İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/560 E. 2025/614 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/560
- Karar No
- 2025/614
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/560 Esas KARAR NO : 2025/614 DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/06/2024 KARAR TARİHİ : 01/07/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, davacı şirket ile malikler arasında İstanbul ....Noterliği 06.01.2021 tarih ve ... yevmiye no, İstanbul .... Noterliği 08.01.2024 tarih ve ... yevmiye no, İstanbul ....Noterliği 23.02.2022 tarih ve ... yevmiye no, İstanbul ....Noterliği 08.03.2021 tarih ve ... yevmiye no, İstanbul ....Noterliği 11.08.2022 tarih ve ... yevmiye no, İstanbul ....Noterliği 17.08.2022 tarih ve ... yevmiye no, İstanbul ....Noterliği 06.07.2023 tarih ve ... yevmiye no, İstanbul ....Noterliği 09.02.2022 tarih ve ... yevmiye no, İstanbul ....Noterliği 13.01.2022 tarih ve ... yevmiye no, İstanbul ....Noterliği 07.02.2022 tarih ve ... yevmiye no, İstanbul ....Noterliği 13.01.2022 tarih ve ... yevmiye no ile İstanbul İli ... İlçesi ... Mah. ...(25) Pafta 0 Ada .... parselde yer alan ve 6306 sayılı kanun gereğince riskli yapı tespit edilen 6 blok’lu ... Sitesi için Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin imzalandığını, 11.06.2021 tarihinde ilgili taşınmazın yıkım ruhsatının davacı şirket tarafından alındığını, 18.01.2022 tarihinde avan proje onayı için başvuru yapıldığını ve onaylandığını, ancak tüm bu süreçler devam ederken maliklerden .... ve ...tarafından İstanbul ... İdare Mahkemesi ... E. – ... K. sayılı dosya ile .... Belediye Başkanlığı tarafından verilen riskli yapı kararının iptalinin talep edildiğini, dava sonucunda ilgili kararın iptal edildiğini ve istinaf mahkemesinden de kesinleştiğini; bu süreçle alakalı maliklerin kira yardımının kesileceği gibi bir durumun söz konusu olmadığını, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 27.03.2023 tarihli yazı ile ilgili iptal kararının maliklere yapılan kira ödemelerini kesmeyeceği, kalan ödemelerin de yapılmaya devam edileceğinin bildirildiğini, ... Belediye Başkanlığı tarafından 12.06.2023 tarihli yazı ile parsel üzerinde bulunan 6 adet yapıdan 2sinin riskli yapı tespiti kararlarının iptal edilmiş olmasının sadece 2 blok ile alakalı 6306 sayılı kanun kapsamında değerlendirilemeyeceğini ve harç muafiyetlerinin iptalinin söz konusu olduğunu, davacının 09.11.2023 tarihli ihtarname ile maliklerden sözleşmenin mevcut durumlar göz önüne alınarak uyarlama talebinde bulunduğunu, 28.11.2023 tarihinde de müvekkili şirket tarafından uygulama projelerinin onaylanması ve yapı ruhsatının verilmesi için .... belediyesine müracaat edildiğini, sonrasında müvekkili tarafından 11.12.2023 tarihinde 6306 sayılı kanun kapsamında 5122 parsel ile alakalı harç muafiyet durumunun belediyeden sordurulduğunu, ... Belediye Başkanlığı tarafından 19.12.2023 tarihli yazı ile idare mahkemesi tarafından verilen iptal kararları dolayısıyla ilgili A-3 ve B-3 blokların riskli yapı tespitinin iptal edilmiş olması nedeniyle harç muafiyetlerinden yararlanamayacağına dair cevap verildiğini, sürecin davacının kusuru olmaksızın, malikler tarafından açılan davalar ile sürüncemede bırakıldığını, yine malikler tarafından açılan dava neticesinde riskli yapı kararları iptal edildiği için harç muafiyetlerinden de mahrum kalındığını, maliklerin kusurlu fiilleri ile müvekkilinin söz konusu projeyi tamamlamasının kasten ve bilerek engellendiğini, .... 11.02.2024 tarihli Haber Bülteninde, 2 dakika 25 saniyelik bir yayınla müvekkili şirkete ait kentsel dönüşüm projesinin haberinin yapıldığını; haber içeriğinde hem davacıların isimlerinin açık ne net bir şekilde yer aldığını, haber içeriğinde davalı malikler tarafından gerçek olmayan ve davacıya açıkça karalamaya yönelik beyanlarda bulunulduğunu; malik beyanlarının söz konusu haberde, müvekkili şirketin başka bir firmanın adını kullandığı, sahte bir firma olduğu, projedeki ödemeleri şahsına aldığı, projeye dair hiçbir iş yapmadığı, Belediye işlem dosyasının açıkça müvekkilinin hiçbir kusuru olmaksızın malikler tarafından sürecin uzatıldığını net bir şekilde ortaya koyduğunu belirterek davalı maliklerin, müvekkilleri hakkında kötüleyici beyanları ve gerçek olmayan haber içeriği nedeniyle meydana gelen haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve men’ine, bu bağlamda fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100.000 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle, Davalılar vekili davaya cevaplarında özetle, müvekkillerinin İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, .... Pafta, 0 Ada, ... Parselde kayıtlı bulunan 6 blok ve 174 daireden oluşan .... Sitesi'nin bir kısım kat malikleri olduğunu, davacı yüklenici şirket ile kat malikleri arasında Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmelerinin imzalandığını, sözleşme gereği davacı yüklenici şirketin tüm imzalar tamamlandıktan yani tüm malikler ile sözleşme imzalandıktan 6 ay içerisinde inşaat ruhsatı alması gerekmekteyken, 06.01.2024 tarihi geçmiş olmasına rağmen henüz inşaat ruhsatı için gerekli başvuru işlemleri ve evraklarını tamamlamadığını, sözleşme gereği arsa sahiplerinin inşaat yapımına katkı ödemelerinin kararlaştırıldığını, buna göre ilk önce sözleşmelerle davacı yükleniciye bazı sözleşmelerle 80.800,00 TL, bazılarında 96.000,00 TL ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, daha sonra yapılan tadil sözleşmesi ile de bu bedelin tüm malikler için 116.000,00 TL'ye çıkartıldığını, aynı sözleşmede ayrıca yüklenicinin herhangi bir nedenle fiyat farkı da talep edemeyeceğinin imza altına alındığını, buna rağmen davacı yüklenici şirketin yetkilisi ... 'nun, şifahi olarak maliklerden fiyat farkı talep etmeye devam etmesi ve inşaat ruhsatı için belediye nezdinde gerekli işlemleri tamamlamaması nedeniyle temsilciler heyeti tarafından davacı yüklenici şirkete birden çok defa ihtar gönderildiğini, Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Sayılı fesih davasının ikame edildiğini; davacıların, İstanbul Bahçelievler'de yer alan .... Sitesi'ndeki inşaat projeleriyle ilgili sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmemesinin, kat malikleri açısından ciddi mağduriyetlere neden olduğunu, sözleşmede belirlenen sürelerin aşılması, inşaat ruhsatı için gerekli başvuru işlemlerinin tamamlanmaması ve yüklenicinin hukuka aykırı olarak ek ücret taleplerinin, malikleri zor durumda bıraktığını ve güven kaybına yol açtığını, bu bağlamda, müvekkillerinin Anayasa'nın 34. maddesi ile güvence altına alınan Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkı'nı kullanarak eylem yapması ve basın açıklaması yapmasının haklı ve meşru bir tepki olarak değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkillerinin eylem yaparak basın açıklaması yapmalarının, yaşadıkları mağduriyetleri kamuoyuyla paylaşmalarını, diğer ilgili kurum ve kuruluşların dikkatini çekmelerini ve hukuki sürecin hızlanmasını sağlamak amacıyla yapıldığını, müvekkillerinin bu eylemlerinin haksız rekabet ortamı oluşturmadığını, bu eylemlerin ticari rekabet amacı gütmeyen, sadece hak arama ve kamuoyunu bilgilendirme amaçlı demokratik tepkiler olduğunu, usule ilişkin olarak görev itirazında bulunduklarını, esasa ilişkin olarak, davacı şirket ile davalıları gerçek kişiler arasında haksız rekabet hükümlerinin uygulanmasının hukuken imkansız olduğunu, haksız rekabetin ticari faaliyetlerde bulunan tarafların arasında ortaya çıkan bir durum olduğunu ve iki ticari işletme veya ticaretle uğraşan kişiler arasında gerçekleştiğini, gerçek kişiler – ticari faaliyette bulunmayan bireyler ile şirketler arasında haksız rekabetin oluşmasının imkansız olduğunu, davacı şirket ile tacir sıfatına haiz olmayan gerçek kişi müvekkillerinin rakip olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, davalıların eylemlerinin gayesinin davacıları kötüleyerek zarar vermek olmadığını, anayasal haklarını kullanmak suretiyle hak aramak olduğunu, davacıların kat Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesine binaen kendi edimini yerine getirmeyip müvekkillerinin mülkiyet hakkını ihlal ettiği gibi zarara uğramasına neden olduğunu, müvekkilleri ile davacı arasındaki Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi çekilmez bir hal aldığı için işbu sözleşmenin fesih davasının ikame edildiğini, davacı tarafın bu davayı açmasındaki asıl amacın ikame edilen fesih davasında müvekkillerin üzerinde psikojik baskı kurarak yıldırma olduğunu, basın aracılığıyla kamuoyuna açıklama yapmanın, düşünce ve ifade özgürlüğünün bir parçası olduğunu, müvekkillerinin basın açıklaması yaparak bu haklarını kullandıklarını, davacı tarafın herhangi bir zararı olmadığını belirterek eldeki davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. DELİLLER : İstanbul .... İdare Mahkemesi ... esas sayılı dosyası, ... Belediye Başkanlığı yazı cevabı, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, Davalı maliklerin davacı hakkında gerçek olmayan beyan iddiaları nedeniyle haksız rekabetin tespitine, şimdilik 100.000,00-TL maddi ve 50.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan tahsili isteminden ibarettir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememize ibraz edilen 20/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle, Davaya konu .... kanalında 11/02/2024 tarihinde yayınlanan haberin Bahçelievler, ...Mahallesindeki ... Sitesi kat malikleri tarafından müteahhit firma aleyhine gerçekleştirilen bir protesto eylemine dair olduğu, Dosyaya sunulu belgelerden, davacı firmanın davaya konu haberde bahsi geçen ... Sitesinin kentsel dönüşüm kapsamında yeniden inşası için yetkili müteahhit firma olduğu, söz konusu sitenin kentsel dönüşüme sokulması konusunda ve kat malikleri ile müteahhit firma arasında yargı nezdinde görülmekte olan davaların olduğu, dolayısı ile taraflar arasında ihtilafların olduğu, Davaya konu haber içeriğinde belirtilen hususların doğruluğu, hali hazırda derdest olan davalar sonucunda belirlenecek olup, gerçekliğinin tespit edilemediği, Hal böyle olmakla birlikte davaya konu haber içeriğinde kat maliklerinin beyanları ve gösteri eylemi esnasında kullanılan pankartların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. Maddesi ile Anayasanın 26. Maddesi kapsamında koruma altına alınan ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında kaldığı, söz konusu ifadelerin eleştiri sınırı içerisinde kaldığı görüş ve kanaati bildirilmiştir. Haksız rekabet, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 6762 sayılı eski TTK'nın aksine yeni TTK'da haksız rekabetin tanımı yapılmamıştır. Yeni TTK'nın m. 54. Fıkra. 2'de; "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." biçiminde haksız rekabet oluşturan fiiller genel olarak belirtilmiştir. TTK'nın. m. 55’de ise başlıca haksız rekabet halleri örnekseme metodu ile belirtilmiştir. Madde düzenlemesinde belirtilen başlıca haksız rekabet halleri; “dürüstlük kurallarına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar (kötüleme, avantaj sağlama, hakkı olmayan unvanları, meslek, derece ve sembolleri kullanma, karıştırılmaya neden olma, karşılaştırma ya da üçüncü kişiyi benzer yollarla öne geçirme, tedarik fiyatının altında fiyatla satışa sunma yoluyla aldatma, gerçek değer hakkında yanıltma, karar verme özgürlüğünü sınırlama, nicelik ve nitelikte yanıltma, hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanın açık olmaması, tüketici kredilerine ilişkin açık beyanda bulunmamak, yanıltıcı sözleşme formüllerini kullanmak), sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek, başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak, üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek, iş şartlarına uymamak, dürüstlük kurallarına aykırı işlem şartlarını kullanmak” olarak belirtilmiştir. Haksız rekabet nedeniyle açılabilecek davalar TTK'nın 56. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre, ‘Haksız rekabet yüzünden… zarar gören veya böyle bir tehlikeye maruz bulunan kimse, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin men`ini, neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini, kusur varsa zarar ve ziyanın tazminini, Borçlar Kanununun 49 uncu maddesinde gösterilen şartlar mevcutsa manevi tazminat verilmesini’ isteyebilir. hükmü düzenlenmiştir. Kötülemenin haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için öncelikle bir beyanın (açıklamanın) olması; bu beyanın başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında olması; nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekir. Yanlış beyan, içeriği gerçekle bağdaşmayan, belirli bir vakıa veya olay ya da durum hakkında içeriği objektif olarak yanlış olan açıklamalardır. Yanıltıcı beyan, mahiyeti, tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamalardır. Lüzumsuz yere incitici beyan ise içeriği doğru olmakla birlikte ölçüsüz bir şekilde ve amacını aşarak kişi, faaliyetleri, iş ürünleri vb. hakkında olumsuz intiba yaratan açıklamalardır (Suluk, Cahit/Karasu, Rauf/Nal, Temel: Fikri Mülkiyet Hukuku, Ankara, 2017, s. 428.). Açıklamanın “yanlış” olup olmadığını tespit bakımından yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığıdır. Açıklama gerçek ise bu durumda haksız rekabetten bahsedilemez. Buna karşılık açıklamanın “yanıltıcı” olup olmadığı veya “lüzumsuz yere incitici” olup olmadığı tespit edilirken kullanılacak ölçüt açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabıdır. Başka bir deyişle açıklama hangi kişi grubuna yapılıyor ise o kişi grubuna mensup orta yetenekteki bir kişinin açıklamayı anlama biçimi esas alınacaktır. Dolayısıyla bir açıklamanın belirli kişi veya kişiler tarafından ne şekilde algılandığı değil, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şekli önemlidir (Ülgen, Hüseyin/Helvacı, Mehmet/Kendigelen, Abuzer/Kaya, Aslan/Nomer Ertan, Füsun: Ticari İşletme Hukuku, İstanbul, 2015, s. 540.). Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; şikayet, eleştiri ve ifade özgürlüğü hakkı Anayasal haklardandır. Türk Medeni Kanunu ile korunan kişilik hakkına saldırı olmaksızın, bu hakkın kullanılmasının engelenemeyeceği dikkate alındığında, davalıların haber kanalına vermiş olduğu içerik incelendiğinde, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda haksız rekabet hükümleri kapsamına giren bir ifade bulunmadığı ve haber içeriği söylemlerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. Maddesi ile Anayasanın 26. Maddesi kapsamında koruma altına alınan ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında kaldığı anlaşılmış olup, davacı vekilinin dava dilekçesinde delil olarak bildirmediği dava dosyalarının beklenmesine ilişkin talebinin 2. Celse ara kararı açıklamaları ile reddine karar verilmekle hali hazırda dava konusu edilen haber sitesindeki ifadelerin yazı ve ifadelerinde, gerçek dışı, gerçeğe uymayan, gerçekle bağdaşmayan yani eleştiri sınırı aşan ifade olarak nitelendirilemeyeceği tespit edildiğinden dosyamız esasına etki etmeyeceği de sabit görülerek maddi ve manevi tazminat talepli ispatlanamayan davanın reddine dair karar verilmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın reddine, 2-Maddi tazminat yönünden alınması gerekli 615,40-TL harçtan davacı tarafça yatırılan 1.707,75-TL harcın mahsubuyla fazlaca yatırılan 1.092,35-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Manevi tazminat yönünden alınması gerekli 615,40-TL harçtan davacı tarafça yatırılan 853,88-TL harcın mahsubuyla fazlaca yatırılan 238,48-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-Maddi tazminat talebi yönünden AAÜT gereğince hesap edilen 30.000,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Manevi tazminat talebi yönünden AAÜT gereğince hesap edilen 30.000,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 7-Arabuluculuk ücreti olan 4.200,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 01/07/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır