İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/321 E. 2023/574 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/321
- Karar No
- 2023/574
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/321 KARAR NO : 2023/574 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/09/2018 KARAR TARİHİ : 09/06/2023 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkili şirketin, Gürcistan Batum ilinde ticaret ile iştigal eden bir şirket olduğunu, davalı ile yapmış oldukları Hurda Demir ticareti sonucunda 34.814,20 USD alacakları kaldığını, müvekkili şirketin ... LTD.’nin satıcı olarak, ....San. Tic. AŞ.’nin alıcı olarak tanzim edilen 66 nolu fatura ile teslim edilen 46.210 Kg, 89 nolu fatura ile teslim edilen 91.377 Kg, 108 nolu fatura ile teslim edilen 24.340 Kg Hurda Demir 12.11.2010 tarihli faturalar ile alıcı şirkete teslim edildiğini, aynı ürünlerin Gürcistan Gümrüğünü geçtikten sonra 01.12.2010 tarihinde Sarp Gümrük Müdürlüğüne Davalı Şirketin Yetkili Temsilcisi olan ..... LTD, ŞTİ. tarafından müracaat ile .... Numaralı beyanname ile İthalat işlemi gerçekleştirildiğini, beyannamenin arka sayfasında 7 adet kantar fişi ile birlikte ürünün mal sahibine teslim edildiğine dair şerh düşüldüğünü, dava konusu ürün bedeli müvekkili şirkete ödenmediğini, tüm ısrarlara rağmen ısrarla müvekkili şirketi tanımadıklarını ve böyle bir ticaretin gerçekleşmediğini beyan ettiklerini, 23.06.2011 tarihinde Hopa Noterliğinden ... Yevmiye numaralı İhtarname İle borcun Ödenmesi talep edilmiş olsa bile sonuç elde edilemediğini, alacağın tahsili amacı ile Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas numarası ile 15.08.2018 tarihinde Güncel Döviz kuru üzerinden takip başlatıldığını, esas alacak miktarının 34.814,20 USD olduğunu, icra takibine davalı tarafından vekilleri aracılığıyla itiraz edildiğini, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile dava dilekçesi ekindeki vekâletname incelendiğinde Gayri Ticari Gayri Sanayi Tüzel kişiler Sicilinden verilmiş tescil elektronik versiyonda dava açan firmanın 17.08.2017 tarihinde tescil olduğu anlaşıldığını, 17.08.2017 tarihinde tescil olan firmanın dava konusu 2010 yılına ait ticari faaliyetinin bulunmasının mümkün olmadığını, davacı firma ile dosyaya sunulan faturalar üzerinde yer alan firma unvanlarının da aynı olmadığını, mahkemede açılan davada davanın tarafları tacir olup, tacirler arasında yapılan işlemlerde yazılı şekil şartına uyulması gerektiğini, davacı ile müvekkili şirket arasında yazılı herhangi bir sözleşme bulunmadığını, dosyaya sunulan belgeler incelendiğinde de görüleceği üzere dava konusu edilen faturalarda yer alan malların müvekkili şirkete teslim edilmediğini, bu yönde de davacı vekili tarafından dosyaya herhangi bir delil ibraz edilmediğini, dava konusu faturaların müvekkiline tebliğ edilmediği gibi düzenlenen faturaların Vergi Usul Kanunu hükümlerine aykırı olarak düzenlendiğini, faturaların altında teslime ilişkin herhangi bir imza bulunmadığını, VUK hükümlerine aykırı olarak düzenlenen faturaların geçersiz olduğunu ve kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizden verilen 21/10/2020 tarih ve .... Esas .... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 09/03/2023 tarih ve ... Esas, .... Karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır. DELİLER VE GEREKÇE:6100 sayılı HMK'nın dava şartlarını düzenleyen 114/1-d maddesindeki dava ehliyeti, fiil ehliyetinin medeni usûl hukukunda büründüğü şeklidir. Fiil ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptir. Aynı Kanun'un 114/1-e maddesindeki dava takip yetkisi, davada taraf olan kişinin o davayı kendi adına yürütebilme ve talep sonucu hakkında kendi adına hüküm alabilme yetkisidir (HMK md. 53). Sözü edilen kurum, şeklî taraf kuramının kabulünün sonucu olarak ortaya çıkmış ve sözü edilen kuramı tamamlamak amacıyla geliştirilmiştir. Davayı takip yetkisi, maddi hukuktaki tasarruf yetkisinin usul hukundaki karşılığını oluşturur. Ayrıca, bu kavram, davada taraf olmadığı hâlde kanun gereği taraf gibi davranmakla görevli kılınmış olanların hukukî konumlarının açıklanmasında başvurulan bir kavram konumundadır. Kural olarak taraf ehliyeti ve dava ehliyeti bulunan kişinin dava takip yetkisi vardır. Ancak bazı istisnai durumlarda davada taraf olarak gösterilen kişinin taraf ve dava ehliyeti olmasına rağmen dava takip yetkisi olmayabilir. Örn: Hakkında iflas kararı verilen kişinin taraf olduğu hukuki davalarda da istisnai durumlar dışında davayı takip yetkisi iflas idaresine aittir. Taraf sıfatı (husumet) ise, maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usulî hukuki ilişkinin süjesi olabilme ehliyetidir. Taraf ehliyetine sahip olan kişi, davada davacı veya davalı olabilecektir. Bu nedenle, taraf ehliyeti usûli bir kavramdır. Taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gerekir. HMK'nın 50. maddesine göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, taraf ehliyetine de sahiptir. Buna göre tüm insanlar, hak ehliyetine ve dolayısıyla taraf ehliyetine sahiptir. Dava ehliyeti ise, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. (HMK md. 51) Fiil ehliyetine sahip olan kişi, dava ehliyetine de sahiptir ve davayı yürütebilir, usûl işlemlerini yapabilir. Reşit olan ve temyiz kudretine sahip olan kişiler fiil ehliyetine sahiptir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve dava takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif taraf sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa, dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re'sen gözönünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet sıfatının) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet sıfatı yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davalı veya davacı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı veya davacı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def'i de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur. Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; BAM kaldırma kararında da belirtildiği gibi alacağını dayandırdığı iki hukuki ilişki bulunmaktadır. Bunlardan ilki temlik sözleşmesinin temelini oluşturan satış ilişkisi, ikincisi ise 28/08/2017 tarihli alacak devir sözleşmesidir. Dosyaya anılan alacak devir sözleşmesinin Gürcüce aslı ve tercümesi sunulmuş, 28/08/2017 tarihli devir sözleşmesi ile dava dışı ... Limited şirketi tarafından takip dayanağı 34.814,00-USD alacağın davacıya devredildiği, takibin ise sözleşmeden sonra başlatılmasına rağmen temlik eden aleyhine takibin başlatıldığı anlaşılmakla iş bu davanın açılmasında davacının aktif husumetinin olmadığı anlaşılmakla açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, 1-Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ve tahsili gereken 179,90 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 2.828,89 TL nispi harçtan mahsubu ile bakiye 2.648,99 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde BIRAKILMASINA, 3-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 9.200,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya İADESİNE, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 394/5 ve 341/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.09/06/2023 Katip .... ☪e-imzalıdır.☪ Hakim ... ☪e-imzalıdır.☪ "iş Bu Evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununun 5. Madde Uyarınca Güvenli Elektronik İmza İle İmzalanmış Olup, 22. Madde Uyarınca Da Islak İmza İle İmzalanmayacaktır."