İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/340 E. 2023/595 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/340
Karar No
2023/595
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/340 KARAR NO : 2023/595 DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/06/2020 KARAR TARİHİ : 15/06/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/07/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekilinin Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 11/06/2020 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; Davacı müvekkili ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ile Davalı Sigorta Şirketi .... A.Ş. arasında düzenlenen 17/11/2017 başlangıç ve 17/11/2018 bitiş tarihli, .... acente no.lu, .... poliçe no.lu iş yeri Paket Sigorta Poliçesi ile müvekkili şirketin belirtilen adresi sigorta güvencesi altına alındığını, 12/05/2018 tarihinde sigorta poliçesinde belirtilen rizliko adresinde gerçekleşen hırsızlık neticesinde, müvekkili ... İLETİŞİM Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti' in uğramış olduğu hasarın tazmini amacıyla, davalı Sigorta Şirketine Mmüvekkili tarafından başvurulduğunu ancak söz konusu talebin, 10/09/2018 tarihli yazı ile hukuka ve gerçeğe aykırı olarak reddedildiğini, Davalı şirketin red kararına dayanak teşkil eden herhangi bir somut delil bulunmadığından taraflarınca 20/11/2018 tarihinde, müvekkili şirketin hırsızlık vakası sonucu çalınan mallarının bedelleri ve bu vaka sonucu oluşan zararın tazmini amacıyla 2018.E.... başvuru nosu ile Sigorta Tahkim Heyetine başvurulduğunu, yapılan başvurunun, Sigorta Tahkim Hakem Heyeti tarafından 'ihtilafın boyutu ve zarar miktarının tespitinin sadece dosyaya sunulan belgeler üzerinden gerçekleştirilmesinin adil ve hakkaniyetli olamayacağı' gibi makul ve hukuki olmayan bir gerekçeyle reddedildiğini, bu karar karşısında müvekkilinin daha çok zarara uğradığını, işbu davanın açılması zorunluluğu hasıl olduğunu, müvekkilinin, iş yerinde gerçekleşen hırsızlık neticesinde çok büyük ekonomik zarara uğradığını, davaya konu hırsızlık hasarının, müvekkilinin "... Mah. ... Cad. ... Sk. No:12 Avcılar/İstanbul" adresinde bulunan taşınmazda 12.05.2018 tarihinde meydana geldiğini ve bu yaşanan hırsızlık olayı neticesinde müvekkilinin yaklaşık 480.000,00 TL tutarında satışa hazır ürününün çalındığını, müvekkilinin kiralamış olduğu ... plakalı aracını 12.05.2018 günü ikamet adresi olan "... Mahallesi ... Sk. No: 1 Avcılar" adresinde gece 03:00 sıralarında bıraktığını, sabah 08.30 civarında ise arkadaşı olan ... tarafından arandığını ve "iş yerinin önünde kolilerin olduğu ve hırsızlık yaşandığı" bilgisi aktarıldığını, bunun üzerine müvekkilinin, arkadaşına kendisinden iş yerinin önünden ayrılmamasını rica ettiğini ve kendisinin hemen oraya geleceğini belirttiğini, iş yerine gitmek için, aracına doğru yaklaştığında ise aracın sağ ön kelebek camının kırılmış olduğunu gördüğünü ve araca binmeden durumu hemen polise haber verdiğini, akabinde müvekkili ile iletişime geçen kolluk kuvvetlerinin, müvekkiline iş yerine geçmesini söylediğini, müvekkilinin de buna istinaden ivedi bir biçimde iş yerine geçtiğini, daha sonrasında ise müvekkilinin iş yerinde Olay Yeri İnceleme ekipleri çalıştığını, bu çalışmanın ardından ise müvekkilinin yaklaşık 500 civarında ... marka telefonlara ait ekran, yaklaşık 600 kadar .... marka telefonlara ait ekran, muhtelif "marka ve çeşitte telefon bataryası, çok sayıda akıllı telefona ait iç aksam, farklı markalarda 'telefon Kasası ve telefon kapağı, karışık marka ve modelde dokunmatik ekran, 5 koli ... marka ... serisi telefon ekranının çalınmış olduğunun tespit edildiğini. Bunun üzerine kiralık aracına bakan müvekkilinin, araçtan da torpido gözünde muhafaza etmiş olduğu evine, iş yerine ve deposuna ait anahtarla, mal geliş ve satış fiyatlarının bulunduğu" listenin çalınmış olduğunun farkına vardığını, kolluk kuvvetlerinin yapmış olduğu inceleme neticesinde ise iş yerinin kapısında bir zorlama olmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin aracının bulunduğu yeri gösteren herhangi bir kamera kaydı da mevcut olmadığı için olayın faili meçhul olarak kayıtlara geçtiğini, bu hırsızlık neticesinde ise müvekkilinin yaklaşık 480.000 TL tutarında satışa hazır ürününün zararı oluştuğunu, zararın tazmini için sigorta şirketine yapılan başvurunun, dava sigorta şirketi tarafından gerekçesiz şekilde reddedilirken, Sigorta Tahkim Merkezine yapılan ilk derece ve itiraz başvurularının, başvuru konusu uyuşmazlığını gidermek adına tahkimin yeterli olmaması ve hasarın büyüklüğü konusunda Asliye Ticaret Mahkemesinin yargılaması gerektiğinden başvurularının. kabul edilmediğini, işbu gerekçeler sebebiyle mahkemeniz nezdinde işbu davanın açılması zorunluluğu hasıl olduğunu, müvekkili tarafından her türlü güvenlik önlemi alınmış olmasına rağmen hırsızlık olayının yaşanmasına engel olunamadığını, hırsızlık olayının gerçekleştiği riziko adresi kepenkle ve kilit suretiyle muhafaza altına alınmış ve alarm sistemiyle korunmakta olduğunu, buna rağmen müvekkilinin, hırsızlığın meydana geldiği gün gece 03:00'e kadar dükkan içinde beklediğini, herhangi bir durum olmaması karşısında yine kilit ve kepenk kullanmak suretiyle dükkanı kilitleyip evine döndüğünü, tüm bu önlemlere rağmen meydana gelen hırsızlık neticesinde müvekkilinin ilk iş olarak polisi arayarak olay yerine ekip gönderilmesini istediğini, hırsızlık olayı bütün kanıtlarıyla polis tutanaklarında mevcut olup, çevreden de olayı görüp duyan tanıkların mevcut olduğunu, söz konusu olaya ilişkin yine Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı ... nolu dosyası ile soruşturma başlatılmış olup, söz konusu soruşturmada Müvekkilinin mağdur ve müşteki konumda olduğunu, zararı tazmin etmekten imtina eden sigorta şirketinin kanuni ve sözleşmesel sorumluluğundan kaçtığının açıkça ortada olduğunu, davalı şirketin, müvekkilin iddialarına ve zararın tazmin talebine ancak soyut ifadelerle karşı çıkmakta olduğunu, davalı şirketin her hal ve şartta tazminat sorumluluğundan kurtulmak istediğinin ortada olduğunu, işbu sebeplerle yukarıda izah edildiği şekilde müvekkili şirketin hırsızlık vakası sonucu çalınan Malların bedelleri, Katma Değer Vergisi zararı ile toplam zararının sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak bankalarca uygulanan en yüksek avans faizi ile mahkeme tarafından atanacak bilirkişi tarafından hesaplanarak müvekkili şirkete ödenmesini talep ederek isbu davanın açılması zarureti hasıl olduğunu, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; Müvekkili şirketin hırsızlık hasarı sonucu çalman mallarının bedeli olan 480.000 TL'nin davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, Müvekkili şirketin hırsızlık hasarı sonucu uğramış olduğu Katma Değer Vergisi zararı ile toplam zararının sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak bankalarca uygulanan en yüksek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafın üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu 03/03/2021 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Davacının iş yerinin müvekkili tarafından 17/11/2017 - 17/11/2018 tarihleri arasında .... nolu işyeri paket sigorta poliçesi ile sigortalandığını, müvekkili şirkete sigortalı bulunan işyerinde 12/05/2018 tarihinde hırsızlık hasarı meydana geldiğinden bahisle iddia olunun hasar tarihinden 18 gün sonra 30/05/2018 tarihinde yapılan hasar ihbarı üzerine müvekkili şirket nezdinde hasar dosyası açıldığını, hasara konu olay üzerinde detaylı inceleme yapıldığını, müvekkili şirket ekspertiz ve araştırma raporunda yapılan incelemeler sonucunda somut olayda gerek hadisenin oluş şekli, gerek iddia edilen kaybın boyutu itibariyle tespit, bulgu ve evrakların uyumsuz ve tutarsız olmasının yanı sıra sigortalının sigorta sözleşmesinin kurulması, devamı ve rizikonu gerçekleşmesi aşamasında doğru beyan ve ihbar mükellefiyetini kasıtlı olarak ihlal ettiğinin tespit edildiğini, müvekkili şirketin davaya konu olaydan dolayı sigortalının hasar tazmin başvurusunun reddinin haklı olduğunu, davacının müvekkili şirket aleyhine açtığı davanın haksız ve mesnetsiz olduğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu olayda sigortalı şirket yetkililerinin sözleşmenin kurulması, devamı ve rizikonun gerçekleşmesi aşamasında beyan ve ihbarda bulunmadığı gerçek bir vakıa olup, bir an için hasarın sigorta teminatı kapsamında olduğu kabul olunması durumunda müvekkili şirketin tazmin sorumluluğunun sigorta poliçesi özel şartları ve TTK'nın amir hükümleri gereğince belirlenmesi gerektiğini, talep olunun tazminat miktarının fahiş olduğunu, sigorta şirketinin ancak poliçe genel ve özel şartları uyarınca sigorta poliçesi kapsamında bulunduğu ispat olunan gerçek zarar miktarından sorumlu tutulabileceğini, davacının KDV zarar talebinin de haksız olduğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davaya konu olaydan dolayı, TTK ve Sigorta Genel ve Özel Şartları gereği müvekkili sigorta şirketinin davacıya tazminat ödeme mükellefiyeti bulunmadığından haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER ve GEREKÇE: Dava, hırsızlık rizikolarına karşı sigortalı işyerinde meydana geldiği iddia edilen hırsızlık nedeniyle sigorta teminatının tahsili istemine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222 nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişiler ..., Doç. Dr. ... ve .... tarafından düzenlenen 28/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda ; Sigortalı .... İletişim Paz.San.ve Tic.Ltd.Şti. nin 05/02/2018- 05/02/2019 tarihleri arasında davalı .. Sigorta A.Ş. Tarafından .... nolu, “İş Yeri Paket Sigorta Poliçesi” kapsamında sigortalı olduğu, Eksper tarafından, davacı şirketin zararına ilişkin uygulanan hesaplama yönteminin (Mizan “Kontör hariç Sadece Aksesuar Stok Değeri” ile Sayım Değeri ARASINDAKİ FARKA tekabül eden tutarın piyasa rayiç tespiti) tekniğine uygun olduğu, zarar bedeline ilişkin dikkate alınan birim fiyatların olay tarihindeki piyasa rayiçlerine uygun oldukları, ürünlerin tamamının orijinal ürünler olmadıklarına ilişkin eksper tespitlerinin fotoğraflı ve sosya medya reklam tespitlerinin bulunduğu, bu nedenle Serviste Çıkma, Yan Sanayi, Hasarlı Parçalar Gözetilerek Takdiren %30 Tenzilat uygulamasının yerinde bulunduğu, eksper tarafından faturaların kesildiği adres ve çalınan ürünlerin bulunduğu adreslerde resmi kayıtların esas alınması ile "resmi stok değeri - her iki adresteki mal sayım değeri" arasındaki farka göre yukarıda çizelge-2 de detayı verilen muafiyet öncesi belirlenen 335.716.70 TL. (KDV Hariç) tutarın davacı şirketin Uuğradığı gerçek zarar olarak kabul edilebileceği, dosya kapsamında yer alan belgelerden, Yukarıda “Eksper tarafındanhe düşüş gerçekleştiği, dosyaya ve tarafımıza sunulu evraklar üzerinde yapılan incelemeler çerçevesinde mezkur evrakların davacının çalınan malları teslim alıp almadığı ve ödemelerinin yapılıp yapılmadığını destekler nitelikte evraklar dosya içeriğinde olmadığından Mart ayında mail yoluyla talep edilmiş olup rapor tarihine kadar söz konusu evraklar tarafımıza ulaştırılmadığından, dosya kapsamı itibariyle, mal alımı yapılan ... İth. İhr. İç Ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin 2017 yılı ve ... Yapı İnş. Dan. Eğitim Hizm. San. Ve Tic. Ltd. Şti. 'nin 2018 yılı faaliyet durumu, çalınan malların davacıya teslimine ilişkin irsaliye vb. Evraklar, davacının çalınan malların alındığı firmalar ile olan cari hesap ekstreleri, çalınan mallara ilişkin yapılan ödemelerin dekontları evraklarının ibrazı halinde nihai sonuca varılabileceği, somut ihtilafta rizikonun kasten gerçekleştirildiğini ispat yükünün davalı sigortacıda olduğu; dosya kapsamında, davacının rizikoyu kasten gerçekleştirdiğini kesin bir şekilde ispat etmeye elverişli bir bilgi ve belgeye rastlanılamadığı, sigorta poliçesinin davacının riziko adresinde cep telefonu satışı faaliyetinde bulunacağı esas alınarak düzenlendiği; riziko gerçekleşmesi sonrasında sigortalı iş yerinin bir depo olarak kullandığının anlaşıldığı; bu hususun şirket yetkilisinin beyanlarıyla da sabit olduğu; beyan yükümlülüğünün ihlali rizikonun gerçekleşmesinden sonra tespit edildiğinden, sigorta tazminatından %50 oranında indirim yapılabileceği, rizikonun mesai saatleri haricinde gerçekleştiği ve tazmini istenen cep telefonu ile ekran ve bataryalarının kiliti kasada olmaması sebebiyle, sigorta tazminatından %30 oranında indirim yapılabileceği, beyan klozuna aykırılık ve hırsızlık teminatına ilişkin klozlar nedeniyle yapılan tenzilatlar neticesinde, davalının davacıya ödemesi gereken sigorta tazminatı tutarının 67.143,34-TL olduğu, yönünde görüş bildirmişlerdir. Bilirkişiler ...., Doç. Dr. .... ve ... tarafından düzenlenen 04/05/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda ; Dava dışı ... Yapı İnş. Dan. Eğitim. Hizm. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin düzenlemiş olduğu faturaların geçerli olduğu yönünde kanaate varması halinde, geçerli sayılabilecek faturaların toplamının 582.236,78-TL (KDV Dahil) olduğu, dava dışı .... Yapı İnş. Dan. Eğitim. Hizm. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin düzenlemiş olduğu faturaların geçerli olmadığı yönünde kanaate varması halinde 220.000,38 TL(KDV dahil) olduğu yönünde görüş bildirmişlerdir. Sigorta ilişkisinin özelliği gereği, çoğu zaman rizikonun gerçekleştiği anda sigortacı ifa yükümlülüğünün kapsamını tam olarak tespit edecek imkânlardan yoksundur. Bu yönüyle diğer sözleşme türlerinden farklı olarak sigorta sözleşmesinde, sigortacının ediminin muacceliyeti birtakım özel hükümlerle düzenlenmiştir. Dolayısıyla sigorta tazminatı yahut bedelinin muaccel hale gelmesi, i. — Rizikonun gerçekleşmiş olması, ü. — Sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitirmiş olması, şartlarının mevcudiyeti halinde mümkündür. Sigorta tazminatı ve bedelinin muacceliyetine ilişkin olarak verilen bu bilgilerin ardından, öncelikle somut ihtilafta riskin gerçekleşmesinde sigortta ettirenin kusur veya kastının olup olmadığı ele alınacaktır. Bilindiği üzere, TTK 1429'da, sigorta ettirenin kusuru ve kastını düzenlemektedir: “Sigortacı, aksine sözleşme yoksa, sigorta ettirenin, sigortalının, lehtarın ve bunların hukuken fiillerinden sorumlu bulundukları kişilerin ihmallerinden kaynaklanan zararları tazmin ile yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigortalı ve tazminat ödenmesini sağlamak amacıyla bunların hukuken fiillerinden sorumlu oldukları kişiler, rizikonun gerçekleşmesine kasten sebep oldukları takdirde, sigortacı tazminat borcundan kurtulur ve aldığı primleri geri vermez.” Hükmün lafzından da anlaşılabileceği üzere, kanun koyucu “ya hep ya hiç”ilkesini benimsemiştir: - Kusur halinde sigortacı tam olarak sorumludur - Kast halinde sigortacı sorumluluktan bütünüyle kurtulur (hiç sorumlu olmaz) TTK m.1429.1, sigorta ettiren veya sigortalının - rizikoyu kasten gerçekleştirmiş - olmaları halinde sigortacının sorumlu olmayacağını hükme bağlamaktadır. Bu kural sigorta hukukunun temel ilkesini yansıtmaktadır. Sigorta sözleşmesi bir rizikoya, yani gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen ya da bilinse bile ne zaman gerçekleşeceği bilinmeyen şüpheli (meşkuk) bir olaya karşı koruma sağlar. O rizikoyu sigortadan yararlanan kişi kasten meydana getirmişse, “belirsizlik” unsuru artık devre dışıdır ve sigortadan buna rağmen yararlanması adil ve tutarlı sayılmaz (Bu hususta bkz. Samim Ünan, TTK Şerhi, Altıncı Kitap: Sigorta Hukuku, Cit 1: Genel Hükümler; Madde 1401-1452, İstanbul, 2016, s. 300 vd.) Yukarıda da ifade edildiği üzere, dosya kapsamında yer alan belgelerden,*Eksper tarafından olayın seyri esnasında Tespit Edilen Şüpheli Durumlar” başlık altındaki tespitlere davacı tarafça açıklık getirilemediği kanaatine varılmıştır. Ancak hemen ifade etmek gerekir ki sorumluluktan kurtulduğunu iddia eden sigortacının buna imkân veren kast olgusunu somut delillerle kanıtlanması gerekir. Somut ihtilafta rizikonun kasten gerçekleştirildiğini ispat yükü davalı sigortacıdadır. Dosyaya kapsamında, davacının rizikoyu kasten gerçekleştirdiğini kesin bir şekilde ispat etmeye elverişli bir bilgi ve belgeye rastlanılmamıştır. Son olarak şunu ifade edelim ki, TTK m.1445/1.5 ve TTK m.1446 uyarınca sigorta ettirenin beyan yükümlülüğüne aykırı davranması, ispat yükünün yer değiştirmesine yol açmaz; beyan yükümlülüğüne aykırılık sebebiyle ödenecek tazminatta artışa sebep olunmuşsa, bunun tenzili sağlanır. Sigortalının kasti davranışının sigortacı tarafından ispat edilememesi nedeniyle riziko gerçekleşmeden önceki beyan yükümlülüğünü ihlâl edip etmediği ve poliçe özel şartlarında yazılan hususların somut olaya etkisinin tartışılması gerekmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK, 6102 sayılı Kanun) 1401 inci maddesinde tanımlanan sigorta sözleşmelerinin yazılı belgeye bağlanması ispat hukuku açısından büyük önem taşımakta ise de Kanun'da sigorta sözleşmeleri için öngörülen bir şekil şartı bulunmamaktadır. Bu sözleşmelerin ana muhtevası 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 11 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Hazine ve Maliye Bakanlığınca onaylanıp sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenlenir. Yine sigorta sözleşmelerinde işin özelliğine uygun olarak özel şartlar belirlenebilirse de bu hususların sigorta sözleşmesi üzerinde ve özel şartlar başlığı altında herhangi bir yanılgıya neden olmayacak şekilde açıkça belirtilmesi zorunludur. Sigorta sözleşmeleri her iki tarafa borç ve yükümlülükler yükleyen iyiniyet esasına dayalı olarak kurulan ivazlı sözleşmelerdir. Sigorta sözleşmesinin kurulması aşamasında sigortalının doğru bilgi verme (beyan) yükümlülüğü, TTK’nın 1435 inci maddesi ile düzenlenmiş olup genel düzenleme mahiyetinde olan bu hüküm ve hükmün sonuçlarını düzenleyen maddeler Yargıtayın yerleşik kararları uyarınca hırsızlık sigortalarına da uygulanmaktadır. Hatta 1435 inci maddede yer alan düzenleme Hırsızlık Sigortası Genel Şartlarının C-2 ve C-3.maddelerinde düzenlenmek suretiyle; sigorta ettirenin, sözleşmenin kurulması sırasındaki doğru beyan yükümlülüğünün kapsamı düzenlenmiştir. Madde içeriği ve buna paralel hükümler içeren Hırsızlık Sigortası Genel Şartlarının C-2 ve C-3. maddesinde yer alan düzenlemelere göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün hâlleri sigortacıya bildirmekle yükümlü kılınmıştır. Tazminat ve bedel ödemelerinde, bildirilmeyen veya yanlış bildirilen bir husus ile rizikonun gerçekleşmesi arasındaki bağlantı, 1439 uncu maddede öngörülen kurallar uyarınca dikkate alınacaktır. Bildirim yükümlülüğüne aykırı davranmanın hüküm ve sonuçları ise kusur ve kast unsurları çerçevesinde TTK’nın 1439 ilâ 1441 inci maddelerinde ayrıntılı olarak düzenlenmiş, 1439 uncu maddede; "(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440 ıncı maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez. (2) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder." şeklinde açıklanmıştır. Yukarıda yer alan açıklamalardan açıkça görüleceği üzere sigorta sözleşmeleri her iki tarafa hak ve yükümlülükler yükleyen iyiniyet ve güven esasına dayalı olarak kurulan sözleşmelerdir. Bir sigorta sözleşmesinin kurulmasında taraflar dürüstlük kuralına uygun olarak hareket etmekle yükümlüdür. Bu sözleşmenin kurulmasıyla sigortacı ve sigorta ettiren birbirlerine karşı birtakım haklar elde ederken aynı zamanda borç ve yükümlülük altına da girerler. Tarafların sözleşmenin kurulmasından önce sözleşme ile ne gibi haklardan yararlanıp hangi borç ve yükümlülükler altına gireceklerinin belirlenmesi için sözleşmenin tarafları karşılıklı olarak birbirlerinin bilgisine ihtiyaç duyarlar. Bu kapsamda sigorta sözleşmelerinde sigortacının aydınlatma yükümlülüğü söz konusu iken bunun karşılığında sigorta ettirenin de beyan yükümlülüğü bulunmaktadır ve önemi nedeniyle bu hâller Kanun'da özel olarak düzenlenmiştir. Sigorta ettirenin beyan/bildirim yükümlülüğü ise sözleşmenin yapılması sırasında, sözleşme süresi içinde ve rizikonun gerçekleşmesi durumunda olmak üzere üç bölümde düzenlenmiştir. Açıklanan Kanun maddelerinden de görüleceği üzere beyan yükümlülüğünün ihlâlinin rizikonun gerçekleşmesinden önce öğrenilmesi durumunda sigorta ettirenin kusurunun ve illiyet bağının bir rolü bulunmaz iken; beyan yükümlülüğünün ihlâlinin rizikonun gerçekleşmesinden sonra öğrenilmesi durumunda ise sigorta ettirenin kusuruna ve illiyet bağına göre bir belirleme yapılacaktır . Rizikonun gerçekleşmesinden sonra bildirim yükümlülüğüne aykırı davranıldığının sigorta ettireninin kusurlu davranmasının sonucu öğrenilmesi hâlinde, bu aykırılığın tazminatın veya sigorta bedelinin miktarına veya rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, kusurun derecesine göre sigorta tazminatından indirim yapılır. Bildirim yükümlülüğüne aykırılıkta sigorta ettireninin kusuru kasta dayanmıyorsa ve ayrıca bildirim yükümlülüğüne aykırılık ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının sigorta tazminatı veya sigorta bedeli ödeme borcu kalkar, bağlantı yoksa, sigorta tazminatı veya sigorta bedelinden kusur oranı çerçevesinde indirim yapılması gerektiği 6102 sayılı Kanun'un 1437 ve 1439 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile hüküm altına alınmıştır. Buradaki bağlantı kavramından kasıt, sigortacıya bildirilmeyen husus ile oluşan riziko arasında sebep-sonuç ilişkisi yani sıkı bir illiyet bağı olması hâlidir ( Işıl, Ulaş, Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, Ankara, 2012, s. 88). Kanun'da yer alan kasten gizleme ifadesi, kötüniyetle gizlemeyi değil, bildiği hâlde beyan etmeme hâlini de ifade etmektedir. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlâli ile gerçekleşen riziko arasında illiyet /bağlantı varsa sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkacaktır. Taraflar arasındaki sigorta poliçesinde "BEYANA AYKIRILIK KLOZU” başlığı ile ele alınan düzenleme aynen şöyledir: “İşbu poliçede teminat altına alınan rizikonun Faaliyet Konusu, yukarıda "Risk Bilgileri" kısmında beyan edilmiş olup, sigortacı poliçede belirtilen uygulama esaslarını bu beyan doğrultusunda belirlemiştir. Ancak aksinin tespiti durumunda - sigortacının, Türk Ticaret Kanunu(TTK) ve Sigorta Genel Şartları'nın ilgili maddeleri gereğince poliçe şartlarını değiştirme hakkı saklıdır. Sigorta ettiren, poliçenin risk bilgileri bölümünde yer alan "faaliyet konusu" na poliçeyi teslim aldığı tarihten itbaren 14 gün içerisinde itiraz etmez ve doğru faaliyet konusunu sigortacıya bildirmez ise sigortacının riziko meydana gelmeksizin poliçe koşullarında değişiklik yapma ya da sözleşmeyi feshetme;rizikonun gerçekleşmesinden sonra beyan yükümlülüğünün ihlal edildiği tespit edildiği takdirde sigortacının tazminattan %50 indirim yapma hakkı saklıdır. Bu bildirimin kasten yapılmadığının tespit edilmesi halinde sigortacı tazminat ödeme yükümlülüğünden kurtulur. İşbu uygulama notu rizikonun faaliyet konusunun sigortalı ve sigortacının yazılı mutabakatı veya ek belge ile değiştirilmediği her durum için geçerlidir. Riziko adresi ve yapı tarzı ile ilgili yanlış beyan olduğu durumda hasar ödemesi yapılmayacaktır" Sigorta poliçesinin davacının riziko adresinde cep telefonu satışı faaliyetinde bulunacağı esas alınarak düzenlendiği; riziko gerçekleşmesi sonrasında ise sigortalı iş yerinin bir depo olarak kullanıldığı anlaşılmıştır. Nitekim davacı şirket yetkilisi ...., olay sonrasında verdiği ifadede, söz konusu taşınmazı depo olarak kullandığı beyan etmiş olup bu husus sigortacı açısından rizikonun ağırlaşması durumunu ortaya çıkaracak olup yerin satış yeri olarak değil depo olarak kullanılması sigorta ettirenin/sigortalının sözleşme sırasında beyan yükümlülüğünün ihlali oluşturmakta olup bu husus rizikonun gerçekleşmesinden sonra tespit edildiğinden, ve taraflar arasındaki sigorta özel şartlarında beyan yükümlülüğüne aykırı davranılması halinde yapılacak indirim belirlendiğinden bu indirim üzerinden hesap edilen tazminatın indirilmesi gerekmektedir.Aynı şekilde taraflar arasında imzalanan sigorta poliçesi özel şartlarında mesai saatleri dışında cep telefonlarının ve diğer sayılan ürünlerin kilitli kasada saklanması gerekirken bu kurala riayet edilmediği belirlendiğinden sigorta sözleşmesi hükümlerine göre %30 indirim yapılması gerektiğinden yine belirlenen tazminattan bu oranda indirim yapılması geremketedir. Diğer yandan sigortacı sigortalının gerçek zararını ödemekle yükümlü olduğundan sigortalının gerçek zararını ispat etmesi gerekli olup davacının 220.000,38.-TL zararını fatura ve diğer belgeler ile ispat ettiği,hırsızlık sonucu elinden çıktığını iddia ettiği diğer ürünlerin hırsızlık günü elinde bulunduğunu,ispat edemediği anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile 44.000,08.-TL sigorta tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen KABUL kısmen REDDİ ile; 44.000,08.-TL'nin temerrüt tarihi olan 14/07/2018 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 2-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 3-Alınması gerekli 3.005,65 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 8.197,20 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 5.191,55.-TL'nin talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 4-Davacı tarafından ödenen 54,40.-TL Başvurma Harcı ile 3.005,65 TL Peşin Harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan 14 adet tebligat + posta ücreti 224,50 TL ile bir bilirkişi inceleme ücreti 6.000,00 TL olmak üzere toplam 6.224,50 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 570,58 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 9.200,00 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 7-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre reddedilen miktar üzerinden hesap edilen 64.039,99 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 8-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (Taraf başına 330,00 TL x 2 saat= 660,00 TL) X 2 = 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinden davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen 121,00 TL'sinin davalıdan, 1.199,00-TL' sinin ise davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, 9-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 250,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 10-Davalı tarafından yatırılan ve sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davalıya İADESİNE, 5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. 15/06/2023 Başkan ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye .... ☪e-imzalıdır.☪ Üye .... ☪e-imzalıdır.☪ Katip .... ☪e-imzalıdır.☪ "İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."

Atıf: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/340, K. 2023/595, T. 15.06.2023, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-340-e-2023-595-k-6eeebde83a29