İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1188 E. 2024/331 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/1188
Karar No
2024/331
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1188 KARAR NO : 2024/331 DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/12/2023 KARAR TARİHİ : 21/03/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/04/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, mahkememize açtığı 11/12/2023 tarihli dava ile, şirket ile iş sahibi ... arasında 25.02.2021 tarihli Eser Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile iş sahibi ...'in Avcılar/İstanbul'da yaptıracağı .... İş Merkezi içinde yapılan tüm elektrik işlerinin tamamını anahtar teslim çalışır vaziyette mevzuata uygun olarak müvekkil şirket tarafından yapılması konusunda anlaşıldığını, bu iş için, 2.433.249,64 TL bedel kararlaştırılmış olup sözleşmenin 3. maddesine göre sözleşme ekinde olan proforma teklif listesinde belirtilen bedeller üzerinde partiler halinde siparişler yapılıp ödemelerine müteakip aylık eşit taksitler bazında ya da inşaat uygulaması gidişine göre yapılacak imalatlara göre yapılacağını, sözleşmenin imzalanmasının akabinde davalı ..., sözleşmeye aykırı hareket ederek işin yapılması için müvekkil şirkete gerekli şartları hazırlamamış ve temerrüde düştüğünü, davalının sözleşme tarihinden sonra yaklaşık 3-4 ay müvekkil şirketi işin yapılacağından bahisle beklettiğini, davacı şirket tarafından bu süreçte sözleşmedeki işlerin dışında şantiyenin elektrik işleri, jeneratör sistemi, temel topraklaması ve şantiye kamerası yapılmıştır. (Ek-2: Anılan işlerin yapıldığına dair görseller) Bu işlerin faturaları mevcut olup mahkemeye sunulacaktır. Faturalar, davalının talebi üzerine davalı adına değil inşaat müteahhidi adına kesilmiş ve tahsil edildiğini, davalı şirket yetkilisinin davacı şirketten elektrik projesi hakkında bilgi istemesi ve davacı şirketin bilgilendirmesi sonrasında sözleşmeyi hiçe sayarak elektrik işlerini başka bir şirkete yaptırdığını, davacı şirketin sözleşme konusu iş için inceleme ve teklif hazırlama gibi hazırlıklar yaparak mesai harcamış ve bu süreçte başka iş fırsatlarını kaçırdığını, yapılan sözleşmeye göre işverenin işi durdurması, vazgeçmesi, cayması durumunda proforma teklif bedelinin %15'i kadar cezai bedelini ödemesini koşulsuz şartsız taahhüt ettiğini, davalı, sözleşmenin işbu maddesini ihlal ettiğinden sözleşmede kararlaştırılan cezai şartı yerine getirmesi gerektiğini, bu nedenlerle 25.02.2021 tarihli Eser Sözleşmesi'nden kaynaklı toplam 364.987,446TL cezai şartın temerrüt tarihinden itibaren ticari faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davaya konu sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, TBK kapsamında mevcut bir sözleşme bulunmamakta birlikte tarafların ortak iradesini yansıtmayan, teklif formundan ibaret bir belgeye dayanılarak cezai şart ve faizinin davalı müvekkilinden istenilmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, taraflar arasında imzalanan 25/02/2021 tarihli eser sözleşmesi uyarınca davalının edimlerini yerini getirmediği iddiası sebebiyle davacının davalıdan cezai şart alacağının olup olmadığı, sözleşmedeki imzanın davalıya ait olup olmadığı konularında olduğu anlaşılmıştır. Muğla/ Bodrum Vergi Müdürlüğü'nün cevabi yazısına göre davalı ...'in esnaf ya da tacir olmadığının, 01/01/2022 tarihinden bu yana Gelir Vergisi(GMSİ) yönünden mükellefiyet kaydının devam ettiğinin, Ba-Bs verme yükümlülüğünün bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi"nin 2019/2552 esas, 2019/4093 karar sayılı ilamındaki" 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." denmektedir. TTK’nın 16/2. maddesi uyarınca devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılamayacağından davalı üniversitenin tacir olarak kabulü de mümkün bulunmamaktadır. (aynı yönde Yargıtay HGK 2014/15-1026 Esas, 2015/1765 Karar) İş bu gerekçeden yola çıkılarak mevcut olayımızda mutlak ticari dava sayılan hallerin olmadığı,, somut olayda davalının tacir olmadığı ve işbu davanın maddede belirtilen diğer işlerden olmadığı, bu nedenle taraflar arasındaki dava da ticaret mahkemesinde görülmesi gereken davalardan olmadığı, bir hukuki işlemin TTK kapsamında kaldığının sayılabilmesi için bu kanunda sayılan hususlar ile ticari işletmeyi ilgilendirmesi gerektiği, davalının tacir sayılmadığı, davacının davasına konu alacağının tarafların ticari işletmesi ile ilgili olmadığı ve uyuşmazlığın da TTK'nın 4/2. maddesinin “a-f” bentlerindeki hususlara ilişkin olmadığı anlaşılmış olup, 6102 sayılı TTK’nın 6335 sayılı Kanunla değişik 5/3. maddesinde ise Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlemesine istinaden görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2- Görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına, 3-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/03/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır *Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1188, K. 2024/331, T. 21.03.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-5-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-1188-e-2024-331-k-93f6862074b8