İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/105 E. 2024/942 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/105
Karar No
2024/942
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/105 Esas KARAR NO : 2024/942 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/02/2023 KARAR TARİHİ : 08/10/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili şirket ile davalı şirketten olan cari hesap ilişkisine dayalı 32.574,72.TL alacağının tahsili için takip talebinde "fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak..." kaydı ile İstanbul ..... İcra Müdürlüğü ..... Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlatıldığını, davalı borçlu, yetkiye ve esasa yönelik kötü niyetli itirazlarda bulunmuş, yetki itirazının kabulü ile icra takip dosyası Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayısına kayıt edilerek yeniden davalı borçluya ödeme emri tebliğe çıkarılmış, davalı borçlu şirket borcun esasına ilişkin olarak yine kötü niyetli itirazda bulunmuş, tarafımızca davalı borçlu şirketin itirazının iptaline dair ikame edilen davada Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesi ..... E., ..... K.sayılı ilamı ile 21/02/2019 tarihinde davalı borçlunun itirazının iptaline ve takibin devamına karar vermiş, 2019 yılında davalı borçlunun kararı istinaf etmesi üzerine İstanbul BAM ...... Hukuk Dairesi Başkanlığı ..... E., ..... K.sayılı ilamı ile davalı borçlu şirketin istinaf başvurusunun esastan reddine 20/10/2022 tarihinde kesin olarak karar vermiştir. Söz konusu kararın kesinleşmesini müteakip davalı, Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğü'nün -eski ..... yeni ..... E. sayılı dosyasına nihayet 14/12/2022 tarihi itibarı ile yasal faizi ile dosya borcunu ödediğini, gelinen noktada müvekkili şirketin, davalı borçlu şirketten 30/12/2014 tarihi itibarı ile 32.574,72.TL cari hesap alacağı bulunduğunun Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yukarıda gösterilen kararı ile kesinleştiği, davalı şirketin tamamen kötü niyetli olarak, gerçekte mali durumu itibarı ile ödeme kabiliyeti bulunmasına rağmen kendisini temerrüde düşürerek müvekkili şirketin alacağını ödemekten imtina ettiği, kaçındığı, müvekkili şirketi ciddi zararlara uğrattığı, işletilen yasal hukuki sürecin sonunda mecbur kaldığı için icra dosya borcunu yasal faizi ile ödediğini, müvekkili şirketin 30/12/2014 tarihi itibarı ile davalıdan olan 32.574,72.TL cari hesap ilişkisine dayalı olacağı, paranın alım gücü itibarı ile son derece değerli olduğunu, davalının kusurlu ve kötüniyetli hareketi sonucu müvekkilinin alacağını zamanında alamamış ve ciddi zarara uğradığını, geçen zaman, faizle karşılanamayan aşkın zararın meydana gelmesine sebep olduğunu, müvekkilinin davalıdan olan 30/12/2014 tarihli 32.574,72.TL alacağına dayalı faizle karşılanamayan munzam zararının davalıdan tazminen tahsiline karar verilmesini, masrafların davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkilinden herhangi bir alacağı mevcut olmadığını, müvekkili ile davacının alacağını usul ve yasaya uygun bir şekilde ödemiş olup söz konusu bu talep mükerrer alacak teşkil ettiğini, bu nedenle işbu dava yargılamayı boş yere meşgul etme niteliğinde olup davanın reddi gerektiği, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre munzam zararın tazmini için bazı şartların varlığı arandığını, alacaklı açıklanan şartların bir arada bulunması halinde borçludan munzam zararın tazminini isteyebilir; borçlunun Para borcunun ifasında temerrüdü zarar uygun illiyet bağı kusur söz konusu olayda bu şartlar gerçekleşmemiş olup davacının munzam zarar talebinin reddi gerektiği, öncelikle kusur açısından olayı değerlendirmek gerekeceği, kusur munzam zarar istemi bakımından mutlaka bulunması gereken bir unsurdur. Nitekim 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 112. Maddesi; "Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir. Kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür." madde hükmüne göre borcun geç ödenmesi sebebiyle alacaklının uğradığı zarar kanuni faizden yüksek ise borçlu kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe bu aşkın zararı da karşılamakla yükümlü tutulacaktır. Uygulamaya göre “buradaki kusursuzluk, temerrüde düşmekteki kusursuzluk olduğunu, Yargıtay ..... Hukuk Dairesinin 25.1.2021 tarihli ve E. ..... K. ...... sayılı kararına göre; " 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesinde ; " Alacaklı, temerrüt faizi aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder" şeklinde düzenlendiğini, munzam zarar alacaklısı; öncelikle temerrüde uğrayan asıl alacağının varlığını; bu alacağının, geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüd faizi ile karşılanmayan zararını ve miktarını; zarar ile borçlu temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmek, zararın ortaya çıkışını belirleyen inandırıcı hükme esas tutulabilecek nitelikte maddi olguları da açıklamakla yükümlü olduğunu, borçlu, ancak temerrüdündeki kusursuzluğunu kanıtlamakla sorumluluktan kurtulabileceğini, davacı alacaklının açıklamalar kapsamında uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu ispat etmek zorunluluğu bulunduğunu, enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin, temerrüt faizinden yüksek oranda olması munzam zararın gerçekleştiği ve kanıtlandığı anlamına gelmediğini, davacının kanıtlaması gereken husus, enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olgular değil, kendisinin şahsen ve somut olarak ödemenin gecikilmesinden dolayı zarar gördüğü keyfiyeti olduğunu, aslında, davacının bu hususta bir iddiası da bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, davacının davalıdan munzam zarara uğradığı iddiası ile ilgili tazminat talebidir. Bu talebe konu 32.574,72.TL alacağının tahsili için davacı İstanbul ..... İcra Müdürlüğü ..... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatmış, davalı borçlunun, yetkiye ve esasa yönelik itirazda bulunmuş ve davacı tarafın yetki itirazını kabulü ile icra takip dosyası Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayısına kaydedilerek yeniden davalı borçluya ödeme emri tebliğe çıkarılmış, davalı borçlu şirket borcun esasına ilişkin olarak yine itirazda bulunmuş, davacı tarafça davalı borçlu şirketin itirazının iptaline dair ikame edilen davada Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi ..... E., ..... K.sayılı ilamı ile 21/02/2019 tarihinde davalı borçlunun itirazının iptaline ve takibin devamına karar vermiş, 2019 yılında davalı borçlunun kararı istinaf etmesi üzerine İstanbul BAM ..... Hukuk Dairesi Başkanlığı ..... E., ..... K.sayılı ilamı ile davalı borçlu şirketin istinaf başvurusunun esastan reddine 20/10/2022 tarihinde kesin olarak karar vermiştir. Söz konusu kararın kesinleşmesini müteakip davalı, Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğü'nün -eski ..... yeni ...... E. sayılı dosyasına 14/12/2022 tarihi itibarı ile yasal faizi ile dosya borcunu ödemiştir. Davacı , davalının geç ödeme nedeni ile faizle karşılanamayan munzam zararının tespiti ile huzurdaki dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tazminen tahsilini talep etmektedir. Mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesinde somut mali verilere rastlanılamadığından hesaplama yapmanın mümkün olmadığına dair 26/01/2024 tarihinde rapor sunulmuştur. Davacı vekilinin itirazları ve ekte sunulu AYM kararları dikkate alınarak yeniden dosyanın bilirkişi heyetine teslimine karar verilmiştir. Dosyaya ibraz edilen Anayasa Mahkemesi kararının incelenmesinde: Anayasa Mahkemesi'nin Başvuru Numarası: ..... Karar Tarihi: 21/12/2017 R.G. Tarih ve Sayı: ..... sayılı kararı ekte olup (Ek.1, Anayasa Mahkemesi kararı) incelenmesinde; … Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikri hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dahildir (..... ve diğerleri B. No: ....., 1/2/2017, 60). …Başvuru konusu olayda, başvurucunun alacağının değer kaybına uğratılarak ödenmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği kuşkusuzdur. Başvurucunun alacağına geç kavuşmuş olmasının mülkiyetinden yoksun bırakılması niteliği taşımadığı ve müdahalenin mülkiyetin kontrolü veya düzenlenmesi amacıyla da yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin "mülkiyetten barışçıl yararlanma" ilkesine ilişkin birinci kural çerçevesinde incelenmesi gerekir. ... Ekonomilerde bir değişim vasıtası olan para; çeşitli ticari, sınai, zirai vs. faaliyetlerde kullanılmakla sahibine kazanç, kira, nema gibi yararlar sağlayan ekonomik bir değerdir. Paranın sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılması, sahibinin bu ekonomik değerden mahrum bırakılması sonucunu doğurması yanında enflasyon etkisinde olan ekonomilerde değerini yani alım gücünü enflasyon oranına bağlı olarak yitirmesine neden olur. ... Enflasyon ve buna bağlı olarak oluşan döviz kuru, mevduat faizi, Hazine bonosu ve devlet tahvili faiz oranlarının sabit yasal ve temerrüt faiz oranlarının çok üstünde gerçekleşmesi; borçlunun yararlanması, alacaklının ise zarara uğraması sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle borçlu borcunu süresinde ödememekte, yargı yoluna başvurulduğunda da yargı süresini uzatma gayreti göstermekte; böylece yargı mercilerindeki dava ve takipler çoğalmakta, yargıya güven azalmakta, kendiliğinden hak almak düşüncesi yaygınlaşarak kamu düzeni bozulmakta, kişi ve toplum güvenliği sarsılmaktadır (AYM, E.1997/34, K.1998/79, 15/12/1998). …Mülkiyet hakkı kapsamında alacağın geç ödenmesi durumunda arada geçen sürede enflasyon nedeniyle paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanmak imkanı da bulunmamaktadır. Bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, 10/2/2011). ... Anayasa Mahkemesi; kanun koyucunun bir hak olarak öngördüğü veya kamu borcu haline gelmiş ödemelerin geç yapılması nedeniyle mağdur olunduğu iddiasıyla yapılan başvurularda, alacakta veya hakka konu bedelde meydana gelen değer aşınmalarının başvurucular üzerinde orantısız bir yük oluşturması halinde mülkiyet hakkının ihlaline karar vermiştir (... ve diğerleri; ..... Gıda San. ve Tic. A.Ş., B. No: ....., 25/2/2015). Anayasa Mahkemesi ayrıca, mahkemelerce hükmedilen tazminatın yargılamada geçen süre nedeniyle enflasyon karşısında değer kaybettiğinin tespit edildiği bir başvuruda da ölçülülük yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (...., B. No: ....., 23/3/2016). Bunun yanında sosyal güvenlik ödemeleri kapsamında mahkeme kararıyla hükmedilen emekli ikramiyesinin değer kaybına uğratılarak ödenmesinin başvurucuya aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemesi nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlaline karar verilmiştir (..... [GK], B. No: ......, 25/7/2017). ... Sonuç olarak başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşıldığından başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği kanaatine varılmıştır. Bu tespite rağmen derece mahkemelerinin başvurucunun zarara uğradığını ayrıca ispatlaması gerektiği yönündeki katı yorumu nedeniyle somut olay bakımından kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu değerlendirilmiştir. Dosyaya ibraz edilen Anayasa Mahkemesi kararının tamamının incelenmesinde Yargıtay'ın munzam zarara ilişkin geçmişte verdiği farklı kararların da tartışıldığı ve nihai olarak alacağın geç ödenmesi nedeni ile alacaklının da gösterilen ilkeler doğrultusunda uğradığı munzam zararı ayrıca ispat etmesine ihtiyaç olmadığı ve tazminine karar verilmesi gerektiği AİHM kararlarına işaret edilmek sureti ile açık ve anlaşılabilir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Bu durumda genel kabul görmüş yargı kararları çerçevesinde denkleştirici adalet ilkesi kapsamında bilirkişi heyeti tarafından hesaplama yapılmıştır. Dava konusunun, munzam zarara ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Davacı 22.03.2017 tarihinde 32.574,72 TL Asıl alacaklı olduğu iddiası ile Büyükçekmece ...... İcra Müdürlüğünden ..... Esas Sayılı İcra takibini başlatmıştır. Davalının takibe itirazı ile takip durmuştur. Bu defa davacı Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesinde ....... esas sayılı itirazın iptali davasını ikame etmiştir. Görülen dava neticesinde dava kabul edilmiştir. İtirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmiştir. Davacı tüm dava süreçleri neticesinde 14.12.2022 tarihinde davalı tarafından yasal faizi ile birlikte yapılan ödeme neticesinde alacağına kavuşmuştur. Munzam zarara ilişkin karar doğrultusunda dosyada inceleme yapılarak hesap yapılmıştır. Davacı 14.12.2022 tarihinde 32.574,72 TL ana para ve 38.977,60 TL yasal faiz olmak üzere toplam 71.552,32 TL tahsil etmiştir. Yapılan Denkleştirici Adalet İlkesi hesaplamalarına göre bulunan 159.205,41 TL den davacının tahsil ettiği toplam 71.552,32 TL’yi çıkarttığımızda kalan tutar olan (159.205,41- 71.552,32=) 87.653,09 TL munzam zarar tespit edilmiştir. Bu kapsamda davacının talep edebileceği munzam zarar 87.653,09 TL olarak hesaplanmıştır ve 08/07/2024 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 87.653,09TL'nin dava tarihi olan 01/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 5.987,58TL ilam harcından peşin alınan 3.415,50TL harcın mahsubu ile bakiye 2.572,08TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafından sarf edilen 179,90TL Başvuru Harcı, 3.415,50TL Peşin Harç olmak üzere toplam 3.595,40TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.120,00TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 1.367,38TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 5-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.120,00TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 1.752,61TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 6-Davacı tarafından sarf edilen 11.000,00TL bilirkişi ücreti, 90,00TL posta masrafı olmak üzere toplam 11.090,00TL den kabul red oranına göre hesaplanan 4.860,36TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın iş bu davacı üzerine bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 9-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/10/2024 Katip ..... ¸e-imzalıdır Hakim .... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/105, K. 2024/942, T. 08.10.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-5-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-105-e-2024-942-k-9f28bc14ed1e