İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/28 E. 2024/30 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/28
- Karar No
- 2024/30
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/28 KARAR NO : 2024/30 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 12/09/2014 KARAR TARİHİ : 11/01/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/02/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 26/07/2012 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin, damızlık hayvan yetiştirilen ve bunları dünyanın çeşitli ülkelerine ihraç eden bir firma olduğunu, davalıya da yetiştirdiği damızlık hayvanları sattığını, davalıya satılan damızlık hayvanların ihracatının usul ve kaidelere uygun olarak işlemler sonrasında Türkiye'ye gönderildiğini ve gönderilen damızlık hayvanların gümrük işlemlerine tabi tutulduğunu ve bir kısım damızlık hayvanların da davalı tarafından bizzat teslim alındığını, diğer bir kısmın damızlık hayvanların da davalının gösterdiği yerlere teslim edildiğini, dilekçe ekinde sunulan CMR'lerden de dava konusu damızlık hayvanların teslim edildiğinin tartışmasız olduğunu, davalı hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının hiçbir borcu olmadığı ve aksine alacaklı olduğunu iddia ederek itiraz ettiğini, müvekkili firmanın ticari defter ve kayıtları incelendiğinde davalıdan alacaklı olduğunun ortaya çıkacağını iddia ederek itirazın iptalini, takibin devamı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini , davalının haksız ve kötü niyetli itirazları yüzünden asıl alacağın %40 'ı oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davalı yana yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekilinin sunmuş olduğu 28/08/2012 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının damızlık hayvan yetiştirip dünyaya ihraç eden firma olduğuna ilişkin beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, zira davacı firmanın 2008 yılında kurulmasına rağmen 2010 yılına kadar müvekkili davalı firmanın Türkiye pazarını organize etmesine kadar hemen hemen hiçbir ticari faaliyeti olan bir firma olmadığını ve aynı şekilde davacı şirketin hayvan yetiştiricisi de olmadığını, davacının gerek Türkiye'deki gerekse diğer ülkelerdeki faaliyetlerini müvekkili firma sayesinde gerçekleştirdiğini, dava konusu paranın tamamının müvekkili firma tarafından davacı şirkete ödendiğini ve herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı şirket tarafından sunulan tüm fatura ve CMR'lerin ve faturaların hepsinin gerçek olduğunu ancak ticari ilişkin nedeni ile paranın tamamının banka aracılığı ile davalı firmaya ödendiğini, ... adına gösterilen delil belgelerin davalı ... A.Ş. ile ilişkilendirilmesinin huzurdaki davaya delil olarak kullanılmaya çalışılmasının hukuken kabul edilemeyeceğini , haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddini, haksız ve kötü niyetli dava ve takip nedeniyle , davacı hakkında %40'tan aşağı olmamak üzere %100 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. Mahkememizce verilen 23/11/2017 gün ve ... esas, ... sayılı kararın Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 27/10/2022 gün ve ... esas,... karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiştir. DELİLLER ve GEREKÇE : Dava, davacının, cari hesap alacağının tahsili için davalı aleyhine giriştiği icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhine 805.800,00 € asıl alacak , 794,76 € işlemiş faiz ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu vekilinin süresinde, borca itiraz ettiğini belirterek takibin durmasına sebebiyet verdiği,İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği,bu kararın alacaklıya tebliğ edilmediği,davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222 nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Bilirkişiler ... ve ... tarafından düzenlenen 06/03/2014 havale tarihli bilirkişi raporunda; Davalı şirketin davacı şirket tarafından gönderilen havaleleri ticari defterlerine kaydedilmemesi nedeniyle 833,279,50 Euro borçtan sorumlu olacağını bildirdikleri görülmüştür. Bilirkişiler ... ve ... tarafından düzenlenen 24/06/2015 havale tarihli bilirkişi EK raporunda; Yurt dışı (davalı-davacı arasında yapılan) ticaret ile ilgili davalının defter kayıtlarında gözükmeyen havale kalemlerine rastlanması ve defterlerin kanuni mevzuat çerçevesinde kapanış tastiklerinin yapılmamış olması sebepleri ile taraflar arasındaki gelen-giden tüm transfer belgelerinin karşılaştırılması yöntemine gidilmiş ve toplam olarak davalının 833.279,50 Euro borçtan sorumlu olacağı sonuç ve kanaatine varıldığı yönünde görüş bildirmişlerdir. Bilirkişiler ...., ... ve Prof. Dr.... tarafından düzenlenen 08/06/2016 havale tarihli bilirkişi raporunda; Davacı tarafından gerçekleştirilen "Interposition (Aracılık) Onarımı başlığı altında Swedbank aracılığı ile Euro 803.500,00 tutarında transfer işlemine ilişkin olarak yapılan tercümede havale kısmında yazan ibarenin aracılık bedeline karşılık geldiğini, havalede yazan ibarenin tam karşılığının Interpozisyon (Aracılık) Onarımı olduğunu, davalı yanın kendi ticari defterlerine göre, bu tutara karşılık gelen ¨1.486.332'nı davacı yandan ödünç değil aracılık geliri olarak tahsil etmiş olduğunu ticari defterlerinde muhasebeleştirmiş olduğunu, dosya içeriği itibariyle davacı tarafından gerçekleştirilen söz konusu transfer konusu ödemelerin, havalede yer verilen terime uygun olarak aracılık bedeli olduğunun kabul edildiğini, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında, 18/05/2012 tarihli cari hesap ekstresinde bahsi geçen faturalardan kalan bakiye alacak sebebine dayanan takip acısından, davalı ... ticari defterlerinden denetime elverişli olarak borç-alacak tespit yapma imkanı bulunmadığından takdirin mahkemeye ait olmak üzere raporlarının 14. sayfasında yer alan tablonun davalı ... hazırlanarak tabloya müstenit belgelerin de ilave edilmesi halinde mahkememize muhasebesel alanda denetime elverişli olarak tarafların arasındaki borç-alacağın davalı yanın belgelerine göre tespiti yapılabileceğini bildirdikleri görülmüştür. Bilirkişiler ... ve Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen 23/02/2017 havale tarihli bilirkişi ek raporunda;Bilirkişi Heyet Raporlarının 13-14-15, sayfalarında bulunan muavin defter kaydı sunulmuş olup, tablo istenildiği şekilde doldurulmadığı ve müsnedi belgeler ekine ilave edilmemiş olduğundan ve kök raporumuzda da belirttiğimiz üzere davalı yanın ticari defterlerinden denetime elverişli olarak borç-alacak tespit yapma imkanı bulunmadığından bu aşamada mali açıdan kök raporlarındaki görüşlerinin değişmediğini bildirdikleri görülmüştür. HMK'nın 114/1 nci maddesinde dava şartları tahdidi olarak sayıldıktan sonra anılan maddenin ikinci fıkrasında da "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." hükmü ile diğer kanunlarda dava şartlarına ilişkin düzenlemelerinde dikkate alınması gerekliliğine vurgu yapılmıştır. Sözü geçen Kanun'un 115 nci maddesi hükmü de "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder." şeklinde olup buna göre Mahkeme'nin dava şartı noksanlığı hâlinde yapacağı işlemler düzenlenmiştir. Somut olayda,davalı şirketin yargılama sırasında tasfiye sonucu sicilden terkin edildiği,davanın görülüp sonuçlandırılması için davalı şirketin ihyasının gerektiği,davacı vekiline verilen kesin süre içerisinde davalı şirketin ihyasına yönelik dava açmadığı anlaşıldığından davanın taraf teşkiline ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın taraf teşkiline ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/2 ve 115/2. Maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE , 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 427,60 TL peşin harcın davacı tarafından yatırılan 17.647,45 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 17.219,85 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalı tarafından yapılan 8 adet tebligat + posta gideri 150,00, bir bilirkişi ücreti 900,00 TL olmak üzere toplam 1.050,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 6-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 486,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 8-Davalı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davalıya VERİLMESİNE, Dair,6100 sayılı HMK'nun geçici 3 üncü maddesinin 2 inci fıkrası yollamasıyla mülga 1086 sayılı HUMK'nun 26/09/2004 gün ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümleri uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. 11/01/2024 Başkan ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Katip ... ☪e-imzalıdır.☪ "İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."