İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/296 E. 2025/113 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/296
Karar No
2025/113
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/296 Esas KARAR NO : 2025/113 DAVA : Tespit DAVA TARİHİ : 28/03/2023 KARAR TARİHİ : 30/01/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/02/2025 Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin 14.02.2023 tarihinde yapılan 2021 yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantısının kanuna aykırı şekilde gerçekleştirildiğini, taleplerinin hukuka aykırı şekilde kabul görmediğini ve yapıları genel kurul toptantısı sonucu müvekkillerinin, davalı ....'ın hile neticesinde bedelsiz elde ettiği imtiyazlı oy hakları ile yönetim kurulu üyeliğinden azledildiğini, müvekkillerinin davalı şirketin yönetim kurulu üyeliklerinden azledilmesine uzanan sürecin .... tarafından kurgulanmış bir sürecin sonucu olarak ortaya çıktığını, davalı ... Mağazacılık A.Ş.'nin kurulduğu tarihten bu yana .... ailesi tarafından yönetilern şirket ortaklarının tamamının kardeşlerden oluşan bir şirket olduğunu, Ailenin geleneksel bir yapıya sahip olduğunu, davalı ...'ın en büyük kardeş ve şirket yönetiminin kendisine duyulan güvenle ve en büyük kardeş olması sebebiyle tevdi ve emanet edildiğini, ...ın şirket faaliyetlerine devam etmekteyken; şirketin eski ortakları olan kardeşler ite hali hazırda şirketin ortağı olan müvekkil kardeşler ve anne, babası da dâhil olmak üzere yaptığı aile toplantısında şirketi halka arz etmeye karar verdiğini, buna ilişkin avukatlarla, yetkili mali müşavir, denetçi ve danışmanlarla görüştüğünü ifade etmtiğini, buna göre şirket hisselerinin %90'nın halka arz edileceğini, halka arz sonrası da şirket yönetiminin aile de kalabilmesi için kendi hisse grubuna her oyu 15 oy olacak şekilde imtiyaz tanınması gerektiğini, şirket merkezinin bunun için İstanbul'a taşınması gerektiğini ifade ettiğini, bu sürece hazırlık teşkil edecek hazırlık faaliyetlerine başlandığını, davalı şirketin halka arz sürecinin en başında diğer davalı .... müvekkillerine ve diğer yönetim kurulu üyelerine; şirketin halka arz sürecine başlamasından önce şirket merkez adresinin İstanbul iline taşınması gerektiğini, İstanbul menşeli bir şirket olarak gözükmenin halka arz sürecinde daha etkili olacağı şeklindeki görüşlerini açıkladığını ve 2017 yılında yapılan şirket genel kunulu ile şirket merkezinin adresinin kağıt üzerinde İstanbul'a taşındığını, davalı şirketin İstanbul adresi sanal ofis niteliğinde olup bu adreste yahızca tebligat kabulü yapıldığını, şirketin tüm faaliyetlerinin en başında olduğu gibi Konya ilinde devam etmiş olup bu durumun günümüzde de geçerliliğini sürdürmeye devam ettiğini, Şirketin .... markası ile faaliyetini Konya 'da 10, Gaziantep'te 3 ve Kahramanmaraş'ta 3 olmak üzere 16 mağaza ile sürdürmekte olduğunu ve İstanbul'da bu şekilde bir ticareti bulunmadığını, O dönem şirketin yönetim kurulu üyeliği görevini sürdüren ve müvekkilleri ile davalı ... ile öz kardeş olanı ... ve ..., halka araz süreci için yapılması planlanan esas sözleşme değişikliği ile davalı ...'a imtiyazlı pay hakkı verilmesini kabul etmek istemediğini, bununla beraber ... ve ... bir aile şirketi olarak kurulan ve varlığını sürdüren şirkette, öz kardeşler arasında bir anlaşmazlık yaşanmaması için davalı şirket bünyesinde yürüttükleri yönetim kurulu üyeliği görevlerini müvekkilleri ... ve ....'a devrettiklerini, davalı şirket ve yönetim kurulu başkanı tarafından şirketin yönetim kurulu üyeleri hiçe sayılarak; şirketin halka arz edilmesi bir yana, şirketi kişiseteştirerek müvekkillerini şirkete almama konusunda personele talimat veriterek yönetimden kaynaklı yetkileri kullanmasını engellenerek, şirketin kullanacağı kredi hakkında bilgi dahi vermeyerek salt yönetim kurulu başkanının kararları sorgulanmaya imkan vermeksizin kredi kullanımı hususunda da ise müvekkillerinden adeta emir ve talimatla imza atılması ihtar edildiğini, Davalı ... yönetim kurulu üyesi olan müvekkillerine herhangi bir bilgi vermeden ve yönetim kurulu kararına ihtiyaç görmeden şirkete ait taşınmazı yaklaşık 8.000.000,00-TL'ye münferit temsil yetkisi kapsamında 25.08.2022 tarihinde sattığını, şirketi tekeline alıp müvekkillerinin yönetim kurulu üyesi sıfatını tanımayan, Şirkete giriş çıkışmı engelleyerek yönetim kurulu toplantısı yapmayan davalı şirket yönetim kurulu başkanı davalı ... iken; şirketin yönetim organı mevcut olduğu hakde, hukuken yönetim kurulunun toplanmasına bir engel yokken; bunu fiili olarak engelleyen ve organ olmadığı iddiası ile kötü niyetle Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında genel kurul yapılması talepli davayı açan da yine Yönetim Kurulu Başkanı'nın ... olduğunu, belirterek Her hâlükârda davalı ...'ın hileti hareketleri neticesinde davalı şirket bünyesinde elde ettiği imbiyazlı pay haklarını üçüncü bir kişiye devretmesini engellemek ve/veya sahip olduğu imtiyazlı paylar ile müvekkillerinin ortaklık payları aleyhine geri dönülemez iş ve işlemler yapılmasının önüne geçilmesi amacıyla ivedilikle ve öncelikle şirket esas sözleşmesinin “Sermaye” başlıklı 6. (attıncı) maddesinde ...'ın sahip olduğu (A) grubu hisselere tanımlanan imtiyazların kullanılmasının yargılama sonuna kadar durdurulması için HMK madde 391 uyarınca ihiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulüne ve müvekkillerinin sözleşme yapma iradelerinin davalılardan ...'ca hile fesadına uğratılması neticesinde akdedildiğinin tespiti ile şirket esas sözleşmesinin “Sermaye” başlıklı 6. (altıncı) maddesinde ...'ın sahip olduğu (A) grubu hisselere tanımlanan imtiyazların iptaline karar verilmesini, tüm yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılar üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili tarafından mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacıların irade sakatlığı nedeniyle esas sözleşmenin 6. Maddesinde (A) grubu hisselere tanımlanan imtiyazın iptalini talep ettiğini, davayı kabul manasına gelmemekle birlikte, davacıların TBK gereği bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadıklarını bildirmediklerinden taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkillinin imtiyazlı payları edindiği ve davacıların bu hususa onay verdiği tarihin 12.06.2014 olduğunu, davacıların bu süreç boyunca hiçbir itirazda bulunmamış olduğunu, bu tarihten sonra gerçekleştirilen genel kurullarda da bu konuyla ilgili bir talepte bulunmadıklarını ve taleplerin zamanaşımına uğradığını, müvekkillin sahip olduğu imtiyazlı oy hakkının usul ve yasaya uygun olarak kazanıldığı gibi 14.02.2023 tarihinde yapılan 2021 yılına ait olağan genel kurul toplantısı da hukuka uygun olarak gerçekleştirildiğini, Davacıların, yönetim kurulu üyeliğinden azledilmelerinin sorumluluğunu ...'a yükleme çabalarının kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının iddialarının aksine .... Anonim Şirket'in kurucusu ve tek gerçek sahibinin ... olup, davacıların yasa gereği şirkete sonradan ortak edildiğini, Davacılar tarafından öne sürülen şirketin halka arzı hususu ile ilgili iddiaların gerçek dışı olduğunu, Müvekkili ...'ın, Şirketin tek ve gerçek sahibi, aynı zamanda kurucusu olduğundan kendisine imtiyazlı hisseler verildiğini, müvekkilinin imtiyazlı hisselere sahip olacağına ilişkin yapılan esas sözleşme değişikliğinin imtiyazlı pay sahipleri özel kurulu tarafından onaylanmış olup bu duruma davacılar tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığını, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile açılan genel kurul yapılması talepli davanın, davacıların yönetim kurulu üyeliğinden doğan sorumluluklarını yerine getirmemeleri, tarafların bir araya gelmeleri ve olağan genel kurul toplantısının yapılmasının mümkün olmaması gerekçeleriyle açıldığını, Müvekkilinin bugüne kadar ortaklık paylarına ve şirkete zarar verici hiçbir eylemi olmadığı gibi bundan sonra da böyle bir durum olmayacağının çok açık olup esasında bu hususun davacılar tarafından da bilindiğini, müvekkili ...'ın kendi adını taşıyan şirkete kurulduğu ilk andan itibaren çok emek verdiğini ve şirketin menfaatlerini daima ön planda tuttuğunu, aksi bir tutum sergileme ihtimalinin dahi bulunmadığını belirterek davanın reddine, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... MAĞAZACILIK vekili tarafından mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davayı kabul manasına gelmemekle birlikte, davacıların TBK gereği bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadıklarını bildirmediklerinden taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkillinin imtiyazlı payları edindiği ve davacıların bu hususa onay verdiği tarihin 12.06.2014 olduğunu, Müvekkilli olduğu şirketin yönetiminin en büyük kardeş olması nedeniyle ...'a emanet edilmiş olduğu iddiasının asılsız olduğunu, ...'ın şirketi kuran, şirkete adını veren, şirketin büyümesini ve devamlılığını sağlayan kişi olup şirket kurulduğundan beri yönetim kurulu başkanı olduğunu, ...'ın şirketin hisse çoğunluğuna sahip olduğunu, hem adi hem de imtiyazlı hisselerinin bulunduğu hususları ise şirketin kurulduğu andan bugüne kadar hiç değişmediğini, Davacılar tarafından öne sürülen şirketin halka arzı hususu ile ilgili iddiaların gerçek dışı olduğunu, Taraflar arasında aile içi kavgalardan dolayı husumet yaşanmaya başlayınca davacıların davaya konu ettikleri gibi bir kurgu oluşturduklarını, davacıların yaşanan husumet dolayısıyla huzurdaki ikame edilen dava gibi, müvekkiline ve yönetim kurulu başkanı ...'a sürekli başkaca davalar da açtıklarını, bir aile şirketi olan şirkette davacıların yıllardır şirketin yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, bu nedenle de şirketin tüm iş ve işlemlerinde ve kararlarında davacıların imzalarının mevcut olduğunun sabit olduğunu, Davacıların şirketi ve şirketin yönetim kurulu başkanı ...'ı zor durumda bırakmak amacıyla sürdürdükleri eylemlerin ortada olduğunu, bu durumda ortada bir aldatma eylemi olmadığı gibi, ...'ın tüm kardeşlerini hile ile aldatarak imtiyazlı pay alması ve davacıların tacir oldukları da göz önünde bulundurulduğunda 2014 yılından beri yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan, basiretli tacir gibi davranma yükümlüğü bulunan davacıların ... tarafından hile ile aldatılmış olduklarını iddia etmelerinin hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu belirterek davanın reddine, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava; hile nedenine dayalı olarak şirket esas sözleşmesinin "Sermaye" başlıklı 6. (altıncı) maddesinde ...'ın sahip olduğu (A) grubu hisselere tanımlanan imtiyazların iptaline yöneliktir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı şirket ortağı olan davacıların sözleşme yapma iradelerinin davalı ... tarafından hile ile fesada uğratılıp uğratılmadığı davalı ...'ın (A) grubu hisselere tanımlanan imtiyazların iptaline karar verilip verilmeyeceği koşullarının oluşup oluşmadığı konularında olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce tanıklar dinlenilmiştir. Davacı tanığı ....," Davalı şirket 6 kardeşin kurduğu ve kurucu ortağı olduğu anonim şirketidir ben de bu şirket ortaklarından biriydim, davalı ... aile büyüğü olduğu için yönetim kurulu başkanı seçtik, kendisine güvendiğimiz için yönetim kurulu başkanı yetkilerini verdik, sonraki süreçte şirket ana sözleşmesinde değişikliği yapılması gündeme geldi, şirket halka arz edileceği için imtiyazlı hakların tüm ortaklara tanınmasını istedik ancak kendisi kabul etmedi, imtiyazlı hakkın sadece kendisinde olmasını istedi ben de bu süreçte bunu kabul etmediğim için ortaklıktan ayrıldım hisselerimi davacı ....'e devrettim, sonraki süreçten de bilgim var, davacı ve diğer ortak olan .... kendi rızaları ile davalı ...'a güvendikleri için bedelsiz olarak imtiyazlarını ...'a devretmişler bu hususta yeni sözleşme çıktı, bu süreç bir süre devam etti, ancak sonrasında ... borsaya açılmaktan vazgeçti, ... Bey ve ... Hanım da güvenleri sarsıldığı için imtiyaz haklarının iptal edilmesini istediler ancak ... iptal etmedi, sonrasında sorun oluştuğu araya aile büyükleri girdi, şirketin ayrılması gündeme geldi ... bir süre düşüneceğini söyledi, İstanbul'a gidip toptancılık yapacağını söyledi, bu süreçte biz kendisinin istediği şeyleri vermeyi kabul ettik, Haziran 2022'ye kadar süre istedi, bu tarihte gideceğini söyledi, Haziran 2022 geldiğinde kendisi şirketten de ayrılmadı, ... ve ....'in de yetkilerini kapattı, hepimizin şirkete girmesini engelledi, o tarihten itibaren de şirketten herhangi bir bilgi alamıyoruz, ... borsaya açılma sürecinde borsada kar elde edip o karı bize verecekti, biz de hissemizi istediğimize satacaktık, bize bu güveni verdiği için davacı imtiyazlı hissesini ...'a devretmiş, halka arz sürecinde ...'a güvenildiği için bize herhangi bir bilgi verilmedi, imtiyazlı hakların kendisine devredilmesi zorunlululuğu olduğu yönünde de bir beyanı olmadı, güven ilişkisi içerisinde kendisine imtiyazlı haklar devredildi." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı ...," Ben de davalı şirketin kurucu ortaklarından biriydim, davalı şirketi anne babamızın öz sermayesine dayanarak 6 kardeş kurduk, davalı ... aile büyüğü olması sebebiyle kendisini yönetim kurulu başkanı olarak seçtik, öncesinde imza yetkisi tüm ortaklarda vardı, ancak şirketin halka arz edilmesi durumu söz konusu olduğunda diğer ortakların imtiyazlı haklarının kendisine devredilmesini istedi, ben şirketin halka arz edilmesini istememiştim, ben hisselerimi ağabeyim ....'a bedelsiz olarak devrettim, halka arz sürecinde davalı imtiyazlı hisseleri istediği için imza yetkisi de tamamen kendisinde olacaktı ortaklardan çoğu bunu kabul etmedi sonrasında da davalı ... şirketin halka arza açılma sürecinden vazgeçti o zaman biz de şirketin eski haline dönmesini istedik, hatta halka arz sürecinde şirketin Konya'da bulunan eski merkez adresinde bulunan 7 taşınmazımı şirketin hisse değeri ve duran varlıklarının yükselmesi için şirkete devrettim, halka arz sürecinden sonra bana iade edeceklerini söylemişlerdi ancak halka arz da olmadı taşınmazlarda bana devredilmedi, aile büyükleri araya girdi ...'ın istediklerini kendisine vermeyi kabul ettik şirket bölünecekti, haziran 2022 de İstanbul'a taşınacağını ve şirketten ayrılacağını söyledi o tarih geldiğinde şirketten ayrılmadı, 2022 ağustos ayında da benim şirketle ilişiğim kesildi, şirketten artık bilgi alamıyorum, şirket merkezinde benim de iş yerim var, ona rağmen beni içeriye almıyorlar, davalı ... halka arz sürecinde şirket lehine olması açısından imtiyazlı pay hakkını kendi üstüne aldığını beyan etti, bunun amacı halka arz sürecinde şirket yönetiminin aile arasında kalmasıydı, karşılığında da herhangi bir bedel almadı." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı ...,"Davacılar ve davalı ... benim öz çocukların olur, ... Mağazacılık şirketini ilk olarak eşim .... ve ben sermaye koyarak çocuklarımız ile birlikte kurduk, ... kardeşlerin arasındaki en büyük çocuk olduğu için şirketteki tüm yetkileri diğer çocuklarım ona vermiştir, diğer çocuklarım şirketi büyütmek için kendilerine tanınan yetkileri abilerine vermişlerdir, ... şirketi büyütmeyince diğer kardeşlerine yetkilerine vermemiştir, ... şirketi büyütmek istediğini önce bana söylemiştir, ben de çocuklarıma bu durumu söyledim ve kendi yetkilerini abilerine vermelerini söyledim, şuan için ... kendisine silahlı bir koruma tutmuştur, ... şirketine ne çocuklarım ne de ben bu sebeple girememekteyiz, bizim girmemize izin vermiyor, şirkete gittiğimiz zaman koruyucuları bizi şirkete koymuyorlar, bilgim ve görgüm bundan ibarettir, davalı ...'ın diğer kardeşleri ...'a devrettikleri yetkileri kendilerine yeniden devretmesi için ...'la görüşme sağlamışlardır ancak herhangi bir neticeye ulaşılamamıştır." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ....;" Ben yaklaşık 12 yıldır davalı .... mağazacılık şirketinin danışmanlık hizmetini vermekteyim, davalı ... bu şirketin kurucusudur, tüm risk, yatırım ve işlemler ...'ın yetkisindedir, ...'a verilen bu yetkiler diğer ortakların rızasıyla verilmiştir, aile arasında husumetin olduğunu duydum ancak bu şirkete yansımamıştır, ...'ın diğer ortakları şirkete sokmama durumundan haberdar değilim, yaklaşık 1 yıl önce yapılan bir toplantıya diğer ortaklarla katılmıştı, hatta ben de o toplantıya katılmıştım, aile arasında olan husumet nedeniyle toplantıdan çıkmak zorunda kaldım, ....ın halka arza açılama hususunda diğer ortakların hisselerini almadığını düşünüyorum, çünkü buna ihtiyacı yoktu, tüm yetkiler kendisindeydi, imtiyazlı payın ...da olup olmadığını bilmiyorum, halka arz noktasında şirkette fikir teattisi olduğu, sonrasında da ... vaz.geçtiği için halka arz olmadı." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ...; "Ben 2017 yılından beri ... mağazacılık şirketinin mali danışmanlığını yapmaktayım, davalı ... bu şirketin imtiyazlı pay sahibidir, tüm yetkiler kendisindedir, ben davacıları yaklaşık 1 sene önce tanıdım, aralarında husumetin olmadığını biliyorum, ...'ın diğer hisse sahiplerini şirkete alıp almadıkları noktasında bir bilgim yok, ben şirkete ayda bir giderim, davalı şirketin halka arz durumu söz konusu olmamıştır, böyle bir şey konuşuldu ancak faaliyete geçilmedi, ... sonrasında vazgeçti, hiç başvuru yapmadık, bu aşamada diğer hissedarların hisselerini ...'a devredilme durumu söz konusu olmamıştır, yönetim kurulu üyelerinin seçimine kadar tüm yetkiler davalı ...'dadır, kendi ücret pazarlığımı bile sadece ... ile yaptım, diğer kardeşler hiç toplantıya katılmadı, bence ... tüm yetkiler kendisindeyken yönetim kurulunda daha hızlı karar alabİlmek adına imtiyazlı payları almak istemiş olabilir, yönetim kurulunda tek yetkili ...'dır, ancak genel kurulda durum böyle değildir, genel kurulda da tek yetkilinin kendisi olması için imtiyazlı payları almak istemiş olabilir, ben ...'ın çalışanlar üzerinde baskın bir karakter olup olmadığı hususuna şahit olmadım." şeklinde beyanda bulunmuştur. İBAM .... Hukuk Dairesi'nin ... esas, ... karar sayılı ilamında; " Sözleşmenin içeriği üst başlığı ile sözleşme özgürlüğü başlığı altında TBK'nın 26. madde de tarafların bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilecekleri düzenlenmiştir. İrade bozuklukları üst başlığı altında madde 30'da yanılma, madde 36'da aldatmaya yer verilmiştir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 31.madde karşılığı TBK'nın 39. maddedir. Mülga 31. madde de hata ve hile şeklindeki ifadelere yürürlükte bulunan TBK'nın 39.madde de yanılma veya aldatma biçiminde yer verilmiştir. TBK'nın 39. maddesinde irade bozukluğunun giderilmesi başlığı ile;"Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır. Aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz" düzenlemesi mevcuttur. Davacı tarafça, davalının dava dışı şirket hisselerini devrederken şirkete ait kooperatif hisselerinin devredilmiş olmasından bahsetmeyerek devri gerçekleştirdiğini, şirkete ait kooperatif hisselerinin mevcudiyeti nedeniyle şirket hissesini devralmış olduğunu, aksi taktirde boş tabela bir şirketin devri niteliğinde olacağını ve hile ile devrin gerçekleştirildiğini iddia etmiştir. TBK'nın 36 maddesine göre, taraflardan biri diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı değildir. Hile nedeniyle sözleşmenin geçersiz sayılabilmesi için kişide aldatma kastının bulunması gerekir. Buna göre kişinin ileri sürdüğü ya da açıklanan zorunluluğu bulunmadığı halde susmuş olduğu nitelikler, karşı tarafı sözleşme yapmaya ikna etme veya sözleşme düşüncesini pekiştirme amacıyla ortaya konulmuş olmaktadır. Kişi bu eylem ve davranışlarda bulunmasaydı diğer tarafın bu sözleşmeyi yapmayacağı bilinç ve düşüncesinde olmalıdır. Aldatma kastında, kişiyi gerçek dışı eylem ve davranışlarda bulunmak suretiyle sözleşme yapmaya ikna etme düşüncesi vardır. Bir başka ifadeyle, sözleşmenin yapılması ile aldatma eylemi arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Hileye uğrayan kişinin iradesi sakatlanmış olacağından sözleşmeyi iptal etme hakkı tanınmıştır. Sözleşmenin iptali halinde tarafların aldıklarını iade etme yükümlülüğü doğacaktır. Bu hukuki açıklamalara göre somut olayda, davacı tarafça hissenin satışı konusunda iradesinin bulunduğu fakat dava dışı şirkete ait kooperatif hissesinin devredilmiş olmasına rağmen davalının şirketin kooperatif üyesi olduğunu belirterek hileli davranışları sonucunda aldatıldığını ileri sürmüş ise de davalının ne gibi somut eylemlerle hileyi gerçekleştirdiği açıklanmamış, buna ilişkin deliller ortaya konulmamıştır. Davacı tanık beyanlarında ise davacınında ticaretle uğraştığı ve şirket hissesini devir almadan önce gerekli araştırma ve incelemeyi yapmış olduğu anlaşılmaktadır. Davacının iradesinin fesada uğramış olduğu yönündeki iddialarını ispata yarar hiç bir delil ve bilgi dosyada mevcut değildir. Kooperatif hissesinin daha önceden şirket tarafından devredilmemiş olduğuna iddia somut olgulara dayanmadığı gibi hilenin varlığı da ispat edilemediğinden, ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir. " denmektedir. Tüm bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalının aile büyüğü olması sebebiyle mahkememizce beyanları alınan tanık beyanlarına göre anlaşıldığı üzere davacıların hisselerini güven ilişkisi içinde verdiği, davalının imtiyazlarını şirketin halka arz olması kapsamında istediği ancak şirketin halka arz olmadığı, yine tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere buna ilişkin şirketin çalışmasının olduğu ancak sonradan vazgeçildiği, davacının iradesinin fesada uğramış olduğu ve hisselerin hile ile alındığı yönündeki iddialarını ispata yarar delil ve bilginin dosyada mevcut olmadığı, davalı tarafın hileli davranışlarıyla davacıların iradesini fesada uğrattığına ilişkin kesin ve inandırıcı delil sunulamaması nedeniyle açılan davanın reddine karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 615,40 TL ilam harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı ... tarafından sarf edilen 203,00 TL gider avansının davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, 5-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine, 6-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.30/01/2025 Katip ... e imzalıdır Hakim ... e imzalıdır

Atıf: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/296, K. 2025/113, T. 30.01.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-5-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-296-e-2025-113-k-e647864025e0