İlk Derece Mahkemesi · Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/408 E. 2025/1616 K.
Konu: bedelin tazmini talebimize ilişkin olarak belirsiz alacak
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/408
- Karar No
- 2025/1616
- Karar Tarihi
- Konu
- bedelin tazmini talebimize ilişkin olarak belirsiz alacak
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/ KARAR NO : 2025/
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA İHBAR OLUNAN : VEKİLİ :Av.
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/09/2023 KARAR TARİHİ : 24/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin taşımacılık alanında faaliyet gösterdiğini, taraflar arasında 29.11.2021 tarihli iki adet sözleşme ile ... taşımacılık faaliyetlerinde kullanılmak üzere toplam 6 adet ... marka ... 18.470 ... model aracın siparişi ve satışı konusunda anlaşmaya varıldığını, müvekkil şirketin araç başına 108.000,00-Euro olmak üzere iki sözleşme ile sipariş edilen 6 araç için toplamda 648.000,00-Euro satış bedeli ödeyeceği ve araçların 2022 yılının Nisan ve Eylül ayında temin edilerek müvekkil şirkete teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkil şirketten anılan sözleşmelerin imzalanması karşılığında kaparo da tahsil edildiğini, araçların teslimi için belirtilen vadelerin geçmiş olmasına rağmen araçlardan 2 adedinin teslim edildiğini, kalan araçların ise teslim edilmemesi üzerine müvekkil şirket tarafından davalı şirkete gönderilen ... Noterliğinin 28.12.2022 tarihli ihtarnamesinde araçların teslim edilmesi gereği ihtar edilmiş ise de, davalı tarafın ... 10. Noterliğinin 04.01.2023 tarihli cevabı ihtarında, araçların özel üretim olduğu ve şu an için üretiminin bulunmadığı ifade edilerek araçların temin edilmeyeceği bildirildiğini, müvekkil şirketin diğer bayilerce satış listelerinin aylar öncesinden oluşturulması nedeniyle yeni araçlar temin edemediğini, bu nedenle eksik araç ile ticari faaliyetlerine devam ederek büyük bir maddi zarara uğradığını, araçların özel olmadığını halihazırda tamamen fabrikasyon ve seri olarak üretilen araçlar olduğunu, ayrıca sipariş sözleşmesine konu araçlardan 2 adedinin müvekkil şirkete teslim edilmiş olması araçların özel üretim olmadığını gösterdiğini, müvekkil şirket tarafından sipariş verilen araçların emsal piyasa değerinin tespiti ile taraflar arasında imzalanan sipariş formu arasındaki farkın davalı şirketten tazmini gerektiğini, ayrıca müvekkil şirketin araçların zamanında temin ve teslim edilmemesinden kaynaklanan kazanç kaybının da davalı şirketten tazmini gerektiğini ileri sürerek talep edilecek tazminatın belirsiz alacak davasına ilişkin hükümler dairesinde görülerek karara bağlanmasına, aksi kanaatte davanın kısmi dava olarak görülmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taraflar arasında imzalanan sipariş formu ile piyasanın emsal fiyatı arasındaki bedelin tazmini talebimize ilişkin alarak 500,00-Euro maddi tazminat ile kazanç kaybı tazminatına yönelik 500,00-Euro maddi tazminat olmak üzere 1.000 Euro tazminatın (fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığı olarak) dava tarihinden işleyecek ticari - avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, siparişe konu araçların özel üretim olduğunu, bu araçlardan 2 tanesinin davacı isteğinde olduğu şekli ile üretilmiş ve teslim edildiğini, kalan araçların ise özel üretim kapsamında olması ve aracın müvekkil bayiye üretici ... firmasından teslimi olunmadığından müvekkilin de davacı müşteriye teslimi mümkün olmadığını, davacıya teslim edilmeyen aracın; ülkemize tedariki kesinlikle olmamış olup ve haliyle başka birine satılması da söz konusu olmadığını, ancak davacının müvekkilden temin etmiş olduğu araçları sadece 15 - 20 gün gibi kısa süre içerisinde sattığını, davacının dürüst davranmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili 30.12.2024 tarihli dilekçesinde, taraflar arasında imzalanan sipariş formu ile piyasanın emsal fiyatı arasındaki bedelin tazmini talebimize ilişkin olarak belirsiz alacak davasına ilişkin hükümler dairesinde 500,00-Euro olarak talep edilen maddi tazminat alacağını 99.500,00-Euro artırılarak 100.000,00-Euro maddi tazminata hükmedilmesini istemiş; 04.12.2025 tarihli dilekçesinde ise, kazanç kaybı tazminatı olarak her ne kadar 500 Euro tazminat talebinde bulunulmuş ise de, kar kaybının TL cinsinden hesaplandığını belirterek 261.984,40 TL kar kaybına dayalı tazminata karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Davacı, davalı ile akdedilen satım anlaşması gereğince, davalının satımını ve teslimini taahhüt ettiği 6 adet araçtan 2 adedinin teslim etmesine karşın kalan 4 adet aracı teslim etmediğini, davalının bu hususta keşide edilen ihtarnameye cevabında, araçların özel üretim olduğunu ve üretici-ithalatçı firmanın üretim yapmamasından dolayı araç tesliminin mümkün olmadığını iddia ettiğini, davalı borçlunun kesin vadede teslimi ifa etmediğinden temerrüde düştüğünü,sözleşmeden dönüldüğünü belirterek teslim edilmeyen araçların emsal piyasa değerinin tespiti ile taraflar arasındaki sözleşme bedeli arasındaki farkın ve söz konusu araçlardan dolayı uğranılan kazanç kaybının davalından tahsilini istemiş, davalı ise, araçların özel üretim olduğunu, üretici firma üretim yapmadığından davacıya teslim edilmeyen aracın tedarikinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, davacının talebini artırdığı kısma yönelik olarak zamanaşımı definde bulunmuştur. Somut olayda; davacı şirketin taşımacılık alanında faaliyet gösterdiği ve envanterinde çekici, kamyon niteliğinde araç filosuna sahip olduğu, davalının ise ... Kamyon ve Otobüs AŞ’nin bayisi olduğu, taraflar arasındaki iki adet sipariş sözleşmesinde davalının davacıya 6 adet çekiciyi davacıya satıp teslim etme taahhüdünde bulunduğu, sözleşmeye konu araçlardan 2 adedinin davacıya teslim edildiği ve fakat kalan 4 adedinin teslim edilmediği, davalı satıcının sözleşmede belirlenen vadede kalan araçların tesliminin yerine getiremediği, temerrüde düştüğü ihtilafsız olup, uyuşmazlık dava konusu sözleşmeye konu araçların özel üretim olup olmadığı ve sözleşmenin ifa zamanında pandemiden dolayı ortaya çıkan tedarik sorunu nedeniyle araçların üretiminin yapılıp yapılmadığı, dolayısıyla davacıya sipariş edilen sözleşmeye konu çekicilerin ifasının mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Dosyaya sunulan 29.11.2021 tarihli sözleşme/ sipariş formunda belirtilen aracın; 2022 model ... marka ... 18.470 ... olup özellik olarak 910 lt + 470 lt çift depo, toplam 3 adet, birim fiyatı 108.000,00 Euro ve teslim tarihi Nisan 2022 olduğu görülmüştür.Yine aynı (29.11.2021) tarihli sözleşme/ sipariş formunda ise, belirtilen aracın 2022 model ... marka ... 18.470 .... olup, özellik olarak 910 lt + 470 lt çift depo, toplam 3 adet, birim fiyatı 108.000,00 Euro ve teslim tarihi Eylül 2022 olduğu görülmüştür.Davalı tarafça, kamyon satış ve teslimat koşullarına ilişkin ayrı bir sözleşmenin sunulduğu, bu sözleşmede davacının teslim edilmeyen araçlardan dolayı tazminat hakkının bulunmadığı hüküm altına alındığı ve bu sözleşmenin yukarıdaki esas sözleşmenin eki olduğu iddia edilmiş ise de, anılan sözleşmenin davacı tarafça imzalanmadığı gibi esas sözleşmede bu sözleşmeye herhangi bir atıf da yer almadığından bu sözleşme hükümlerine itibar edilmemiştir. Öte yandan; davalı tarafça, davacının sözleşme kapsamında teslim edilen 2 adet aracı hemen akabinde 3. kişilere satışını yaptığı, bu nedenle talebinde haksız olduğu ileri sürülmüşse de, davalı satıcı kendi borcunun ifasında temerrüde düşmüş olup, davacının mülkiyet hakkına dayalı tasarrufta bulunmuş olması davalı borçlunun temerrüdüne etkisi bulunmadığından davalının bu savunması da yerinde değildir. Dava dışı distribütör ... Kamyon ve Otobüs AŞ tarafından davalı bayisine 348 adet araç faturası düzenlendiği, bu araçlardan 148 adedi dava konu çekici sınıfında araç (...) olduğu, 148 adet aracın dava konusu edilen ve davacı tarafça sipariş edilmiş olan ... alt tipinde satış sayısı ise 67 adet olduğu, bu araçlar içerisinde davacının dava konusu ettiği ve sipariş formunda yer alan ... depo hacimli araç özelliğinde sadece 2 adet aracın davalı bayiye teslim edilebildiği, dava dışı ... Kamyon ve Otobüs A.Ş. tarafından 2022 yılı içerisinden fatura edilmiş araçların uygunluk belgeleri incelenmesinde 2 adet aracın “910 lt + 470 lt Çift Depolu” özelliği sahip olduğu ve söz konusu 2 adet aracın davalı tarafından davacıya satılıp teslim edildiği dosyada alınan bilirkişi raporu belirlenmiştir.Dava konusu araçların çekici sınıfında ... alt tipinde olup, araçların depo hacminin “910 lt + 470 lt Çift Depolu” olarak gösterilmiş olması özel üretim sınıfında olduğuna yeterli olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede/sipariş formunda araçların özel üretim olduğuna yönelik herhangi bir kayda rastlanılmadığı gibi kesin vadede edimini ifa etmeyen davalı satıcının öncesinde edimin imkansızlığını gecikmeksizin davacıya bildirmediği, “910 lt + 470 lt” depolu siparişe konu araçlar yerine depo hacmi “580 lt+580 lt” olan araçları teslimini teklif etmediği göz önüne alındığında somut olayda objektif ifa imkansızlığından söz edilemeyeceğinden davalı satıcı davacı alıcının sözleşmeden dönme nedeniyle uğradığı zarardan sorumludur.Sözleşmeden dönülmesi halinde istenebilecek zarar menfi zarardır. Sözleşmenin geçerliliğine, ifa edileceğine inanılarak başka bir sözleşme yapma fırsatının kaçırılması nedeniyle uğranılan zarar da menfi zarar kapsamında kalır. Sözleşme hiç kurulmamış olması hâlindeki durum ile satıcının temerrüdü nedeniyle ticari satım sözleşmesinden dönme sonrası durum arasındaki farktan oluşan menfi tazminattır. Menfi tazminat ile belirtilen, genel anlamı itibarıyla kullanılan sözleşmenin kurulmamış ya da geçersizliğinden doğan zarar olmayıp, satıcının mütemerrit olması nedeniyle ortaya çıkan zararı karşılamaktadır. Menfi zarar dahiline, alıcının dönmüş olduğu satım sözleşmesi için yaptığı masraflar; sözleşmeden kaynaklanan borçların ifası için yapılan masraflar; sözleşmenin yürürlükte olması nedeniyle başkaları ile sözleşme yapma olanağının yitirilmesi nedeniyle ortaya çıkan zarar girer. Bu bağlamda, mütemerrit olan satıcıya karşı alıcının, satım sözleşmesinin konusunda bulanan devredilecek olanı başka bir yerden sağlayabilmesi ve bu yolda dürüstlük kuralına uygun şekilde başkasıyla yaptığı sözleşmeye ilişkin semen ile ifa edilmeyen sözleşmenin semeni arasındaki farkı talep edebilmesi mümkün olmaktadır (TBK m.213).Somut olayda; davacı alıcının sözleşmeden döndüğü ve sözleşmeye konu araçların yerine dava dışı üçüncü bir firmadan araç ikame etmediği anlaşılmakla; dava konusu sözleşmede gösterilen model ve nitelikteki araçların ya da muadili araçların sözleşme tarihindeki piyasa rayiç değeri ile sözleşmede belirtilen teslim tarihlerindeki piyasa rayiç değerlerinin tespit edilmesi bakımından konusunda uzman makine mühendisi bilirkişisinden rapor alınmış dosyaya sunulan kök ve ek raporlarda özetle; dava konusu araçların 29.11.2021 sözleşme tarihindeki her bir aracın rayiç değer ortalaması 1.680.000,00 TL olduğu, dava konusu araçların Nisan 2022 teslim tarihindeki her bir aracın rayiç değer bedelinin ortalamasının 2.200.000,00 TL; Eylül 2022 teslim tarihindeki her bir aracın rayiç değer bedelinin ortalamasının ise 2.400.000,00 TL olduğu belirlenmiştir.Bu durumda, davacıya teslim edilmeyen araçlardan 1 adedi Nisan 2022 kalan 3 adedi ise Eylül 2022 dönemine ait olduğu, her bir aracın 29.11.2021 sözleşme tarihindeki rayiç değeri 1.680.000 TL olup, 29.11.2022 tarihinde Euro karşılığı (1 Euro=14.31 TL) 117.400 Euro birim araç fiyatı belirlenmiş; sözleşmede Nisan 2022 teslim tarihinde aracın piyasa rayiç değeri 2.200.000 TL olup, 30.04.2022 Euro karşılığı (1 Euro=15.66 TL) 140.485 Euro olmasına göre; 117.400-140.485 =23.085 Euro olarak hesaplanmıştır.Dava konusu araçlardan 3 adedi Eylül 2022 dönemine ait olduğu, Eylül 2022 teslim tarihinde aracın piyasa rayiç değeri 2.400.000 TL olup, 30.04.2022 Euro karşılığı (1 Euro=18.1995 TL) 131.871 Euro olmasına göre; 117.400-131.871 =14.471 Euro x 3 adet = 43.413 Euro olarak hesaplanmıştır.Yukarıda yapılan açıklamalar ve hesaplamlar doğrultusunda davacının davalıdan Nisan 2022 döneminde teslim edilmeyen 1 adet araçtan dolayı 23.085 Euro, Eylül 2022 döneminde teslim edilmeyen 3 adet araçtan dolayı 43.413 Euro olmak üzere toplam 66.498 Euro yönünden davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.Davacının müspet zarar talebi yönünden ise;Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi, sözleşmelerde; borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır: Bunlar; her zaman için ifa ve gecikme tazminatı isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zararını isteyebilmedir.Sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet zarar olacağı gibi, menfi zarar da olabilir. Müspet zarar: Borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki fark müspet zarardır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Borcun yerine getirilmesinin kusurla olanaksız hale gelmesinde, temerrüde düşen borçludan, gecikmiş ifa ile birlikte gecikme dolayısıyla tazminat istenmesinde, yahut borçlunun temerrüdü halinde ifadan vazgeçilip, ifa yerine tazminat istenmesinde ve sözleşmenin olumlu biçimde ihlalinde, müspet zararın giderimi söz konusu olur (Prof. Dr. H. Tandoğan Türk Mesuliyet Hukuku 1961 s. 426 vd.).Bununla birlikte müspet zarar, akdin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarardır. Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Menfi zarar, borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hükümsüzlüğü dolayısıyla ortaya çıkar. Sözleşme feshedilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zararın istenmesi mümkün değildir. TBK 125/3 maddesi uyarınca sözleşmeden dönüldükten sonra ancak menfi zarara ilişkin taleplerin hüküm altına alınması mümkün olup, sözleşmeden dönüldükten sonra tekrar sözleşmeye dayanılarak borcun ifa edilmemesinden doğan zararın (mahrum kalınan kar kaybı) tazmini talep edilemez. Bununla birlikte sözleşmede taraflarca aksinin kararlaştırılması da mümkündür.Somut olaya döndüğümüzde, davacı tarafça araçların zamanında temin ve teslim edilmemesinden kaynaklanan kazanç kaybı istenmiş ise de, söz konusu zararın müspet zarar kapsamında kaldığından talebin reddine karar vermek gerekmiştir.Sözleşmeden dönme nedeniyle uğranılan zarar bilinebilir ve hesap edilebilir olduğundan davanın kısmi dava olarak açıldığının kabulü gerekmiş; TBK m.146 uyarınca 10 yılllık zamanaşımı göz önüne alınarak davalının ıslahla artırılan kısma yönelik zamanaşımı defi’nin reddi gerekmiştir. HÜKÜM ; Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 66.498 Euro tazminatın (500 Euro kısmına 06.09.2023 dava tarihinden; kalan 65.998 Euro kısmına 30.12.2024 tarihinden itibaren 3095 Sayılı kanunun 4.a maddesi uyarınca Devlet bankalarınca 1 yıl vadeli Euro mevduata uygulanan en yüksek oranda faiz işletilerek devamına, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, 2-Harçlar yasası gereğince alınması gereken 148.583,26.-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 491,32.-TL harç ile 62.100,00.-TL tamamlama harcı ve yine 4.250,00.-TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 81.741,94.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAT KAYDINA, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 322.518,46.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT m.13/3 uyarınca, 150.577,88.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan 67.149,57.-TL harç, 6.300,00.-TL bilirkişi ücreti ve 2.534,05.-TL tebligat ve posta giderinden oluşan toplam 75.983,62.-TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre (69,29 kabul %30,71 ret) 52.469,05.-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 6-6325 Sayılı Kanun 18/A-13 maddesi uyarınca 3.120,00.-TL zorunlu arabuluculuk hizmeti giderinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 7-Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ... açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/12/2025
Başkan e-imza Üye e-imza Üye e-imza Katip e-imza