İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/957 E. 2024/212 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/957
Karar No
2024/212
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/957 KARAR NO : 2024/212 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/10/2023 KARAR TARİHİ : 23/02/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 21/03/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu aleyhine Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün ...... Esas sayılı dosyasından yürüttükleri icra takibi çerçevesinde düzenlenen ödeme emrine borçlu tarafından itiraz edildiğini, borçlunun vaki itirazı sebebiyle söz konusu icra takibinde durma kararı verildiğini, davacı ile davalı arasında 31/03/2023 tarihli 10.738,73 TL tutarlı, 31/03/2023 tarihli 6378,11 TL tutarlı 19/04/2022 tarihli 2071,54 TL tutarlı ve 19/04/2022 tarihli 5369,36 TL tutarlı toplam değeri 24.557,74 TL tutarlı (Vergiler hariç) olan e-arşiv faturalar keşide edildiğini, davalı borçlu şirket tarafça davacıya ödeme yapılmadığını, davacının, davalı borçluya ödeme yapması hususunda şifahen defaatle talepte bulunduğunu ancak davalıırı yapılan bu talepleri karşılıksız bıraktığını, ödeme hususunda herhangi bir olumlu dönütte bulunmamış arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını belirterek fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak koşuluyla; Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı icra dosyası ile başlatılan takibe davalının yapmış olduğu haksız ve hukuka aykırı itirazın iptaliyle takibin devamına, davalı borçlunun işbu haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle, davalının personel taşımacılığı işi iştigal etmekte olup davacının da aynı işi yaptığını, taraflar arasında tedarikçi ilişkisi bulunduğunu, bu uğurda sözleşme akdedildiğini, zira servis taşımacılığı işi yapan davalının söz konusu işi kendi özmalı araçlarla gerçekleştirdiği gibi aynı zamanda tedarikçilerden hizmet de aldığını, bu uğurda davacı ile davalı arasında tedarikçi sözleşmesi imzalandığını, tedarikçi sözleşmesi uyarınca davacının üstlendiği işi bırakma hakkı bulunmadığını, gerek sözleşmeli taşımacılık tip sözleşmesi gerekse de tedarikçi sözleşmesi uyarınca davacının üstlendiği işi davalıya en az 30 gün içinde yazılı olarak haber vermeksizin bırakmaması gerektiğini ancak somut olayda davacının bu sözleşmesel yükümlülüğüne aykırı davrandığını belirterek davanın reddine, davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkemenin görevine dair kurallar kamu düzenine ilişkin olup 6100 HMK'nın m. 1 hükmü uyarınca mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir; m. 114(1)-c hükmüne göre de mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır. Aynı Kanun'un m. 115 hükmüne göre ise, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki nitelemenin yapılması ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmesi gerekir. 6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir: (i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır. (ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür. (iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez. Somut olayda; davacı tarafça davalıya personel taşıma hizmeti verilmesine dayalı alacak nedeniyle başlattığı takibe davalının itirazının iptali talep edilmiş olup davanın konusu itibariyle mutlak ticari dava olmadığı, vergi dairesi ve ticaret sicil kayıtlarına göre davacının tacir olmadığı, bu durumda nispi ticari davanın da söz konusu olamayacağı, dolayısıyla davaya bakma görevinin genel görevli asliye hukuk mahkemelerine ait olduğu, mahkememizin görevsiz olduğu anlaşıldığından görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. G.D:Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklanmak üzere: 1-HMK'nın 114 ve 115 maddeleri gereğince görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2-Mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık kesin süre içinde talep halinde dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, -Belirtilen iki haftalık süre içinde talepte bulunulmaması veya süresinden sonra talepte bulunulması halinde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar (ek karar) verilmesine 3-Harç, yargılama giderleri ve diğer hususların HMK.nun 331/2 maddesi gereğince Yetkili ve Görevli Mahkemece değerlendirilmesine, 4-Artan gider avansının görevli mahkemeye gönderilmesine Dair, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar usulen anlatıldı. 23/02/2024 Katip ....... ¸e-imzalıdır Hakim ...... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/957, K. 2024/212, T. 23.02.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-6-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-957-e-2024-212-k-6416731e7c40