İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/324 E. 2024/1006 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/324
- Karar No
- 2024/1006
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/324 Esas KARAR NO : 2024/1006 DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/04/2022 KARAR TARİHİ : 15/10/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; Davacı firmanın Ulaştırma Bakanlığı tarafından yetkili kılındığını, tehlikeli madde güvenlik danışmanlığı veren firma olduğunu, fabrikalar ile anlaşarak görevlendirdiği personel ile teknik hizmeti birebir sağlayan bir firma olduğunu, davalının davacı firmada 07/09/2017 tarihli sözleşme ile tehlikeli madde güvenlik danışmanı olarak çalıştığını ve 01/11/2021 tarihine kadar çalışmasını sürdürdüğünü, davalının görevlendirildiği firmalarda çalışma yapmasını takiben firmaların davacı ile olan sözleşmelerini feshettiğini, firmaların fesih gerekçesinin davalının başka firma üzerinden bu hizmeti daha uygun fiyata vereceğinin bildirildiğini, davacının, davalının iş bu haksız eylemi nedeniyle elde ettiği kazancı kaybettiğini ve zarara uğradığını, davalı tarafından davacı firmanın müşterisi olan 3 ayrı firma yönünden rekabet yasağına ilişkin maddenin açıkça ihlal edildiğini belirterek, 1.000,00-TL tazminatın avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı asilin cevap dilekçesinde özetle, davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin Bakırköy İş Mahkemeleri olduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, davalının davacının bahsettiği firmalara hizmet vermediğini, davacı iş yerinde çalıştığı sırada iş akdini primlerin gerçek ücretten yatmaması ve bir kısım ücretlerin ödenmemesi nedeniyle feshettiğini, iş akdini feshettikten 1 ay sonra dava dışı ..... Madde Güv. Dan. San. Ve Tic. Ltd. Şti. Unvanlı iş yerinde işe başlandığını, davacı tarafın iddia ettiği gibi davacının müşterisi olan herhangi bir şirkette çalışmadığını belirterek, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. DELİLLER : Bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davacının haksız rekabetinden kaynaklanan tazminat alacağı talepleri subut ve miktarı noktasında toplandığı görüldü. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. 20/09/2023 tarihli bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen raporda özetle, Taraflar arasında akdedilen iş akdinin 7. Maddesinde yer alan rekabet yasağı şartının coğrafi bakımdan sınırlandırılmamış olduğu, davalı işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı şekilde tehlikeye düşürecek nitelikte olduğu, işçinin mesleğini icra etmesini engelleyici nitelikte genel iş tanımlaması içermesi ve dava konusu rekabet yasağı şartının konu bakımından hukuka aykırı olduğu, davacının zarar iddiasının temelini oluşturan bu fatura gelirlerinin miktarı değerlendirildiğinde ve ortalama bir işletme büyüklüğü nazara alındığında işverene hissolunacak derecede bir zarar vermeyeceği, dosyadaki delil durumu nazara alındığında davalı işçinin iddia konusu kusurlu eylemi gerçekleştirdiği hususunun davacı tarafça ispat edilmediği görüş ve kanaati bildirilmiştir. İddia veya savunmanın haklılığı, bu olay ve hukuki işlemlerin varlığının ispatlanmasına bağlıdır. İspat hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde bir temel hak olarak garanti altına alınmıştır. Anayasal dayanağı olan ispat hakkını, usûl hukukunda taraflar, kanunda belirtilen süre ve usûle uygun olarak kullanırlar. Bu hak yalnızca kanunla sınırlanabilir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususuna ise ispat yükü denir. İspat yükü üzerine düşen taraf ispat etmesi gereken hususu ispat edemediği durumda ispatsızlık durumu söz konusu olacaktır. Hâkim bir husus ispatsız kalmış olsa dahi medeni yargılamada karar vermek durumundadır. TMK 6. Maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” TBK'nın 444.maddesi uyarınca, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. Yine, aynı Kanun'un 445. maddesi uyarınca, rekabet yasağı anlaşmasının yer, süre ve işin türü açısından yasal sınırlara uyularak yapılması gerekir. Aşırı düzenlemeler hâkimin müdahalesiyle sınırlandırılır. 446. maddenin 2. fıkrasına göre, yasağa aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmışsa ve sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, işçi öngörülen miktarı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabilir; ancak, işçi bu miktarı aşan zararı gidermek zorundadır. Aynı maddenin 3. fıkrasına göre, işveren, ceza koşulu ve doğabilecek ek zararlarının ödenmesi dışında, sözleşmede yazılı olarak açıkça saklı tutması koşuluyla, kendisinin ihlal veya tehdit edilen menfaatlerinin önemi ile işçinin davranışı haklı gösteriyorsa, yasağa aykırı davranışa son verilmesini de isteyebilir. Yukarıdaki yasal koşulları taşıyan rekabet yasağı anlaşmaları, geçerli anlaşmalardır. TBK'nın 446. maddesi uyarınca, rekabet yasağına aykırı davranan işçi, bunun sonucu olarak işverinin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlüdür. Kanun koyucu, geçerli bir rekabet yasağı anlaşmasının sınırlarını kesin olarak çizmiş, gerekirse hâkimin müdahalesini de öngörmüş, bu şekilde yapılan rekabet yasağı anlaşmasını ihlal eden işçiyi de işverenin zararlarını tazmin yükümlülüğü altına almıştır. Böyle bir durumda işveren, işçinin rekabet yasağını ihlal ettiği olgusunun yanında, bu nedenle bir zararının da oluştuğunu kanıtlayarak tazminat talep edebilecektir. Dava konusu somut olayda, davacının firmasında Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanı olarak çalışan davalının, iş yerinden istifa ederek ayrıldıktan sonra, davacı tarafın müşterisi olan şirketlerle temasa geçtiği iddiasıyla rekabet yasağına ilişkin sözleşme maddesini çiğnediği gerekçesi ile 1.000,00-TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş ise de, dava konusu edilen eylemi hükme bağlayan taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesinin 7. Maddesinde yer alan rekabet yasağı şartının coğrafi bakımdan sınırlandırılmamış olduğu, davalı işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı şekilde tehlikeye düşürecek nitelikte olduğu, işçinin mesleğini icra etmesini engelleyici nitelikte genel iş tanımlaması içermesi ve dava konusu rekabet yasağı şartının konu bakımından hukuka aykırı olduğu, yine davacının dava dilekçesinde, davalı işçinin hukuka aykırı eyleminin '' davacının 3 adet müşterisine hizmet veren bir dava dışı şirkette ücretli çalışmaya başlaması'' şeklinde tanımladığı ve ancak iş akdinde yasaklanan eylem ile iddia edilen eylemin örtüşmediği, davacı tarafından, davalı işçinin, davacının müşterisi olan şirketlerle doğrudan yazılı veya sözlü bir sözleşme yaptığının delillendirilmediği, taraflar arasındaki sözleşmede, davalının doğrudan, davacının müşterileriyle sözleşme yapmasının yasaklandığı, yine davalının, davacının zarar iddiasının temelini oluşturan fatura gelirlerinin miktarı değerlendirildiğinde ve ortalama bir işletme büyüklüğü nazara alındığında işverene hissolunacak derecede bir zarar vermeyeceği, dosyadaki delil durumu nazara alındığında davalı işçinin iddia konusu kusurlu eylemi gerçekleştirdiği hususunun davacı tarafça ispat edilmediği sonuç ve kanaati ile davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 427,60-TL harçtan davacı tarafça yatırılan 80,70-TL harcın mahsubuyla bakiye 346,90-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin ve davalı asilin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/10/2024 Katip ...... ¸e-imzalıdır Hakim .... ¸e-imzalıdır