İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/210 E. 2023/1125 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/210
- Karar No
- 2023/1125
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/210 Esas KARAR NO : 2023/1125 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/03/2023 KARAR TARİHİ : 12/12/2023 K.YAZIM TARİHİ :28/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı tarafından .... seri numaralı, 31/12/2022 vade tarihli, 150.000,00-TL meblağlı çekin vadesinde ödenmediği ileri sürülerek, Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nde ... Esas sayılı dosya ile müvekkil firma ve ondan önceki cirantalar ile keşideci aleyhine icra takibi başlatıldığını, Davalı şahıs, çek bedelini tahsil için 31/12/2022 tarihinde ...bank ... Şubesi'ne başvurmuş, ancak ilgili banka şubesi tarafından çekle ilgili İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı dosyası ile ödeme yasağı kararı alındığı ve bu sebeple ödeme yapılamayacağının belirtildiğini, takibe konu çekte son hamilin müvekkili iken çekin çalındığını, bu nedenlerle, müvekkili firmanın müvekkil firmadan önceki cirantalar ile keşidecinin borçlu olmadıklarının tespitine, işbu haksız takip sebebiyle alacaklı olduğunu iddia eden taraf aleyhine %20 tazminata hükmedilmesini talep ve dav etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava konusu çekte ciranta konumunda olup çekteki imzasına bir itirazının bulunmadığını, davacının, çekin kaybolması nedeniyle çekte kendisinden sonra gelen kişileri tanımadığı ve bu nedenle de yetkili hamil olmadıkları yönündeki iddiasının şahsi defi olup TTK 687.maddesi uyarınca müvekkile karşı ileri sürülebilmesi mümkün olmadığını, davacı bir tacir olduğunu ve TTK 18/2 maddesi gereğince basiretli davranmakla yükümlü olduğunu, çek ve benzeri kıymetli evrakların kargo yoluyla taşınması mevzuat gereği yasak olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine davacının %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Huzurda görülen dava çeke dayalı menfi tespit davasıdır. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer, fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer. (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372) Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce (alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunması şartı ile) ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonrada ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu halde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Hakan Pencanıtez, Oğuz Atalay, Meral Sungurtekin Özkan, Muhammet Özekes, İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164). Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Hemen belirtmelidir ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir. Bonoda zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik unsurlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. Yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Zira bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle, bir illete bağlı olması gerekmez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel def'i nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespitini içeren davada ispat yükü, kural olarak senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından dava konusu çekin rızası hilafına elinden çıktığı iddiası ile huzurda görülen menfi tespit davası açılmıştır. Dosyamız arasına celp edilen Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma numaralı dosyasında dava konusu çekin davacının rızası hilafına elinden çıktığı anlaşılmaktadır. Savcılık dosyasının incelenmesinde soruşturmanın dava dışı kargo çalışanı hakkında başlatılmış olması, huzurda görülen davanın davalısının savcılık dosyasında şüpheli sıfatında bulunmaması nedenleriyle davacı vekilinin söz konusu savcılık dosyasını bekletici mesele yapılması talebinin reddine karar verilmiştir. (aynı yönde karar için bknz: İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesi'nin E. 2020/1616, K. 2023/786 sayılı kararı) Rızası hilafına elden çıktığı ileri sürülen çekin istirdatına yahut çeke dayalı menfi tespite karar verilebilmesi için davacının dava konusu yaptığı çekin yetkili hamili olduğunu kanıtlaması yanında, çeki elinde bulunduran yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiğini ya da iktisapta ağır kusuru bulunduğunu ispat etmesinin gerekmektedir. Bu durum karşısında davada ispat yükü, çekin istirdatına ya da menfi tespit talebine karar verilmesini talep eden davacıya ait olup aksinin kabulünün kıymetli evrakın mücerretlik ilkesini ortadan kaldıracağı açıktır. Mahkememizce dinlenilen davacı tanığı davalı hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiğine ya da iktisapta ağır kusuru bulunduğuna yönelik herhangi bir beyanı olmamıştır. Çek üzerindeki ciro silsilesi şeklen tam olup, davalının yetkili hamil olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının çeki edinme nedenini kanıtlama yükümlülüğü yoktur. Dosya kapsamında davalının kötü niyetli ya da ağır kusurlu olduğu ispatlanamadığından açılan davanın reddi ile mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının uygulanmadığı dosya kapsamından anlaşılmakla davalı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-AÇILAN DAVANIN REDDİNE, 2-Mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının uygulanmadığı dosya kapsamından anlaşılmakla davalı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına, 3-Alınması gereken 269,85 TL harcın peşin alınan 3.460,25 TL peşin harçtan mahsubu ile fazla alınan 3.190,40 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden reddedilen tutar üzerinden hesaplanan 32.393,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/12/2023 Katip ... e-imzalı Hakim .... e-imzalı