İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/843 E. 2024/137 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/843
- Karar No
- 2024/137
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/843 KARAR NO : 2024/137 DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/09/2023 KARAR TARİHİ : 01/02/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/02/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin 05/09/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ile Davalı ..... arasında 19.12.2019 tarihinde Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile Müvekkilinin 150.000USD bedel ödemesi karşılığında, Davalı ... İstanbul İli .... İlçesi, .... Köyü, Ada/Parsel: - ...., Blok B 3. Kat 185-186-187 Numaralı 3 Adet Konutun mülkiyetini devretme borcu altına girdiğini, müvekkili taşınmazları satın aldığı sırada yabancı olup yatırım yolu ile Türk vatandaşlığını kazanmak için 3 adet konutu satın aldığını ve bu sebeple taşınmazların resmi satışı yapılarak müvekkilinin yatırım yolu ile Türk vatandaşlığını davaya konu taşınmazlar üzerinden kazandığını, müvekkilinin, sözleşme gereği bütün yükümlülüklerini ve 150.000USD bedeli ifa etmesine rağmen sözleşmeye konu 3 adet konut, anılan sözleşme ile kararlaştırılmış olan Aralık 2020 fiili teslim tarihinde müvekkiline teslim edilmediğini, davanın açıldığı tarih itibariyle de herhangi bir teslim söz konusu olmadığı gibi satışa konu taşınmazlar teslime hazır halde de olmadığını, ancak davalı, teslime hazır hale getirmediği bağımsız bölümleri, sanki teslim edebilecekmiş gibi, 31.08.2022 tarihinde bağımsız bölümlerin teslimine başlayacağını 24.12.2022 tarihinde bildirdiğini, müvekkilinin de yurtdışından İstanbula geldiğini, fakat taşınmazlar teslime hazır olmadığı için, davalı tarafından teslim gerçekleştirilemediğini, yurtdışından Türkiye'ye gelebilmek için bir çok masraf yapmak zorunda kalan müvekkilinin mağduriyeti davalının bu oyunu ile daha da arttığını, taraflarınca, Davalıya Beyoğlu .... Noterliğinin 05.06.2023 Tar. ... Yevmiye numaralı İhtarnamesi ile Dava Konusu 3 konutun teslim edilememesi sebebiyle Müvekkilinin uğradığı zararların ödenmesi talep edildiğini, davalı, tarafça müvekkilinin uğradığı zararlar karşılanmadığını, davalı noter kanalıyla ihtar edildiğini ve temerrüde düşürüldüğünü, sözleşmede kararlaştırılan teslim tarihi Aralık 2020 olup halihazırda teslim halen gerçekleşmediğini, müvekkilinin geçen bu zamanda kira kaybına uğramış olduğunu, rayiç kira bedelinin bilirkişi marifetiyle hesaplanarak davalıdan tahsiline karar verilmesini, dava konusu 3 Dairenin Fiili Teslim Tarihinde teslim edilmemesi nedeniyle davacının mahrum kaldığı Rayiç Kira Bedelinin Ticari Avans Faiziyle Kusurlu davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmitşir. Davalı vekilinin 10/10/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Mahkememizde açılan dava kapsamında görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davanın öncelikle görev ve yetkisizlik sebebiyle usulden reddini, davaya karşı zamanaşımı itirazında bulunduklarını, yasal mevzuat uyarınca zamanaşımına uğrayan alacak iddiasının reddini talep ettikleri, dava hukuki dayanaktan yoksun olup reddedilmesi gerektiğini, taraflar arasında 19.12.2019 tarihinde Gayrımankul Menkul Satış Vaadi Sözleşmesi imzalanmış ve ilgili sözleşme uyarınca davacı tarafla 150.000,00 USD bedel karşılığında İstanbul İli, ... Köyü, ... parsel, B Blok 3. Kat 185-186-187 numaralı 3 adet konutun devredileceği hususunda mutabık kaldıkları, taraflar arası imzalanan sözleşmenin teslime yönelik açık hükümlerinden de anlaşılacağı üzere Gayrımankul Menkul Satış Vaadi Sözleşmesi V-2 (a) maddesinde açıkça "taşınmazın fiili teslim tarihine 180 günlük olası cezasız gecikme dönemi ayrıca ilave olunmak üzere, taşınmaz fiilen teslim için hazır hale gelmesinden 1 ay önce ... durumu alıcıya yazılı olarak bildirecektir." denilmektedir. Yine ilgili sözleşmenin V-2 (e) maddesinde ....'ın sözleşme konusu taşınmazı mücbir sebepler ile yasal ve idari engeller hariç olmak üzere (180 günlük olası gecikme süresi hariç) teslim edememesi durumunda alıcılar ...'A 6 aylık cezai hükümsüz ek bir süre verecektir. şeklinde düzenleme mevcut olduğunu, sözleşmedeki bu iki maddeden de anlaşılacağı üzere teslim süresine V-2 (a) maddesinde öngörülen 180 gün ve V-2(e) maddesinde öngörülen ve herhangi bir şarta bağlı olmayan 6 aylık süre yasal olarak ekleneceğini, ilgili sözleşmenin III-4 (b) maddesi uyarınca mücbir sebepler tanımlanmıştır. Genel ve kısmı seferberlik... Bulaşıcı hastalık, sel, deprem gibi doğal afetler...akaryakıt petrol ürünleri ve türevleri, doğal gaz elektrik enerjisi yokluğu... ağır ekonomik kriz, kamu kurum ve kuruluşlardan gelebilecek her türlü mühürleme....sözleşme sürelerine ilave edilir. Buna göre sözleşmenin imza altına alındığı tarih olan 19.12.2019 ve sonraki dönemler tüm dünyada etkili olan Covid-19 salgının yaşandığı ve acil durumlar haricinde çalışma hayatının tamamen durduğu bir dönem olduğunu, müvekkilinin firma inşaat sektöründe çalışma yürüttüğünü, konu sözleşmede belirtilen işin tamamlanması için gerekli çalışma dönemi müvekkilinin ön göremeyeceği şekilde ülkemizde de uygulanan ve 2 yıl civarı süren COVİD-19 salgını tedbirlerine denk geldiğini, müvekkilinin inşa işlerini sürdürebilmesi mümkün olmadığını, sözleşmenin V-2(e) maddesi uyarınca 180 gün + V-2(a) (c) maddesinde hiçbir şarta bağlı olmayan 6 aylık süre gerekse de yukarıda anılan mücbir sebepler sözleşme süresine, hakkaniyet ve sözleşmeye uygunluk kapsamında eklendiğini, bu yönüyle müvekkilinin teslimat hususunda herhangi bir temerrütü söz konusu olmadığını davacının iddiaları ve talepleri hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin, tüm olumsuz şartlara rağmen sözleşme konusu taşınmazları olabilecek en kısa sürede teslime hazır hale getirdiğini ve bu hususta davalı tarafa taşınmazların teslimi konusunda davet mektubu gönderildiğini, .... kargo ile gönderilen davet mektubu davalı tarafından 27.12.2022 tarihinde tebliğ alındığını, iş bu davet mektubunda taşınmazların tamamlanmış olduğu ve 31.08.2022 tarihi itibari ile taşınmazların fiili teslimine başlanacağı, en geç 15 gün içinde davacının bizzat ve ya vekili aracılığı ile müvekkili ile irtibata geçmesi ve fiilen teslim için gerekli işlemleri tamamlaması davacı tarafa bildirildiğini, ancak davacı tarafın davalı tarafından usulüne uygun biçimde yapılan davete icabet etmediğini ve taşınmazları teslim alma yönünde hiçbir girişimde bulunmadığını davacı tarafın iddiaları bu yönüyle de haksız ve mesnetsiz olduğunu, taraflar arası imzalanan sözleşmenin VB-2 (F) maddesinde zaten gecikmeye ilişkin cezai şartlar belirtildiğini, davacı taraf sözleşmede kararlaştırılmamış bir hususta tamamen fahiş hesaplamalarla tazminat alabilme çabası içerisinde olduğunu, usul ve yasaya uygun olmayan, haksız ve kötü niyetle açılan davanın usul ve esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, taraflar arasında imzalanan Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi uyarınca davaya konu 3 adet taşınmazın tamamlanmaması iddiasına karşılık davacının mahrum kaldığı Rayiç Kira bedelini davalıdan talep edip edemeyeceği konularında olduğu anlaşılmıştır. Gaziosmanpaşa Vergi Müdürlüğü'nün cevabi yazısına göre davacının herhangi bir ticari faaliyet kaydına rastlanmadığının bildirildiği , İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün cevabi yazısına göre de kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi"nin 2019/2552 esas, 2019/4093 karar sayılı ilamındaki" 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." denmektedir. TTK’nın 16/2. maddesi uyarınca devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılamayacağından davalı üniversitenin tacir olarak kabulü de mümkün bulunmamaktadır. (aynı yönde Yargıtay HGK 2014/15-1026 Esas, 2015/1765 Karar) İş bu gerekçeden yola çıkılarak mevcut olayımızda mutlak ticari dava sayılan hallerin olmadığı,, somut olayda davacı tacir olmadığından ve işbu dava maddede belirtilen diğer işlerden olmadığından, bu nedenle taraflar arasındaki dava da ticaret mahkemesinde görülmesi gereken davalardan olmadığından, bir hukuki işlemin TTK kapsamında kaldığının sayılabilmesi için bu kanunda sayılan hususlar ile ticari işletmeyi ilgilendirmesi gerektiği, davacının tacir sayılmadığı, davacının davasına konu alacağının tarafların ticari işletmesi ile ilgili olmadığı ve uyuşmazlığın da TTK'nın 4/2. maddesinin “a-f” bentlerindeki hususlara ilişkin olmadığı anlaşılmış olup, 6102 sayılı TTK’nın 6335 sayılı Kanunla değişik 5/3. maddesinde ise asliye ticaret mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlemesine istinaden görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2-Görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına, 3-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne ve davalı vekilinin yüzüne karşı; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/02/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim .... ¸e-imzalıdır *Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.