İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/703 E. 2023/1213 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/703
Karar No
2023/1213
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/703 Esas KARAR NO : 2023/1213 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/09/2021 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 21/10/2021 KARAR TARİHİ : 16/11/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/12/2023 Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVADA TALEP: davacı vekili özetle; davacı şirketin Mısır Arap Cumhuriyeti'nde yerleşik olup Türkiye'ye zaman zaman tekstil ürünü sattığını, davalı ........ şirketinin de davacının iş yaptığı Türkiye firmalarından birisi olduğunu, müvekkilinin, ........'nın siparişi üzerine 446 rulo tekstil ürününü 2018 yılında ........'ya sattığını, dilekçe ekinde yer alan belgelerden de anlaşılacağı üzere Türkiye'ye yolladığını, 31.03.2018 tarihli ambalaj listesi ve aynı tarihli ...... no.lu faturada yer aldığı üzere davacının, davalıya 446 rulo, net 38.014,90 metrekare ve net 10.184,30 kilo tekstil ürününü sattığını, malların ..... çıkışlı ve İstanbul ..... Limanı varışlı olmak üzere dava dışı ....... Lojistik A.Ş.'ye teslim edildiğini, numarasının ........ olan konişmentoda da aynı malın alıcısının davalı ........ olduğunun görülmekte olduğunu, davacının dilekçe ekindeki faturayı kestiğini, davalının da karşılığında malların üzerinde anlaşılan bedeli olan 201.129,95.-USD tutarlı, ........ Bankası'ndan düzenlendiği görülen 05.04.2018 tarihli swift mesajını müvekkiline ilettiğini, müvekkilinin de ödemenin yapılacağı inancıyla aynı tarihte gerekli talimatı verdiğini ve malların 05.04.2018 tarihli hareket sertifikası ile yola çıktığını, davalının gönderdiği swift mesajına istinaden Kahire'deki ilgili banka şubesine başvuru yapıldığında paranın tahsil edilemediğini, davalının bu arada mallar ulaşınca malları gümrükten çektiklerini ve tasarrufuna aldıklarını, davalının müvekkilinin aramalarına dönmeyince müvekkilinin Mısır'daki konsolosluğa başvuru yaparak durumu açıkladığını ve ödemenin akıbetini sorduğunu, İstanbul Ticaret Odası'nın 15.11.2018 tarihinde, davalıdan aldığı yanıtı müvekkiline ilettiğini, davalının yanıtında bilgi vermenin kendisi açısından uygun olmadığını ve konunun ihtilafa gittiğini bildirmekle yetindiğini, bu yanıta rağmen davalı şirketin hiçbir harekette bulunmadığını, malları teslim aldıklarını ve kullandıklarını, Türkiye'deki ticari ilişkisini kaybetmek istemeyen müvekkilinin uzun süre davalıya ulaşmaya ve sorunu sulh yoluyla çözmeye çalıştığını ancak hiçbir sonuç alamadığını, ödenmeyen paranın tahsili için Küçükçekmece ....... İcra Müdürlüğü nezdinde yukarıda numarası verilen icra takibine girişilmişse de takibe itiraz edildiğini takibin durduğunu, davalı ile resmi arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını, davalının, likit alacağa haksız ve hukuki dayanaktan yoksun şekilde ve kötü niyetle itiraz ettiğinden %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, müvekkilinin Türkiye ve Mısır'ın da taraf olduğu Viyana Sözleşmesi (CISG) madde 74 ve devamındaki ve sair hakları saklı kalması kaydıyla; davalı/borçlunun haksız ve yersiz olarak yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, davalı/borçlunun %20’den az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, mahkeme masrafları ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: tarafların 16.08.2011 tarihinde ticarete başladıklarını, davacı şirketin Mısır Arap Cumhuriyeti menşeili bir şirket olduğunu, davacının 2018 yılına kadar, davalı şirkete, 'dokuma yünlü kumaş' olarak nitelendirilen ve kendi içinde yün- polyester ve elastan-viskon oranlarına göre ( 8804-8805 ve 8820 ) ve de kumaş renklerine göre kodları yapılan kumaş satışı gerçekleştirdiğini, tarafların ilk etapta yaklaşık 40 renge kadar ürün çalışması olmuş iken zamanla bu renk sayılarının 20 ve altına son olarak davacının ürün vermemesi nedeniyle 5-6 renk seviyelerine kadar gerilediğini, bu hususun önemi tekstil sektör bilirkişilerinin de iyi bileceği üzere siyah- lacivert gibi gri ve koyu renklerin yoğun ve çok olduğu satışlarda diğer açık renklerin de satışının kolay olduğunu, ve kar marjlarıyla satışları gerçekleştirildiğini, aksi halde koyu rengin olmadığı bir pazarlamada kalan açık renklerin stok satışının düşük bedellerle satılabildiğini, bu şekilde renk daraltılmasının kasıtlı ve de aşağıda anlatılan nedenlerle müvekkilinin satışlarını doğrudan etkiler mahiyette olduğunu, taraflar arasındaki ilişkide çalışma ve ödeme şeklinin ise; davacının kendisine gelen siparişler için yaklaşık 2.5 aylık bir üretim ve teslim aşaması belirttiğini, yani sipariş geçilen bir ürün için yaklaşık 2.5 ay sonrasına teslim süresinin öngörüldüğünü, ilk zamanlarda (2011-2014 yılları arası) müvekkili tarafından ürün sipariş verildiği aşamada ürünün % 30 ücretinin peşin ödenmesi şart koşulup kalanın ise teslim öncesi her halükarda ödenerek tarafların sürekli peşin çalıştıklarını, sonra ki aşamada ise davacı yanın, % 30 peşinat yerine uhdesinde sürekli kalacak şekilde 50.000 USD talep edince müvekkili şirketin bu amaçla 13.11.2014 tarihinde istenen bu bedeli davacıya herhangi bir mal alış-verişi olmamasına rağmen teminat amaçlı gönderdiğini, sonra ki süreçte sipariş geçilme anında % 30 peşinatın ödenmediğini fakat ürünlerin bedelinin tamamının ise her halükarda teslim öncesi davacıya ödendiğini, davacının kendisine ödenen 50.000 USD teminat bedelini düşmeden takip konusu yaptığı için bu bedelin taraflarınca karşı dava/takas defi ile talep konusu yapıldığını, müvekkilinin ticari kayıtlarına göre davacıdan alacaklı konumunda olduklarını, yapılan ticarette yapılan yükleme sayılarının davacının ünvanındaki harf karakterleriyle uyumlu olarak 'GL1, GL2 .. Vd.' şeklinde yapılarak son olarak 'GL18' yüklemesi sonunda taraflar arasında ki ticari ilişkinin davacı tarafından tek taraflı sonlandırıldığını, bu süreçte 2011-2018 yıllarında tarafların çok ciddi bir ticaret hacminin olduğunu, müvekkili şirketin davacıdan yaklaşık 1.250.000 metre kumaş alımı karşılığı yaklaşık 7 Milyon USD ( Amerikan Doları) ödemesi olduğunu, taraflar arasında varılan anlaşma çerçevesinde müvekkilinin davacının Türkiye'de ki 'inhisari tek yetkili satıcısı' (exclusitivity) konumunda bulunduğunu, davacının müvekkilinin bu sıfatını, müvekkili şirkete gönderdiği 06.12.2017 ve 25.12.2017 tarihli maillerle kabul ve teyit ettiğini, davacı yanın, ticaret hacminin giderek arttığı ve yoğunlaştığı dönemlerden sonra 23.01.2018 tarihinde 'verilecek siparişlerde satım fiyatlarının 11.07.2018 tarihine kadar değişmeyeceği' hususunda garanti vererek müvekkili ile bu konuda mutabık kaldıklarını, Nisan-2018 ayında davacı şirkette yönetimsel değişiklik olduğunu, şirketin başına asker kökenli bir kişinin gelmesi ile müvekkili ile iletişimde sıkıntılar olmaya başladığını, daha önce cari sipariş geçmeleri sorunsuz ifa eden tarafların Nisan 2018 ayında ciddi bir ihtilaf yaşadıklarınıve huzurdaki davaya konu sürecin başladığını, 04.04.2018 tarihinde davacı yana ...... nolu siparişin 201.129,95 USD olarak ödemesinin - aynı zamanda davaya konu edilen alacağın dayanağı ve konusu olan ödemedir- şeklinde yapıldığını, ve 08.04.2018 tarihinde de bu siparişin yüklemesinin yapıldığını, fakat ..... yüklemesi aşamalarında davacı uhdesinde müvekkiline yüklenip gönderilmesi gereken daha çok açık renk- satışı güç 50.400 metre kumaş kaldığını, müvekkilinin davacıya kendisine gelen müşteri siparişlerine göre Nisan-2018'de koyu renk - satışı kolay yeni siparişleri geçtiğinde ve öncelik istediğinde davacının daha önce Ocak-Şubat 2018 gibi sipariş geçilen esasen 30.03.2018, 14.04.2018 ve 29.04.2018 tarihinde hazır olması gereken 2.5 aylık üretim safahatına göre siparişi teyitli ürünleri üretmeyeceğini bildirdiğini, bunun üzerine müvekkili şirket yetkililerinin de 'üretmeyeceğini söylediği siparişlerin esasen büyük bir oranda teslime hazır ya da hazır olmak üzere olması gerektiğini' davacıya ilettiklerini, müvekkilinden mal bekleyen müşterilerine karşı hem müvekkilinin itibar olarak hem de maddi olarak zarara uğradığını, müvekkilinin aynı mailde yani 17.04.2018 tarihli mailde ...... ve .... kodu verilen ürünlerin pazarlamasının birlikte yapıldığını, ..... kodlu kalitede ürün üretilmeyeceğini daha önce bilmiş olmaları halinde açıklarını Çin vb. yollarla kapatabileceklerini, kalan malların tek seferde ve .... ile yüklenmesi için siparişlerin ne zaman hazır olacağının sorulduğunu, davacının bu maile verdiği cevapta 'Müvekkil ile çalışılmayacağını, tüm siparişleri iptal ettiklerini' bildirdiğini, sonrasında 19.04.2018 tarihinde Mısır'da yüz yüze toplantı yapıldığını, görüşmede hazır olan yukarıda zikredilen 50.400 metrenin teslimlerinin 20.000 metresinin Nisan-2018 sonunda, 30 metresinin ise Mayıs-2018 sonunda yapılmasına karar verildiğini, yeni sipariş verilen 50.000 metre + 50.000 metre şeklinde ki kumaşların ise 2 yüklemede yapılacağının kararlaştırıldığını, yapılan bu toplantıda 23.01.2018 tarihli anlaşma gereği fiyatların 11.07.2018 tarihine kadar sabit kalacağı tekraren davacıyla teyit edildiğini, toplantıda yapılan anlaşma gereği GL18/2 - yani ilk 20.000 metre kumaşın 30.04.2018 tarihinde yüklendiğini, 07.05.2018 tarihinde ise davacının yapılan anlaşmaya rağmen fiyat değişikliğine giderek ürünlerde 0,25 USD artış yapılmadan yeni sipariş kabul etmeyeceğini koşul olarak tek taraflı dayattığını, müvekkili olan şirkette 08.05.2018 tarihinde fiyatların 11.07.2018 tarihine kadar sabit kalacağı taahhüdünü hatırlatarak fiyat artışının kabul edilmeyeceğinin söylendiğini, bu arada yukarıda anlatılan ve davaya konu ücretin karşılığı ..... nolu sevkiyat malın gümrükten 08.05.2018 tarihinde çekildiğini, tam bu noktada, müvekkili tarafından .... ödemesi olarak davacıya yapılan davaya konu 201.129,95 USD swift ödemesinin 16.05.2018 tarihinde müvekkiline iade olunduğunu, müvekkilinin bu iadenin hiç bir sürecinde olmadığını, iadeden sonra yaptığı araştırmalarda paranın, Mısır'da davacıyla aynı ünvanlı bir şirketin ABD'nin terörizmin finansmanıyla mücadele kapsamında kalması nedeniyle para transferinin riskli bulunup iade edildiğinin öğrenildiğini akabinde, davacının hazır ve de üretimde ki tüm siparişleri iptal ettiğini müvekkiline bildirdiğini, hiç bir kusur olmayan- tüm siparişlerin ödemesini teslim almadan PEŞİN ödeyen- üstelik davacı uhdesinde 50.000 USD depozitosu olan davalı şirketin, davacıya 18.05.2018 tarihli maili göndererek ' siparişlerin tamamı iptal edilirse çok büyük zarar göreceğini, daha önceden bildirmiş olsa idi başka üreticilerden tedarik yapabilme olanağı olabilecek iken bunun yapılmadığını, bir anlaşmaları olduğunu ve buna bağlı kalmalarını, üretimde ki 1.5-2 aylık gecikmeden dolayı depolarında çok ciddi stok olduğunu ..' bildirdiklerini, davacının bu maile verdiği cevapta '..çalışmaya devam etmek isteniyorsa hazır olan 32.000 metrenin hemen yüklenmesi ön ödemenin % 25'e çıkarılmasının istendiğini, bunun üzerine de 21.05.2018 tarihli maille yine tekraren '1.5-2 aylık gecikmeden dolayı çok büyük zararların olduğunu, çok önemli müşterilerinin siparişlerini iptal ettiğini, 32.000 metrenin üretimden çıkan mallarıyla alınacağını, anlaşmalarında değişiklik yapmadıklarını, aynı davranışın davacıdan beklendiğini, 50.000 USD depozitonun davacıda kalacağının' bildirildiğini, 30.05.2018 tarihli maille de 17.05.2018 tarihli siparişlerin iptal edildiğine dair mail sonrası ürünsüz kalmamak adına başka kaynaklardan çözüm bulunduğunu, siparişlerin iptali nedeniyle çok büyük zararlarının olduğunun ifade edildiğini, davacı yanın bu maile verdiği 06.06.2018 tarihli cevapta 'siparişlerin askıya alındığını, ön ödemenin % 30 olmasını' bildirdiklerini, müvekkilinin bunun üzerine oluşan zararlarının kısmen giderimi amaçlı davacıya 22.06.2018 tarihinde .... nolu fatura ile 200.000 USD tutarında zarar faturası keserek gönderdiğini, müvekkilinin davacıyla olan alış-veriş sürecinde hiçbir zaman isteği çerçevesinde davranmadığını, davacının bazı alım-satım kriterleri olduğunu, sözgelimi 800 metre altında siparişin geçilmediğini, art niyetli olmuş olsa idi davaya konu edilen ..... siparişinin ödemesini ürün teslim almadan 04.04.2018 tarihinde 201.129,95 USD olarak yapmayacağını, bu bedelin geri gelmesinin 16.05.2018 tarihinde olduğunu ve müvekkilinin geri geldiğinden sonradan haberdar olduğunu, davacının ise bu süreçte keyfi davrandığını, '.....' yani tek yetkili olduğunu kabul ettiği müvekkili şirkete rağmen Türkiye'de 3. Şahıslara mal satışının gerçekleştirildiğini, öğrenilebildiği kadarıyla ..... Tekstil Tic.Ltd.Şti'ne mal satışı yapıldığını, 3. Şahıs şirketin daha düşük fiyattan mal satarak müvekkilinin bu şekilde de kar mahrumiyetine uğrattığını, nihai olarak; Davacının sonra ki süreçte müvekkili ile iletişime geçip yeniden çalışmak isteklerini belirtince müvekkili şirket yetkilisinin davacı şirket yetkilisine 30.06.2021 tarihli maili göndererek zararlarını somutlaştırdığını, yeniden çalışmak için öncelikle zararının giderilmesini istediklerini, bu anlamda; tek yetkili -.......- anlaşmasının ihlal edilerek davalı şirkete Türkiye'de rakip üretilmesi sonrasında ellerindeki malların satışı ve fiyatının düştüğünü, davacıya geçilen siparişlerin üretiliyor ve hazır hale geldiği zannedilirken üretmeyerek müvekkilinin renk dağılımının bozulduğunu, deposundaki malının değerinin düşerek satılamaz hale geldiğini, üretimdeki gecikmeler nedeniyle, müvekkili şirketin davacı deposundaki bekleyen kumaşların zamanında alınamamasına neden olunarak zarara uğratıldığını, anlaşmaya aykırı fiyat artışları bahane edilerek satışların ve siparişlerin geciktirildiğini, dolayısıyla; davalı şirket deposunda olan 118.000 metre ..... kumaşının; 25.000 metresini normal fiyata satıp kar elde ettiğini, kalan 93.000 metre 'ara renk' kumaşların ise ( antrasit renkli olmayan ( koyu renkli olmayan) ortalama 2.25 USD iskonto ile satarak zarara uğradığını, (93.000 USD x 2.25 = 209.250 USD) davalının, davacıyla ortalama aylık 50.000 metre satış hacmiyle çalıştığını, elinde mal kalmadığı dönemde 'üretileceği taahhüt edilen' malların üretilmemesi sonrasında 3 aylık periyotta yeni sipariş edilen kumaşları alamadıklarını, bu kalemde de 50.000 metre x 3 = 150.000 metre kumaştan elde edeceği metre başı 1.25 USD olmak üzere 150.000 metre x 1.25 USD = 187.500 USD kardan da mahrum kaldıklarını, bu şekilde davalı Şirketin toplam zararının 396.750 USD olup 50.000 USD'nin davacı uhdesinde kalan depozito bedeliyle birlikte davacıdan 446.000,00 USD alacağının oluştuğunu, bu bedelin sadece 200.000 USD'lik kısmının faturalandırılabildiğini, davacı Şirketin müvekkili ile olan anlaşmasına sadık kalmadığını, ihlal ettiğini, sonrasında da feshettiğini, ürün satışlarını ve teslimlerini geciktirdiğini, toplam 40'a yakın renk kartelasıyla başlayıp devam eden ticari ilişkilerinin 5-6 renge kadar düşürterek elinde antrasit olmayan mal kalmasına sebebiyet verdiğini, antrasit renklerle karlı satılacak ürünlerin stok fiyatına satıldığını, zikredilen bu zarar kalemlerinin kar mahrumiyeti ve depozito alacağıyla ilgili olarak her ne kadar cevap dilekçelerinde takas mahsup talebinde bulunmuş olsalarda aynı zamanda karşı davaları ile dillendireceklerini, bu anlamda karşı davaya esas olmak üzere ekli arabuluculuk başvurusu ile taleplerinin dillendirilmiş ve arabuluculuk süreci sonunda karşı dava dilekçesinin mahkemeye ayrıca sunulacağını, TBK.'nın 'borç ve borç ilişkilerinin sona erme halleri başlığı altında 139 vd. Maddelerinde takas hukuki müessesesi düzenlendiğini, her iki borcun, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona ereceğini, davacı, her ne kadar ......... sevkiyatına ilişkin malın bedelini talep etmiş olsa da müvekkilinin de aynı ilişkiden kaynaklı oluşan zararları, kar mahrumiyeti ve depozito alacağının mevcut olduğunu, tarafların birbirlerinden para olarak aynı nitelikte kabul edilebilecek muaccel denilebilecek alacak iddialarının var olduğunu, bu alacakların tartışmalı olması takas hakkının kullanımına engel olmadığını, zamanaşımına uğramamış olduklarının görüldüğünü, bu koşullarda kullanımı için irade açıklamasına gerek duyulan takas ile ilgili olarak müvekkilinin adına takas hakkını kullandıklarını, müvekkilinin alacağının davacı talebinden daha fazla olmakla, davacı taleplerinin kullanılan takas hakkıyla birlikte tümden reddini, reddedilen miktar üzerinden tüm yargılama giderlerine davacı yanın sorumlu tutulmasını talep ettiklerini, bununla birlikte müvekkilinin kalan fazla alacağının da hüküm altına alınabilmesi adına açacakları karşı dava ile akıbetine göre talep ve değerlendirme konusu yapılacağını, yukarıda arz ve izaha çalıştıkları nedenler, re'sen yapılacakbulgu ve tespitler uyarınca; öncelikle 5718 Sayılı MÖHUK 48. Maddesi uyarınca ' Türk Mahkemelerinde dava açan, icra takibinde bulunan' davacı tüzel kişinin, davada ki yargılama ve takip giderleriyle davalı şirketin zarar ve ziyanını karşılamak üzere aynı zamanda HMK. 114/1-ğ maddesi uyarınca dava şartının da ifası amaçlı Mahkemenizce davanın değeriyle uyumlu belirlenecek teminatın davacı tarafından dosyaya yatırtılmasına karar verilmesine; müvekkili şirketin gerek 13.11.2014 tarihinde davacı yana ödediği 50.000 USD depozito (alım-satımın ön koşulu) gerekse inhisari mümessillik sözleşmesi aşamalarında davacının suiniyetli ve sözleşmeye aykırı davranışları sonrasında uğradığı zarar ve de kar mahrumiyeti nedeniyle alacaklı halde bulunması nedeniyle davacı alacağıyla müvekkili alacaklarının takas ve mahsubunun yapılması amaçlı takas ve mahsup definde bulunduklarını, bu savunmalarının dikkate alınmasına; müvekkil alacağının daha fazla olduğu da dikkate alınarak takas-mahsup sonrasında davacı yanın açmış olduğu davasının tüm talepler yönüyle reddine; takip yapmakta kötüniyetli olduğu dikkate alınarak icra takip dosyasında ki takip çıkış miktarının % 20'sinden aşağı olmamak üzere davacı/ karşı davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine; HMK. 133 ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 15. Bendi uyarınca; davaya cevap müddetinin bugün (06.10.2021) sona erecek olması, aynı zamanda bugün (06.10.2021) tarihinde karşı davamıza esas olmak üzere arabuluculuğa başvurulması karşısında; 'Davacının 16.08.2011 tarihinde başlayan ticari ilişkinin son zamanı 2018 yılında hukuka aykırı eylem ve kararları sonrasında müvekkil Şirketin oluşan zararları - kar mahrumiyeti ve de davacı uhdesinde kalan depozito bedelinin tahsili amaçlı açacakları karşı davanın açılma süresinin durduğunun tespitiyle arabuluculuk son tutanağının düzenlenmesi sonrasında karşı dava açacaklarından beyanla bu haklarının saklı tutulmasına, doğacak tüm yargılama giderlerinin ve de vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. KARŞI DAVADA: TALEP: karşı davacı vekili özetle; 06.10.2021 tarihli cevap layihasında yasal gerekçelerini belirttikleri üzere HMK. 132 vd. maddeleri uyarınca zorunlu arabuluculuk sürecinin 'anlaşamama' şeklinde sonuçlanması sonrasında yasal cevap müddeti içinde karşı dava suretiyle; davacı yanın müvekkili ile olan 'inhisari mahiyette tek yetkili satıcı' (.....) sözleşmesine aykırı eylem ve davranışları, keyfi kararları ve sonrasında haksız feshiyle birlikte müvekkili Şirketin oluşan zararları ve kar kaybına karşılık fazlaya dair tüm talep ve dava haklarını saklı tutarak ve de şimdilik olmak üzere 5.000 USD ( Amerikan Doları) bedelin 3095 Sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte fiili ödeme gününde ki efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının davacıdan tahsil edilmesine; yine sözleşmenin haksız feshi sonrasında taraflar arasında cari çalışılan dönemde davacının talep ve ön koşulunu ifa amaçlı 13.11.2014 tarihinde ödenen ve halen davacı uhdesinde olan 50.000 USD ( Amerikan Doları) depozito, teminat bedelinden fazlaya dair tüm talep ve dava haklarını saklı tutarak ve de şimdilik olmak üzere 5.000 USD ( Amerikan Doları) bedelinin 3095 Sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte fiili ödeme gününde ki efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının davacıdan tahsili ile tüm yargılama giderlerinin davacı/karşı davalıdan tahsili taleplerine dair olduğuna; harca esasdeğer (Karşı Dava) :10.000 USD karşılığı 93.447 TL ( TCMB - 20.10.2021 tarihli - Efektif Satış kuru- 1 USD = 9.3447 TL), davaya karşı 06.10.2021 tarihinde ayrıntılı cevap dilekçesini sunduklarını, aynı gün yani yasal cevap müddeti içinde karşı dava açma iradelerinin zorunlu arabuluculuk dava şartı nedeniyle mümkün olamadığını, Fakat 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 15. Bendinde ki hüküm dikkate alınarak; cevap dilekçesi verilme anında karşı dava açma hakkı ve isteği dillendirilip saklı tutularak cevap verildiğini, aynı gün zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığını, süreç sonunca 20.10.2021 tarihi itibariyle taraflar anlaşamadığı için tutanak tutulduğunu, gelinen aşamada; HMK.133. Maddede ki yasal süre içinde karşı davalarını, 'cevap dilekçesinde ki tüm iddia ve savunmaları da tekrarla' iş bu dilekçeleri ile açma gereğinin hasıl olduğunu beyanla karşı davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA: karşı davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davalı /karşı davacının 10.000.-USD müddeabih göstererek belirsiz alacak davası açmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, belirsiz alacak davasının, alacağın miktar ve değerinin dava açıldığı tarihte tam ve kesin olarak belirlenememesi durumunda ikame edilebileceğini, davalı/karşı davacının gerek karşı dava, gerekse asıl davaya cevap dilekçesinde 50.000.-USD teminat alacağından bahsettiğini ve zararının en azından 200.000.-USD'lik bölümünü faturalandırdığını iddia ettiğini, bu şekilde alacağını belirleyebilen tarafın 10.000 USD geçici talep sonucu göstererek belirsiz alacak davası açmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı/ karşı davalının kâr mahrumiyeti isteyebilmesinin koşullarının oluşmadığını, İddia ve karşı davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, kâr kaybı, müspet zarar kalemi içinde olup sözleşmenin feshi halinde, ancak uğranılan menfi zararların yani sözleşmenin ifa edileceğine güvenilerek iyiniyetle yapılmış giderler ile yine sözleşmenin ifa edileceğine güvenilerek kaçırılan daha elverişli fırsatlardan dolayı uğranılan menfi zararların istenebilmesinin mümkün olduğunu, fesih söz konusu olduğunda kâr kaybı istenemeyeceğini, buna ilişkin mevcut Yargıtay kararları bulunduğunu, ortada aslen feshedilen bir sözleşme dahi bulunmadığını, müvekkilinin, karşı tarafın siparişlerini artık karşılamayacağını bildirdiğini, kendisine verilen son siparişi sevk ettiğini ve katlanılmaz hale gelen bir işi sonlandırdığını, bir an için davacının kâr kaybı isteyebileceği düşünülse dahi, zararın saptanmasında kesinti yönteminin uygulanmasının gerektiğini, bu yönteme göre kâr kaybı, sözleşme ifa ile bitse idi zarar görenin elde etmesi muhtemel bütün gelirlerden yapması gereken bilcümle zorunlu harcama kalemleri ile sözleşme süresinden evvel feshedildiğinden süresinden evvel fesih nedeniyle sağladığı yani tasarruf ettiği haklar ve yine bu süre içerisinde başka işten sağlayacağı veya kasten sağlamaktan kaçındığı kazanç miktarları toplamı indirilerek bulunacağından karşı davalının hesabının yine de makul olmayacağını, kaldı ki, müvekkili ile karşı davacı/davalı arasına sürekli tedarik konusunda bir sözleşme bulunmadığını, tarafların sipariş başına çalıştığını, ne müvekkilin her siparişi karşılama yükümlülüğü ne de karşı davacı/davalının aylık - yıllık bir sipariş yükümlülüğü olduğunu, cevaba cevap dilekçeleri ekinde sundukları yazışmalardan da anlaşılacağı üzere, karşı davacı/davalının, müvekkiline değil geleceğe ilişkin bir plan sunmak, halihazırda üretilip müvekkilin deposunda bekletilmesini istediği malların sevkiyatına ilişkin bir öngörü bile veremediğini, dilekçeleri ekinde bulunan ........ yetkilisi .......'ın, müvekkili şirket yetkilisine hazır malları bekletmek istediğini ifade ederken "bilmelisiniz ki her bir sevkiyat için gümrükte masa altından çok yüksek rakamlar ödüyoruz, çünkü gümrük malları Çin menşeili kabul ediyor ve yüksek vergi istiyor. Bu nedenle her seferinde tek bir sevkiyat yapmak zorundayız." diyebildiğini, aynı yazışma zincirinden müvekkilin defalarca konfirmasyon istediği, gelen değişiklik taleplerini daima yanıtlamaya çalıştığı halde kusurluymuş gibi mail yazışmalarına maruz kaldığı ve nihayetinde bu plansızlıkla çalışılmasının mümkün olmadığını bildirdiğinin de anlaşılacağını, müvekkilinin sevkiyatların alınmaması ve gerçek dışı biçimde sanki kusur kendisindeymiş gibi suçlanmaktan ötürü iş yapmanın çekilmez hale geldiğini karşı davacı/davalıya bildirdiğini, karşı davacı/davalı, iş yaparken makul özeni göstermediğini, malların müvekkilinin deposunda bekletilmesi mecburiyeti gibi fiili bir durum yaratmış olmakla ve teslim aldığı malların bedelini ödememekle kusurlu olduğunu, hukuk düzeninde hiç kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemeyeceğini, münhasırlık ihlâlinden bahisle zarara uğradığını iddia eden karşı davacı/davalının bu iddiayı ispatlaması gerekiğini, tarafların 2018 yılı ortasına kadar çalıştıklarını ve daha sonra aralarındaki çalışmanın sona erdiğini, karşı davacı/davalının münhasırlık ihlâlinin ne zaman, ne şekilde yapıldığını, böyle bir ihlâl olduysa neden daha önce gerekli tedbirleri almadığını ve hak arama yollarına başvurmadığını açıklamasının ve ispat etmesinin gerektiğini, soyut anlatımlarla zarar talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin, davalı / karşı davacının için aylık 50.000 metre kumaş üretilmesi yolunda bir taahhüdü olmadığını, karşı davacı/davalı, müvekkili ile arasında aylık 50.000 metre kumaş üretimine ilişkin bir anlaşması olduğunu ispat etmesi gerektiğini, tarafların sipariş üzerine çalıştığının karşı davacı/davalının cevap dilekçesinin (2) no.lu bölümünde bizzat belirtildiğini, müvekkilinin aylık belli bir miktar kumaş üretme taahhüdü hiçbir zaman olmadığını, dolayısıyla, karşı davalı/davacının bu husustaki soyut iddiasının ispat edilemediği sürece bir vehimden ibaret kaldığını, karşı davalı/davacının esasen bir zararının da olmadığını, karşı davacı/davalının 93.000 metre kumaşı neden beklettiğini, hangi piyasa koşullarında, hangi tarihlerde sattığı, satış için gerekli pazarlama işlerini yeterli biçimde yapıp yapmadığının, siparişleri neden satamayacağını iddia ettiği renklerde verdiğinin bilinmediğinin, 50.000 USD'nin teminat olduğu hususunun da cevaba cevap dilekçelerinde belirtikleri üzere tamamen karşı davacı/davalının anlaşma dışına taşma ısrarı olduğunu, teminatın müvekkili tarafından hiçbir zaman kabul edilmediğini, gönderilecek bedelin avans olacağının açıkça ve defalarca ifade edildiğini, nitekim C/H hareketlerinde bu miktarın ödemelerden düşümünün yapıldığının da görüldüğünü, karşı davacı/davalının bu miktarı neden teminat kaydında tutmadığını, 2018'de ilişki sona erdiğinde neden müvekkilden istemediğinin de açıklama gerektirdiğini, 200.000.-USD tutarlı faturanın ise cari hesap kayıtlarında mal satışı olarak aldığını ve karşı davacı/davalı kayıtları müvekkili yaklaşık 50.000 USD borçlu hale getirecek şekilde, tek taraflı olarak düzenlendiğini, söz konusu faturanın 2018'de kesilmiş olmasına rağmen müvekkile hiç ulaştırılmadığını, karşı davacı/davalının faturayı müvekkile tebliğ ettiği hususunun da ayrıca ispata muhtaç olduğunu, 15.11.2018 tarihli İstanbul Ticaret Odası yazısı ekinde Mısır Arap Cumhuriyeti Başkonsolosluğu Ticaret Ofisine yollanan açıklama dilekçesinde, karşı davacı/davalı şirket yetkilisi ..... 'nın, müvekkili ile hukuki ihtilafa dönüşen bir anlaşmazlıkları olduğunu bildirdiğini, 2018'den asıl davanın açıldığı tarihe kadar, karşı davacı/davalının hiçbir harekette bulunmadığını, Ticari olarak büyük zararda olan basiretli bir tacirin zararını talep için harekete geçmemesinin, 200.000 USD'lik içeriği belirsiz bir "mal satışı" faturası ile tek taraflı olarak kayıt tutmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve açıkça kötü niyetli, dürüstlük kuralına aykırı davranış olduğunu, müvekkili için karşı davacı/davalı ile çalışmanın katlanılmaz bir hale geldiğini ve çalışmaya devam etmenin tüm çabalarına rağmen mümkün olmadığını, müvekkilinin, karşı taraftan düzenli bir şekilde onay alamadığını ve sürekli malların depoda bekletilmesi talebiyle karşılaştığını, taraflar arasında sipariş başına çalışma olduğundan, her siparişin eksiksiz ve zamanında verilmesi, değişiklik yapılmaması ve sevkiyat planının düzgün olarak bildirilip onaylanmasının gerekli ve önemli olduğunu, ekte sunulan yazışmalardan da anlaşılacağı üzere, karşı davacı/davalı sipariş teyidinde müvekkile sürekli sorun yaşatığını, Şubat 2018 tarihindeki yazışmalarda malzemelerden 8820 için onay verilmediğini, Mart 2018 yazışmalarında karşı davacı/davalı yetkilisi ......'a defalarca onay talepli mail atılarak liste yollanmış ise de ..... 30 Mart 2018 Cuma günü "güncel listenin Pazartesi yollanmasını" ve ondan sonra onay vereceğini belirttiğini, kendisine defalarca yollanan listenin zaten güncel liste olduğunu, hazır malların miktarının ve niteliğinin 2 gün içinde değişmeyeceğinin açık olduğunu, buna rağmen .......'ın defalarca yaptığı üzere sevkiyatı geciktirmek için mailler attığını ve müvekkil yetkililerinin duruma itiraz ettiğinde "gecikme sizden kaynaklı" diyerek iletişimi ve iş yapmayı çıkmaza soktuğunu, müvekkili şirket yetkilisinin 28 Mart 2018 tarihli mailinde (..... 'a yollanan e-posta) bir haftalık gecikmeleri olduğunu kabulle özür dilediğini ve bu durumun gelecekte tekrarlanmayacağını ifade ettiğini, akabinde 3 gün boyunca karşı davacı/davalı yetkilisine sevkiyata konu mallar için onay talepli mail atıldığını, pazartesi tekrar mail at, yanıtı alınabildiğini, bu mail üzerine 30 Mart 2018'de .....'a, 35 dakika önce telefonda konuştuklarını ve aynı gün konfirmasyon geçeceğini belirttiğini hatırlatıp tekrar mail attığını, 2018 Haziran ayında da sürekli erteleme ve bir sevkiyat planı verememe sorunuyla boğuşan ve sevk ettiği malların bedelini alamayan müvekkilinin, çareyi karşı taraftan artık sipariş kabul edemeyeceğini bildirmekte bulduğunu, davalı/ karşı davacı müvekkilden aldığı malların bedelini ödemediğini, asıl davada, Küçükçekmece ... İcra Dairesi .... Esas sayılı dosyasına konu olan alacağın müvekkile ödenmediğinin açıklandığını ve karşı tarafın da ikrarıyla ödememenin ispatlandığını, müvekkilin, alacağını alamaması halinde dahi karşı tarafla çalışmasını beklemenin mümkün olmadığını, müvekkilin, sipariş kabul etmeme bildiriminin hukuka uygun ve haklı olduığunu, tanık delili ikamesine muvafakatleri olmadığını, davada tanıkla ispatı mümkün fiili bir durum olmadığıını, Kaldı ki gösterilen tanıklardan ....., davalı şirket ........'nın sahibi olduğunu, .......'ın da çalışanı olduğunu, bu nedenlerle tanıkların aslında dosya ile ilgili olarak doğrudan menfaat sahibi kişiler olduğunu, beyanla haksız ve hukuki dayanaktan yoksun karşı davanın reddine, mahkeme masrafları ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Küçükçekmece ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı icra dosyası, davalı/karşı davacının 2018-2019-2020-2021 yıllarına ait BA-BS formları, ticaret sicil kayıtları, İstanbul Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü'nden celp edilen .... konşimento numaralı mala ilişkin kayıtlar, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl davada, K.çekmece ...... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali, takibin devamı ve %20 icar inkar tazminatı isteminden ibarettir. Karşı dava inhisari mahiyette tek yetkili satıcı' (....) sözleşmesine aykırı eylem ve davranışlar sonrasında sözleşmenin haksız fesih nedeniyle oluşan zararın tahsili, ödenen ve iade edilmeyen bedelin tahsili isteminden ibarettir. Asıl davada ve karşı davada tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılarak dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememizce aldırılan 13/09/2023 tarihli bilirkişi raporu bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınmıştır. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere; davacı-karşı davalının ticari defterlerinin incelenmesi ile ilgili olarak, şirketin Mısır ülkesinde kurulu bir şirket olduğu, Mısır Vergi Kanunlarına göre defter tutma usul ve esasları hakkında malumat sahibi olunamadığı, dosyaya sunulu cari hesap özeti, gümrük beyanları, Mısır Ticaret Odası fatura konfirmasonu ve faturaların bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Davalı/karşı davacı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun olarak utulduğu ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğunun tespit edilmiş olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında imza edilmiş renk dağılımı, fiyat, ödeme, teminat ve teslim şeklinin belirlenmiş olduğu yazılı bir alım satım sözleşmesi / sipariş formu / belge dosya içeriğinde bulunmaması nedeniyle, bilirkişiler tarafından dosya içeriğindeki diğer belgeler ile taraflarca sunulmuş olan e-mail yazışmaları incelenerek sektörel değerlendirme yapıldığı, davacı şirket tarafından sunulu 31.03.2018 tarihli ihracat belgelerinin ve ..... sayılı Ambalaj Listesinin incelenmesinde davacı şirket tarafından davalı ....... Tekstil San. Ve Tic. A.Ş. adına 446 Rulo, brüt 38.997,65 Metre, Net 38.014,90 metre, brüt 10.673,90 Kg, net 10.184,30 Kg. muhtelif ebatlarda ..... Kumaş tekstil malzemelerinin ..... limanı çıkışlı ve İstanbul Mardaş Limanı varışlı olmak üzere dava dışı ....... Lojistik A.Ş.'ne teslim edildiği, davacı şirketin davalı şirket adına bu ihracattan ötürü 31.03.2018 tarihli, ..... numaralı 201.129,95 Amerikan Doları tutarında fatura düzenlendiği, dava konusu edilen bu faturanın her iki tarafın kayıtlarında mevcut olduğu, davalı şirketin ticari defter kayıtlarında bu faturanın 04.04.2018 tarihinde ödemesinin yapıldığı ve davacının alacağından düşüldüğü, daha sonra ise yapılan transferin gerçekleşmemesi nedeni ile davalı şirketin dava konusu fatura bedelini tekraren 16.05.2018 tarihinde davacı şirketin alacağına eklediği, diğer bir ifade ile dava konusunun bu fatura olması sebebiyle, bu fatura konusu ürünlere yönelik değerlendirme yapıldığı anlaşılmıştır. ASIL DAVA BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME; Küçükçekmece ....... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı icra dosyası incelendiğinde; Alacaklı ( davacı ) ...... Şirketinin 25.01.2021 tarihinde borçlu (davalı) aleyhine (sözleşmeden doğan alacak) temelli 201.129,95 $ borcu ve işleyecek faizi için takibe geçildiği, yapılan itiraz üstüne takibin durduğu görülmüştür. Celp edilen deliller, tarafların iddia ve savunmaları, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; asıl davada somut olayın; davada mal satışı sonucu bedel olan 201.129,95 $'ın alınmadığının ileri sürüldüğü, iş bu alacak için yapılan icra takibine itiraz edildiği ve takibin durdurulduğu, dosya incelendiğinde, bedel karşılığı malın alındığı, bedelinin ise gönderilmesine karşın, yetkili makamlarca geri iade edildiği ve davacının bedeli alamadığı taraflarca ve dosyadaki belgeler doğrultusunda anlaşıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin somut bir belgeye dayanmadığı, süregelen yazışmalar şeklinde olduğu, davacının 17 Nisan 2018 tarihinde gönderdiği e-mail mesajında, artık iş yapılmayacağı, yani zımnen sözleşmenin sona erdirildiğinin bildirildiğinin kabulü gerektiği, davalının 21.05.2018 tarihli yazısında davacı tarafta 50.000 $ depozitosunun olduğunu belirttiği, ancak daha sonraki yazışmalarda ilişkinin sürdürülmesi ve yeni koşullara göre yeniden düzenlenmesi konusunda tarafların irtibatta bulundukları, davalının 01.08.2017 tarihli yazısında, “yeni dönem çalışmalarında belirli bir sipariş tutarı belirtip, üstündeki siparişte 50.000$ depozito alınacağını, altındakilerde %15 peşinat alınacağını” belirttiği, davacının 07.08.2017 tarihli yazısında durumu onayladığı, davacı ayrıca 25.07.2017 tarihli yazısında, bu çalışmaların yeni sözleşme için yapıldığını belirttiği, davalının iddiasının haklılığı için yapılmış bulunan sevkiyatlarda çeşitli aksamalar olduğunu ileri sürmekte ise de, somut bilgi ve belgelere dayalı olmadığından ispat edilemediği, dava konusu edilen 31.3.2018 tarihli faturanın her iki tarafın kayıtlarında mevcut olduğu, Ba –Bs formlarında davalı şirketin 2018 yılında davacı şirketten temin ettiği, mal veya hizmet alımlarında bulunduğu tüm faturaları Ba formu ile bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan ettikleri, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu''nun 14.5.2019 tarih ve .... E.- ..... K sayılı ilamına göre, “6762 sayılı TTK nun 84. Maddesi uyarınca hiçbir tacir kendi defterine aleyhe kayıt düşemeyeceğinden faturaların davalı defterinde kayıtlı olması faturalar içeriğindeki malın davalıya teslim edildiğine karine oluşturur. Bu karinenin aksini bir başka deyişle faturalar içeriği emtianın teslim edilmediğini, faturaların usulsüz olduğunu davalı ispatlamalıdır.” şeklindeki içtihadına göre; anılan fatura içeriği malların davalı tarafından alındığı taraflarca kabul edildiği, taraflar arasındaki ilişkinin iki tarafın da birbirine karşı mal verme ve bedel ödeme şeklinde asli edimler yüklediği, tam iki tarafa borç yükleyen sözleşme kapsamına girdiği, bu edimlerde karşılıklılık ilişkisi bulunduğu, edimini yerine getiren kişi karşı taraftan edimini talep hakkını kazandığı, davacının edimini yerine getirdiği, buna karşılık TBK. 97 doğrultusunda davalının bedelini ödemediği malı elinde tuttuğunun anlaşıldığı, kendi üstüne düşen yükümlülüğü yerine getirmiş bulunan taraf sözleşmenin ifasını, yani bedelin ödenmesini talep etmektedir. TBK 117. Maddeye göre icraya konulma borçlu temerrüdünü gerçekleştirdiği, davacı şirketin dava konusu edilen 31.03.2018 tarihli, 18/w/2018 numaralı 201.129,95 Amerikan Doları tutarındaki faturadan kaynaklı olarak davalı şirketten alacaklı göründüğü anlaşılmakla; asıl davanın kabulü ile Küçükçekmece ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı dosyasındaki itirazın iptali ile aynı koşullarda devamına, alacağın likit olması karşısında davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar vermek gerekmiştir. KARŞI DAVA BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME; Celp edilen deliller, tarafların iddia ve savunmaları, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; karşı davalının cevap dilekçesinde münhasırlık anlaşması müvekkil tarafından hiçbir zaman ihlal edilmemiştir ibaresini kullanarak, taraflar arasındaki anlaşmayı nitelik açısından kabul ettiği kanaatine varıldığı, ancak dosyada karşı davada ileri sürülen zarar kalemlerinin somut olarak belirlenmesi için gerekli veriler bulunmadığı, davacının 165.763,61 USD sipariş bedelinden 50.000 USD'nin mahsup edildiğini belirttiği, ancak dosyada mevcut bilgi ve belgelerle karşı davacının zarar unsuru yönünden davasını ispat edemediği, davalının 21.05.2018 tarihli yazısında davacı tarafta 50.000 USD depozitosunun olduğunu belirttiği, daha sonraki yazışmalarda ilişkinin sürdürülmesi ve yeni koşullara göre yeniden düzenlenmesi konusunda tarafların irtibatta bulundukları, davalının 01.08.2017 tarihli yazısında, “yeni dönem çalışmalarında belirli bir sipariş tutarı belirtip, üstündeki siparişte 50.000 USD depozito alınacağını, altındakilerde %15 peşinat alınacağını” belirttiği, davacının 07.08.2017 tarihli yazısında durumu onayladığı, davacı ayrıca 25.07.2017 tarihli yazısında, bu çalışmaların yeni sözleşme için yapıldığını belirttiği, dosya kapsamındaki mevcut delillere göre tarafların 50.000,00 USD'nin verildiği konusunda uyum içinde bulunduklarının anlaşıldığı, bu miktardaki depozitonun karşı davalıdan tahsili ile karşı davacıya verilmesi gerektiği, ancak karşı dava dilekçesinde depozito bedeli olarak 5.000,00 USD talepte bulunulduğu, HMK 180. ve devamı maddeleri gereğince ıslah edeceğini bildiren tarafa ıslah dilekçesini sunması için kesin süre verilebileceği ancak karşı davacının ıslah talebinde bulunmadığı anlaşıldığından, karşı davacının 5.000,00 USD'lik depozito talebinin kabulüne, karşı davacının zarar unsuru yönünden talebinin reddine, sonuç olarak karşı davanın kısmen kabulüne karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A)1-Asıl davanın kabulü ile K.çekmece ..... İcra Müd. ...... esas sayılı dosyasındaki itirazın iptali ile aynı koşullarda devamına, 2-Takip tarihi olan 25/01/2021 tarihinde belirlenen dolar kuru 7,42 TL üzerinden hesaplanan %20 oranında hesaplanan 298.476,84 TL nin karşı davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, B)Karşı davanın kısmen kabulü ile 5.000,00 USD'nin 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının asıl davacıdan tahsili ile karşı davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin zarar taleplerinin reddine, Asıl dava bakımından harçlar ve yargılama giderleri : 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 101.944,77 TL harcın peşin alınan 21.043,98 TL harçtan mahsubu ile eksik ‭80.900,79‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan ‭ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 10.693,3‬0 TL posta masrafı, bilirkişi ücreti vb. masraf ile ile toplam harç gideri 21.111,78 TL olmak üzere toplam ‭31.805,08‬ TL. yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 5-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 191.390,74 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 7-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine, 8-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Karşı dava bakımından harçlar ve yargılama giderleri : 9-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli ‭3.190,08 TL harcın peşin alınan 1.596,00 TL harçtan mahsubu ile eksik 1.594,08‬ TL harcın karşı davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 10-Karşı Davacı tarafından yapılan 1.655,30 TL harç giderinin davanın kabul ve red oranı nazara alınarak hesap edilen ‭827,65‬ TL'sinin karşı davalıdan tahsili ile karşı davacıya ödenmesine, 11-Karşı davacı tarafından yapılan masraf harcaması bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 12-Karşı Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin karşı davalıdan tahsili ile karşı davacıya ödenmesine, 13--Karşı davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin karşı davacıdan tahsili ile karşı davalıya ödenmesine, 14-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin karşı davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/11/2023 Başkan ...... e-imzalıdır Üye ..... e-imzalıdır Üye ...... e-imzalıdır Katip ..... e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/703, K. 2023/1213, T. 16.11.2023, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-703-e-2023-1213-k-a6a7157ec916