İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/698 E. 2024/1072 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/698
- Karar No
- 2024/1072
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/698 KARAR NO : 2024/1072 DAVA : İtirazın İptali (Fatura Alacağından Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/07/2024 KARAR TARİHİ : 07/11/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/11/2024 Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalılar arasındaki ticari alım satımdan kaynaklı 07/02/2024 tarihli E faturanın tahsiline ilişkin Bakırköy .... İcra Dairesi ... Esas sayı ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla takibin takip tarihinden itibaren TTK 1530 gereğince faiziyle birlikte devamına ve borçlu hakkında %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine tüm bu nedenlerle; Davamızın kabulüne, davalı-borçlular tarafından yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, Asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra-inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Dava dosyasında, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu ve müvekkillerinin davacıya borcu olduğundan bahisle dava ikame edildiğini, müvekkillerinin, davacı şirkete ne davaya konu faturadan ne de başkaca bir ticari ilişkiden dolayı borcu bulunmamakta olduğunu, bu nedenle mesnetsiz davanın reddinin gerekmekte olduğunu, öncelikle kabul anlamına gelmemekle birlikte zamanaşımı itirazında bulunduklarını, huzurdaki davada Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli değildir. Dosyadaki müzekkere cevaplarından da anlaşıldığı üzere müvekkiller basit usul vergi mükellefi olduğunu, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu kabul anlamına gelmemek üzere davaya konu iş - ilişki ticari bir ilişki olmayıp Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığını, huzurdaki dava yönünde Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, tüm bu nedenlerle hukuki dayanaktan yoksun, mesnetsiz davanın reddine, müvekkiller lehine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine talep etmiştir. Mahkememizce Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyası incelenmiş, incelenmesinde alacaklısının ... BAHARAT GIDA TİCARET LTD. ŞTİ. Borçlularının ..., ... olduğu, 581.000,00-TL üzerinden icra dairesinde ilamsız icra takibi açıldığı, davacının davasını açmasında hukuki yararının olduğu, ödeme emrinin borçluya usulüne uygun tebliğ edildiği ve borçlunun süresinde itiraz etmesi sonucu takibin durduğu anlaşılmıştır. Dava, İİK'nun 67. Maddesi gereğince itirazın iptali talebine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu fatura nedeniyle davacının davalılardan alacaklı olup olmadığı, varsa ne kadar olduğu, itirazın iptalinin haklı olup olmadığı konularında olduğu anlaşılmıştır. Bozüyük Vergi Dairesinin cevabi yazısına göre de davalı ...'ın basit usul vergi mükellefi olduğu, Selçuk Vergi Dairesi'nin cevabi yazasına göre davalı ...'ın işletme hesabına göre defter tuttuğu anlaşılmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... esas, .... karar sayılı ilamında; "Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Somut olayda, her ne kadar davacı tarafça cari hesap ve fatura alacağına dayalı olarak ilamsız takip başlatılmış olup, Başkent Vergi Dairesi Müdürlüğünün 27/11/2020 tarihli cevabi yazısından, davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu bildirilmiş olup, mahkemelerce usulüne uygun şekilde oda ve sicil kaydı ilişkin yeterli araştırmanının yapılmadığı, vergi müdürlüğünce müzekkere ekinde gönderilen vergi beyannamelerine göre davalıların birinci sınıf tüccar olmasını gerektirecek tutarda alım ve satımının bulunmadığı tespit edilmiş olup, bu haliyle davalıların tacir olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı ve esnaf olarak kabulü gerektiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın da mutlak ticari dava niteliğinde bulunmadığı anlaşılmakla, takibinin cari hesap ekstresine dayalı ilamsız takip olmasına göre uyuşmazlığın, asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." denmektedir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; mevcut olayımızda mutlak ticari dava sayılan hallerin olmadığı, , Vergi Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabına istinaden davaların yıllık gelir beyannamesine göre faaliyetinin esnaflık sınırını aşmadığı, davacının davasına konu alacağının tarafların ticari işletmesi ile ilgili olmadığı ve uyuşmazlığın da TTK'nın 4/2. maddesinin “a-f” bentlerindeki hususlara ilişkin olmadığı anlaşılmış olup, 6102 sayılı TTK’nın 6335 sayılı Kanunla değişik 5/3. maddesinde ise asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlemesine istinaden görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2- Görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına, 3-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı d gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/11/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır