İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/726 E. 2024/319 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/726
Karar No
2024/319
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/726 KARAR NO : 2024/319 ASIL DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) ASIL DAVA TARİHİ : 15/10/2020 BİRLEŞEN DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) BİRLEŞEN DAVA TARİHİ : 02/08/2023 BİRLEŞEN BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2022/429 ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN BİRLEŞEN DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) BİRLEŞEN DAVA TARİHİ : 05/05/2022 KARAR TARİHİ : 28/03/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: ASIL DAVADA Davacı vekili tarafından Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunulan 15/10/2020 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; Öncelikle, dava konusu uyuşmazlık ile ilgili; Davalı ........ ile arabuluculuk görüşmelerinin yapılmış olup, Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun ...... numaralı dosyasından yapılan müzakerelerde bakanlık ile anlaşma sağlanamadığını, davalı yediemin ...... ile arabuluculuk görüşmelerinin yapılmış olup, İzmir Arabuluculuk Bürosunun ...... numaralı dosyasından yapılan Müzakerelerde yediemin ile anlaşma sağlanamadığını, öncelikle, dava konusu uyuşmazlık ile ilgili; Davalı ........ ile arabuluculuk görüşmelerinin yapılmış olup, Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun ....... numaralı dosyasından yapılan müzakerelerde bakanlık ile anlaşma sağlanamadığını, davalı yediemin ..... ile arabuluculuk görüşmelerinin yapılmış olup, İzmir Arabuluculuk Bürosunun ...... numaralı dosyasından yapılan Müzakerelerde yediemin ile anlaşma sağlanamadığını, Denizli ....... İflas Müdürlüğü'nün ..... iflas sayılı dosyasından, Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğü'nün ...... Talimat sayılı dosyasına; *...haczedilerek ...... Yediemin deposuna bırakılan Müflise ait malların fiilen tespitlerinin yapılarak muhafaza altına alınması, satışa esas olmak üzere kıymet takdirlerinin yapılması, kıymet takdiri raporları ile tanzim edilecek haciz tutanağının gönderilmesi” hususunda “TALİMAT” yazıldığını ve UYAP sisteminden gönderildiğini, Büyükçekmece ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... Talimat sayılı dosyasından, 27.01.2018 tarihinde talimat gereği tespit işlemi için Yediemin deposuna gidildi yediemin deposunun iki ayrı farklı depolarda olduğunun görüldüğünü, gelinen ilk depoda yediemin beyanına göre 80 ton mal bulunduğunu, 2. Depoda sayım ve tespit yapılmaması sebebiyle ne kadar mahcuz mal bulunduğunun anlaşılamadığını, yediemin sorumlusunun “mahcuz malların uzun süredir depolarında kaldığı ve bir kısım malların neme bağlı olarak çürüdüğü” şeklinde beyanda bulunduğunu, iflas masası vekili olarak tespit tutanağında, bilirkişi ataması ile ne kadar mahcuzun zarar gördüğü ayrıca kıymet takdirinin de yaptırıması yönünde beyanda bulunulduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile; malların nemden dolayı telef olduğu düşünülse dahi yediemin olan davalının kendisine teslim edilen malları teslim edildiği şekilde koruma yükümlülüğünün bulunduğunu, mahcuz malların niteliğinin, hassaslığının ve iplik olduğunun, teslim tarihinde yediemin tarafından bilindiğini, yedieminin muhafaza görevini ifa edeceği depo ya da mağazası rutubetli ve malları koruyamayacak durumda ise yedieminin malın muhteviyatı gereği kendi şartlarının uygun olmadığını düşünüp malları kabul etmemesinin gerekeceğini, ayrıca malların nemden dolayı çürüdüğünü fark edip en kısa sürede icra dairesine konu ile ilgili bilgi vermesinin gerekeceğini, yediemin tarafından, İcra Müdürlüğünce tespite gidildiği tarihe dek, muhafaza yapılan dosyaya ya da talimat dosyasına herhangi bir bilgi verilmediğini, talimat İcra Müdürlüğü tarafından 26.03.2018 tarihinde yediemine gidildiğini, yediemin vekili Av. ....... tarafından bir kısım malların bulunduğu depo olan ve bu malların da konulduğu depo adresinden bir hırsızlık olayı yaşandığını, buna ilişkin savcılığa şikayetlerinin olduğunu ve yine buna ilişkin ...... tarihli Büyükçekmece Polis Merkezi Amirliği'nin tutanağının bulunduğu tahkikatın devam ettiğini, soruşturma numarasının ...... olduğunu beyan ettiğini ve bu hırsızlıkla ilgili beyanının 26.03.2018 tarihli tespit tutanağında yer aldığını, aradan 4 ay geçmesine rağmen yaklaşık 200 ton malın çalındığının yediemin tarafından icra dairesine bildirilmediğini, görüldüğü üzere davalı yediemin 04.12.2017 tarihinde hırsızlık olayı olduğunu belirtmekte iken bu tarihten sonra gidilen ilk tespitte malların sadece neme bağlı olarak çürüdüğünü beyan ettiğini, yedieminin beyanları arasında çelişki ve tutarsızlık bulunduğunu, ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için malların çalındığı kabul edilse de bu durumun yedieminin tazmin sorumluluğunun önüne geçmeyeceğini, ayrıca 26.03.2018 tarihinde yapılan tespit işleminde toplam 2.877 çuval muhtelif cins ipliğin yerine halihazırda 415 çuvalın olduğunun 2.462 çuval ipliğin yerinde olmadığının tespit edildiğini, hangi sebeple olursa olsun, birçok kamu alacağının da alacaklısı olduğu “Müflis ...... Teks Tekstil San. ve Tic. A.Ş. İflas Masasına” intikal eden 200 ton malın, icra dairesince görevlendirilen ve mal teslimi yapılan yediemin tarafından bulunamadığını, malların yok olmasının masa zararına sebebiyet vermekte olup, davalıların masa zararını gidermelerinin gerektiğini, İcra ve İflas Kanunu 5. Maddesinde bu durum düzenlendiği gibi, Yargıtay ...... Hukuk Dairesi Esas: ..... Karar: ..... Karar Tarihi: 07.09.2015 olan kararında da bu durumun görüldüğü, bir an için, gerçekten bir hırsızlık olduğu kabul edilse dahi yediemin tarafından malların usule uygun şekilde korunmamasının hırsızlık eylemine yol açtığını, Talimat İcra Müdürlüğü tarafından ...... tarihinde tespit işlemi için yeniden gidildiğinde, yediemin çalışanı olduğunu düşündükleri ...... isimli kişinin Büyükçekmece Polis Merkezi Amirliği'nde verdiği ifadeye bakıldığında, yediemin tarafından malların kaderine terk edildiğini, herhangi bir güvenlik önlemi ya da güvenlik kamerası bulunmamasının yedieminin sorumlu olduğunun başlıca göstergesi olduğunu, 23 Ağustos 2016 tarihli 29810 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan “Lisanslı Yediemin Depoları Yönetmeliği'nin 6. Maddesinde belirtilen “Yedieminlerde Bulunması Gereken Asgari Niteliklere bakıldığında; davalı yedieminin deposunun, Yönetmelikte belirtilen asgari şartları taşımadığını, ilgili yönetmeliğin 16. Maddesinde, Lisans Sahibi Yedieminin Yükümlülüklerinin düzenlendiğini, somut olayla ilgili olarak c, f, g bentlerine bakıldığında; şüpheli yedieminin bu bentlerdeki yükümlülüklerini de hiçbir şekilde yerine getirmediğini, Yönetmeliğin, “Meydana gelen zararlardan sorumluluk” başlıklı 17. Maddesine bakıldığında davalı yedieminin tazmin sorumluluğunun bulunduğunu, 16. Maddenin ilgili bentleri gerekse 6. Maddenin ğ bendi uyarınca depoda kamera bulunmamasının ve her gidildiğinde malların teşhire imkan verecek şekilde muhafaza edilmemiş olmamasının “yedieminin sorumluluğunun yanı sıra, uygun yönetmelikte Uygun vasıflara sahip olmayan yediemine teslim yapılmış olması sebebiyle davalı hazinenin de sorumluluğunu ortaya çıkardığını, davalı ....... 'nın sorumluluğunun, hem denetim görevinin yerine getirilmemesinden hem de malları davalı yediemine teslim eden İcra Dairesi görevlilerinin “yedieminlik” görevinin gereklerini yerine getirip getirmediği araştırılmadan teslim yapılmasından kaynaklandığını, Yönetmeliğin; “İcra ve iflas dairesi tarafından yapılacak işler” başlıklı 22. Maddesine göre davalının Lisanslı olup olmadığının, lisans sahibi ise de yönetmelikteki asgari şartları lisansın devamını sağlar mahiyette olup olmadığının araştırılması gerektiğini, Yönetmeliğin “Depoların denetimi” başlıklı 31. Maddesine göre; depoda kamera olmamasının, sürekli nöbetçi bir personel bulundurulmamasının denetimin yönetmelikte belirtildiği şartlarda yapılmadığının göstergesi olup, bu durumun da İcra Müdürlüğü personelinin görevlerini yerine getirmemesi sebebiyle davalı Bakanlığın sorumluluğunu doğurduğunu, İflas Müdürlüğünce talimat yazıldığı tarihte, talimat icra müdürlüğünce işlem yapılmış olsa idi belki de gerçekleştiği iddia edilen hırsızlık olayının ya da yedieminin malları koruyamaması durumunun önüne geçilmiş olacağını, icra müdürlüğünce vaktinde işlem yapılmamasının da kusurlu olduklarının göstergesi olduğunu, dava konusu tazmin edilecek malların, niteliğinin tespiti konusunda, haciz yapan Büyükçekmece ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... Talimat sayılı dosyasının ilgili haciz ve yediemine teslim tutanağından faydalanılmasının mümkün olduğunu ancak teslimi yapılan malların “teslim tutanağındaki değerlemesini kabul etmediklerini”, mal teslimi yapılırken iplik ve haciz yapılan diğer mallardan anlayan uzman bir bilirkişi hazırda bulundurulmadığını, kıymet takdirlerinin resen İcra Dairesi personeli tarafından yapıldığını, yani malların değerlerinin Uzman kişilere yaptırılmadığını, bu nedenle ilgili malların tespiti hususunda, ....... Derneğine müzekkere yazılmasını ve malların satışa esas birim fiyatlarının celbedilmesini talep ettiklerini, açıklamış oldukları nedenlerle birçok kamu alacağının da kayıt edildiği iflas masasının zararının giderilmesi maksadıyla iş bu davanın açılmasının zorunlu hale geldiğini,belirterek, müvekkili tarafça açıklamış oldukları nedenlere ve resen tespit buyrulacak sebeplerle; davalarının kabulü ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 300.000,00 TL'nin Malların yediemine teslim tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. ASIL DAVADA SAVUNMA; Davalı ...... vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle ; Davacı vekilinin iddia ettiği hususların tamamen gerçek dışı olup işbu davanın reddinin gerektiğini, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 116. Maddesinde sayılan ilk itiraz nedenlerinin tümünü tekrar ettiklerini, Mahkemenizin yetkisiz olup yetkisizlik nedeniyle davanın reddini talep ettiklerini, aynı şekilde, Mahkemeniz görevsiz de olduğundan esasa girilmeksizin, görevsizlik nedeniyle de davanın reddini talep ettiklerini, dava değeri düşük gösterildiğinden, eksik harç ikmal edilmeden davaya devam edilmesinin bu aşamada mümkün olmadığını, eksik harcın ikmali için davacı tarafa kesin süre verilmesini, harcın verilen kesin sürede ikmal edilmemesi durumunda dava şartlarından olan harcın ikmal edilmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davaya konu talep zamanaşımına uğradığından, zamanaşımı nedeniyle davanın reddini de talep ettiklerini, Yargı yerinin caiz olup olmadığı, aynı konuda kesin hüküm bulunup bulunmadığı, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı, kesin yetki kuralının bulunup bulunmadığı gibi hususlar dava şatlarından olduğundan, bu hususların da ayrıca Mahkemece resen araştırılmasını ve usule aykırılığın tespiti halinde dava şartlarının yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, özetle, usul kuralları çerçevesinde, yazdıkları, yazmadıkları tüm ilk itirazlarını sunduklarını ve davanın, esasa girilmeksizin usulden reddini talep ettiklerini, davacı tarafın sunmuş olduğu dava dilekçesinde iddia etmiş olduğu hususların yasal dayanaktan yoksun, somut bir delile dayanmayan ve tamamen soyut iddialardan ibaret olup, bu beyanlara itibar edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın, iddia etmiş olduğu hususları ispat yükü altında olup, dava dilekçesinde delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin hiç birinin, usul kuralları çerçevesinde, iddia edilen vakıayı ispata elverişli araçlar olmadığını, davacı ile müvekkili arasında, dava dilekçesinde iddia edilen hususların hiçbir. zaman gerçekleşmemiş olup, davacının taleplerinin, tamamen karşılıksız maddi menfaat temin etmek üzere dile getirildiğini, dava konusu alacağın yediemin deposunda bulunan hacizli malların zayi olduğu veya çalındığı iddiasıyla açıldığını, işbu malların zayi olduğu veya çalındığı kanıtlansa dahi bu konuda müvekkili idarenin sorumluluğunun olmadığını, müvekkili şirketin gerekli denetimleri süresinde yaptığını, Yediemin ........'ın deposundaki malların güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğunu, ancak bu kapsamda gereken dikkat ve özeni göstermediğini, ayrıca idarelerinin denetleme yükümlülüğü varsa da bunun her gün yapılmasının mümkün olmadığını, Haczedilen Malların Muhafaza Edileceği Lisanslı Yediemin Depoları Hakkındaki Yönetmelik'te de yediemin deposunun haczedilen mallar hakkında yapılması gerekenlerin belirtildiğini, haczin takibinin nasıl yapılacağının da belirtildiğini, bu nedenle davacının iddia ettiği zararından davalı idarenin sorumluluğunun olmadığını, bu nedenle taraflarına açılan davanın reddinin gerektiği, belirterek, müvekkili tarafça arz ve izah olunan veya Sayın mahkemece resen göz önünde bulundurulacak sebeplerle; haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesi ile eklerinin usulüne uygun olarak davalı ....... 'a tebliğ edildiği, davalı ...... 'ın cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. BİRLEŞEN BAKIRKÖY ...... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ....... ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN İDDİA : Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunmuş olduğu 02/08/2023 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; Dava ile ilgili olarak davalılar ile arabuluculuk görüşmeleri yapılmasına rağmen anlaşma sağlanamadığını, müvekkili müflis şirkete ait malların iflastan önce 2877 çuval malın yediemine teslim edildiğini, iflas müdürlüğünce yazılan talimata istinaden Büyükçekmece ...... İcra Müdürlüğünün ..... talimat sayılı dosyasında mahallinde tespit yapıldığını ve 2462 çuval malın yerinde olmadığının tespit edildiğini, Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... esas sayılı dava dosyasında da söz konusu tespitin bilirkişi raporları ile doğrulandığını, müvekkiline ait ve teslimi yapılan malların yediemin tarafından bulunamadığını, malların yok olması sebebiyle masanın zarara uğradığını ve davalıların masanın zararını gidermek zorunda olduklarını, yediemin tarafından malların usule uygun şekilde korunmamasının hırsızlık eylemine yol açtığını, yediemin deposunun yönetmelikte belirtilen asgari şartları taşımadığını, depoda herhangi bir kamera olmaması, sürekli nöbetçi bir personel bulundurulmamasının yönetmelikte belirtildiği şartlarda denetimin yapılmadığının göstergesi olduğunu, bu durumun da icra müdürlüğü personelinin görevlerini yerine getirmemesi sebebiyle davalı ...... sorumluluğunu doğurduğunu, açıklanan nedenlerle birçok kamu alacağının da kayıt edildiği iflas masasının zararının giderilmesi maksadıyla bu davanın açılmasının zorunlu hale geldiğini, bu nedenlerle davanın öncelikle Bakırköy ........ Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini, davanın kabulü ile Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... esas sayılı dosyasında talep edilen 2462 çuval mal için bilirkişilerce belirlenen USD değerinin asıl davada talep edilmeyen kısmı olan 199.911,16 USD'nin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı ...... vekilinin mahkememize sunmuş olduğu 01/09/2023 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Davacının davasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, dava her ne kadar mahkememizde açılmış ise de görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, bahse konu uyuşmazlığın ticaret mahkemesinin görev alanında bulunmadığını, davanın asliye hukuk mahkemelerinde açılması gerektiğini, davacının davasının zaman aşımına uğradığını, davanın açılabilmesi için kanunda belirtilen sürelerin aşıldığını, davacının davasının zaman aşımı yönünden reddinin gerektiğini, davada herhangi bir kusurlu varsa dahi müvekkili idarenin olmadığını diğer davalı ...... 'ın olduğunu, davacı tarafça her ne kadar mahkememizin ...... esas sayılı dosyasında belirlenen değer üzerinden işbu dava ikame edilmiş ise de bunun kabulünün kendilerince mümkün olmadığını, ilgili bilirkişi raporunda tespit edilen değerlerin neye istinaden ve ne şekilde yapıldığının belirsiz olduğunu, bu hali ile davacının hukuka aykırı bilirkişi raporuna istinaden bu davayı ikame etmesinin hukuka ve usule aykırı olduğunu, davacının zararının olup olmadığı, var ise miktarı ile birlikte ispata muhtaç olduğunu, davacının bir zararının olup olmadığı, var ise miktarı ile birlikte ispata muhtaç olduğu, bu yönüyle davacının oluştuğunu iddia ettiği zarara ve talep edilen tazminat miktarına katılmadıklarını, tazmini istenen miktarın davacı tarafından ispatının gerektiğini, dosyada da bu miktarı ispata yarayan herhangi bir delil bulunmadığından davacının davasının ispat edemediğini kabul etmek gerektiğini, davacının talep ettiği bedeli fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödenmesi talebinin de mümkün olmadığından bu talebin de reddinin gerektiğini, anılan nedenlerle davanın öncelikle usulden reddine, aksi halde esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesi ile eklerinin usulüne uygun olarak davalı ...... 'a tebliğ edildiği, davalı ..... 'ın cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. BİRLEŞEN BAKIRKÖY ..... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ...... ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN İDDİA : Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunmuş olduğu 05/05/2022 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; Davalı ...... ve davalı yediemin ..... ile arabuluculuk görüşmeleri yapıldığını, Arabuluculuk Bürosunun ..... numaralı dosyasından yapılan müzakerelerde her iki davalı ile anlaşma sağlanamadığını, bu minvalde, dava şartı olan arabuluculuk görüşmeleri her iki taraf ile de sağlandığını, anlaşma yapılamaması nedeniyle huzurdaki davayı ikame etmek zorunlu hale geldiğini, müflis şirkete ait mallar iflastan önce, 2877 çuval mal davalı yediemine teslim edildiğini, iflas müdürlüğünce yazılan talimata istinaden Büyükçekmece ...... İcra Müdürlüğü'nün ...... talimat sayılı dosyasından, mahallinde 26.03.2018 tarihinde tespit yapıldığını, yediemine teslim edilen 2462 çuval malın yerinde olmadığının tespit edildiğini, işbu tespitte 415 çuval malın hali hazırda yedieminde olduğu tespit edildiğini, birleştirme talep edilen Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...... E. Sayılı dosyası tespit edilemeyen 2462 çuval mala ilişkin olduğunu, yine aynı talimat dosyasından 19.11.2021 tarihinde yapılan tespitte, önceki tespitte yedieminde olduğu tespit edilen 415 çuval malın yerinde bulunmadığını ve yediemin tarafından hazır edilemediğinin tespit edildiğini, huzurdaki davanın, yediemin tarafından hazır ve tespit edilemeyen 415 çuval mala ilişkin olduğunu, aynı yediemine teslim edilen mallara ilişkin Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...... Esas sayılı dosyasında derdest davası bulunması sebebiyle, öncelikle ilgili dosya ile birleştirme talebinin bulunduğunu, öncelikle, Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...... E. Sayılı dosyası ile birleştirme kararı verilmesini, davanın kabulü ile, 19.10.2021 tarihinde hazır edilemeyen/eksilen 415 çuval mal bedeli olarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-USD'nin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalılara yüklenilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. DELİLLER ve GEREKÇE: Asıl ve birleşen davalarda dava, davalı ...... yönünden İİK’nın 5. maddesine, diğer davalı yönünden yedieminin hukuki sorumluluğuna dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişiler ......, ..... ve Doç. Dr. ..... tarafından düzenlenen 22/02/2022 tarihli bilirkişi raporunda ; 17.11.2021 tarihinde yapılan keşifte davalı ...... 'a ait yediemin depolarında dava konusu ipliklerin bulunmadığının tespit edildiği, davalı ...... 'a ait yediemin depolarında davacıya ait iplikler bulunmadığından davacının zararının 277.773,63 USD olduğu, ipliklerin davalıya teslim tarihi itibariyle TL karşılığının 827.598,75 TL ve 15.10.2020 dava tarihi itibariyle TL karşılığının 2.201.606,01 TL olarak hesaplandığı, deponun D100 karayoluna çok yakın oluşu ve depo çevresinin oldukça büyük tarla oluşu nedeniyle, hırsızlık olayı esnasında araç motor seslerinin yoğun oluşu ve yerleşim merkezine uzak oluşu nedeniyle deponun hırsızlık yönüyle cezbedici özelliğinin olduğu, deponun korunmasında önlemeye yönelik tedbirlerden olan alarm sistemi ve görevlinin olmadığı, yakalamaya ve caydırıcı tedbirlerden olan kamera sisteminin olmadığı, deponun arka ve tarlaya cephe yan tarafında aydınlatma direkleri ve aydınlatma direği veya lambaların takılı olduğu herhangi bir emare olmadığı yönüyle yediemin deposu olarak kullanılan depoda, takdiri Mahkemeye ait olmak üzere güvenlik tedbirlerinin alınmadığı, yapılmış olan tespitler gereği davalı yedieminin 29810 sayılı yükümlülüklerine aykırı davrandığı, söz konusu malların muhafazası kapsamında gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığı, kanaatimizce yürürlükteki mevzuatlar çerçevesinde yedieminin kusurlu olduğu ve zarardan sorumlu olduğu, İcra ve iflas dairesi müdürlüğünün muhafaza yerlerini kontrol etme, muhafaza tedbirlerinde eksiklik varsa uyarma, mala uygun bir yediemin deposu seçme yükümlülüklerinin bulunduğu, ilgili icra ve iflas dairesi müdürlüğünce söz konusu yükümlülüklere uygun olarak gerekli kontroller ve önlemler alınmadığı, uyarılarda bulunulmadığı, kanaatimizce İİK m.5 uyarınca ilgili idare olan ........'nın, zararı tazmin yükümlülüğünün doğduğu yönünde beyan ve görüş bildirmişlerdir. Bilirkişiler ...... ve Doç. Dr. ..... tarafından düzenlenen 24/02/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda ; ASIL DAVA YÖNÜNDEN ; Büyükçekmece ...... İcra Müdürlüğünün ..... talimat sayılı dosyasında 26/03/2018 tarihinde mahallinde yapılan incelemede yediemine teslim edilmiş olan 2.877 adet çuvaldan 2.462 adetinin yerinde olmadığı ve sadece 415 çuvalın bulunduğunun tespit edildiği, davalı ...... 'a yediemin depolarında davacıya ait 2.462 çuval iplik bulunmadığından davacının 237.705,48 USD zararının oluştuğu, davacının zararının ipliklerin davalıya teslim tarihi itibari ile TL karşılığının 708.219,71 TL ve 15/10/2020 dava tarihi itibari ile TL karşılığının 1.884.029,86 TL olduğu, BİRLEŞEN BAKIRKÖY ...... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ..... ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN ; 17/11/2021 tarihinde yapılan keşifte davalı ...... 'a ait yediemin depolarında davacıya ait hiçbir iplik bulunmadığının tespit edildiği, davacının davalı ...... 'a yediemin depolarına teslim etmiş olduğu 2.877 çuval iplikten kalan ve daha sonra 17/11/2021 tarihli keşifte bulunamayan 415 çuval iplik nedeniyle uğradığı zararının tahsilini talep ettiği, davalı ........'a ait yediemin depolarında davacıya ait 415 çuval iplik bulunmadığından davacının 40.068,15 USD zararının oluştuğu, davacının zararının ipliklerin davalıya teslim tarihi itibariyle TL karşılığının 119.379,05 TL ve 05/05/2022 dava tarihi itibari ile TL karşılığının 595.332,57 TL olduğu yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir. Saklama (vedia) sözleşmeleri, dava tarihi itibariyle olaya uygulanacak olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 561 ilâ 580. maddeleri arasında düzenlenmiş olup aynı başlık altında yine saklama sözleşmesinin temel özelliklerini içeren fakat kendine has bazı özellikleri olan güvenilir kişiye bırakma, ardiyeciye bırakma, konaklama yeri, garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlere bırakma gibi özel olarak düzenlenmiş ve muhafaza borcu doğuran sözleşmeler bulunmaktadır. Saklama (vedia) sözleşmesinin tanımı TBK’nın 561/1. maddesinde; “Saklama sözleşmesi, saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Saklama sözleşmesinin konusu taşınır bir mal olup bu mal misli bir mal olabileceği gibi misli olmayan bir mal da olabilir. Buna göre saklama sözleşmesi; saklayanın saklatan tarafından verilen taşınırı kabul ve onu güvenli bir mahalde muhafaza etme yükümlülüğü altında olduğu ve sözleşmede ayrıca kararlaştırılmadığı takdirde saklayanın herhangi bir ücret talep edemeyeceği sürekli bir sözleşmedir. Saklama sözleşmesi, rızaya dayalı bir sözleşme olup sadece tarafların anlaşmasıyla ve taşınırın tesliminden önce meydana gelmektedir. Sözleşmenin kurulmuş olması için taşınırın teslimi şart değildir. Ancak muhafaza borcu doğaldır ki taşınırın saklayan tarafından teslim alınmasını ve koruma altına koyulmasını ifade eder. Başka bir deyişle saklayanın muhafaza borcunun doğması için taşınırın teslimi gerekmekte olup teslim almadan kaçınılması hâlinde bir “yüküm” ihlâli olarak saklayanın borçlu temerrüdüne düşmesine yol açar. Türk Borçlar Kanunu’nun 564. maddesi gereğince saklama sözleşmesinde teslim edilen taşınır için bir vade tayin edilmiş olsa bile, saklatan bu vadeye bağlı kalmaksızın taşınırın iadesini her zaman talep edebilir. Zira Kanun’da açıkça düzenlenmemiş ise de; saklayanın taşınırı geri verme borcu, saklama sözleşmesinin en önemli ve zorunlu unsurlarından biridir. Çünkü saklayan ancak taşınırı geri vermekle muhafaza borcunu tam olarak yerine getirmiş olur. Saklama sözleşmesi, eksik iki tarafa borç yükleyen sözleşme niteliğindedir. Saklayanın esas borcu taşınırı emin bir yerde muhafaza etmek ve saklatanın talebi hâlinde veya belirlenen vadede bunu saklatana geri vermektir. Saklatan ise sadece sözleşmede açıkça ücret kararlaştırılmış olması veya hâl ve şartların saklatanın ücret ödemesini gerekli kılması hâli dışında hiçbir borç altına girmemektedir. Sadece saklayanın sözleşmeyle üstlendiği borçların yerine getirilmesiyle bağlantılı giderler ile muhafaza edilen taşınırın saklayana verdiği zararları gidermek zorundadır. Bu nedenle saklama sözleşmesi, sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olmadıkça veya hâl ve şartlar gerekli kılmadıkça ivazsız bir sözleşmedir. Saklatanın sözleşme konusu taşınırın maliki olması şart değildir. Zira saklama sözleşmesinin saklananın mülkiyetiyle bir ilgisi bulunmamaktadır. Eş söyleyişle saklama sözleşmesini yapmak malike hasredilmiş bir hak olmayıp malik olmayan kimse de geçerli olarak saklama sözleşmesi yapabilir ve yasal istisnai hâller saklı kalmak üzere, saklananın yalnız kendisine geri verilmesini, başka bir kimseye geri verilmemesini isteme hususunda hak sahibidir. Bu nedenle saklatan, saklanan taşınırın maliki olmadığından bahisle taşınırı iadeyi reddedemeyeceği gibi saklayan da saklatanın, malik olmadığını ileri sürerek taşınırın saklatana iadesinden kaçınamaz (Uygur, Turgut: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, C. II, Ankara 2012, s. 2535). Bu itibarla saklayan kural olarak sözleşmenin sona ermesi durumunda sakladığı taşınırı malikine değil saklatana geri verme borcu altındadır. Sözleşme yapıldıktan sonra saklatan taşınır üzerindeki ayni veya şahsi hakkını kaybetse dahi taşınır saklatana teslim edilmelidir. Çünkü sözleşme saklatan ile saklayan arasında yapıldığı için ancak ikisi hakkında haklar ve borçlar doğurmaktadır. Bu durum TBK’nın 568. maddesinde de; “Bir üçüncü kişi, saklanan üzerinde ayni hak iddiasında bulunsa bile, saklanan haczedilmedikçe veya saklayana karşı istihkak davası açılmadıkça saklayan, onu saklatana geri vermekle yükümlüdür. Haciz konulması veya istihkak davası açılması hâlinde saklayan, durumu hemen saklatana bildirmek zorundadır.” şeklinde düzenlenmiş olup anılan madde gereğince bir üçüncü kişinin sözleşme konusu üzerinde aynî hak iddiasında bulunduğu durumlarda bile saklayan geri verme borcunu saklatana karşı yerine getirecektir. Bunun tek istisnası sözleşme konusunun haczedilmesi ya da istihkak davasının açılması olup böyle durumlarda saklayan, geri verme borcunu saklatana karşı yerine getiremeyecektir. Bunun yanında ayrıca belirtilmelidir ki; malik olmayan saklatanın uygun koşullardaki isteği ve talimatı ile taşınırın saklayan tarafından malikine teslimi de mümkündür. Saklama sözleşmesinde saklayanın muhafaza borcu, bu sözleşmenin konusunu ve amacını oluşturmaktadır. Saklayan taşınırı, saklatanın belirlediği yerde ve onun istediği şekilde muhafaza etmekle yükümlüdür. Bu husus sözleşmede açıkça belirtilmemişse, saklayan taşınırı güvenli bir yerde ve değeriyle orantılı bir dikkat ve özenle muhafaza etmek zorundadır. Saklama sözleşmesi kullanma ödüncü, kira, eser, taşıma, satım, rehin sözleşmelerinden yalnız koruma unsurunun tek başına ya da hiç olmazsa en başta gelen sözleşme borcunu oluşturması bakımından ayrılır. Saklama sözleşmesinde borç kaynağı korumayı üzerine almadır. Eğer borç nedeni bu değilse ya da bu unsur tali nitelikte ise, özellikle bir saklama sözleşmesinden söz edilemez (Uygur, s. 2521). Saklama sözleşmesinde muhafaza borcu mutlak nitelikte olup açıkça veya zımnen izin verilmedikçe saklayan, tevdi edilen taşınırı kullanamaz veya üçüncü kişilere kullandıramaz. Saklayan kusursuz olduğunu ispat etmedikçe, taşınırı geri vermemekten veya kötü bir durumda geri vermekten doğan zararı tazmin etmek zorundadır. Zira saklama sözleşmesiyle taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi doğacak olup burada TBK’nın 112. maddesinin uygulanacağı kuşkusuzdur. Başka bir deyişle geri verme saklayanın kusuru sonucunda gerçekleşemiyorsa geri verme borcu yerine tazminat borcu geçecektir. Somut olayda davacının tazminat talebine konu olayda davalı yediemin yönünden saklama sözleşmesine aykırı davrandığı, ...... yönünden ise İİK’nın 5. Maddesine dayalı tazminat talebinde bulunulduğundan iki davalı yönünden uyuşmazlığın ayrı ayrı irdelenmesi gerekmektedir. Davalı ...... yönünden; İcra ve İflas Kanununun “sorumluluk” kenar başlığını taşıyan 5. maddesinde; '' İcra ve İflas Dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları , ancak idare aleyhine açılabilir. Devletin zararın meydana gelmesinde kusuru bulunan görevlilere rücu hakkı saklıdır. Bu davalara adliye mahkemelerinde bakılır.'' hükmü yer almaktadır. İcra ve İflas Kanunu'nun 5. maddesi, icra ve iflas dairelerinin görevleri sırasında ilgililere vermiş oldukları zararların tazminini amaçlayan bir düzenlemedir. İlgililer kavramına icra takibinin tarafları olan alacaklı ve borçlunun yanında, zarara uğrayan üçüncü kişiler de girerler. Madde lafzından açıkça anlaşılacağı üzere İİK'nun 5. maddesi kusur sorumluluğunu düzenlemektedir. Bu sorumluluğun gerçekleşmesi için icra ve iflas dairelerinin görevleri ile alakalı olarak olumlu ya da olumsuz bir eylem ya da işleminin mevcut olması ve bu işlemi gerçekleştiren memur tarafından kusurlu olarak icra edilmesi gerekir. Madde, lafzi olarak yorumlandığında tazminat sorumluluğunun oluşması için dört şartın varlığı gerekmektedir: Bu şartlar sırasıyla: 1- İcra ya da iflas dairesinde çalışan görevliler tarafından görevleri sırasında gerçekleştirilen olumlu ya da olumsuz bir işlemin mevcut olması, 2- Yapılan olumlu veya olumsuz işlemin hukuka aykırı olması, 3- Hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen işlemin takibin tarafları ya da üçüncü kişiler nezdinde zarar meydana getirmesi, 4- Meydana gelen zarar ile yapılan işlem arasında illiyet bağının bulunması, Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, illiyet bağının varlığı için işlemi yapan memur tarafından o eylem ya da işlem yapılmasaydı zarar meydana gelmeyecekti idiyse, olay da yapılan işlemin kusurlu olarak tatbik edildiği sonucuna varılır. Yapılan işlem nedeniyle açılacak olan tazminat davasında davalı olarak ...... gösterilir. Davanın sonunda verilen hüküm gereği idare tazminat ödemeye mahkum edilmişse, kusuru ile zarar sebebiyet veren memura ........ rücu edebilir. Bu dava İİK 5. maddesi açık hükmü gereği idare mahkemelerinde değil adliye mahkemelerinde görülür. Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, davacı tarafından borçlusundan haczedilen malların diğer davalı yediemine teslim edildiği ve yapılan iki ayrı tespitte malların yedieminde bulunmadığının tespit edildiği ve bu şekilde tutanaklar düzenlenmiş olup dava konusu ipliklerin haczedilmesinde ve yediemine teslim edilmesi işleminde icra memuruna atfedilecek bir kusurun ispat edilemediği, icra memurunun yasal mevzuata uygun şekilde görev ve sorumluluğunu yerine getirdiği anlaşılmış olup bu durumda yediemine teslim edilen ipliklerin kaybolması nedeniyle davacının uğradığı zarardan İİK’nun 5. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığının sorumlu tutulması mümkün olmadığından bu davalı yönünden açılan asıl ve birleşen davaların reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ...... zamanaşımı itirazının ceza zamanaşımı süresi dolmadığından ara karar ile reddine karar verilmiştir. Davalı ........ Yönünden; Davacı şirket ile davalı ...... arasında saklama sözleşmesi imzalandığı,davalının resmî olarak yediemin deposu işlettiği ve alacaklı davacının borçlusundan haczedilen 2.877 çuval muhtelif cins ipliğin davalıya teslim edildiği,iflas idaresi tarafından yaptırılan ilk tespitte 2.462 çuval ipliğin yerinde olmadığının tespit edildiği,yapılan ikinci tespitte de 415 çuval ipliğin yerinde olmadığının belirlendiği,davacının,kendisine teslim edilmeyen 2.462 cuval iplik ile ilgili olarak asıl davayı ve bu davaya ek olarak Birleşen Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... esas sayılı dosyası üzerinden davaların açıldığı,ikinci tespitten sonra ise sonradan kaybolan 415 çuval iplik için birleşen Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... esas sayılı dosyası üzerinden dava açtığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında imzalanan saklama sözleşmesi uyarınca davalı saklayan kendisine saklanması amacıyla teslim edilen taşınırı sözleşme sonunda veya saklatanın talep ettiği anda iade ile yükümlüdür.Somut olayda saklatan olan davacı tarafından teslim edilen toplam 2.877 çuval ipliğin davalı tarafından saklatana teslim edilmediği ve davalı kusursuzluğunu da ispat edemediğinden ve kusurlu saklayan davalının borcu tazminat borcuna dönüştüğünden davacının asıl ve birleşen davalarda saklayan ........ aleyhine açtığı davaların kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili,ilk tespitte teslim edilemeyen iplikler için asıl davayı ve bu davaya ek olarak Mahkememizin ..... esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine tazminat davası açmıştır.Davacı vekili ilk açılan davada Türk Lirası üzerinden talepte bulunmuş iken ek davasında yabancı para cinsi üzerinden alacağın hüküm altına alınmasın talep etmiştir. TBK'nın 99.maddesi hükmü"Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir."şeklinde olup buna göre alacaklının aynen tazmin veya ülke parası ile ödenmesi ile ilgili olarak seçimlik hakkı bulunmaktadır.Bu hak yenilik doğurucu hak olduğundan bir kez kullanıldıktan sonra değiştirilemez.Somut olayda ise davacı asıl davada seçimlik hakkını Türk Lirası üzerinden ödeme konusunda kullanmışken ek davasında yabancı para üzerinden ödeme yapılmasını talep etmiş ise de,bu husus TBK'nın 99.maddesine aykırı bulunduğundan Birleşen Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... esas sayılı dosyasında davacının yabancı para üzerinden alacağının ödettirilmesini isteyemeceği,ek davada bakiye alacağın ilk dava tarihindeki kur üzerinden hesaplanması gerektiğinden ,buna göre hesaplama yapılmıştır. Davacı vekili ikinci tespitte kaybolduğu anlaşılan 415 çuval iplik için Birleşen Bakırköy ...... Asliye Ticaret mahkemesinin ..... esas sayılı dosyası üzerinden dava açmış ve alacağını yabancı para cinsinden ödenmesini talep etmiştir.İlk tespit üzerine açılan asıl davada davacı vekili alacağını her ne kadar Türk Lirası üzerinden talep etmiş ise de,bu birleşen davanın ikinci tespitten sonra açılması ve davacının TBK'nın 99.maddesi uyarınca seçimlik hakkını kullanmasının önünde yasal bir engel bulunmaması nedeniyle hükmedilen alacağın yabancı para cinsinden davalıdan alınarak davacıya verilmesine karara verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; ASIL DAVADA; 1-Davacının davalı ........ aleyhine açtığı davanın KABULÜ ile;300.000,00.-TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 2-Davacının,davalı ...... aleyhine açtığı davanın REDDİNE, 3-Alınması gerekli 20.493,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 5.185,45 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.369,75 harcın davalı ........'DAN alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 4-Davacı tarafından ödenen 54,40 TL Başvurma Harcı ile 5.123,25 TL Peşin Harç ve 7,80 TL vekalet harcının davalı ........'DAN alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan 35 adet tebligat + posta ücreti 902,60 TL, iki bilirkişi inceleme ücreti 8.000,00 TL olmak üzere toplam 8.902,60 TL yargılama giderinin davalı ........'dan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 47.000,00 TL ücreti vekaletin davalı ........'dan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 7-Davalı ...... 'nın kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4.maddesine göre hesap edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalı ...... 'na VERİLMESİNE, 8-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca ........ bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (Taraf başına 330,00 TL x 2 saat= 660,00 TL ) X 2 = 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı ........'dan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, 9-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 345,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, BİRLEŞEN BAKIRKÖY ...... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ..... ESAS SAYILI DAVADA; 1-Davacının davalı ........ aleyhine açtığı davanın kısmen KABUL kısmen REDDİ ile;1.901.606,01.-TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 2-Davacının,davalı ....... aleyhine açtığı davanın REDDİNE, 3-Alınması gerekli 129.898,71 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 92.578,65 TL harcın mahsubu ile bakiye 37.628,31 TL harcın davalı ........'DAN alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 4-Davacı tarafından ödenen 269,85 TL Başvurma Harcı ile 92.270,40 TL Peşin Harç ve 38,40 TL vekalet harcının davalı ........'DAN alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 224.128,48 TL ücreti vekaletin davalı ........'dan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalı ....... 'nın kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4.maddesine göre hesap edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalı ...... 'na VERİLMESİNE, 7-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca ........ bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (1600,00.-TL) X 2 = 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı ........'dan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, 8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.000,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, BİRLEŞEN BAKIRKÖY ...... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ..... ESAS SAYILI DAVADA; 1-Davacının davalı ........ aleyhine açtığı davanın KABULÜ ile ; 40.068,15 USD alacağın 1.000,00 USD'sine dava tarihinden, kalan 39.068,15 USD'sine ise ıslah tarihi olan 02/08/2023 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden 1 yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki T.C merkez bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının bu davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 2-Davacının,davalı ...... aleyhine açtığı davanın REDDİNE, 3-Alınması gerekli 73.145,19 TL karar ve ilam harcından peşin alınan(peşin+Islah harcı) 18.378,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 54.858,89 TL harcın davalı ........'DAN alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 4-Davacı tarafından ödenen 80,70 TL Başvurma Harcı ile 254,12 TL Peşin Harç, 18.032,18 TL Islah Harcı ve 11,50 TL vekalet harcının davalı ........'DAN alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 147.786,13 TL ücreti vekaletin davalı ........'dan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalı .......'nın kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4.maddesine göre hesap edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalı ......'na VERİLMESİNE, 7-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca ........ bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (800,00.-TL X 2 =1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı ........'dan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, 8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.000,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin yüzüne karşı, asıl ve birleşen davalarda davalı ...... vekili ile asıl ve birleşen davalarda davalı ........'ın yokluğunda oy birliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. 28/03/2024 Başkan ..... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ...... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ........ ☪e-imzalıdır.☪ Katip ..... ☪e-imzalıdır.☪ "İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."

Atıf: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/726, K. 2024/319, T. 28.03.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-726-e-2024-319-k-a9710894f220