İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/747 E. 2025/61 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/747
Karar No
2025/61
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/747 Esas KARAR NO : 2025/61 DAVA : Tazminat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) DAVA TARİHİ : 31/12/2018 KARAR TARİHİ : 20/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/02/2025 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında 3 adet sözleşme imzalandığını, davalının imalatçı olduğunu, davalıdan satın aldığı ürünleri kendisinin de müşterilerine sattığını, bu anlamda davalıdan tedarik edeceği ürünlerle ilgili kendi müşterilerinden avans olarak çek ve senetle ödeme aldığını, taraflar arasında yapılan sözleşmeler kapsamında 02/03/2018 tarihli sözleşmede belirtilen ürünlerin davalı tarafça tesilm edilmiş ise de 13/04/2018 tarihli sözleşmeler kapsamında teslimi gereken ürünlerin tam ve eksiksiz teslim edilmediğin, taraflar arasındaki 13/04/2018 tarihli Radyatör Grubu Bağlantı sözleşmesinde davalının işbu sözleşme kapsamındaki ürünlerin 2018 yılı Haziran, Temmuz ve Ağustos ayları içerisinde eşit miktarlarda müvekkiline sevk edeceğinin açıkça belirtildiğini, davalının malları sevk etmemesi neticesinde müvekkilinin de kendi müşterilerine karşı zor durumda kaldığını, kabul eden müşterilerine avans olarak aldığı evrakları iade ettiğini, tüm bunların ötesinde döviz kurundaki yükselmeyi gerekçe göstererek sevkiyatı durduran ve sözleşmeyi fesheden davalının avans olarak müvekkilinden aldığı çekleri de ortalama vadesi ile müvekkiline iade etmediğini, bu nedenle müvekkilinin zararına sebep olduğunu, aynı şekilde davalının 13/04/2018 tarihli Altyapı Boru Grubu Bağlantı Sözleşmesi uyarınca müvekkilinden aldığı ortalama vadesi 15/09/2018 olan toplam 300.000 Tllik çek bedelleri karşılığında müvekkiline 213.344,47 TLlik mal teslim ettiğini, yani bu sözleşme kapsamında davalıya teslim edilen ve ortalama vadesi 15/09/2018 olan 86.655,53 Tllik çekin bedelsiz kaldığını, hem ortalama vadenin üzerine çıktığını, hem de koruge borularla ilgili olarak 29.480,53 Tl eksik çek iadesi yapıldığını, davalı Koruge borularla ilgili sözleşme kapsamında verilen tüm çekleri tahsil etmiş olup, bu anlamda teslim etmediği mallara ilişkin avans olarak kendisine verilen çekleri tahsil eden davalı yönünden sebepsiz zenginleşme olgusu gerçekleştiğini, hangi çekin hangi sözleşmeye istinaden bağlantı olarak verildiği, hangi sözleşmeye konu mal karşılığı ortalama hangi vadeli çeklerin teslim edildiği sözleşmeler ile sabit olduğunu, davalının bu eyleminin herşeyden önce sözleşmeye, ticari ahlaka ve hukuka aykırı olduğunu, zira sözleşme gereği edim yükümlülüğünü ifa etmeyen davalı herşeyden önce ilgili sözleşme kapsamında aldıklarını iade ile yükümlü olduğunu, bu anlamda davalı ya Bursa ... Noterliğinin 02/11/2018 tarih, .... yevmiye nolu ihtarname gönderildiğini, işbu ihtarname ile tebliğ şerhi ile sabit olduğu üzere 08/11/2018 tarihinde davalı tarafından tebliğ alınmış ise de ihtarname gereği bugüne kadar ifa edilmediğinden ve asılsız iddialarla cevap verildiğinden işbu davanın açıldığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşmenin davalı tarafça süresinde ifa edilmemesinden ve eksik ifa edilmesinden kaynaklanan zararının 13/04/2018 tarihli Radyatör Grubu Bağlantı Sözleşmesi Kapsamında davalıya teslim edilen ve bedelsiz kaldığı için müvekkiline iade edilen 3.396.225,00 TL'lik avans çeklerinin ortalama 30/01/2019 vadeli olması gerekirken ortalam 1/03/2019 vadeli olmasından kaynaklanan zararının 13/04/2018 tarihli Altyapı Boru Grubu Bağlantı Sözleşmesi kapsamında davalıya teslim edilen ve bedelsiz kaldığı için müvekkiline iade edilen 57.175,00 TL'lik avans çeklerinin ortalama 15/09/2018 vadeli olması gerekirken ortalama 19/03/2019 vadeli olmasından kaynaklanan zararının 13/04/2018 tarihli Altyapı Boru Grubu Bağlantı Sözleşmesi kapsamında davalıya teslim edilen çeklerden ortalama vadesi 15/09/2018 olan 29.480,53 TL'lik çekin iade edilmemesinden kaynaklı zararının tazmini kapsamında şimdilik 30.000 TL maddi tazminatın sözleşmenin feshi tarihi olan 31/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yan ile müvekkili şirketin hukuki ilişkisinde yazılı yetki sözleşmesi bulunduğunu, ihtilaf halinde İstanbul Büyükçekmece Mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğunu, buna göre huzurdaki davanın Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Vergi Daireleri, Bursa .... Asliye Ticaret Mahkemesi, .... bankası, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Bakırköy ... Asliye Ceza Mahkemesi, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, sözleşmenin süresinde ifa edilmemesinden ve eksik ifa edilmesinden dolayı bedelsiz kalan avans çeklerin iade edilmesi ile uğranılan zararının tazmini talebine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişi 06/01/2021 tarihli raporunda; Davacı ve davalı beyanları incelenmekle, dosya tetkiki sonucunda yapılan araştırma neticesinde; Davacı ile davalı arasında yapılmış yazılı sözleşmeler mevcut olup, ayrıca davacının ticari defterleri ve ispatlayıcı faturaların, çeklerin karşılıklı kayıt altına alınması, taraf beyanları ile ticari ilişkininin mevcut olduğunun anlaşıldığı, Davacı .... İnş. Taah.Doğalgaz Isıtma Soğutma Sist.A.Ş'nin davaya konu edilen alacağa ilişkin 2018,2019 yıllı defterlerinin açılış tasdikinin T.T.K'nun 64. ile 213. sayılı V.U.K.'nun 220. ve 222.inci maddelerinde öngörülmüş olan esaslara uygun olarak süresinde yaptırıldığı,2018,2019 yılları defterlerinin kayıtlama sistemi olarak Tek Düzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği'ne ve Muhasebe İlke ve Kurallarına uygun olarak tutulduğu ve defterlerin birbirini doğruladığı, 2018,2019 yılları ticari (yevmiye) defterlerinin aşağıda görüleceği üzere, kapanış tasdiklerinin yasal süresi içerisinde yaptırıldığı, 13.04.2018 tarihli Altyapı Boru Grubu Bağlantı Sözleşmesi kapsamında davalıya teslim edilen 300.000,00 TL'lik avans çeklerine istinaden, 213.470,91 TL'lik mal teslim alındığı, çeklerin tamamının davalı tarafından tahsil edildiği, bu sözleşme kapsamında davalının tahsil ettiği 86.529,09 TL'lik çeklerin bedelsiz kaldığı 02.03.2018 tarihli Radyotör Grubu Bağlantı Sözleşmesinin tek sayfadan oluştuğu, .... A.Ş. radyatör grubunu kapsadığı, bağlantı miktarının 2.400.000,00 TL, vade (bağlantı Ort.vadesi) 02.11.2018 (243 gün)olarak belirlendiği, Çeklerin ortalama vadesinin sözleşmede yazan 02.11.2018 ortalama vade ile aynı olduğu, davalının da fatura vadesi olarak belirttiği 02.11.2018 ortalama vadenin aynı olduğunun tespit edildiği, toplam 4 adet 1.371.600,00 TL'lik çekin davalı tarafından tahsil edildiği, 13.04.2018 tarihli Radyotör Grubu Bağlantı Sözleşmesinin tek sayfadan oluştuğu, .... A.Ş. radyatör grubunu kapsadığı, bağlantı miktarının 4.150.000,00 TL, vade(bağlantı Ort.vadesi) 30.01.2019 (294 gün)olarak belirlendiği, Çeklerin ortalama vadesinin sözleşmede yazan 30.01.2019 ortalama vade ile aynı olduğu, davalının da fatura vadesi olarak belirttiği 30.01.2019 ortalama vadenin de aynı olduğu, toplam 5 adet 1.725.000,00 TL'lik çekin davalı tarafından tahsil edildiği, Davalı tarafından iade edilen 10 adet çekin 18.03.2019 ortalama vadede 3.453.400,00 TL toplam tutarında olduğu, Sözleşmelere göre verilen tüm çeklerin ortalama vadeleri kül halinde değerlendirildiğinde ağırlıklı ortalama vadelerinin 23.12.2018 olduğu, iade edilen çeklerin ağırlıklı ortalama vadesi olan 18.03.2019 tarihi ile aralarında 85 günlük vade farkı oluştuğu, 85 günlük vade farkına göre, yasal faiz üzerinden, davacının vade farkı alacağının 73.384,75 TL olarak tespit edildiği, 13.09.2018 tarihinde sözleşme bazında ayrı tutulan cari hesaplar arası virmanla; (a) Altyapı Boru Grubu Bağlantı Sözleşmesinden 1.040,99 TL (b*c) Radyatör grubu bağlantı sözleşmelerinde: 1.297,77) TL TOPLAM. -32.338,76 TL davacının davalıdan 18.03.2019 vade t: lerinden sonra alacaklı olduğunu bildirmiştir. Bilirkişi 24/06/2021 tarihli raporunda; Tarafların talepleri doğrultusunda; Dava konusunun anlaşılması adına, ticari ilişkide Taraflar arasında yapılan; “ayrı tarih” ve “ayrı sözleşmeleri” içeren ve her bir sözleşme ayrı ayrı verilen avans çekleri, sözleşmelerle miş, açık ve anlaşılır şekilde irdelenmiştir. Davalı vekilinin bu itirazı ile ilgili kök raporumda değiştirilecek bir husus bulunmamaktadır. 3. Maddesinde; “Dava konusu sözleşmelerde belirtilen "vadeler” çek değil, “fatura vadeleridir. Rapor içeriğinde; fatura vade tarihlerinin çeklerle ilişkilendirilmesi hatalıdır.” Dedikleri görülmüş olup, Kök raporumun 3.maddesi a, b ve c bendlerinde bu hususa detaylı ve takdirin sayın Mahkemeye ait olduğu bel iştir. Davalı vekilinin bu itirazı ile ilgili kök raporumda değiştirilecek bir husus bulunmamaktadır. 4. Maddesinde; 4.1;“Sayın bilirkişi, tanzim ettiği rapor içerisinde; sözleşmelere göre verilen tüm çeklerin ortalama vadelerinin kül halinde değerlendirildiği, ağırlıklı ortalama vadelerinin 23.12.2018 olduğu, iade edilen çeklerin ağırlıklı ortalama vadesi olan 18.03.2019 tarihi ile aralarında 85 günlük vade farkı oluştuğu” şeklinde değerlendirmelerde bulunmuştur.4.2; Rapor içeriğinde, müvekkilim aleyhine hesaplama yapılmış olmasına ilişkin itirazlarımızı yinelemekle birlikte, yapılan hesaplama hukuken ve mantıken de hatalıdır. Çünkü; müvekkilimce davalıya iade edilen çek sayısı 10 olmasına karşın, bu çeklerin tümü aynı bağlantı sözleşmesi çerçevesinde iade edilen çekler değildir. Yani; sayın bilirkişinin bakış açısına göre bir değerlendirme yapılacak olsa dahi; biri 02/03/2018 diğeri 13/04/2018 tarihli olan farklı sözleşmelerin tek bir bağlantı olarak kül halinde değerlendirilmesi hukuken mümkün değildir. Ancak raporda; farklı bağlantı sözleşmeleri - birleştirlmek suretiyle (kül halinde) bir değerlendirme yapılmıştır.4.3; bu değerlendirme üzerinden yapılan hesaplamada, hangi bağlantı sözleşmesi tarihinin baz alındığı da raporda yazılmamıştır. oysa ortalama vade günü ve ortalama çek vadesi hesaplamada temel alınması gerekli kriter “vade baz tarihi” yani çeklerin muhataba teslim sözleşmesi tarihidir. 4.4;Bilirkişinin baz aldığı hesaplamaları raporuna yalnızca “sonuç kısmında” yansıtmış, hesaplamaları hangi kriterler üzerinden ve ne şekilde yaparak rapordaki rakam sonucuna ulaştığını açıklamamıştır. Bu durum da; oluşturulan raporu “gerekçesiz” ve de denetime elverişsiz” kılmaktadır. 4.5; Kabul etmemekle birlikte eğer bir hesaplama yapılacak yahut fatura vadeleri çek vade ortalamaları olarak değerlendirilecek ise; bu husustaki yapılacak hesaplamaların ve oluşturulacak ortalamaların kül halinde değil, her bir sözleşme ve her bir sözleşme çerçevesinde iade olunan çekler üzerinden tek tek yapılması gerekir.” Dedikleri görülmüş olup davalı vekilinin dilekçesinde; 2. Maddesi ile 4.maddesindeki itirazlarının birbiri ile çeliştiği açık olarak görülmektedir, Şöyle ki; hem “bahsi geçen meblağda bedelsiz kalan bir alacak yahut çek kaydına rastlanmamıştır. Buradaki İlişki taraflar arasında mevcut birden fazla bağlantı sözleşmelerinde, bir sözleşmedeki mal tesliminin diğer taraftaki çek tahsilatı ile mahsuplaştırılmasından ibarettir” dediği, hem de “sayın bilirkişinin bakış açısına göre bir değerlendirme yapılacak olsa dahi; biri 02/03/2018 diğeri 13/04/2018 tarihli olan farklı sözleşmelerin tek bir bağlantı olarak kül halinde değerlendirilmesi hukuken mümkün değildir. Ancak raporda; farklı bağlantı sözleşmeleri birleştirilmek suretiyle(kül halinde) bir değerlendirme yapılmıştır” Netice olarak; Taraflar arasında, belirlenen ticari alış/veriş için 3 sözleşme düzenlendiği, sözleşmeler bazında davalı tarafa ortalama vade ile avans çeklerinin verildiği, yapılan ticaretin, edimlerin ekonomik krizden dolayı tam olarak yerine getirilmeden sona erdiği ve verilen avans çeklerinin konusuz kalan kısmının iade edildiği, davacı tarafın iade edilen çeklerin ortalama vadesinden dolayı zarar ettiğini beyan ettiği ve bu hususta dava açtığı, görülmüştür. Oluşan bu ticari ilişkide, tarafımdan öncelikle tek tek sözleşme bazında, verilen çekler, ödenen çekler ve iade edilen çekler bazında da tespitler yapılmış, her bir sözleşme bazında verilen çeklerin, iadesi sırasında da her bir sözleşme bazında iade edilmediği, kül halinde iade edildiği görülerek, hesaplamalar yukarıdaki iş ilişkisinde belirlenen ve uygulanan kriterlere dayanarak yapılmıştır. Kök raporumdaki tespitler ve değerlendirmeler açık ve net olup, raporumu değiştirecek bir hata görülmemiştir. Kök raporumu tekrar eder, takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere ek raporunu sunduğunu bildirmiştir. Bilirkişi 17/10/2022 tarihli raporunda; Tespitler neticesinde; davalı tarafça çekler iade edilirken ortalama vadeye uygun iade yapılmaması nedeniyle 73.384,75TL; Altyapı Boru Grubu Bağlantı Sözleşmesi kapsamında iade edilmeyen çekler nedeniyle de 32.338,76TL bakiye alacağı olacağı kök raporda da belirtilmiştir. İtirazlar incelendiğinde; 13.04.2018 tarihli Altyapı Boru Grubu Bağlantı Sözleşmesi kapsamında davalıya teslim edilen 300.000,00 TL'lik avans çeklerine istinaden, 213.470,91 TL lik mal teslim alındığı, çeklerin tamamının davalı tarafından tahsil edildi, bu sözleşme kapsamında davalının tahsil ettiği 86.529,09 TL'lik çeklerin bedelsiz kaldığı, kök raporda da belirtilmiştir. Kök raporun 3.maddesinde sözleşmeye ait cari muavinde de görüleceği üzere; davacı tarafından verilen 300.000,00 TL'lik avans çeklerine karşılık 213.470,91 TL'lik mal teslim alındığı, 86.529,09 TL'lik çekin konusuz kaldığı, 3 sözleşmenin tamamını kapsayacak şekilde iade edilen çeklerden 57.175,00 TL'lik çekin diğer sözleşmelere ait tutulan cari hesaplara virman yapılarak, bu sözleşme bakiyesinden düşüldüğü görülerek bu sözleşmeden kalan cari alacak (29.480,534-1.687,40(Nakliye)- 126,44(fatura)-31.040,99 TL) olduğu tespit edilmiştir. Sonucu etkileyecek bir husus olmadığı görülmekle, kök raporu tekrar ederim. 13.09.2018 tarihinde sözleşme bazında ayrı tutulan cari hesaplar arası virmanla; (a) Altyapı Boru Grubu Bağlantı Sözleşmesinden 31.040,99TL (bc) Radyatör grubu bağlantı sözleşmelerinden. (1.297,77) TL TOPLAM. .32.338,76 TL davacının davalıdan 18.03.2019 vade tarihi itibariyle çek teslimlerinden sonra alacaklı olduğu, Hangi çekin hangi sözleşmeye istinaden bağlantı olarak verildiği, hangi sözleşmenin ortalama vadesinin ne olduğu belli olduğu ve raporda da ayrı ayrı belirtilmiş olsa da davacının, bedelsiz kalan çekler kendisine iade edilirken ortalama vade gözetilmeden iade alması nedeniyle sözleşmeler ve çekler bir bütün olarak değerlendirilerek ve 3 sözleşmenin ortalama vadesinin de ortalaması alınarak hesaplanmıştır. Keza davacı vekilinin; 15/03/2021 tarihli duruşma tutanağında; "..Rapor bu haliyle hüküm kurmaya elverişlidir, ek rapora gönderilmeyecek ise tarafımıza ıslah için süre verilmesini talep ediyoruz, ancak bizim taleplerimiz arasında bir kalem hesaplanmamıştır, sözleşmenin süresinde ifa edilmemesinden kaynaklanan zararımız hesaplanmamıştır, eğer mahkeme aksi kanaatte ise ek rapora gönderilecek ise bu hususların irdelenmesi için borçlar hukukundan kaynaklı nitelikli hesap uzmanının bilirkişi heyetine eklenmesini talep ediyoruz" dedikleri ile zaten raporu kabul ettikleri ortadadır. İşbu hesaplamada hata olmayıp kök raporumu tekrar ederim. 85 günlük vade farkına göre, yasal faiz üzerinden, davacının vade farkı alacağının 73.384,75 TL olacağı, Merkez Bankasının 29.06.2018-11.10.2019 tarihleri arasında kısa vadeli avanslar uyguladığı faiz oranı /019,5'a göre; 85 günlük davacının vade farkı alacağının 159.000,29 TL olacağı, Davalı vekilinin bilirkişi ek raporuna beyanları ve itirazları incelendiğinde; Müvekkili şirket defterlerinin, şirket adresinde veya elektronik ortamda incelenmesini, talep ettikleri, görülmüştür görev alanım dışında olması sebebi ile incelemenin mahkemenin bulunduğu yerde yapılmasın Sayın Mahkemenin takdirindedir. Davalı tarafın “Sözleşmelerde yer alan “vade” kavramı çek değil, fatura vadesidir” iddiaları doğrultusunda da tarafımdan inceleme yapılmış ve kök raporda 3.madde altında detaylıca belirtilmiştir. Kök raporumu tekrar ettiğini bildirmiştir. Bilirkişi 24/10/2022 tarihli raporunda; Tarafların rapora itirazları neticesinde yapılan inceleme sonucu; Kök raporun 3.maddesinde sözleşmeye ait cari muavinde de görüleceği üzere; davacı tarafından verilen 300.000,00 TL'lik avans çeklerine karşılık 213.470,91 TL'lik mal teslim alındığı, 86.529,09 TL'lik çekin konusuz kaldığı, 3 sözleşmenin tamamını kapsayacak şekilde iade edilen çeklerden 57.175,00 TL'lik çekin diğer sözleşmelere ait tutulan cari hesaplara virman yapılarak, bu sözleşme bakiyesinden düşüldüğü görülerek bu sözleşmeden kalan cari alacak (29.480,534-1.687,40(Nakliye)- 126,44(fatura)-31.040,99 TL) olduğu tespit edilmiştir. Sonucu etkileyecek bir husus olmadığı görülmekle, kök raporu tekrar ederim. 13.09.2018 tarihinde sözleşme bazında ayrı tutulan cari hesaplar arası virmanla; (a) Altyapı Boru Grubu Bağlantı Sözleşmesinden Radyatör grubu bağlantı sözleşmelerinden. 31.040,99 TL (b+c) radyatör grubu bağlantı sözleşmelerinden 1.297,77) TL TOPLAM 32.338,76 TL davacının davalıdan 18.03.2019 vade tarihi itibariyle çek teslimlerinden sonra alacaklı olduğu, Hangi çekin hangi sözleşmeye istinaden bağlantı olarak verildiği, hangi sözleşmenin ortalama vadesinin ne olduğu belli olduğu ve raporda da ayrı ayrı belirtilmiş olsa da davacının, bedelsiz kalan çekler kendisine iade edilirken ortalama vade gözetilmeden iade alması nedeniyle sözleşmeler ve çekler bir bütün olarak değerlendirilerek ve 3 sözleşmenin ortalama vadesinin de ortalaması alınarak hesaplanmıştır. Keza davacı vekilinin; 15/03/2021 tarihli duruşma tutanağında; "..Rapor bu haliyle hüküm kurmaya elverişlidir, ek rapora gönderilmeyecek ise tarafımıza ıslah için süre verilmesini talep ediyoruz, ancak bizim taleplerimiz arasında bir kalem hesaplanmamıştır, sözleşmenin süresinde ifa edilmemesinden kaynaklanan zararımız hesaplanmamıştır, eğer mahkeme aksi kanaatte ise ek rapora gönderilecek ise bu hususların irdelenmesi için borçlar hukukundan kaynaklı nitelikli hesap uzmanının bilirkişi heyetine eklenmesini talep ediyoruz" dedikleri ile zaten raporu kabul ettikleri ortadadır. İşbu hesaplamada hata olmayıp kök raporumu tekrar ederim. 85 günlük vade farkına göre, yasal faiz üzerinden, davacının vade farkı alacağının 73.384,75 TL olacağı, Merkez Bankasının 29.06.2018-11.10.2019 tarihleri arasında kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı %19,5'a göre; 85 günlük davacının vade farkı alacağının 159.000,29 TL olacağı, davalı vekilinin bilirkişi ek raporuna beyanları ve itirazları incelendiğinde; müvekkili şirketin defterlerinin müvekkili adresinde veya elektronik ortamda incelenmesini istemiş ise de görev alanım dışında olması sebebi ile incelemenin mahkemenin bulunduğu yerde yapılmasının sayın mahkemenin takdirinde olduğunu, Davalı tarafın “Sözleşmelerde yer alan “vade” kavramı çek değil, fatura vadesidir” iddiları doğrultusunda da tarafımdan inceleme yapılmış ve kök raporda 3.madde altında detaylıca belirtilmiştir. Kök raporumu tekrar ederim. Hesap Uzmanı Bilirkişinin Değerlendirmesi: Davacının sözleşmenin ifa edilmemesi veya geç ifa edilmesine taleplerinin değerlendirmesi aşağıda takdirlerinize sunulmuştur. A. Genel Olarak: Alacaklının borçlanılan edimin ifa edilmemesi yüzünden uğradığı zarara, müspet zarar denir. Müspet zarar, alacaklının tam ve doğru bir ifaya olan menfaatini yansıtır. Bu menfaat, borçlunun borçlanmış olduğu edimi zamanında ifa etmiş olsaydı, alacaklı hangi ekonomik durumda bulunacak iddiyse o durumu ifade etmektedir. Bu nedenle müspet zarar, sözleşme zamanında ifa edilmiş olsaydı alacaklının malvarlığının göstereceği durum ile halihazırda gösteri durum arasındaki farktan oluşmaktadır (Fikret EREN, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2019, s. 1252). Müspet zararın hesaplanmasına ilişkin doktrindeki hakim teori fark teorisi olup, TBK m. 213/1l'de fark ticari satımda satıcı lehine fark teorisi açıkça kabul edilmiştir. İş bu hüküm gereğince ticari işlemlerde satıcı borcunu ifa etmezse alıcı, satış bedeli ile kendisine devredilmeyen satılanın yerine bir başkasını satın almak için dürüstlük kurallarına uygun olarak ödediği bedel arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir (Fikret EREN, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2019, s. 1253-1254). B. Altyapı Boru Grubu Bağlantı Sözleşmesinin İncelenmesi: Taraflar arasında akdedilen işbu sözleşme m. 4 Fiyatlandırma ve Faturalandırma Başlığı altında “a. İş bu sözleşme birim fiyat esasına göredir ve birim fiyatlar USD cinsindendir. Faturalandırma EK-A'da yer alan USD birim fiyatlar esas alınarak yapılacaktır. b. Birim fiyatlara KDV dahil değildir. Ürünler üzerindeki vergi kanunlarında yapılacak olan değişiklikler neticesinde faturaya esas uygulamalarda yeni ihdas edilebilecek vergiler, fonlar, resim ve harçlar ile mevcut vergi oranlarındaki artışların ödeme yükümlülüğü tamamen “Alıcı” ya aittir. c. Birim fiyatlar “Satıcı-imalatçı” nın İstanbul ve Elazığ fabrikalarında araç üzerinde teslim birim fiyatlarıdır. d. Birim fiyatlar sadece “Satıcı-imalatçı” tarafından imal edilen ve Ek-A'da yer alan ürünleri kapsamakta olup, sözleşme kapsamında yer almayan ve imalatı “Satıcı-İmalatçı” tarafından yapılmayan, çelik cıvata, flanş, tahta takoz, halat, çektirme aparatı, şantiye istif malzemeleri ve vana gibi sair ürünleri kapsamamaktadır” şeklinde düzenlenmiştir. Tarafların sözleşmenin 4. Maddesi ile gönderme yaptıkları EK-A belgesi incelendiğinde ürün türlerini ihtiva ettiği ancak iş bu belgede sözleşme konusun birim fiyatlarına yer verilmediği tespit edilmiştir. Bu nedenle sözleşmenin konusunu oluşturan ürünlerin birim fiyatlarının belirlenmesi amacıyla dosyaya sunulan diğer bilgi ve belgeler incelenmiştir. Dosyaya sunulan 13.04.2018 tarihli Radyatör Grubu Bağlantı Sözleşmesi Energy Radyatör birim fiyatının KDV dahil 166,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Ancak bu sözleşmede birim fiyatı tespit edilen mala ilişkin ayrıntı verilmemiştir. Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden 02.03.2018 tarihli Radyatör Grubu Bağlantı Sözleşmesinde ise Energy Radyatörüne (600x1000) açıklamasının eklendiği tespit edilmiş ve işbu malın birim fiyatının KDV dahil 160,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Davacı Vekili tarafından dosyaya sunulan .... Isı Sistemleri Sanayi Ticaret AŞ'den alınan faturalar incelendiğinde, satış konusunu oluşturan radyatörlerin (400x1000), (400x1200), (400x1400), (400x1500), (400x1600), (400x1800), (400x2000), (600x1000), (600x1200), (600x1400), (600x1500), (600x1800), (600x2000) gibi farklı ebatlarda ve farklı fiyatlarda olduğu tespit edilmiştir. Dosyaya sunulan 02.03.2018 tarihli Radyatör Grubu Bağlantı Sözleşmesinde energy radyatör (600x1000) ölçüsünde havlupanın KDV dahil birim fiyatının 160,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerle davacının 166 TL'ye anlaşmış oldukları ancak 275 TL'ye mal ettiklerini iddia ettiği malların ebatları ve fiyat bilgisine ilişkin dosyada yeterli bilgi ve belge bulunmadığından; dosyada yalnız (600x 1000) ölçülü malların KDV dahil fiyatları tespit edilebildiğinden, (600x1000) ölçülü mallar dışında kalan malların sözleşmedeki birim fiyatları belirlenememiş bu nedenle hesaplama yapılması mümkün olmamıştır. Davacı Vekili tarafından dosyaya sunulan .... Isı Sistemleri Sanayi Ticaret AŞ'den alınan faturalar incelendiğinde, (600x1000) ölçülü panel radyatörler için belirlenen birim fiyatın 265 TL olduğu ancak davacının bu malları 9040 iskontolu aldığı ve iş bu malların birim fiyatının KDV hariç 159 TL olduğu KDV dahil birim fiyatının ise 187,62 TL olduğu; Davacının davalıdan temin edemediği iş bu malları ... Isı Sistemleri Sanayi ve Ticaret AŞ'den temin ettiğinin dosyaya sunulan faturalarla sabit olduğu, toplam 1576 adet ürün aldığı ve iş bu ürünleri davalı şirketten alsaydı ürün başına KDV dahil 160,00 TL ödeyecek iken, ürün başına 187,62 TL ödemek zorunda kalması nedeniyle davacının almış olduğu başına davalı ile KDV dahil fiyattan 27,62 TL fazla ödeme yaptığı tespit edilmiş ve takdiri sayın mahkemenize ait olmak üzere bu mallara ödenen bedeller arasındaki farkın davacının maddi zararını oluşturduğu kanaatine varılmıştır. Sonuç: Davalı Vekili, bilirkişi raporunda taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin ve ticari ilişkinin karşılıklı mutabakat ile sona ermiş olduğunun dikkate alınmadığını beyan etmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin mutabakat ile sona ermiş olup olmadığının takdiri sayın mahkemenize ait olduğundan; bilirkişi raporunda bu hususa yer verilmemiş ve mahkemenizin sözleşmenin mutabakat ile sona ermediği kanaatinde olması durumunda tazminat hesabı aşağıdaki şekilde takdirlerinize sunulmuştur. Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden davacının birim başına 27,62 TL fazla ödemek zorunda kaldığı (600x1000) ölçülü panel radyatörlerden 1576 birim aldığı tespit edildiğinden; takdiri sayın mahkemenize ait olmak üzere davacının toplam zararının 43.529,12 TL olduğu görüş ve kanaatine varıldığını bildirmiştir. Bilirkişi 13/05/2023 tarihli raporunda; rapora karşı itiraz ve beyanlar değerlendirilmekle; Davacı Vekilinin Bilirkişi 2. Ek Raporuna İlişkin İtirazlarının Değerlendirilmesi Davacı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde özetle, hukukçu bilirkişi tarafından edimin ifa edilmemesi nedeniyle uğranılan zarar hesaplanırken yalnızca 600x1000 rin dikkate alınmasının hatalı olduğunu, yalnız 600x100 ölçülü ürünler bakımından değil, satış sözleşmesi kapsamında müvekkile teslim edilmeyen tüm ürünler yönünden edimin ifa edilmemesi sebebiyle uğranılan zararın hesaplanması gerektiğini beyan etmiştir. Mahkemenize daha önce sunmuş olduğumuz 2. Ek Rapordan da açıkça anlaşılacağı üzere, alacaklının borçlanılan edimin ifa edilmemesi yüzünden uğradığı müspet zarar, sözleşme zamanında ifa edilmiş olsaydı alacaklının malvarlığının göstereceği durum ile hali hazırda gösterdiği durum arasındaki farktan oluşmaktadır. Müspet zararın fark teorisine göre hesaplanabilmesi için satıcının borcunu ifa etmemesi durumunda alıcının satış bedeli ile kendisine devredilmeyen satılanın yerine bir başkasını Satın almak için dürüstlük kurallarına uygun olarak ödediği bedel arasındaki farkın tespit edilmesi şarttır. Dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile davacının 2. Ek Rapora itiraz dilekçesi ile birlikte sunduğu faturalar incelendiğinde, uyuşmazlık konusu radyatörlerin farklı ebatlarda olduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar davacı tarafından dosyaya sunulan faturalarda farklı ebatlardaki ürünlerin alım fiyatlarının tespiti mümkün ise de, davacı ile davalı arasında yapılan sözleşmelerden sadece 600x1000 ölçülü malların fiyatı tespit edilebilmektedir. Davacı tarafından dosyaya sunulan faturalarda davacının farklı ebatlardaki ürünleri satın aldığı fiyatlar tespit edilmekle fark teorisine göre müsbet zararın hesaplanması için yeterli değildir. Fark teorisine göre davacının davalı ile yaptığı sözleşmede ilgili ürünlere ödeyeceği fiyat ile ikame alım yapması nedeniyle ödeyeceği fiyat arasındaki fark davacının müsbet zararını oluşturur. Taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri incelendiğinde 600x 1000 ölçülü ürünler dışındaki ürünlerin fiyatlarının ne olduğu tespit edilemediğinden, bu ürünlere ilişkin olarak yapılan ikame alımlarda davacının müsbet zararının ne olduğunun hesaplanması mümkün değildir. Yukarıda ayrıntılı şekilde izah edildiği üzere, taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerinden, 600x1000 ölçüleri dışındaki ürünlerin birim fiyatlarının ne olduğu tespit edilememiştir. Davacı Vekili tarafından dosyaya sunulan faturalarda farklı ebatta ürünlerin satın alındığı tespit edilmekle birlikte sözleşmede farklı fiyatlardaki ürünlere ilişkin fiyat kararlaştırılmadığından, davacının ikame alım nedeniyle uğradığı zararın tespiti mümkün değildir. Davacının, ikame alım nedeniyle uğradığı zararın tazmin davacının ikame alımlarla ürünler için sözleşmede kararlaştırılan miktardan daha fazla ödemede bulunmuş olması şarttır. Ancak somut uyuşmazlıkta sözleşmede ayrıntılı şekilde fiyatlandırma yapılmadığından sadece 600x1000 ölçülü ürünler bakımından aradaki fiyat farkı tespit edilebilmiştir. Tüm bu açıklamalar nedeniyle 2. Ek Raporda beyan ettiğimiz hususlarda herhangi bir değişiklik yapılmasına yer olmadığı, kanaatine varılmış olup, iş bu hususun takdirini sayın mahkemenize bırakılmıştır. Davalı vekilinin Bilirkişi 2. Ek Raporuna İlişkin İtirazlarının değerlendirilmesi; davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde özetle; bir ürünün sadece ölçülerine bakılarak fiyat yapılmasının mümkün olamayacağı aynı zamanda ürünlerin kalite açısından da mukayese edilerek bir sonuca varılması gerektiğini, sağlıklı bir mukayese yapılmasının mümkün olmayacağını beyan etse de somut uyuşmazlıkta davacının yapmış olduğu ikame alımlardaki ürünlerin tarafların sözleşmede kararlaştırdıkları evsafta olduğunun tespitinin hayatın olağan akışına uygun olduğu kanaatine varılması nedeniyle bu şekilde bir değerlendirme ve hesaplama yapılmıştır. Mahkemenizin aksi kanaatte olması durumunda temin edilen ürünlerin niteliğinin tespiti uzmanlık alanımıza girmediğinden, bu hususta ayrıca bilirkişi tayin edilmesinin gerekli olup olmadığının takdiri sayın mahkemenize bırakılmıştır. SONUÇ Yukarıda ayrıntılı şekilde açıklanan gerekçelerle tarafların Bilirkişi 2. EK Raporuna ilişkin itirazları değerlendirildiğinde, 2. Ek Raporda yer alan kanaatlerimizde herhangi bir değişiklik olmadığını bildirmiştir. Bilirkişi 25/11/2023 tarihli raporunda; Sayın Mahkemenin davacı tarafından davalıya keşide edilen çeklerin ibraz edilip edilmediği, edilmişlerse ibraz tarihleri ile kimler tarafından ibraz edildiklerine ilişkin gönderdiği yazılara bankaların aşağıdaki şekilde cevap verdikleri görülmüştür. ...bank A.Ş. tarafından 17.03.2020 tarihli yazıda dökümü yapılan çeklerin ibraz edildikleri ve çek tutarlarının ödendiği cevabı sunulmuştur. ...bank A.Ş. tarafından 17.03.2020 tarihli yazıda dökümü yapılan çeklerin ibraz edildikleri ve çek tutarlarının ödendiği cevabı sunulmuştur. ...bank A.Ş. tarafından 21.08.2020 tarihli yazıda dökümü yapılan çeklerin ibraz edildikleri ve çek tutarlarının ödendiği cevabı sunulmuştur. 1.725.000,00 TL tutarlı 5 adet ....bank A.Ş. çeki, 300.000,00 TL tutarlı 6 adet ....bank A.Ş. çeki, 1.371.600,00 TL tutarlı 4 adet ....bank A.Ş. çeki olmak üzere toplam 3.396.600,00 TL tutarlı 15 adet çekin tahsil edilmiş olduğu tespit edilmiştir. davalı tarafından davacıya 3.453.400,00 TL tutarlı 10 adet çekin iade edildiği tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki ihtilafın; taraflar arasında imzalanan 3 adet sözleşme kapsamında davacı tarafça davalıya verilen çeklerin işin tamamlanmaması sonucu bir kısmının geri alınması ve bu geri alınan çekler nedeniyle ortalama vadenin davacı aleyhine değiştiği ve arada oluşan vade farkının talep edilmesinden kaynaklandığı anlaşılmıştır. İhtilaf konusu kapsamında Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 24.12.2003 tarihli ve 2003/1 nolu kararı bulunmaktadır. Söz konusu kararda “Sonuç olarak, faturanın sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için TTK.'nun 23/2. maddesine göre süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarakfaturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi, veya yapılan işin adedi, türü bedeli gibi hususlara ilişkin olabilir. Faturadaki gecikme halinde vade farkı alınacağına ilişkin kayda itiraz edilmemesi, faturada yer almakla birlikte taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenmemiş bir hususa ilişkin kaydın da kabul edildiği anlamına gelmez. Vade farkı kaydının faturanın zorunlu içeriğinde olmayıp, yasal sürede itiraz edilmedi diye kabul edilmesinin ağır bir sonuç doğuracağı; faturadaki vade farkı uygulanır ibaresinin yazılması halinde TTk.nun 23/1. maddesindeki karinenin uygulama alanı bulmayacağı, zira fatura sözleşme olmadığı gibi, faturaya itiraz edilmemesinin de ona sözleşme niteliği vermeyeceği kabul edilmiştir.” ifadesi yer almakta olup vade farkı talep edilebilmesi için ya sözleşme ile kararlaştırlması ya da teamül olması gerektiği hususu sayın mahkemenin takdirindedir. Taraflar arasında yapılan sözleşmelerde her ne kadar çeklerin hangi ortalama vade ile verildikleri belirtilse de sözleşmelerin içeriğinde vade farkı talep edilip edilemeyeceği hususunda herhangi bir belirleme yapılmadığı görülmüştür. Netice itibariyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda davacının davalıdan vade farkı talep edip edemeyeceği hususunda takdir sayın mahkemeye aittir. Sayın mahkeme davacının vade farkı talep edemeyeceği kanaatinde ise davacı tarafın davalıdan talep edebileceği alacak miktarı 31.12.2018 tarihi itibariyle 32.334,61.-TL olarak hesaplanmıştır. Sayın mahkeme davacı tarafın vade farkı talep edebileceği kanaatinde ise iade edilen çekler doğrultusunda vade farkı hesabı aşağıya çıkartılmıştır. 4.9. Eğer sayın mahkeme dava konusu vade farkının talep edilebileceği kanaatinde ise Vade Farkının Hesaplanması 02.03.2018 tarihli Radyatör Grubu Bağlantı Sözleşmesi kapsamı ürünler davalı tarafından davacıya teslim edilmiş böylece sözleşme davalı tarafça süresinde ifa edildiği hususu sayın mahkemenin takdirindedir. Bu nedenle işbu sözleşme kapsamında iade edilen ve aşağıda dökümü yapılan çekler vade farkı hesaplamasına dahil edilmemiştir. 13.04.2018 tarihli Radyatör Grubu Bağlantı Sözleşmesi kapsamı ürünlerin süresinde eksik ifa edilmesi üzerine davacı tarafından iade alınan çeklerin dökümü aşağıya çıkarılmıştır. 13.04.2018 tarihli Radyatör Grubu Bağlantı Sözleşmesi kapsamı davacı tarafından keşide edilen 4.150.000,00 TL tutarındaki 12 adet çekin 30.01.2019 ortalama vadesi ile davacıya iade edilen 2.425.000,00 TL tutarındaki 7 adet çekin 18.04.2019 ortalama vadesi arasında 78 günlük vadenin bulunduğu hesaplanmış olup 2.425.000,00 TL tutarındaki iade çekleri için vade farkı hesaplaması aşağıdaki şekilde yapılmıştır. Merkez Bankası'nın açıkladığı avans işlemlerine uygulanan faiz oranı 30.01.2019-18.04.2019 tarihlerinde 9619,50 olarak esas alınmıştır. ( http://www...gov.tr) Vade farkı hesaplaması (anapara * gün sayısı * faiz oranı) / 36.500 formülü esas alınarak hesaplanmıştır. Davacıya iade edilen 2.425.000,00 TL tutarındaki çekler için 78 günlük vade farkı 101.052,74 TL olarak hesaplanmıştır. 4.10 Maddi Zararın Hesaplanması 02.03.2018 tarihli Radyatör Grubu Bağlantı Sözleşmesinde Energy Radyatör (600x1000) ürün bilgisinin olduğu ve birim fiyatının KDV dahil 160,00 TL olarak belirlendiği tespit edilmiştir. 13.04.2018 tarihli Radyatör Grubu Bağlantı Sözleşmesinde ise Energy Radyatör ürün bilgisinin olduğu, birim fiyatının KDV dahil 166,00 TL olarak belirlendiği fakat ebat bilgisinin yer almadığı tespit edilmiştir. Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan davalı ....'nin düzenlediği satınalma faturaları incelenerek 600x1000 ebatlı panel radyatörlerin tedarik tarihleri itibarıyla miktarları ve KDV dahil birim fiyatları aşağıya çıkarılmıştır. Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan ... Isı Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'den tedarik edilen faturalar incelendiğinde, (400x1000) ila (400x2200), (500x400) ila (500x2000), (600x400) ila (600x2000), (900x400) ila (900x2000) ebatlarında ve farklı fiyatlarda panel radyatörlerin satın alındığı tespit edilmiştir. Söz konusu faturaların içerisinde davalı ..... faturalarından ayrı olarak (300x2000), (400x1500), (400x1800), (400x2200), (500x1800), (900x400), (900x500), (900x700), (900x900), (900x1000), (900x1200), (900x1400), (900x1500), (900x2000) ebatlarında panel radyatörlerin de tedarik edildiği görülmüştür. 02.03.2018 tarihli Radyatör Grubu Bağlantı Sözleşmesinde sadece Energy Radyatör (600x1000) ebatlı panel radyatörün KDV dahil birim fiyatı bulunduğundan .... Isı Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'den tedarik edilen faturalar 600x1000 ebatlı panel radyatörlerin satınalma tarihleri itibarıyla miktarları ve KDV dahil birim fiyatları çıkarılmıştır. Sözleşme kapsamında, davacının 600x1000 ebatlı panel radyatörleri davalının eksik ifa etmesi nedeniyle başka bir şirketten karşılandığı ancak başka şirketten tedarik edilen ürünlerin özellikleri bakımından davalıdan sözleşme kapsamında alınacak ürün olup olmadığı hususu ayrı bir uzmanlık gerektirdiğinden bu hususta takdir sayın mahkemeye aittir. Sayın mahkeme davacının başka şirketten tedarik ettiği ürünlerin davalıdan sözleşme kapsamında alacağı ürünler olduğu kanaatinde ise davacının toplam muhtemel zararı 75.468,00 TL olarak hesaplanmıştır. 4.11. Dava konusu Alacak Miktarının Hesaplanması Tarafların yasal defter kayıtlarına göre davacının davalıdan 31.12.2018 tarihi itibariyle 32.334,61.-TL olarak alacaklı olarak göründüğü tespit edilmiştir. Davacının talep ettiği vade farkı ve maddi zarar talepleri sayın mahkemenin kanaatine göre alternatifli olarak aşağıya çıkartılmıştır. Alternatif 1: Sayın mahkeme davacının vade farkı talep edebileceği ancak maddi zarar talebinde illiyet bağının oluşmadığı ve maddi zararı talep edemeyeceği kanaatinde ise davacının talep edebileceği alacak miktarı; 32.334,614101.052,74-133.387,35.-TL olarak hesaplanmıştır. Alternatif 2:Sayın mahkeme davacının vade farkı talep edebileceği ve aynı zamanda maddi zarar talebinde illiyet bağının oluştuğu ve maddi zararı talep edebileceği kanaatinde ise davacının talep edebileceği alacak miktarı; 32.334,614 101.052,74475.468,00 -208.855,35.-TL olarak hesaplanmıştır. Alternatif 3:Sayın mahkeme davacının vade farkı talep edemeyeceği ve aynı zamanda maddi zarar talebinde illiyet bağının oluştuğu ve maddi zararı talep edebileceği kanaatinde ise davacının talep edebileceği alacak miktarı; 32.334,61475.468,00-107.802,61.-TL olarak hesaplanmıştır. Alternatif 4:Sayın mahkeme davacının vade farkı talep edemeyeceği ve aynı zamanda maddi zarar talebinde illiyet bağının oluşmadığı ve maddi zararı talep edemeyeceği kanaatinde ise davacının talep edebileceği alacak miktarı; 32.334,61.-TL olarak hesaplanmıştır. Rapor içerisinde belirtildiği üzere; Davalı şirketin 2018 yılında e-defter mükellefi olduğu, yevmiye ve kebir defterlerinin Maliye İdaresine yasal süresinde bildirildiği, envanter defteri tasdikinin kanuni süresinde yaptırıldığı, Davalı şirketin davacıya yasal defter kayıtlarında 32.334,61 TL borçlu göründüğü, Davacı şirketin Form Ba-Bs bildirimi ile davalı şirketin Form Ba-Bs bildiriminin birbirleriyle örtüştüğü, Davacının talep ettiği vade farkı ve maddi zarar talepleri sayın mahkemenin kanaatine göre alternatifli olarak aşağıya çıkartıldığı; Alternatif 1: Sayın mahkeme davacının vade farkı talep edebileceği ancak maddi zarar talebinde illiyet bağının oluşmadığı ve maddi zararı talep edemeyeceği kanaatinde ise davacının talep edebileceği alacak miktarı; 32.334,614101.052,74-133.387,35.-TL olarak hesaplandığı, Alternatif 2:Sayın mahkeme davacının vade farkı talep edebileceği ve aynı zamanda maddi zarar talebinde illiyet bağının oluştuğu ve maddi zararı talep edebileceği kanaatinde ise davacının talep edebileceği alacak miktarı; 32.334,614 101.052,74475.468,00 -208.855,35.-TL olarak hesaplandığı, Alternatif 3:Sayın mahkeme davacının vade farkı talep edemeyeceği ve aynı zamanda maddi zarar talebinde illiyet bağının oluştuğu ve maddi zararı talep edebileceği kanaatinde ise davacının talep edebileceği alacak miktarı; 32.334,61475.468,00 -107.802,61.-TL olarak hesaplandığı, Alternatif 4:Sayın mahkeme davacının vade farkı talep edemeyeceği ve aynı Zamanda maddi zarar talebinde illiyet bağının oluşmadığı ve maddi zararı talep edemeyeceği kanaatinde ise davacının talep edebileceği alacak miktarı; 32.334,61.-TL olarak hesaplandığını bildirmiştir. Bilirkişi 24/09/2024 tarihli raporunda; Dava konusu somut olayda davacı, taraflar arasındaki sözleşmesel yükümlülüğün yerine getirilmediğini, davalıya verilen çeklerin avans çeki olduğunu, dolayısıyla sözleşme kapsamında kalan çeklerin iadesi gerektiğini, ancak davalının sözleşme dışında kalan, geç vadeli çekleri iade ettiğini iddia etmektedir. Çek kayıtsız şartsız muayyen bir bedelin ödenmesi için yapılan bir havaledir. Bu itibarla dava konusu çeklerin avans karşılığı bulunduğunun ispatı bu genel kuralın aksini ileri süren davacıya aittir. İlgili hususta Yargıtay'ın bir kararı şu şekildedir: “(..) Çek, bir ödeme aracı olup, çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolunda yasal karine mevcuttur. Bu durumda, davacının söz konusu çekleri mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verdiğinin kabulü gerekir. Yasal karinenin aksini yani çekin borç ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini, bedelsiz bir avans çeki olduğunu iddia eden davacı tarafın bunu kesin delillerle ispatlaması gerekir (...)” Yargıtayın benzer içerikli bir başka kararı ise şu şekildedir: “(..) Somut olayda, davalı verdiği çekin ileride teslim edilecek mallara karşılık olduğunu, avans olarak verdiğini davacının teslim aldığı çeke karşılık mal teslim etmediğini, ileri sürmektedir. Davalı, TBK'nin 207 maddesinde öngörülen peşin satış karinesinin aksini iddia ettiğinden, malı teslim almadan çeki avans olarak verdiğini ispatlamak zorundadır. İlk derece mahkemesince, ispat yükü davalıda olduğu halde ispat yükünün tayininde yanılgıya düşülerek davacıya mal teslim ettiğini yemin delili ile ispatlayabileceğinden yemin teklif etme hakkı hatırlatılmıştır. Davalı da, davacının mal etmediği yönünde kendisine yöneltilen yemini eda etmiştir. Ancak, çekin avans olarak verildiğinin davalı tarafından ispatı gerektiğinden davacının mal teslim ettiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır (...)” Bu noktadan hareketle Mahkeme taraflar arasındaki 02.03.2018 ve 13.04.2018 tarihli sözleşmede yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmediği sonucuna varılırsa davacının ilgili sözleşmeler kapsamında yer alan çeklerin iadesini talep edebileceğine dair Yargıtay'ın bir kararı” şu şekildedir: “(-.) Yanlar arasında ses düzeneği sisteminin kurulması konusunda akdi ilişkinin kurulduğu, avans olarak davalıya dört adet 32.000,00 TL'lik avans çeki verildiği, çek bedelinin davalı yüklenici tarafından tahsil edildiği, yüklenicinin edimini yerine getirmediği, ödenen bedelin iadesi için icra takibi yapmak suretiyle davacının sözleşmeyi feshettiği ve ödeme emrinin tebliğinden önce, takip tarihinden sonra takibe konu asıl alacağın ödendiği ve davalının sadece işlemiş faize itiraz ettiği konularında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme feshedildiği ve davalı yüklenici iş bedeline hak kazanmadığından davacı iş sahibinin ödediği bedelin iadesini istemekte haklıdır (...)” İlgili konuya yönelik İzmir BAM'ın verdiği bir karar* ise şu şekildedir: “(..) Tüm dosya kapsamına göre, dairemizin önceki kararı ile davalının beyanları dikkatten kaçırılarak yukarıdaki şekilde kararın kaldırılmasına karar verilmiş ise de, taraflar arasındaki kömür ticareti kapsamında davacı tarafından avans olarak verilen çek bedelleri ödenmediğinden çekler karşılığı malın davacıya gönderilmediği hususunun davalı tarafın kabulünde olmasına göre çeklerin avans çeki olduğu hususunun ispatlandığı, çekler karşılığı malın davacıya teslim edilmediği, davacının çekler nedeniyle borçlu olmadığı, davacının davasının kabulü gerektiği anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülen istinaf istemlerinin kabulüne karar vermek gerekmiştir (...)” Hal böyle iken, Mahkemenin ihtilafa konu olan çeklerin avans olarak verildiği kanaatine varılması halinde taraflar arasındaki yükümlülüklerin yerine getirilmediği sonucuna varılması halinde davacının 02.03.2018 ve 13.04.2018 tar sözleşmeler kapsamında kalan çeklerin iade: talep edebileceği sonuç ve kanaatine varılmaktadır. Nihai takdir tümüyle ve münhasıran Sayın Mahkemeye aittir. Kök raporda mali üye tarafından hangi çeklerin hangi sözleşme kapsamında kaldığı, hangi çeklerin iade edildiği hususları incelenmiştir. Bu noktada davalının iade etmesi gerekirken etmediği, ifa edilmeyen sözleşmelerden doğan çeklerden kaynaklı alacağın davacı tarafından talep edilebileceği düşünülmektedir. Nihai takdir tümüyle ve münhasıran Muhterem Mahkemeye aittir. Öte yandan davacı, davalının sözleşmeyi gerektiği gibi ifa etmemesinden kaynaklı sair zararlarını talep etmektedir. Ancak dosya kapsamından davacının bu iddiasını tevsik eden bir bilgi yahut belgeye rastlanılamamıştır. Şayet Muhterem Mahkemece davacının, davalının 02.03.2018 ve 13.04.2018 tarihli sözleşmeler kapsamında yer alan yükümlülüklerini hiç veya gereği gibi ifa etmediği sonucuna varılır ise; davacının zararlarını talep edebileceği düşünülmektedir. Ancak hemen ve önemle belirtelim ki nihai takdir tümüyle ve münhasıran Muhterem Mahkemeye aittir. Arz edilen tespitler ve değerlendirmeler ışığında, incelenen her iki markaya ait Tip 22 Pnael Radyatörlerin standart, birbirinin aynı teknik özelliklerde, aynı kalitede ve birbirinin muadili olabilecek, aynı rayiç değerde, ürünler olduğu, Dosya kapsamında yapılan incelemelerde yukarıda belirtilen ürünler her ne kadar bu sözleşme kapsamında alınan ürünler olsa da bu ürünlerin teslim edilmediği, alınan bu ürünlerin iade edilip edilmediği, başka şirketlere satılıp satılmadığı vb. gibi durumlar ispata muhtaç kaldığından bu hususta bir değerlendirme yapılamamış olup sayın mahkemenin takdirinde olduğu, Davacı vekilince bilirkişi kök raporuna karşı vade farkı hesabı hususundaki beyanlarında da kök rapordaki hesaplamayı değiştirecek herhangi bir yeni bilgi ve belgeye rastlanmadığından kök raporumuzdaki görüş ve kanaatimizde herhangi bir değişiklik olmadığı, Dava konusu çeklerin avans karşılığı bulunduğunun ispatının genel kuralın aksini ileri süren davacıya ait olduğu, Mahkemece ihtilafa konu olan çeklerin avans olarak verildiği kanaatine varılması, taraflar arasındaki yükümlülüklerin yerine getirilmediği sonucuna varılması halinde; davacının 02.03.2018 ve 13.04.2018 tarihli sözleşmeler kapsamında kalan çeklerin iadesini talep edebileceği, davalının iade etmesi gerekirken etmediği çeklerden doğan alacağın davacı tarafından talep edilebileceği, Davacı, davalının sözleşmeyi gerektiği gibi ifa etmemesinden kaynaklı sair zararlarını talep etse de dosya kapsamından davacının bu iddiasını tevsik eden bir bilgi yahut belgeye rastlanılamadığı, Mahkemece davacının, davalının 02.03.2018 ve 13.04.2018 tarihli sözleşmeler kapsamında yer alan yükümlülüklerini hiç veya gereği gibi ifa etmediği sonucuna varılır ise; davacının zarar talebinde bulunabileceği, sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Değerlendirmelerimiz, asli ve nihai hukuki takdiri ile tavsifi HMK m. 266/c.2 ve m. 279/f.4 hükmü ile 6754 sayılı Kanun m.3/f.3 hükmü icabı tamamen ve münhasıran Mahkemeye ait olmak üzere Sayın Mahkemenin takdirine saygıyla arz olunur. Ancak, Muhterem Mahkemeyi bilirkişi görüşü takyit etmediğinden, sayın yargı makamının tamamen davacı savları veya tamamen davalı savunmaları yönünde hüküm kurmakta bütünüyle muhtar olduğu, meselenin asli ve nihai hukuki tavsifinin sadece Sayın Mahkemeye ait bulunduğunu bildirmiştir. Davacı vekilinin 09.12.2024 tarihli ıslah dilekçesinde: Dosya kapsamında tanzim edilen 25.11.2023 tarihli Bilirkişi Raporunun sonuç kısmında alternatif 2 numaralı hesaplama ile müvekkilinin, sözleşmenin davalı tarafça süresinde ifa edilmemesinden ve eksik ifa edilmesinden kaynaklanan zararının 75.468,00 TL olduğu; müvekkilinin 13.04.2018 tarihli Radyatör Grubu Bağlantı Sözleşmesi ve 13.04.2018 tarihli Altyapı Boru Grubu Bağlantı Sözleşmesi kapsamında kapsamında davalıya teslim edilen ve bedelsiz kaldığı için müvekkile iade edilen avans çeklerinin ortalama vadesine uygun olarak iade edilmemiş olması nedeniyle oluşan zararının 101.052,74TL olduğunu, 13.04.2018 tarihli Altyapı Boru Grubu Bağlantı Sözleşmesi kapsamında davalıya teslim edilen çeklerden ortalama vadesi 15.09.2018 olan 29.480,53 TL'lik çekin iade edilmemesinden (ve tahsil edilmesinden) kaynaklı zararının 32.334,61TL olduğu, tespit edilmiş olduğundan müvekkilinin, sözleşmenin davalı tarafça süresinde ifa edilmemesinden ve eksik ifa edilmesinden kaynaklanan zararı açısından 75.448,53-TL’lik miktar için; müvekkilinin 13.04.2018 tarihli radyatör grubu bağlantı sözleşmesi ve 13.04.2018 tarihli altyapı boru grubu bağlantı sözleşmesi kapsamında kapsamında davalıya teslim edilen ve bedelsiz kaldığı için müvekkiline iade edilen avans çeklerinin ortalama vadesine uygun olarak iade edilmemiş olması nedeniyle oluşan zarar açısından 100.552,74 TL'lik miktar için; 13.04.2018 Tarihli Altyapı Boru Grubu bağlantı sözleşmesi kapsamında davalıya teslim edilen çeklerden ortalama vadesi 15.09.2018 olan 29.480,53 TL'lik çekin iade edilmemesinden (ve tahsil edilmesinden) kaynaklı zararı açısından 2.854.08 TL'lik miktar için; ıslah ettiklerini belirtip ıslah talebinin ve davanın kabulü ile toplamda 208.855,35-TL zararının sözleşmenin fesih tarihi olan 31.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini, talep etmiştir. Somut olay irdelendiğinde; davacı şirket tarafından, sözleşmenin ifa edilmemesi ve eksik ifa edilmesinden kaynaklı zararın tazmin edilmesi, Radyatör Grubu Bağlantı Sözleşmesi kapsamında ve altyapı Boru Grubu Bağlantı Sözleşmesi kapsamında iade edilen çeklerinin ortalama vadesinin ileri tarihli olması sebebinden kaynaklanan zararın tazmin edilmesi ve 13.04.2018 tarihli Altyapı Boru Grubu Bağlantı Sözleşmesi kapsamında iade edilmeyerek, tahsil edilen 15.09.2018 vade 29.480,53 TL'lik çekten kaynaklı olarak 29.480,53 TL'nin 31.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle dava açıldığı, yapılan yargılamada taraflar arasında, belirlenen ticari alışveriş için 3 sözleşme düzenlendiği, sözleşmeler bazında davalı tarafa ortalama vade ile avans çeklerinin verildiği, yapılan ticaretin, edimlerin tam olarak yerine getirilmeden sona erdiği ve verilen avans çeklerinin konusuz kalan kısmının iade edildiği, davacı tarafından verilen 300.000,00 TL'lik avans çeklerine karşılık 213.470,91 TL'lik mal teslim alındığı, 86.529,09 TL'lik çekin konusuz kaldığı, 3 sözleşmenin tamamını kapsayacak şekilde iade edilen çeklerden 57.175,00 TL'lik çekin diğer sözleşmelere ait tutulan cari hesaplara virman yapılarak bu sözleşme bakiyesinden düşüldüğü görülerek bu sözleşmeden kalan cari alacak olarak 29.480,534-TL kaldığı bu miktarın davalı tarafça davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Taraflar arasında yapılan sözleşmelerde her ne kadar çeklerin hangi ortalama vade ile verildikleri belirtilse de sözleşmelerin içeriğinde vade farkı talep edilip edilemeyeceği hususunda herhangi bir belirleme yapılmadığı anlaşılmakla, bu kapsamda davacının davalıdan vade farkı talep edip edemeyeceği sonucuna varılmış olup, davacı tarafça, davalının sözleşmeyi gerektiği gibi ifa etmemesinden kaynaklı sair zararların talep edildiği, dosya kapsamından davacının bu iddiasını tevsik eden belgenin bulunmadığı, belirtilen ürünlerin teslim edilmediği, alınan bu ürünlerin iade edilip edilmediği ve zararın dosya kapsamında ispat edilemediği anlaşıldığından davanın bu kısmının reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın kısmen kabulü ile; a-)Davanın, sözleşmenin ifa edilmemesi ve eksik ifa edilmesinden kaynaklı zararın tazmin edilmesi yönünden reddine, b-) Davanın, Radyatör Grubu Bağlantı Sözleşmesi kapsamında ve altyapı Boru Grubu Bağlantı Sözleşmesi kapsamında iade edilen çeklerinin ortalama vadesinin ileri tarihli olması sebebinden kaynaklanan zararın tazmin edilmesi yönünden reddine, c-)13.04.2018 tarihli Altyapı Boru Grubu Bağlantı Sözleşmesi kapsamında iade edilmeyerek, tahsil edilen 15.09.2018 vade 29.480,53 TL'lik çekten kaynaklı olarak, 29.480,53 TL'nin 31.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 2-Alınması gerekli 2.013,82 TL harçtan davacı tarafça yatırılan (503,46 TL peşin harç ve 3.055,00 TL ıslah harcı) 3.558,46‬ TL harcın mahsubuyla bakiye 1.544,64 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan 35,90 TL başvurma harcı, 503,46 TL peşin harç ve (kabul red oranı üzerinden hesaplanan) 1.474,46‬ TL ıslah harcı, olmak üzere toplam 2.013,82‬ TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 15.772,80 TL yargılama giderinden kabul ve red oranı üzerinden takdiren 2.226,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalının yaptığı 924,00 TL yargılama giderlerinin kabul ve red oranı üzerinden takdiren 794,00 TLsinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine geri kalan masrafın kendi üzerinde bırakılmasına, 6-AAÜT gereğince hesap edilen 29.480,53 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Reddedilen kısım üzerinden hesap edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine, 9-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 20/01/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/747, K. 2025/61, T. 20.01.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-747-e-2025-61-k-478dc6984d12