,00 TL tutarındaki manevi tazminat miktarının somut olayın özelliklerine uygun mahiyette olduğu kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın KISMEN KABULÜ ile; 1-Maddi tazminatın talebinin reddine 2-40.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli 2.732,40 TL harçtan davacı tarafça yatırılan (1.707,75 TL peşin harç ve 6.440,00 TL ıslah harcı) 8.147,75‬ TL harcın mahsubuyla bakiye 5.415,35 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 1.707,75 TL peşin harç ve 6.440,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 8.575,35 TL'nin kabul ret oranı üzerinden hesaplanan 2.732,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 11.023,00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranı üzerinden takdiren 1.008,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Maddi tazminat davası yönünden; Davalı yan davada kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00- TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp, davalıya verilmesine, 7-Manevi Tazminat davası yönünden; Davacı yan davada kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp, davacıya verilmesine, 8-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL'nin kabul ve red oranı üzerinden takdiren 329,00 TL sinin davalıdan ve 3.271‬,00 TL sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 9-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine, 10-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/04/2025 Katip ... ¸ Hakim ... ¸

Atıf: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/621, K. 2025/380, T. 17.04.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-621-e-2025-380-k-d824111d7a72